Selamünaleyküm Sevgili Gülay Hocam insanlar iki millet yada gruptan olusmaktadır. Biri hakka iman edip, hak üzere yasayan digeri ise küfre dalıp küfür üzere yasayandır.
Bu insanlar her halleriyle birbirine zıttırlar. Biri helvadan put yapıp tapar, acıkınca da elleriyle yapıp taptıgı putu yemeye kalkan;
Bir digeri ise bütün âlemleri yoktan yaratıp donatan, mülk sahibi olan yarattıklarını bir nizam ve intizam içine koyan, insanları yalnız kendisine kulluk ve ibadet etmek üzere halk eden yüce Rabbe inanan ve inancı üzere yasayan.
Evet, bu insanların bir birine bu kadar zıt olmaları bir daha yan yana gelemeyecekleri anlamına gelmez degilmi?
Hak ve batıl üzere olan iki ayrı insanın tevhit sancagı altına girmesi ile birlikte, tüm zıtlıkların bir anda gitmesi ve uzak olan mesafelerin bir nefes kadar yakın kıldıgı, insanlıgın ilk yaradılısından bu yana çokça sahit olunan durumdur.
iste sevgili Gülay hocam benim sana yazmıs olduğum bu siir ve daha önce yazdıgım siirde, aramızdaki bütün mesafelerin tevhit sancagı altında bulusmamızla kapandıgı ve yürekte olusan menfaatsiz, gösterissiz, ihanetsiz, sadakatli Ensar ve Muhacir kardesligi gibi yalnız ve yalnız Allah için olusan sevgi, muhabbet selinin yüregimde olusup yerine sıgmayıp tasmasıyla kalem kanalıyla yazıya dökülmüstür bu denli sevgi ve saygıların daim olması ve bütün âlemi sarması dilegiyle Allaha emanet olunuz…




