SEVGİ RİSALESİ
“Sevginin ölümsüz meyvesine ulaşmak için; kaliteli bir tohuma (Aşk) verimli bir toprağa (Kalp) fedakâr bir bahçıvana (Âşık) ihtiyaç vardır.”
Sevgi…
Mutluluk ağacının en güzel meyvesi…
Sonsuza dek uzanan hayatın perdesi…
Sonsuzluk aracının tükenmez yakıtı…
Ömür sermayesinin şifalı ilacı…
Sevmek emektir…
Sevmek vermektir…
Sevmek adamaktır…
Sevmek tanımaktır…
Eşref-i mahlûkat
Ahsen-i takvim olanı
Yaratandan ötürü sevmektir…
Sevmek…
Paylaşmasını bilmek
Hataları silmektir…
Sevmek…
Aşk ateşinde yanarak
Muhabbet ırmağından dolarak
Geniş yürekli olarak
Gerçek aşkı bulmaktır…
Yaratılanı sevgiyle kucaklamak
Sevgiyi yürekte hissetmek
Kalbe sevgi tohumu ekerek
Gönül eri olmak…
Sevmek…
Havadaki yağmurdan
Çiçekteki misk kokudan
Gökyüzünün maviliğinden
Denizin renginden
Bitkilerin yeşilliğinden
Sıcacık bir gülüşten
Tatlı bir dilden
Zevk alıp mutlulukla dolmaktır…
Sevmek…
Bülbülün yanık sesiyle
Goncanın açmasıyla
Aşk gemisinin rotasıyla
Muhabbet adasına varmaktır…
Sevgi tezgâhını kurup
Buz dağlarını yıkmaya
Kilitli kalpleri açmaya
Barış rüzgârları estirmeye
Gönül kapılarını
Sonuna kadar açık tutmaya
Sevda yüklü kervanlara katılmaya var mısınız?
Âzerin yanında İbrahim (a.s)
Firavun sarayında Musa (a.s) gibi
Ateşte açan çiçekler olmaya var mısınız?
Gönüllerimiz kırık
Aklımız karışık
Zihnimiz bulanık
Dertlerimiz öbek öbek yığılmış olsa da
Sevda bulutlarına selam durmaya
Sevgi limanına demir atmaya var mısınız?
Sevgi, kâinatın mayası
Sevgi, hakikatın aynası
Sevgi, ölümsüzlük iksiri
Hiç itiraz etmeden
Başını önüne eğip
Gülün dikene katlanmasıdır…
Sevmek, cesarettir
Bedenler emanettir
Sevgi, yaşanan güzelliktir
Sonsuza kadar sevmeye var mısınız?
Sevmek meydan okumaktır
Sevmek muhabbet girdabında yok olmaktır…
Sevgi, aşkın selidir
Sevgi, ruhun elidir
Sevgi, gönlün dilidir…
Sevgi, bağlanmanın sırrıdır
Sevgi, ruh fırtınalarını dindiren güçtür
Acılar içinde lezzet
Elemler içinde mutluluk aramaya
Sevgi çağına koşmaya var mısınız?
Gerçek aşkı bilenler
Pes ederek vazgeçmez
Ölümüne severek
Ben de varım diyerek
Gerçek aşkı bilerek
Sevgi bağına girmeye var mısınız?
Sevgi, mutluluğun şifresi
Sevgi, çözümün adresidir
Sevgi, gizemli bir bakışta
Sevgi, perdedeki nakışta
Sevgi, yüreğe akıştadır
Sevgiyle donanır yücelir başlar
Sevgiyle ruhlarda muhabbet başlar
Sevgiyle aşılır koskoca dağlar
Sevenin feryadı yüreği dağlar
Gülistan içinde yemyeşil bağlar
Sevgiler insanı yürekten bağlar
Vuslat hasretiyle sevenler ağlar
Aşk ile örüldü sökülmez ağlar
Sevgi…
Kalpleri dirilten muhteşem sır
Sevgi…
Buzları eriten mükemmel nur
Şimdi sevme zamanı…
Hep beraber olmaya
Muhabbete dalmaya
Âşıklarla kalmaya
Sevgi gemisinde yer almaya
Bu kutlu yolculuğa var mısınız?
31.07.2008



beyda
Mart 19, 2010 at 9:34 am
NEYE AĞLAMAK?
Ağlamak büyük bir meziyettir. Her yürek ağlayamaz bazen bir kuran okuyuşuna bazen de günahların affına bazen de insan kardeşleri için ağlar. ALLAH katında makbul insanlar ALLAH ’u teala’yı anıp gözyaşı döken insanlardır.
ALLAH u teala şöyle buyurmuştur:
“Ağlayarak yüzüstü kapanırlar. Kur’an onların huşuunu arttırır” (İsra suresi/109)
Ebu hureyre’den (r.a) rasulullahın (s.a) şöyle buyrulduğu rivayet edilmiştir;
”Yedi sınıf insan vadır ki kendi gölgesinden başka gölgenin olmadığı bir günde ALLAH onları arşının gölgesi altında gölgelendirir: Bunlar Adaletli devlet başkanı ALLAH’a ibadetle yetişen genç Kalbi mescitlere tutkun kimse! ALLAHrızası için birbirini sevip bu sevgi ile bir araya gelip bu sevgi ile ayrılan iki kişi mevki sahibi güzel bir kadının zina teklifine ”ALLAH’tan korkarım” diye cevap veren kimse sağ elinin verdiğini sol eli duymayacak şekilde gizli sadaka veren kimse kendi başına kaldığı zaman ALLHA’ı anarak gözyaşı akıtan kimse”
(Buhari ve Müslim)
Bazen hangimiz istemeyiz ki Rabbe yalvarmak yalvarırkende hıçkırıklra boğulmak: Doyasıya ağlamak hıçkırmak. Rabbimiz bizi bilen bizi duyandır. İnş o affettiği kullar zümresine bilerde dahil oluruz.
Abdullah b eş-Şıhhır (r.a) der ki
”Peygamberimizin yanına gelmiştim namaz kılıyordu. Ağladığından göğsünden kaynayan tencere sesi gibi bir ses geliyordu” (Tirmizi ve Ebu Davud)
Enes (r.a) der ki;
Rasulullah (s.a) bize şimdiye kadar işitmediğimiz bir hudbe okuyarak şöyle buyurdu;
”Eğer bildiğimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız” Enes (r.a) der ki; Rasulullah’ın ashabı bu söz üzerine yüzlerini örttüler hıçkıra hıçkıra ağladılar.” (Buhari ve Müslim)
İbn Mesud’dan (r.a) rivayet edilmiştir;
”Rasulullah (s.a) bana ”kuran oku” dedi” Ya Rasul! Kuran sana inmişken ben nasıl okurum dedim. O da ”Onu başkasından duymak istiyorum” dedi. Nisa suresini okudum. ”Her ümmetten bir şahit getirip seni onlar üzerine şahit getirdiğimiz zaman onların hali nolacak?” ayetine gelince ”Şimdilik bu kadar yeter” buyurdu. Bir de baktım ki gözleri yaşla dolmuştu.”
(Buhari ve Müslim)
İbrahim b. Abdurrahman b. Avf der ki
”Oruçlu olduğu bir gün Abdurrahman b. Avf’a iftar yemeği getirildi. O da şöyle dedi; ”Benden daha değerli olan Mus’ab b. Umeyr şehid edildiğinde hırkasından başka kefenleneceği bir şeyi bulunmamıştı. Onunla başı örtülse ayakları ayakları örtülse başı açık kalıyordu. Sonra bize dünyalıktan verildi de verildi. Öyle ki iyiliklerimizin karşılığı dünyada verilmeye başlandı ahiret e bir şey kalmayacak diye korktuk” Bu sözleri söyledi ağlamaya başladı ve iftar edemedi” (Buhari)
Ağla faziletli kul kendin için şu vefadan yana yüz çevirmeyen hal ve tavrın için ağla Ağla ey gönlüm ağla Ağla ki günahlarını silip götürecek başka bir dermanın yok Gurbet içre gurbeti soluklarken her an faniliğinle fanilere takılıp kalmana ağla..
Aşkın bir Kevser suyu gibi iliklerine kadar işleyip seni ayağa kaldırdığı şu vakitte ağla ve sığın o Yüceler Yücesi ALLAH’ına Bak O ne kadar yakın ne kadar enîs…
O Güzeller Güzeli ne sığın ve faniliğe bürünmüş bütün güzellik timsallerinden sıyrıl Dünyada bulunan her şeyden daha kıymetli kalbini
onun emrine ver
O nu anki seni ansın…hep..
”
sohbet chat odaları
Mart 28, 2010 at 3:39 pm
güzel bir şekiLde okudum herkesin emeğine sağLık