RSS

Ey insan… Sana sesleniyorum sana !!!

27 Ara

Ey insan…
Sana sesleniyorum sana…

Her sabah her şeye bir önceki birikimlerinle bıraktığın yerden yeniden başlayan, yeniden derlenip toparlanan, bütün bir gece boyunca, bedeni ve bilinciyle aklı ve ruhu ile mutlaka çözümlenmesi gereken sorunları uyku altında tartışan insan!
Sana sesleniyorum…

Aklın veya duyguların, bilincin, şuurun ile bazen nesnel gerçeği, belki kainatı belki nefsini, belki YARATICIYI tanıyacak olursun; fakat hakikatin peşinden İbrahimvari bir şekilde gitmediğinden, inandığın değerlere sahip çıkmadığından bir serap misali kaybolur bütün güzellikler…

Nedir seni bu kadar rahatsız eden ey insan!…

Amaçlarını iyi saptamamış, ideallerini yüksek tutmamış, hayatın zorunlu yasaları ışığında gelişen hakikatlere uzak kaldığından mıdır? Bugüne kadar belki birçok kitap okudun. Her okuduğun seni alıp kendi mantığı içinde sana bir fikir verdi. Ama aradığın temel sorunun cevabını bir türlü bulamadın. Ne arıyordun ey insan, insanlık ne arıyordu. İnsanlığın kaybettiği yitik malı neydi? Bir yanda dünyaya gözünü açtığı andan itibaren algıladığı, öğrendiği, edindiği kişisel, toplumsal alışkanlıklar, bir yandan tepeden tırnağa değişmemizi emreden, boyası ile boyanmamızı isteyen YÜCE ZAT…

Ey insan,
Kendini değiştireceksin, değiştirmek zorundasın. Bütün hayatın ilahi nizamın mihenkine vurup yaşayacaksın. Hayatı hayat verenin yolunda harcamalısın. Yüce Yaratıcının kanunlarına aykırı, alışılmış ölçüleri ve o ölçüler içinde onların yetmezliğinden doğan yeni ölçüleri kabul etmemelisin. Yapında yer almış bütün putları kıracaksın.

Ey insan!
Kendini bu dünyada ebedi yaşayacak zannettiğinden midir yanılgıların? Bilmez misin kişinin kalbini dünya sevgisi kapladı mı artık onun ilacı yoktur. Arı misalini bilir misin? Arı bala konuyor, lezzetlendikçe batıyor, lezzetlendikçe batıyor, neticede nimete bata bata kendini kurtaramıyor ve boğuluyor. Aynen öyle de insan da zevklerine dalması, aşırı servet ve şehvet peşinde koşması ve lükse hayranlığı bataklığa götürüyor.

Ey insan!

Kendi gerçekliğini, toplumsal gerçekler ile birleştirmelisin. Çünkü sen sosyal bir varlıksın. İçinde bulunduğun toplum ile o toplumu ayakta tutan dinamiklerin (din, dil, örf…) kıymetini bilmelisin. Toplumun sıkıntıları, kalbini yaralaması lazım. İnsanlığın sürüklendiği ya da sürüklenmek istendiği kaosa çözümlerin olabilmeli… İnsanlık er geç insanca yaşama ateşini kalbinde hissedecektir. O zaman insanlığın özlediği, belki bir ömür yaşamayı arzu ettiği günlerin gelmesine bir nebze de olsa senin payının olması seni mutlu edecektir.

Ey insan!
Umutla yaşamayı bileceksin. Mutlu yarınlara ulaşmak; geleceğe umutla bakmakladır. Yaşanılan bütün sıkıntıların, başa gelen her hadisenin; kainatı bütün güzellikleriyle Yaratan, bir yaprak tanesi dahi O’nun (cc) izni olmadan yere düşmeyen, beni benden daha iyi bilen RABBİMİN izni ile olur.’ İnancında olmalısın.

Ey in san!

Zamanını boşa geçirmemelisin. Şunu bil ki; insanlığın değerini bilmediği nimetlerden birisidir zaman. Şu kısacık dünya hayatında lüzumlu vazifeler pek çoktur. Bütün zamanını kainatın tılsımını keşfetmek için veya “Bu kainatın Sultanı bizden ne istiyor?” Sorusuna cevap aramakla geçsin. Zamanını kabir ve uhrevi alemde yoldaşlık yapacak ilim tahsiline, ALLAH’ın(cc) anıldığı dost meclislerine ver.

Bediüzzaman hazretlerinin dediği gibi; “Ey insan şu kainattan maksad-ı ala, tezahürü rububiyete karşı ubudiyeti külliyeyi insaniyedir.” Yani insanın Yaratılış amacı kulluktur.

M. Şirin Turgut
KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ”

Hz.MUHAMMED
(S.A.V.)
 
3 Comments

Posted by Aralık 27, 2009 in makale

 

Etiketler:

3 Responses to Ey insan… Sana sesleniyorum sana !!!

  1. gülay

    Aralık 28, 2009 at 12:04 am

    Ümmetim öyle bir zaman görecek ki vücutlarında elbiseler yıprandığı gibi kalplerinde Kur’an-ı Kerim yıpranacaktır. Davranışlarında korkusuz bir tamahkârlık olacaktır. İyilik işleyen “bu iyiliğim kabul olunur”, kötülük işleyen de “affedilir” diyecektir. Bu Hadis-i şerif’te Peygamber Efendimiz; , bugünü ve yarını anlatıyor. “Ümmetim öyle bir zaman görecektir ki vücutlarında elbiseler yıprandığı gibi, kalplerinde Kur’an-ı Kerim yıpranacaktır.”Bir insanın kalbinde Kur’an-ı Kerim nasıl yıpranır? Kur’an-ı Kerim okumakla yıpranmaz zannedersiniz; ama yıpranır, nasıl yıpranır? Kur’an-ı Kerim ile amel edilmedikçe Kur’an-ı Kerim yıpranır. “İnsanlar Kur’an-ı Kerim ile amel etmeyi ne zaman bırakacak?” diyor Peygamber Efendimiz. Nefsine o kadar hizmet edecek ki Kur’an-ı Kerim ile amel etmek ona zor gelecek. Bu dönem beş vakit namazın zor geldiği bir dönem; bu dönem oruç tutmanın, hacca gitmenin imkân olana zor geldiği bir dönem. İşte Kur’an-ı Kerim’in gönülde yıpranması, gönülde eskimesi bu demektir.“Davranışlarında korkusuz tamahkârlık olacaktır.”Bugünün insanı, sizler; görüp de tamah etmediğiniz ne var bu zamanda? Çarşıya çıktığınız zaman vitrinlere, bir yere gittiğiniz zaman çevreye; ama iyiye güzele değil, mala-mülke tamah ediyorsunuz. Sizler kendinizi düşünürseniz, sizler muhasebenizi yaparsanız; mala-mülke, dünyaya tamah ettiğinizi göreceksiniz.Üstelik tamah etmekle de kalmıyor dünya insanı, Allah(c.c) adına hüküm vermeye, Allah(c.c) adına karar vermeye de yetkili görüyor kendini. Suçüstüne suç, günah üstüne günah işliyor.Diyor ki “Ben bu iyiliği, bu hayrı yaptım ya.” ya da “Bu sözü söyledim ya Allah(c.c) nasıl olsa affeder.” Ne yaptınız siz? Allah(c.c) adına karar verdiniz, yani Allah’ın affedici yönüne el uzattınız. Bu Hadis-i Şerif bu gibi insanların bugünkü durumunu, bundan sonraki durumunu çok açık ve net bir şekilde anlatıyor. En büyük hata tamahkârlık, en büyük günah da Allah’ın Sıfatlarına el uzatmaktır. Bir düşününüz, bu gibi sözleri siz söylemediniz mi? Bir düşününüz, bu gibi tamahkârlıkları sizler hiç yapmadınız mı?

     
  2. gülay..

    Aralık 28, 2009 at 6:48 pm

    Zina ve fuhşa bulaşmamak için sizi tahrik edici ortamlardan, cinselliği teşvik eden yayınlarla muhatap olmaktan, özendirici hayal, bakış, konuşma gibi eylemlerden uzak durun. Mesela bir çay içmek için okuduğunuz okulun kafesine gittiğinizi düşünelim. Orada otururken sehpanın üzerinde bir gazete veya dergi gözünüze ilişmiş olsun. Şimdi siz daha önceki tecrübelerinizden o gazete veya dergide müstehcen resimlerin olduğunu biliyorsunuz. Bu durumda yapacağınız şey o gazete veya dergiye hiç elinizi sürmemek. Elinize aldığınızda mutlaka o hoş olmayan görüntüler gözünüzü ve gönlünüzü kirletecektir. Bunun dışında mesela çok lüzumlu olmadığı takdirde internete girmeyin. Mail kutunuza gelen cinsel içerikli mailleri açmayın. Bilgisayarınıza bu tarz sitelere girmeyi engelleyen programlar yükleyin.Maalesef televizyonlarımız reklam veya diğer programlarda günün her saatinde şehevi duyguları tahrik edici yayınlarla dopdolu. O yüzden televizyon izlemekten ziyade radyo dinlemeyi tercih edin. Günlük hayatımızda karşılaşabileceğimiz bu türlü ortamları daha da çoğaltabiliriz. Rabbimiz bize bir irade vermiş. Bu irademizi hayır istikametinde kullanmalı, bizi günaha davet edici atmosferden fersah fersah uzak olmalıyız.

     
  3. gülay..

    Aralık 28, 2009 at 6:59 pm

    Beyazıd-ı Bestami büyük velilerdendi. Allah’ın sevgisini kazanmış bir zattı. Hatta bazen hayvanlara bile sözü geçerdi. Bir gün değirmenden evine dönerken ormanda yaşlı bir kadına rastladı. Kadının omzunda dolu bir un çuvalı vardı. Yükü ağırdı. Oflaya puflaya taşımaya çalışıyordu. yaşlı kadının bu haline acıyan Beyazıd-ı Bestami hazretleri ormanda kükreyerek dolaşan aslana yaşlı kadının yükünü taşımasını emretti. Aslan uysal bir şekilde yanlarına geldi. Beyazıd-ı Bestami hazretleri, kadının çuvalını aslanın sırtına yükledi. Hep birlikte köye dönmeye başladılar. Yolda Beyazıd yaşlı kadına: Köyde sana bu çuvalı nasıl getirebildin? Kim yardım etti, diye sorarlar. Onlara ne cevap vereceksin, dedi. Yaşlı kadın kızgın bir ifade ile: Aynen şunları söyleyeceğim:‘Zalim ve riyakâr Beyazıd-ı Bestami’ye rastladım böyle böyle oldu’ diyeceğim. Büyük veli çok şaşırdı. O kadar yardım ettiği halde yaşlı kadının böyle konuşmasını anlayamamıştı. Dayanamayıp sordu: İyi ama ben sana yardım ettim. Neden, zalim ve riyakâr olduğumu düşünüyorsun, ne kusur işledim? – Yaşlı kadın: Daha ne yapacaksın; ormanların kralı aslana eşek muamelesi yaptın! Bana kerametini gösterdin! Bundan daha büyük riyakârlık mı olur. Bu hikâyenin devamında bizzat büyük veli kendisi anlatıyor: “Hayatta aldığım en büyük ders budur. O sert yüzlü yaşlı kadının tok sesini kulaklarımdan atamadım. Böylelikle içimdeki gösteriş ve riya gibi kötü hasetleri attım.

     

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.