(Mü’min kardeşinin yüzüne tebessüm etmek sadakadır) buyururdu.

Tebessüm, kişinin kendisinin işitmeyeceği bir şekilde sessizce gülmesidir ki 
buna, kısaca gülümseme diyoruz..
 
Peygamber efendimiz güler yüzlü idi ve tebessüm ederek gülerdi. Gülerken,

 mübârek dişleri görünürdü. Güldüğü zaman, nuru duvarlar üzerine ziya 
verirdi. Kahkaha ile güldüğü hiç görülmedi. Sessizce tebessüm ederdi. Bazan 
gülerken mübarek ön dişleri görünürdü. Hep düşünceli, üzüntülü görünür, az 
söylerdi. Konuşmaya tebessüm ederek başlar ve;
 (Mü’min kardeşinin yüzüne tebessüm etmek sadakadır) buyururdu.

 
Tebessüm, satın alınmaz, rica, minnet ve mihnetle elde edilemez ve hiç kimse 
de ödünç vermez. Çalmak da mümkün değildir.

 Başkasında bir kusur görünce, 
dalgınlıkla olmuştur istemeyerek yapmıştır diyerek iyiye yormak. Kendisinden 
özür dileyenlerin özürlerini kabul etmek.

 Başkalarından gelen sıkıntı ve 
eziyetlere sabır ve tahammül etmek. Başkalarının kusurlarını araştırmak 
yerine, kendi kusur ve kabahatlerini düşünüp araştırmak, düzeltmeye 
çalışmak. Büyük-küçük herkese karşı edebli, tatlı dilli, güler yüzlü 
olmaktır.”
 
Dost, düşman, herkesi güler yüz ve tatlı dil ile karşılamalı, hiç kimse ile 
münakaşa etmemelidir. Herkesin özrünü kabûl etmeli, kabahatlerini affetmeli, 
zararlarına karşılık yapmamalıdır. Muhammed bin Salim hazretlerine;
 -Bir kimsenin evliyam olduğu nasıl anlaşılır? dediklerinde,
 -Tatlı dili, güzel ahlakı, güler yüzü, cömertliği, münakaşa etmemesi, 
özürleri kabul etmesi ve herkese merhamet etmesi ile anlaşılır buyurmuştur.
 
İnsan olmanın anahtarı…
 Abdullah-ı Ensari hazretleri buyurdu ki:
 “İlim, çok tekrar ve fazla müzakere ile ele geçer. Ayrıca bunun için az 
uyumalı ve Allahü tealanın yardımını talep etmelidir. Alemlere rahmet olan 
Resulullah efendimiz buyuruyor ki:
 (Geceleyin Allahü tealanın korkusundan ağlayan göze ateş dokunmaz.)
 
Bir kimse, kırk gün Allah için ihlasla sabahlasa, hikmet pınarları zahir 
olup, kalbinden lisanına akar. Peygamber efendimiz;
 
(Mü’min, gece çok ağlar, gündüz çok tebessüm eder) buyurdu.”
 Netice olarak tebessüm, iç dünyamızın güzelliklerinin, dışa yansımasıdır ve 
evde saadet, iş yerinde ise, muvaffakiyet meydana getirir. Ayrıca tebessüm, 
sevginin, insan olmanın da anahtarıdır.

 Tebessüm eden kimse, başkalarına ikramda bulunuyor demektir. Gülümsemenin, 
bir maliyeti, bir külfeti yoktur ama, insana çok şey kazandırır. Tebessüm, 
vereni fakirleştirmeden, alanı zenginleştiren bir güce sahiptir. Gülümseme, 
sadece bir an sürer. Fakat, hatırası bazen ebediyyen yaşar. Ancak tebessüm, 
kendiliğinden verilmedikçe, hiç kimsenin işine yaramaz.
 
Allahü teala sabredenleri ve iyilik edenleri sever. İnsanlara hizmet 
edenleri, nasihat verenleri, tatlı dilli, güler yüzlü olanları, iyi iş 
yapanlara yardım edenleri sever. Kendini beğenenleri sevmez.
 
Gülümsemek sadakadır…
 
Müslüman dili ile, eli ile kimseyi incitmez. Zira başkasını incitmek 
günahtır ve fitne çıkmasına sebep olur. Herkese karşı, güler yüzlü, tatlı 
dilli olmak lazımdır. Münakaşa etmek, dostluğu giderir ve düşmanların 
çoğalmasına sebep olur. Fitne çıkarmamalı, dost ve düşman ile de tatlı 
konuşmalı, herkese karşı güler yüzlü olmalıdır. Muînüddîn-i Çeşti hazretleri 
hep mütebessim yani güler yüzlü idi ve;
 
“Arifin bir özelliği, insanlara karşı devamlı güler yüzlü olmasıdır” 
buyururdu.
 
Şunu hiçbir zaman unutmamalıdır ki, hiç kimse, gülümseme olmadan, ona 
ihtiyaç duymadan yaşayacak kadar zengin ve kuvvetli değildir. Tebessüm, 
yorgun olanı dinlendirir, ümitsiz olana neşe ve hayat bahşeder. Bazı 
insanlar, çok yorgundurlar, gülümseyemezler. Böylelerine biz gülümsemeliyiz. 
Zira gülümseyemeyenlerin, herkesten çok güler yüz görmeye ihtiyaçları 
vardır.
 
Unutulmasın ki dinimiz, gülümsemeyi sadaka saymaktadır.
 
Hakiki bir Müslüman, tam ve mükemmel bir insan demektir. Güler yüzlü, tatlı 
dilli, doğru sözlüdür. Kızmak nedir bilmez. Zira Peygamber efendimiz, en 
güzel huylu, güler yüzlü, kibar tavırlı ve çok dürüst bir zat idi. Daima 
hiddet ve şiddetden kaçmış, hiçbir zaman zulüm yapmamıştır. Müslümanların 
daima iyi huylu, güler yüzlü olmasını istemiş, Cennete iyi huy ve sabırla 
gidileceğini bildirmiş ve;
 
(Din kardeşine karşı güler yüzlü olmak, ona iyi şeyleri öğretmek, kötülük 
yapmasını önlemek, yabancı kimselere aradığı yeri göstermek, sokaktan, taş, 
diken, kemik ve benzerleri gibi çirkin, pis ve zararlı şeyleri temizlemek, 
başkalarına su vermek hep sadakadır) buyurmuştur.
 Yusuf bin Esbat hazretleri buyuruyor ki:
 
“Güzel ahlakın alametleri; arkadaşının söylediğine itiraz etmeyip, kabul 
etmek. Kendine ve herkese ve hatta her mahluka karşı merhametli ve insaflı 
olmak. Kimsenin ayıbını araştırmamak.

About these ads

2 responses to this post.

  1. Posted by seydam_050_nevsehir@hotmail.com on Kasım 15, 2009 at 12:03 am

    allah razı olsun,selametle inşaallah.

    Cevapla

  2. Posted by gulayozturk on Kasım 15, 2009 at 2:08 am

    cümlemize Mevlam razi olsun sofi kardeşim sağolasın

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 217 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: