RSS

Aylık Arşiv: Kasım 2009

Andolsun Biz Kur’ an’ ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık.‏

Allah’ın emirlerini öğrenebileceğimiz tek kaynak olan Kuran’ı Kerim 1400 yıl önce  peygamber efendimize vahyedilmiştir. İslamiyetin temellerinin anlatıldığı Kutsal Kitabımız Kuran, bugün insanlar tarafından titizlikle korunan, saygı duyulan ancak okunmayan bir kitap olarak raflarda ya da duvarlarda asılı halde korunmaktadır. Oysa Kuran bizlere öğüt almamız, Allah’ın emirlerini ve yasaklarını öğrenmemiz için indirilmiş bir rehberdir.

Read the rest of this entry »

 
3 Comments

Posted by Kasım 30, 2009 in Yazılarım

 

Etiketler: ,

Andolsun Biz Kur’ an’ ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık.‏

Allah’ın emirlerini öğrenebileceğimiz tek kaynak olan Kuran’ı Kerim 1400 yıl önce  peygamber efendimize vahyedilmiştir. İslamiyetin temellerinin anlatıldığı Kutsal Kitabımız Kuran, bugün insanlar tarafından titizlikle korunan, saygı duyulan ancak okunmayan bir kitap olarak raflarda ya da duvarlarda asılı halde korunmaktadır. Oysa Kuran bizlere öğüt almamız, Allah’ın emirlerini ve yasaklarını öğrenmemiz için indirilmiş bir rehberdir.

 ‘Andolsun Biz Kur’ an’ ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?’ (Kamer Suresi, 17)
 
Günümüzde insanların çoğu dinimiz hakkındaki bilgileri Kuran’la örtüşmeyen kaynaklardan öğrenmekte, bu da yanlış ve hurafelerle dolu din bilgisinin yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Oysa Allah’ın emir ve yasakları Kuran’da açıkça bildirilmiştir. Kuran’la örtüşmeyen hatta tamamen tezat bilgilerden oluşan Kuran dışındaki kaynaklardan dini öğrenmek son derece sakıncalı bir durumdur.


‘Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah’ a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah’ a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.’ (Nahl Suresi, 116)

 

‘Biz sana bu Kur’ an’ ı güçlük çekmen için indirmedik.’ (Taha Suresi, 2) ayetinden de anlaşıldığı gibi, Kuran insanların güçlük çekmeleri için indirilmemiştir. Rabbimiz; ‘Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez.’(Bakara Suresi,185)  ve  seni kolay olanda başarılı kılacağız.(A’ la Suresi, 8) ayetleri ile kullarına olan merhametini ve seçip beğendiği dininin kolay olduğunu  bildirmiştir.

Allah kolaylık dilerken insanlar, İslam dinini icra edilmesi zor ve karmaşık bir hale getirerek Kuran ahlakından uzak toplumların oluşmasına neden olmaktadırlar. Dine uzak olup tanımak ve yakınlaşmak isteyen insanlar için bu yanlış bilgiler ve hurafeler olumsuz bir etki yaratmakta ve dinimizin yanlış bir şekilde anlaşılmasına sebep olmaktadır.

 

Bütün bunların dışında en önemlisi Allah’ın ayetlerinin yerine başka kaynakları önde tutmak ve onları uygulamak insanı şirke götüren büyük bir tehlikedir. ‘Gerçekten, Allah, Kendisi’ ne şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah’ a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.’ (Nisa Suresi, 48)

Sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed’in:  ‘Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur’ an’ ı terk edilmiş (bir Kitap) olarak bıraktılar.’ (Furkan Suresi, 30) sözünden, Kuran’ın okunması gerektiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, ‘Ben, yalnızca bana vahyedilmekte olana uyuyorum.’ (Ahkaf Suresi, 9) diyerek Allah’ın emirlerinin dışında bir şeye uymadığını anlıyoruz. Bu durumda bizlerin de sevgili peygamberimizi örnek almamız ve sadece vahyedilene uymamız gerektiği çok açıktır.

 Dünya hayatına karşılık ahireti umanlar için ‘O (Kur’ an), alemlere bir ‘ öğüt ve hatırlatmadan’ başkası değildir." (En’ am Suresi, 90) Ve (Bu Kur’ an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir Kitap’ tır. (Sad Suresi, 29) ayetiyle de anlaşılacağı gibi Kuran, kenara kaldırılmak ve unutmak için değil, okumak ve öğüt almak için indirilmiş mübarek bir kitaptır.
KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ”

Hz.MUHAMMED
(S.A.V.)

 
6 Comments

Posted by Kasım 30, 2009 in İslam

 

Etiketler:

Lebbeyk Sedaları

Mekke, ekinsiz vadi dualarımızın menbağı.
Allahın alemlere parlak lütfu, gönüller bağı.
Rahmetini serp ruhumuza, ey yüce Rabbimiz!

Kâbe kapılarından girerken yürekler kaynar,
Bu güzelliği görseydi, dona kalır duygular.
Rahmet kapılarını aç bize, ey yüce Rabbimiz!

Kalbe kök salmış, çoşturan şol cennetin dalları,
Kâbeye saçılmış rahmet, açılmış sema kapıları.
Rahmetini serp taşlaşan ruhumuza ey Rabbimiz!

Seyredenler ağlar durur, akar göz çeşmesi,
Kutsal şehrin bahrındadır nübüvvet bahçesi.
Armağanımızı Cennet eyle, ey yüce Rabbimiz!

Bak,mahşeri canlandıran milyonlarca beşer,
İhramlar giyilince, rütbeler, statüler düşer.
Gönüllerimizi aç seni görsün ey Rabbimiz!

Arafat’da, hüzünle gülümseyen ak yüzler var.
Heyecenlar köpürür, bedenleri sararda sarar.
Bağışla, affeyle, lütfu bol, ey yüce Rabbimiz!

Lebbey lebbeyk sedalarıyla Arşı âlâ titriyor.
Mekke de gönüllerimiz birbirine kenetleşiyor.
Ayıpları örten, dermanımızsın ey yüce Rabbimiz!

Ey Ümmül Kûrâ! Yüzler dolunay, kapler doyar.
Kuran da yemin edilmiş, güzel on gecemiz var.
Nurunla Sana koşmayı, nasib eyle ey Rabbimiz!

Dayanırmı vicdanlar cennet hazlarını tattırır,
Gönüllere vuslat sarar, derin izler bırakır.
Bizi itâât eden kullarından kıl, ey Rabbimiz!

Rahman’ın ûlûhiyeti önünde eğil, diz çök,
Sıcak beşeriyetinle, yakıcı göz yaşlarını dök.
Sana inananların şanını yücelt ey Rabbimiz!

Akıl kendine yetmez cenneti gördüğünde ölür.
Yürekler kilitlenir, dona kalır, nûr üstüne nûr.
Bizi ebedi cennetinle selamla, ey yüce Rabbimiz!

Surur ve sevinçsin susamış yaşıyan her sinede.
Seni görünce sözün nutku tutulur yüreklerde.
Bizleri sevginle sevdalandır ey yüce Rabbimiz!

Mekke/ Babus-selâm /1403 H.

 

Ali Kılıç Kakiz

Allah yazıları hareketli besmele dini resimler la ilahe illAllah gifleri dini şekilli avatarlar

 
4 Comments

Posted by Kasım 26, 2009 in şiir

 

Lebbeyk Sedaları

Mekke, ekinsiz vadi dualarımızın menbağı.
Allahın alemlere parlak lütfu, gönüller bağı.
Rahmetini serp ruhumuza, ey yüce Rabbimiz!

Kâbe kapılarından girerken yürekler kaynar,
Bu güzelliği görseydi, dona kalır duygular.
Rahmet kapılarını aç bize, ey yüce Rabbimiz!

 

Kalbe kök salmış, çoşturan şol cennetin dalları,
Kâbeye saçılmış rahmet, açılmış sema kapıları.
Rahmetini serp taşlaşan ruhumuza ey Rabbimiz!

Seyredenler ağlar durur, akar göz çeşmesi,
Kutsal şehrin bahrındadır nübüvvet bahçesi.
Armağanımızı Cennet eyle, ey yüce Rabbimiz!

Bak,mahşeri canlandıran milyonlarca beşer,
İhramlar giyilince, rütbeler, statüler düşer.
Gönüllerimizi aç seni görsün ey Rabbimiz!

Arafat’da, hüzünle gülümseyen ak yüzler var.
Heyecenlar köpürür, bedenleri sararda sarar.
Bağışla, affeyle, lütfu bol, ey yüce Rabbimiz!

Lebbey lebbeyk sedalarıyla Arşı âlâ titriyor.
Mekke de gönüllerimiz birbirine kenetleşiyor.
Ayıpları örten, dermanımızsın ey yüce Rabbimiz!

Ey Ümmül Kûrâ! Yüzler dolunay, kapler doyar.
Kuran da yemin edilmiş, güzel on gecemiz var.
Nurunla Sana koşmayı, nasib eyle ey Rabbimiz!

Dayanırmı vicdanlar cennet hazlarını tattırır,
Gönüllere vuslat sarar, derin izler bırakır.
Bizi itâât eden kullarından kıl, ey Rabbimiz!

Rahman’ın ûlûhiyeti önünde eğil, diz çök,
Sıcak beşeriyetinle, yakıcı göz yaşlarını dök.
Sana inananların şanını yücelt ey Rabbimiz!

Akıl kendine yetmez cenneti gördüğünde ölür.
Yürekler kilitlenir, dona kalır, nûr üstüne nûr.
Bizi ebedi cennetinle selamla, ey yüce Rabbimiz!

Surur ve sevinçsin susamış yaşıyan her sinede.
Seni görünce sözün nutku tutulur yüreklerde.
Bizleri sevginle sevdalandır ey yüce Rabbimiz!

Mekke/ Babus-selâm /1403 H.

 

 
Ali Kılıç Kakiz

 
3 Comments

Posted by Kasım 26, 2009 in Yazılarım

 

Etiketler: ,

Yoluna kurban olduğum! Lebbeyk!

“Yılda bir kurban keserler halk–ı âlem ıyd içün
Ben senin sâat–be–sâat dem–be–dem kurbânınam”
Fuzuli

Yoluna kurban olduğum!
Lebbeyk!
Bir yakınlık ver bize; kurbanlara vâbeste yakınlıklar ver! Suyu yakuta döndüren, kanları la’l eden aydınlıklar ver Kalplerimizdeki dehşeti sevinçlere döndürüp can cânâne teslim eden yalınlıklar ver Gürül gürül tekbirlerle yankılanan ordulara döndür gönderdiğimiz canları ve zafer muştularıyla doldur gönüllerimizi
Çiçeğin rengini yeşerten bülbüllerin şarkısıyla ölçülür bir kurban sesi ve şiire döner niyetler, sonra telbiyeler musıkîye karışır Dönüp dönüp bakışından melal devşirilen kurbanların şefkatle sıvazlamışsak başını bir sevgili perçemi okşar gibi; ve bir avuç tuz vermişsek, bir tas da su; gurbeti kurbete yazdık, fırkati vuslata geçtik sayarız Kullukta şuurumuzu, ve imanda nurumuzu inayet kanatlı tazarrularla mavera semtine uğurlarız firaklarımızı özge çilesiyle Bir hâl ile bir kâl olur “() ve’nhar!”
Kurban; yorgun ve yenilmiş insanlığımızın üstüne en uzun sevinçleri akıtır kanıyla, ve ulu ırmaklara bedel ferahlıklar verir çölleşen ruhlarımıza Deli depremlerce sarsılırken bedenler, ipek avuçlarımızdan süzülüp mükerrem kulların münacatları yükselir, yükselir, veraların kapılarına dayanır Tebessümsüz salınan en ince dalın ucundaki en küçük sarı yaprakça titretir sonbahara tutulmuş gönüllerimizi kurbanlar ve bir şemsiye olur masıyetlerimize, geniş ve muhkem
Bir kurban, bazen bir gecenin yuvarlanıp ahdini unutan neşidelerinde dökülen gül yapraklarına döndürür gözyaşlarımızı Bize çok yakın olana, çok uzaklardan bir yakınlık dileği için, kehribar gündüzlere sürme çekmek üzere bir sürmeli koyun can verir, şan bulur; ser verir, hüsn ü ân bulur Bir ölüm ki yaşamak isteyenlere kimya olur, bir can ki nereye gitse müheyya düşer Memâtı hayâta tahvil ile tezhiblenir kaderi kurbanın ve kader kurbanı bir millettir bu can pazarında nice evlat kurban eden
“Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal”
Bir mahşer provasıdır kurban; mahrem hislerimizi bayram bayram dökerek gözlerimizden Arafat’a, Müzdelife’ye, Mina’ya; ve duyulur sesi Kâbe’den, dostlar meclisinden, doludizgin süveydalara ferman olarak: Lebbeyk! Zemzemce çoğalan Lebbeyk!
Bir İsmail bıçağı bir sabrı keser çocuk boynunda; sonra bir koça sürülür Bir İbrahim gelir, bir sevgi eser baba koynunda, âhir gökler ayağına serilir Bir yakınlık olur kurbanın adı, İsmail olur Bir kez daha kurban olur nefisler; ve bir kez daha ilhâma durur nefesler Sakıncalı türküler söyleyen çocuklar için akika olur, adak olur, evine döner nihayet iyi niyet Ve bir tebessüm olsun sunamadıklarımıza yılda bir pay biçilir sıcak hayattan, ocak tüter, sevinç olur
Kurban olunacaklarımızı kuru kavgalara kurban etmeden Arenalarda “Kan! Kan!” çığlıklarıyla cinnete gitmeden Gelinlik kızlarımızı ve ercesine delikanlılarımızı satanist mabetlerde boğazlamadan Ve zilhiccemiz muharrem olmadan Sevgiyle ve şefkatle Geceyi kuşatan öfkeli yalnızlıkları sevinç bulvarlarında boğarak Ve helal kazançla Bir kınalı koç, ya bir akıtmalı gülbahar
Bu bizim kurbanımız İsmail olana sabır ve teslimiyet, İbrahim olana azim ve niyet

Kurban bir yakınlıktır madem, Sen yakınlığını ver bize ey yakınlığına muhtaç olduğumuz

                                   İskender PALA                                  

 
Leave a comment

Posted by Kasım 26, 2009 in Yazılarım

 

Etiketler: ,

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.