RSS

“”Çocuklarınıza ilk öğreteceksiniz kelime,”La ilahe illallah “Olsun…

26 Ağu
muslim20family-1.jpg image by fotoblogfoto

Anne-babanın çocuklarına dini terbiyeyi vermesi,
Allah’ın emirlerine yapabilecek ve yasaklardan
Kaçınabilecek malumatı öğretmesi aslı görevidir.
Bunu temeli de Kur’an öğrenmeye ,Kur’an-i sevdirmeye
Bağlıdır..
Çocuğa ilk verilmesi ve öğretilmesi gereken terbiye,
Allah’ın varlığı,Birliğini öğretmektir.
Buna göre çocuğun temel din eğitiminde öğreneceği
İlk söz,Kelim-i tevhit olmalıdır.
Çocuğa verilecek ilki terbiyenin çok erken başlamalıdır..
Yeni doğan çocuk kulağına okunan ezan ve Kamet,
Pratik olarak yapılacak eğitimin erkenden
Başladığını göstermektedir.
“”Çocuklarınıza ilk öğreteceksiniz kelime,”La ilahe illallah “
Olsun…
Yedi yaşına geldiklerinde çocuklara namaz öğrettin””
Gibi Hadis’ler konumunu en iyi ve güzel bir şekilde
Aydınlatmaktadır..
Erginlik çağına gelmeden çocuklar ,dini emirlerle sorumlu
Değillerdir.
Ancak,çocuğa küçük yaşlarda namaz öğretilmeli,
Ve alıştırmalıdır..
Ayrıca Kur’an okumayı,öğrenmeyi,ve ezberlemeyi
Neslimize sevdirmek gerekir..
Hz.Peygamberimiz(s.a.v.) bu konuda söyle buyurmuş..

“çocuklarınız üç hususta yetiştirdiniz.Birincisi,
Peygamberimizin sevgisi,ikincisi,Hz.Peygamberin aile
Halkının sevgisi,üçüncüsü,Kur’an okuma sevgisi.Çünkü,
Kur’an’ın hafızları hiçbir gölgenin bulunmadığı Kıyamet
Gününde Peygamberlerle ve asfiyalar birlikte Allah’ın
Gölgesindedir.””

Evet,Müslümanlar çocuklarına Kur’an’-i öğrenme,okuma
Sevgisini aşılamalarını gerekir.
Çünkü Kur’an Müslümanların temel kitabıdır.
Gençliğimizin ,iyi bir Müslüman,iyi bir insan olarak yetişmesini,Kur’anla
eğitilmelerine ,terbiye edilmelerine bağlıdır.
Çocuk,anne-babasının yanında ilahi bir emanettir.
Onu kalbi saf bir cevherdir.Nakşedilen her şeyi
Kabule müsaittir.
Şayet Hayır ile alıştırıp yetiştirilir,ve terbiye edilirse,
Dünya ve Ahirette mutlu olur

 selam ve dua ile

 
6 Comments

Posted by Ağustos 26, 2009 in Yazılarım

 

Etiketler:

6 Responses to “”Çocuklarınıza ilk öğreteceksiniz kelime,”La ilahe illallah “Olsun…

  1. gülay

    Ağustos 26, 2009 at 9:14 pm

    Çocuklarınıza Kur \’an \’ı öğretinÇocuklarınıza Kur \’an \’ı öğretebilir, dualar ezberletebilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken şey kararlı olabilmektir. Öğretirken oyunlar oynayın, hep birlikte tekrarlar yapın. Kısa duaları beraber ezberleyin. Sonra da her başarılı dersin ardından onlara hediyeler verin. Allah \’ın kelamı, kurtuluşumuzun müjdesi, hayatımızın rehberi Kur \’an #8211;ı Kerim bizleri bekliyor. Bizler Kur \’an #8211;ı Kerim \’i öğrenmeyi çocukluk yaşlarından sonra hep ihmal ediyoruz. Ama doktor, avukat, işadamı, ticaret sahibi bir insan, memur, işçi, derslerden başını kaldıramayan bir öğrenci, ev ve çocuklardan bunalmış bir ev hanımı, emekli bir vatandaş olabilirsiniz. Bu sizin Kur \’an öğrenmenize ve çocuklarınıza Kur \’an öğretmenize bir mani olamaz. Çocukların eline bir elif #8211;ba tutuşturup onları Kur \’an öğreticilerine göndermek yetmez. Kaldı ki göndermediğiniz 4 #8211;7 yaş grubu çocuklarınıza neden öğretme girişiminde bulunmuyorsunuz? Kur \’an \’la sadaka verin Efendimiz, Kur \’an okuyan mü \’mini tarif ederken onu portakala benzetiyor. ,Kur \’an okuyan mü \’min misali portakal gibidir. Kokusu güzel, tadı hoştur. Kur \’an okumayan mü \’minin misali hurma gibidir. Tadı hoştur, fakat kokusu yoktur. Kur \’an \’ı okuyan facirin misali reyhan otu gibidir. Kokusu güzeldir, tadı acıdır. Kur \’an okumayan facirin misali Ebu Cehil karpuzu gibidir. Tadı acıdır, kokusu da yoktur. \’ \’ diyen Allah Resulü, ,Kur \’an \’ı cehren (açıktan) okuyan, sadakayı açıktan veren gibidir. Kur \’an \’ı gizlice okuyan, sadakayı gizlice veren gibidir. \’ \’ buyuruyor. Birçoğunuz elif #8211;ba \’dan yukarı çıkamadınız belki… Kendinizi ,Öğrenemiyorum, aklım almıyor, zor geliyor. Benim öğrenme zamanım geçti. ” gibi mazeretlerle kandırıyorsunuz. Öncelikle insanın başaramayacağı bir iş yoktur. ,Kur \’an \’ı okumasını neden öğrenemedim? ” diyorsanız öncelikle kalbinizi kontrol edin. Kur \’an #8211;ı Kerim \’i ne kadar aşkla ve şevkle öğrenmek istediğinizi bir sınayın. Eğer o öğrenme aşkını yakalarsanız 10 #8211;15 günde Kur \’an \’ı okuduğunuzu göreceksiniz. Kur \’an okumanın zevkini daha iyi alabilmek için, Fatiha \’dan okumaya başladığınızda okuduğunuz yerlerin meallerini de okuyun. Göreceksiniz, Kur \’an okumanın zevkine doyamayacaksınız. Eğlenceye dönüştürün 4 #8211;6 yaş grubu çocuklarınız için eğlenceli bir öğrenme programı hazırlayabilirsiniz. Eğer siz de okumayı bilmiyorsanız önce siz öğrenin, sonra öğrendiğiniz yerleri çocuklara öğretin. Başarıyla yapılan dersin ardından onlara ufak da olsa birer hediye verin. Unutmayın sevgiyle sunulan bir öpücük de onlar için çok değerli bir hediyedir. Çocukları kendi arkadaş gruplarıyla birlikte eğlenceli bir oyuna dönüştürün öğrenmeyi. Kısa sûreleri, duaları onlara topluca tekrar ettirin. Bundan çok zevk alacaklardır.

     
  2. gülay

    Ağustos 26, 2009 at 9:17 pm

    Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun` [Tahrim 66/6] Okulların tatile girmesiyle birlikte çocuklarda ve ebeveynlerde ayrı ayrı telaş ve heyecan dalgası oluşuverdi. Sorumlu anne babalar, çocuklarına dini eğitimlerini de içine alan programları uygulamaya başladılar bile… Öyle ya, yavrularımız, bizi cennete veya cehenneme giden yolu hazırlarlar. Sadece bize değil kendilerine de…Parmağına bir iğnenin bile batmasına gönlümüzün razı olmadığı, üzerlerine titrediğimiz ciğerparelerimiz için, onları İlahi rahmete götürecek, Peygamberimizin şefaatine (inşallah) ulaştıracak bir adımı atmamız her zaman mümkün.Yüce Rabbimiz, bizi bir aile olarak sorumluluk dairesi içinde tutmakta ve geleceğimiz için uyarmaktadır: "Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun." [Tahrim 66/6]"Ve onların – zavallı bir biçimde, boyunlarını bükerek, göz ucuyla- bakına bakına cehenneme atıldıklarını göreceksin. İman edenler birbirlerine şöyle diyecekler: `Asıl mahvolanlar, Kıyamet günü hem kendisi hem de ailesi mahvolacak olanlardır.` Bakın! Zalimler gerçekten sürekli bir azabın içinde olacaklar, bundan hiç şüpheniz olmasın." [Şura 42/45]Bu çerçeveden baktığımız zaman, aile bütünlüğü içerisinde, anne-baba-çocuklar, aslında sadece tatil için değil, hayatımızın tamamını kuşatan bir planlama ile kendimizi dünyevî ve uhrevî kötülüklerden korumalı, güzelliklere sunmalıyız.Çocuklarımıza en güzel hediyeAllah Resulü (sav) çocuk eğitiminin çok küçük yaşlarda başladığını bize öğretmiştir.Mesela dünyaya gelen çocuğumuzun sağ kulağına ezan okunur, sol kulağına kamet getirilir. Böylece dünyada duyduğu ilk kelamın, ilahi kelam olması sağlanır, bu mesajın kalpte kökleşmesi hedeflenir.Ve eğitim süreci devam eder böylece… Bizler; çocuklarımızın sadece karınlarını doyurmakla işimizin bitmeyeceğini, onların maddi ihtiyaçlarının yanı sıra, manevi, ruhi donanımlarının da sağlanması gerektiğini bilmeliyiz. Sadece bunu bilmekle yetinmeyip, gereğini de yapmalıyız.Allah Resulü (sav)`nün şu hadislerine dikkat edelim:"Çocuklarınızı şu üç şey üzere terbiye edip değerlendirin: Peygamberi sevmek, Onun âl ve ashabını sevmek, Kur`an okumayı sevmek. Çünkü Kur`an okuyup ezberleyenler, arşın gölgesinden başka bir gölgenin bulunmadığı bir günde peygamberle ve kalbi pak, doğrularla beraber arşın gölgesinde bulunurlar." [Taberâni]"Çocuklarınıza değer verin ve terbiyelerini güzel yapın." [İbn Mace, Edep]"Bir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha hayırlı bir şey bırakmamıştır." [İbn Mace, Edep]"Ey Ebu Zer! Allah`ın Kitabı Kur`an-ı Kerim`den bir ayet öğrenmek için sabahleyin evinden çıkman, senin için yüz rekât (nafile) namaz kılmandan daha hayırlıdır." [Tirmizi]Peygamberimiz küçük çocuklara Kur`an öğretirdiEfendimiz Aleyhisselam`ın, Çocuklara Kur`an öğretiminde en çarpıcı, en önemli ve dikkat edilmesi gereken en etkili bir uygulaması şudur:Müslüman çocuklardan konuşmaya başlayanlar hemen Allah Resulü`nün yanına getirilirdi.Ve Resulullah (sav) ona dua ettikten sonra bizzat kendisi, İsra Suresi 111. ayetini yedi defa okutarak ezberletirdi.Efendimizin çocuklara bizzat ezberlettiği ayet ve meali şöyledir:"Elhamdulillahillezi lem yettehiz veleden ve lem yekün lehu şerîkün fil mülki ve lem yekün lehu veliyyün minezulli ve kebbirhu tekbîra: Bütün hamd (ve övgüler) çocuk edinmeyen, hükümranlığında ortağı bulunmayan ve acizlikten kaynaklanan bir sebeple dosta ihtiyacı olmayan Allah`a aittir. Ve onun büyüklüğünü ilan et." (Bu konuda geniş bilgi için bkz: İbrahim Canan, Kütübü Sitte Terceme ve Şerhi, c.8 s.233-235 Ank. 1989 Abdullah Nasıh Ulvan, İslamda Aile Eğitimi, c.1 s.120-123- İsmail Karaçam, En Büyük Mucize, s.118 v.d. İst. 2005)Bu olay bize şunu kesin ve net olarak anlatıyor: Çocuklarımıza küçük yaştan itibaren Kur`an öğretmeliyiz. Onları Kur`an Kurslarına, Kur`an öğretim merkezlerine bizzat götürmeli ve bunun takibatını yapmalıyız.Onlara Kur`an-ı sevdirmeliyiz. Tevhid inancını zihinlerine kökleştirmeliyiz. Böylece geleceğimizi Kur`an merkezli bir nesil üzere inşa etme idealimizi gerçekleştirme imkânı elde edebiliriz.Ne mutlu Kur`an ehli ailelere…Bir baba, bir oğul ve Hz. ÖmerHazreti Ömer`in halife olduğu dönem… Herkes adaletin sıcaklığını en tatlı bir biçimde hissediyor. İnsanlar rahat ve huzurlu. Çünkü güvendikleri bir devlet, inandıkları bir devlet başkanı ve birbirine karşı saygılı bir toplum var.Fakat her şeye rağmen aksilikler, eksiklikler, yanlışlıklar, sıkıntılar, ihmaller yok değil…Çünkü insanın olduğu yerlerde isyan ve nisyanın da olması mümkündür.Bir baba oğlunun elinden tutarak, adeta sürüklercesine Halife Ömer`in huzuruna çıkarır.Baba kızgın, baba kırgın, baba şikâyetçidir: "Ya emirel mü`minin ben bu çocuğun elinden bizar oldum. Beni mahvetti bu çocuk. Ne söz dinliyor, ne iş yapıyor ne de evde huzur veriyor kardeşlerine. Ben bundan şikâyetçiyim, ne gerekiyorsa yapın."Delikanlı başını önüne eğmiş dinliyordu. Hiç de öyle birine benzemiyordu. Hz. Ömer, biraz öfkeli biraz sevecen bir tavırla gence nasihat ve uyarılarda bulundu.Halifenin sözü bittikten sonra delikanlı sordu: "Ya emirel mü`minin! Size bir şey sorabilir miyim?" "Elbette sorabilirsin""Bir çocuğun anne babasına karşı görevleri var da, anne babanın çocuklarına karşı görevleri yok mu acaba?"Hz. Ömer beklemeden cevap verdi: "Elbette vardır. Mesela iyi, ahlaklı bir anne adayı bulmalıdır. Çocuğuna güzel bir isim vermelidir. Onu küçük yaştan itibaren iyi yetiştirmeli, Kur`an öğretmeli, zamanı gelince evlendirmelidir…"Delikanlı biraz cesaretlendi: "Babam bana temel vazifelerini yapmadı ki ben de ona itaatkâr ve uyumlu biri olayım."Halife Ömer merak etti. "Açıkça konuşur musun yavrum, baban ne yaptı?"Diyaloğun bu safhasında tedirginlik babaya geçti ama yapacağı bir şey yoktu.Genç devam etti: "Benim babam evleneceği zaman, toplumun en alt tabakasından, ahlaki zafiyeti olan bir cariyeyle evlendi. İyi bir eş seçmedi.Ben dünyaya geldiğim zaman bana Cual ismini verdi. Adı Cual / Karaböcek olan bu çocuklar güzel, beyaz işler bekleyebilir mi?Sonra büyümeye başladım. Bana Kur`an`dan, dinimden zerre kadar bir şey öğretmedi ki.Ben bu halleri yaşamış biri iken, ona nasıl itaat edebilirim?"Başını öne eğme sırası babaya gelmişti. Az önceki celalli babadan eser kalmamıştı. Halife Ömer (ra) adama ve oğluna nasihat ettikten sonra onları gönderdi. Milligazete

     
  3. gülay

    Ağustos 26, 2009 at 9:21 pm

    Sürekli yaşıtlarıyla ve akrabalarıyla kıyaslanan çocuk, kıyaslama davranışını bizzat anne ve babasından öğrenmiş olur. `Ayşe senden daha iyi`, `Mehmet daha başarılı` türü cümleleri duymaya alışan çocuk, bir zaman sonra kendisi de kıyaslama yapmaya başlar. Sürekli yaşıtlarıyla ve akrabalarıyla kıyaslanan çocuk, kıyaslama davranışını bizzat anne ve babasından öğrenmiş olur. `Ayşe senden daha iyi`, `Mehmet daha başarılı` türü cümleleri duymaya alışan çocuk, bir zaman sonra kendisi de kıyaslama yapmaya başlar. Kendi anne babasıyla diğer anne babaları kıyaslar. `Ahmet`in babası daha çok para kazanıyor!` , `Ayşe`nin annesi kızına hiç kızmıyor` gibi düşünceler üreten çocuk, aslında bu olumsuz düşünceyi anne ve babasından öğrenmiştir." Hicret OSTAKıyaslama davranışı psikolojide genelde olumsuz etkileriyle anılır. Özellikle çocuk psikolojisinde, kişiye geri dönüşü mümkün olmayan zararlar vermesi sebebiyle asla tasvip edilmez. Kıyaslama konusu, çocuğun ilk dönemlerinde boy, kilo gibi fiziksel özellikler iken ilerleyen dönemlerde ağırlıklı olarak okul başarısıdır. Anne-babanın çocuklarını kıyasladıkları kişiler ise genelde çocuk ile yaşıt akraba ve/veya arkadaşlardır.Ebeveynin niyeti!Anne-baba kıyaslama yaparken aslında tamamen iyi niyetlidirler. Amaçları çocuklarını ders çalışmaya teşvik etmek akabinde de onların okul başarı seviyelerini yükseltmektir. En sık karşılaşılan kıyaslama cümlelerine örnek verecek olursak: `Ahmet çok güzel yazı yazıyor, keşke sen de onun gibi yazabilsen.`, `Ayşe yazılıda seni geçti mi?` gibi…Kıyaslama yapmanın zararlarıKıyaslamalar çocuğun kendisini yetersiz hissetmesine ve özgüveninin sarsılmasına yol açar. Yetersizlik duygusu ise çocuğa mutsuzluk, hırçınlık yaşatır. Bu olumsuz yaşantılar çocuğun okul başarısına yönelik olarak, çocukta istenmeyen iki tepkiye yol açar.Hırsİlki; bazı çocuklar kıyaslandıkları kişileri geçmek için gerçekten çalışırlar ki bu ilk anda olumlu bir gelişme gibi gözükür. Ama sürekli birilerini geçme çabası çocukta hırs meydana getirir. Hırs ise kişilik özelliği haline gelirse çocuğu (ileride genci ve yetişkini) yalan başta olmak üzere birçok hataya düşürür. Hâlbuki çocuk kimi geçerse geçsin sürekli kendinden daha başarılı insanların olabileceği ve dolayısıyla da sürekli kıyaslanacağı gerçeğini fark eder. Bu da onu bıkkınlığa sürükleyebilir.Olumsuz düşünceİkincisi ise devamlı kıyaslanan çocuk, yaşadığı mutsuzluğun etkisiyle anne-babasını cezalandırmak ister ve derslerini tamamen boşlar. Neticede okul başarı seviyesinin düşmesi, çocukta `Ben nasıl olsa filancayı geçemem!` şeklinde olumsuz telkinler oluşturur. Bu da sadece çocuğun derslerinde değil genel manada bir kötüye gidiş sergilemesine sebep olur.Çocuk da ebeveynini kıyaslamaya başlarKıyaslama sonucu çocukta oluşan bu iki tepkinin ortak yanlarını incelersek; öncelikle çocuk kıyaslandığı kişilere karşı sevgi duyamaz hatta onlardan nefret eder. Sürekli kıyaslanmaya maruz kalan çocuk bizzat yaşayarak kıyaslama davranışını edinir. Kendisi de pekâlâ anne-babasını kıyaslar.`Ahmet`in babası daha çok para kazanıyor!` , `Ayşe`nin annesi kızına hiç kızmıyor.` gibi. Tüm bunların yanında çocuk çevresindeki kişilere mesafe koymaya başlar ki bu da onun insanlardan soyutlanmasına yol açabilir. Kıyaslamanın çocukta bıraktığı en derin iz olarak da çocuğun ömür boyu içinden atamayacağı özgüven eksikliği ve yetersizlik duygusunu söyleyebiliriz.İnsanın kişilik yapısı doğum şartlarından tutun da kültür, yaşanılan çevre, miras alınan genler, idrak seviyesi, anne-babanın şahsiyeti gibi daha yüzlerce etken vesilesiyle inşa edilir. Bu nedenle her çocuğun (genelde her insanın) biricikliğini kabul etmek zorundayız.Bu da şartları birbirinden çok farklı olan çocukları kıyaslamanın ne büyük bir hata olduğunu bize göstermektedir.Kıyaslama doğru kullanılabilirKıyaslama esasında bir ölçü aracıdır. Doğru kullanıldığı takdirde bize, çocuğun gelişimine ve değişimine dair ipuçları sunar. Hatta çocukta görülmek istenen birçok olumlu özelliğin oluşmasına dahi yardımcı olur. Peki nasıl?`Bir çocuk ancak ve ancak kendisiyle kıyaslanabilir.` Bu şekilde düşünen ve bu anlamda kıyaslama yapan anne-baba, çocuğunun yetersizlik duygusunu yaşamadan elinden gelenin en iyisini yapmasını sağlar. Çocuk mutluluğu da üzüntüyü de kendine, doğru bir yol bulma ekseninde yaşar.Bir önceki sınavdan daha yüksek puan almış bir çocuk, kendisini geçen arkadaşlarıyla kıyaslanıp üzülmeyi değil, kendi notunda yükseliş yakalamasından ötürü başarısının kutlanmasını hak etmiştir.Bunun bilincinde olan anne-baba, çocuklarının başarısını görür. Bu da onun derse daha yoğun ilgi duymasını sağlar. Ya da diğer sınavdan daha düşük not almış olan bir çocuk, başkalarını geçmek için değil daha iyisini yapabildiğine inandığı için ders çalışmalıdır.Son söz olarak belirtmeliyiz ki, kıyaslamanın doğru yapılması sadece çocuklara değil biz yetişkinlere de birçok yönden mutluluk ve başarı getirecektir.

     
  4. gülay

    Ağustos 26, 2009 at 9:23 pm

    Anne babalar çocukları oruç ibadetine nasıl alıştırmalıdır?Ramazan ayı geldiğinde evde sahura kal kıldığını, oruç tutulduğunu, yoksullara ve zor durumda olanlara yardım edildiğini, iftar için hazırlıklar yapıldığını gören çocuklar bu atmosferden etkilenir ve çoğunlukla büyükleriyle beraber oruç tutmak isterler. Ramazan ayı geldiğinde evde sahura kal kıldığını, oruç tutulduğunu, yoksullara ve zor durumda olanlara yardım edildiğini, iftar için hazırlıklar yapıldığını gören çocuklar bu atmosferden etkilenir ve çoğunlukla büyükleriyle beraber oruç tutmak isterler. Peki, anne babalar onları oruç ibadetine nasıl alıştırmalıdır?Yetişkinler öncelikle çocuklara oruç ibadetinin Allah’ın çok sevdiği bir kulluk görevi olduğunu, mükâfatının Allah tarafından verileceğini, bu ibadetin’ geçmişte diğer peygamberlere de emredildiğini, oruç tutmakla irademizin güçleneceğini, aç ve susuz- kalarak fakir insanların durumlarını da ha iyi anlayabileceğimizi anlatmalıdır. Ayrıca iftar, sahur, imsak gibi oruçla ilgili kavramları, oruçluyken dikkat edilmesi gerekenleri ve orucu bozan durumları da anlatmalıdırlar.Ancak sadece yetişkinler için orucu bozan, çocukları ilgilendirmeyen konulardan bahsedilmemelidir.Ergenlik çağına gelen çocuklar oruç tutmaya alıştırılmış olmalı ve yetişkinler gibi oruçlarını tutmalıdırlar. Henüz ergenlik çağına gelmemiş çocuklar ise sadece Allah rızası için yapılan bir ibadet olduğu konusun da bilinçlendirilerek oruç tutmaya alıştırılmalıdırlar. Başladıkları oruca devam etmeye güçleri yetmediğinde oruçlarını bozdurmalı ve sonraki günlerde daha uzun tutabilmeleri için destek olunmalıdır.Aşırı şefkat göstererek daha küçüktür diye çocukların oruç tutmalarına ise engel olunmamalıdır. Beden gelişimlerine, sağlıklarına ve zihin faaliyetlerine uygun düşen zamanlarda Ramazan orucuna katılarak bu ibadeti denemelerine ve kendilerini ona alıştırmalarına izin verilmeli ve destek olunmalıdır ittikahaber

     
  5. gülay

    Ağustos 30, 2009 at 5:58 am

    Evladınıza namazın önemini anlatın ve mutlaka namaz kıldırın. Namaz kılmasına mani her şeyin, felaketine sebep olacağını bilmeli ve bildirmelisiniz. Onun istikbalini garantiye almak, iyi bir müslüman olması ile mümkündür. Diploma ile istikbal garantiye alınmış olmaz. İyi bir müslüman olduktan sonra diploma işe yarar. O zaman, hem kendisine hem insanlara daha çok faydalı olur. * Dünyada saadet, ahirette Cennet, iki şeyle çok kolay olur: Biri, Allahü teâlânın bir sevgili dostuna kavuşmak ve onun tarafından kabul edilmek. İkincisi ise doğru kılınan namaz. * Bir büyüğü tanıyan zaten namaz kılar. Hem tanımak hem namaz kılmamak olmaz. Böyle tanımak, tanımak değildir. Namazsız ahiret olmaz. Namazsız Allah\’a kavuşulmaz, namazsız hayat olmaz, namaz her şeyin başıdır. Namazları geciktirmeden kılın. Severek kılın. Şartlarına uygun kılın, güzel numune olun. Çocuklarınıza yemek yiyip içmekten önce, namazlarını vaktinde kılmalarını öğretin, emredin. * Merhamet, doktorun hastasına acıması gibidir. Hakiki merhametli doktor, hastasını kurtarandır. Bir annenin, babanın şefkati de onun merhameti gibi olmalı. Namaz kılmayan çocuğa acımamak, yardım etmemek, yani bu hastalığın çaresine bakmamak hiç merhamet olur mu? Oradaki merhamet gibi görünen şey merhametsizliktir. Çocukları perişan ediyorlar. (Ameliyata giden çocuğa annesi acıdığı için gizli yemek yediriyor. Doktorlar, çocuğu ölümden zor döndürüyorlar.) * Anne ve baba, eğer evlatlarına büyüklerin sevgisini, İslamiyet’in sevgisini veremiyorsa, onların en baş düşmanıdır. Nefsine düşkün anne ve baba, yani çocuklarını nefsi için seven anne ve baba çocuklarının en büyük düşmanıdır. * Çocuklarınızı büyüklerin yanına götürün. Çocuklarınızı yanınızdan ayırmayın. Çocuklarınızın hem abisi hem babası olun. Alıştırın, iyi yerlere götürmeye. Çocuğunuza deyin ki: (Aman evladım, ne sen kendini yak, ne beni yak, çünkü evladın yaptığı anaya, babaya gider. Allah korusun, kendin gidersin beni de götürürsün. Yani bu kadar emekler boşa gider. Çünkü anneye ve babaya evladın yaptığı her şey misliyle yazılır, iyilik yapıyorsa iyilik yazılır. Kötülük yapıyorsa kötülük yazılır.) * Çocuklarımıza Kur’an-ı kerimi öğretelim mutlaka. Kur’an-ı kerim okusunlar. Çocuğuna Kur’an-ı kerim okutan ana babaya da çok sevap yazılıyor. * Mutlaka çocuklarınıza büyüklerin yani ehli sünnet âlimlerinin kitaplarından bir şeyler okuyun, onların sineleri şimdi tertemiz. Bu ruha, bu sineye şimdi ne konulsa o kalıcıdır. Onlarla beraber kitap okumadan yatmayın. Mutlaka bir şey okuyun.* Dinimiz haramdan sakınmaya çok önem veriyor. Bunları öğrenmek, sakınmak lazım. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: “Bir kimse, bütün Peygamberlerin ibadetlerini yapsa, üzerinde başkasının bir kuruş kul hakkı varsa, bunu ödemeden veya hak sahibiyle helalleşmeden, Cennete giremez.” * Müminin kalbini kırmak çok büyük haramdır. Bir mümin, bir müminin kalbini kırsa 70 defa Kâ’beyi yıkmaktan daha büyük günaha girer. Bunları okumak, öğrenmek lazım. * Çocuk Allahü teâlânın emanetidir, sahiplenmeyin, İslam terbiyesi verin, dinimizi öğretin. Onlar size bir emanettir. Siz onlardan mesulsünüz. Çok Müslüman onları sahiplenerek azmalarına, yoldan çıkmalarına sebebe olmuşlardır. * Çocuklarınızı iyi ahlaklı, dini bütünle evlendirin. Güzelliğine değil, malına mülküne değil, itikadına bakın. * Çocuklarınıza iyi bir isim, müslüman ismi verin. En önemlisi de dinimizi, dosdoğru öğretin. Ehli sünnet âlimlerinin kıymetli kitaplarından öğretin, din diye dinsizlik, mezhepsizlik öğretmeyin. * Çoluk çocuğumuza merhamet edelim, onları ateşten koruyalım. Oğlum okusun, Amerika\’ya gitsin, Avrupa’ya gitsin, nereye gitsin? Cehenneme mi, gitsin, Cennete mi gitsin? Önce sen onu düşün. Dünya fâni. Böyle kısa bir ömür için o güzel evladını, nasıl kıyar da ateşe atarsın? * Evladına Allah’ı öğretmeyen, evladına Peygamberi öğretmeyen, evladına ateşi öğretmeyen, namazı öğretmeyen, Kur\’an-ı kerimi öğretmeyen baba, evladının hem dünya, hem de ahiret katilidir. Ve dünyanın en merhametsiz babasıdır. Veyahut da dünyanın en merhametsiz anasıdır ki, namaza kaldırmıyor. Efendim, çocuk üşümesin, falan, Allah korusun, merhamet bu değil. Doktor hastasına düşman mıdır ki, canını bıçağın altına yatırıyor. Onu o urdan kurtarmak için. Merhamettendir. Demek ki, anne ve baba ne kadar merhametli ise, evladına o kadar İslamiyet’i öğreticidir. Anne ve baba ne kadar merhametsizse, evladına o kadar dünyayı öğreticidir. Ahireti unutturucudur. Ölçü bu. Kaldı ki, o evlat her günah işleyişte anasına da yazılır, babasına da yazılır. O evlat, her ibadet yapışta, anasına da sevap yazılır, babasına da. Bir ağaç, ya meyve verecek yahut da ateşte odun olacak. Sen meyve mi yetiştiriyorsun, yoksa sobaya gidecek odun mu yetiştiriyorsun? * Kalbin rızkı, din ilmidir. İnsan okumaz din ilmi öğrenmezse kalbi rızksız kalır. Günah işlemeye başlar, hasta olur ve neticede ölür. Ölmesi demek, Allah korusun kâfir olması demektir. * Büyükleri yani ehli sünnet âlimlerini arayan, kitaplarının arasında arasın, kitaplarımızın satırları arasındayız, buyuruyorlar. Büyüklerin kitapları ilaç gibidir. İlaç kullanmayan, şifa bulamaz. Allahü teâlâ istiğfar ederseniz imdadınıza yetişirim buyuruyor. Lâ havleyi çok okuyunuz.

     
  6. gülay

    Ağustos 30, 2009 at 6:09 am

    Eğer kalbindeki Allah sevgisini öldürmek ve onu Allah\’tan korkmaz bir insan haline getirmek istemiyorsanız çocuklarınızı Allah\’la korkutmaktan sakının.Anne-babaların, bağımsız ve kendi istekleri doğrultusunda hareket etmeye özenen çocuklarını terbiye etmek için, \’\'Anne sözü dinlemeyeni Allah taş yapar. Yemeğini tabağında bırakanı cehennemde yakar. Kötü laf söyleyeni dilsiz yapar.\’\’ gibi uyarılarla Allah\’la korkutması yanlıştır. Kimi ailelerde çocuğun vicdanî gelişmesi anne ve babanın örnek davranışlarıyla değil, Allah korkusu ve dinî baskılarla sağlanmaya çalışılmakta ve Allah\’ın, yapılan her hatayı günah defterine yazdığından ve ahirette çekeceği işkencelerden bahsedilerek çocuk sindirilmektedir. Bu yola sık sık başvurulacak olursa çocuk kendisini suçlu görecek, aynı zamanda Allah\’a karşı, korkuyla karışık bir öfke de geliştirecek, belki de Allah\’tan nefret edecektir. ‘SENİ ALLAH SEVİYOR’ DEYİN Araştırmalar sonucunda çocukların iki yaşından itibaren din ile karşılaştığı, üç-dört yaşından sonra "nasıl/neden?" sorularıyla her şeyin aslını ve bu arada yaratıcı gücün mahiyetini araştırdığı ortaya çıkmıştır.Çocuklara Allah\’ı anlatırken Allah\’ın onu sevdiği ifade edilmeli ve Allah sevgisi üzerinde durulmalıdır. Annelerin çocukları Allah\’la korkutmaları çocukların ruh sağlığı açısından zararlıdır. Çocuğa öncelikli olarak Allah\’ı cezalandıran, azap veren biri olarak tanıtmak, İslam\’a terstir. Bir diğer yanlış ise çocuğun, \’\'Allah baba kızar, seni cezalandırır.\’\’ ifadesidir. Bu ifade tarzı Hristiyan teslis inancının bir taklididir ve yanlıştır. İŞTE AİLELERE KÖTÜ ÖRNEKLER Bir gün bir baba, üç-dört yaşlarındaki kızına, dinî konularda bilgi vermek ister. En çok her şeyi yaratan Allah\’ı; sonra da bize iyi ve güzel davranış şekillerini öğreten Peygamberimizi sevmemiz gerektiğini söyleyince çocuk, \’\'Ben Peygamber\’i Allah\’tan daha çok seviyorum.\’\’ der. Babası şaşkınlıkta sebebini sorunca; \’\'Annem bana, \’Allah yalan söyleyeni cehennemde yakar.\’\’ dedi. Allah\’ın cehennemi varmış, Peygamberin cehennemi olmadığı için ben onu daha seviyorum.\’\’ cevabını verir. Altı yaşlarında bir erkek çocuğu yaramazlık yaptığı zaman devamlı, \’\'Allah seni sevmez, cehennemde yakar.\’\’ telkinleriyle vazgeçirilmeye çalışılmaktadır. Bir sabah kahvaltısında çocuk birdenbire, \’\'Baba, bizim köyde de Allah var mı?\’\’ diye sorar. Çocuğun bu sorusunu merak eden babası, \’\'Oğlum Allah her yerde vardır; ama niçin soruyorsun?\’\’ deyince çocuk, \’\'Eğer orada Allah yoksa, oraya gidecektim de…\’\’ cevabını verir.

     

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.