RSS

Aylık Arşiv: Mart 2009

Mahremiyet nedir? Çocuklara nasıl öğretilmeli?

Dışarıda nasıl ki mahremiyetimizin sınırları varsa evimizde de mahremiyetin
bazı sınırları olmalıdır. Odalara girerken kapı vurmak ve sesli olarak izin
istemek, ev içinde de kılık kıyafetlere dikkat etmek gibi aile içinde
mahremiyet sınırlarına özen göstermek hem tarafların birbirine hem de Yüce
Mevlâ’ya saygının bir gereğidir. Ebeveynler bu mahremiyet anlayışını, başka
bir ifade ile utanma (haya) duygusunu, küçük yaşlardan itibaren çocuklarına
kazandırmakla yükümlüdürler. Çünkü sağlıklı bir mahremiyet duygusu
geliştiren çocukların taciz riski daha azdır ve sağlıklı bir cinsel kimlik
gelişimi için temel oluşturur.

Sağlıklı bir mahremiyet gelişimi için neler yapabiliriz?

Çocuğa ayrılmış olan odaya büyüklerin girerken kapıyı çalarak sesli olarak
izin istemeleri çok önemlidir. Böylece çocuk, hem kendisine değer
verildiğinin farkına varacak, hem de özel odalara girerken izin istenmesi
gerektiğini büyüklerinden görerek öğrenmiş olacaktır.

Çocuğunuza 4 yaşından itibaren giyinirken bazı hususlara dikkat etmesini
sağlayın. Özellikle misafirlerin yanında giyinilmemesi gerektiğini öğretin.
Odasında giyinen çocuğunuza kapısını ve penceresini kapalı tutmasını
isteyin.

Çocuğunuzun tuvaletteyken kapısını kapalı tutması gerektiğini, banyo veya
tuvalete girmek istediğinde kapıyı mutlaka çalması gerektiğini öğretin.
Böylece banyo ve tuvaletin özel bir alan olduğu fikri kafasına
yerleşecektir. Eğer çocuğunuz lazımlığa tuvaletini yapıyorsa dikkat
edeceğiniz nokta, lazımlığı herkesin görebileceği bir yere koymamanızdır.

Çocuğunuza siz yatak odasındayken kapının vurulmadan girilmeyeceğini
öğretin. “Ben giyiniyor olabilirim. Ve giyinirken yalnız kalmalıyım.” gibi
açıklamalar yapabilirsiniz. Ancak, zaman zaman çeşitli nedenlerle geceleri
yatak odanıza gelebileceğini düşünerek dikkatli olmanız gerekir.

Ev içi kıyafetlerinizde de dikkatli olmalısınız. Sizin kıyafetlerinize
dikkat etmeniz çocuk için en iyi eğitimdir.

Mahremiyet anlayışını kazandırmaya çalışırken, zorlayarak, korkutarak katı
bir disiplinle yaklaşmamaya dikkat etmelisiniz. Aksi takdirde ya söylenenin
zıddını yapan ya da konuşmayan, özgüveni eksik bireyler karşımıza çıkabilir.

12. ayından sonra eğer çocuğunuzla beraber yıkanıyorsanız bunda mutlaka
dikkat edeceğiniz hususlar olmalı. Çocuk kendi bedeniyle anne ve babasının
bedeni arasında sınırlar olduğunu bilmelidir.

Abdullah Purtas / Zaman Ailem
 

 
 IPB Image

ALİM:
Alim : Her şeyi çok iyi bilen,hakkıyla bilen

 
Leave a comment

Posted by Mart 29, 2009 in Yazılarım

 

Etiketler: ,

Bir kaç gün sizden uzak olacağim sevgili dostlar..hakkınızı helal edin…

Değerli kardeşler sizden bir kaç gün uzak kalacağim.dualarınıza bu kardeşinizden esirgemeyin..
"ailem " dediğim güzel insanlar,sizi Allah için çok seviyorum..
olurki herhangi biriniz istemeyerek üztü isem lütfen hakkınızı helal edin..
Allaha emanet olun
gülay öztürk
 

Dost Nazarında
Bir buket çiçekle bir dostum geldi,
Şad etti gönlümü dost nazarında.
O çiçekler nice güle bedeldi,
Şad etti gönlümü dost nazarında.

Dostluğa meşale yakar ateşi,
Öyle bir güzel ki varmıdır eşi?
Sevgi dünyasını doğan güneşi,
Şad etti gönlümü dost nazarında.

Üzerine giymiş sevgiden yelek,
Dostluk harmanında eliyor elek.
Kanadı olmayan bir güzel melek,
Şad etti gönlümü dost nazarında.

Sadakat şehrinin gerçek bilgesi,
Şiirlere sevgi sunar imgesi,
Dostluk mabedinin sonsuz simgesi,
Şad etti gönlümü dost nazarında.

Amaç dostluk ise hoştur gerisi,
Sevgi, sadakattir onun serisi.
Elinde bir buket Havva Perisi,
Şad etti gönlümü dost nazarında.

Kul Abbas gönlümün ulu çınarı,
Dost uğruna tutar eliyle narı.
Sevgi bahçesinin berrak pınarı,
Şad etti gönlümü dost nazarında.

Abbas YURT

 

 
3 Comments

Posted by Mart 28, 2009 in Yazılarım

 

Etiketler:

hayırlı bir hafta sonu dilerimmmmmmm :)

DİNİMİZDE HOŞGÖRÜ!!!‎
İnsanlar topluluk halinde yaşadıkları için birbirleri ile iyi geçinmek,
birbirlerinin haklarına saygı göstermek ve hoşgörülü davranmak
zorundadırlar.

Bizim için en yüksek ahlâk örneği olan sevgili Peygamberimizin insanlara
karşı büyük bir hoşgörü sahibi olduğunu görüyoruz. Enes b. Malik diyor ki:
«On yıl peygamberimizin hizmetinde bulundum, bana bir defa bile ‘Öf’
dediğini duymadım.»

Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de gerçek mü’minleri: «Öfkelerini yenenler,
insanların kusurlarını bağışlayanlar» olarak övüyor ve insanlara karşı nasıl
bir hoşgörü içinde olacağımızı öğretiyor.

Düşünce ve inançları bizden farklı olan kişilere karşı davranışlarımız
ölçülü ve hoşgörülü olmalıdır. Müslümanlar sadece kendi din kardeşlerine
değil, tarih boyunca başka dinlerden olanlara karşı da hoşgörülü
davranmışlardır.
Her insanda kalbine giden yüz pencere olsa doksan dokuzu kapalı biri açık
olsa, yine de biz gözümüzü o açık pencereye dikeceğiz ve bir yolunu bulup
içeriye gireceğiz. Vazifemiz budur.Gönüllere girmek…Kalp kırmak değildir.
Efendimiz’de s.a.s. kalplerin efendisi değilmiydi.

"sevmeyi biliyoruz da kimi sevmemiz gerektiğini pek bilmiyoruz galiba"

Buda çok güzel bir söz. Gerçekten kimi ne kadar seveceğimizi, kalbimizde ne
kadar yer vereceğimiz bilmiyoruz. Mahbub-u Kulub olan Efendimiz s.a.s kimi
ve neyi nasıl sevmişse bize düşen de o ölçülere uymaktır. Sevgide zirve
insanının peşinden gitmektir . Bir hadisi şeriflerinde "Allahim sevgini,
Seni sevenin sevgisini ve Seni sevmeye beni yaklastıranın sevgisini bana
nasip et!" diyordu ve ölçüyü koyuyordu.

Rabbim doğru insanlara sevmeyi hepimize nasıp etsin.AMİN

 

Hayırlı Hafta sonu dilerimMutluluk Hep Sizinle Olsun İnş…
               egi6.gif
 
Leave a comment

Posted by Mart 27, 2009 in makale

 

Etiketler:

Üşüyorum ..[ Muhsin YAZICIOĞLU ]

Üşüyorum 

 Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
 Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum

 Gözlerim parke parke taş duvarlarda
 Açılıyor hayal pencerelerim
 Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum

 Kekik kokulu koyaklardan aşarak
 Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
 Bir çeşme başı arıyorum

 Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
 Mis gibi nane kokuları arasında
 Ruhumu dinlemek istiyorum

 Zikre dalmış her şey
 Güne gülümserken papatyalar

 Dualar gibi yükselir ümitlerim
 Güneşle kol kola kırlarda koşarak

 Siz peygamber çiçekleri toplarken
 Ben çeşme başında uzanmak istiyorum

 Huzur dolu içimde
 Ben sonsuzluğu düşünüyorum

 Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
 Durun kapanmayın pencerelerim

 Güneşimi kapatmayın
 Beton çok soğuk, üşüyorum..
 
[ Muhsin YAZICIOĞLU ] 

Helikopteri düşen Büyük birlik Partisi Genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarına Yüce ALLAH’tan hayırlara diliyorum..

. ALLAH ailelerine ve sevildiklerine sabırlar versin.

 
1 Comment

Posted by Mart 27, 2009 in Yazılarım

 

Etiketler: ,

~~cumanız mübarek olsun.~~

Musa aleyhisselam zamanında hiç kimsenin sevmediği, günahkâr bir kimse vardı. Bu öldü. Bu da adam mı diye çöplüğe attılar. Allahü teâlâ Musa aleyhisselama emretti, benim falanca çöplükte bir evliya kulum var, onu oradan çıkar, temizle, namazını kıl ve defnet. Musa aleyhisselam adamı çöplükten çıkardı, güzelce yıkadı, kefenledi, namazını kıldı, bu arada ahali şaşırdı, Allah’ın Resulü bunların çöpe attığı adamı temizliyor, kefenliyor, namazını kılıyor.

Definden sonra Musa aleyhisselam adamın evine geldi;
- Ey hatun, bu adam ne yaptı, hangi hayırlı ameli yaptı?

Kadın dedi ki:
- Ya Resulallah, bu hiç kimsenin sevmediği, herkesin kendinden kaçtığı birisi, bunun iyi bir ameli yoktu.
- İyi düşün, bunun hayırlı bir ameli, iyi bir işi var.

Kadın yine;
- Hiç bir iyiliği yoktu, hep günah işlerdi dedi.

Üçüncü defa sordu:
- Bunun mutlaka bir şeyi var ki, Allahü teâlâ bana bunu defnetmemi söyledi.

Kadın dedi ki:
- Bir gün Tevrat okuyordu, okurken Muhammed (aleyhisselam) diye bir isim geçti. Bu ne güzel isim dedi, tekrar okudu, yine bu ne güzel isim dedi. Sonra, ya Rabbi, ismi böyle güzel olanın kim bilir kendisi ne kadar güzeldir, ben ona aşık oldum, dedi ve ismini öptü.

Musa aleyhisselam da tamam, anlaşıldı buyurdu.

Böyle bir Peygambere ümmet olmak en büyük nimettir.

* Bir kimse inanarak Muhammed aleyhisselamı bir defa görse, yandan hatta arkadan görse, eğer a’ma ise bir kere sesini işitse, bütün ilimler [fen ve din bilgileri ve bütün yükseklikler] ona verilir, bu, boyaya batırılan kumaşın boyayı emmesi gibidir. Bütün üstünlükler ve ilimler böyle ona geçer. Bu yüzden Eshab-ı kiramın hepsi müctehiddi, onların derecesine hiç kimse ulaşamaz, bu üstünlük onlara mahsustur.

* İslamiyet ağaç gibidir. Kökü imandır, gövdesi ameller ibadetlerdir. Ağaçtan maksat, meyvedir. Ağacın meyvesi de tasavvuftur, sevgidir, ihlastır. Ağaçsız meyve olmaz, havadan kiraz toplanmaz. Meyveyi yemek için ağaç lazım. Ağaçtan maksat meyve ama, ağaç olmazsa meyve de olmaz.

* Sevgi itaattir. Tam seven, tam uyar.

* Bu dünya öyle de geçer böyle de geçer, son durak bizi bekler.

* Çalışmak ibadettir. Çalışan Allah’ın dostudur. Boş durmamalı. Onun dostu olmak, rızasını kazanmak için boş durmamalı. Bir gün, Peygamber efendimiz, bir yerden geçerken, boş duran birisine selam vermedi. Dönünce aynı adama selam verdi. Eshab-ı kiram, (Geçerken selam vermediniz, dönünce niye selam verdiniz) diye hikmetini sordular. Buyurdu ki:
(Giderken hiçbir iş yapmıyordu. Boş duranı Allah sevmez. Allah’ın sevmediğine ben niye selam vereyim. Dönünce ise bir çöple olsa bile yeri karıştırıyordu. Yani bir şeyler yapıyordu. Onun için selam verdim.)

(NERDE OLURSANIZ OLUNSİZİN SELAMINIZ BANA ULAŞIR”(HADİSİ ŞERİF

         

 
Leave a comment

Posted by Mart 27, 2009 in Yazılarım

 

Etiketler:

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.