
Esselamün aleyküm sevgili dostlar.
Bilmem siz nasıl hişsediyorsunus,ama ben
Tebessüm etmeden gün ,o gün benim için zor
Geçer dostlar.
Yani tebessüm benim için bir çeşit ruhum gıdasıdır…
Her halde tebessüm ederim,bu yüzden dertler,hastalıklar pek uğramazlar benim yanıma…
En kötü durumlardan bile tebessüm ettirecek
Bir yanını bulabiliyorum şükür Rabbime.
Güzel fıkralarda severim.
Düşündüm ki,birkaç fıkralar dostlarımla paylaşayım diye..
Haydi o zaman hep beraber biraz tebessüm..




KAZIN AYAĞI…
Hoca ,pişirdiği bir kazı hediye olarak Timur’a götürür..
Fakat yolda dayanamayıp kazın bir bacağını yer..
Timur kazı görünce..
-Hoca,bu neden tek bacaklı.?diye sorar..
Bu sırada ,dışarıda güneşlemekte olan kazları ilişir
Hoca’nın gözünde..
Hepsi de tek bacakları üzerinde durmaktadır..
-Devletlim,bizim Akşehir’de kazlar tek bacaklıdır.
İnanmazsanız dışarıdakilere bakın..
O sırada eli sopalı bir adam kazların arasına dalıp,
Kovalamaya başlar..
Sopayı yiyen kazlar korkudan sağa sola kaçışırlar..
Timur..
-Bak Hoca ,der..kazlar iki ayaklı…
Hoca boynunu büker..
Sultanım,der..o sopayı sen yeseydin,değil iki,dört ayaklı
Olurdun.!!

TAVSANIN SUYUNUN SUYU !
Köylünün biri Nasrettin hoca’ya bir tavşan armağan etmiş.
Hoca da elinden geldiğince ağırlamış köylüyü..
Ertesi hafta aynı köylü tekrar gelmiş..
Hoca yine hizmette kusur etmemiş..
Adama çorba ikram ederken de..
–Geçen haftaki tavşanın suyundan ,diye şakalaşmış..
Bir hafta geçtikten sonra,bu kez tanımadığı birkaç
Kişi çalmış kapıyı..
–Biz,demişler,iki hafta önce tavşan getirenin köylüsüyüz.
Hoca bakmış olacağı yok,bu iş böyle sürüp gidecek..
Adamları buyur edip,önlerine de bir tas sıcak su koymuş..
Beklemedikleri bu ikram karşısında şaşıran köylüler..
Hoca,bu ne?? Sormuşlar..
–Bu demiş Hoca,sizin köyden gelen tavşanın suyunun suyu!!

BEYGİRE ÇAKTIRMA!!
Sıcak bir havada,şişman biri yürüyerek köyüne gitmektedir.
Adam çok şişman olduğu için kan ter içinde kalmıştır.
Derken bir at arabası görür.
Arabayı,kemikleri çıkmış,kan ter içinde bir beygir çekmektedir.
Üstelik araba da çok yüklüdür.
Araba yanına gelince,şişman adam arabacıya..
–Ne olur beni de atar mısın köye kadar..?sıcakta görüyorsun
perişan oldum..
Arabacı kafasını sallıyarak..
-Olmaz,arabada çok yük var..
Adam adeda yalvararak..
-Ne olur kardeşim.öleceğim bu sıcakta..
Arabacı bir adama,bir de beygire bakar ve sonunda yavaşça…
–Haydı çabuk atla,ama beygire çaktırmadan!!















gülay
Haziran 30, 2009 at 4:57 pm
MUTLU OLUN VE GÜLÜMSEYİNHer şeyden evvel insan olarak yaratıldığınıza ve yaşatıldığınıza şükredin,mutlu olun ve gülümseyin.. Unutmayın ki,sizin mışıl-mışıl uyuduğunuz saatlerde Binlerce kişi ağrılar içinde hastanelere kaldırılıyordu..Onlardan biri olmadığınız için mutlu olun,Gülümseyin ve şükredin.. Unutmayın ki,sizin mışıl-mışıl uyuduğunuz saatlerde dünyanınMuhtelif yerlerinde sel,deprem,ve fırtına vardı..Bu felaketlerden korunduğunuz için mutlu olun,Gülümseyin ve şükredin.. Unutmayın ki,sizin mışıl-mışıl uyuduğunuz saatlerde binlerce kişiCan çekişiyor,ve ölüyordu..Böyle bir gecenin sabahında sağ olduğunuz için mutlu olun,Gülümseyin ve şükredin..
Fatma
Haziran 30, 2009 at 4:57 pm
Hikaye o ki; Kadınlar toplu halde gruptan ayrılıp gittikten sonra( nereye gittikleri de meçhul !) Allah(hikayede Tanrı deniyor da ben demiyorum) erkeklere hitaben der ki; -Karıları tarafından yönetilen erkekler siz sağ tarafa geçin, karılarını yönetenler de sol yanıma geçin bakalım ! Büyük bir gürültü ile karıları tarafından yönetilen erkekler şaşkın şaşkın ve sonucu merakla bekleyerek sağa yana arka arkaya dizilirler. Ortada sadece bir erkek kalır, Tanrı karıları tarafından yönetilen erkek güruhuna(kuru kalabalığa-aptal aptal bakınan kalabalığa) hitap ederek; Gördünüz mü sizden sadece biri karısını yönetmek cesaretinde ve kararlılığında ! kendinizden utanmıyorsunuz anlaşılan kılıbıklar ! diye haykırır ve o tek kahraman ve karısını yöneten erkeğe sorar : Nasıl başardın bu yönetimi ? Adam kısık bir sesle cevap verir :" Vallahi bilmem efendim, karım bana burada durmamı buyurdu ! " Yorum yok benden yana ! buyrun siz yorumlayın !!!! gülüm sağol… buda benden olsun…
gülay
Haziran 30, 2009 at 4:58 pm
BUYURUN CENAZE NAMAZINA ..Tütün içme yaşağı konan padişah iv.Murat ,Yaşağın uygulayıp uygulanmadığı kondrol etmek Maksadıyla baz geceler sokaklarda dolaşıyordu..Böyle bir gecede Edirnekapı civarında bir yerde Işığın yandığını görüp,o tarafa gider..İçeriye girdiğinde,içilen tütünün duman ve Kokusuyla karşılaşır..Ve hemen Padişah ,o yerin sahibine sorar..–“Tütün içmenin yaşak olduğunu bilmez misin.?Adam,Padişahı tanımadığı için umursamaz bir Tavırla şu cevabı verir..–“Erenler uzun etme,haydi sen işine git.!Padişah daha sert bir şekilde sorar..–“Padişahın emrine karşı gelenin sonunun ne olduğunu hiç görmedin mi.?Bu sorulardan şüphelenen mekan sahibi..–“İsminizi bağışlar mısınız.? Der..Padişah sadece “Murat”der…Adam yutkunarak…–“Sultanlığı da var mı bu Murat..?“Evet…Cevabını alınca da hemen yere uzanarak…–“öyleyse,buyurun cenaze namazına….
gülay
Haziran 30, 2009 at 5:00 pm
Allah razi olsun Fatma kardeşim..gülümsemek her zaman iyidir..Mevlam yüzümüzdeki tebessüm almasin inşallah.amin..sevgimle kal
gülay
Haziran 30, 2009 at 5:07 pm
1- ankarada, cok sicak bir gunde, dolmustaki bir süslü hanım yelpazesiyle; "söfeer bey klimayi acar misiniz cok sicak olduu" demisti. Pala biyikli söfer amca teyzeyi bi sure suzdukten sonra, kapiyi acip acip kapatmaya basladi, ki ondan sonra dolmusca kahkahalara boğulduk zaten. 2- yolcu: mükemmel bir yerde inebilir miyim? (yolcunun kafasi karsik sanirim, kendisi de dolmustakilerle güler söyledine)söför indirirken;"buyrun size layik degil ama" 3-yolcu musait bi yerde inmek ister ama dili surcer; yolcu : musait bi yerde iner misiniz sofor : niye sen mi kullancan ? 4-rumeli – hisarüstü otobüsüyle taksim e dogru gidiyoruz. adamin biri besiktas dolaylarinda gayet aceleci bir tavirla -kaptan orta kapiyi rica edebilir miyim??. bizim soför olaya hakim: -tabi abi ayip ettin al götür.senden kiymetli mi? 5-ankarada otobüslerin kartli degil biletli oldugu bir dönem. otobüse bir adam biner. utangaç, sikilgan bir tavirla söföre; -afedersiniz söför bey biletim yok, acaba inecegim duraktan alabilir miyim? söför: istersen yolculara bir sor… adam: afedersiniz yolcular biletim yok, acaba incegim duraktan alabilir miyim.!!
gülyüzlüm..gülay
Haziran 30, 2009 at 8:07 pm
Birisi SENI SEVIYORUM dediginde beklenilmeyen cevaplar.. Seni Seviyorum : Anlasildi. Tamam… Seni Seviyorum : Hayir izin vermiyorum! Bugün beni seven yarin kediyi köpegi de sever. Olmaz, ben ciddi biriyim Seni Seviyorum : Ne güzel… Seninle beraber beni seven iki kisi olduk böylece… (Süper) Seni Seviyorum : Havalardandir, bana da oluyor bazen… Seni Seviyorum : Neden? Bende benim bilmedigim bir seyler mi var? Seni Seviyorum : Çok hos… Peki baska ne gibi hünerlerin var? Seni Seviyorum : Beni bu islere karistirma ne olur… Seni Seviyorum : Üzülme, zamanla geçer. Seni Seviyorum : Hadi ya, çok ilginç… Eeee sonra… Seni Seviyorum : Ben de seni seviyorum. Eee, simdi ne olacak? Seni Seviyorum : Tesekkür ederim… Bu benim için büyük bir seref… Sevgine layik olmaya çalisacagim. Büyüklerimi sevip küçüklerimi koruyacagim. Seni Seviyorum : Gücün bana mi yetiyor? Akranlarini sevsene! Seni Seviyorum : Bu neye cevap olacak, neyi çözecek peki? Seni Seviyorum : Allah razi olsun… Seni Seviyorum : Seni seviyorumunda ekleyecegin bir sey yoksa evlere dagilalim. Seni Seviyorum : Iyi de bunun sosyal güvencesi, sigortasi filan var mi? Seni Seviyorum : Ömrünü, enerjini daha faydali islere harcasana canim… Yazik ediyorsun vallaha… Seni Seviyorum : Elinden baska bir halt gelmez ki zaten… Seni Seviyorum : Utanmadan bir de bunu yüzüme karsi söylüyorsun ha… Yikil karsimdan
Osmanli Torunu
Haziran 30, 2009 at 10:15 pm
allah razi olsun tebessüm ettim rabbimde seni güldürsün insallah:)) Beş parmak Nasrettin Hoca, birgün yemek yerken biri sorar:"Neden 5 parmağınla yiyorsun".Hoca da:6 parmağım olmadığı için.".
gülay
Haziran 30, 2009 at 10:30 pm
gülay
Haziran 30, 2009 at 11:46 pm
DOĞUM GÜNÜ…Çiçekçiye giren adamın kolunda sıyrıklar,sol gözünde bir Morluk vardı..–Bir düzine kırmızı gül istiyorum,dedi ve hemen ekledi.Karımın doğum günü için,tazesinden rica ediyorum…Çiçekçi.:–Başüstüne,dedi..Hangi gün için?Adam koluyla gözünü işaret etti…–Dündü… EV İŞLERİ…Vurdumduymaz bir adamın evi yanmış..komşusu koşarakYanına gelmiş..–Koş efendi,evin yanıyor..Adam sakınca cevap vermiş..–Ev işlerine karım bakıyor…J J J J KARIMI KAYBETTİM…Adam,tıklım-tıklım dolu hipermarkette,alışveriş eden çok Güzel bir kadına yaklaştı..–Benimle biraz konuşur musunuz? Karımı kaybettim.onu bulmalıyımdedi..Güzel kadın şaşkın sordu..–Karınızı kaybetmenizle,benimle konuşmanız arasında ne ilişki var.?-Adam izah etti..–Ne zaman güzel bir kadınla konuşsam,mutlaka bir yerdençıkar gelir benim karım.! ASMALAR DA KOL UZATMIŞ DALLERE Radyonun yeni çıktığı yıllarda Kayserili bir hanım radyo dinliyormuş.Radyoda bir türkü duymuş..Rahmetli Kavuncu’nun “Asmalar da kol uzatmış dallere “isimli Türküsüymüş..Kadın hemen radyoyu kapatmış ve :“Vooooo bizim herif bu türküyü çok sever.ağşam herif gelince açak da o da dinlesin!!” J J J J Jayyyyyyyyyyy öleceğim şimdi gülmekte
))))))
gülay
Temmuz 2, 2009 at 12:15 am
Hanımın biri: –Ev işlerini yapmaya madem hukuken mecbur değilim, öyle ise dinimin bana tanıdığı bu hakkımı kullanıyor, artık ev işlerini yapmaktan vazgeçiyorum, diyerek beyine kıymetini bildirecek bir ders vermek ister. Bey boynunu büküp yalvarırsa da dinlemez: –Ben dinimin bana tanıdığı (hukuki) hakkımı kullanmak istiyorum, diye diretir. Bunun üzerine bey de mecburen razı olarak şöyle cevap verir: –Madem öyle, sen de şu orta odayı boşalt da ben de dinimin bana tanıdığı hakkımı kullanıp ikinci hanımı getireyim, senin yapmadığın hizmetleri o yapsın bari!.. Hanımın buna cevabı tek cümleden ibaret olur. – Sen de hiç şakadan anlamıyorsun! Ev işlerini bırakıp da bunca sevaptan mahrum kalmak ister miyim… =)
Fatma
Temmuz 2, 2009 at 9:35 am
Fadime feminist olursa Dünya Feministler Kongresinde konuşmacılar görüş belirtmektedir. Amerikalı bir hanım şöyle der:-Ben iyi bir şirketin genel müdürüyüm. Artık alışveriş yapmaktan bıktım. Kocama "bundan sonra alışverişleri sen yap" dedim. Baktım, birinci gün oralı olmadı, ikinci gün oralı olmadı, üçüncü gün yaptı…Alman konuşmacı:-Ben iyi bir şirkette üst düzey yöneticiyim. Bir gün kocama "ben artık bulaşıkla ilgilenmekten bıktım, biraz da sen yıka" dedim. Birinci gün yapmadı, ikinci gün yapmadı, baktım üçüncü gün yapmış…Fadime kürsüye çıkmış:-Ben kendimi bildim bileli temizlikçiyim. Geçen gün Temel\’e "ben artık çamaşır yıkamaktan mahvoldum, biraz da sen yıka" dedim. Birinci gün göremedim, ikinci gün göremedim, üçüncü gün gözüm yavaş yavaş görmeye başladı…
Fatma
Temmuz 2, 2009 at 9:40 am
Dünya Cüzeli ——————————————————————————–Profesör, ögrencileri ile birlikte Karadenizli hasta olan Temel\’in yataginin basina gitmis.. Onlara yeni bir hastaligin belirtilerini ögretecek..Yatakta bitkin, kendinden yari gecmis vaziyetteki Temel\’i gostererek konusmaya başlamiş:"Bakin yüz rengi sarıya yakın..""Gözler içeriye dogru cökmüş, o yüzden burun daha sivri görünüyor..""En fazla değişik kas,yüzümüzdedir.. Bakin kaslar tepki vermediginden ifade anlamsiz.. Çene asagiya sarkmis duruyor.."Hasta da ögrenciler gibi dikkat kesilmis dinliyor..Profesör bu bir "batin sendromu" belirtisidir diyecekken,yerinden zorlukla dorulan Temel zor bela mirildanmis:"Sen sanki dünya cüzelisun..
Fatma
Temmuz 2, 2009 at 9:47 am
——————————————————————————–Temizlikci bir kadin disardan İlkokul diplomasi almak icin sinava girerTabiat bilgisinden sorular ve cevaplar soyle:-Soru Mide ne is yapar?-Cevap Sindirim yapar, yediklerimizi ogutur-Soru \’Akciger ne is yapar?\’-Cevap Solunum yapar, bizi yasatir-Soru Kalp ne is yapar?-Cevap Dolasim yapar-Soru Beyin ne is yapar?-Cevap Bizim apartmanda kapicilik yaparAbimiz koyu kahverengi deri, yarim botu alip kasaya yanasiyorKasadaki kiz botlari posete koyarken, sayin abimiz de soruyor;- 43 lira degil mi?- Kiz, \’Ne munasebet\’ der gibi bakiyor ve \’Bunlar orijinal deriİndirimli fiyati 180 lira\’Abimizin bitis cumleleri, kizcagizin kopus anina denk geliyor;-Olur mu hanimefendi, bakin altinda \’Size 43\’ yaziyo
gülay
Temmuz 2, 2009 at 12:48 pm
Fatma kardeşim eyvallah.ömürsün
) sağol Allah c.c. razi olsunnnnnnsevgilerimle can
ahmed
Temmuz 2, 2009 at 3:37 pm
\’BEN GİDİYORUM, TA Kİ BENDEN HAYIRLISI GELSİN INŞALLAH\’\'Şimdi ayrılık vakti. Ben gidiyorum, ta ki benden hayırlısı gelsin inşallah\’Pek tatlı bir nezaket cümlemiz vardır: Birisinin yanında bir başkasını övüyorsanız, \’Senden iyi olmasın!\’ dersiniz! Sadık Şanlı kardeşimin o incelik dolu anlatısını okuduğumdan beri bu iltifata itiraz ediyorum: \’…kapının zili çaldı. Karşımda uzun zamandır görmediğim bir dostum. Selamlaşıp, kucaklaştık. Çay eşliğinde uzun bir sohbet için salona geçtik. Nasıl geçtiğini anlayamadığımız üç koca saatin ardından misafirim \’Geç oldu, bana müsaade\’ diyerek noktayı koydu ve kalktı. Ona eşlik ettim. Sokağın başına vardığımızda \’Şimdi ayrılık vakti. Ben gidiyorum, ta ki benden hayırlısı gelsin inşallah\’ diyerek elini uzattı. Kucaklaşırken, dostumun ettiği duaya alışkanlıkla \’amin\’ dedim. Eve dönerken, arkadaşımın veda sözleri takıldı aklıma. Düşündüm, düşündükçe ürperdim. Bu bir dua idi. İlk kez duyduğum yaman bir dua. Gayri ihtiyari birkaç kez tekrarladım. Sıcacık duygularla doldum. Bir şey tarafından kuşatılmıştım. Bütün benliğimi dolduran güzel bir şey.Ertesi gün ilk işim arkadaşımı telefonla aramak oldu. Nedir, nereden duydun diye sordum. Bu özlü duadan çok etkilendiğimi anlayan dostum, \’Hz. İsa Aleyhisselam\’ın, Peygamber Efendimizin (asm) geleceğini müjdelediği sözmüş bu\’ dedi. Ne güzel dua imiş! \’Tuttum bu duayı\’ dedim. Güldü ve \’o halde hiç bırakma\’ dedi. Ben gidiyorum, ta ki benden hayırlısı gelsin inşallah.\’İsâ\’ya (as) ve O\’nun müjdelediği En İyi\’ye (asm) hürmeten: Kalktığım koltuğa benden iyisi otursun. Sustuğum anda benden iyisi konuşmaya başlasın. Olmadığım odaları benden iyiler doldursun. Yetişemediğim yerlere benden iyiler yetişsin…. \’Senden iyi olmasın!\’ diyen dostlarımın bu duasına, İsa Aleyhisselâmın duasına \’amin\’ deme hatırına \’amin\’ diyemeyeceğimi söylüyorum. Şaka yollu, \’Bana beddua ediyorsun galiba!\’ diyorum. \’Benden iyiler olmasa, ne ederim ben bu dünyada? Kim beni şaştığında uyaracak? Kim beni hüzne düştüğümde teselli edecek ki…\’ Sonra peygamberlerin kavimleriyle yaşadıkları imtihanları hatırlıyorum. O toplulukta o peygamberden iyisi yoktu! Ama nasıl acılar çekti? Ne dayanılmaz sıkıntılara göğüs gerdi? \’Benden iyi(ler) olsun elbette.. Bende peygamber yalnızlığına sabredecek iyilik yok ki!\’ Senai Demirciselam ve dua ile gülay ve fatma ablalarım yüreklerinize sağlık olsun baki selam sevgi ve dua ile
gülay
Temmuz 2, 2009 at 4:21 pm
Allah razi olsun Ahmed kardeşim..aleykum selam..ziyaretine tesekkürler
gülay
Temmuz 2, 2009 at 4:21 pm
tebssüm,Gülümsemektir, tebessüm. İnsana has bir özelliktir. Sevincin, coşmanın ifadesidir. Tebessüm dostluğun, kardeşliğin ve sevginin şifresidir. Bu şifreyi bilenlerin dostları, arkadaşları, sevenleri çok olur. Ruhları ve kalpleri fetheden Peygamberimizin (asm) en önemli özelliklerinden biri de tebessümü yüzünden hiç eksik etmemesidir. Bu yüzdendir ki, en inançsız insanları dahi hakka ulaştırmış, en taş kalplileri bile yumuşatmış, yoldan çıkanları yola getirmiş, insanların en sevgilisi olmuşlardır.Allah Resulü ümmetine de bu güzel davranışı tavsiye etmiş “Kardeşini güler yüzle karşılamanın da bir iyilik” olduğunu söylemişlerdir. (Müslim, Birr: 144) Diğer hadislerinde de “Malla herkese iyilik yapmaya gücünüz yetmez. Ama siz güler yüz ve güzel huyla onlara ulaşmaya, onları memnun etmeye çalışınız” buyurmuşlardır. (Feyzül Kadir, 2:557)Tebessümün insan için sadaka olduğunu söyleyen Peygamberimiz (asm), daima sessizce gülümsemeyi tercih etmiş, nadiren de dişleri görünecek şekilde gülmüşlerdir. Fazla gülmek kalbi öldürür. Kahkahayla gülmek ise, tevazuu siler, gururu öne çıkarır ve kişinin ağırbaşlılığını ortadan kaldırır. Bulunduğumuz her ortamda, yaşadığımız her duyguda tebessüm etmeyi başarmalıyız. Hem kendi dünyamız aydınlansın, hem de başkalarını da aydınlatalım. Asık surat, problemleri ortadan kaldırmaz, bilakis problemleri çözümsüz hale getirir. Peygamberimiz (asm) örneğimiz, sünnet-i seniyyeyse ışığımız olsun….AMİN
gülay
Temmuz 2, 2009 at 10:15 pm
Kriz yüzünden işten çıkarılan bir akademisyen ile bir gazeteci yurt dışına çıkmışlar. Bir süre yiyip-içip eğlenmişler. Doğal olarak paraları çabucak tükenmiş. İş aramışlar ve bir çiftlikte hayvan pisliklerini ahırdan kürekle kazıyıp çöp römorkuna atma işi bulmuşlar. Bir süre çalışmışlar, başarılı olmuşlar, çiftlik kahyası da onları sevmiş ve hallerine acıyarak "Size daha kolay bir iş vereceğim" diyerek onları yumurta paketleme işinde görevlendirmiş . "Bunların irilerini ve iyilerini bu taraftaki kutulara, küçük ve kötülerini bu taraftaki kutuya koyacaksınız" demiş. Fakat bizimkiler çok yavaş çıkmış, "Bu iyidir, değildir, küçüktür, büyüktür" tartışmaları ile işleri aksatmışlar. Onları gözleyen kahya yanlarına gelmiş, "Siz Türkiye\’de ne iş yapıyordunuz? " diye sormuş. Bizimkiler "Gazeteci" ve "Akademisyen" diye cevaplamış. Kahya, "Belli belli, sizin Türk aydını olduğunuz belli" demiş. "Çok iyi pislik atıyorsunuz ama iyi ve kötüyü ayırt etmeyi bir türlü beceremiyorsunuz! .."
gülay
Temmuz 2, 2009 at 10:20 pm
Duruşma salonlarından
HAKİM:-müvekkiliniz neden bosanmak istiyor avukat hanim?-karsi taraf ile aralarinda düsüncefarkliliklarindan kaynaklanan siddetli geçimsizlik bulunuyorsayin hakimHakim: -tabi biri aristo digeri descartes çünkü.*dava: uyuşturucu kaçakçılığısanık: takriben 65 yaşında bir amca yer : ağır ceza mahkemesiolay : amcanın ahırı ağzına kadar marihuana dolu olarakbulunmuştur.hakim – amca anlat bakalım ne oldu ?.sanık – içiciyim ben reisim.hakim – nasıl yani ?. bir ahır dolusu esrarı mı içecektin ?.sanık – yazları yetiştirir ve biriktiririm. kışları da içerimhakim bey.hakim – (kahkahalar) kapatırım seni ahıra, kapına da ikijandarma koyarım, yaza kadar o otu bitiremezsen sonragörüşürüz.* dava : tarihi eser kaçakçılığı yer : ağır ceza mahkemesiolay : arabanın bagajında roma dönemi büstler yakalanmıştır.- anlat bakalım osman ?.- tarlamı sürerken bu kafaları buldum hakim bey,tam müzeye teslim etmek üzere yola çıkmıştım ki tutuklandım.masumum hakim bey, tahliyemi isterim. – osmannnn. osmannnnnnn. hatay\’da bulduğunkafaları neden istanbul\’daki müzeye teslim etmeye çalışıyorsun*1940\’lardan aktarılan bir anı: yaşlıca bir rum kadıncağızsanık kürsüsünde durmaktadır. duruşma uzadıkça uzar.kadıncağız şişmanlığın ve yaşı nedeniyle, mahalle karısımisali, tanık kürsüsüne yaslanıp belini bırarak ağırlığını birtarafa vererek durur.hakim: "hanım düzgün dur!" (sertliğiyle bilinen birhakimdir) beş dakika sonra kadıncağız dikilmekten yineyorulur, bu sefer ağırlığı öbür tarafa vererek bükük durur.hakim: "hanım düzgün dur!" kadıncağız tekrar toparlanır. buolay birkaç kere tekrarlar. en sonunda hakim yine: "hanımdüzgün dur!" dediğince kadıncağız lafı patlatır:- a yeter bea! mahkeme mi yapiyoruz, fotogıraf miçektiriyoruz?
gülay
Temmuz 2, 2009 at 10:30 pm
Kadin Kocasina:–Uzun zamandan beri bana sicak bir kelime soylemedin.–Koca : Cehennem\’de yanasin.:))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))
gülay
Temmuz 2, 2009 at 10:35 pm
Adamın birine haftasonu piyangodan para çıkmış. hiç kimseye söylememiş.> Pazartesi günü herkesten habersiz> Ankara\’ya gitmiş ve parayı çekip bir bankaya yatırmış. Sonra gidip bir> yerde ferah ferah kahvesini içerken telefonu > çalmaya başlamış.> -aloo> -enişte nerdesin?> – bi işim var kayınço. ne oldu?> -enişte acele eve gel> – ne oldu yahu anlatsana> -enişte ablam> -hastamı bişeymi oldu? > -enişte ablam sizlere ömür…> > Adam telefonu kapatmış ve arkasın yaslanmış. şööyle bir gerinmiş.> ve demiş ki :> – hey güzel Allahım… verdikçe veriyor… verdikçe veriyor…..>
gülay
Temmuz 2, 2009 at 10:54 pm
Bir Tebessümün açamayacağı kapı yok.Tebessüm etmek Sadakadır.(Hadis-i şerif)Buyrun bol bol sadaka verelim mübarek üç Aylarda….:))
gülay
Temmuz 2, 2009 at 10:55 pm
Dort kisilik avci grubu, tecrubeli avci Temel\’in onderliginde ilerlemektedir. Karsilarina kucuk bir delik cikar. Temel: -yatin yere, tavsan deligi ! Butun avcilar yere yatarlar. Gercekten bir muddet sonra delikten tavsan cikar. Avcilar hemen vururlar. Tekrar yurumeye baslarlar. Bir sure sonra buyukce bir delik cikar. Temel : -Yatin yere, tilki deligi ! Yatarlar. Biraz sonra tilki cikar, onu da vururlar. Tekrar yola duserler. Bu defa daha buyuk bir delik cikar. Temel : -Yatin yere, ayi ini ! Yere yatarlar ve cikan ayiyi vururlar. Iyice keyiflenen avcilar yurumeye devam ederler. Kisa bir zaman sonra kocaman bir deligin basinda dururlar. Acemiler hep birden Temel\’e bakar. Temel : -Usaklar ne cikacagini bilmiyorum. Ama yatin yere, ne cikarsa bahtimiza! Ertesi gun gazetelerde : "Dort avci tren altinda can verdi…"
cenk
Ağustos 19, 2009 at 1:58 pm
KAZIN AYAĞI…Hoca ,pişirdiği bir kazı hediye olarak Timur’a götürür..Fakat yolda dayanamayıp kazın bir bacağını yer..Timur kazı görünce..-Hoca,bu neden tek bacaklı.?diye sorar..Bu sırada ,dışarıda güneşlemekte olan kazları ilişirHoca’nın gözünde..Hepsi de tek bacakları üzerinde durmaktadır..-Devletlim,bizim Akşehir’de kazlar tek bacaklıdır.İnanmazsanız dışarıdakilere bakın..O sırada eli sopalı bir adam kazların arasına dalıp,Kovalamaya başlar..Sopayı yiyen kazlar korkudan sağa sola kaçışırlar..Timur..-Bak Hoca ,der..kazlar iki ayaklı…Hoca boynunu büker..Sultanım,der..o sopayı sen yeseydin,değil iki,dört ayaklı Olurdun.!!HAHA ABLAM YARILDIM GÜLMEKDEN HAHAHAHA O SOPADAN BİRAZDA BEN YİYİM KAPININ ARKASINDA OKLAVA VAR DYODUN AZ CIKARDA BENDE KANATLANAYIM ARŞA YÜKSELEYIM=)
gülay
Ağustos 19, 2009 at 2:55 pm
anlarsam dinin direği olan NAMAZ kılmadiğini yersin sopayi hemde nasılllllllll .nasıl duyacağini diye sorma..anlarim insan halinde.dualarımdasin tüm kardeşlerim gibi.
ASLI NUR
Ağustos 19, 2009 at 3:36 pm
Baklava Hoca aksamleyin eve dogru yururken, baklava seven bir koyluyle karsilasir. -Hoca, kisa bir sure once bir adam buyuk bir tepsi baklava goturuyordu… -Beni ilgilendirmez! -Fakat adam tepsiyi sizin eve goturuyordu. -O zaman seni ilgilendirmez!
ASLI NUR
Ağustos 19, 2009 at 3:37 pm
BENİM YERİME SENİ GÖTÜRÜR Hoca Nasreddin ölüm döşeğindeymiş. Karısını çağırmış. -Hanim en güzel elbiselerini giy, iyice kokular sürün, tak takıştır yanıma gel otur. -Ayol hoca delirdin mi sen. Bu durumdayken ben nasıl süslenirim? -İyi ya azrail gelince belki beğenip benim yerime seni götürür.
ASLI NUR
Ağustos 19, 2009 at 3:40 pm
Şimdi Kuşa BenzedinHoca yolda bir leylek bulmuş. Almış onu evine götürmüş. Daha önce hiç leylek görmemiş. Uzun gagası ve bacaklarını çok yadırgamış. Tutup bir güzel kesivermiş onları. Sonra da yüksekçe bir yere koymuş. Karşısına geçmiş. Yaptığı işten memnun, seslenmiş:- Bak şimdi kuşa benzedin
ASLI NUR
Ağustos 19, 2009 at 3:41 pm
Sen de HaklısınNasreddin Hoca\’nın kadılık (hakimlik) ettiği günlerde adamın biri yanına gelir. Adam,komşusundan şikayetçidir. Derdini anlatır. Hoca, adamı güzelce dinledikten sonra:- Haklısın! diyerek gönderir.Biraz sonra adamın şikayetçi olduğu komşusu çıkagelir. O da az önce gelen komşusundanşikayetçidir. Derdini anlatır, hakkının verilmesini ister.Hoca onu da güzelce dinler. Sonra: – Haklısın! diyerek onu da yollar.O sırada Hoca\’nın yanına gelmiş bulunan ve konuşulanlara kulak misafiri olan karısı, bu işe şaşar.Hocaya:- İlahi Hoca Efendi! Sen ne biçim kadısın? Birbirinden şikayetçi olan iki adamın ikisi birden hiçhaklı olur mu? diye sorar.Karısının bu sözleri üzerine Hoca, bir süre düşündükten sonra ona şöyle der:- Hatun, sen de haklısın.
ASLI NUR
Ağustos 19, 2009 at 3:41 pm
Ben Uyuyorum Bir gün Nasreddin Hoca şehre gelip, bir arkadaşıyla birlikte handa kalmış. Gece yarısı arkadaşı sormuş :-Hocam, uyudunuz mu?-Buyurun bir şey mi var?-Biraz borç para isteyeyim demiştim.Nasreddin Hoca derhal horlamaya başlayıp:-Ben uyuyorum! demiş.
ASLI NUR
Ağustos 19, 2009 at 3:45 pm
Temel ismini degistirmek için mahkemeye basvurmus.Hakim demis ki: "Ne var oglum niye ismini degistirmek istiyorsun? Hemsenin ismin ne bakalim ?"Temel cevap vermit : "Temel Mikrop".Hakim : "Tamam o zaman degistirmekte haklisin, yeni ismin ne olsunistiyorsun?"Temel : "Dursun Mikrop" olsun demis.
ASLI NUR
Ağustos 19, 2009 at 3:47 pm
Temel’in babası vefat etmiştir.Taziye ziyaretine gelen bir yakını;Nasıl öldü? diye sorar.Temel: babam 30. kattan düştü.Adam:Parçalandı desene,çok kötü ölüm.Temel:Yok,manavın tentesi havaya zıplattı.Adam:Daha kötü düştü o zaman.Temel:Yok,kasabın tentesine düştü,zıpladi.Adam:Vah vah daha da kötü da.Temel:Yok,kasabın tentesi çatıya savurdu.Adam:Çatıya çarptı öldü demek.Temel:Yok,çatıdan elektirik tellerine düştü.Adam:Vah yandı giiti desene.Temel:yok,elektirk telleri 200 metre ileri yayladı.Adam:Ulan nasıl öldü bu adam.Temel:Çok dolaniydi,vurduk oni.
ASLI NUR
Ağustos 19, 2009 at 3:48 pm
Öğretmen sınıfı toplu halde sözlü yapıyordu. Tarih, Coğrafya sorularından sonra Tabiat Bilgisi sorularına geçti ve ilk sorusunu sordu:“Söyleyin bakalım balıklar neden konuşmaz?”öğrencilerin hiç biri işin içinden çıkamıyor, sınıfta derin bir sessizlik hüküm sürüyordu ki temel cevabı yapıştırdı:“Öğretmenum, sizunda başunuzi suya soksalar, konuşabilur misunuz da?:
ASLI NUR
Ağustos 19, 2009 at 3:51 pm
eee gülüm yeter bukadar daa öldüm gülmekten seni seveyrummmm hehe
Fatma
Ağustos 19, 2009 at 4:12 pm
Polis tutanakları alıntısı “Taşıt, daha iyi ilerlemek için geri geri gitmeye başladı…”“Sanığın derhal bir tımarhaneye götürülmesi gerekiyordu. Komiserliğe getirdik…” “Ceset katilini derhal tereddütsüz tanıdı…”“Üç zanlıdan beşi serbest bırakıldı…” “Adam ifadesini verdikten sonra bizim anlamsız bakışlarımız önünde bayılıverdi…” “Adamın yüzünde ve boynunda gördüğümüz 9 bıçak yarası, bunun doğal bir ölüm olmadığını anlamamıza yardımcı oldu…” “Büronun camları açık olmasaydı kapalı olurdu. Demek ki camdan kaçmış…” “Sanık ifadesini yarım ağız imzaladı…”“Kollarındaki bıçak darbeleriyle hastane yatağına çivilenmişti…” “Adam, bilincinin yerinde olmadığını kabul edecek kadar bilinçliydi…” “Polis, cesaretini toplayıp geri çekilme kararı aldı…” “Sürücünün ölümüne neden olan kaza ölümcül bir kazaydı…” “Adam karısı kadar sağırdı ve karısını hiç duymuyor gibiydi, anlaşamıyorlardı…” “Sanığın oradan çıkması için elbette önce girmesi gerekiyordu…” “Çok sarhoş olan sanık, polis olduğumuzu bilmeden bize ’pis polisler’ dedi…” “Kadın, kimliğini gözyaşlarının arkasına saklamak istiyordu…” “Yoğun aramalarımız sayesinde iki kayıp şahsın 5 cesedini bulduk…” “Bize kimse gereken emirleri vermediği için, bu emirlere riayet etmek zor olmadı…” “Tespit ettik ki tespit edilecek hiçbir şey yoktur. Açıklamaları o kadar karmaşıktı ki hiçbir şey anlamayıp sanığı serbest bırakmak için çok gerekçe olduğunu kararlaştırdık…” “Suç, işlenmeden iki gün önce polis tarafından sabit görüldü…” “Ceset bilinçsiz gözüküyordu…” “Adamı vurur vurmaz sorgulamayı başlattık…” “Tutukladığımız hırsız bizi polis çağırmakla tehdit etti…” “Hırsızın amacı cinayet işlemekti…” “Sanık, sorgulamanın sonuna kadar çok kibar bir şekilde sustu…” “Sözlü ifadesini bizzat kendisi kaleme aldı…” “Kazada iki kolunu birden kaybeden taşıt sürücüsü otoyoldaki diğer sürücülerin dikkatini çekmek için el-kol hareketleri yapıyordu…” “İki taşıtın aynı gün birbiriyle çarpıştığı tespit edildi…” “Suç duyurusunda bulunmak amacıyla komiserliğe gelen şahıs kendisini Hazreti İsa olarak tanıttı ve imza yerine bir haç işareti çizdi… Bariz bir şekilde sarhoştu…” “Adam, şiddetli bir çekiç darbesiyle iki gündür yatağa çivilenmişti…” “Çocuğun kaybolduğu, eve dönüşünden iki gün sonra tespit edildi…” İpte sallanan cesedin suda boğularak öldüğü belirlendi…” “Polis, fazla yağmur yağdığı için yerlerin karlı olduğunu fark edemedi…” “Adam bize sürekli yalan söyleyerek tüm gerçekleri anlattı…” “Sorgulama sırasında sanık sürekli bizi kendi gözleriyle süzüp durdu…” “Büyük çabalarla ele geçirdiğimiz sanık, suni bacaklarından biri koptuğu halde koşarak kaçtı…” “Polis memuru kendisine sataşan kişinin kafasına silah kabzası ile zorluk çekmeden vurabildi. Silah taşıma müsaadesi vardı…” “İkameti belli olmayan sanığı evinden çıkarken yakaladık…” “Adam, öldürdüğü kişinin ceset parçalarını buzdolabına tasnif edebilecek kadar soğukkanlı ve bilinçliydi…” “Kazada anında ölen adam, geçen yıl da de aynı tür ölümcül bir kaza geçirmişti…” “Ceset, birçok kurşun deliğine rağmen, su üzerinde yüzmeyi sürdürüyordu…” “Bacağından vurulan adam, diğer bacağı ile polise kadar geldi…” “Ceset, katilin kimliğini vermeden öldü…”
)
Fatma
Ağustos 19, 2009 at 4:25 pm
Adam kitapçıya sormus – "Ailenin Reisi erkektir" kitabını nerede bulacağım?Kitapci "Masal kitapları birinci kattadır."bu da benden olsun
) bey kardeşlerimin hoş görüsüne sığınıyorum…
gülay
Ağustos 19, 2009 at 6:17 pm
heyyyyy kimler geldi kimlerrrrrrrrrrr
) tüm güzel insanlar burda ..tebessüm hasret yürekler gelsin
) hem bedavaaaahoşgeldiniz şafa geldiniz.fıkrayı anlamak bir sanatır değerli dostlar.herşeyi gibi fıkrayı anlamak için ,fıkranın içinde girmek lazim.yani tefekkür etmek.anlamak.bazi insanlar fıkra değip geçiyorlar.bazi bakiyorsun bir tebessüm dahi etmiyorlar..belli ki bir şeyi anlamamişlar…oysa fıkranın derinliklere girmek her babayığıt işi değildir..ben seviyeli fıkralar severim.yaşamı çekilir eden tebessümdür..dinlediğim fıkrayi anlamaya çalışırım.daha doğrusu O OLAYI yaşamayi çalışırım..gözüm önünde getiririm..ve tebessüm arkasina geliyor..:))hemde ne tebessüm..eminim kulaklarınıza kadar sesim geliyor
)))))şimdi okuyalım ve OLAYI yaşayalım..yaşlı kadın istanbulda bir semte otobusa biniyor..biraz oturduktan sonra bastonuna dayanarak söför beye yaklaşiyor..elinde ki bastonuna adamcağız sırtına dayanıyor..bu arada düşmemek için de bastonuna var güçüyle dayanıyor…–söför bey söfor beyyyyyyy burası Tikilitaş miii???söfor ,sırtında baston yüzünden duyduğu aci ile yüzüne burusturarak…–hayırrrrrrr teyzemmmmmm orası benim kaburgalarimmm
))))))))
cenk
Ağustos 19, 2009 at 11:35 pm
Allah senden razı olsun bol bol dua et bana o azmı versın cnm ablam o direge sarılmak için sayısız sopa yemege hazırım ama işde içinde bulundugum durumlar öle şeylerkı bir türlü imkan tanımıyor sankı bütün işler benden gecıyor bütün sıkıntıla rbendeymıs gibi heveslenıyorum ama eksık olan yanlarım yüzünden yapamıyorum aslında çok itiyorum dicen cok istiyosunda neden yapmıyosun işde çok becerıksızım beceremıyorum bir türlü ama Allahım uzun ömür verırse muhakkka gec olmadan herseyı tam takır yapıcam hemde hiç olmadıgı kadar azimle
Kardelen
Ağustos 21, 2009 at 12:26 am
Teşekkürler kardeşim…
gülay
Ağustos 23, 2009 at 1:14 am
değerli kardeşim mesaj sildim sebebi,sebebsiz yerde insanları yalnız düşünmelerini istemediğim için..yürekleri yaratan Mevlam c.c. elbete gizlediklerini de bilir..bizim amacimiz insanlara onca hayat acimasizlik içinde biraz tebessüm vermek..dediğiniz gibi zinaya sokmak değil..nasıl böyle bir düşünce kapıldığınız bilmem ama bizim ne kendimizi günaha sokmak,nede insanlara zinaya tesfik etmek değildir..insanlar var tebessüm etmekle kendilerini rahat hişediyorlar ki tebessüm güzel seydir..insanlar da var ,yüzleri hep asik olarak dolaşir,,tebessüm edenlere kusur bulup yadirgalar..sizde onlardan birisiniz herhalde..efendim,bu arada bizim günahlarımız olup olmadiğini siz bilemezsiniz Yaratan Allah c.c. bilir.siz günahkar diye kimseye damga vuramazsiniz…dinimiz islam hoş görmediği bir davranişdir..sayfamız beğenmiyorsaniz uzaklasin..girmeyin..ne olur ne olmaz..sizde günahımızdan bulaşirsiniz efendim..Allah korusun
gülay
Ağustos 23, 2009 at 1:22 am
siz bilemezsiniz ama bu garip baciniz ,sizin dökmediğinız kadar gözyaşi döküyor her gün Ümmedi Muhammed için..Hadisi ile alay eden de kim.böyle bir seyi mümin yapabilir..yoksa siz müminsiniz de ,biz günahkarmıyız..siz gerçek islamı bilseydiniz böyle bir seyi burda yazmazdiniz.bize baska bie şekilde hatamız varsa ikaz ederdiniz..iletişim kolaydir.ama siz bu yola seçtiniz ki,huzursuzluk olsun ve bu bir müslimana yakışmaz.lütfen sayfama bir daha ne girin nede yazin
Fatma
Ağustos 23, 2009 at 1:36 am
hayırlı akşamlar..biraz gülümsemenin veya gülümsetmenin nasıl bir zararı olabilir ki anlayamadım…gülay hanımı biz çok iyi tanıyoruz, takva ehli bir kardeşimiz…burada zina kokusu var gibi çok çirkin bir söz sarfedilmiş…yazık…aslında bunu yazan kardeşimiz günaha giriyor farkında değil gaiba…gülüm sen sakın üzülme olu mu…keşke bizlerde senin kadar islamı yaşayabilsek…hayırlı geceler…
bilirim
Ağustos 23, 2009 at 1:39 am
maşallah hayırlı olsun alan ınız bu arada hayırlı ramazanlar
gülay
Ağustos 23, 2009 at 1:42 am
Allah razi olsun kardeşler hoşgeldiniz..hayırlı geceler ve hayırlı Ramazanlar..
gülay
Ağustos 23, 2009 at 1:47 am
Fatma kardeşim Allah razi olsun.üzülme dedinama ben yinede üzülüyorum.milletimiz ON YARGİ diye bir hastalık var ne yazık..arastırmadan ,sormadan,bilmeden din kardeslerimize suçlamak pek hevesliyiz.oysa dinimiz islam din kardşin kusurlarini arastırma..varsa uygun bir şekilde ona anlat,ikaz et..mümine yakışır budur..o beyefendi,hemen tövbe etmesi lazim..bu mübarek günleri böyle aramıza girip fitne sokmasi akılı iş değildir..onun mesajlari de görmek istemem.yazarsa silerim boşuna zahmet etmezsin.diyeceğim bu kadar
gülay
Ağustos 23, 2009 at 5:07 am
Tavuklara Ne Yemi Veriyorsun?Vergi memurları Kara denize gelmişler, -Temel’e sormuşlar: – Bu Tavuklara ne yemi veriyorsun? – Habu tavuklarımı soraysunuz? – Buğday veririm. – Demek sen buğday veriyorsun ha! – Millet aç susuz geziyor, – Her bir taraf da kıtlık var, – Bu sıkıntılar seni hiç mi etkilemiyor? – Seni şikayet edeceğiz o zaman – Ne halin varsa görürsün. – Ağır cezayı basıp gidiyorlar. – Altı ay sonra, – Vergi memurları tekrar geliyorlar. – Memurların gelişini gören Temel, diyor ki: – Bu sefer değiştireyim ki, – Bana ağur ceza yazmasunlar.. – Yine sormuşlar, – Tavuklara ne yemi yeriyorsun? – Temel, – Misir veririm memur bey. – Vay anasını sen mısır veriyorsun ha! – Dünya kan ağlıyor, insanlar aç para pul yok. – Bir çok insan aç geziyor.. – Seni Ankara’ya şikayet edeceğiz derler – Ve ağır cezayı yazıp giderler.. – Nasıl olsa yolu öğrendiler – Vergi memurları yine gelmişler.. – Temel’de vergi vere vere bıkmış. – Sormuşlar yine, – Bu tavuklara ne yemi veriyorsun? – Temel, – Kusura bakmayun, ben parayu horoza veririm – O, ne yediriyir bilmiyirim. Lessines / 2006 Ali Kılıç Kakiz
cenk
Ağustos 23, 2009 at 12:08 pm
ablam fıkralrın süper inan senı cekemeynler olucak bu hayatta ufak ve önemsiz seyleden karalayanlar olucak asla bunları içleme bunlarla muhatap olma zaten senı karalamak isteyenler gercek bir mimin olmadıkları için karalamalarında aca sözlerını buluyacaklar gülümseme eksik bir yüz kara bulut gibidir tabiki her daimi gülücez kı o yüzde nurlar acıcak ki karsımızdakı insan bakldıgında bir insana bakdıgını anlıcak o yüzden sana her kımlaf söledıysa inan senı cekemedıgınden ve karalama hissi duyguıugundan gercek bir mimin deyilmiş gercek bir mimi böle sacma seyler dusunmez ama sunuda sölemeden gecemıcem gülay ablamı cekemeyen anten takıdırsın haha buna güle bilirsınız =)
Her şeye rağmen
Ağustos 23, 2009 at 12:22 pm
bir olumlu birde olumsuz eleştiri:fıkraların çok güzel bunun için tebrikler size.selam verirken esselamün olmaz ya selamün aleyküm olur veya esselamü aleyküm olur.yani esselmü nün sonunda ne harfi olmaz buda bilgi olsun diye elştiri.hayırlı ramazanlar
gülay
Ağustos 23, 2009 at 1:33 pm
sevgiseli kardeşim bilgi için tesekkürler Allah c.c. razi olsun
gülay
Ağustos 23, 2009 at 1:37 pm
cenkroys kardeşim hoşgeldin..desteğin için sağol.öğrendiğim kadarıyla o mustafaca işimle yazan kişi,bayan arkadaşlarıma özel ilet yoladi ve beni bir erkek olduğumu inandiğini diye yazdı…bende diyorum özellikle ona.HER SABAH SAAT 10.30 DE CANLI YAYINDAYİM DİNLESİN..spaces sayfam dan veya http://www.gulayozturksultan.blogcu.com sitemden..hayırlı pazarlar.maneviat bol hayırlı Ramazanlar dilerim cümlemizde kardeşler
cenk
Ağustos 23, 2009 at 5:13 pm
hahaha erkek sandı he way canına baska neymıs nerden varmış böle bir karara nasıl görmedıgı duymadıgı seylerı zihinsel uydurmayla bukadar gercekmış gibi yayınlaya biliyor onca insan içinde ona buna msj cekıp bu bayan deyişdir erkek diye biliyor varsa z<ihinsel bir kanıtı böle gercekcıde ola biliyorsa ibrahım dostum sende kocaman bir topsun yanı sen böle bir sey dusunme hakkın varsa benımde senın hakkında böle bişe düşünme hakkım var daha fazla laga luga yapma uza herkez işine baksın erkek veya bayan senı igilendırmez ney oldugu ilgilendırı diyosan buyur ilgileneyım senınle özelikle cenkroys@w.cn ekle
gülay
Ağustos 23, 2009 at 6:49 pm
tesekkürler kardeşim.evet bir 5 senedir nette gece gündüz insana hizmet koştuk ve koşuyoruz.her sabah canı yayında bu bozuk türkçemiz ile insanlara GERÇEK İSLAMA davet ediyoruz.bizin ne olduğumuzu dün dünyaya biliyor,hepsinde önemli yaratan Allah c.c. biliyor..biz yolumuza devam.bazi ağlayacağiz ,bazide güleceğiz.bazi Allah için seveceğiz,bazi de yine Allah c.c. için kızacağiz..ama yola devam inşallah.sinemiz herkese açık.insanım diyen.kardeşim diyen,herkese.ayırım yapmadan ..biz müminiz ve mü\’min kardeştir..hayırlı iftarlar kardeşler
ahmed
Ağustos 23, 2009 at 8:26 pm
Evet, insan hüsn-ü zanna memurdur. İnsan, herkesi kendisinden üstün bilmelidir. İfadesini biraz açar mısınız?Zan, “sanmak, tahmin etmek” mânâsına gelir. Hüsn-i zan, iyiye de kötüye de yorumlanabilecek bir işe güzel yönünden bakmak demektir. Bunun zıddı su-i zan olup “her şeye menfi yönden bakmak, insanların işlerini ve davranışlarını kötüye yorumlamaktır.”Bir hadisede kesinlik varsa orada zanna yer olmadığı açıktır. Meselâ, bir insan alenen küfrü savunuyorsa burada zan söz konusu olamaz ve o adamın küfrüne hükmedilir; ama bir müminin ağzından küfür sözleri çıktığında, ona hemen kâfir damgası vurmak yerine, hüsn-ü zan yolunu tutmak ve o sözü küfründen değil, cehaletinden söylediğini düşünmek tedbir ve temkine en uygun olanıdır.İnsanı su-i zanna sevk eden en önemli sebep, kendi mizacının bozukluğu yahut hayat düzeninin çarpıklığıdır. Daima karşısındakileri aldatan bir insan, herkesin sözlerini şüphe ile karşılar ve her işin altında bir hile, bir oyun arar.Hüsn-ü zannın en önemli bir kullanım yeri, insan iradesini aşan musibet ve felâketlerde kaderin bir hikmet ve rahmet yönü olduğunu düşünüp şikayet ve isyandan sakınmaktır. Allah Resulü (asm.) bu mânâyı şu hadis-i şerifiyle ders veriyor: “Allah’a hüsn-ü zan ibadettir.”Üstad, “Kaderin her şeyi güzeldir.” deyip, maruz bırakıldığı bütün zulümlerde ve sıkıntılarda daima kaderin adaletini ve gizli güzelliklerini aramış ve bu hususta çok harika bir örnek sergilemiştir:“Bizler için şimdi her şeyin iyi tarafına ve güzel cihetine ve ferah verecek vechine bakmak lâzımdır ki mânâsız, lüzumsuz, zararlı, sıkıntılı, çirkin, geçici haller nazar-ı dikkatimizi celbedip kalbimizi meşgul etmesin.” Şualarselam ve dua ile hayırlı sahurlar güley abla
ahmed
Ağustos 23, 2009 at 8:28 pm
Hüsn-ü Zan İbadettir Her zaman vicdana hoş gelen mülahazalarla dolu olmanın ve bir kimse hakkında müsbet kanaat beslemenin ıstılahtaki unvanı "hüsn-ü zan"dır. İyi niyet, olumlu düşünce ve güzel görüş manalarına gelen hüsn-ü zan, insanın iç saffetinin ve hayırhahlığının bir göstergesidir.Şahıslar ve olaylar hakkında değerlendirmelerde bulunurken, olabildiğince iyi niyetli davranmak ve her hâdiseyi hayra yormak sâlih bir mü\’minin şe\’nidir.Biri hakkında kötü düşüncelere sahip olmaya ise "sû-i zan" denir. Cenâb-ı Hak, bir ayet-i kerimede, sû-i zannın çirkinliğini ifade sadedinde, "Ey iman edenler! Zandan çok sakının. Çünkü zanların bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın." (Hucurât, 49/12) buyurmuştur. Allah Resûlü (aleyhi ekmelü\’t-tehâyâ) da, "Zandan kaçının. Çünkü zan, sözlerin en yalanıdır. Tecessüste bulunmayın, birbirinizin gizliliklerini araştırmayın, birbirinizin sözlerine kulak kabartmayın, birbirinizle rekabete girişmeyin, birbirinizi çekememezlik etmeyin, birbirinize karşı kin gütmeyin ve sırtınızı dönmeyin; ey Allah\’ın kulları kardeşler olun!" demiş; tecessüsten, sû-i zandan ve kardeşliği zedeleyecek her türlü davranıştan uzak durmak gerektiğini ikaz etmiştir.Bir insan, gözüne mü\’min kardeşiyle alakalı bir çirkinlik iliştiği zaman, tecessüs, teşhis ve tesbit peşine düşmeden, o sevimsiz fotoğraflar gönlüne akarak fuad kazanında eriyip bir hüküm kalıbına girmeden, hemen sırtını dönüp oradan uzaklaşmalı; "Allah\’ım günahkâr kullarını hidayete erdir, beni de affet!.." demeli ve gördüğünü de unutmalıdır.Aksi halde, o günahı işleyen kimse bir kere düşmüş olsa bile anında doğrulup tevbe kurnasına koşmuş, günahlarını gözyaşlarıyla yıkamış ve affedilmiş olabilir; fakat ona şahitlik eden ve tecessüsle meseleyi derinleştiren şahıs, hadiseyi her hatırlayışında o çirkin fiili düşündüğünden dolayı zihin kirliliğinden bir türlü kurtulamaz ve sû-i zannın tahribatından azâde olamaz.Dahası, toplum düzeni ve asayişin temini açısından hukukî şahitliğin belli bir önemi ve yeri varsa bile, İslam\’da insanların ayıplarını fâş etme diye bir vazife yoktur. Mehâsin-i ahlak kuralları içinde başkalarının kusurlarını araştırma, onları deşifre etme ve mahcup düşürme şeklinde bir madde yer almamaktadır. Aksine, hata ve kusur avcılığı yapmak, günahları açığa vurmak ve insanları tahkir etmek dinimizde ahlaksızlık sayılmıştır.Bu itibarla da, bir insanın üzerinde on tane nifak belirtisi, bir tane de iman emaresi olsa, biz yine o insan hakkında elimizden geldiğince hüsn-ü zan etmek mecburiyetindeyiz. Evet, o şahıs, söz konusu mezmum sıfatlarından dolayı kendi hesabına çok korkmalı ve akıbetinden endişe etmelidir; ancak, biz, kat\’iyen onun hakkında münafık hükmüne varmamalıyız; sû-i zanda isabet etmektense hüsn-ü zanda yanılmayı seçmeliyiz. Tabii ki, iman hizmetinin ve umumun hukukunu gözeterek, üzerinde nifak alâmeti bulunan insanlara bir kısım vazife ve sorumluluklar verip vermeme hususunda daha temkinli olabiliriz.Töhmet mahallinde bulunmaktan sakının!..Ayrıca, her zaman hüsn-ü zanda bulunmak bir esas olduğu gibi, başkalarını sû-i zanna sevk edebilecek davranışlardan uzak durmak da çok önemli bir düsturdur. Bazı insanlar, haklarında çirkin düşüncelere sebebiyet verebilecek hal ve hareketlerden gerektiği ölçüde kaçınmıyorlar; yeme-içmeleri, yatıp kalkmaları, iş hayatları, kazançları ve beşerî münasebetleri açısından tenkit edilebilecek tavır ve davranışlar sergiliyorlar. Dolayısıyla, sû-i zanna açık fıtratlarda kötü duyguları ve çirkin mülahazaları tetikliyorlar. Oysa hep hüsn-ü zanna bağlı yaşamanın yanı sıra, herkesin kendi durumunu gözden geçirmesi ve sû-i zan uyaracak hallerden sakınması da icap etmektedir.Evet, töhmete yol açabilecek hususları, hususiyle de günümüzde tasvip etmek kat\’iyen mümkün değildir. Çünkü, bugün ferdîlikten ziyade şahs-ı manevî söz konusudur. Her Müslüman\’ın tavır ve davranışının şahs-ı maneviye ve bütün mü\’minlere mal edilmesi mevzubahistir. Bundan dolayı, çok önemli gördüğüm dualardan biri de, "Allah\’ım bizim tavır ve davranışlarımızdan dolayı kardeşlerimizi yere baktırma, şahsî hatalarımızla onları utandırma!.." yakarışıdır. Zira şimdilerde tek ferdin yakışıksız bir hareketi bütün inananlara kredi kaybettirebilmektedir; tutarsız davranışlar sergileyen bir insan, bütün Müslümanları zan altında bırakmaktadır.Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz\’in itikafta olduğu bir gün, Safiyye validemiz (radıyallahu anha) kendisini ziyaret etmiş ve bir müddet İnsanlığın İftihar Tablosu\’nun yanında kaldıktan sonra hanesine dönmek üzere müsaade istemişti. Nezaket âbidesi Allah Resûlü, muhtereme zevcesini uğurlamak için onunla beraber dışarıya çıkmıştı ki, o esnada bir-iki sahabî yanlarından geçmiş, kendilerini görmüş ama hiç duraklamadan oradan uzaklaşmaya meyletmişlerdi. İki Cihan Serveri, derhal onları durdurmuş ve Safiyye validemizin yüzünü açarak, "Bakın, bu benim hanımım Safiyye\’dir" demişti. Bunun üzerine, o sahabîler büyük bir mahcubiyet içinde, "Maazallah, yâ Resûlallah! Sizin hakkınızda nasıl kötü düşünülebilir ki?" mukabelesinde bulunmuşlardı. Rehber-i Ekmel Efendimiz\’in cevabı şöyle olmuştu: "Şeytan, insanın kan damarlarında sürekli dolaşır durur!"Evet, şeytan, insanla bu kadar içli dışlı olduğuna göre zihne pek çok şüphe ve vesvese atabilir; en nezih kimseleri hiç olmayacak şekillerde sû-i zanna sürükleyebilir. Öyleyse, insan hem her zaman hüsn-ü zanna bağlı kalmaya çalışmalı hem de sû-i zanna sebebiyet verebilecek hallerden fersah fersah uzak durmalı ve hep temkinli yaşamalıdır.selam ve dua ile hayırla kalınız
Assy
Ağustos 24, 2009 at 1:22 am
Allah razı olsun kardeşim,Rabbim lutfettide iyiki buldum sayfanı, İSLAM=HUZUR ve SAADET yola devam meyveli agac elbette taslanacak…! a.e.o