RSS

Aylık Arşiv: Şubat 2009

Sual: Erkeğin hanımı üstündeki hakkı nedir?

Sual: Erkeğin hanımı üstündeki hakkı nedir?
CEVAP
Erkeğin de hanımı üzerinde hakkı çoktur. Kadın kocası ile iyi geçinmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kadının cihadı, kocası ile iyi geçinmektir.) [Taberani]

Bir kadın, kocasını güzel karşılar, güzel sözler söyleyerek hoşnutluğunu kazanmaya çalışırdı. Peygamber efendimiz aleyhisselam, kadının bu hareketinden dolayı kocasına buyurdu ki:
(Hanımına selam söyle, yarı şehid sevabına kavuştuğunu haber ver!) [Şir’a]

Kadınların Cennete girmeleri erkeklere göre daha kolaydır. Bir hadis-i şerif meali:
(Kadın, beş vakit namazı kılar, orucunu tutar, kendini yabancılardan korur ve kocasına muti olursa, Cennete girer.) [İbni Hibban]

 
2 Comments

Posted by Şubat 28, 2009 in Diğer Konular

 

Sual: Erkeğin hanımı üstündeki hakkı nedir?

Sual: Erkeğin hanımı üstündeki hakkı nedir?
CEVAP
Erkeğin de hanımı üzerinde hakkı çoktur. Kadın kocası ile iyi geçinmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kadının cihadı, kocası ile iyi geçinmektir.) [Taberani]

Bir kadın, kocasını güzel karşılar, güzel sözler söyleyerek hoşnutluğunu kazanmaya çalışırdı. Peygamber efendimiz aleyhisselam, kadının bu hareketinden dolayı kocasına buyurdu ki:
(Hanımına selam söyle, yarı şehid sevabına kavuştuğunu haber ver!) [Şir’a]

Kadınların Cennete girmeleri erkeklere göre daha kolaydır. Bir hadis-i şerif meali:
(Kadın, beş vakit namazı kılar, orucunu tutar, kendini yabancılardan korur ve kocasına muti olursa, Cennete girer.) [İbni Hibban]

Erkeğini razı eden kadın için korku yoktur. İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Kocası razı olduğu halde ölen kadın Cennete girer.) [Tirmizi]

(Kocasına muhabbet gösteren, çocuk doğuran, öfkelendiği an veya kocası kendine kızdığı zaman, kocasını razı edinceye kadar uyumayan kadın Cennetliktir.) [Taberani]

Kadına ziynet eşyası mubahtır. Ziynet almak için kocasını müşkül duruma düşürmemeli, yabancılara ziynetlerini göstermemelidir! Böyle olunca ziynetleri Cennete girmelerine mani olmaz. Bir hadis-i şerif meali:
(Cennette kadınların az olduğunu gördüm. Sebebini sordum. "Onları altın ve ziynet eşyası meşgul etti" dediler.) [İ. Ahmed]

Kocasına, elinden geldiği kadar güler yüzlü davranıp, sevgi göstermeli, dili ile de onu incitmemelidir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Kıyamette Allahü teâlâ, kocasına dili ile eziyet eden kadının dilini 70 arşın uzun yapıp, boynuna dolar. Kocasına kötü gözle bakan kadını da başı kesik ve bedeni parçalanmış hale çevirir.) [Şir’a]

(Senden ne gördüm) diyerek küfran-ı nimette bulunmamalıdır! İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Eğer kocalarına karşı küfran-ı nimette bulunmasalar, namaz kılanlar hemen Cennete girerdi.) [Şir’a]

(Cehennem halkının ekseriyetini kadınların teşkil ettiğini gördüm. Sebebi de, çok lanet ederler ve kocalarına karşı küfran-ı nimette bulunurlar.) [Buhari]

Kocasına bir iyilik yapmışsa, başına kakmamalıdır. Yeme ve giyme gibi hususlarda kocasını üzmemeli, yapamayacağı şeyi ondan istememelidir! Kocasının şerefini korumalı, her işte onun rızasını kazanıp gönlünü hoş etmeye çalışmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Kocanın hanımı üzerindeki hakkı, benim sizin üzerinizdeki hakkım gibidir. O halde kocasının hakkını gözetmeyen, Allahü teâlânın hakkını gözetmemiş olur.) [Şir’a]

Kadın, kocasını üzmemelidir.
Bir gün Hazret-i Fatıma, ağlayarak babasının huzuruna geldi. Resulullah efendimiz buyurdu ki:
- Ya Fatıma, niçin ağlıyorsun?
- Kasıtsız söylediğim bir sözden Ali bana kızdı. Özür diledim. Fakat onu üzdüğüm için ağlıyorum.
- Kızım, bilmez misin, Allahü teâlânın rızası kocanın rızasına bağlıdır. Ne mutlu o kadına ki daima kocasının rızasını arar, kocası ondan razı olur. Kadınlar için en üstün ibadet, kocasına itaattir. Erkek, hanımından razı olunca, o kadın istediği kapıdan Cennete girmeye hak kazanır. Kocasını üzen kadın, onu razı edinceye kadar, Allahü teâlânın lanetinde olur.) [R. Nasıhin]

Koca hakkına riayet, kadına cihad etmiş gibi sevap kazandırır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Koca hakkına riayet, Allah yolunda cihad etmek gibidir.) [Taberani]

(Kadın, kocasından izinsiz olarak nafile oruç tutamaz. Eğer tutarsa, aç ve susuz kalmış olur, sevap kazanamaz. Kocasından izinsiz evinden dışarı çıkamaz. Çıkarsa, gökteki melekler, geri evine dönünceye kadar ona lanet eder.) [Taberani]

(Bir erkek, ihtiyacı için hanımını çağırsa, kadın tandır başında olsa da, hemen ihtiyacına cevap versin!) [Tirmizi]

(Kocası çağırdığı halde yatağa gelmeyen kadına melekler sabaha kadar lanet eder.) [Buhari]

(İzinsiz evden çıkan kadına, kocası razı oluncaya kadar, güneşin ve ayın doğduğu her şey lanet eder.) [Deylemi]

(Kadın, kocasından izinsiz [ana, baba, kardeşleri dahil] hiç kimseyi evine alamaz, nafile namaz kılamaz.) [Taberani]

(Kadınlarınızı süslü giyinmekten men ediniz! Beni İsrail kadınları süslü giyinip camiye gururlanarak yürüdükleri için lanetlenmişlerdir.) [İbni Mace]

(Kocası razı oluncaya kadar, kadının namazları ve hiçbir iyiliği kabul olmaz.) [Taberani]

(Kadının namazları kabul olmaz) demek, namaz borcundan kurtulur, fakat namaz kılmakla meydana gelecek büyük sevaba kavuşamaz demektir. Namazı boşa gider demek değildir.

Bir kadından kocası razı olmazsa, kadın, günahının cezasını çektikten sonra, Cennete girer. Cennete sadece kâfirler girmez. Müslümanın günahı çok olsa da, sonunda mutlaka Cennete girer.

Karı koca iyi geçinip, birbirlerinin rızalarını almaya çalışmalıdır.

 
Karı-koca birbirinin kötü huylarına sabretmelidir!
Hadis-i şerifte, (Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Eyyüb aleyhisselam gibi mükafatlara kavuşur. Kocasının kötü huyuna sabreden kadın da, Hazret-i Asiye gibi sevaba kavuşur) buyuruldu. (İ.Gazali) 
                                   

 
1 Comment

Posted by Şubat 28, 2009 in makale

 

Etiketler:

Biri secdede, üçü camide, …

 

Geçenlerde Ahmet Hakan’a konuşan Kemal Gürüz şöyle demişti: ’İmam hatip mezunu gitsin imam olsun, din hocası olsun ama Başbakan olmazın, olamaz! İmam Bakan olamaz…"

Evet, birileri pek fena rahatsız… 
Farkındalar, tehlikedeler. Ama tehlikede olan can güvenlikleri ve rejimleri değil.

Tehlikede olan kafalarında kurdukları Türk toplumu… Allah’a inanan ama namazla niyazla işi olmayan, içen, genci bol sevgili değiştiren, eğlenmesini bilen, laik, Avrupalı, Arab Dünyası ile bağlarını koparmış, küçük olsun ama benim olsun tarzında bir Türkiye, bir Türk toplumu…

Dün akşam Galatarasay muhteşem bir başarı örneği sundu bize. Skibbe’yle olmadı ve gönderildi. Gelen hoca, Galatasaray’ın eski bir usta oyuncusu abisi… Geldiği ve takımının başına geçtiği ilk maçta oyunculara bişi oldu. Bir şeyler değişti. Adeta biri bu oyuncuların fitilini ateşlemiş gibiydi. Sabri, Arda, Emre ve diğerleri… 

Sonra maç bitti; bir şey dikkatlerden kaçmadı. Sabri sahada secde yaptı. Bu görüntü birilerini nasıl rahatsız etmiştir nasıl! Aman Allah’ım!…

Hatırlayın, Hakan Şükür sahaya dua ederek çıktı diye topa tutuldu, linç edilmeye çalışıldı. Çalışmılmadı mı? 
Ve Hakan Ünsal… Geçtiğimiz gün bir siteye içini döktü. Fatih Altaylı kendisini kafasında takke, odasında namaz kılarken görünce adeta çılgına dönmüş. Eşi başörtülü diye Hakan Şükür’ün yaşadıklarına aynen maruz kaldı. Kalmadı mı?

E şimdi Sabri secdede… 
Bitmedi!.. 
Sabahın erken saatleri.. Güneş daha doğmamış. Eyüp Sultan’da birileri göze çarpıyor. Arda Turan, Mehmet Topal ve Emre Aşık oturmuşlar Eyüp Cami imamının muhteşem sesinden Kur’an dinliyorlar. Olacak iş mi şimdi di mi?

Akşam biri sahada secde etti, üçü sabahın kör vakti camiye namaza gitti. Birileri şimdi nasıl rahatsız olmuştur nasıl! Eyvah eyvah…

Ve EN TEHLİKELİSİ… Ak Parti yüzde 34′le gelince nasılsa bir dahakine düşer dediler. Olmadı. İmamlar daha da güçlendi. Yüzde 47′yi gördü. işte bu tam bir felaket.. Bugün Ergenekon Terör Örgütünü boşuna tartışmıyor. Yıkamadılar oyla, darbeyle yıkmakaya çalıştılar. E şimdi yerel seçimler… Herkes Ak Parti yüzde 50′yi geçer diyor. Şimdi bu insanlar nasıl delirmesinler.. Nasıl çizmesinler kafayı…

Sözün özü milletin damarlarında akan asil kan, rengini belli ediyor. Çatlayın, patlayın! Kabul etseniz de etmeseniz de bizim milletimiz işte budur!

Allah bu milletin sırtını tarih boyunca yere getirmedi, sarsıldı, yıkıldı, dağıldı ama yenilmedi!

Neden? İşte bu yüzden! Bunu onlar göremez, kördürler! Görmelerini de bekleyemeyiz! Anladıkları şey gözlerinin gördüğü kadar çünkü…

 

Emrah İRİÇ  27/02/2009

 
1 Comment

Posted by Şubat 28, 2009 in makale

 

Etiketler:

Duam…

Allahım!
Kahrın da hoş lûtfun da hoş diyerek Senden gelen her şeye razı olmayı öğrenmemizi nasip eyle…

Ey Yüce Rabbim!
Yunus gibi “bir ben vardır bende benden içeri”yi idrak etmeyi nasip eyle….

Allah’ım, geçmiş ömrümde yaptıklarımı, gelecekte yapacaklarımı, gizli islediklerimi, aleni yaptıklarımı, israflarımı, benim bilmediğim fakat senin bildiğin kusurlarımı affet.
 
 İlerleten sen, gerileten de sensin, senden başka ilah yoktur
Allah’ım dünyayı salih kullarına nasıl gösteriyorsan bana da öyle göster Ya Rabbi!
Ey, yağmur damlalarıyla baharda toprağı dirilten Rabbim!
Bize gönderdiğin yağmur için Sana hamd-u senalar ediyoruz.
Allah’ım! Dört şeyden Sana sığınırım:
faydasız ilimden, itaatsiz kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan.
Başlangıçta zehir olup da fıtrata yerleşince bal hükmüne geçen sabrı diliyoruz Senden Ya İlahi!
Allah’ım; kulaklarımız, gözlerimiz ve kuvvetimizle maneviyatımızı güçlendirecek hayırlar kazanmayı nasip et…
Ya Rabbi! Kur’an’ın sönmez ve söndürülmez bir nur olduğunu cihana ilan etmek vazifesini bana ihsan et.
“Allah’ım  bize sana şükretmesini bilen bir kalp ver”
Allahım!
Ölmeden önce ölmenin ne demek olduğunu anlamayı nasip eyle…
Allah, bizi ve sizi dosdoğru yola iletsin.
Bütün kapıların anahtarlarını kendinde bulunduran Allahım!
Hakkımda en hayırlı kapıyı aç.

AMİN.AMİN.AMİN…
 

 
Leave a comment

Posted by Şubat 27, 2009 in Dua

 

Cennet bir süprizler diyarıdır..

Hazret Ali (r.a)hurma bahçesinde aksama kadar çalışmış,aksam da devenin
üzerine bir çuval hurma yükleyerek evinin yolunu tutmuştu…
Devenin yuları yardımcısı Kamber’ın elinde ,kendisi de önde gidiyordu…
Medine’ın içine girdiklerinde yolun kenarından bir ses geldi…Yoksulun biri
elini açmış sızlaniyordu…
-Ne olur Allah rızası için..diyordu..
iste bu sırada sesi duyan Hazret Ali,ile arkadan deveyi getiren Kamber
arasında şu konuşma geçiyor..
Hazret Ali soruyor…
-Kanber ne istiyor bu adam ?
-Hurna istiyor Efendim,
-Ver öyleyse !
-Hurma çuvalda Efendim !
-Çuvalda ver öyleyse !
-Çuval’da devenin üzerine !
–Deveyle ver öyleyse !
Emri yerine getiren Kamber der ki..
-Devenin ipi de benim elimde demekten korktum,çünkü,beni de deveyle birlikte
yoksula vermekte tereddüt etmeyebilirdi….

Read the rest of this entry »

 
1 Comment

Posted by Şubat 27, 2009 in Yazılarım

 

Etiketler:

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.