RSS

HAYIRLI BİR HAFTA SONU DİLERİM SEVGİLİ KARDEŞLER..

25 Tem

HAYIRLI BİR HAFTA SONU DİLERİM SEVGİLİ KARDEŞLER..

 BUGÜNÜN VE YARINLARIN ÇOK GÜZEL VE HUZUR DOLU OLSUN İNŞALLAH!

ALLAH’A EMANET OLUN..

 

Ey ALLAH;ım,
Belki günahkarım, belki sana layık değilim ama senden başka sığınağı olmayan bir garip kulunum.

Sana gelmeye yüzüm yok ama senin kapından başka gideceğim bir kapıda yok. Şüphesiz Sen’sin Rahman, Sen’sin Kerim, Sen’sin Rahim, Sen’sin Gafur

Bağışlayanda Sen’sin,affedende,esirgeyende.
Sen’i bildim,sana inandım,sana sığındım
Şüphesiz Sen merhameti ve şefkati bol olansın Rabbim.
Ne olur Allah;ım hiçbir kulunu Sen’siz,kimsesiz,çaresiz bırakma ben garip kulunu da.

Her dem Sen’i anmayı,Sen’i anlayıp anlatmayı,Sen’i sevip sevdirmeyi nasip et bizlere;

Emrettiğin yolun yolcuları olup,emrettiğin yola hizmet edip,o yolda hizmet ederken emanetlerimizi sana teslim etmeyi nasip et bizlere
Peygamber Efendimiz sellellahu aleyhi vessellem’in şefaatinden,kendi şefkat ve merhametinden bizleri mahrum bırakma.

Şüphesiz Sen olmazları olduransın,ol de olalım Rabbim ..AMİN

Abdulkadir-i Geylani (K.S)~

Hayatta olduğunuz müddetçe, ömrü fırsat biliniz. Bir müddet sonra hayat kapısı kapanacak, bu dünyadan ayrılacaksınız. Gücünüz yettiği müddetçe hayırlı işler yapmayı ganimet biliniz. Tövbe kapısı açıkken ve elinizde bu imkan varken bunu fırsat biliniz. Tövbe ediniz. Dua etmeye imkanınız varken, dua ediniz..!
 
http://img12.imageshack.us/img12/1732/8029gul9iwta1.jpg

 
10 Comments

Posted by Temmuz 25, 2009 in Yazılarım

 

Etiketler:

10 Responses to HAYIRLI BİR HAFTA SONU DİLERİM SEVGİLİ KARDEŞLER..

  1. ahmed

    Temmuz 25, 2009 at 9:11 am

    Az nimeti az sanma kimden geLdi Ona bak..Az günahi az sanma kime kar§i Ona bak ! Ya Rabbi!Eğer imanıma bir şüphe girmiş ben de ondan tövbe etmemişsem ihlasla derim ki : Allah\’tan başka yaratıcı yok, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah\’ın Resulüdür.Ya Rabbi!Eğer bilmeden Müslümanlığıma küfür karıştırmışsam, derim ki: Allah birdir, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah\’ın Resulüdür.Ya Rabbi!Eğer Allah\’ı birlememe şirk girmişse, ben de bunun farkında değilsem ihlasla derim ki: Allah\’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah\’ın Resulüdür.Ya Rabbi!Eğer bilmeden seni tanımamda yanlışım varsa derim ki: Allah\’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah\’ın Resulüdür.Ya Rabbi!Eğer bilmeden amelime riya ve kendimi beğenme duyguları karışmışsa derim ki: Allah\’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah\’ın Resulüdür.Ya Rabbi!Eğer farkında olmadan kalbime küçük ve büyük günahların fitnesi girmişse derim ki: Allah bir, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah\’ın Resulüdür.Ya Rabbi!İmanımı gönülden tazeleyerek, ihlasla derim ki: Allah\’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah\’ın Resulüdür.Ey diri olan!Ey ebedi var olan!Ey izzet ve ikram sahibi olan!Ey gücün, şerefin ve büyüklüğün sahibi olan Allah\’ım!Halimi düzelt, işlerimi güzelleştir, beni bela ve fakirliğin acılarından koru, düşmanların şerrinden, şeytanın aldatmasından, nefsin arzularından, saptıranların saptırmasından beni koru ey Rabbim!Ya Rabbi!Beni çok ibadet eden salihlerden ve şükreden zenginlerden eyle… dini ve dünyevi bütün işlerimi düzene koy. Hayırlı nimetlerimi sonuna erdir.Ya Rabbi!Ömrümün son zamanlarında, ölüm anında kalbimi ve dilimi imanla doldur. Bana son anda; şehadet ederim ki, Allah birdir ve yine şehadet ederim ki, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O\’nun elçisidir demeyi nasip et.Allah c.c. razı olsun selam ve dua ile gülay abla

     
  2. gülay..

    Temmuz 25, 2009 at 11:09 pm

    Hanzala\’yı Gördüm Düşümde…Bir sabah yeliydi esen odamın içinde,Günlerdir zalimlerin yaptıkları kanıyor ta içimde.Okunmamıştı henüz ezanı MuhammedîSeccademi serdim, elimde tesbih dilimde sübhanallah…Tarifsiz heyecanlar, tarifsiz acılar vardı içimde.Beklerken okunsun diye ezanlar, geçiverdi içim bir anDüş müydü, gerçek miydi, anlayamadım o an.Çıkıverdi bir nur misali aydınlık duvarlardanNur yüzlü, ateş gibi bakışlı yiğit bir delikanlı.Beyaz ihramlara bürünmüş Ashap gibiydi.Omuzlarına poşu bağlamıştı. Bir elinde irice bir taşBir elinde zarif bir tesbih vardı.Uzattı tesbihi, "al" dedi, "bunu çek, acıların ve umutların ağcından yapıldı.Kerbela\’da imam Hüseyin\’in elinde dizildi bu tesbih.Taneleri Filistin\’den, Çeçenya\’dan, Açe\’den Felluce\’den getirildi.İmamesini İstanbul\’da sen bağlarsın" dedi.Görmemiştim bu güne değin bu kadar mübarek bir çehre.Şeyh miydi, imam mıydı, yoksaAshabı güzinden bir mübarek zâd mıydı?Uzattığı tesbihi aldım, misk kokuyordu,Odam cennet rayihalarıyla doldu. Ama kan damlıyordu.Tanelerinden damla damla kan damlıyordu."Dedelerinin kanı, Filistin\’de, Hicaz\’da, Yemen\’deşehit düşen Osmanlı askeri\’nin kanı.""Ölmediler, biliyor musun" dedi.Elini omzuma koydu, sımsıcaktı. Kalbimin fırlayacağını zannettim.Sımsıcaktı eli, yüreği gibi yanıyordu bütün bedeni.Onlar Gazze\’de bizimle dövüşüyorlar,Siz gelmediniz ama dedelerin bizimle direniyorlar.Diz çöktü. Dizleri değiyordu dizlerime."Bizi yalnız bırakmayın" dedi.Masmavi gözleri öfkeyle parlıyordu.Yüzünün nuru odamı aydınlatıyordu.Bıraktı elindeki taşı seccademin üstüne."bunu koy secde yerine, Filistin\’in öfkesiniFilistinlinin acısını koy yüreğinin en derinine."Kimsin diye sorabildim kendisine.Utancımdan bakamıyordum nur yüzüne.Kimsin sen, melek misin?Ermiş mi, derviş misin?Sımsıkı sardı beni. Sıktı sıktı, sonra bıraktı.Filistin\’im ben, Hanzala\’yım.İşte yüzümü döndüm sana.Arkam kavmime dönüktür benim,Yüzüm Anadolu\’ya her daim.Umutlarımızı, yarınlarımızı emanet ediyorum sana.Bizler sizlerin yetim evlatlarınızız,Sizlerin terk ettiğiniz insanlarız, Filistin\’im ben,Hanzala\’yım."Eşhedüenla ilahe illallahEşhedüenla ilahe illallah""Eşhedüenne Muhammeden ResulullahEşhedüenne Muhammeden Resulullah"Nidalarıyla doldu odam,Şahadet sesleriyle çınladı kulaklarım.Ayağa kalktı, nurlar saçıyordu her tarafa.Ağır adımlarla giderken;"Hayyale hayrul amelHayyale hayrul amel"Sedaları işitildi ağzından.Bu sabah Hanzala\’yı gördüm düşümde.Alıntı

     
  3. gülay..

    Temmuz 25, 2009 at 11:12 pm

    Lokman Hekim oğluna şöyle nasihat etmiş : Yavrum, Allah kuru toprağa yağmur ile hayat verdigi gibi ariflerin hikmetli sözleriyle de ölü kalpleri öyle diriltir,onlara hayat verir.Onun için onların sohbetinde bulun. Yüce bir himmet, sağlıklı bir sevgi ve samimi bir irade,iki dünyada da mutlu bir hayatı temin eder. Siirt evliyasindan Şeyh Turki hazretlerine gencin biri sordu; -Efendim, ben namazlarımı muntazam kılıyorum, ama hiç lezzet alamıyorum,Sebep nedir acaba? Mübarek , şefkatle baktı gence : -Rabbini , yalnız namazda değil, her zaman hatırla evladım. Genç anlayamadı: -Nasıl hocam ? -Günahları terk edersen, namazlarından lezzet alırsın. İslâm alimlerinden ve evliyanın büyüklerinden Ahmet Mekkî Efendi hazretlerine bir gün günahlar içinde olan bir genç gelip;- Efendim, hiç huzurum yok,sürekli içim sıkılıyor, diye dert yandı.Mübarek sordu:- Neden sıkılıyorsun oğlum?- Bilmiyorum hocam. Devamlı bir huzursuzluk var içimde.- Evladım, Allahü Teâlânın emir ve yasaklarına göre yaşarsan, huzurlu olursun. Huzursuzluk, Allah\’tan uzak olmaktan, günah işlemekten,namaz kılmamaktan ileri gelir.Ve sordu:- Evinizde, Ehli sünnet alimleri’nin, Allah dostlarının yazdığı kitaplar var mı evladım?- Var hocam .- Peki okumuyor musun o kitapları?- Malesef efendim, okumuyorum.- Vah vah! Güzelim kitapları raflarda hapsettin öyle mi? Bir hasta, ilacını bilse ama kullanmasa iyi olabilir mi oğlum?- Olamaz hocam.- İşte senin halin de buna benziyor. İlacın var, kullanmıyorsun. Bir ilaç kullanılmıyorsa, evde bulunmasının ne faydası olur? O kitapları okuyup tatbik edersen, kurtulursun sıkıntıdan. Büyük alim ve velilerden Ebu İshak Şirazî hazretleri, bir gün sevdikleriyle sohbet ediyordu ki,- Allahü Teala bir kulunu severse, ona iki nimet verir, buyurdu.- Onlar nedir? diye sordular.Buyurdu ki:- Birincisi, sevdiği bir kulunu tanıtır ona. İkincisi insanların dünyasına veya ahiretine faydası olan bir işte çalıştırır o sevdiği kulunu.Sordular:- Daha çok severse hocam?- O zaman dert ve bela verir ona.- Sevdiği kuluna mı dert bela verir?- Evet. Ama bu dertleri nimet bilir o kimseler. Derd-ü belayı kemente benzetmiştir büyükler. Cenab-ı Hak, bu kementle tutup kendine çeker sevdiklerini.Bir gün de,- İhlas nedir? diye sordular .Buyurdu ki:- İhlas, Allahü Teâlâyı çok sevmek ve her sevdiğini Allah için sevmektir.- En mühim iş nedir? Buyurdu ki:- Üç şeydir. Birincisi Allah için öğrenmek. İkincisi öğrendiğiyle amel etmek. Üçüncüsü de öğrendiklerini başkalarına da öğretmektir.-Bir gün de sohbetinde;- Çok sayıda iyilik vardır, buyurdu. Ama bunların en iyisi iki şeydir: Biri doğru iman. Öbürü, insanlara karşı şefkatli olmaktır. Kötülük de çoktur. Ama kötülüklerin en kötüsü iki şeydir.Biri kâfirlik, öbürü insanlara eziyet etmektir. Câfer-i Sâdik Hazretleri talebelerine şunları nasihat etmistir:Bir sâlih amel isleyince onu gözünde küçültesin ve gizli tutasın. Çünkü küçük görürsen seni kendini beğenmeye götürmez. Gizlersen, eksiği tamam olur, fazîleti artar. Salih bir amel islemek istedigin zaman acele et, zira nefs zayıflığa kapılıp onu geciktirebilir veya seni ondan vazgeçirebilir.Mümin kardesine ait sevmediğin bir şey duyarsan, ısrarla onun bir mâzeretinin olabilecegini düşün. Bulamazsan, belki benim anlayamadığım bir özrü vardır, de ve ayıbını ört! Abdülkâdir Geylânî hazretleri felsefe ile meşgûl olmayı hoş görmezdi, ondan men ederdi. Seyh Muzaffer Mansur der ki: Birkaç kişi ile Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin yanina gitmistik. Elimde, felsefe ile ilgili kitaplar vardi. Bizi süzdükten sonra kitabı görmeden bana; "O elindeki kitap ne kötü bir arkadaştır." buyurdu. Bu esnada oradan ayrılıp kitabı bir yere koymak ve bir daha taşımamak hatırıma geldi. Kitabı çok seviyordum. Içerisindeki çok şeyi de ezberlemistim. Tam kalkacaktim, bana dikkatli dikkatli bakmaya başladı. Şaşırıp kalkamadım. "Şu kitabı bana versene."buyurdu. Vermek için kitabı açtım. Bir de ne göreyim kitabin sahifeleri bembeyaz olmuştu, hiçbir sey yazılı değildi. Kitabi kendisine verdim. Tek tek sahifelerine baktiktan sonra bana geri verdi. "Iste Ibn-i Dâris\’in Fedâil-ul-Kur\’ân (Kur\’ân-i kerîmin fazîletleri) kitabı." buyurdu. Kitabi elime alıp baktım, gerçekten onun güzel bir hatla yazılmış bir nüshasi idi. Bana; "Kalb ile tövbe etmek ister misin?" buyurdu. "Evet." dedim. "Öyleyse kalk!" dedi. Kalktım. Zihnimde felsefe ile ilgili bütün öğrendiklerimi unuttum. Daha önce onlari hiç okumamış gibi oldum.Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin insanları gafletten uyaran, kendilerine gelmesine vesîle olan pekçok sözü vardır. Bunlardan bazıları:Kötü arkadaslari terket. Onlara sevgi duyma, sâlihleri sev. Yakının bile olsa, kötü arkadaştan uzak dur. Uzak bile olsa, iyi arkadaşlarla berâber ol. Kimi seversen, seninle onun arasında bir yakınlık hâsil olur. Bu bakımdan, sevgi beslediğin kimsenin kim olduğuna iyi bak.Rabbine itaatte bütün gayretinle çalış. Sana vermeyene sen ver. Sana gelmeyene sen git. Sana zulmedeni affet. Niyetinde kullarla, kalbinde ise kulların Rabbi ile beraber olmaya bak. Sadık olmaya, yalancı olmamaya gayret et. Büyük âlimlere tâbi olunuz; bid\’at yoluna, dinde olmayıp, sonradan çıkarılan şeylere sapmayınız.Sabrediniz, sızlanmayınız. Sâbit kalınız, ayrılıp dağılmayınız. Bekleyiniz, ümit kesmeyiniz. Özünüzü günahdan temizleyiniz, kirletmeyiniz. Hele Rabbinizin kapısından hiç ayrılmayınız.

     
  4. gülay..

    Temmuz 25, 2009 at 11:14 pm

    Ey Rabbimiz! Bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz günahlarımızı mağfiret et. Senden işimizde rüşde hidayet etmeni istiyor, nefislerimizin kötülüklerinden sana sığınıyoruz.Ey Rabbimiz! Bizi yücelt, eksiğimizi- gediğimizi gider, bize rızık ihsan et, bizi salih amellere, güzel ahlaka ilet. Zira bunların salih olanına ancak sen ulaştırır, kötülerinden de ancak sen alıkorsun.Ey Rabbimiz! Ciddiyetimizi şakamızı, zulmümüzü ve haksızlıklarımızı, hatamızı, kastımızı mağfiret buyur. İtiraf ediyoruz ki bu kusurların hepsi bizde vardır, ihsan ettiğin nimetlerin bereketinden bizi mahrum etme, mahrum ettiklerinle de imtihan etme.Ey Rabbimiz! Her işimizde esas olması itibariyle dinimizi ıslah et. İçinde geçimimiz olan dünyayı ıslah buyur. Döneceğimiz yer olan ahiretimizi ıslah et. hayat ı her türlü hayırları artırmamıza vesile kıl. Ölümü de her türlü şerlerden kurtulup rahat etmemize vesile yap.Ey Rabbimiz! Bizi, Seni çok zikreden, Senden çok korkan, Sana çok şükreden, Sana çok itaat eden, Sana karşı içi saygı ve huşu ile dopdolu olan, dua dua yalvaran ve durmadan Sana teveccüh eden insanlar eyle.Ey Rabbimiz! Sana güzelce ibadet etmeyi istiyor, Senden doğru yolda azim ve sadık diller selim kalpler dileniyoruz. Dillerimizdeki düğümleri çöz, onları güçlendir ve istikamet ver. İçimizdeki kinleri, nefretleri ve hasedleri sök al.Ey Rabbimiz! Senden hayırlı işler yapmayı, kötülükleri terk etmeyi, fakirleri sevmeyi, bizi bağışlamanı, bize merhamet etmeni ve insanların fitnesini murat buyurduğunda fitnelere düşmeden bizi vefat ettirmeni dileriz.Ey Rabbimiz! Senden; Senin sevmeni, Senin sevdiklerinin sevgisini ve bizi Senin sevgine ulaştıracak amellerin sevgisini dileriz. Senden tertemiz bir hayat , dosdoğru bir ölüm, rezil etmeyen ve ayıpların sayılıp dökülmediği bir dönüş istiyoruz.Ey Rabbimiz! Senden hidayet , TAKVA , afiyet ve zenginlik istiyoruz. Bize talihsiz ve nankör olmayan, şirkten arınmış, tertemiz kalpler lutfeyleAMİN..

     
  5. gülay..

    Temmuz 25, 2009 at 11:16 pm

    Kalbini bağla ki, Hâkk kemendine, Düşme, mahşer günü, yargı derdine, Sen, kendi yargıcın, ol da kendine, De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?.. Bir gönül kapısı, bulup çaldın mı ? Bir sevgi seline, boyca daldın mı ? Bir dosta bedelsiz, selâm saldın mı ? De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?.. Seher vakti kalkıp, vecde daldın mı ? Nûrlar dağılırken, payın aldın mı? Hâkk aşkına, kâlbi şâhid kıldın mı ? De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?.. Bilmediğin, bilenlere sordun mu ? İlimle aranda, köprü kurdun mu ? Zarar ve kârını, hayra yordun mu ? De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?.. Ezelî rızkına, râzı oldun mu ? Sabır sofrasında, lezzet buldun mu ? Îmânla şükredip, huzur doldun mu ? De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?.. Gafleti, gayretle, yarıştırdın mı ? Alnını, secdeyle barıştırdın mı ? Bir akraba sorup, soruşturdun mu ? De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?.. Kibir dağlarından, inip geldin mi ? Zorda kalmış, bir kişiyi bildin mi ? Sana borcu vardı, onu sildin mi ? De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?.. Merhamette, Hâkk serveti buldun mu ? Komşu kederiyle, ortak oldun mu ? Bir yetimin, şevkâtiyle doldun mu ? De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?.. Acılar görünmez, gözler baksa da, Her ateş, düştüğü yeri yaksa da , Hasta, bir dost bekler, ümit yoksa da, De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?.. Gönül gözlerini, açıp baksana, Veren, neler vermiş, dünyada sana, O\’na gönderdin mi, bir hamd ü senâ ? De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?.. Gramla yazılır, yaptığın hasat, Bir zerre noksansız, çıkar yedi kat, Tükenen her nefes, kaybolan fırsat, De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?.. Şair: Cengiz Numanoğlu

     
  6. gülay..

    Temmuz 25, 2009 at 11:18 pm

    Musibetler de NimettirEn son en zaman başınıza bir musibet geldi; ne zaman acılar içinde kıvrandınız? Niye hep ben, diyor musunuz aşılmaz, onulmaz sandığınız bir derde maruz kalınca. İsyan yelkenlerini hemen indiriyor musunuz, yoksa denizin sakinleşmesini bekliyor bir yandan da sabır tesbihini mi çekiyorsunuz dualarla? Musibetler, dertler, acılar, yokluklar neden hep bizi bulur diye hayıflanırız çoğu kere. Hâlbuki dertlerin de nimet olabileceği nedense hiç aklımıza gelmiyor. Belki gözümüzü başka bir aleme açacak kapıdır bu dert sandıklarımız. Bizi uyarmaya gelmişlerdir. Ya da "Şişt; ne oluyor sana; aslını unutma, ödevlerini unutma" demek istemişlerdir.Ayazın nefes dahi aldırmadığı dağ başında karlarla mücadele halindesiniz diyelim. Yanınızdaki size küçük musibetlerle dokunuyor. Belki çimdik atıyor, belki tokat atıyor. Peki neden? Derdin daha büyüğüne kapılıp gitmeyin diye; uyuya kalıp da soğuktan donmayasınız diye… Gözünüz bu dünyaya hep açık dursun diye, bilinciniz yerinde kalsın diye… Kim olduğunuzu, nereye gidip nereden geldiğinizi unutmayasınız diye… Belki tokat atar belki tekme! Bu zahirde, görünüşte birer küçük musibet gibi görünen hareketlerin olmadığını düşünün, ne olur sonunuz? Elbette uyku uyuma isteği başlar, uykuda daha çok savunmasız kalan zayıf ve aciz bedeniniz soğuğa yenik düşerek can emanetini Azrail meleğine teslim eder. İşte bunun gibi belki dert, sıkıntı, musibet sandıklarımız Rabbimizin bizi gaflet uykusuna dalıp da dünya ölülerinden olmayalım diye göndermiş olduğu küçük uyarılar neden olmasın? Sizi Zat\’ına bağlayan, birkaç dua cümlesi iki damla gözyaşı ile "kul" olma makamına çıkartan ikramlar neden olmasın? Ya da "bu şekilde hayat sürme; kendine gel!" türünden ve dikkat edilmezse büyük belaların habercisi olabilecek bir uyarı neden olmasın? Anlatırlar ki Rabbimiz Firavun\’a yüzyıllarca yaşayan Firavun\’a bir baş ağrısı dahi vermemiş. "Uzun ömründe sapasağlam yaşasın, dua edip de sesini Bana duyurmasın" diye. Yani musibetler de her kula nasip olmasa gerek. Ancak Rabbimizin kendisinden ayırmak istemediği, gönlünü Zat\’ından yana çevirmek istediği ender kullarına verdiği bir lütuf belki. Küçük musibet büyük musibeti önler denir ki, bu da işin diğer boyutu. Küçük bir dersten akıllanan insan aynı tür ya da benzeri bir olayla karşılaştığı zaman tecrübesini devreye sokar ve küçük dersten, büyük musibetten edindiği deneyimle başını büyük beladan koruyabilir. Ya da küçük musibet belki günahlara kefaret olacaktır bu vesileyle bir başka büyük imtihana gerek kalmayacaktır. İşte tüm bu düşünceler insanın yaşadığı olaylara karşı bakışını farklılaştırır. Bozulmaya yüz tutan insan halet-i ruhiyesini dengede tutmaya yarar. Zaten İslam\’ın da korumak istediklerinden biri de bu değil mi? İman ile dünyaya bakan asla teessür olmaz. Her işte bir hikmet ve hayır arar ve bulur. Somut mükafatını ise Rabbimiz dilerse belki bu dünya da ama ahrette mutlaka verecektir.Kul olmanın sırrına binaen yapılacak en güzel davranış olaylara ilk başta gereken sabrı gösterip alınması lazım gelen dersleri alarak hayatı okumaya devam etmektir. Yoksa en küçük tepede yorulursak, yoldan dönmeye kalkarsak veya da o tepeye kızarsak, küçük engel sebebiyle kendimizi üzersek insana verilen pek çok kerameti kullanamamış oluruz. Musibetlerin bir sam yeli edasıyla olgunluğunuza olgunluk katarak sizi kemâlat derecesinde tatlandırması duasıyla… Ümit Demir

     
  7. gülay..

    Temmuz 25, 2009 at 11:19 pm

    Ya iLaHi!Semadan yeryüzüne indirdiğin yağmur taneleri adedince, yeryüzünde yarattığın ağaçların ve çiçeklerin yaprakları adedince, denizlerdeki kumlar adedince, Sevgili Peygamberimiz Muhammed\’e salat eyle! Hem öyle bir salat eyleki o salat bütün her şeyi aşsın. Yâ ilâhel âlemîn ve yâ ekramel ekramîn ve yâ erhamerrahimîn, kalplerimizi Kur\’an ve iman nurlarıyla nurlandır yâ rabbî. Niyetlerimizi halis eyle, bizlere tam ihlas ve kamil iman nasib eyle. Günahlarımızı affeyle, bize merhamet eyle, bizi her türlü azaptan muhafaza eyle YâRabbî. Senin büyüklüğünü, bizim küçüklüğümüzü bize her zaman duyur YâRabbî. Seni daima yanımızda hissettir, yüzümüzü sana çevir, sana kulluk ettir, senden istet, senden başkasına el avuç açtırma YâRabbî. Dualarımızda bizi samimi eyle, çok dua eden, çok tevbe eden, duası ve tevbesi kabul olan kimselerden eyle Yâ Rabbî. Yâ Azîm, Yâ Kerîm, bütün mülk senindir. Yer senin, gök senindir. Senin her şeye gücün yeter. Bizler gayet aciziz. Sen bize güç vermezsen biz güçlü olamayız, sen bize yardım etmezsen bizler hiçbir şey yapamayız. Elimizi kaldırmamız, yürümemiz, çalışmamız, yiyip içmemiz, hep senin kudretinle oluyor. Bize kalsaydı bunların hiçbirini beceremezdik. Bütün güç senindir. Yer-gök senin elindedir. Senin istediğin şekilde yaşamaya çalışırken bizleri güçsüz bırakma YâRabbî. İradelerimize fer ver, kalplerimize derman ver, gönüllerimize inşirah ver, sinelerimize genişlik ver YâRabbî. YâRabbî, senin üzerimizde o kadar çok nimetin var ki, ne kadar şükretsek azdır. Bizi müslüman olarak yarattığın ve müslüman olarak yaşattığın için sana kainattaki varlıklar adedince şükürler olsun YâRabbî. Bizleri müslüman olarak ölmeye muvaffak eyle. İmanla yaşat, imanla öldür YâRabbi. Bizlere verdiğin nimetlerin hakiki şükrünü eda etmeye bizleri muvaffak eyle. Şükrünü eda edemediğimiz nimetlerden dolayı da bizleri hesaba çekme YâRabbî. Bizlere verdiğin bu hayat ve iman nimetine karşılık, senin dinini yaşamayı ve senin yolunda hizmet ederek, mübarek adını dünyanın her tarafına duyurmayı bize kolay eyle YâRabbî. Senin adının bütün gönüllerde duyulması işinde bizleri kullan YâRabbî. Bu işi yaparken, yerde ve gökte bizler için sevgi yarat, herkes bizi sevsin Yâ Rabbî. Bizi, gerçekten iman etmiş olan, güzel ve salih ameller işleyerek kendisini sevdiğin ve sevdirdiğin kullarından eyle. Bu mübarek hizmetlerin her tarafta boy atıp gelişmesini nasib eyle. Bizlere hizmetten başka bir gaye edindirme YaRabbi.Dinimizi, milletimizi, hizmetimizi daima payidar eyle. Bu güzel hizmetleri başlatanlardan, devam ettirenlerden, şu anda da devam ettirmekte olanlardan ebediyyen razı ol YâRabbî. Onlar hürmetine bize de ömrümüzün sonuna kadar hep hizmet ettir. Yine onlar hürmetine bizi affeyle, bizi onların şefaatine nail eyle, bizi onlarla beraber haşr ve neşreyle. Ailemizi, akrabalarımızı, milletimizi onlar hürmetine cennetlik eyle Yâ Rabbî. Senin yolunda hizmet etmek bizim için, bir lütuftur, bir şereftir, en büyük makam, en büyük payedir. Bu şerefi, bu lutfu bizden alma, bizlere bu payenin hakkını vermeyi nasib eyle YâRabbi. YâRabbî, bizlere dünyada da ahirette de hep güzellikler ver, bizi azaptan koru, bize gücümüzün üstünde yük yükleme, bizi çok zor imtihanlarla imtihan etme YâRabbî. Bizi annelerimizi, babalarımızı ve bütün mü\’minleri hesap gününde affet YâRabbî. Kalplerimizi hep sana açık eyle. Kardeş, dost, muhib, taraftar ve sevenlerin kalp ve gönüllerini sana aç Yâ Rabbî. Bizi işlerimizde, hizmetlerimizde, sıkıntılı anlarımızda yalnız bırakma, rahat anlarımızda da seni unutturma YâRabbî.Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hürmetine, O\’nun şanlı sahabisi hürmetine, senin dostların olan evliya ve asfiya hürmetine, büyüklerimiz hürmetine bu duamızı kabul eyle. Amin

     
  8. gülay

    Temmuz 26, 2009 at 8:58 am

    DUAM..RAHMAN ve RAHİM olan ALLAH’IM !Gece çökmüş tüm yollarıma.karanlıklar yumruk vurur duygularıma,Ey Rabbi Rahimim,yol göster bana,Yürek yaralı,yürek aciz,yürek virane…Bu gönül ancak Senin dergahında biçare..Ey Rabbi Rahimim !İmdat eyle inleyen benliğime..Gaflet el uzatır oldu bana..Yusuf misali imanım kör kuyularda…Ben kendime zulmeden,Senden başka yok ki gidem…Ey Rabbi Rahimim yolları aç ,Sana gelem,Kapı bilmiyorum ,Senin kapından başka…Ey Rabbi Rahimim !lütfeyle bir gülümse bu mecnun olana,Ey Rabbi Rahimim !Yardım eyle ,kendime gelem,Yardım eyle ,benliği Sana teslim eyleyem…Rabbimiz Hayy^dir,Kerim’dir.Kulu dua ederek Kendisine elini kaldırdığı zaman,O (c.c.)ellerini boş çevirmekten istihya eder..” (hadis-i şerif )Müslüman ,ahlakını düzelttikten sonra günahlarına tevbe etmeli,Mevlasından onu bağışlamasını istemelidir ,oda dua yoluna…Her fırsatta Allah’ı anmalı,bildiği dualar okumalıdır..“Kalbler ancak Allahu Teala’yı anmakla ,imtihana,rahata kavuşur..”(Rad,28 )“Allah’ın nimetlerini anın ki,kurtulaşınız..” (Araf,69)“Beni anın ki,Bende sizi anayım..Bana şükredin,nankörlük etmeyın..” (Bakara,152 )Duanın kabul olması için,bazı hususlara dikkat edilmesi gerekir..Sebeblere yapışmadan istemek,kuru bir temennidir..“Çalışmadan dua eden,silahsız harbe giden gibidir. ” (Hadis-i Şerif )Günahlarına tevbe etmeli,sadaka vermeli,ve duanın mutlaka kabul olacağına inanmalı…Bazı Hadis-i Şeriflerinde sevgili Peygamberimiz (sallallhu aleyhi ve sellem)buyuruyor ki..“Siz,kabul edileceğine yakinen inanarak ,Allah’a dua ediniz..Allahu Teala’yı unutarak gaflette edilen dualar kabul olunmaz..”“Emr-i marufu bırakırsanız duanız kabul olmaz ”” Kızını fasıkla evlendirenin duası kabul olmaz…”“Duam kabul olmadı..”demek yanlıştır..”” Dua edenin ya günahı affolur,veya hemen hayırlı karşılığını görür,yahut Ahirette mükafatını bulur..”Evet dostlar.Allahu Teala,dua edeni sever,dua etmeyene gazap eder..Dua ,müminin silahi,dinin direğidir..Duanın faydası çoktur..İnsan,gaflet içinde olduğunu söyleyerek duayı bırakmak doğru değildir..Kalbine geldiği gibi dua etmek,ezberlediği duadan okumaktan daha iyidir..“Bana dua edin ,kabul edeyım..Bana ibadet etmek istemeyenleri,zelil ve hakir eder,Cehenneme atarım..”(Mü’min,60 )EY darda ve sıkıntıda kalanların dualarına cevap verir,onlara yardım eden Rabbim !Bizi,hiç bir şeyden hesaba çekmeyecen şekilde her şeyimizi bağışla..!Allah’ım ,bizi dünyadan iman ve Kur’an’la çıkıp gitmeyi nasıp eyle…AMİN..AMİN..AMİN !Allahim günahkarim neyleyimyol göster senin yoluna geleyimdertlerimi tek tek sana söyleyimAllahim askinla yansin yuregimAllahim günahkarim neyleyimderman ver senin icin bileyimgercekligini göreyimAllahim askinla yansin yüregimAllahim gunahkarim neyleyimzaman ver huzuruna geleyimsevginle yurekten sevineyimAllahim askinla yansin yuregimAllahim gunahkarim neyleyimben de bir gun senin yolunda öleyimseni sevenlerden bilineyimAllahim askinla yansin yüregim

     
  9. gülyüzlüm..gülay

    Temmuz 26, 2009 at 9:58 pm

    Ya Rab! Seni bilmek ne büyük kerem! Seni bilmeyenler neyi bilir? Senin kadr ü kıymetini bilmeyenler neyin kadr ü kıymetini bilir? Seni bilmeyenler kendini nasıl bilir? Kendini bilmeyenin kendini kaybetmekten başka yolu yoktur. Kendini kaybeden neyi bulur? Diyelim ki buldu, bulduğu kimin olur? Kendinin olmaz, çünkü "kendi" yok artık, kendi kayıp. Kendini kaybedenin kazandığı hiçbir şey olamaz. Kazanmaktan söz etmek için önce bir "kazananın" olması şart. Seni bilmeyen haddini bilmez. Haddini bilmeyen Allah karşısındaki yetersizliğini, küçüklüğünü, acziyetini bilmez. Sadece haddini değil, kıymetini de bilmez. Eşya karşısındaki kıymetini, dünya karşısındaki değerini,makam,mal,servet karşısındaki şerefini bilir. Ya Rab! Seni anlamak ne büyük saadet! Seni anlamak hayatın anlam ve amacını anlamaktır. Seni anlamak ölümün hayatın öbür yüzü olduğunu anlamaktır. Seni anlamak cennet ve cehennemin "ilahi adaletin" tecellisi olduğunu anlamaktır. Seni anlamak, var oluşun Rahmetin eseri olduğunu anlamaktır. Seni anlamak, kulluğun en büyük şeref ve itibar olduğunu anlamaktır. Seni anlayanın tek iftiharı vardır: Sana kul olmak. Seni anlayanın tek izzet kaynağı vardır: Senin kendisine Rab olman. Seni anlayanın bitmez tükenmez bir imkânı vardır: İman… Seni anlayanın nükleer bir güç merkezi vardır: Kalp… Seni anlayanın bitimsiz bir serveti vardır: Kanaat… Mustafa islamoğlu

     
  10. gülyüzlüm..gülay

    Temmuz 26, 2009 at 10:01 pm

    Seni düşünüyorum….. büyülü saatlerinde pencereden sızan ay ışığının her bir cilvesinde, Sen\’i düşünüyorum. Yüreğim, hasretle yanıyor; bir gariplik hissediyorum, içim içime sığmıyor; can kafesten uçmak istiyor. Yediğim ekmekte, içtiğim suda, kokladığım gülde, ziyânın parıltısında, yağmur damlasında, kar taneciklerinde, Sen\’i düşünüyorum. Güneşin her sabah doğuşunda, her akşam gurubunda Sen\’i düşlüyorum; aşkın kalbimi titretiyor. Yürüdüğüm yollarda, konuştuğum insanlarda, ikliminde uçuşan altın kanatlı kuşlarda hep sanatını görüyorum. Rahmetine sığınıyorum… Rahmetin; hem hazanı, hem kışı, hem baharı, hem yazı, hem arzı, hem semâyı, kucaklıyor. İkliminde fânî olmak, ebetlere yelken açmak istiyorum. Bazen bir gülün kokusunda, bir güle bakışımda, dokunuşumda, Habibini (sas) görüyorum. Çiçekler, ötelerden O\’nun (sas) kokusunu getiriyor. Kuşlar haber veriyor; Âşık, Mâşukunu arıyor diye; semtinde geziyor rûhum; belki görürüm diye. Gözlerim Sevgili\’nin yolunu ümit dolu bir intizarla bekliyor; O\’nun ışığı rûhuma doluyor… Ey bîçarelerin çaresi, yolda kalmışların, gariplerin, kimsesizlerin yardımcısı… Ey Mâbûd-u Mutlak! Ümitle kapına geldim; girmeme izin verir misin? Kirpiklerimi yıkayan gözyaşlarım, ıslak seccadem, seherlerde semaya açılan avuçlarım şâhittir; yalan değil sevdam! Ürperen kalbim, titreyen bedenim, vücudumun bütün zerreleri şâhittir, Sen\’den başkasına yönelmedim. Bir tomurcuğun şehbâl açması gibi, Ya Fettâh, şu kalbi de Sana aç, aç ki kurtuluşa ereyim! Erit beni, bir kor saç içime, ocaklar gibi yanayım; Yüce Nebi (sas) gibi, Sana dilbeste olmuş dostların gibi… Kokuşmuşluktan usandım, şu gurbetlikten bunaldım. Hasretine artık dayanamıyorum. Dizlerimde derman, gözlerimde yaş kalmadı. Rûhum âb-ı hayat istiyor, adımı çağıran bir ses çekim alanıma girsin, içime hasretinin sancısını söndüren bir damla düşsün… Garibim, acizim, bîçareyim gitmek istiyorum, canım toprak çekiyor. Sana ulaşmak, ruhun tenden ayrılması ise, visalimi istiyorum. İki damla gözyaşıyla Sana gelmeyi arzu ediyorum. Beni, Sensiz bırakma Allah\’ım!

     

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.