
MUTTAKİLER DIŞINDA DÜNYADA Kİ BÜTÜN DOSTLAR, O GÜN BİRBİRİNE DÜŞMANIDIR.."
(Zuhruf sur.Ayet 43-67 )
Ayette geçen muttakiden maksat dostlukları sırf Allah rızası için olan mü’min ve mü’mini kamildir..
Kıyamet gününde Arsın gölgesinde istifade edecek olanların bir tanesi de birbirlerini Allah için sevenlerdi…
"Mü’minler ,birbirini sevmekte,birbirini acımakta ve birbirlerini kurumakta bir vücuda benzerler..vücudun bir organı haştalayınca diğer organlar da bu sebeple ateşli hastalığa tutulur…"buyuruyor Peyganberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem )
Yine Peygamberimiz buyuruyor ki..
"Kim din kardeşini bir günah sebebiyle ayıplarsa,o günahı işlemeden ölmez…"
Çeşitli kardeşlikler vardır..
Din kardeşliği,iş kardeşliği,yol kardeşliği gibi…
Esas kardeşlik,din kardeşliğidir..
Evet dostlar,biz ALLAH’a inaniyoruz,islama inaniyoruz,ve biliyoruz ki,mü’minler kardeştir…
Bu Rabbimiz fermanıdır..
Fakat ne oluyor ki,biz aynı Peygamberin Şefaatını sığınan,aynı kitapla aydınlanan müslümanlar,kardeşlik şuurundan bu kadar uzaktayız ?
Birbirimizi karşi neden kalblerimizi bu kadar soğuk ?
nereye kaldi bizim din kardeşliğimiz ?
Yüce onderimiz s.a.v din kardeşlik ne olduğunu ve nasıl olmasi gerekliğini bizi hadis şeriflerinde öğretti..
neden kalbimizden merhameti eksildi..acimak duygusu bizden uzak kaldi..
neyi güveniyoruz ki,dalmişiz bu fani dünyada..aldiğimiz nefesimiz kadar Mevlaya muhtaciz..
Mevlam buyuruyor ki:"birbirinize sevmedikçe gerçek mümin olamazsiniz."
hani nerde din kardeşik..herkes bir "nemelazim "bir umursamazlık..
bu din kardeşlerimize karşi olan sevgisizlik tek bir sebep den kaynaklaniyor..
Mevla c.c. ve Onun Rasülü yeterince sevmediğimizden..
İnsan Allahu Teala’yı tanıdığı ,sevdiği ölçüde O’nun kullarına sevebilir…
İman zayıf olan kimselerin kalbi dar olur..
Bütün düşmanlıkların sebebi,kalbin YÜCE YARATAN’dan gafil olmasıdır..
Sevginin kaynağı Allahu Teala’dır..
Müslüman,mü’min kardeşlerine sevmedikçe Allah ve Resülü’nü sevemez…
"Mü’min olmadıkça Cennet’e giremezsiniz.Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız.(Müslim) "
Allah için birbirini sevenlere selam olsun

(Zuhruf sur.Ayet 43-67 )
Ayette geçen muttakiden maksat dostlukları sırf Allah rızası için olan mü’min ve mü’mini kamildir..
Kıyamet gününde Arsın gölgesinde istifade edecek olanların bir tanesi de birbirlerini Allah için sevenlerdi…
"Mü’minler ,birbirini sevmekte,birbirini acımakta ve birbirlerini kurumakta bir vücuda benzerler..vücudun bir organı haştalayınca diğer organlar da bu sebeple ateşli hastalığa tutulur…"buyuruyor Peyganberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem )
Yine Peygamberimiz buyuruyor ki..
"Kim din kardeşini bir günah sebebiyle ayıplarsa,o günahı işlemeden ölmez…"
Çeşitli kardeşlikler vardır..
Din kardeşliği,iş kardeşliği,yol kardeşliği gibi…
Esas kardeşlik,din kardeşliğidir..
Evet dostlar,biz ALLAH’a inaniyoruz,islama inaniyoruz,ve biliyoruz ki,mü’minler kardeştir…
Bu Rabbimiz fermanıdır..
Fakat ne oluyor ki,biz aynı Peygamberin Şefaatını sığınan,aynı kitapla aydınlanan müslümanlar,kardeşlik şuurundan bu kadar uzaktayız ?
Birbirimizi karşi neden kalblerimizi bu kadar soğuk ?
nereye kaldi bizim din kardeşliğimiz ?
Yüce onderimiz s.a.v din kardeşlik ne olduğunu ve nasıl olmasi gerekliğini bizi hadis şeriflerinde öğretti..
neden kalbimizden merhameti eksildi..acimak duygusu bizden uzak kaldi..
neyi güveniyoruz ki,dalmişiz bu fani dünyada..aldiğimiz nefesimiz kadar Mevlaya muhtaciz..
Mevlam buyuruyor ki:"birbirinize sevmedikçe gerçek mümin olamazsiniz."
hani nerde din kardeşik..herkes bir "nemelazim "bir umursamazlık..
bu din kardeşlerimize karşi olan sevgisizlik tek bir sebep den kaynaklaniyor..
Mevla c.c. ve Onun Rasülü yeterince sevmediğimizden..
İnsan Allahu Teala’yı tanıdığı ,sevdiği ölçüde O’nun kullarına sevebilir…
İman zayıf olan kimselerin kalbi dar olur..
Bütün düşmanlıkların sebebi,kalbin YÜCE YARATAN’dan gafil olmasıdır..
Sevginin kaynağı Allahu Teala’dır..
Müslüman,mü’min kardeşlerine sevmedikçe Allah ve Resülü’nü sevemez…
"Mü’min olmadıkça Cennet’e giremezsiniz.Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız.(Müslim) "
Allah için birbirini sevenlere selam olsun



gülay
Temmuz 24, 2009 at 10:24 pm
Hucurat 10. şüphesiz müminler birbiri ile kardeştirler; öyle ise dargın olan kardeşlerinizin arasını düzeltin; Allah tan sakının ki size acısın. Muhakkak ki müminler kardeştirler. Ancak müminler kardeştirler veya müminler sadece kardeştirler. Birincisi, sadece müminler kardeştir. Kardeşlik müessesesi sadece müminler için geçerlidir. Kafirlerin, yahudilerin, hıristiyanların, dinsizlerin, ateistlerin arasında kardeşlik yoktur. Bu müessese sadece müminlerin arasında geçerlidir. İkincisi de, müminler sadece kardeştirler. Müminler arasında sadece kardeşlik vardır. Onlar arasında kardeşliğin dışında başka bir durum söz konusu değildir. Bütün müminler kardeşler olarak evrensel bir ailenin bireyleridirler. Müminler birbirleriyle savaşsalar da kardeştirler. Aslında böyle bir şey asla düşünülemez. Bir müminin bir mümin kardeşine düşman kesilmesi, bir müminin bir mümin kardeşine silah çekmesi, onu öldürmek üzere karşısına dikilmesi çok büyük bir günahtır. Bu konuda hem kitabımızda, hem de Rasulullah Efendimizin hadisleri arasında çok büyük tehditler vardır.Buhari nin rivayetine göre Rasulullah Efendimiz sahabeden üç konuda biat almıştır. Birincisi namaz kılmak, ikincisi zekat vermek, üçüncüsü de müslüman kardeşleri hakkında hayır düşünmek, hayır dilemektir. Yine İbni Mes ud efendimizin rivayet buyurdukları bir hadislerinde Allah ın Rasulü: Müslümana sövmek fısk, ona karşı savaşmak da küfürdür. buyurur. Bir başka hadislerinde: Bir müslümanın müslümanlara karşı canı, malı ve ırzı haramdır buyurur. Aynı hadisin baş tarafında da Rasulullah Efendimiz şöyle buyurur: Müslüman müslümanın kardeşidir. Müslüman, asla kardeşine zulmetmez, onu kendi başına terk etmez, onu zelil etmez. Bir müslümanın bir müslüman kardeşini hakir görmesi kadar büyük bir kötülük yoktur. Müminler kardeştirler. öyleyse ey müslümanlar, dargın olan kardeşlerinizin arasını bulun. Kardeşlerinizin arasını ıslah edin. Kardeşler olun ve hayatınızı Allah için yaşayın. Kardeşliğinizde, ilişkilerinizde egemen güç sadece Allah olsun. Allah ın koruması altına girin. Umulur ki, Allah ın rahmetine ulaşır, nimetleriyle nimetlenirsiniz. Müslümanlar kardeştirler. Tasada, sevinçte, varlıkta, yoklukta, her zaman ve her ortamda bir müslüman diğer müslüman kardeşleriyle beraber olacaktır. Onlara asla zulmetmeyecek, düşmanlık düşünmeyecek. Müslüman kardeşlerinin malını, canını, ırzını, namusunu kendi malı, canı, kendi namusu bilecek. Müslüman kardeşlerine fedakar davranacak. Kendisi aç kalacak ama kardeşlerine yedirecek. Kendisi giymeyecek, kardeşlerine giydirecek. Yardıma muhtaç olduğunda yardım edecek. Tıpkı bir vücudun azaları gibi birbirleriyle bir dayanışma içinde olacaklar. Nasıl ki vücudun azalarından birine bir diken battığında tüm vücut o acıyı hissediyorsa, yeryüzünün neresinde olursa olsun herhangi bir müslümanın ayağına batan dikenin acısını tüm müslümanlar hissetmeli ve kardeşlerinin dertleriyle dertlenmelidirler.Müslümanların kardeşliği gerçekten çok önemlidir. Maalesef bugün dünya müslümanları bu kardeşliklerinden habersiz bir hayat yaşamaktadırlar. Bakın Allah ın Rasulü bu konuda şöyle buyuruyor:Birbirinize haset etmeyiniz. Birbirinizin aleyhinde fiyatları kızıştırarak necş yapmayın (alışverişte birbirinizi aldatmayınız) Birbirinize buğz etmeyiniz. Birbirinize sırt çevirip dargın durmayınız. Birbirinizin pazarlığı bitmiş alışverişini bozmayınız. (Birbirinizin alışverişi üzerine alışveriş yapmayınız) (Buhari, K. Edep 7/88; Müslim, K. Birr 4/1986) Ebu Hureyre efendimizin rivayet ettiği bu hadis İslam kardeşliğinin esaslarını anlatması bakımından çok önemli bir hadistir. Hadiste İslam kardeşliği ve onu yok eden haset, kıskançlık, birbirine sırt çevirme, birbirlerini hakir görme gibi çeşitli afetlerden müminlerin sakındırıldıklarına şahit oluyoruz. Bunları şöyle maddeleştirelim:1- Müslüman kardeşler arasında yasaklanan birinci konu hasettir. Haset kitabımızın son suresinde de gündeme getirilerek müslümanlar uyarılır:Haset ettiği zaman hasidin şerrinden Allah a sığınırım, de. (Felak 5)Haset, karşımızdakinin sahip olduğu nimetlerin zail olmasını, telef olmasını istemektir. Mesela eğer karşımızdaki zenginse, bunun ondan alınmasını istemek veya eğer fakirse bu durumdan kurtulmamasını, sürekli onun fakru zaruret içinde yaşamasını istemek. Tabii kardeşinde gördüğü bir nimetin ondan alınıp mahrum bırakılmasını istemekle birlikte o nimetin sadece kendisinin olmasını istemek de vardır. Bu gerçekten çok büyük bir hastalıktır ki bundan kurtulanların sayısı çok azdır. Zira insanlar genellikle herhangi bir hususta başkalarının kendisinden daha üstün bir konumda olmasını istemezler. Kendilerinin herkesten üstün olmasını isterler. Bakın Allah ın Rasulü bir hadislerinde şöyle buyurur:Hasetten kaçının. çünkü ateşin odunu yakıp bitirdiği gibi haset de amel defterinizdeki iyiliklerinizi yiyip bitirir. (Ebu Davud, K. Edep 4/380 )Yine kıskançlıkta Cenab-ı Hakka hikmetsizlik izafesi söz konusudur. Bir mümin kardeşine Allah tarafından verilenleri kıskanan kimse, zımnen, kendisine verilmeyen şeylerin ona verilmesi sebebiyle Allah ın hikmetsiz ve adaletsiz iş yaptığı ithamı yapmaktadır. Allah ın o nimetleri hak etmeyen kimseye verdiği iddiası yatmaktadır bunun altında ki, kesinlikle haramdır bu.İçinde müslüman kardeşine karşı böyle bir kıskançlık taşımakla, bu kıskançlığı yenmeyi becerememekle birlikte bunu söz ve davranışlarıyla ortaya koymayan, yani kıskandığı kimseye herhangi bir zarar vermeyen kimse ise günahkar sayılmaz. Ama böyle bir müslüman elbette kendisini bu kıskançlıktan kurtarabilmek için çaba sarf etmelidir. Haset (kıskançlık) yanında bir de gıpta vardır. Gıpta hasetten farklıdır. Onda karşısındakinin beğenilen İslami özelliklerin yok olmasını, telef olmasını, bunlardan mahrum bırakılmasını istemek yerine, onun aynısının kendinde de olmasını, aynısının kendisine de verilmesini temenni vardır. 2- Kardeşler olarak müslümanların dikkat etmeleri gereken ikinci konu; hadisin beyanıyla birbirlerine buğz etmemeleridir. Az evvel okuduğum hadislerinde birbirinize buğz etmeyin diyen Allah ın Rasulü, bakıyoruz başka bir yerde de takvayı tarif ederken Allah için sevmek ve Allah için buğz etmektir diyor. Peki, acaba bunu nasıl anlayacağız? Mesela karşımızda kendisine buğz edilecek halini gördüğümüz bir müslüman var. Ona önce buğz etmeyeceğiz. önce onu elimizle, dilimizle düzeltmeye ve uyarmaya çalışacağız. Ama o mümini elimizle veya dilimizle düzeltmeye çalıştığımız halde, elimizden geldiğince onu bu konuda uyardığımız halde eğer düzelmeye yanaşmazsa işte o zaman buğz edeceğiz. İşte o zaman buğz etmeye hakkımız olacaktır. Bir de yine Peygamber efendimizin başka bir hadisinden öğreniyoruz ki müslüman kardeşimize kızmak yasaktır. Evet, bir müslüman kardeşimize kızmayacağız, ama bu demek değildir ki karşımızdaki kardeşimizin her türlü İslam dışı bozuk davranışlarını tasvip edeceğiz. çünkü müslümanlar sevilecektir ama bu onları tenkit etmeme manasına gelmez.3- Kardeşler olarak müslümanlar asla birbirlerine sırt çevirip dargın hale gelmemelidirler. Mümin mümine dargın durmayacak, küs olmayacak. çünkü Rasulullah efendimizin başka hadislerinden de öğreniyoruz ki, üç günden fazla bir müslümanın bir müslüman kardeşine küs durması caiz değildir. Bakın Buhari deki hadis şöyledir:Müslüman bir kimsenin müslüman kardeşine üç günden fazla dargın durarak birbirleriyle karşılaştıkları vakit bunun yüzünü bu tarafa, ötekinin de yönünü beri tarafa çevirmesi ve bu dargınlıklarını sürdürmeleri helal değildir. Bu ikisinden en hayırlı olanı da selamı önce başlatandır. (Buhari 7/90)Bir binanın birbirine kenetlenmiş tuğlalarını ayırmaya kalkarsanız müthiş bir yıkım meydana geleceği gibi müminler de böyle birbirlerine kenetlendikleri zaman, birbirlerinden haberdar olacak kadar birbirleriyle kucaklaşıp kaynaştıkları zaman onların ayrılmaları da zor olacaktır. O halde müminler birbirlerinden asla ayrı durmamalı, birbirlerine sırt çevirmemeli, birbirlerine dargın durmamalıdırlar. 4- Yine bu kardeşlik icabı müslümanlar birbirlerinin bitmiş ya da bitmek üzere olan pazarlıklarını bozmamalıdırlar. Müslüman kardeşler olarak birbirinize karşı bunları yapmayın. Bu tür kardeşliği zedeleyici şeylere tevessül etmeyin buyurduktan sonra Rasulullah efendimiz devamla şöyle buyuruyor:Ey Allah ın kulları! Kardeş olunuz! Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, sıkıntı anında onu kendi haline terk etmez. Ona yalan söyleyip aldatmaz. Onu küçük görmez. (üç defa göğsüne vurarak) Takva işte buradadır. Bir kimse müslüman kardeşine hor baktı mı işte şerrin bu kadarı ona yeter artar bile. Müslümanın her şeyi; canı, malı, ırzı müslümana haramdır. İşte İslam kardeşliğinin ölçülerini en güzel bir şekilde özetleyen bir peygamber uyarısı. Yalan bir vakıayı, karşılığında bir menfaat bekleyerek bir menfaat devşirme maksadıyla saptırmak, yanıltmaktır. Müslümanın kardeşini bir dünya menfaati adına yalan söyleyip aldatması hiç düşünülemez. Bir ahiret menfaati adına yalan söyleyip aldatması da mümkün değildir. Zira bir ahiret menfaati adına ona söyleyeceği yalan o menfaati siler süpürür.4: Onu küçük görmez.Evet, mümin mümine hakaret etmez, mümin mümine hor bakmaz, mümin mümini küçük görmez. Bunun ilk ve en büyük sebebi onun iman taşımasıdır. Mümin taşıdığı iman sebebiyle methüsenaya layıktır. Taşıdığı iman sebebiyle mümin yeryüzünün en değerli, en şerefli ve en üstün varlığıdır.Kaynak: İlkadım DergisiYazar: Ali Küçük
gülay
Temmuz 24, 2009 at 10:25 pm
Hak Teâlâ Hazretleri Hucurât suresinde “Mü’minler ancak kardeştirler. Onun için (herhangi bir anlaşmazlıkta) kardeşlerinizin arasını düzeltiniz ve Allah’tan korkun ki rahmete şâyan olasınız.” (Hucurât: 49/10) Gerçekten mü’minler bir köke, bir asla bağlıdırlar. O kök ise ebedî hayatı kazandıran îmândır. Mü’minlerin haklarını korumak ve menfaatlerini gözetmekteki din kardeşliğinizi Allah’tan korkarak yapın! Kardeşlik olan yerde şefkat ve merhamet vardır. Bir kul kendisi için arzuladığı şeyleri mü’min kardeşleri için de arzulamazsa, îmânı kemâle ermiş sayılmaz. Nitekim Resûlullah (s.a.v.) bir hadîs-i şerîfinde şöyle buyuruyor: “Sizden herhangi biriniz kendisi için arzuladıklarını mü’min kardeşleri için de arzulamadıkça îmân etmiş olmaz.” Diğer bir hadîs-i şerifte “Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek îmânın bir parçasıdır.” buyrulmuştur. Şu halde, şeriata uygun şekilde birbirlerine acımak, birbirlerini sevmek, birbirleriyle yardımlaşmak, İslamiyet’in haklarını korumak ve Dîn-i Muhammedî’yi yüceltmek, bütün Müslümanların üzerine vâciptir. Ve bu bakımdan bütün mü’minler tek kişi, tek vücûd gibidirler. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz şu hadîs-i şeriflerinde bunu ne güzel ifade buyurmuşlardır: “Mü’minler tek vücûd gibidirler. Bir organ acı çektiğinde vücûdun diğer organları da uykusunu kaybedip ateşler içinde onun acısını hissederler.” Diğer hadîs-i şeriflerde mü’minler hakkında şöyle buyruluyor: “Birbirlerine acımakta, birbirlerini sevmekte ve birbirlerine şefkat göstermekte mü’minlerin bir vücûd gibi olduklarını görürsün. (Bu vücûdun) bir organı acı çektiği zaman diğer organlar da uykusunu kaybedip ateşler içerisinde onun acısını duyarlar.” “Mü’minler, birbirlerine kenetlenmiş (bölümlerden meydana gelmiş) bir bina gibidirler.” “Mü’min Allah için sever ve Allah için sevilir. Sevmeyen ve sevilmeyen kimsede hayır yoktur.” “Mü’min kardeşiyle çok kendi başına azdır.” “Nefsimi kudret elinde tutan Cenâb-ı Allah’a yemin ederim ki, îmân etmedikçe cennete giremezsiniz. Ve birbirlerinizi sevmedikçe de (kâmil) mü’min olamazsınız. Size bir şey söyleyeyim, onu yaptığınız takdirde sevişirsiniz. Aranızda selâmı yayınız.” Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz bizleri diğer taraftan Allah Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerinin şu kudsî hadîsiyle müjdeliyor: “Benim için sevişenler, Benim için ziyaretleşenler, Benim için birbirlerine ikramda bulunanlar ve Benim için birbirlerine güvenerek dost olanlar, Benim muhabbetimi kazanmıştır.” Ayrıca Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde “Yedi sınıf insan vardır ki Allah Teâlâ Hazretleri onları, hiçbir gölgenin bulunmadığı bir günde Arş’ın gölgesiyle gölgelendirir. (Bu sınıflardan biri de) birbirlerini Allah için severek, hayatlarını böyle geçiren ve bu hâl üzere vefât eden iki kişidir.” buyurmuşlardır.
gülay
Temmuz 24, 2009 at 10:27 pm
Müminler Kardeştir Bizler KardeşizTağutlari Deviren MuvahhidlerizNerde Zulüm Görsek Kiyam Ederiz Rasuller Yolunda Allah EriyizBöyle Olacak ,böyle Milletiz, Böyle ümmetiz. Ya Muhammed Ya MuhammedSenin Yolundayiz Ya MuhammedSenden Ayrilmayiz Sendedir MedetYolunda Yolcuyuz Ya Muhammed..
gülay
Temmuz 24, 2009 at 10:35 pm
Müslümanlar Kardeştir\’Müslümanlar kardeştir. Bu düstur Hz. Âdem babamızdan başlayıp, ebedi hayatta dahi devam edecek Rabbani bir doğru ve telkindir.Bir anne ve babadan doğan çocuklar; aile içinde kardeş olarak adlandırılmaktadır. İslam bu bağları daha güçlü bir hale getirmeyi arzulamaktadır. Bu bağların daha güçlü ve kuvvetli olmasını sağlamak için dinde kardeşlik olgusuna ayrı bir önem verir. Tercih halinde İslam kardeşliğinin öncelikli olduğunu tarih boyunca peygamberlerin ve mümtaz şahsiyetlerin yaşantılarıyla ortaya koymuştur.İslam her iki kardeşlik bağı için de ayrı ayrı hukuklar düzenlemiştir. Miras ve evlilik hukuku gibi…Aile, toplumun temel yapısını oluşturur. Toplum ancak sağlam aile yapısıyla, sağlam aile de sağlam bireylerle, sağlam bireyler ise Allah\’a karşı sorumluluklarını yerine getirmelerinin ölçüsü olan takvaya verdikleri önem ile değerlendirilirler. Muttaki toplum da ancak muttaki bireylerle gerçekleşir. Muttaki ailenin temelinde kardeşlik hukukunun yerine getirilmesi yatar.Bu nedenle İslam; bireyden sonra, ailenin de muttaki kimselerden oluşan muttaki bir aile olmasını ister.Dinde kardeşlik, aile kardeşliği ile bütünleşerek toplumu oluşturur. Bu nedenle İslam toplumunun temeli İslam kardeşlik hukuku üzerine bina edilmiştir. İslam kardeşliği uygulanmadan İslamî toplum oluşamaz. Müslümanlar Allah\’a iman\’la birlikte İslam kardeşliğini yaşamakla da mükelleftirler. Kişi lailahe illallah Muhammeden Resulullah dedikten sonra inanan kişilerle, kardeşlik hukukunu imzalamış sayılır. Artık "Müminler kardeştir," hükmünün altına girmişlerdir.Allah celle celaluhu ayeti kerimede şöyle buyurmaktadır:"Mü\’minler ancak kardeştir. O halde kardeşlerinizin arasını buluşturun…"[1]Müslümanlar Allah\’ın emriyle kardeş olarak anıldıktan sonra kardeşlik hukukunun gerekliliklerini yerine getirmek durumundadırlar. Kendi öz kardeşleri ile nasıl yardımlaşıp dayanışma içine giriyorlarsa aynı şekilde, Müslüman kardeşleriyle de yardımlaşmak ve dayanışmak zorundadırlar.İslam kardeşliği hukukunda, yardımlaşma ve dayanışma esastır. Darlık ve sıkıntı anında Müslümanların, Müslüman kardeşinin yardımına koşması farzdır. Dünyanın her köşesindeki Müslümanlar birbirlerine karşı sorumludur.Peygamber efendimiz:“Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman diğer uzuvlar da bu yüzden uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.”[2] diye buyurmaktadır.Bunun en güzel örnekleri sahabelerin hicret esnasında ki yardımlaşmalarında ve giriştikleri savaşlarda, kardeşlerini kendi nefislerine tercih etmeleri olarak adlandırılan "işar" ile açık bir şekilde görülür. Ensar; yani ev sahibi Müslümanlar, Muhacir; yani Allah için hicret eden Müslümanları bağırlarına basmış yer, yurt, mal ve evlerini paylaşabilmiş, dertlerine ortak olmaya çalışmışlardır.“Ve onlardan önce o yurda yerleşen imana sarılanlar kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa dahi, onları öz canlarına tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar umduklarına erenlerdir.”[3]İslam kardeşliği ırk, renk, dil, kavim, sınıf, sınır ayrımını tanımaz, İslam için tek ölçü Müslüman olmaktır. Her kim Müslüman ise dili, ırkı, rengi, kavmi, mertebe ve mevkisi ne olursa olsun, Müslüman için kardeştir ve hepsi aynı haklara sahiptir.İslam\’da Arap\’ın Acem\’e, Acem\’in Türk\’e, Türk\’ün Kürt\’e, Kürt\’ün Laz\’a hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvayladır.Allah\’u teala şöyle buyurmaktadır:“Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah\’tan korkun ki rahmete eresiniz.”[4]Bu ayeti kerimede üç boyutlu bir hakikatle karşı karşıyayız. İlki Mü\’minlerin kardeş olduğu, ikincisi bunun doğal sonucu olarak, kardeşler arası muhtemel uzlaşmazlıklarda devreye girip aralarını düzeltmek için gösterilmesi gereken gayret, son olarak da bizce çok önem arz eden iki hakikatin beraberinde getirdiği Allah\’ın rahmet tecellileri… Bizler onun rahmeti olmazsa ne anlam ifade ederiz ki… O halde aramızdaki İslam Kardeşlik bağları öyle güçlü olmalı ki, birbirimizle kuracağımız bu tesanüdün doğal sonucu olarak da Allah\’ın rahmeti sağanak sağanak üzerimize yağsın.Mü\’minlerin birbiriyle ilişkilerini düzenleyen bir başka ayeti kerime de:"Ey insanlar biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık; sonra da birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz ki, Allah katında en değerli olanınız, ondan en çok korkanınızdır. Muhakkak ki, Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır."[5]Kabile ve kavimler şeklinde yaratılmamızın nedeni, birimizin yekdiğerimize üstünlük taslamak maksadıyla değil sadece birbirimizle bağlarımızı kuvvetlendirmek cihetiyle düşünülmelidir. İslam, hiçbir şekilde kavim ve ırklar arasında bir üstünlük bağı kurmaz. Irkıyla, kavmiyle kibirlenip böbürlenenleri kınar. Ve de üstünlüğün ancak Allah\’ın çizmiş olduğu sınırların dâhilinde kalmakla mümkün olduğunu ısrarla vurgular.İslam da üstünlük ancak Allah\’tan hakkıyla korkmakla gerçekleşir. O da haramlardan sakınıp Allah\’ın emirlerini yaşamakla olur.Her Müslümanın bir diğer Müslüman kardeşine karşı yerine getirmek durumunda olduğu sorumlulukları vardır. Bu sorumluluk kişiler Müslüman kaldıkları müddetçe devam eder. Bu sorumluluğu yerine getiremeyenler Rablerine karşı sorumludurlar. Hiçbir mazeret onları bu sorumluluğun vebalinden kurtaramaz. Nitekim Allah Resulü (sav):“Mü\’minin Mü\’mine karşı durumu, bir parçası diğer parçasını sımsıkı tutan binanın taşları gibidir.” Ravi der ki; Hz peygamber bunu açıklarken iki elinin parmaklarını birbirlerinin arasına geçirerek kenetledi.[6]Bu hadis-i şerif bile başlı başına kardeşlik hukukunu yansıtması açısından çok büyük mesajlar içermektedir. Düşünün bir binayı ki o bina taşlarla örülmüş… Siz o taşlardan birini veya bir kaçını yerinden atıyorsunuz veya düşürüyorsunuz. O binada üç boyutlu bir bozulma meydana gelir. Öncelikle o yapının kendisinde bir hasar meydana gelir ki, bir sarsıntı durumunda zarar görme olayı yükselmiş olur. İkinci olarak o yapıda fiziki bir bozulma meydana gelir ki bu da kalbinde hastalık olanlara bir cesaret verir. Son olarak da her an için kardeşlik bağlarımızı kökten kesmek isteyen zalim ve kâfirlere güç verecek onların bundan yola çıkarak yeni stratejiler belirlemelerine sebep olur. O halde birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmek binanın taşları gibi birbirimizle öyle hemhal olmalıyız ki ne bundan biz muzdarip olalım, ne kalbinde hastalık bulunanlara bir pay bırakalım ve ne de kâfirlerin üzerimizde hesaplar yapması için fırsatlar verelim.Madem; Allah\’a iman eden, tövbe eden, namaz kılan kimseler kardeşimizdir. O halde onları kardeş bilip bağrımıza basmak ve acılarını acımız bilmek gerekir. Bu imanın ve İslam kardeşliğinin gerektirdiği en temel haktır. Rabbül âlemin ayeti kerime de şöyle buyuruyor:Emniyet, güven, samimiyet, vefa, tevazu, İşar gibi, İslami ahlakın oluşumunu sağlayan tanımların hayata geçirilmesiyle ancak bu kardeşlik pekişir, özümsenir.(Muhammed BEKSİ)——————————————————————————–[1] Hucurat: 10[2] Buhari Babul Edep 27, Müslim Birr 66[3] Haşr: 9[4] Hucurat: 10[5] Hucurat:13[6] Buhari Salat 88, Müslim Birr 65