ÇOCUKLUK DÜŞLERİ…Şiir : Turhan BOZKURT
Yazan: gulayozturk Haziran 19, 2008

Saklambaç oyununu az önce bitirdik
Birazdan annem pencereden başını uzatacak
Önce bir tebessüm
Ardından, “Hadi çabuk ol yavrum, yemeğin soğuyor.” diye seslenecek
Son bir tur daha atıp bırakacağım mavi bisikleti kapının önüne
Divanın üstündeki misketlerim
Tenekeden belediye otobüsüm beni bekleyecek
Alelacele yiyip bitireceğim yemeğimi
Koşacağım yanları fosforlu belediye otobüsüme
Misketlerimin içinden mavilisini alacağım
Biraz masal, biraz da peri hikâyesi
Bir-iki cümle de nasihat annemin dudaklarından
Uyumadan önceki eğlencelerim olacak
Anneme doyasıya sarılacağım
Öpeceğim onu yanaklarından
Okşayacak başımı annem
Miss gibi kokan bir yatakta yıldızları tutacağım
Uyuyacağım
Sabahın gelişini çilli horoz haber verecek gür sesiyle
Yataktan kalkıp mavili elbisemi giyeceğim
Ve de günün ilk turunu atacağım mavili bisikletimle
Arkadaşlarımı unutmadan oyunlara
Annemi üzmeden bayramlara koşacağım
Hep mavi, hep annem olacak
Gece yıldızlar, gündüz mavi bisiklet
Akşam huzur dolu masalların yolunu gözleyeceğim
Anneme hep masallarda koşacağım
Masalın sonunda muradıma ereceğim
Masallarda büyüyeceğim
Ben büyüdükçe mavi bisikletim küçülmeyecek
O da benimle boy atıp serpilecek
Yanımda hep oyun, hep mavi, hep annem olacak
Bir de yıldız kadar çocuk
Bir de…
****
Vurulacak, yeniden başlayacaktık
‘Hayır ölmedim. Vuramadın’ diyecektik
Karşı takımdakiler üşüşecekti etrafımıza
Cızlıkçı, vuruldun işte
Küsüp gidecektik aralarından
Bir kenara çekilmek ağır gelecekti
Uzaklaşacaktık oradan
Herşey bir oyun deyip geçemeyecektik
Oyuna değer verecek, üzülecektik elbet
Akacaktı içimize utancın nefretle karışık hali
Bakmayacaktık arkamıza
Önümüzde bir gözlerimiz
Bir de ardımızda kalan oyundan haykırışlar olacaktı
Yürüyecektik
Oyun oynarken yaptığımız gibi
Dünyaya küsmekle eş anlamlı olsa da yaşanılan
Aldırış etmeyecektik küçümseyişlere
Çünkü ‘oyun’ bütün bunlar diyecektik
Oyun bunlar, oyun
Ben, sen, o ve herşey oyun
Küsmek oyun, sobe oyun
Sabah oyun, akşam oyun
Yağmur oyun, bahar oyun
Kuşlar oyun, dağlar oyun
Anne, baba ve çocuk oyun
Oynadıkça alışılan bir oyun bütün bunlar
Yürümeliydik, ardımıza bakmadan
Herşey oyunlardaki gibi olacaktı ya
Başlarken şen, biterken hüzzan bir oyundu ya herşey
Oyunda küsmek de var, ölmek de
Herşey oyundu ya
Herşey oyundu
Herşey
Hiçbirşey düşlerdeki kadar masum değil
Değişiyor zamanlar, anlamıyor küçükleri
Büyükler…
Ne masal var
Ne de yağ satarım bal satarım
Fransa’nın başkenti Paris
İki kere iki dört eder
Suyun kaynama sıcaklığı 100 santigrat
İlk atom bombası Hiroşima’ya atıldı
Türkiye’nin üç tarafı denizlerle çevrili
Sevgiden, umuttan ve gülümsemekten
Daha mühim meseleler bunlar
Bilmeyenler derhal sınıfta kalmalı
Toprak üzerinde yalınayak oynanan oyunlara
Keloğlana, yaşlı bilgeye
Yer yok ansiklopedilerin arasında
Büyümek…
Adına alışamayanları ezen gerçek
Küçük bedenlerde büyük yürekler tehlikeli
Öyleyse büyümeli bedenler, küçülmeli yürekler
Mavi bisikleti kaldırıp atmalı
Unutmalı yıldızlı gecelerin huzurunu
Kargaşada boğulanlardan biri olmalı
Geriye dönüp bakmadan ezmeli vefa duygusunu
Merhameti silip atmalı
Hem oyun da neymiş hayatın gerçeklerı dururken
Gerçekler…
Ölüm gibi, ayrılık gibi
İhanetin kuşattığı ilişkilerin ortasında
Sadakatin lafı mı olurmuş
Hepsini bir kenara bırakıp
Büyümeli, küçültmeli yüreği
Gerçeğe dönmeli gaflete düşenler
Çocukluk…
Solgun albümlerde kalan sessiz bir hıçkırık
Oyunsa hiç yaşanmamış bir rüya
Mavi bisiklet fotoğraflarda kalan mutluluk
Yıldızlar karanlığı unutturan pırıltılar
Anne beşikten sonra kaybolan melek
Herşey, ama herşey eskimiş birer sözcük
Çocuk da masal da silinip gitmeli şimdi