MÜSLÜMAN KADININ ÖZELLİKLERİ
Yazan: gulayozturk Temmuz 10, 2009

Bir toplumun bugününü ve yarınlarını tahlil edebilmenin en doğru yöntemlerinden biri, kadınların durumunu incelemek. Çünkü onların hayatı nasıl algıladıkları, niçin ve neye göre yaşadıkları, ailede ve sosyal hayatta kendilerine nasıl bir konum seçtikleri, toplumun genel karakterini doğrudan yansıtır. Bununla da kalmaz, yarınlara ilişkin önemli ipuçları da taşır. Öyle ya, yeni nesiller onların ellerinde şekilleniyor.
Kadının toplum hayatında böylesine belirleyici yeri oduğu için, bütün kültür ve medeniyetler bir kadın modellemesi yapmıştır. “Nasıl bir kadın?” sualine cevap aramıştır. İşte bizim kültür ve medeniyetimizin kadın modellemesi.
İslam’ın, hayatın çeşitli alanlarında kadınının nasıl davranması gerektiğine yönelik kuralları, ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerle belirlenmiş; kadının, anne-baba, akraba, eş, çocuk, komşu, kardeş, arkadaş ve yaşadığı toplumla olan bütün ilişkilerinde ideal davranış biçiminin ne olduğu genel hatlarıyla çizilmiştir.
Öncelikle İslam, önyargıların aksine, kadını sadece evde oturan bir ev hanımı, çocuk bakıcısı ve ev işlerini evirip-çeviren basit ve önemsiz bir düzenleyici olarak görmemektedir. Nesilleri eğitip şekillendiren bir eğitimci, bir davetin öncüsü ve hayatın çeşitli alanlarında toplumun bilinçlenme ve kalkınmasının temel unsuru olarak kabul etmektedir. Yani ailenin ve bütün bir toplumun diğer yarısı, diğer unsuru. Asla ikinci sınıf insan değil!
Nasıl Bir Kadın?
O, yüksek ahlaklı, şuurlu, uyanık, üretken, yapıcı, temiz ve ileri bir şahsiyettir. Sahip olduğu dini şuur ile Rabbine, kendine, anne-babasına, eşine, çocuklarına, akrabalarına, komşularına, kardeşlerine, arkadaşlarına ve bütün topluma karşı görevlerini bilir.Allah’a ve ahiret gününe iman eder. Dünyanın fitnelerine ve şeytanın hilelerine karşı dikkatlidir. Rabbi’ne ibadet eder, emirlerini yerine getirir, yasaklarından kaçınır. Allah’a tam bir teslimiyet içindedir. Rabbi’ne çokça tevbe eder; hata, ihmal ve kusurlarından dolayı bağışlanmasını niyaz eder. Aile fertlerine karşı sorumluluğunun bilincindedir. Yaptığı her işte Allah’ın rızasını gözetir. Gücü oranında iyiliği emreder, kötülükten alıkoyar.Kendine karşı görevlerinin bilincindedir. İnsanın akıl, ruh ve bedenden meydana geldiğini ve her birinin kendilerine özgü yapıları ve ihtiyaçları bulunduğunun farkındadır. Bunlar arasındaki dengeye özen gösterir; birine önem verip diğerlerini ihmal etmez. Bu hususta da Allah’ın Kitab’ını, Peygamberinin sünnetini ve selef-i salihinin yaşantısını kendine rehber edinir.
İsraf, aşırılık ve kibre kaçmaksızın giyimine özen gösterir. Allah’ın mükerrem kılıp, meleklerinin secde etmesini emrettiği, gökler ve yerdekileri hizmetine amade kıldığı insana yakışır özeni, iç aleminde de gösterir. Anne-babasına iyilik ve ihsanda bulunur. Onların kıymetlerini bilir, değer verir. Onlara karşı isyankar bir evlat olmamaya dikkat eder. Müslüman kadın kocasına karşı olgun, sevecen ve cana yakın bir eş olur. Kocasının hoşnutluğunu kazanmaya çalışır. Onun ailesine karşı saygılı olmaya, iyilik ve ihsanda bulunmaya gayret eder. Kocasının sırrını saklar. İyilik, takva ve salih amel işlemede ona yardımcı olur. Onun gönlünü doldurur, ona mutluluk ve huzur verir. Çocuklarına karşı son derece şefkatli bir annedir. Onların eğitimine yönelik sorumluluğunun farkındadır. Çocuklarına karşı duyduğu sevgi, şefkat ve merhameti onlara hissettirir. Gerektiğinde çocuklarını uyarmaktan, yanlışlarını düzeltmekten geri kalmaz. Böylece gönüllerine güzel ahlakı yerleştirir, onları hayırlı ve şerefli işlere yönlendirerek güzel bir eğitim ile yetiştirmeye çalışır.
Akraba ve yakınları ile aralarındaki sevgi bağını devam ettirir. Komşularına iyilik ve ihsanda bulunur. Onların hal ve durumları ile yakından ilgilenir. Komşuluk hakkını bilir ve gözetir. Kardeş ve arkadaşları ile ilişkileri ‘Allah için sevmek’ esasına dayalıdır. Bu ise insanın hayatındaki en yüce, en temiz sevgidir. Zira, her türlü menfaat ve şüpheden uzak bir sevgidir. Bu esas üzerine kurulan ilişki, temizlik ve saflığını Kur’an ve Sünnet’in ışığından alır. Bu yüzden müslüman kadın, kardeşleri ile olan ilişkilerinde dürüst, samimi ve hoşgörülüdür. Bu kardeşlik bağının devam etmesine özen gösterir. Onlarla ilişkilerini kesmez, tartışarak ve sürtüşmeye girerek duygularını incitmez. Mümkün olan hiçbir iyiliği onlardan esirgemez. Onları daima tebessümle, güler yüzle karşılar. Sosyal ilişkileri çok ileri seviyededir. Bu sosyalliğini, dininin esaslarından ve karşılıklı ilişkiler fıkhının üstün ahlaka ilişkin hükümlerden almıştır.
Güzel ahlaklıdır. Bütün insanlara karşı doğru sözlü ve dürüsttür. Hile yapmaz, aldatmaz, ihanet etmez. Yalancı şahitlikte bulunmaz. Nasihat eder. Hayra öncülük eder. Sözünde durur. Haya sahibidir. İffetlidir. Kendisini ilgilendirmeyen işlere karışmaz. İnsanların mahrem meselelerini araştırmaz. Gösterişten uzaktır. Her durumda adaleti gözetir. Zulmetmez. Sevmediği insanlara karşı da insaflıdır. Hiçbir insanın başına gelen kötülüğe sevinmez. Kötü zanda bulunmaz. Gıybet ve koğuculuk yapmaz. Sövmez ve çirkin söz söylemez. Kimseyle alay etmez. İnsanlara karşı yumuşak ve merhametlidir. Zor durumda olana yardımcı olur. Cömerttir. Yaptığı iyilikleri başa kakmaz. Zorluk değil kolaylık gösterir. Kıskançlık yapmaz. Yapmacık söz ve davranışlardan kaçınır. Güler yüzlüdür. Büyüklük taslamaz, alçak gönüllüdür. Boş işlerle uğraşmaz. Hastayı ziyaret eder. İnsanların dertleriyle yakından ilgilidir. Başkalarını kendine tercih eder. Yapılan iyiliğe değer verir ve teşekkür eder.
Örf ve adetlerini İslamî ölçülere uydurur. Büyüklere ve faziletli insanlara saygı gösterir. Kadınlara uygun olan işleri tercih eder. Erkeklere benzemeye çalışmaz. Hakk’a çağırır. Davetinde nazik ve hikmet sahibidir. Saliha kadınlarla birarada bulunur. İşte İslam’ın, hidayetiyle şekillendirdiği ve gönlünü hikmetle yoğurup, basiretini aydınlattığı müslüman kadının şahsiyeti budur. İnsanlık tarihinin tanıdığı en üstün, en ileri kadının şahsiyeti… Zira bu örnek şahsiyet üstün ahlakı kendisinde toplamıştır: Olgun bir akıl, temiz bir kalb, yüce bir ruh… Kainat, hayat ve insana sağlıklı bir bakış… Bu dünyadaki görevine ilişkin derin bir bilinç…
Günümüz İslam coğrafyasının pek çok yerinde kadının, İslam’ın öngördüğü yüksek seviyenin altında olmasının temel nedeni, dinlerinden uzaklaşmaları, cahiliye bataklıklarında bocalamaları ve İslam dışı unsurların peşine takılmalarıdır. Eğer müslümanlar, fikri ve manevi kaynaklarına dönüp, kana kana o kaynaktan içebilseler ve kendilerine asalet ve üstünlük kazandıran hikmetle azıklanabilselerdi, bugünkünden çok daha farklı bir durumda olacaklardı.İslam alemine yönelik saldırılar, özellikle kadının şahsiyetini hedef almıştır. Bu saldırılar, müslüman kadının üzerinden fazilet elbisesini çıkarmaya; bunun yerine onu görünüm, düşünce ve hayat tarzı olarak yabancılaştırmaya çalışmaktadır. Bu uğurda çok yoğun ve sistemli baskı uygulanmaktadır. Ancak, İslam’a yabancılaştırma çabaları, dinini kavramış, bilgili, şuurlu müslüman kadının karşısında başarısız olmaya mahkumdur.
alıntı
gulayozturk demiş
EY MUSLUMAN KADIN:
Sen sabrinla bır Asiye ol,
iffetinle bır Meryem,
tevekkulunle bir Hacer,
cömertliginle bır Hatice,
ilminle bir Aişe,
cıhadinla bir Fatima,
Musluman bır kiz,
Musluman bır eş,
Musluman bir anne ol,
unutma..
Toplumun islahıda, fesadida senin(sizin) elinde!
gulayozturk demiş
Sen ey müslüman kızı sen namus timsalisin
Sen cennet güzelisin, hûriler misalisin
Sen yolundaki gaziler misalisin
İslam yolunda olmak Mü`minin ülküsüdür
Müslüman hanımların iffeti örtüsüdür
gulayozturk demiş
Kardelenler umut kokar…
Kışın, o soğukta, yokluklar içinde, karlar arasından bir çiçek belirir.. Issızlık ve sessizlik içinde, hem zarif hem de dimdik.. Yılmayan ve korkmayan ama yüreği yanıklara merhem olan bir çiçek.. Adı kardelen.. Karların arasından süzüle süzüle çıkan bir bahar müjdecisi..
Kardelen.. Karları delerek gelen.. Yüreklere su serpen.. Gönüllere ümit eken.. Adı ümit kokan.. Kokusu bahar olan.. Bahara meftun olan.. Onu görenler bilirler ki bahar gelecek.. Alımıyla çalımıyla, edasıyla nazıyla, sevdasıyla sazıyla bahar gelecek..
Çok fazla yaşamayacağını bilir kardelen.. Baharı göremeyeceğini de.. Vazifesi baharı müjdelemektir.. Nasıl her gecenin bir gündüzü var, aynen öyle de, her kışın da baharı vardır der.. Baharı müjdeler ve o güzellikleri görmeden gider..
Kardelenler kendilerini düşünmezler.. Baharı ateşler öyle giderler.. Yaşama arzusuyla gelmemiştir onlar yeryüzüne.. Çünkü bilirler ki zemin buna müsait değildir.. Ümit tomurcuğudur onlar.. Yürekleri ümitlendirir, gönülleri heyecanlandırır, kıvılcımı çakar ve sessizce giderler.. Bunun adı canını ortaya koymaktır.. Bunun adı fedakarlıktır..
İnsanlar içinde de kardelen misali insanlar vardır.. Dayanıp darılmayan, azmedip yılmayan ve hele ümitsizliğe asla kapılmayan fedakar insanlar.. Onların derdi tasası insanlıktır.. Kardelen gibi yükseklerde yaşar, ıssızlığı ve sessizliği severler.. Severler, çünkü bulundukları yer zirvedir ve kimsesizdir.. Korkmazlar hiç bir zaman, dimdik ayakta dururlar.. Ne kar aman verir, ne dağ diz çöker önlerinde ama onlar sevdalarını haykırırlar.. Yaşatmak için yaşar, yaşamak için ölürler.. Kardelenler gibi fedakardır onlar..
gulayozturk demiş
Allahu Teala,örtünmenin ve elbisenin insanın maddi ve manevi süsü olduğunu,şeytana uyup mahrem yerlerini açmamak gerektiğini KUR’anda bize hatırlatıyor…
Allah insana çıplak yaratmıştır,ama haya duygusu ile örtünmenin emrini tutmanın sevabına ermekte,hem de dünyadaki halifelik görevini ispatlamaktadır…
Tesettür,yani örtünmek,Rabbimizin karsı kulun itaat ölçüleririnden biridir…
Tesettür,aynı zamanda iffet,fazilet,şeref hüriyet ve saadettır..
Kuvetli bir iman ve hayanın neticesi olan örtünme,büyük bir değer ifade etmektedir…
Nefsin çirkin arzularının yerine ,Kainatın Yaratıcısının emirleri istikametinde hareket etmek büyük bir önem taşır…
Tesettür,müslüman bir hanımın hürrüyetini gasbetmek ,kısıtlamak,medeni haklarını çığnemek için değil,aksine bunları yerli-yerine koynak,ve korumak içindir…
Tesettür,asalet ve faziletin ölçüsüdür..
Çünkü,asalet ve fazilet ,dinin emirlerine uyup-uymama bakımından kıyaşlanır…
Tesettür,yani örtünmek,kadının kendini haramdan gizlenip korumak dinimizin çok açık bir emridir…
Dinimizin emirleri de ,tartışılmak için değil,uyulmak içindir…
Dinin emirlerine itaat etmeyip,dünyanın emrine girenler de,kullanılmaktan ve asağlamaktan kendilerini kurtaramazlar…
Müslüman kadın saçını ve vücudunu bütünüyle örtmek zorundadır..
Kadın hangi mevkide nerede ( resmi daire,okulda,çarşi pazarda)olursa olsun,uymak zorundadır..
Müslüman kadın “örtünü aç ” emrine kesinlikle uymamalıdır..
Zira bu emir Allah (c.c)’a isyandır ve savaş açmaktır…
Müslüman kadın Allah için örter,ve Rabbi’nın izin verdiği anlarda açar…
Bugün,din ve örtü konusunda sayısız hükümler ortaya atılıyor,ilkeler sergileniyor…
” efendim şuralarda örtünmek olmaz,şu şekilde örtünmek olmaz..”Hepsi de islam’ın özüne ters ve batil…
Müslümanın böylesi cahilane çağrılara uymaması lazim…
Ümmetinin iffet ,haya ve namusunu korumaya yönelik,Allah Resulü’nün şu hadis-şerifleri,bilhasa bügünler çok ikaz edicidir..
” Ümmetimin son dönemlerde giyimli,fakat çıplak birtakım kadınlar olacak.Bunların başlarını üstü
deve hörgücü gibi bulunacaktır.Ancak onlar Cennete giremez,Cennetin kokusunu bile alamazlar..”(Ebu Davud )
“Bir kadın koku sürünerek dışarı çıkar ve koku ulaşsın diye bir topluluk yanına uğrarsa,zinaya bir adım atmış olur.. “( Tirmizi )
“Kadınlar erkeklere benzeyenlere,erkeklereden kadınlara benzeyenler bizden değildir..” (Buhari )
Hadis i şerifler,gayet açık ve net bir şekilde Müslüman kadının giyim tarzını beyan emektedir..
Bu Hadislerin ışığı altında zihnilerimizde ve kalblerimizde tesettür şeklimizi tekrar muhasebe etmeliyiz…
Biz,tesetür anlayışımız ile bu emirlerin neresinde bulunuyoruz ?
Acaba bilerek veya bilmeden hata mı işliyoruz ?
Rabbimiz ve Peygamberimiz’in çizdiği sınırları zorluyor muyuz ?