İslam Huzur Dinidir

İslamı sonradan bulup mutluluğa eren bir yürekten; islam

Kör bir insan, göz nurundan mahrumdur….

Yazan: gulayozturk Mayıs 8, 2008

Nur zulmetin ziddidir. Genellikle, nur denilince hayâlimizde parlak bir
isik, zulmet denilince de koyu bir karanlik canlanir. Bu mânâ yanlis degil,
ama eksik. Madde âlemini aydinlatan isiga “nur” ve bu âlemi seyretmemize
engel olan karanliga “zulmet” dedigimiz gibi, mânâ âleminin de nur ve
zulmetlerini ayni sekilde degerlendirebiliriz. O âlemi de aydinlatan nurlar
ve gizleyen zulmetler var.

Iman bir nurdur; göz nuru insani madde âlemiyle bulusturdugu gibi, iman nuru
da insan kalbini iman hakikatlerine muhatap kilar.

Kör bir insan, göz nurundan mahrumdur; esyaya bakar ama bir sey göremez.
Imansiz bir insan da küfür karanligindadir, kâinati seyreder ama onun
yaraticisini bilemez.

Cehalet de ayri bir körlük, ayri bir zulmettir. Câhil insan, gözü önüne
konulan ilmî bir eserin sadece maddesini görür, onun içindeki mânâya nüfuz
edemez. Ilim ise nurdur, insani o eserdeki hikmetlerle tanistirir.

Cenâb-i Hakk’in bir ismi Nur oldugu gibi bütün isimleri de nuranîdir. Her
birinden, farkli güzellikler, degisik inayetler ve merhametler tezahür eder.

Vücut (varlik) nur, adem (yokluk) ise zulmettir. Her bir Ilâhî isim, varlik
âleminin bir bölümünü, bir subesini aydinlatir; insanlarin, meleklerin ve
cinlerin tefekkürüne yahut istifadesine sunar.

Hâlik isminin tecellisiyle varliga ayak basan her mahlûk, yokluk zulmetinden
kurtulmus, vücut nuruna kavusmus olur.

Hayat sahibi olmak vücuttur, olmamak ise adem. O halde bir varlikta “Muhyî”
isminin tecellisiyle hayat nuru parlar.

Adalet nurdur, zulüm ise zulmet. Âdil isminin tecellisiyle zulümler ortadan
kalkar, hikmet ve rahmet nurlari her tarafi kaplar.

Zâlim insanlarda merhametten bir isik huzmesi bile göremezsiniz.Ruhlari
karanliktir; o ruhlarda inayet, ihsan, ikram gibi faziletleri bulamazsiniz.
Iste, Kahhar isminin tecellisiyle bu zâlim insanlar cezalandirilirlar;
adalet nuru böylece parlar ve zulmün zulmeti de yok olur gider. Bediüzzaman
Hazretleri, cehennemi anlatirken onun önemli bir vazifesinin de “âlem-i
vücut kâinatini âlem-i adem pisliklerinden temizlemek” oldugunu ifade eder.
Cehennemi inkâr eden bir kâfir cehennemde yandiginda küfürden temizlenir.
Artik o, cehenneme yakînen iman etmistir. Ama bu geç kalmis iman, onu
cennete götürmeye yetmeyecektir.

Bir sekle sahip olmak vücuttur, sahip olmamak ise adem. Musavvir isminin
tecellisiyle sekiller âlemi varlik sahasinda boy gösterir.

Hikmet de bir nurdur; abesiyet, yâni faydasiz ve mânâsiz olmak ise zulmet.
Her Ilâhî eser, Hakîm ismine mazhardir ve abesiyetten uzaktir.

Diger Ilâhî isimleri de ayni sekilde düsündügümüzde her birinin
tecellisinden ayri bir nur dogdugunu ve tecelli etmemesinin de ayri bir
zulmet oldugunu görürüz.

Iste bütün isimleri ve sifatlari nuranî olan Allah’a iman etmek de ayri bir
nurdur. Insan bu nur ile, küfür zulmetinden kurtulur. Kendi varligini ve
çevresindeki esyayi Ilâhî isimlerin tecellileri olarak görür. Onun için
artik her taraf nur ile doludur. Her mahlûk bir tefekkür hazinesi, her nimet
bir sükür davetçisidir.

Kalbi imanla nurlanan bu bahtiyar insanin bütün his dünyasi da Kur’an
ahlâkiyla nurlanir. Güzel ahlâkin herbir subesinden ayri bir nur alir, ayri
bir zevk duyar.

Imanin diger rükünleri de insan için ayri birer nurdur ve her biri bir baska
zulmeti ortadan kaldirir.

Âhirete iman ile istikbali nurlanir; kabri “âlem-i nura açilan bir kapi”
olarak görmeye baslar. Bir dakika sonrasi hakkinda hiçbir bilgisi olmayan
insan, bu iman sayesinde kabri görür, mahseri görür, cennet ve cehennemi
görür; küfür zulmetinin dogurdugu ruhî sikintilar onun ruh dünyasina
yanasamazlar. Ufku genislendikçe genislenir; huzuru arttikça artar.
“Fikrin sönük ise Kur’an’in günesi altina gir. Imanin nuriyle bak ki, yildiz
böcegi olan fikrin yerine herbir âyet-i Kur’an birer yildiz misüllü sana
isik verir.” Sözler

Kadere iman ile, hâdiseler nurlanir. Mü’min, kahri da lütfu da birer imtihan
sorusu olarak degerlendirir ve her ikisinde de kendisinden beklenen kulluk
tavrini en güzel biçimde ortaya koymaya çalisir. “Kadere iman eden kederden
emin olur” sirri onda tahakkuk eder. Artik onun kalp dünyasi daima aydin ve
ruh iklimi her zaman sakindir.

“Kar kis demez, irkilmez, üzülmez, aci duymaz,Mevsim bütün ömrünce ilik
gölgeli bir yaz. Ali Ulvî Kurucu”"

Insan, peygamberlere ve kitaplara iman etmekle, rehbersizlik zulmetinden
kurtuldugu gibi, meleklere imanla da yalnizlik zindanindan halâs olur.

… Iman nur oldugu gibi kuvvettir de.

Kör insan, yürüme gücünü de büyük ölçüde kaybeder, rahatlikla yol alamaz.
Adimlari endise yüklüdür; sür’at yapamaz.

Bilgisiz insan da bir eseri anlamaya güç yetiremez. Çünkü, ilim nurundan
mahrumdur. Görme ve bilme hem nur, hem kuvvet olduklari gibi, iman da essiz
bir nurdur ve en büyük bir kuvvettir.

“Sultan-i Ezelî’ye iman ile intisab eden ve amel-i salih ile itaat eden bir
insan” (Sözler) artik hiçbir seyden çekinmez ve korkmaz. Semâvat ve arzi ve
onlardaki bütün mahlûkati Rabbinin askerleri bilir; o âciz ve mahkûm
varliklarin korkusu kalbinde yer tutamaz. Onun korkusu da, sevgisi de
Sultan-i Ezelî içindir.

(sevdiğim alıntı bir yazi)

Yorum Yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>