ALLAH’A YAKINLIKTA TEFEKKÜRÜN ÖNEMİ
Yazan: gulayozturk Mayıs 19, 2008
Evreni saran yaratılış delillerini görmek, araştırmak ve üzerlerinde
tefekkür etmek, -bazı insanların gerçekleri görmesini engelleyen- gafleti
kaldıran en önemli etkenlerden biridir. Yüce Allah’ın üstün ilmi ve kudreti,
ancak samimi bir tefekkürle hakkıyla takdir edilebilir. Bu sayede insan,
Rabbimizin açık delilleri karşısında kesin bir bilgiyle iman ederken, O’nun
üstün sıfatlarını tanır, Allah’a daha çok yakınlaşır ve her işinde O’nun
rızasını gözetmeyi amaç edinir.
Yüce Rabbimiz, Kuran’daki pek çok ayette insanları düşünmeye davet
etmektedir. Düşünmek, özellikle “derin düşünmek” insanın, alemleri yoktan
var eden, sonsuz güç sahibi Yüce Allah’ı takdir edebilme gücünü, kavrayışını
dolayısıyla Allah korkusunu ve Allah’a olan yakınlığını artıran en önemli
vesilelerden birisidir.
Allah Kuran’ın birçok ayetinde “…düşünmez misiniz?” (Nahl Suresi, 17),
“…düşünen bir topluluk için deliller vardır” (Bakara Suresi, 164)
ifadeleriyle düşünmenin önemini haber vermiş ve üzerinde düşünmemiz için
sayısız delil yaratmıştır. Gördüğümüz, farkına vardığımız herşey Allah’ın
bir tecellisi ve delilidir. Bu nedenle göklerde, yerde ve bunların arasında
bulunan herşey insanın düşünmesi için birer vesiledir. Bir ayette şöyle
buyrulur:
Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her
türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için ayetler
vardır. (Nahl Suresi, 11)
Allahın Yaratma Sanatını Görebilmenin Yolu: Tefekkür
* Tefekkür etmek evrendeki herşeye Allahın üstün yaratma sanatının birer
delili olarak bakmaktır. Sözgelimi pencereye bakmakla pencereden bakmak bir
değildir. Pencereye bakanlar belki pencerenin üzerindeki lekeleri görür ya
da pencerenin çerçevesi, camı gibi bir takım yapısal özellikleri hakkında
görsel bilgi sahibi olurlar. Pencerenin muhteşem bir dünyaya açıldığını
düşünüp buradan dışarı bakanlarsa, bu pencerenin ardındaki güzellikleri
seyrederler ve bundan sonsuz keyif alırlar. Bu anlamda tefekkür etmek,
çevremizdeki güzellikleri görebilmemize yarayan bir nimettir. Tefekkür
sayesinde karşılaştığımız görüntülerin her biri bize Yüce Rabbimizin
azametini, sonsuz rahmetini ve üstün yaratma sanatını gösterir.
* İnsanlar gün içinde birçok konu hakkında düşünürler. Ancak bu düşüncelerin
büyük bir kısmı ahireti için fayda vermeyecek, “boş ve gereksiz”, insanı
hiçbir sonuca vardırmayan, insana hiçbir şey kazandırmayan, yararsız
düşüncelerdir. Oysa önemli olan insanın yaşamının her anında olayların
sebeplerini, hikmetlerini araştırarak gerçek anlamda derin bir şekilde
düşünmesidir.
* Derin bir şekilde düşünmeyi başaran bir insan, bir meyve, örneğin bir
portakal yerken bile, bu meyve hakkında tefekkür eder; portakalın kuru bir
topraktan bu kadar lezzetli ve sulu bir meyve olarak hem de dilimlenmiş bir
şekilde çıktığını, insanın ihtiyaç duyduğu vitaminleri içerdiğini ve tam da
insanların bu vitaminlere ihtiyaç duyduğu kış mevsiminde yetiştiğini
düşünür. Bu şekilde derin düşünen bir mümin, çevresindeki her incelikte
Allah’ın kudretini ve sanatını görür, O’nu tesbih eder ve Allah’a
yakınlaşmaya bir yol bulur. Müminlerin bu vasıfları Kuran’da şöyle haber
verilmektedir:
Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin
ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki “Rabbimiz, Sen bunu
boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru.” (Al-i İmran
Suresi, 191)
Tefekkürün Kazandırdıkları
Düşünen insan;
* Allah’ın yaratış sırlarını, dünya hayatının gerçeğini, cennet ve
cehennemin varlığını, olayların iç yüzünü kavrar.
* Allah’ın razı olduğu bir kul olmanın önemini daha iyi anlar, din ahlakını
gereği gibi yaşar.
* Gördüğü herşeyde Allah’ın sıfatlarını tanır, insanların büyük çoğunluğu
gibi değil, Allah’ın emrettiği şekilde düşünmeye başlar. Bunun sonucu olarak
da hem güzelliklerden herkesten çok daha fazla zevk alır, hem de gereksiz
kuruntulara, dünyaya yönelik hırslara kapılarak kendini sıkıntıya sokmaz.
* Her an Allahı yanında hisseder. Bu nedenle tefekkür eden bir kişinin
Allah’a olan bağlılığının derecesi, Allah korkusu, sorumluluk hissi ve şevki
gün geçtikçe artar.
Bunlar, düşünen bir insanın dünyada kazanacağı güzelliklerden sadece
birkaçıdır. Dünya hayatında düşünerek gerçekleri görmekten kaçınan
insanların ise düşünecekleri, hem de “derin ve iyiden iyiye” düşünecekleri
ve gerçekleri tüm açıklığı ile görecekleri bir gün mutlaka gelecektir. Ancak
o günkü düşünmeleri onlara hiçbir yarar sağlamayacaktır.
Düşünce Tembelliğinden Kurtulmak
İnsanların düşünmelerini engelleyen birçok neden vardır. Bunlar insanı
düşünmekten, gerçekleri görmekten alıkoyabilir. Bu yüzden, her insanın
kendisine olumsuz yönde etki eden sebepleri teşhis etmesi ve bunların
etkisinden kurtulması şarttır.
Derin düşünmeyi engelleyen en önemli etkenlerden bir tanesi düşünce
tembelliğidir. Düşünce tembelliğinden dolayı insanlar, herşeyi hep
gördükleri ve alıştıkları şekilde yaparlar. Örneğin;
* Kişinin hep alıştığı şekilde hareket etmesi,
* Zor ve zahmetli bile olsa her konuda yalnızca bildiği yöntemleri
uygulaması,
* Hiç yeni bir fikir getirmemesi ya da farklı bir yöntem denememesi,
* Eksik olduğunu bildiği konularda kişilik özelliklerini iyi yönde
değiştirme ihtiyacı duymaması; gibi davranışlar yoğun düşünce tembelliğinin
en belirgin göstergelerindendir.
Oysa insan tefekkür etmekle gelişir. Doğruları görebilme yeteneğinin
artması, adalet duygusunun güçlenmesi, her konuda akledebilme özelliği ve
benzeri meziyetlerin kazanılması da tefekkür vesilesiyle gerçekleşir.
İşte bu noktada tefekkür etmenin bir insana neler kazandırabileceğinin
bilinmesi kuşkusuz ki teşvik edici olacaktır. Değerli İslam alimlerimizden
Mehmet Zahit Kotku tefekkürün bir insan üzerindeki olumlu etkilerini son
derece samimi ve hikmetli bir şekilde şöyle özetlemektedir:
“Tefekkür gönülde bir kandildir. Hayır ve şerri fark etmekte, akıl ona
muhtaçtır. Tefekkür, gönülde olan marifeti hazır edip gösterir. Kalbi gaflet
deryasına düşmekten kurtarır. Tefekkür gönüllerin tasfiyesidir.
Murakabelerin başlangıcıdır. Tefekkür hakikat bahçelerinin emsalsiz
ağaçları, çiçekleri, gülleridir. En ince hadiseleri pek aşikar surette
gösteren nurdur. Tefekkür, aynı zamanda eşyanın hakikatini gösteren bir
aynadır. İnce manaların mizanıdır. Tefekkür hikmet kaynaklarından bir
kaynaktır; cevahir gibi ve diğer kıymetli, madenleri bilmek gibidir.
Tefekkür, hikmetleri yakalamak için bir ağ gibidir. İbret nazarlarına
melekedir.”
Düşünmekten Kaçınanları Bekleyen Zor Hesap
* İman etmeyenler, “O gün cehennem de getirilmiştir. İnsan o gün
düşünüp-hatırlar, ancak (bu hatırlamadan) ona ne fayda?” (Fecr Suresi, 23)
ayetinde de bildirildiği gibi ancak cehennemi gördükten sonra gerçek anlamda
düşünmeye başlarlar.
* Bu kişiler o ana kadar, dünyaya gönderiliş amaçlarını çevrelerindeki
canlıların nasıl ortaya çıktığını ve neden yaratıldıklarını, gece ve
gündüzün varoluş sebeplerini, evrendeki düzenin kusursuzluğunu, Allah’ın
Kuran’da emrettiklerini kısacası kendilerine gerçek anlamda fayda verecek
konulardan hiçbirini o ana kadar düşünmemişlerdir. Bir gün tüm insanlar gibi
kendilerinin de öleceğini ve Allah’ın huzurunda hesap vereceklerini
akıllarına bile getirmemişlerdir.
* Büyük bir kavrayış ve anlayış eksikliği içinde olan bu gibi insanlar
gerçekleri ayette de bildirildiği gibi ancak Rabbimiz’in huzurunda hesap
verirken anlayacaklardır. Sonsuz güç sahibi Yüce Allah bu kişilerin durumunu
Kuran ayetlerinde şöyle bildirmektedir:
Onlar, dünya hayatından (yalnızca) dışta olanı bilirler. Ahiretten ise gafil
olanlardır. Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah gökleri, yeri
ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre (ecel)
olarak yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı inkar
ediyorlar. (Rum Suresi, 7-8)
Tefekkür Etmenin Ahiretteki Güzel Karşılığı
Peygamber Efendimiz (sav)in Bir saat tefekkür, bin yıl nafile ibadetten
hayırlıdır.” hadis-i şerifinde önemini vurguladığı tefekkürle ilgili
üzerinde durulması gereken önemli bir nokta vardır: Samimi bir şekilde
tefekkür etmek, bir mümine hem dünyada hem de ahirette pek çok hayır ve
hikmet kazandırır. Çünkü iman eden kişiler etraflarında olan bitenler
hakkında sürekli düşünürler; çevrelerindeki varlıkları inceler ve onlardaki
yaratılış delillerini görürler. Bu da kişinin üzerindeki gaflet perdesinin
aralanmasında ve samimi bir şekilde Allah’a yönelmesinde son derece etkili
olur.
Bu nedenle Allaha daha yakın olmak isteyen her insanın, tefekkür etmesini
engelleyen nedenleri ortadan kaldırarak, samimi ve içten bir şekilde
Allah’ın yarattığı her olay ve her varlık üzerinde düşünmesi,
düşündüklerinden kendisi için bir öğüt ve ders çıkarması gerekir.
Tefekkür ederek daima doğruyu gören müminin ahiretteki kazancı Rabbimiz’in
sevgisi, rızası, rahmeti ve cenneti olacaktır. Kuşkusuz bu, en güzel
kazançtır. Rabbimiz ayetlerde salih müminleri Kendi Katında bekleyen güzel
karşılığı şöyle müjdelemiştir:
“İman edip salih amellerde bulunanlar; onları, içinde ebedi kalıcılar
olarak, altından ırmaklar akan cennetin yüksek köşklerine muhakkak
yerleştireceğiz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir. Ki onlar,
sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.” (Ankebut Suresi, 58-59)
Kaynak:
Harun Yahya- Kuran Ahlakı
Harun Yahya- Derin Düşünmek
Tasavvufi Ahlak 4/ Mehmet Zahit Kotku
1 Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 317