
birbirlerinin haklarına saygı göstermek ve hoşgörülü davranmak
zorundadırlar.
Bizim için en yüksek ahlâk örneği olan sevgili Peygamberimizin insanlara
karşı büyük bir hoşgörü sahibi olduğunu görüyoruz. Enes b. Malik diyor ki:
«On yıl peygamberimizin hizmetinde bulundum, bana bir defa bile ‘Öf’
dediğini duymadım.»
Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de gerçek mü’minleri: «Öfkelerini yenenler,
insanların kusurlarını bağışlayanlar» olarak övüyor ve insanlara karşı nasıl
bir hoşgörü içinde olacağımızı öğretiyor.
Düşünce ve inançları bizden farklı olan kişilere karşı davranışlarımız
ölçülü ve hoşgörülü olmalıdır. Müslümanlar sadece kendi din kardeşlerine
değil, tarih boyunca başka dinlerden olanlara karşı da hoşgörülü
davranmışlardır.
Her insanda kalbine giden yüz pencere olsa doksan dokuzu kapalı biri açık
olsa, yine de biz gözümüzü o açık pencereye dikeceğiz ve bir yolunu bulup
içeriye gireceğiz. Vazifemiz budur.Gönüllere girmek…Kalp kırmak değildir.
Efendimiz’de s.a.s. kalplerin efendisi değilmiydi.
"sevmeyi biliyoruz da kimi sevmemiz gerektiğini pek bilmiyoruz galiba"
Buda çok güzel bir söz. Gerçekten kimi ne kadar seveceğimizi, kalbimizde ne
kadar yer vereceğimiz bilmiyoruz. Mahbub-u Kulub olan Efendimiz s.a.s kimi
ve neyi nasıl sevmişse bize düşen de o ölçülere uymaktır. Sevgide zirve
insanının peşinden gitmektir . Bir hadisi şeriflerinde "Allahim sevgini,
Seni sevenin sevgisini ve Seni sevmeye beni yaklastıranın sevgisini bana
nasip et!" diyordu ve ölçüyü koyuyordu.
Mutluluk Hep Sizinle Olsun İnş…

