İslam Huzur Dinidir

İslamı sonradan bulup mutluluğa eren bir yürekten; İslam

“”Çocuklarınıza ilk öğreteceksiniz kelime,”La ilahe illallah “Olsun…

Yazan: gulayozturk Ağustos 26, 2009

Anne-babanın çocuklarına dini terbiyeyi vermesi,
Allah’ın emirlerine yapabilecek ve yasaklardan
Kaçınabilecek malumatı öğretmesi aslı görevidir.
Bunu temeli de Kur’an öğrenmeye ,Kur’an-i sevdirmeye
Bağlıdır..
Çocuğa ilk verilmesi ve öğretilmesi gereken terbiye,
Allah’ın varlığı,Birliğini öğretmektir.
Buna göre çocuğun temel din eğitiminde öğreneceği
İlk söz,Kelim-i tevhit olmalıdır.
Çocuğa verilecek ilki terbiyenin çok erken başlamalıdır..
Yeni doğan çocuk kulağına okunan ezan ve Kamet,
Pratik olarak yapılacak eğitimin erkenden
Başladığını göstermektedir.

“”Çocuklarınıza ilk öğreteceksiniz kelime,”La ilahe illallah “
Olsun…
Yedi yaşına geldiklerinde çocuklara namaz öğrettin””
Gibi Hadis’ler konumunu en iyi ve güzel bir şekilde
Aydınlatmaktadır..
Erginlik çağına gelmeden çocuklar ,dini emirlerle sorumlu
Değillerdir.
Ancak,çocuğa küçük yaşlarda namaz öğretilmeli,
Ve alıştırmalıdır..
Ayrıca Kur’an okumayı,öğrenmeyi,ve ezberlemeyi
Neslimize sevdirmek gerekir..
Hz.Peygamberimiz(s.a.v.) bu konuda söyle buyurmuş..

“çocuklarınız üç hususta yetiştirdiniz.Birincisi,
Peygamberimizin sevgisi,ikincisi,Hz.Peygamberin aile
Halkının sevgisi,üçüncüsü,Kur’an okuma sevgisi.Çünkü,
Kur’an’ın hafızları hiçbir gölgenin bulunmadığı Kıyamet
Gününde Peygamberlerle ve asfiyalar birlikte Allah’ın
Gölgesindedir.””

Evet,Müslümanlar çocuklarına Kur’an’-i öğrenme,okuma
Sevgisini aşılamalarını gerekir.
Çünkü Kur’an Müslümanların temel kitabıdır.
Gençliğimizin ,iyi bir Müslüman,iyi bir insan olarak yetişmesini,Kur’anla
eğitilmelerine ,terbiye edilmelerine bağlıdır.
Çocuk,anne-babasının yanında ilahi bir emanettir.
Onu kalbi saf bir cevherdir.Nakşedilen her şeyi
Kabule müsaittir.
Şayet Hayır ile alıştırıp yetiştirilir,ve terbiye edilirse,
Dünya ve Ahirette mutlu olur.

 selam ve dua ile

9 Yanıt ““”Çocuklarınıza ilk öğreteceksiniz kelime,”La ilahe illallah “Olsun…”

  1. gulayozturk demiş

    Çocuklarınıza Kur ‘an ‘ı öğretin

    Çocuklarınıza Kur ‘an ‘ı öğretebilir, dualar ezberletebilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken şey kararlı olabilmektir. Öğretirken oyunlar oynayın, hep birlikte tekrarlar yapın. Kısa duaları beraber ezberleyin. Sonra da her başarılı dersin ardından onlara hediyeler verin.

    Allah ‘ın kelamı, kurtuluşumuzun müjdesi, hayatımızın rehberi Kur ‘an #8211;ı Kerim bizleri bekliyor. Bizler Kur ‘an #8211;ı Kerim ‘i öğrenmeyi çocukluk yaşlarından sonra hep ihmal ediyoruz. Ama doktor, avukat, işadamı, ticaret sahibi bir insan, memur, işçi, derslerden başını kaldıramayan bir öğrenci, ev ve çocuklardan bunalmış bir ev hanımı, emekli bir vatandaş olabilirsiniz. Bu sizin Kur ‘an öğrenmenize ve çocuklarınıza Kur ‘an öğretmenize bir mani olamaz. Çocukların eline bir elif #8211;ba tutuşturup onları Kur ‘an öğreticilerine göndermek yetmez. Kaldı ki göndermediğiniz 4 #8211;7 yaş grubu çocuklarınıza neden öğretme girişiminde bulunmuyorsunuz?

    Kur ‘an ‘la sadaka verin

    Efendimiz, Kur ‘an okuyan mü ‘mini tarif ederken onu portakala benzetiyor. ,Kur ‘an okuyan mü ‘min misali portakal gibidir. Kokusu güzel, tadı hoştur. Kur ‘an okumayan mü ‘minin misali hurma gibidir. Tadı hoştur, fakat kokusu yoktur. Kur ‘an ‘ı okuyan facirin misali reyhan otu gibidir. Kokusu güzeldir, tadı acıdır. Kur ‘an okumayan facirin misali Ebu Cehil karpuzu gibidir. Tadı acıdır, kokusu da yoktur. ‘ ‘ diyen Allah Resulü, ,Kur ‘an ‘ı cehren (açıktan) okuyan, sadakayı açıktan veren gibidir. Kur ‘an ‘ı gizlice okuyan, sadakayı gizlice veren gibidir. ‘ ‘ buyuruyor.

    Birçoğunuz elif #8211;ba ‘dan yukarı çıkamadınız belki… Kendinizi ,Öğrenemiyorum, aklım almıyor, zor geliyor. Benim öğrenme zamanım geçti. ” gibi mazeretlerle kandırıyorsunuz. Öncelikle insanın başaramayacağı bir iş yoktur. ,Kur ‘an ‘ı okumasını neden öğrenemedim? ” diyorsanız öncelikle kalbinizi kontrol edin. Kur ‘an #8211;ı Kerim ‘i ne kadar aşkla ve şevkle öğrenmek istediğinizi bir sınayın. Eğer o öğrenme aşkını yakalarsanız 10 #8211;15 günde Kur ‘an ‘ı okuduğunuzu göreceksiniz. Kur ‘an okumanın zevkini daha iyi alabilmek için, Fatiha ‘dan okumaya başladığınızda okuduğunuz yerlerin meallerini de okuyun. Göreceksiniz, Kur ‘an okumanın zevkine doyamayacaksınız.

    Eğlenceye dönüştürün

    4 #8211;6 yaş grubu çocuklarınız için eğlenceli bir öğrenme programı hazırlayabilirsiniz. Eğer siz de okumayı bilmiyorsanız önce siz öğrenin, sonra öğrendiğiniz yerleri çocuklara öğretin. Başarıyla yapılan dersin ardından onlara ufak da olsa birer hediye verin. Unutmayın sevgiyle sunulan bir öpücük de onlar için çok değerli bir hediyedir. Çocukları kendi arkadaş gruplarıyla birlikte eğlenceli bir oyuna dönüştürün öğrenmeyi. Kısa sûreleri, duaları onlara topluca tekrar ettirin. Bundan çok zevk alacaklardır.

  2. gulayozturk demiş

    Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun` [Tahrim 66/6] Okulların tatile girmesiyle birlikte çocuklarda ve ebeveynlerde ayrı ayrı telaş ve heyecan dalgası oluşuverdi. Sorumlu anne babalar, çocuklarına dini eğitimlerini de içine alan programları uygulamaya başladılar bile… Öyle ya, yavrularımız, bizi cennete veya cehenneme giden yolu hazırlarlar. Sadece bize değil kendilerine de…

    Parmağına bir iğnenin bile batmasına gönlümüzün razı olmadığı, üzerlerine titrediğimiz ciğerparelerimiz için, onları İlahi rahmete götürecek, Peygamberimizin şefaatine (inşallah) ulaştıracak bir adımı atmamız her zaman mümkün.

    Yüce Rabbimiz, bizi bir aile olarak sorumluluk dairesi içinde tutmakta ve geleceğimiz için uyarmaktadır: “Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun.” [Tahrim 66/6]

    “Ve onların – zavallı bir biçimde, boyunlarını bükerek, göz ucuyla- bakına bakına cehenneme atıldıklarını göreceksin. İman edenler birbirlerine şöyle diyecekler: `Asıl mahvolanlar, Kıyamet günü hem kendisi hem de ailesi mahvolacak olanlardır.` Bakın! Zalimler gerçekten sürekli bir azabın içinde olacaklar, bundan hiç şüpheniz olmasın.” [Şura 42/45]

    Bu çerçeveden baktığımız zaman, aile bütünlüğü içerisinde, anne-baba-çocuklar, aslında sadece tatil için değil, hayatımızın tamamını kuşatan bir planlama ile kendimizi dünyevî ve uhrevî kötülüklerden korumalı, güzelliklere sunmalıyız.

    Çocuklarımıza en güzel hediye
    Allah Resulü (sav) çocuk eğitiminin çok küçük yaşlarda başladığını bize öğretmiştir.

    Mesela dünyaya gelen çocuğumuzun sağ kulağına ezan okunur, sol kulağına kamet getirilir. Böylece dünyada duyduğu ilk kelamın, ilahi kelam olması sağlanır, bu mesajın kalpte kökleşmesi hedeflenir.

    Ve eğitim süreci devam eder böylece… Bizler; çocuklarımızın sadece karınlarını doyurmakla işimizin bitmeyeceğini, onların maddi ihtiyaçlarının yanı sıra, manevi, ruhi donanımlarının da sağlanması gerektiğini bilmeliyiz. Sadece bunu bilmekle yetinmeyip, gereğini de yapmalıyız.

    Allah Resulü (sav)`nün şu hadislerine dikkat edelim:

    “Çocuklarınızı şu üç şey üzere terbiye edip değerlendirin: Peygamberi sevmek, Onun âl ve ashabını sevmek, Kur`an okumayı sevmek. Çünkü Kur`an okuyup ezberleyenler, arşın gölgesinden başka bir gölgenin bulunmadığı bir günde peygamberle ve kalbi pak, doğrularla beraber arşın gölgesinde bulunurlar.” [Taberâni]

    “Çocuklarınıza değer verin ve terbiyelerini güzel yapın.” [İbn Mace, Edep]

    “Bir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha hayırlı bir şey bırakmamıştır.” [İbn Mace, Edep]

    “Ey Ebu Zer! Allah`ın Kitabı Kur`an-ı Kerim`den bir ayet öğrenmek için sabahleyin evinden çıkman, senin için yüz rekât (nafile) namaz kılmandan daha hayırlıdır.” [Tirmizi]

    Peygamberimiz küçük çocuklara Kur`an öğretirdi
    Efendimiz Aleyhisselam`ın, Çocuklara Kur`an öğretiminde en çarpıcı, en önemli ve dikkat edilmesi gereken en etkili bir uygulaması şudur:

    Müslüman çocuklardan konuşmaya başlayanlar hemen Allah Resulü`nün yanına getirilirdi.

    Ve Resulullah (sav) ona dua ettikten sonra bizzat kendisi, İsra Suresi 111. ayetini yedi defa okutarak ezberletirdi.

    Efendimizin çocuklara bizzat ezberlettiği ayet ve meali şöyledir:

    “Elhamdulillahillezi lem yettehiz veleden ve lem yekün lehu şerîkün fil mülki ve lem yekün lehu veliyyün minezulli ve kebbirhu tekbîra: Bütün hamd (ve övgüler) çocuk edinmeyen, hükümranlığında ortağı bulunmayan ve acizlikten kaynaklanan bir sebeple dosta ihtiyacı olmayan Allah`a aittir. Ve onun büyüklüğünü ilan et.” (Bu konuda geniş bilgi için bkz: İbrahim Canan, Kütübü Sitte Terceme ve Şerhi, c.8 s.233-235 Ank. 1989 Abdullah Nasıh Ulvan, İslamda Aile Eğitimi, c.1 s.120-123- İsmail Karaçam, En Büyük Mucize, s.118 v.d. İst. 2005)

    Bu olay bize şunu kesin ve net olarak anlatıyor: Çocuklarımıza küçük yaştan itibaren Kur`an öğretmeliyiz. Onları Kur`an Kurslarına, Kur`an öğretim merkezlerine bizzat götürmeli ve bunun takibatını yapmalıyız.

    Onlara Kur`an-ı sevdirmeliyiz. Tevhid inancını zihinlerine kökleştirmeliyiz. Böylece geleceğimizi Kur`an merkezli bir nesil üzere inşa etme idealimizi gerçekleştirme imkânı elde edebiliriz.

    Ne mutlu Kur`an ehli ailelere…

    Bir baba, bir oğul ve Hz. Ömer
    Hazreti Ömer`in halife olduğu dönem… Herkes adaletin sıcaklığını en tatlı bir biçimde hissediyor. İnsanlar rahat ve huzurlu. Çünkü güvendikleri bir devlet, inandıkları bir devlet başkanı ve birbirine karşı saygılı bir toplum var.

    Fakat her şeye rağmen aksilikler, eksiklikler, yanlışlıklar, sıkıntılar, ihmaller yok değil…

    Çünkü insanın olduğu yerlerde isyan ve nisyanın da olması mümkündür.

    Bir baba oğlunun elinden tutarak, adeta sürüklercesine Halife Ömer`in huzuruna çıkarır.

    Baba kızgın, baba kırgın, baba şikâyetçidir: “Ya emirel mü`minin ben bu çocuğun elinden bizar oldum. Beni mahvetti bu çocuk. Ne söz dinliyor, ne iş yapıyor ne de evde huzur veriyor kardeşlerine. Ben bundan şikâyetçiyim, ne gerekiyorsa yapın.”

    Delikanlı başını önüne eğmiş dinliyordu. Hiç de öyle birine benzemiyordu. Hz. Ömer, biraz öfkeli biraz sevecen bir tavırla gence nasihat ve uyarılarda bulundu.

    Halifenin sözü bittikten sonra delikanlı sordu: “Ya emirel mü`minin! Size bir şey sorabilir miyim?” “Elbette sorabilirsin”

    “Bir çocuğun anne babasına karşı görevleri var da, anne babanın çocuklarına karşı görevleri yok mu acaba?”

    Hz. Ömer beklemeden cevap verdi: “Elbette vardır. Mesela iyi, ahlaklı bir anne adayı bulmalıdır. Çocuğuna güzel bir isim vermelidir. Onu küçük yaştan itibaren iyi yetiştirmeli, Kur`an öğretmeli, zamanı gelince evlendirmelidir…”

    Delikanlı biraz cesaretlendi: “Babam bana temel vazifelerini yapmadı ki ben de ona itaatkâr ve uyumlu biri olayım.”

    Halife Ömer merak etti. “Açıkça konuşur musun yavrum, baban ne yaptı?”

    Diyaloğun bu safhasında tedirginlik babaya geçti ama yapacağı bir şey yoktu.

    Genç devam etti: “Benim babam evleneceği zaman, toplumun en alt tabakasından, ahlaki zafiyeti olan bir cariyeyle evlendi. İyi bir eş seçmedi.

    Ben dünyaya geldiğim zaman bana Cual ismini verdi. Adı Cual / Karaböcek olan bu çocuklar güzel, beyaz işler bekleyebilir mi?

    Sonra büyümeye başladım. Bana Kur`an`dan, dinimden zerre kadar bir şey öğretmedi ki.

    Ben bu halleri yaşamış biri iken, ona nasıl itaat edebilirim?”

    Başını öne eğme sırası babaya gelmişti. Az önceki celalli babadan eser kalmamıştı. Halife Ömer (ra) adama ve oğluna nasihat ettikten sonra onları gönderdi.

    Milligazete

  3. gulayozturk demiş

    Anne babalar çocukları oruç ibadetine nasıl alıştırmalıdır?
    Ramazan ayı geldiğinde evde sahura kal kıldığını, oruç tutulduğunu, yoksullara ve zor durumda olanlara yardım edildiğini, iftar için hazırlıklar yapıldığını gören çocuklar
    bu atmosferden etkilenir ve çoğunlukla büyükleriyle beraber oruç tutmak isterler.
    Ramazan ayı geldiğinde evde sahura kal kıldığını, oruç tutulduğunu,

    yoksullara ve zor durumda olanlara yardım edildiğini, iftar için hazırlıklar yapıldığını gören çocuklar bu atmosferden etkilenir ve çoğunlukla büyükleriyle beraber oruç tutmak isterler.

    Peki, anne babalar onları oruç ibadetine nasıl alıştırmalıdır?

    Yetişkinler öncelikle çocuklara oruç ibadetinin Allah’ın çok sevdiği bir kulluk görevi olduğunu, mükâfatının Allah tarafından verileceğini, bu ibadetin’ geçmişte diğer peygamberlere de emredildiğini, oruç tutmakla irademizin güçleneceğini, aç ve susuz- kalarak fakir insanların durumlarını da ha iyi anlayabileceğimizi anlatmalıdır.

    Ayrıca iftar, sahur, imsak gibi oruçla ilgili kavramları, oruçluyken dikkat edilmesi gerekenleri ve orucu bozan durumları da anlatmalıdırlar.

    Ancak sadece yetişkinler için orucu bozan, çocukları ilgilendirmeyen konulardan bahsedilmemelidir.

    Ergenlik çağına gelen çocuklar oruç tutmaya alıştırılmış olmalı ve yetişkinler gibi oruçlarını tutmalıdırlar.

    Henüz ergenlik çağına gelmemiş çocuklar ise sadece Allah rızası için yapılan bir ibadet olduğu konusun da bilinçlendirilerek oruç tutmaya alıştırılmalıdırlar.

    Başladıkları oruca devam etmeye güçleri yetmediğinde oruçlarını bozdurmalı ve sonraki günlerde daha uzun tutabilmeleri için destek olunmalıdır.

    Aşırı şefkat göstererek daha küçüktür diye çocukların oruç tutmalarına ise engel olunmamalıdır. Beden gelişimlerine, sağlıklarına ve zihin faaliyetlerine uygun düşen zamanlarda Ramazan orucuna katılarak bu ibadeti denemelerine ve kendilerini ona alıştırmalarına izin verilmeli ve destek olunmalıdır

    ittikahaber

  4. gulayozturk demiş

    Çocukların da camiye gelmesi teşvik edilmelidir II
    Bu mübarek ayda bulabildiğimiz serbest vakitlerde din bilgilerimizi, islâmî kültürümüzü ilerletmeye çalışalım. Büyük din âlimlerinin, kâmil, mürşidlerin yazmış oldukları mübarek ve feyizli kitapları okuyalım. Ömer Nasuhi Bilmen`in “Büyük İslâm İlmihali” her Türkiyeli Müslümanın başucu kitabı olmalıdır. İtikada, temizliğe, ibadetlere, ahlâka ait temel dinî bilgiler muteber ilmihallerden öğrenilmelidir. “Büyük İslam İlmihali” her Müslümanın evinde mutlaka bulunması ve okunması gerekli bir ilmihal kitabıdır. Bu ilmihali alırken mutlaka ama mutlaka “Sadeleştiren Mehmet TALÛ” başkanlığında ilmi bir heyet baskısını alın. Reformcu, bid`atçi, yenilikçi, zındık, mezhepsiz, kafa karıştırıcı müelliflerin, aktivistlerin eserlerini okumayalım. Reformcu bir şahıs “Oruç cinsel münasebetle de açılır…” fetvasını vermiş… İlerici, çağdaş, pembe gazetelerde “öpüşmekle oruç bozulur mu?” gibisinden yazılar yer alıyor. Bunlar adam olmaz. Bu gibi fetvalar, konuşmalar dinle alay etmek mânâsına gelmez mi? Zaten Sabataycı gazeteciler bu gibi lâfları, beyanları dillerine dolayıp Müslümanları hafife almaktadır.

    Bir Müslüman olarak, her yıl milletçe idrak ettiğimiz rahmet ve mağfiret ayı Ramazan`ın bu yıl da büyük bir coşkuyla yaşandığını, milletimizin dindarlık bilincini geliştirdiğini; birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını pekiştirdiğini görmenin sevincini ve her türlü din hizmeti ve bilgilendirme faaliyetleriyle bu sevince katkı sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

    Bizler, din konusunda toplumu aydınlatmak üzere bütün imkânlarımızı seferber ederek basılı, sesli ve görüntülü yayınlarla, vaaz ve irşad faaliyetleriyle, dinî sorulara cevaplarla halkımızı bilgilendirmekteyiz. Halkımız da büyük bir coşkuyla ve gönül huzuru içinde orucunu tutmakta; bir taraftan komşusunu, eşini dostunu iftara davet etmekte, yaşlı ve ilgiye muhtaçlarla ilgilenmekte, yoksulu ve kimsesiz çocukları gözetmekte, bir taraftan da camileri doldurup ibadetini ve duasını büyük bir arzuyla yerine getirmektedir.

    Ancak son günlerde yazılı ve görsel medyada oruç ibadetiyle ilgili her ilmihal kitabında bulunabilecek tali ve ayrıntı bilgilerin saptırılarak magazin konusu hâline getirilmesi ve bunun geçmiş yıllarda olduğu gibi kitleler önünde pervasızca tartışılması, Ramazanın oluşturduğu huzur iklimini zedelemekte ve manevî atmosferini gölgelemektedir. Bazı bilim adamlarının, bu atmosferi pekiştirici ve bilgilendirici faydalı konular yerine, bu gibi tartışmalara çanak tutması da dindar halkımızı derinden üzmektedir. Bizler, Ramazan ayının manevî ikliminin zedelenmemesi ve huzur ortamının devamı açısından medya kuruluşlarından bu tür anlamsız ve faydasız tartışmalara yer vermemesini, bilim adamı ve yazarların bu konularda daha duyarlı davranmasını istemekteyiz.

    7- Dindarlık sadece Ramazan ayına mahsus değildir. Bayramdan sonra Ramazanda yaptığımız birtakım güzel, hayırlı, doğru işleri terk etmeyelim. Gelecek Ramazana kadar onları sürdürelim. Ramazan`da birçok Müslüman namaza başlayacak ve bayramdan sonra maalesef terk edecek. Bu konuda da halka gereken uyarılar yapılmalıdır.

    8- Zengin de olsak, maddî imkânlarımız çok geniş de olsa, yemek hususunda din ve Şeriat ölçülerini çiğnemeyelim. Alçak gönüllü, kanaatli, mütevazi olalım. İhtiyaçlarımızı lüzumsuz yere çoğaltmayalım. İhtiyacını çoğaltan ıstırabını çoğaltmış olur. Kanaatli yaşayalım, orta halli olalım, lükse heves etmeyelim. Dünyaya kazık çakmaya kalkışmayalım. İnsan bu dünyada garib bir yolcu gibidir. Ne mutlu gurebaya… Arada bir sofralarımıza, bir iki fakiri de davet edelim. Hele bir iftar ziyafeti verirsek o sofrada mutlaka fakir bir kardeşimiz bulunmalıdır. Ziyafet sofralarımıza en az bir fakir çağıralım, onun da iyi yemek ve tatlılardan nasiplenmesini sağlayalım. Hep zenginlerin, ensesi ve göbeği kalınların çağrıldığı, bir tek fakirin bile dâvet edilmediği bir ziyafet sofrası ne kötü sofradır. İftar sofralarını, Padişah sofralarına dönüştürmemek gerekir. Zengin sofraları kurmanın bir faydası yok…Fakir-fukarayı doyurursanız bir anlamı olur. Maddi durumu iyi olan Müslümanların gösterişli iftar davetleri, yemekleri vermek yerine, halkla bütünleşmeyi sağlayacak, daha çok muhtaçların gözetildiği iftarlara yönelmeleri gerekir.

    Milligazate

  5. cenkroys demiş

    ablam maşşallah doldurmusun hehehe sunları ayrı ayrı sayfa yapsanda =) göze az gelıp nefse az gelıp :D genış genış okusak böle cok cok yazı görünce=) zihin bir sıgırlaşıyo okuyası gelmıyo haha :D valla üst asıl konuyu okudum asayı :D okumaya gözüm kesmedı

    konuya gelek gercekden haklısın bu bilgiler bu şekıl olsaydı kucukden yetısmıs olsaydı her cocuk dinen suan kı yaşadıgımız dvir böle kötü acımasız olmazdı iman a dair hiç bir tohum ekılmemış Allah C.c nun adı var gönüllerde ama yaşam tarzlarında hiç yok sadece adıverılmış günah yakar denılmış ama hiç uygulama yapdırmaıslar onu anlatıp sevdirmemışler peygamber efendımızı bile cogu genc bilmez sadece adını bilir ama ne oldugunu dair bilmeyenler var br cocuk anne babasına benzer yada anne babasından daha beter olur büyüdükce

    • gulayozturk demiş

      mübarek kardeşim yorumda ekleyince daha da güzel olur.yani konuyu ilgili yazilar ekleyince insanlar daha da fazla bilgilenirler..
      bu arada herkes senin gibi tenbel değildirrrrrr :) )
      :) )
      bende uzun yazilar sevmem ama hepsi birde okumam.nasil olsa sayfa burda kaçmaz mübarek yavas yavas oku..
      kolay gelsinnn :) )

  6. gulayozturk demiş

    şaka idi mübarek.senin gibi azmi çok olsun herkes inşallah..amin.
    bilgisayar düzelsin yapacağim sayfana unutmadim inşallah
    hayırlı cumalar ve hayırlı iftarlar inşallah

  7. cenkroys demiş

    hehe saka dyom zaten ablam saka dedıgınıde biliyom ondan her zaman rahat ol alınma huylaım yokdur yanlıs anlama huyumda yokdur :D saolsın senınde cuman mubarek olsun

Yorum Yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>