
EY insan !
Amellerini Allah’ın sana verdiği nimetlere karşılık değil,sıf O’nun rızası
için işle.
Sırf O’nun rızasını ve Cemalini talep et ki,sana versin…
Rabbin seni sevdimi,artık senin için dünyada ,ahirette cennet hasıl olmuş
demektir…
EY insan !
Canın da,malını da,O’nun hüküm ve kader eline teslim et..Yarın sana bedelini
ödenecektir…
EY Cennet isteyen kişi..!
Allah’ın rızasını kazanmak bugün mümkündür..Bu dünya hayatında mümkündür..
Yarın hiç bir suretle mümkün değildir..
EY RABBİMİZ !
Can da,mal da Cennette Senindir.
Senden başka ne varsa Senindir..
Biz Senden rızanı istiyoruz Ya Rabbim !.AMİN..
İnşallah Rabbimiz "kulum "dediği kullardan,huzurunda huzur bulanlardan
oluruz..
Hiç şüphe yok ki,Allah’a tanımadığımız zaman,O’ndan başkasını tanımış
oluruz…
Allah’a tanıyan,O’nu seven,ve O’na kalb gözüyle nazar eden kişi o kimsedir
ki,Hayır ve Şer O’ndan bilir…
Allah,müminlerin kalbine imanı yazmış,nakşetmiştir..Hem de daha onları
yaratmadan önce…
Fakat,takdir-i ilahi budur deyip oturmak,ve iman yolunda çalışmamak caiz
değildir..
Yüce Allah (Ankebut sür.Ayet 63)buyuruyor ki…
"Bizim uğrumuzda mücadele edenler gelince,biz onları mutlaka yolumuza
sevkederiz.."
Evet sevgili dostlar,mü’min bilir ki,çalışmadan ayağına hiç bir şey gelmez.
çalışır ve dua eder.
muvaffakiyet Allah!tan…
Mü’min kendisi için dua ettiği gibi,mü’minler içinde dua etmelidir..Din
kardeşine,merhamet sevgi beslemelidir…
Zira Allah,Musa (a.s)vahyen buyurdu ki…
"Merhametli ol..Ki Ben de sana merhamet edeyım..Ben ,çok merhametliyim,kim
ki merhametli olursa,Ben de ona merhamet eder ve kendisine Cennete koyarım..
Merhametlilere Müjdeler olsun..!



gülay
Ağustos 26, 2009 at 7:12 pm
İbn Abbas (ra)\’nın rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ki, Cennet, bir sene boyunca Ramazan ayının girmesi için süslenir. Ramazan\’ın ilk gecesi olunca "Müsire" denilen bir rüzgâr, Arş\’ın altından eser. Cennet ağaçlarının yaprağı ve kapılarının halkaları şiddetle sallanır ve bundan dolayı tatlı bir ses işitilir ki, dinleyiciler bundan daha güzelini hiç işitmemişlerdir. Böylece Cennet hurileri meydana çıkıp Cennet\’in en yüksek yerinde dururlar ve şöyle seslenirler: "Evlenmek isteyen yok mu?" Allah onu evlendirir. Sonra huriler derler ki: "Ey Cennet\’in bekçisi! Bu gece nedir?""Oruç tutanlar için Cennet\’in kapıları açıldı"Bekçi saygıyla cevap verir: "Bu gece, Ramazan ayının ilk gecesidir. Muhammed (sav)\’ın ümmetinden oruç tutanlar için Cennetin kapıları açıldı."Sonra Resulullah (sav) buyurdu ki: Allah Azze ve Celle şöyle buyurur: "Ey Rıdvan (Cennetin bekçisi)! Cennetlerin kapılarını aç ve ey Malik (Cehennemin bekçisi)! Cehennemin kapılarını Muhammed (sav)\’ın ümmetinden oruç tutanlara kapat!"Hiç tövbe eden yok mu, tövbesini kabul edeyim""Ey Cebrail! Yeryüzüne in, şeytanların azgınlarına kelepçe vurup zincirlerle bağla, sonra onları denize at ki, Sevgili Habibim Muhammed\’in ümmetinin oruçlarını ifsat etmesinler."Resulullah (sav) daha sonra şöyle buyurdu: Allah Azze ve Celle Ramazan ayının her gecesinde, bir münâdiye (çağrıcıya) üç defa şöyle nida etmesini (seslenmesini) söyler: "Bir şey isteyen yok mu, isteğini vereyim." "Hiç tövbe eden yok mu, tövbesini kabul edeyim." "Mağfiret dileyen yok mu, bağışlayayım." "Kim fakire değil, zengine; zalime değil, vefakâra borç verecek?"Resul-i Ekrem (sav) devamla şöyle buyurdu: Ramazan ayının her gününde iftar anında Allah Azze ve Celle hepsi de Cehennemi hak etmiş olan bir milyon kişiyi Cehennemden kurtarır. Ramazan ayının son günü olunca Allah Teâlâ ayın başından sonuna kadar Cehennemden kurtardığı kimselerin toplamı kadarını daha kurtarır.Kadir Gecesi…Kadir Gecesi olunca Allah Azze ve Celle Cebrail\’e emreder. Cebrail, meleklerle beraber yanlarında yeşil bir sancakla yeryüzüne inerler. Sancağı Kâbe\’nin üzerine dikerler. Bu sancağın yüz kanadı vardır. Bunlardan ikisi bu gecenin dışında açılmaz.Cebrail, bu gece melekleri teşvik ederCebrail, o iki kanadı bu gece açar ki, bunlar doğudan batıya ulaşır. Cebrail, bu gece melekleri teşvik eder. Onlar da her ayakta durana, oturana, namaz kılana ve zikredene selâm verirler ve onlarla musafaha ederler, tokalaşırlar. Yaptıkları dualara "Âmin" derler.Bu iş, tan yeri ağarıncaya kadar devam eder. Tan yeri ağarınca Cebrail: "Ey melekler topluluğu! Gitmeye hazırlanınız" der.Bağışlanmayan dört grupMelekler: "Ya Cebrail, Allah Teâlâ Muhammed\’in ümmetinden olan müminlerin ihtiyaçlarını ne yaptı?" derler. Cebrail şöyle cevap verir: "Allah Teâlâ, bu gece onlara rahmet nazarıyla baktı ve onları affedip bağışladı. Ancak dört grup hariç…"Râvi der ki: "Ya Resûlullah! Onlar kim?" dediğimizde, Allah Resulü buyurdu ki:"İçki içmeye devam eden, ana babasına asi olan, akrabalık bağlarını gözetmeyen ve müşahin.""Ya Resulullah! \’Müşahin\’ nedir?" dedik. Hz. Peygamber: "İnsanlar arasındaki dostluk bağlarını kesen, fitne ve fesat çıkartan kimsedir" buyurdu.Bayram gecesi olunca, bu geceye mükâfat gecesi ismi verilir. Bayram sabahı olunca Allah Azze ve Celle melekleri her memlekete gönderir. Yeryüzüne inerler, sokak başlarını tutup insanların ve cinlerin dışındaki bütün yaratıklara işittirecek bir sesle bağırıp: "Ey Muhammed ümmeti! Çok ihsan eden ve büyük günahlarınızı bağışlayan Rabbinizin huzuruna çıkınız" derler."Ben onlara Ramazan ayındaki oruçlarının ve namazlarının sevabı olarak rızamı ve mağfiretimi verdim"Onlar namazgâhlarına çıkınca Allah Azze ve Celle meleklere: "İşini yapan işçinin mükâfatı nedir?" diye sorar. Melekler: "Ey yüce Allah\’ımız ve Mevlâmız! Onun mükâfatı ve ücretini tam olarak vermendir" derler.Bunun üzerine Allah Teâlâ: "Ey meleklerim! Sizi şahit tutuyorum ki, Ben onlara Ramazan ayındaki oruçlarının ve namazlarının sevabı olarak rızamı ve mağfiretimi verdim" dedi ve sonra şöyle buyurdu: "Ey kullarım! Benden isteyiniz. İzzetim ve Celalim hakkı için bugün Benden ahiretiniz için biriktirmek üzere ne isterseniz mutlaka veririm. Dünyanız için istediğiniz şeyde de size bakarım."İzzetim hakkı için siz Benim rızamı gözettiğiniz müddetçe, Ben de sizin hatalarınızı örterim. İzzetim ve Celalim hakkı için hak sahipleri ve idareciler önünde sizi rezil ve rüsvay etmem. Siz Beni razı ettiniz, Ben de sizden razı olduğum halde bağışlanmış olarak dönünüz."Bu sebeple melekler sevinir ve Ramazan sonunda iftar ettiklerinde Allah\’ın Azze ve Celle bu ümmete vereceği mükâfatı müjdelerler. [Et-Tergîb ve\'t-Terhîb]
gülay
Ağustos 26, 2009 at 9:00 pm
Cennet… Cehennem üzerine kurulmuş sırat ile geçilen gizemli hayat.Hz. Adem’in yasak ağacın meyvesinden yediği için dünyaya gönderildiği adres…İçinde bulunan bitki ve ağaçların gölgesiyle kaplanmış yerle gök arası geniş bir meyvelik bahçe.İman edip sâlih amel işleyenlerin ebedî âlemdeki makamı…Rablerinin huzuruna suçlu olarak varmaktan korkanların ve nefsini hevasından arındıranların konağı.Allah’ın rızasını kazananlar için mükafat olarak hazırlanmış hoş bir mekan.Altlarında ırmaklar akar Adn cennetlerinin, orada İrem ve Gesi bağlarını mecazda bırakarak çekirdekli ve çekirdeksiz üzüm bağları ve asmalar vardır. Asmalı konaklar vardır içinde huriler oturan. Mü’minler pınar başlarında yüzerler Naim cennetlerinde… Hüsna cennetinde görür Allah’ın kulları Rablerini… Dolunaya bakar gibi temaşa ederler yaratıcılarını… Kimisini aşk-ı Hak almış durur… Kimisi Tur’da Rabbinin tecellisini gören Musa gibi olur. Kimisi kılıçların gölgesinde gelmiştir Cennet’e, kimisi anasının rızasını alarak varmıştır selam yurduna… Kimisi sabır sayesinde giymiştir ipek elbiseyi. Kimisi altın kâseden içmiştir Kevser’i…Peygamberlerin davetine uyarak iman edip, dünya ve ahirete ait işleri, kulluk vazifelerini elden geldiği kadar güzel bir şekilde yapan temiz ve müttakî kişiler için hazırlanmış bir huzur ve saadet yurdudur. Kısaca ahiretteki nimetler yurdunun adıdır.Kur’an-ı Kerîm ve hadis-i şeriflerde Cennet, çeşitli şekillerde tasvir edilmiştir. Bilhassa Kur’an-ı Kerîm’de ağaçları altından ırmaklar akan Cennetler şeklinde anlatılmaktadır:“Cennet takva sahiplerine, uzak olmayarak yaklaştırılmıştır. İşte size va’dolunan, gördüğünüz şu Cennet’tir ki, O, Allah’ın taatına dönen onun (hudud ve ahkâmına) riayet eden çok esirgeyici Allah’a bütün samimiyetiyle gıyâben saygı gösteren, hakkın taatına yönelmiş bir kalble gelen kimselere aittir. ”(Kâf, 31-33)“Tövbe edenler, iyi amel ve harekette bulunanlar öyle değil. Çünkü bunlar hiç bir şeyle haksızlığa uğratılmayarak Cennet’e, çok esirgeyici Allah’ın kullarına gıyâben va’d buyurduğu Adn Cennet’lerine gireceklerdir. Onun vadi şüphesiz yerini bulacaktır. Orada selâmdan başka boş bir söz işitmeyeceklerdir. Orada sabah, akşam rızıkları da ayaklarına gelecektir. O, öyle Cennet’tir ki biz ona kullarımızdan gerçekten müttakî olanları vâris kılacağız. ”(Meryem, 60-63)Cennet, bu dünyada yapılan iyiliklerin ahirette Allah tarafından verilen karşılığıdır.Kur’an’da Cenâb-ı Allah şöyle buyurmaktadır:“Adn Cennetleri vardır ki altlarından ırmaklar akar. Onlar orada ebedî kalıcıdırlar. İşte günahlardan temizlenenlerin mükâfatı.”(Tâhâ, 76)
gülay
Ağustos 26, 2009 at 9:02 pm
Bizim bu dünyada amacımız cenneti mi kazanmak, yoksa Allah’ın rızasını mı kazanmak? Kısacası amacımız cennet mi olmalı? Ya da şöyle sorayım: Bizler Allah\’tan kortuğumuz için mi, onu sevdiğimiz için mi, yoksa kabir azabı çekmekten korktuğumuz için mi ibadet etmeliyiz?İbadet, "Allah\’a gönülden, isteyerek yönelmek, tapmak, boyun eğmek" demektir. Allah\’ın emir ve yasaklarına uymada en büyük hedef, Allah\’ın rızasını kazanmaktır. Fakat kullar aynı zamanda Allah\’tan korktuğundan dolayı da ona ibadet edeceklerdir. Bunun yanı sıra Onun vermeyi taahhüt ettiği ödüllere ulaşmak için de Ona ibadet etmek gerekir. Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: "Rabbinizden olan mağfirete ve eni, göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakîler için hazırlanmıştır." (Al-i İmran, 3/133) Bu ayete göre mağfiret ve Cennet, bir mü’minin hedefidir. Dolayısıyla bunlara ulaşmak için var gücüyle çalışmalıdır. Başka bir ayette ise hedefler; Allah’ın rahmeti, rızası ve yine cennet olarak gösterilmiştir: "Rab\’leri, onları kendi katından bir rahmet, bir rıza ve bir cennetle müjdeler ki o cennette onlar için bitmez tükenmez nimetler vardır." (Tevbe, 9/21) Bir başka ayette ise Allah Teala hedeflerin en büyüğünün kendi rızası olduğunu ilan etmektedir. O şöyle buyurmaktadır: "Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara, içinde ebedî kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vâdetti. Allah\’ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte büyük kurtuluş da budur." (Tevbe, 9/72) Sonuç olarak bunların hepsi birbirine bağlıdır. Cennet için çalışan zaten Allah’ın rızasını kazanmak için çalışmaktadır. Allah’ın rızasını kazanmak için çalışan da hem onun rahmetini hem de cennetini kazanmak için çalışmaktadır. Fakat elbette ki bu hedeflerin en büyüğü, en yücesi Allah’ın rızasını kazanmaktır.
gülay
Ağustos 26, 2009 at 9:08 pm
Cennet Neşesini Yaşamak Müslümanlar için dünyada en önemli nimetlerden biri ahirette cenneti kazanmayı umabilmeleridir. Allah dünyayı Müslümanların cennete özlem duyacakları şekilde yaratmıştır. Allah\’ın ve ahiretin varlığına iman eden herkes, dünyada var olan nimet ve güzellikler karşısında hep cenneti hatırlayacak, bu nimetlerin geçici olduğunu bilerek cennetteki asıllarını isteyecektir. Nitekim böyle bir kimsenin cennete kavuşma isteği ve bundan duyduğu heyecan, tavırlarından, konuşmalarından, din ahlakını yaşama konusundaki samimi çabasından hissedilecektir. Müminler cennete kavuşma umudu taşımalarından dolayı sürekli bir heyecan içindedirler. Heyecan ve şevklerinin yanı sıra Rabbimiz\’in benzersiz nimetlerine mirasçı kılacağı kişilere vaat edilen cennetle sevinç ve neşe içindedirler.İncil\’de cennet sevincinden şöyle bahsedilir:O gün sevinin, coşkuyla zıplayın! Çünkü gökteki ödülünüz büyüktür… (Luka, 6. bölüm, 23) Allah ise Kendi izniyle cennete ve mağfirete çağırır. O, insanlara ayetlerini açıklar. Umulur ki öğüt alıp-düşünürler. (Bakara Suresi, 221) İncil\’in bir başka yerinde ise çok az kişinin cennete layık olacağından söz edilir:Biri ona… "Kurtulanların sayısı az mı olacak?" İsa oradakilere şöyle dedi: "Dar kapıdan girmeye gayret edin. Size şunu söyleyeyim, çok kişi içeri girmek isteyecek, ama giremeyecek. (Luka, 13. bölüm, 23-24)İmanın kazandırdığı akıl ve vicdanla, cenneti gereği gibi düşünebilen bir kimse, manevi derinliği ölçüsünde de bu nimetin farkında olarak yaşayacaktır. Cennetin önemine, hiçbir şeyle kıyas olmayacak değerine dikkat çekilen hadislerden bir kısmı şöyledir:Cennetten bir kamçılık yer dünya ve içindekilerden hayırlıdır. [Ramuz el-Ehadis-1, s. 132/9]Cennette, yay kadar bir yer, Güneş\’in üzerine doğduğu veya battığı şeyden (dünyadan) daha hayırlıdır. [(Buhari, Müslim, Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 429/2]Site boyunca Kuran ayetlerinden ve hadislerden tariflerle değindiğimiz gibi, cennete ait herşey dünyadakilerle kıyas olmayacak kadar mükemmeldir. Cennetteki bu üstünlük, kusursuzluk insanın dünya hayatı boyunca arayışı içinde olup, yaşayamadığı bir güzelliktir. Dolayısıyla cennete özlem duymak ve ona layık olabilme umudunu hissedebilmek ve Rabbimiz\’in cennet vaadinin neşesini yaşamak ayrıca çok büyük bir nimettir.
gülay
Ağustos 26, 2009 at 9:10 pm
CennetSözlükte “bahçe, bitki ve sık ağaçlarla örtülü yer” anlamına gelen cennet, terim olarak “çeşitli nimetlerle bezenmiş olan ve müminlerin içinde ebedî olarak kalacakları âhiret yurdu”na denir. Cennet ve oradaki hayat sonsuzdur.Kur\’an\’da cennet için çeşitli isimler kullanılmıştır. Cennetin tabakaları olması ihtimali de bulunan bu isimleri şöyle sıralayabiliriz: Cennetü\’l-me\’vâ (şehid ve müminlerin barınağı ve konağı olan cennet), cennet-i adn (ikamet ve ebedîlik cenneti), dârü\’l-huld (ebedîlik yurdu), firdevs (her şeyi kapsayan cennet bahçesi), dârü\’s-selâm (esenlik yurdu), dârü\’l-mukame (ebedî kalınacak yer), cennâtü\’n-naîm (nimetlerle dolu cennetler), el-makamü\’l-emîn (güvenli makam).Kur\’ân-ı Kerîm\’i incelediğimiz zaman onun cenneti ve cennetlikleri şu şekilde tasvir ettiğini görürüz: Cennet, genişliği göklerle yer kadar olan (Âl-i İmrân 3/133), yakıcı sıcağın da dondurucu soğuğun da görülmeyeceği bir yerdir (el-İnsân 76/13). Temiz su, tadı bozulmayan süt ve süzme bal ırmaklarının yer aldığı cennette (Muhammed 47/15), suyu zencefille kokulandırılmış tatlı su pınarı (selsebîl) (el-İnsân 76/18) ve sonunda misk kokusu bırakan bir içecek de vardır (el-Mutaffifîn 83/25-26). Cennet içeceği baş ağrıtmayan, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden ve bembeyaz bir kaynaktan çıkan (es-Sâffât 37/45-47) bir içecektir. İçildiği zaman sarhoş etmediği gibi ne baş dönmesi yapar (el-Vâkıa 56/19), ne günah işlemeye iter, ne de saçmalatır (et-Tûr 52/23). Cennette türlü meyveler, hurmalıklar, nar ağaçları (er-Rahmân 55/68), bağlar (en-Nebe’ 78/32), dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları (el-Vâkıa 56/28-29), çeşit çeşit kuş etleri (el-Vâkıa 56/21) bulunur.Cennetliklerin elbiseleri ince ve kalın halis ipektendir (el-Kehf 18/31; el-İnsân 76/21), süsleri altındandır (el-Kehf 18/21; el-Hac 22/23; el-Fâtır 35/33), evleri güzeldir (et-Tevbe 9/72). Cennettekilere hizmet etmek için ölümsüz gençler (vildan) dolaşır, onlar –güzelliklerinden dolayı– saçılmış birer inci sanılırlar (elİnsân 76/19). Bunlar altın kadeh ve tepsiler dolaştırırlar, cennetliklerin canlarının istediği ve gözlerinin gördüğü her şey orada hazır bulunur (ez-Zuhruf 43/71). Cennettekilere altlarından ırmaklar akan, üst üste bina edilmiş köşkler vardır (ez-Zümer 39/20), cennetlikler için pek çok güzelliklerle nitelenmiş tertemiz eşler bulunacaktır (el-Bakara 2/25; el-Vâkıa 56/35-38; es-Sâffât 37/48-49; en-Nebe’ 78/33). Cennetliklerin hem kendileri hem de eşleri cennetin gölgelerinde tahtları üzerine kurulup yaslanırlar (Yâsîn 36/56). Allah tarafından kalplerinden kin sökülüp atılmış olan cennetlikler, kardeşler halinde, karşı karşıya tahtları üzerinde otururlar. Orada bunlara hiçbir yorgunluk ve zahmet yoktur (el-Hicr 15/4748). Cennette boş ve yalan söz de işitilmez (en-Nebe’ 78/35).Cennet nimetlerinin insan akıl ve hayalinin alamayacağı güzellikte olduğunu Hz. Peygamber bir kutsî hadiste şöyle açıklamıştır: "Cenâb-ı Hak buyuruyor ki: Sâlih kullarım için ben, cennette hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve insanın kalbinden bile geçmeyen nice nimetler hazırladım" (Buhârî, “Tefsîr”, sûre 32; Müslim, “Cennet”, 1; Tirmizî, “Tefsîr”, sûre 32).Şüphesiz cennetteki nimetlerin en büyüğü Allah\’ın hoşnutluğunu kazanmak ve Allah\’ı görmektir. Bu konuda Kur\’an\’da şöyle buyurulmuştur: "… Allah\’ın rızâsı ise hepsinden (bütün cennet nimetlerinden) daha büyüktür. İşte büyük kurtuluş ta budur" (et-Tevbe 9/72).Allah\’ın Âhirette Görülmesi (Rü\’yetullah). Müminler, âhirette, cennete girdikten sonra Allah\’ı göreceklerdir. Bu görmenin mahiyeti hakkında kesin bilgi yoktur. Ancak bilginler Allah\’ı görme olayında, bu dünyada varlıkların görülmesi için zorunlu olan şartların gerekmediğini ileri sürmüşlerdir.Kur\’ân-ı Kerîm\’de "Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parlayacaktır. Rablerine bakacaklardır" (el-Kıyâme 75/22-23) buyurularak, âhirette müminlerin Allah\’ı görecekleri haber verilmektedir. Peygamber Efendimiz de bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: "Muhakkak ki siz şu ayı görüşünüz gibi, Rabbinizi de göreceksiniz. Ve o sırada izdihamdan ötürü birbirinize zarar vermiş de olamayacaksınız"(Buhârî, “Mevâkýt”, 16; “Tevhîd”, 24; Müslim, “Îmân”, 81; Tirmizî, “Cennet”, 15).Bir başka hadiste de, müminler cennete girdikten sonra, Allah\’ın müminlere "Daha vermemi istediğiniz bir şey var mı?" diye soracağı haber verilmektedir. Onların bu soruya "Daha ne isteyelim?" diye cevap vermeleri üzerine, Allah\’ın kendisini müminlere göstereceği, artık müminler için Allah\’a bakmaktan daha hoş gelecek bir şeyin bulunmayacağı aynı hadiste bildirilmiştir (bk. Müslim, “Îmân”, 80; Tirmizî, “Cennet”, 16).