Sen misin Müslüman olan?Mustafa İslamoğlu
Yazan: gulayozturk Nisan 29, 2008
Yine Şafak muhabiri sayesinde öğrendik. Bulgar Kilisesi’nin eski yönetim
kurulu üyesi Bojidar Cipof’un eşi Juliana ben idrakine kavuşarak kendine
dönmüş. Yani, Allah’a kayıtsız şartsız teslim olduğunu beyan ederek
“Müslüman” adını almayı hak etmiş.
Önce İslam’ını gizlemiş. Namazlarını gizli gizli kılmış. Durumdan şüphelenen
kocası, arama sırasında Fatıma hanımın müftülükten aldığı ihtida belgesini
buluyor. Hakaretler ve yıldırma operasyonu başlıyor. Yetmiyor, gece yarısı
kapı önüne konuluyor.
İlk gece bir otelde kalıyor Fatıma Cipof. Bu tepkinin geçici olduğunu
düşünerek evine dönüyor. Fakat tepki artıyor. Hakaret artıyor. “Kara Fatma”
ilan ediliyor. Namaz kılarken itilip kakılıyor. Tesettürüyle dalga
geçiliyor. İş akıl hastası ilan etmeye kadar vardırılıyor. Fatıma kardeşimiz
9 aydır sığındığı Müslüman bir ailenin yanında yaşıyor. Kocasına boşanma
davası açmış, neticesini bekliyor.
İhtidalar oldum olası beni heyecanlandırır. Bir Müslüman olarak beni
ilgilendiren yanı, büyük ailemize bir kardeşin daha katılmış olmasıdır. “Bir
adem bir alem” demişiz bir kez. Ve bir alemimiz daha olmuştur.
Mühtedi açısından olay azimdir. Zira bir mühtedi için ihtida, hayatının en
büyük devrimidir. Bunun ne büyük bir iman hamlesi olduğunu, imanı ata mirası
sananlar nasıl anlasın? Mühtedi, “dönüş” kararı verdiğinde hayatını
sıfırlamayı da kabul etmiştir. Hz. Ömer’in “kesip atmak” dediği türden büyük
bir karar. Ona İslam’ın kapısını tıklattıran şey yüreğine düşen hakikat
ışığıysa, evinden, eşinden, işinden, aşından, arkadaşından, çevresinden ve
daha birçok şeyden kopacak olmasına aldırmaz. O ışığın cazibesi benliğini
öylesine sarar ki, “ayrılmanın” acısı “bulmanın” sevincini bastıramaz.
“Müslümanlar, kardeşinize sahip çıkın!” demiyorum. Biliyorum, ona sığındığı
Allah sahip çıkar. Ama o imanıyla imtihan olurken, onu tanıyanlar da onunla
imtihan olurlar. Umarım büyük ailemizin yeni üyesiyle imtihan olanlar
sınavlarını yüz aklığıyla verirler.
İslam’ın yayılış tarihine dair çaplı bir esere imza atan İngiliz oryantalist
Thomas W. Arnold’un şu ilginç tesbiti bir kez daha doğrulanıyor: “İslam’ın
insan kazanımı, siyasal olarak en dibe vurduğu dönemlerde en yüksek seyrini
korumuştur.” Bunu, Müslüman olmanın ölmek demeye geldiği bir dönem olan 16.
yüzyıl ispanya’sında yerli halktan hâlâ Müslüman olmak için sıraya
girenlerin bulunduğunu naklederken yapıyor.
İşte bu, İslam’ın gücüdür. O güç bizden değil, Allah’tan kaynaklanıyor.
Egemen güçlerin İslam’ı şeytanlaştırma çabaları da işe yaramıyor. Adam
olacak çocuk, ne edip edip adam oluyor. İnsan Müslümanların haline bakında
dine girmez, aksine dinden çıkar değil mi? Eğer iş böyle değilse, bunun
nedeni “Mukallibu’l-Kulub” olandır.
Fakat, bu hazımsızlığa ne demeli. Bojidar efendiye ve çevresine düşen bu
özgür seçime saygı duymak, eğer istemiyorsa eski eşinin hukukunu gözeterek
boşamaktı. Asıl kaygıyı şu cümle ele veriyor: “cemaat içinde bizi rezil
ettin”. İşte size cemaat baskısı.
Bakın bu baskıyı Müslümanlar çok iyi biliyor. Yıllar yılı malum azgın
azınlık dindarlara ipe sapa gelmez yasaklar uygularken hep aynı güdüyle
davrandılar. Müslümanlar malum azınlığın fiyakasını bozuyordu. Onlar
yabancılaşmıştı. Bir yere ait değillerdi. Ama kendilerini yerli gibi
yutturmak ve kendilerini tatmin etmek istiyorlardı. İslam’ı ve Müslümanı her
görüşte, yabancılıklarını ve yersizliklerini hatırladılar. Bu da onları
hırçın ve saldırgan yaptı. Tesettür, Kur’an, İmam-Hatip, Cami, Namaz, Oruç
düşmanlıklarının sebebi de bu.
Fatıma Cipof olayı tek değil. 2004 yılının son aylarında Mısır’da benzer bir
olay yaşandı. Bir Kıpti papazın karısı olan Vefa Konstantin Müslüman oldu.
Yer yerinden oynadı. Kıpti Patrik Şenuda, kendini kaybetti. Kıptileri
kışkırtan demeçleri üzerine Kıpti gençler ayaklanıp terör estirdi. Ve sonuç
yüz kızartıcıydı: Müslüman olan Vefa hanım, mısır diktatörünün marifetiyle
Kıpti kilisesinin insafına teslim edildi. Önce “akıl hastası” ilan edildi,
sonrasını tahmin edebilirsiniz.
Kiliselerin derdi belli: Cemaatlerini İslam’ın cazibesine kaptırmamak.
İslam’ın kilisesi yok, şükürler olsun. Buna ihtiyacı da yok. Cazibesi
içinden, gücü kendinden. Bu yüzden zorbalık yapıyorlar.
Hayret, Vefa Konstantin olayında o çok özgürlükçü dünyadan çıt çıkmadı.
Bakalım Fatıma Cipof olayında ne yana yatacaklar?
Vefa Konstantin veya Fatıma Cipof. Zorbalar bu menkıbenin önüne geçemeyecek.
Çünkü bu menkıbenin tarihi insanlıkla yaşıt. Hatırlayın Firavun’un karısı
Asiye’yi. Kur’an onu tüm mümin kadınlara örnek gösterir. Firavun olan
kocasının, “İnancını terk et seni sarayın tek kraliçesi ilan edeyim”
teklifini reddedince işkence başladı. Onun işkence altında yaptığı duayı
Kur’an ölümsüzleştirdi “Rabbim! Artık bana kendi katında, cennette bir saray
inşa et! Beni Firavun’dan ve onun iktidarından kurtar!” (Tahrim, 66/11
Mustafa İslamoğlu
Nisan 30, 2008 12:20 am
RABBİM RAZI OLSUN GÜLAY KARDEŞİM
MUSTAFA İSLAMOĞLU hocamızında ilmine ve İmanına kuvvet İNŞAALLAH ki daha nice yazılarını ibret alarak okuyabilelim
Nisan 30, 2008 1:01 pm
selam dilşad kardeşim hoşgeldin canım.
yorumunu ancak okuyabildim.15 sayfamdan sonra ancak burda gelebildim
çok yoruluyorum ama severek ve Mevlam dan güc alarak yapiyorum..
her zaman hayırlısına versin istedim Rabbim den..
açılan her kapı benim ve sizlere için hayırla versile olacağına inaniyorum.
çünkü Mevlama inancim ve güvenim sonsuz..
evet,yazi çok güzel.
burda görüyoruz ki Ayet buyurduyu gibi,Mevlam hidayet edeceksa kimse önüne geçemez.
aynı şekilde zarar vereceksa yine kimse önleyemez..
burda çok ince bir nokta var ki..bunu anlayabilirsak çok seyler kazanmiş olacağız..
Mevlam bize büyük bir cevher verdi..akil…
insan aklın dpru ve güzele kulanırsa ,Rabbim ona her türlü ihtiyaclarına verecek.
ben( ben diyorum çünkü sizin için büyük bir ibret olduğumu inaniyorum)
bildim bileli Allah ile beraber olmusumdur..
5 kardeştik..ben onlara o kadar farklıydım ki,tanimayan bizi görünce bu kim aceba sorardı..
annem rahmetli koyu bir hristiyandi ve çok güzel bir ahlak sahibiydi.
Allaha inanci çok fazlaydı bu yüzden Mevlam ölmeden evvel beni vasita yaparak müslüman olmasına nasıp etti..
küçük yasta bizi Allahın varlığına öğretti.
ben o yönden yöneldim.Allaha..inandim ve şüphesiz itaat ettim.
diğer kardeşlerim ama dünyanın güzelliklerle meşkül oldular..
istemediler Mevlam dan..
ben istedim hep ama..
ne istedim??
Onun istediği gibi bir kul olmama nasıp eylesin..
ve bunun için ne gerekiyorsa o yönden yönlendirsin beni.
bu samimi duam Mevlam karşılı9k verdi..
ve nasıp etti islama gelmemi.
bundan ne anliyoruz..
istemek..durmadan istemek..hayırlısına istemek ve Mevlam vereceğine inanarak Ona teslim olmak..
şüphesiz inanarak..
böyle olunca Rabbim senin kalbine taht kurar..
baska bir seyi girmesine izin vermez..
girince de ne kadar boş olduğunu farkedersin,kıymet vermezsin…
bir çok insanlar gülerek yaptiği günahlar senden uzak olur..
yaptiğin ufak bir hata bile “aceba Rabbime üzdüm “diye gözyaşi dökersin..
tüm insanlar karşı,(düşmanların bile)merhamet sevgi hişsedersin..
kısaca adeta bir yeryüzü melek olursun..
bunlar hepsi neden?
çünkü Rabbi güvendin..istedin..
işte bu ince nokta burda..
bir çok kişi (kader böyle ne yapayım “diyorlar..
evet Rabbim ne olacağına evvel den bilen ve yazandir..
ama kaderinin sen bu akıl denen seyi ile çizdin..
bende diğer kardeşlerim gibi gafletten yaşasaydim ve Mevlam da istemeseydim bende şu anda onlara gibi mutsuz ve perişan olurdum..
çünkü islama yaşamayan(gerçek islamı ama)perişan ve mutsuzdur..
uzun bir yazi oldu hakkını helal et dilşad kardeşim..
ama söylemek istediğim o kadar çok seyler varki..
bizlere dua edin..
siz zaden her gün dualarımdasınız.
dua etmeden ve tüm Ümmedi Muhammedi için gözyaşi dökmeden günüm yok..
sofrada ikinci yemek görünce üzüntü duyarım..
aç olan kardeşlerimize düşünerek tatsız geliyor her seyi..
Rabbim bu imtihan dünyasında yar ve yardımcımız olsun..
amin.
sevgilerimle kal.
seni seviyorum dilşad kardeşim.