RSS

Aylık Arşiv: Mayıs 2009

“Allah’ı tanımayanın, dünya dolusu belâ başında vardır” [

İnsanların çoğu, bu dünya hayatı içinde bir tatminsizlik hali içindedir.
Fakiri, zengini, genci, ihtiyarı, zayıfı , şişmanı, tahsillisi, tahsilsizi,
erkeği, kadını, uzunu, kısası, vd; ekseriyetle herkes, kendisine verilen
nimetlere şükürde noksanlık ve nimette kendisinden daha yüksek olanlara
bakarak üzerindeki nimetlerin kadrini bilmekten uzak bir hal içindedir.

Halbuki, insanın nimette kendinden aşağı olanlara bakarak haline şükretmesi;
takvâda ise kendinden yukarıda olanlara bakarak o*nlar gibi olmağa çalışması
icap eder. İslâmî ölçü bu olmasına rağmen, bu ölçüyle yaşamağa muvaffak
olabilenlerin sayısı diğerlerine göre çok azdır.

İnsanlardaki tatminsizliğin en mühim sebebi ise, Allah(c.c.)’ın zikrini
ihmal etmeleridir. Bir âyet-i kerîmede buna dikkat çekilir: “Onlar (Allah’a
yönelenler), iman eden ve Allah’ı anmakla kalpleri huzura kavuşan
kimselerdir. Haberiniz olsun ki kalpler, ancak Allah’ı zikirle huzura
kavuşur.”(Râd Sûresi, 13/28).

Allah’ı tevbe, istiğfar ve tevhid ile anmanın yanında en büyük zikir
Kur’an’dır ki, bu zikir de Kur’an’ı hem okumakla, hem de o*na uymakla olur.
O zaman fikir, gönül ve hayat huzura erişir. Aksi halde, kalp ve hayat
huzursuzluklardan kurtulamaz.

Huzura kavuşmakla ilgili olarak, Kur’an âyetlerinden ve hadislerden süzülmüş
şu manâlara dikkati çekmekte fayda vardır:

“Allah’ı tanımayanın, dünya dolusu belâ başında vardır; Allah’ı tanıyanın
dünyası nurla ve manevî sürurla (sevinçle) doludur. Derecesine göre, iman
kuvvetiyle hisseder.”(RN-Külliyatı, Lem’alar).

“Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa
da, mânen cehennemdedir. Ve her kim, hayat-ı bâkiyeye ciddî müteveccih ise,
saadet-i dâreyne (hem dünya hem de âhiret saadetine) mazhardır. Dünyası ne
kadar fena ve sıkıntılı olsa da, dünyasını Cennet’in intizar (bekleme)
salonu hükmünde gördüğünden, hoş görür, tahammül eder, sabır içinde
şükreder.”(RN-Külliyatı, Sözler).

Bize göre maddeten daha fazla gelişmiş olan dünya ülkelerinden bazı üstün
taraflarımız, bu İslâmî imanımızla huzur sahibi oluşumuz ve nispeten daha
sağlam olan aile yapımızdır.

Bunların kıymetini bilmeli ve muhafazaya
çalışmalıyız.
KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ”

Hz.MUHAMMED
(S.A.V.)
 
Leave a comment

Posted by Mayıs 31, 2009 in İslam

 

Etiketler:

Dilimde bir Tevhid olda gel bana

Gel Bana

Baharı kuşanıp bulduğum zaman
Güllerin açtığı günde gel bana
Muhabbet aşkıyla dolduğum zaman
Bu aşkla yandığım günde gel bana

 

Gece karanlığı saldığım zaman
Güneşin doğduğu anda gel bana
Seherde fezaya daldığım zaman
Kuşların öttüğü anda gel bana

 

Çileli yollara girdiğim zaman
Bir rehber klavuz olda gel bana
Sabrı kuşanmayı bildiğim zaman
Yanımda bir yoldaş olda gel bana

 

Bir gönül kapısı çaldığım zaman
Ne olur bir umut verde gel bana
O yüce dergaha vardığım zaman
Halimi bir defa sorda gel bana

 

Kalbime karartı çöktüğü zaman
Kalbimi nurunla yarda gel bana
Gözümden yaşların aktığı zaman
Bir tövbe müjdesi verde gel bana

 

Canımı Canan’a verdiğim zaman
Dilimde bir Tevhid olda gel bana
Nefsime bir darbe vurduğum zaman
Ruhumu okşayıp alda git O’(cc)na

 

Enes Solmaz 21.07.2005

 
2 Comments

Posted by Mayıs 31, 2009 in şiir

 

Sevgi adına..

 
Bir destan yaşatabilmek sevgi adına

Belki yanı başında, belki çok uzaklarda,

Ne fark eder ki sevgi mesafe, zaman, yer tanımaz

Bir yürek atışı kadar yakındır sana…

İşte seni ben böyle sevdim can dostum

Bir yürek atışı kadar yakınımdasın

En güzel tebessümlerle yüreğime kondun

Ve ben seni görmeden sevdim can dostum…

Kelimeler çiçek çiçek eşiğine yağsın

Yıldız yıldız aydınlatsın odanı

Sönen gözlerimin bütün aydınlığı

kıvılcımlaşsın onlarda…

Kelimeler buseleşsin ve güvercinler gibi,

martılar gibi, kırlangıçlar gibi uçsun sana

Bir selam göndersin

Yüreğine sevgiler kondursun…

 
 
10 Comments

Posted by Mayıs 31, 2009 in şiir

 

Bugün kıyamete dünden daha yakınız

Hazreti Peygamber’in yanına gelen bir kişi sordu:

"Ey Allah’ın Resulü, kıyamet ne zaman kopacak?" Peygamberimiz şöyle cevap verdi: "Bu hususta kendisine sorulan zat (yani, peygamber) soru sorandan daha bilgili değildir." Doğrudur. Peygamberimizin buyurduğu gibi kıyametin zamanı gizli tutulmuştur. İlan edilmemiştir.

Kuran-ı Kerim, Hz. Peygamber’in kıyametin zamanının tayiniyle ilgili konuşmayacağını bildiriyor: "Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. Onu bilip söylemek nerede, sen nerede? Onun nihai -kesin- bilgisi yalnız Rabbine aittir." (Nai’at 42-43)

*******
Kıyamet; evrenin bozulması, her şeyin altüst olması, káinatın ölmesi ve sonradan yeniden dirilmesi anlamına gelir. Kuran-ı Kerim, kıyametle ilgili birçok isim kullanır. Yevmül Kıyame (diriliş günü), es-Saa (saat), Yevmül Ahir (son gün), Yevmüddin (ceza günü), Yevmül Fası (karar günü), Yevmüt-Teğabun (kusurların ortaya çıktığı gün), el-Karia (şaşırtan felaket) sadece bunların bir kısmıdır. Hem hayatın sona ermesi, hem de yeniden diriliş. Biz buna kıyamet diyoruz.

Kuran-ı Kerim ve sahih hadisler, kıyametin küçük ve büyük alametlerinden bahseder. Álimler genellikle -uzun yıllardır- küçük alametlerin bir kısmının meydana geldiğini söylerler. Biz de bu yazıda káinatın ön dengesinin bozulması anlamındaki küçük alametlerden bir kısmına değinelim ve soralım: Saat yakınlaşıyor mu yoksa?

1- İnsanlar ölümü arzulayacak hale gelecek (Buhari, fiten 25, Müslim, fiten 53-54).

Yaşam çekilmez hale gelecek, vefasızlık, dengesizlik hassas insanları ümitsizliğe sürükleyecek. "Yerin altı, üstünden daha hayırlı" diyecek hale gelecekler.

2- İslami ilimler ortadan kalkacak, cehalet artacak (Buhari, fiten 4).

Gerçekten de her bilen veya bilmeyenin dini hususlarda cesurca konuştuklarına şahit oluyoruz.

3- Depremler çoğalacak (Buhari, fiten 25).

Belki de yıkıcı ve tahrip edici her türlü deprem çoğalacak. Manevi depremler, psikolojik depremler, aileleri tahrip eden depremler, sadakat değerini ve daha nicesini kökten yıkan depremlerdir.

4- Cinayetler çoğalacak, fitneler meydana gelecek (Buhari, fiten 4; Müslim fiten 18).

Her gün gazete sayfalarında ürperten, iğrendiren cinayetlerle muhatap olmuyor muyuz? Bilezikleri için ninesini öldüren torun, babasını ve kardeşini öldürüp cesedi başında kahvaltı yapan ruh hastaları, bir otopark için birbirlerini kurşunlayan mafya grupları ve daha nice vukuat.

5- Zina açıkça işlenecek ve günahlar aleni işlenir hale gelecek.

Günahların saklanmaması, övünülerek sıkılmadan anlatılması, dengenin bozulduğuna işaret değil mi? Gayrimeşru ilişki ve yaşantının çoğalmadığını kim iddia edebilir?

6- Emanet kaybolacak.

Hz. Peygamber’e kıyamet ne zaman kopacak diye soran kişiye Hz. Peygamber şöyle cevap buyuruyorlar: "Emanet ehil olmayana bırakılınca kıyameti bekle."

Bu haber gerçekleşti mi? Yoksa henüz vakti var mı? Aslında bunun cevabını vermek için sağa sola, yani etrafımıza bakmamız yeterlidir. Birçok görevin, kurumun, müessesenin başında ehil insanlar mı, yoksa kayırılanlar mı var! Sanıyorum hiçbirimiz, gönlümüz rahat bir şekilde "Emanetler ehillerin elinde" diyemeyiz. Dün de böyleydi, bugün de böyle. Hiç kuşkunuz olmasın, yarın da böyle olacaktır. Hz. Ömer hassasiyeti gelişmedikçe "emanetler pazarlanmaya" devam edecektir.

7- Ayak takımı (sefil) insanlar yükselecekler. (Müslim İman, Nevevi, 1/163).

Hz. Peygamber, "Rüveybide" konuşmaya başlayınca kıyamet beklenecek buyuruyor. Soruluyor: "Rüveybide" ne demek diye. Peygamberimiz şöyle buyuruyor: "İnsanlar adına konuşan sefiller." (İman Ahmet, Müsned, 15/37-38).

8- Ancak birbirlerini tanıyanlar selamlaşacaklar. (Ahmet, Müsned, 5/333)

İnsanlar arasında güven ve sıcak ilişkiler kaybolacak. İnsanlar bir ortama girdiğinde -eğer tanıdık kişi yoksa- sadece bakışacaklar ve en basit bir sevgi sözcüğünü, selamı bile esirgeyecekler.

9- Yalan yere şahitlik çoğalacak, doğru şahitlikten kaçınılacak (Fethül bari 5/ 261; Nevevi, 2/8182).

10- Ani ölümler çoğalacak (Heysemi, mecme, 7/325).

Belki trafik kazaları, belki sel ve depremler, belki yaygın hastalıklar, belki anarşi kastedilmiştir. Ama ani ölümlerin çoğaldığı bir vakıa. Kıyametin bugün dünyanın geçmiş ömrüne kıyasla daha da yakınlaştığını söylemek mümkündür. İnsanlığın kıyametle randevusunun yaklaştığına dair yazacaklarımız daha devam edecek.

Not: Hafta içi her sabah saat 09.00-10.00 arasında canlı yayında Star TV’de sorularınızı cevaplıyoruz.

Makaleyi Hürriyet.com dan görmek için tıklayınız.  (Bugün kıyamete dünden daha yakınız)

http://NihatHatipoglu.com

 
Leave a comment

Posted by Mayıs 31, 2009 in İslam

 

Etiketler:

Sevgi bir güldür çöllerde açan

""Sevgi bir güldür çöllerde açan
Onsuz gönüllerin hepsi perişan
Nasibim varsa sevgiden yana
Gül’ü verin başka şey istemem bana
Ümidim,hasretim,gülden yanadır.
Lezzetim kederim aşkım onadır.""
 
.Bir yürekte bulunan sevgi çeşidi bir
bahçe içindeki çiçekler kadar çeşitlidir.
Gül’ü ayrı severiz,Leylağı ayrı Nergis’i ayrı Nergisi ayrı,Sümbül’ü ayrı
severiz.
Küçücük yüreğimiz hepsini alır.Annenin yerini tutmaz bir baba,babanın yerini
tutmaz bir anne,arkadaşın yerini tutmaz bir başka arkadaş.
Sevginin dereceside farklı farklıdır,merdivenin basamakları gibi.(sonuçta
BİR olana gider….)
Bazen sarılarak ifade ederiz sevgimizi,bazen dookunarak, bazen elimizdekini,
bazende içimizdekini paylaşmaktır SEVGİ.

Ekmeyi,tuzu,suyu paylaştığımız gibi,acımızı mutluluklarımızı paylaşmaktır
SEVGİ.
Varlığında mutlu olmak,yokluğunda özlemektir sevgi.
Bir telefon ahizesinde, bir mektubun zarfında bembeyaz bir kağıtta sevginin
izleri vardır.

Sevgi yaşadıkça çoğalır.Hep birlikte olmak deyildir sevgi,o
yanımızda yokkende YÜREĞİMİZDEDİR. çünkü BEDENLER ÖTESİDİR SEVGİ…
Ümit can verir sevgiye,şüphe öldürür,yok eder.Uzaklıksa küçük sevgileri yok
eder, büyük sevgileri artırır.

 Tıpkı rüzgarın ateşi alevlendirip, mumu
söndürdüğü gibi…

Bugüzel duyguyu sıcacık yüreğinde taşıyanlara ne mutlu.

TÜM CANLARIN BU GÜZEL DUYGULARLA KALMASINI DİLİYORUM VESSELAM….

 
Leave a comment

Posted by Mayıs 31, 2009 in Yazılarım

 

Etiketler:

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.