Anne-baba hakkı

Anne-baba hakkı

Anne-baba, insanın en başta hürmet etmesi gereken iki kudsî varlıktır. Bu sebeple belki birkaç hafta sürecek bir yazı serisiyle daha çok muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin sohbetlerinden de azami istifade ederek Kur’an ve sünnet perspektifinden anne-baba hakkını ele almak arzusundayız.

Maalesef, pek çok değer ölçüsünün unutulduğu, ailevî ve içtimaî esasların yerle bir olduğu zamanımızda, anne-baba hakkı da bu umumî yozlaşmadan nasibini aldı. Ne yapsak haklarını ödeyemeyeceğimiz anne ve babalarımız bugünün şımarık nesilleri tarafından sadece birer yük gibi kabul edilir oldu.

Aslında yük olan anne-baba değil, çocuklardı. Zira anne karnında daha küçük birer canlı halinde var olmaya başladıkları günden itibaren, hep anne-babanın omuzlarında dolaşan ve onların kucaklarında gelişip büyüyen onlardı.

Fakat anne-baba derin şefkatlerinden dolayı, yavrularını yük değil mukaddes birer emanet olarak görüyorlardı. İşte bu yüzden onların hayat boyu devam eden fedakârlıkları karşısında çocukların da onlara sevgi ve hürmetle muamele etmeleri hem bir insanlık borcu hem de bir vazifedir.

Her insan, kendi ebeveyninin kadrini bilmeli ve onları Hakk’ın rahmetine ulaşmaya vesile saymalıdır. Ne yazık ki, günümüzde sadece Allah’a karşı saygısız olanlar arasında değil, O’nu sevdiğini iddia edenlerin içinde bile, anne ve babalarının varlıklarını istiskal eden, yaşamalarına karşı bıkkınlık gösteren ve sürekli saygısızlıkta bulunan insan bozması canavarlar türedi.
Mahzun Kırmızıgül’ün “Beyaz Melek” filmini defalarca seyrettim. Her seferinde toplumun içine sürüklendiği mahrumiyeti gördükçe içim sızladı. Anne-baba sevgisinden mahrum bir kalp, mahrumiyetlerin en acısını yaşıyordur aslında.

Ve herkesin mutlaka izlemesi gereken o filmde anlatıldığı gibi, artık anne-babalar yalnızlığa ve kimsesizliğe mahkûm yaşıyorlar; biraz yaşlanıp elden ayaktan düşünce kendilerini düşkünler evinde buluyorlar. Önceleri “darülaceze” denilen, şimdilerde biraz kibarlaştırılarak “huzurevi” adı verilen bu hicran yurtlarıyla teselli olmaya, senede bir gün kendilerine uzatılacak çiçeklerle avunmaya çalışıyorlar.

Oysa, insan çocuklarını bağrına basamadığı, torunlarını kucağına alamadığı, ne ihtimamla büyüttüğü ciğerparelerini sevemediği ve onlara bakıp bakıp “Yavrularım!..” diyemediği bir yerde nasıl huzurlu olur ki!.. Kendisine sevgi ve hürmetle nazar eden yakınlarının bulunmadığı, onun için bir tencerenin kaynamadığı ve çoğu zaman arayıp soranının olmadığı bir yerde mutluluğu nasıl bulur ki!..

Biz kendi kafamızda mevhum bir huzur tasarlamışız; oraya “huzurevi” demekle onun sakinlerinin de gerçekten huzurlu olacaklarını sanmışız. Allah’tan ki bu müesseselerin hepsi Mahzun’un filmindeki gibi değil. Oralarda bazı samimi gönüller var da yaşlılarımızı bütün bütün sokağa terk etmiyoruz; kendileri gibi muhtaç kimselerin arasına bıraksak bile hiç olmazsa bir rahat yatak, bir sıcak çorba imkânı sağlıyoruz. Akabinde, onların da orada var olduğunu zannettiğimiz huzuru duymaları için zorlayıp duruyoruz. “Daha ne olsun, ne güzel yiyip içip yatıyorlar; rahatları yerinde!” der gibi küstahça bir tavır takınıyoruz.

Hâlbuki insan hayvanlar gibi yiyip içen, sonra da yan gelip yatan ve bu şekilde saadete eren bir mahlûk değildir. O, her zaman çevresine alâka duyar. Tabiata açık bir fıtratı vardır. Evlat ve torunlarıyla, hatta torunlarının torunlarıyla münasebet içinde olmayı ister ve ancak tabiatından kaynaklanan bu alâka ve münasebetlerin gereği yerine getirildiği zaman huzur bulur. Şimdilerde bir tüketim mevsimi halini alan anneler veya babalar gününde “dostlar alış-verişte görsün” kabilinden sözde arayıp sormalar ve sun’î tavırlar mutlu etmez insanı. Senede bir eline tutuşturulan bir demet çiçek sadece onun gönlündeki hasret ateşini alevlendirmeye yarar ve hicranını dindirmez. O, alâkaya, sevgiye ve içten bir tebessüme muhtaçtır; onun manevi ihtiyaçlarını yalnızca yeme, içme ve sıcak döşekte uyuma karşılamaz.
Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) de pek çok söz, hal ve tavrıyla anne-baba hakkının gözetilmesi gerektiği üzerinde durmuş; anne-baba hakkına riayet etmemeyi şirkten sonra ikinci büyük günah olarak saymıştır. Anne-babasına hürmette kusur edenin, Hakk’a karşı gelmiş ve kendisine yazık etmiş olacağını belirtmiştir.

Hadis kitaplarında Fahr-i Kâinat Efendimiz’e biat etmek için gelen birinden bahsedilir. Ashab-ı Kiram’ın altın halkasına girmekle şereflenen o sahabi, en kutlu elleri tutar ve “Sana biata koştum ama annem babam arkada hicranla ağlıyorlardı” der. Şefkat Peygamberi (sallallahu aleyhi ve sellem), hemen ellerini geri çeker, memnuniyetsizliği mübarek yüzlerine yansımıştır. O kişiye şöyle seslenir: “Dön anne-babana, dön de ağlattığın gibi güldür onları.”


Süleyman Sargın

About these ads

3 responses to this post.

  1. Posted by gulayozturk on Kasım 16, 2009 at 6:55 pm

    Rabbin, Ondan başkasına kulluk etmememizi ve anne-babaya iyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: “Öf” bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.”(İsra Suresi,23)

    İnsan, anne ve babasına karşı “öf” bile demeyecek kadar saygılı ve hürmetkar bir üslup içerisinde olmalıdır. Alabildiğine alçakgönüllü, anlayışlı ve onlara daima güzel söz söylemelidir. Onlar kendisini yetiştirip büyütürken nasıl emek verdilerse, yaşlılığa eriştiklerinde de, kendisi onlara karşı aynı sabırlı ve şefkati gösterebilmelidir. Sevgi, Allah’ın insanlara verdiği en büyük nimetlerden biridir. Her insan hayatı boyunca çok sevdiği, güvendiği, yakın hissettiği kişilerle birlikte olmak ister. Çünkü Allah insan fıtratını, sevmekten ve sevilmekten zevk alacak, dostluktan ve yakınlıktan hoşlanacak şekilde yaratmıştır.

    Allah, dünyadaki sevgilerin en yücesi olan evlat sevgisini, anne-babaya vermiştir. Bu sevginin hiçbir menfaati ve kuralı yoktur. Bu koşulsuz saf sevgi zaman, zaman bazı evlatlar tarafından fark edilmeyebiliyor. Bu sevgi zengin – fakir ayrımı olmaksızın, her anne – baba için geçerlidir.
    Rekabetin çok olduğu günümüzde, bir takım kuralların dejenere olduğu gibi, aile kavramları da yavaş, yavaş menfaatler ilişkisine dönüşmeye başlamaktadır. Önceleri evlatlarımızın kendilerine öz güvenleri olması düşüncesiyle, onlara her konuda söz hakkı tanındı. Bu söz hakkı zaman, zaman saygı sınırlarının aşılması durumunda, aile içinde huzursuzluğa sebebiyet vermektedir. Daha sonra bazı gençlerin, özgürlük sandıkları yalnız yaşama istekleri doğdu. Sonuç olarak aile üyeleri arasında bazen istenmeyen kopuklukların oluşmasına neden olmuştur.
    Kuran ahlakı tam olarak benimsendiği taktirde, gençler her nerede yaşarlarsa yaşasınlar, böyle durumların oluşması mümkün değildir. Allah bir Kuran ayetiyle bizleri, anne babaya saygı konusunda uyarmaktadır.

    “Biz insana, ‘anne ve babasına’ iyilikle davranmasını tavsiye ettik…” (Ahkaf Suresi,15)

    Unutulmamalıdır ki, akli dengesi bozuk veya çok zor durumda olmadığı sürece, bir anne – baba asla evladını yarı yolda bırakmaz, terk etmez, canı pahasına da olsa onları her türlü kötülüklerden korur. Ayrıca evlatları ne kadar isyankar olursa olsun, anne ve babası ona her zaman şefkat kollarını uzatacaktır.

    “Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır…” (Nahl Suresi,66)

    Ayette de belirttiği gibi, hayvanlara daha dikkatle baktığımızda, ibret alacak çok şey olduğunu görebiliriz. Örneğin yukarıda anlattığım evlat sevgisi, doğada yaşayan en vahşi hayvan için bile aynıdır.
    Çünkü Allah yeryüzündeki tüm canlıları bu içgüdüyle yaratmış ve bilinçaltımıza bu koşulsuz sevgiyi kodlamıştır.
    Bilindiği gibi, yaradılışların en zor ve uzun geçen hamilelik dönemi, insanı dünyaya getirmektir. Ayrıca en uzun süre hayata tam olarak adapta olan, yine insan yavrusudur. Bunlar, “yürümek, konuşmak, temizlik alışkanlığı.” Bu uzun beraberlikteki görevi hep anne üstlenmiştir. Neredeyse doğumundan ölümüne kadar anne, kanatlarını evlatlarının üstüne germiştir. Bu fedakarlığın karşısında anne ve babanın evlatlarından istedikleri sadece saygı ve hoşgörüdür.
    Ancak unutulmamalıdır ki, dünyaya gelen her canlı, yaşarsa er yada geç mutlaka yaşlılığı tadacaktır. İleride kendimize yapılmasını istemediğimiz tavır ve davranışları, bizde anne ve babamıza yapmayalım. Onlara şefkat, hoşgörü, saygı ve sevgiyle yaklaşalım. Onların hayır dualarını alalım.

    Cevapla

  2. Posted by gulayozturk on Kasım 16, 2009 at 6:56 pm

    Ana-babaya iyilik ve ihsan evlât üzerine farzdır, onlara isyan etmek haramdır. Hadîs-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Cennet kokusu beşyüz yıllık mesafeden duyulur Ana-babasını Üzenler ve sılâ-l rahmi terk edenler.bunu duyamaz.) [Taberânî]
    (Ömrünün uzun, rızkının bereketli olmasını istiyen, ana-babasına iyilik etsin, sıla-ı rahmde bulunsun!) [İ. Ahmed]
    [Sılâ-i rahm, ana-baba ve yakın akrabayı ziyaret etmek demektir.}
    (Hanımını anasından Üstün tutana Allah la’net etsin!) [M. Cinan]
    (Allah indinde en faziletli amel, vaktinde kılınan namazdır, sonra ana-babaya iyiliktir.) [Müslim]
    (Ana-babasından biri hayatta olup da, onun rızâsını almıyan, onu küstüren, Cehenneme girmeye müstehak olur.)

    Eshâb-ı kiramdan biri Ya Resûlallah, ana-baba, evlâtlarına zulmetseler de rızâlarını alamıyan yine Cehenneme gider mi?) diye sorunca, Peygamber aleyhisselâm, üç defa (Evet zulmetseler de…) buyurdu (Beyhekî)
    Şu hâlde ana-baba zâlim olup, evlâda zulmetseler de, günah işlemeyi emretseler de, yine onları üzmemeye, küstürmemeye çalışmalıdır! Günah olan emirleri yapılmaz ama, yine de onları üzücü söz söylemek caiz olmaz. Ana-baba kötü bile olsa, yine onlarla iyi geçinmelidir! Ziyaretlerini terk etmek büyük günahtır. Hiç olmazsa, selâm göndererek, tatlı mektup yazarak, telefon ederek, bu günahtan kurtulmalıdır!

    Çocuğun da ana-baba üzerinde hakları
    1- Evlâdın annesini iyi yerden almalıdır! Ya’nî çocuğun annesi olacak kız,sâliha ve iyi bir aileden olmalıdır! ileride, çocuk, annesiyle kötülenmemelidir!
    2- Çocuğa iyi isim koymalıdır! Hadîs-i şerifte buyuruldu kiÜç oğlu olup da, birine benim adımı vermlyen, cahillik etmiş olur.) [Taberânî]
    Ahmed, Mehmed, Mahmûd gibi Peygamber efendimizin isimlerini koymalıdır! Çünkü Allahü teâlâ, (Hatibimin-isminde olan müslümana azâb etmeye haya ederim.) buyurdu.
    3- Çocuğuna Kur’ân-ı kerîmi öğretmelidir!
    4- Çocukları helâl lokma ile beslemelidir! Böyle yapmazsa, haram gıdaların,yemeklerin te’sîri, çocuğun özüne işler çocukta uygunsuz işlerin meydana
    gelmesine sebep olur. Hadîs-i şerifte,(Yiyip içtikleriniz helâl, temiz olsun!Çocuklarınız, bunlardan hâsıl olmaktadır.) buyuruldu.
    5- Çocuğu yedi yaşından itibâren namaz kılmaya alıştırmalıdır!
    6- Çocuğuna ilim öğretmelidir!Dünya ve âhırette kurtuluş ilimledir
    7- Çocuklara iyilik etmelidir! Hadîs-i Şeriflerde buyuruldu kiEvlâdınıza ikram edin, ana-babanın sizde hakkı olduğu gibi, evlâdınızın da sizde hakkı vardır.) [Taberânî](Hediye verirken çocuklarınızın arasında eşitliğe riâyet edin!) [Taberânî]
    8- Çocuğu güzel terbiye etmelidir!Hadîs-i şeriflerde buyuruldu kiÇocuğu güzel terbiye etmek, evlâdın baba üzerindeki haklanndandır.) [Beyhekî]
    (Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız! Onlara müslümanlığı öğretmelisiniz! öğretmezseniz, mes’ûl olursunuz.) [Müslim]

    Cevapla

  3. Posted by gulayozturk on Kasım 16, 2009 at 6:57 pm

    Ana baba hakkıyla ilgili sorular

    Sual: İhtiyar ve salih anam babam yanımdadır. Ancak sıkıntıları çok fazla. Ayrı bir ev tutsam uygun olur mu?

    CEVAP
    İster yanınızda kalsın ister ayrı ev tutun ama onların rızalarını almaya çalışın. Onlara bakmak ihtiyaçlarını karşılamak iyidir ancak hazine bu değildir. Hazine onların rızasını duasını kazanmaktır. Aynı niyetle kayınvalide ve kayınpederinize de öyle davranın. Yani karı koca anne ve babalarınıza iyilik edin dualarını rızalarını alın bu fırsatı kaçırmayın. Çünkü salih ana babanın rızasını almak önemlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
    Orjinal Link: TEVBE EDENLERİN SİTESİ http://www.tevbe.org/forum/ana-baba-hakki/39934-ana-baba-hakkiyla-ilgili-sorular.html

    (Yanında adım anıldığı halde bana salevat getirmeyen kişinin burnu yere sürtülsün. Ramazana erişip de günahları bağışlanmayan kişinin burnu yere sürtülsün. Ana ve babası yanında ihtiyarladığı halde onları razı ederek Cennete giremeyen kimsenin burnu yere sürtülsün.) [Tirmizi İ.Ahmed]

    Sual: Yaşlanmasına rağmen babam namaz kılmıyor annem açık geziyor. Bunları zorlayabilir miyim?

    CEVAP
    Ana baba zorlanmaz. Ana babası günah işleyen çocuk bunlara bir kere nasihat eder. Kabul etmezlerse susar. Onlara dua eder.

    Sual: Babam ölünce annem biriyle evlendi. Bana yardım et diyor. Anneme yardıma mecbur muyum?

    CEVAP
    Kocası zengin olan kadın oğlundan nafaka isteyemez. Oğlu ona yardım etmeye mecbur değildir. Ancak ana baba zengin de olsalar onlara hizmet ve yardım etmeli rızalarını almaya çalışmalı.

    Sual: Babam evlenmeme yardımcı olmuyor. Halbuki bir hadis-i şerifte baba oğlunu evlendirmeye mecburmuş. Babamın benim evlenmeme yardımcı olması gerekmez mi?

    CEVAP
    Baba zengin oğlunu evlendirmeye mecbur değildir. Ama fakir olan oğlunu evlendirmesi vaciptir.
    Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
    (Babanın evladına güzel isim vermesi dinini öğretmesi ve vakti gelince de evlendirmesi evladın babası üzerindeki haklarındandır.) [Hâkim]

    Sual: Ana baba oğlunu namaz kılmadığı ve oruç tutmadığı için zorlayabilir mi?

    CEVAP
    Evet baliğ olmayan oğlunu namaz kılmadığı ve oruç tutmadığı için zorlayabilir tazir edebilir. Ama büyük oğlunu yani baliğ olmuş oğlunu zorlayamaz tazir edemez. Ona nasihat eder.

    Sual: Baba ehl-i sünnet değilse yahut namaz kılmıyor ve içki içiyorsa da bedduası kabul olur mu?

    CEVAP
    Ehl-i sünnet olsa da namaz kılsa içki içmese de haksız olarak beddua ediyorsa bedduası geçmez. Kâfir bile olsa zulmedilmişse onun duası kabul olur. Yaşlı baba (Oğlum bir bardak su ver) dese oğlu da (kalk kendin iç) dese sonra babasına vursa babası da belanı versin dese bu duanın kabul olma ihtimali çok kuvvetlidir. Hadis-i şerifte bildirilen kabul olan dualardan biri de budur.
    Sual: Anam babam ateisttir. İslamiyet’e gericilik diyorlar namazımı bıraktırmaya çalışıyorlar. Bayramda ziyaretlerine gitmesem günah olur mu?

    CEVAP
    Ana baba kâfir olsa da ziyaretlerine gitmek hizmet ve iyilik etmek gerekir. Ama küfre teşvik ederlerse ziyaretlerine gidilmez.

    Sual: Babam vasiyet etmeden öldü. İskatını yapmam caiz midir?

    CEVAP
    Çok iyi olur.

    Sual: Babam (Sigara içersen hakkımı helal etmem) demişti. Şimdi öldü. Sigara içebilir miyim?

    CEVAP
    Evet.

    Sual: Kötü iş yapan ana-babamı sevmemem günah mı?
    CEVAP
    Dinin yasakladığı iş ise sevmemek günah olmaz.

    Sual: Yatalak hasta olan annesinin altını oğlu temizleyebilir mi?
    CEVAP
    Bu hizmeti yapan kadın bulunmazsa oğlu da yapar.

    Sual: Memlekette babamın dostları var. Onları ziyaret etmem gerekir mi?
    CEVAP
    Salih olan babanın salih olan dostlarını ziyaret etmek onlarla dost olmak gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (En iyi iyilik babasının vefatından sonra onun dostlarını yoklamaktır.) [Müslim]

    (Babanın dostluğunu koru dostlarıyla dost ol. Şayet babanın dostluğunu korumazsan ü teâlâ da senin nurunu söndürür.) [Buhari]

    (Baba dostuna iyilik babaya iyilik demektir.) [Taberani]
    İmam-ı Rabbani hazretleri (Evlada yapılan iyilik de babaya yapılmış demektir) buyuruyor. O halde çocuklarına iyilik etmek ölmüş veya yaşayan babaya iyilik etmek demektir.
    Orjinal Link: TEVBE EDENLERİN SİTESİ http://www.tevbe.org/forum/showthread.php?t=39934

    Sual: Fakir olan ana ve babaya zengin olan kız çocuğunun da nafaka vermesi bakması gerekir mi?
    CEVAP
    Evet nafaka vermesi ve bakması gerekir. Kız ve oğlan çocuklar eşit miktarda nafaka verir.

    Oğlunun oğlu ile kızı bulunan ana ve babaya yalnız kızları bakar. Halbuki mirası kız ile torun yarı yarıya alır.

    Ana babaya nafaka
    Sual: (Sen de malın da babanındır) hadisine göre evladın malı babanın mıdır? Baba evladının malını istediği gibi harcayabilir mi?
    CEVAP
    Hayır. Evlat zengin babaya bakmaya mecbur değildir. Zengin evladın fakir olan Müslüman ana babaya nafaka vermesi farzdır. Baba kendi nafakası için oğlunun malını satabilir; fakat binayı toprağını satamaz. Anne ise nafaka yapmak için oğlunun malını satamaz. (Nikaye)

    Fakir evladın fakir babasına nafaka vermesi farz değildir. Fakir olan ana babasını kendi evine alıp birlikte geçinirler. (Fetava-i Hayriyye)

    Fakir baba kaybolan büyük oğlunun yalnız menkul mallarını kendi nafakası için satabilir. Binasını toprağını satamaz. (Dürer-ül-hükkam)

    Baba bedduası
    Sual: Babam ve ağabeyim Avrupa’da çalışıyor. Babam Türkiye’deki yengemin yanında kalmamı söylüyor. (Eğer yengenle kalmazsan hakkımı helal etmem) diyor. Yengemle aynı evde kalmam doğru mudur?
    CEVAP
    Yenge ve baldız yabancı kadındır. Beraber kalınmaz haram olur. Babanın dine aykırı olan bedduası geçerli olmaz. Babayla münakaşa etmemeli günaha önem vermiyorsa başka bahane bulmalı.

    Fasık ana baba
    Sual: Fasık ana babanın her emrine itaat etmek gerekir mi?
    CEVAP
    Her emrine itaat gerekmez. Dine aykırı emirlerine asla itaat edilmez. Namaz kılma tesettüre riayet etme şu günahı işle gibi emirlerine asla itaat edilmez. Ana ve babanın böyle itaat lazım olmayan emirleri yapılmadığı zaman özür ve bahane bulmalı ve yumuşak söylemeli. Yani itirazı isyan ve hakaret şeklinde olmayıp bir bahaneyle olmalıdır. Mesela niye içki içmedin denince midem ağrıyordu gibi bir bahane bulmalıdır. Yahut fasık baba (Beni arabanla meyhaneye götür) dese bir bahaneyle götürmemeli (Önemli bir işim var) gibi bir şeyler demelidir. Ama meyhanede sızıp kalmışsa arabasına alıp evine getirmesi gerekir. Mubah olan emirlerini yapmaya çalışmalıdır.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 72 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: