Nefs Terbiyesinin önemi
Yazan: gulayozturk Haziran 3, 2009

sebebi eğitim eksikliğidir. İyi eğitilmiş fertler kendileriyle birlikte,
mensup oldukları toplumları da yükseltir, ileri götürürler. Ama eğitimin iyi
ve tam olması şarttır. Çünkü yarım hoca dinden, yarım doktor candan
edebilir, insanı. O halde iyi eğitim nedir?
İyi eğitim, insanın hem bedenine, hem ruhuna, hem dünyasına, hem ahiretine
yarayan; onu her iki cihanda mutlu ve bahtiyar eden, ona bilgi ve beceri
kadar; vicdan, bilgelik ve olgunluk kazandıran, doğru yolda götüren hayırlı
ve güzel olanı yapmasını sağlıyan eğitimdir, hiç şüphesiz. Kafa, tahsilde
ilimle doldurulurken, kalp ve gönül asla ihmal edilmemeli, vicdan
eğitilmeli, nefs terbiye edilmeli, ihtiraslar kontrol altına alınmalı, kötü
huylar terk olunmalı, kişi kazandığı bilgileri insanlığın hayrına kullanacak
bir zihniyete mutlaka sahip kılınmalıdır.
Manevi yönü ve değeri olmayan tek yönlü, materyalist bir tahsille yetişen
insanlar çok kere zararlı alanlara sapar ve saplanırlar. Onların
aydınlıklarından beklenen hayrı göremez ve verim alamazsınız. Nitekim
mesleği vatan ve milleti korumak olan bir subay, vatana bu yüzden hıyanet
edebiliyor; fark gözetmeksizin insan sağlığına hizmete yemin etmiş bir
doktor, hastayı sömürebiliyor, cana kıyabılıyor, cinayet işleyebiliyor; ülke
menfaatlerini korumakla görevli bir diplomat devlet sırlarını düşmana
satabiliyor, çıkarcı bir yönetici halkına emperyalistlere sömürtebiliyor
v.s. v.s. O halde insanlara; insanlığa fedekarca hizmeti, adaleti, fazileti,
edebi, nezaketi, acımayı, sevmeyi de kazandıracak bir eğitim vazgeçilmez
şarttır.
Bu da ancak imanla ve nefs terbiyesiyle olur.
Nedir bu nefs?
Nefs, insanın kendi, maddi benliği, “ego”sudur. Türkçe’de bulunan tam
karşılığı olabilecek bir kelime yok. Onu ancak tarif ve tasvir edebiliriz.
Yüce Allah Celle celalüh, bizim içimize bir idare müdürü tayin etmiş; bizim
bedenimizi, maddi varlığımızı, hayat için gerekli menfaatlerimizi korumak ve
kollamak amacıyla hareket eden bir manevi otorite yerleştirmiş; nefs, işte
o!
Varlığı gerekli, istekleri doğal, ama takip ve kontrolü, eğitilmesi ve kötü
eğilimlerden temizlenmesi de şart!
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) Ebud-derda radiyallahu anh’a “Hiç şüphesiz,
Allah’ın, eşinin, çoluk çocuğunun, diğer insanların olduğu gibi, vücudunun
ve nefsinin de senin üzerinde bazı hakları vardır; her hak sahibine hakkını
vermek zorundasın” buyuruyor.
İslam dini nefsin, yeme içme, tenasül, dinlenme… gibi meşru arzu ve
dileklerini, meşru yollarla karşılamayı emreder, ama aşırı isteklerinin,
heva ve heveslerinin şiddetle karşısına çıkar. Mesela neslin devamı için
evlenmeyi teşvik eder, ama nikah yoluyla; zina ederek değil! Böylece nefsin
cinsi arzuları doğru bir yola kanalize edilmiş olacaktır. Daima bekar
kalmayı kendi kendini kısırlaştırmayı, hadım olmayı, ruhbanlığı reddeder.
Bunun gibi sağlığın devamı için yemeği, içmeyi emreder; ama haram kazancı,
aşırı yemeği, oburluğu, vücuda zararlı maddeleri, içkiyi yasaklar. Makul
ölçülerde dinlenmeyi tavsiye eder, ama başkasının sırtından geçinmeyi
tembelliği, zevk ve keyfi düşkünlüğünü men eder..
Nefsin tabii içgüdüleri, istekleri aşırı olarak verilirse, nefis şımarır;
daha çok ister, gemi azıya alır; insanı felaketlere, haramlara, zulümlere,
günahlara sürükler. Onun için Kur’an-ı Kerim nefsin, ayıp ve kusurlardan
temizlenmesini, zabtü rabt altına alınmasını emrediyor, nefsini terbiye
edemiyenlerin çok ziyana uğrayacağını, müthiş pişman olacağını bildiriyor. O
halde nefs terbiyesi herkese gereklidir, halk’a olduğu kadar, okumuşlara da:
zahiri ve kuru bir dini tahsil yapmış olanlara da!
En çok da devlet yönetiminde, millet hizmetinde olanlara, politikacı ve
particilere gereklidir; çünkü onların hamlığı, ahlaksızlık ve edepsizliği,
ihtirasları ve kaprisleri yalnız kendilerine zarar vermekle kalmıyor, tüm
milleti ve ümmete kan ağlatıyor. Maddi zarar ve hasarların hesabı yapıldığı
kadar, görgü, edep ve ahlak yoksunluğunu ve ferdi ihtiras ve kaprislerin yol
açtığı zarar, hasar ve ziyanların da hesabı tutulsa, nefis terbiyesi
görmemiş yöneticilerin, amir ve memurların bir ülkeye ne kadar korkunç
kayıplar verdirdikleri hayretle müşahade olunacaktır. Tarihte, ham,
kompleksli ve problemli liderlerin bir ülkeyi tümden felakete sürükleyip
batırdığı da çok görülmüştür.
Milli eğitimimiz yıllardan beri “nefs terbiyesi;”nden yoksun olarak
çalıştırılmaktadır. Sonuç ortada, binlerce problemli, ruh hastası kaprisli
diplomalı üremiş; bunlar da birbirleriyle, incir çekirdeğini doldurmayacak
nüans farkalrı dolayısıyla çekişip, çatışıp duruyor. Politikada, ekonomide,
kamu yönetiminde, kültürde ve her sahada kaos ve anarşi hakim!
Ruhsuz ve maneviyatsız nesillerin nasıl çöktüklerini, çürüdüklerini, mahv
olduklarını gözlerimizin mescidiyle, baş örtüsüyle, sakalıyla, Cuma’sıyla
oynamak niye?!! Üstelik işte bunlar, diğerlerinden daha üstün başarılı!
Milletçe ilerlemek ve yükselmek istiyorsak, artık süratle materyalist ve
dinsiz eğitim icraatından dönmeli nefs tersbiyesine önem vermeli. İnançlı,
görgülü, bilgili, terbiyeli, iradeli, edepli, ahlaklı, hal ve gönül ehli
insanlar yetiştirmeye yönelmeliyiz.

Esat coşan külliyatı
cenkroys demiş
yüregine sağlık
canfedayi demiş
allah senden ragzi olsun kardesim.
rabbim bizi nefsimizden uzak tutsun insallah.
gulayozturk demiş
amin amin amin inşallah kardeşim