RSS

Aylık Arşiv: Ocak 2010

Sen Yeter ki, Herşeyin Sahibi’ne (c.c.) Teslim Ol ..!‏

Dertler, acılar ve çaresizlikler… İnsan eli kolu bağlı bir vaziyette Rabbi’ne (c.c.) teslim olduğunda, karanlıklar aydınlığa döner… Herşeyin en iyisini bilen O’dur (c.c.). Bizim gidecek başka kapımız mı var?
Keşke, Rabbimize her zaman niçinsiz ve nedensiz olarak teslim olabilsek… O’nu (c.c.) bilip vicdanımızda O’nun (c.c.) irfanına erdikten sonra mükellef olduğumuz hususlar mevzuunda “niçin böyle oldu?”, “neden bunlar hep benim başıma geliyor?”, “ALLAH’ım (c.c.) neydi günahım!” demeden sadece ve sadece teslim olmamız nispetinde O’na (c.c.) karşı şükran borcumuzu eda edebilsek… Kapısının sadık tasmalı kulları olarak yüzümüzü kapısının eşiğinden ayırmayıp “Rabbim (c.c.) günahkar kulun kapına geldi.. bahtına düştüm..” deyip kendimizi O’nun (c.c.) rahmet kollarına bırakabilsek…

Sözün burasında bir misal olması bakımından kadınlık dünyasının sultanlarından Hz. Hacer Validemizin teslimiyetini nazarlara arz edelim. Hz. İbrahim, kucağındaki çocuğuyla birlikte Hz. Hacer anamızı ekinin bitmediği, suyunun olmadığı kupkuru bir çöle, şimdiki adıyla Mekke’ye bırakmakla emrolunur. Eşini ve biricik oğlunu orada bırakan Hz. İbrahim geriye döner. Biraz ilerlemiştir ki, arkadan ağzı kevser içesi, Rasul-i Ekrem’e gerçekten nine ve anne olacak büyük kadın Hz. Hacer’in sesi duyulur: “Ya İbrahim, Ya İbrahim! Bizi burada bırakman ALLAH’ın emri mi yoksa kendi isteğin mi?” Bunun üzerine Hz. İbrahim, “ALLAH’ın emri ile seni buraya bıraktım Ya Hacer” der. Bu sözleri duyan Hz. Hacer’in dudaklarından şu sözler dökülür: “Madem ALLAH’ın emriyle getirip bizi buraya bıraktın, gayri ALLAH bizi terk etmez. ALLAH’a teslim olmak, emrettiği şeyleri yerine getirirken, bizi zayi ve terk etmeyeceğine inanmak lazım.”

BAHTINA DÜŞTÜM YA RABBİ!

O sırada başta İki Cihan Serveri Fahri Kainat Efendimiz (S.A.V.) olmak üzere kıyamete kadar gelecek nurlu halkanın başı, onların şerefli dedeleri Hz. İsmail bir çocuktur. Başında koruyucu olarak anasından başka kimsesi yoktur. Etrafta su ve yiyecek namına bir şey görülmüyordu. Hz. İbrahim eşini orada bırakıp uzaklaştıktan sonra bütün yük, Hz. Hacer’in omuzlarına kalmıştır. Ama o, “Rabbin emriyle olduktan sonra gam yemem” diyordu. Biraz sonra çocuk susayınca ağlamaya başlar. Anne bir yudum su bulabilmek için sağa sola koşar. İlk gözüne ilişen Safa tepesi olur. Safa kapısından dışarı çıkar, “Acaba bir yerde su görebilir miyim.. suyun alameti olan kuşlara şahit olabilir miyim.. ben ne olursam olayım ama şu yavrucuk ağlıyor ve içim parçalanıyor” duygu ve düşüncesiyle tepeye tırmanır.

Safa’da bir şey göremeyince Merve tepesine tırmanır ve Safa ile Merve arasındaki bu geliş gidişler yedi defa olur. Dört defa gider, üç defa gelir. İyice yorulan ve takati kalmayan Hz. Hacer anamız, “Artık bittim Ya Rabbi. Bütün sebeplere sarıldım. Bu yavruyu bırakıp gidemem. Senin emrine muhalefet de edemem. Bahtına düştüm” diye inler. Bu içten yapılan dua, Cenab-ı Hakk’ın (c.c.) rahmetini harekete geçirir ve ilahi emirle Hz. İsmail ayağını yere vurunca yerden bir su (zemzem suyu) fışkırır. Ve bu sudan hem anne hem de çocuğu kana kana içerler. Evet Hz. Hacer validemiz, teslimiyetinin meyvesini böyle görür ve aynı zamanda kıyamete kadar gelecek olan müminlere de nice dersler verir. (İbn Sad, Tabakat, 1/50-164)

Musibetlerimizi def edecek, bizi huzura kavuşturacak, gönül dünyamızda zemzemler fışkırtacak, bizi iman ufkuna ulaştıracak, kanayan yaralarımızı dindirecek ve bize inşirah verecek olan sadece ve sadece Rabb’imizdir (celle celâluhu). Biz, sebeplere sonuna kadar sarılıp ALLAH’ın (c.c.) bize verdiği imkanları kullanacağız. İşte bu noktadan sonra ALLAH’ın bitip tükenme bilmeyen kudret ve kuvvetine şahit olacağız. Gecemiz gündüz olacak, şafaklar atacak, ak horozlar ötecek, çatlak sesler dinecek, meseleyi ters anlayanlar kaybolup gidecektir. Bize düşen niçinsiz ve nedensiz olarak teslim olmak, sadakatle O’nun (c.c.) kapısından ayrılmamak ve bir ömür boyu O’nu (c.c.) tanıyıp tanıtmaya çalışmaktır.

KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ”

Hz.MUHAMMED
(S.A.V.)
 
 
9 Comments

Posted by Ocak 30, 2010 in Yazılarım

 

Etiketler:

KOMŞULARIN HUZURUNU KAÇIRMAYALIM!‏

Ceyda ARIN

Rabbimiz “Allah sizin için evlerinizi bir huzur ve sükun yeri yaptı” buyurur. (Nahl, 80) Büyüklerimiz de huzur ve muhabbet bulunan yer manasında hane-i saadet, saadethane ifadesini kullanmışlar evlerimiz için. Evler, her türlü sıkıntıdan uzaklaştığımız, sükûna erdiğimiz sığınaklarımızdır ve elbette huzurumuza kimsenin gölge düşürmeye hakkı yoktur. Bu nedenle komşuluk adabı sandığımızdan daha önemlidir.

HOŞLANMADIĞIN ŞEYİ BAŞKASINA YAPMA

Read the rest of this entry »

 
Leave a comment

Posted by Ocak 29, 2010 in Diğer Konular

 

CUMA DUASI

İki dua vardır ki, asla ve asla ret olmaz
Dua eden ile Allah arasında, perde olmaz
Zulüm gören kişinin duası, hiç ret olmaz
Müminin gıyabında yapılan dua, ret olmaz

Günlerden bugün Cuma, Cumanız mübarek olsun
Allah’ın selamı ve rahmeti, üzerinize olsun
Gününüz aydın, işleriniz hep, yolunda olsun
Hasta olan kardeşlerimize, bu dua şifa olsun

Kısmetiniz bol, bereketli olsun
Geceniz gündüz gibi, aydınlık olsun
Yolunuz açık, gönlünüz nur olsun
Her gününüz bol, bereketli şen olsun

Melekler daima, duacınız olsun
Yüreğiniz ferah, İlhamınız bol olsun
Sevgili peygamberimiz, şefaatçiniz olsun
Cennetin sekiz kapısı, nasibiniz olsun

Sıkıntı çekenlerin, sıkıntıları yok olsun
Borçlu olanların, borçları hep eda olsun
Küs olanların, her birinin barışması olsun
Allah’ın selamı ve Cumanız mübarek olsun

Fikret Gürsoy

 
43 Comments

Posted by Ocak 29, 2010 in şiir

 

CUMA DUASI

İki dua vardır ki, asla ve asla ret olmaz
Dua eden ile Allah arasında, perde olmaz
Zulüm gören kişinin duası, hiç ret olmaz
Müminin gıyabında yapılan dua, ret olmaz

Günlerden bugün Cuma, Cumanız mübarek olsun
Allah’ın selamı ve rahmeti, üzerinize olsun
Gününüz aydın, işleriniz hep, yolunda olsun
Hasta olan kardeşlerimize, bu dua şifa olsun

Kısmetiniz bol, bereketli olsun
Geceniz gündüz gibi, aydınlık olsun
Yolunuz açık, gönlünüz nur olsun
Her gününüz bol, bereketli şen olsun

Melekler daima, duacınız olsun
Yüreğiniz ferah, İlhamınız bol olsun
Sevgili peygamberimiz, şefaatçiniz olsun
Cennetin sekiz kapısı, nasibiniz olsun

Sıkıntı çekenlerin, sıkıntıları yok olsun
Borçlu olanların, borçları hep eda olsun
Küs olanların, her birinin barışması olsun
Allah’ın selamı ve Cumanız mübarek olsun

15.01.2010
Fikret Gürsoy
ARAŞTIRMACI-YAZAR-ŞAİR-PROGRAMCI

Funny Pics Flower Images Flower Pics

 
3 Comments

Posted by Ocak 28, 2010 in Dua

 

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma..”

Şerefli dinimiz İslam,Tevhit sancağını yeryüzünde Dalkalandırmak,dinimizi,imanımızı,Vatan ve mukaddesatımızı Korumak için cihat etmeyi,savaşmayı Müslümanlara farz Kılmıştır..
Bu sebeple,kalbinde Allah’a inanmanın heyecanını duyan,Gönlünde Vatan sevgisi taşıyan,barış dini olan islam’ı Kabul etmenin şerefine eren her Müslüman,gerektiği an canı ile,Malı ile savaşacak ve bunu en mukaddes bir vazife bilecektir.
Evet,Müslüman,yeryüzünde hiçbir kuvvetin kendisini dininden,Vatanından,Hakkı açıklamaktan geri koyma tehlikesi kalmayıncaya
Ve Allah’ın dini en üstün oluncaya kadar durmadan cihat edecektir..
Bu,her Müslüman için vazifedir..
Yüce Rabbimiz (Enfal,39.Bakara,193)söyle buyuruyor bizlere..
“Yeryüzünde bir fitne kalmayıncaya ve din tamamiyle Allah’ınoluncaya kadar onlarla savaşın.”
Yüce Rabbimiz bu emirlerini alan hiçbir Müslüman ,dini için,imanı için,Vatan için Allah yolunda savaşmaktan geri duramaz..YER YERİNDE OYNASA,DENİZLER KAYNASA,FIRTINALAR KOPSA,VOLKANLAR FIŞKIRIP KUDURSA,YİNE O,BÜTÜN ARZUSU İLE SAVAŞA KOŞAR..
Allah’ın verdiği canı ve malı yine Allah’a teslim etmenin zevkine erer.
.Bilir ki o,“Şüphesiz Allah,mü’minlerin canlarını ve mallarını Cennet mukabilinde satın almıştır.
”(Tövbe ,111 )
Cihat,sadece harp meydanında düşmanla yapılan muharebe değildir..
İnsanları (Allah kulu olmaktan )alıkoyan her güçle mücadeleCihaddır..
Nefisle,küfürle,ve her çeşit ahlaksızlıkla mücadele cihaddır..
Dinini ve Vatanını korumak için de Allah yolunda savaşırken hayatını kaybeden Şehitler,sadece bir kurşun,bir mermi parçasıyle ölen insan değil…
İslam ruhunun yüceliğini kanı ile yazan kahramandır..
O,toprağı kanlı elbiseleri ile kefensiz kuçaklayan Müslüman..O,”dinim yaşasın ,Vatanım aziz olsun “diye şehadet şerbetini İçen mü’min….
O,Allah’ın yalnız Müslümanlara verdiği en büyük rütbe ve makamaUlaşan savaşcı..
O büyük şair Akif’in..“EY ŞEHİD OĞLU ŞEHİD,İSTEME BENDEN MAKBER..SANA AĞUŞUNU AÇMIŞ DURUYOR PEYGAMBER.!”Diye vasfettiği şanlı askerdir..
O,Bedir’de,Uhud’da Malazgirt’te,Çanakkale’de“Allahu Ekber,Allah Allah “sesleri ile düşmanı mağlup eden mukaddes ruhudur..
Şehitlik öyle bir rütbedir ki,dilin kıpırdamasından,dudağın oynamasından,boğazın titremesinden meydana gelen “ölü” kelimesi Onları ifade edemez..
Zira onlar,Hak aleminde diridirler..
“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma..Bilakis,onlar Rableri katında diridirler,rızıklanırlar.”(Al-i İmran,169)
IPB Image

 
Leave a comment

Posted by Ocak 25, 2010 in Yazılarım

 

Etiketler:

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.