Kadın hakları savunucuları, kadını kendi zevkleri ve eğlenceleri uğruna harcamış ve kurban etmişlerdir.
Yazan: gulayozturk Mayıs 12, 2008
Batının materyalist zihniyeti, kadına tanıdığı serbestlik, aslında onu
köleliğin modern sömürüsü haline getirmiştir. Ama bu köleliğin renk ve
çizgileri dünkü kölelikten farklıdır.
Kadın hakları savunucuları, kadını kendi zevkleri ve eğlenceleri uğruna
harcamış ve kurban etmişlerdir. Medeniyet ve özgürlük adına kadını
koruyormuş gibi görünürken, sosyo-ekonomik ve politik bakımdan tamamıyla
kendi egemenlik,Bugün özgürleşmiş kadın tipi, ne yazık ki vücutları,
güzellikleri ve düşünceleri metalaşmış , iktisadi sömürücülüğün en belirgin
özelliğini vermektedir.
Materyalizm, kadını özgürlük uğruna sokaklara dökmüştür. Bir lokma ekmek
için üretim çarkları arasına itmiş, dolayısıyla da, ondan yararlanma yoluna
gitmiştir. Halbuki burada kişiliğine kavuşan kadın değil, kokuşmuş dünyalık
zevklerini tatmin eden, kadının duygularını, ruhi inceliklerini istismar
eden ” sözde aydınlar ” dır.
Kadını ailesinden, çocuğundan, yuvasından koparıp fabrika patronlarının ve
ağalarının bedeni zevklerini tatmin etmeye, az ücretle devlet dairelerinde
çalıştırmaya, seksi giysilerle sinemada, tiyatroda, televizyonda, balolarda,
kulüplerde, defilelerde sanat adı altında teşhir etmeye, “kadının özgürlüğü
ve eşitliği” demek mümkün mü?
Kadın böylece evinden ve çocuklarından koparılmış, evinin huzurlu havasını
çeşitli sıcak duygularla teneffüs edemez biri haline getirilmiştir. O’nun
bütün düşüncesi; ihtirası, heyecanı ve beğenilme arzusudur. O artık
dişiliğini teşhir etmenin sarhoşluğu içinde ne yaptığının farkında olmayan
bir zavallıdır.
O, dün olduğu gibi bugün de bir sermaye olarak kullanılmaktadır. Fakat,
gözleri kamaştıran, hisleri okşayan, duyguları ve beyinleri çalışamaz hale
getiren bir kelime vardır ki bütün gerçeklerin görülmesine engel olmaktadır.
Kadın, bu kelimenin cazibesinden kendini bir türlü alamamıştır. Evet bu
kelime ” özgürlük” tür.
Bu kelime kişiliğini, iffetini, mutluluğunu alıp götürmüştür. Özgürlük
uğruna istismarcı kapitalist sömürgecilerin elinde bedeni zevkleri tatmin
eden ” modern bir köle” olmuştur.
Kadın özgür mü, Modern Köle mi?
Yunan ve Roma İmparatorluğunun” tarihi belgeleri incelendiği zaman
görülecektir ki, Yunanlı erkek bacısıyla evlenirken, Romalı erkek babası
öldükten sonra, kılıcını üzerine attığı annesiyle evlendikleri
görülmektedir. Bütün bunlar Yunan ve Roma medeniyetleri adına yapılıyordu.
Onun için batı dünyasının, kadınlar için özgürlük istemesini olağan
karşılamak gerekir. Daha düne kadar kadının insan olup olmadığını tartışma
konusu yapan ve kadınlarını kumar masalarında açık arttırmayla satışa
çıkaran bir zihniyetin, bugün kadınlar için özgürlük istemesini çok normal
karşılamak gerekir.
Batı dünyası, modern medeniyet denilen çağımız dünyasında kadına ne kadar
özgürlük isterse istesin hala köle olarak kullanılmaktadır.” Kadın onlar
için daima bir sermaye ve karlı bir metadır.”
Batı toplumu ve batı insanı, kadını bir bakıma hürriyetlerine kavuşmuş gibi
görmektedir ama her türlü rezillikten, hayvani hislerden ve arzularının
tatmininden kurtulmaması için sürekli olarak yaradılışındaki gizli
kuvvetleri istismar etmektedir.
Önceden de belirttiğimiz gibi köleliğin vasıfları değişmiştir. Sömürü ise
aynen devam ediyor. Değişen bir durum yoktur, önceden cebri hareket vardı,
şimdi ise kadının duyguları istismar edilerek ve müsaadesi alınarak ve aynı
zamanda zaafından yararlanıp kandırılarak yapılmaktadır. Bundan
kurtulabilmesi de artık çok zor. Çünkü sistemleri, kadın ruhunun köleliği
üzerine kurulmuş bir kere..
İslam’ın dışındaki bütün sistemler kadına, sosyo-ekonomik ve politik açıdan
bakarken, İslamiyet kadına öz değerini vermekte, sömürü hayatından,
istismardan, adi ve bayağı zevklere aracı olmaktan kurtarmaktadır…
İslam, onu evinin ve ailenin temel direği kabul etmekte, onu her türlü
dünyalık maskaralıkların dışında, evinin ve çocuklarının her türlü
destekleyicisi olarak kabul etmektedir.
İslam, hiçbir zaman kadının dünyalık meta ile adi zevklere vasıta
kılınmasını tasvip etmez. Kadını ve kadın şahsiyetini ucuza indiren her
türlü kepazeliğe rıza göstermez.
Kendi toplumunda kadın ve erkeği bayağılıklara sevk edecek telkinlerin
yapılmasına asla müsaade etmez. Zira onun dünya görüşüne ve saadet
anlayışına aykırıdır. Alınan her türlü tedbir, kadına ne kadar büyük değer
verildiğinin işaretidir.
Bu bakımdan İslam aile yuvasını, çocukları, evin içindeki huzurlu havayı
organize etmeyi kadına vermiştir. O’nu, ekonomik hayatın zor şartları
arasından çıkarmış ve bunun için geçimi erkeğin omuzlarına yüklemiştir.
Çoluk-çocuğun geçimini temine çalışmak, onlara istikbaldeki çalışmalarına
zemin hazırlamak aile reisi olan babanın asli vazifeleri arasındadır. Öte
yandan ailede huzuru sağlamak, manevi havayı evin içinde temin etmek,
çocuklara sevgi, şefkat ve terbiye ruhunu vermek vazifesi ise kadına yani
anaya düşer. Bu itibarla bu vazifesindeki kutsiyeti bakımından İslam kadına
büyük değer vermiştir.
Bugün kaybedilen kadını kurtarmak medeni insanın en başta gelen vazifesidir.
Çünkü kadın kişiliğine ve gerçek manada mutluluğuna erişince, erkek de
cemiyetler de, nesiller de mutlu olacaklardır….