RSS

Acizliğinizin varkına varın.!!

20 Nis

Yüce Mevla, acizliğinin farkına varan, muhtaç olduğunu hisseden ve tevbe eden kuluna merhamet eder,
kalbine muhabbetini koyar.

O kul bu muhabbet ile bütün müminleri sever ve hayırlarda yarışır.


 
2 Comments

Posted by Nisan 20, 2010 in Yazılarım

 

Etiketler:

2 Responses to Acizliğinizin varkına varın.!!

  1. gulayozturk

    Nisan 20, 2010 at 10:09 pm

    Çok ilim sahibi olmak demek çok iman sahibi olmak anlamına gelmez. Namaz kılına kılına alışkanlık haline getirilir namaz hakkında çok kitap okuyarak değil. Okur yazar olmayan ninelerimiz hiç teheccüt namazını kaçırmaz ama namaz konusunda her türlü kitabı okumuş olan bizler nedense bir türlü teheccüt namazı kılamayız. Burada ısrarla pratik yapmak çok önemli.

    İnsan hayatının en ön sırasına dini koymalıdır. Dinimizi dünyaya değil dünyayı dinimize uydurmalıyız. Her şey burada çözülüyor.

    Bu konuda dikkat edeceğimiz çok önemli hususlardan birisi günahlardır. İnsan günaha girdikçe namazdan ibadetlerden sıkılır, ibadet etmek onu sıkmaya başlar. Bir insan ibadetlerini tam olarak yerine getiremiyorsa demek ki onu ibadetten mahrum bırakan bir günah vardır. Günahlar iman zafiyetine sebeb olur. Takva ile iman kuvvet bulur. Her şeyden önce hayatıımızı gözden geçirip nerelerde hata yapıyoruz bizi ibadetlerden alıkoyacak ne tür günahlarımız var bunları tespit edip tevbe istiğfarla izalesine çalışmalıyız.

    Diğer bir husus çevre. İnsan çevresini dini hayatını otokontrol altına alacak şekilde oluşturmalıdır. Etrafında maneviyatı yüksek insanların çokluğu ona kuvve-i maneviyye olacaktır. Maneviyattan uzak insanların çokluğu ise onu zamanla ibadetlerden soğutacaktır. Bu konu çok önemlidir. Takva sahibi insanlar insanın imanına kuvvet verirken günahkar insanlar da insanın imanını zayıflaştırır. Bu gizli bir telkin gibidir.

    Bir diğer husus ise ibadetlerin yanında tebliği unutmamaktır. İnsanın vazifesi iki yönlüdür. Birisi velayete diğeri risalete bakar. Velayet insanın ibadetleri takvasıdır. Risalet ise tebliğe bakar. Birinden birinin olmaması diğerini de geri bıraktırır. Hem Allah’a kul olmalı hem de insanları şuurlu kulluğa davet etmek gerekir. Böylece başkalarını kurtarmaya çalışırken kendimizi de kurtarmış olacağız.

    En önemli husus ise İman kuvvetinin arttırılması. Her türlü eksikliğin kaynağı iman zafiyetidir. Zamanımızın en büyük hastalığı iman zafiyetidir. Maalesef etrafımızda alenen işlenen günahlar üzerimizde çok büyük etki yapmaktadır. Farkında olmadan imansızlık telkinine maruz kalmaktayız.
    Her işenen günahta küfre giden bir yol vardır. Günah işleyen insana Allah’ın ve meleklerin kendisini görüyor olması ağır gelir. Muvakkaten de olsa Allah’ın varlığını meleklerin varlığını yok sayar. Bu hal devam ettikçe küfür tohumu yeşillenir kök salar. Bu durum çok tehlikelidir tevbe ile çabuk izale edilmezse insanı küfre götürünceye kadar kalbini karartır. Açıktan günah işleyen insan kendisine zarar verdiği gibi çevresine de zarar verir. Serbest ve sıkılmadan işlenen günahlarla etrafına imansızlık telkini yapar. İnsanlar bu telkine gün boyunca çokça maruz kalmaktadırlar. Bu telkinin zararlarından kurtulmak için aynı şekilde iman telkini ile karşılık vermek gerekir. İmanı kuvvetlendiren eserleri bolca okumak ve etrafımızdaki insanlara tebliğ yapmakla kendimizi çevrenin zararlı telkinlerinden korumakla beraber etrafımıza iman telkini yapmış oluruz.

    Allah cümlemize takva üzerine sabır kuvveti nasib etsin.

     
  2. gulayozturk

    Nisan 20, 2010 at 10:11 pm

    Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri

    “Bir Üniversite Talebesine Nasihatları:
    Allah yolunda ol, dosdoğru ol, verdiğin sözün eri ol. Evladım, ağzın laf
    ediyorsa dilinle doğru ol, sözünle doğru ol. Sana inanan kişilere karşı
    sözünden cayma. Eğer sözünü tutarsan “söz” olur ve seni cennete götürür,
    tutmazsan “köz” olur.

    Elinle doğru ol. Kolunu, muzırda değil yardım işinde kullan. Tartıyla iş
    yapıyorsan terazinde, ölçüyle iş yapıyorsan metrende ve litrende doğru ol.
    Doğrunun doğruluğu bütün sülalesine akseder, hepsini hayra götürür.

    İnsanları sev ve kimseyi kendinden alçak görme. Tevazu sahibi ol, zira en
    halis ziynet alçakgönüllülüktür. Mütevazi olan kimse, en güzel ziyneti
    takınmıştır. Kimseyi kendinden aşağı görme. Hayatta haset etmeden say,
    kıskanmadan sev. Bazı insanlar, başkasındakini istemez. Öyle olma. Gıpta et,
    fakat haset etme. Zira Allah’ın huzuruna fesatla çıkılmaz.

    Memur olduğun zaman, sana gelen vatandaşlara sakın yüksekten bakma, yanına
    geleni ayakta bekletme. Yanında, daima bir sandalye bulundur ve oturtuver.
    Biraz dinlendirdikten sonra halini sor, işini hallet. Sakın ha “bugün git
    yarın gel” deme! İşini, o gün bitir. Eğer öyle yapmazsan on parmağım yakanda
    olacaktır. Eğer memursan ve başında müdürün varsa, haset etmeden say,
    kıskanmadan sev.

    İnsanlar muhteliftir. Bazısı daha kabiliyetli, bazısı daha yakışıklıdır.
    “Ben niye onun yerinde olmayayım” deme, elindekinden olursun. “Allah bana
    bir verirse, arkadaşıma, komşuma iki versin” diye düşünürsen, seninki üç
    olur. Eğer arkadaşın veya komşun böyle düşünmüyorsa, onunki ikide kalır.

    Senden daha iyi hizmet edecek olan varsa, makamını ona ver. İşte
    vatanperverlik budur.

    Çalışkan ol, üretici ol. Zira Peygameber Efendimiz “Çalışmak ibadettir”
    buyuruyor. Evladım, alınteri olmadan hiçbirşeyin kıymeti bilinmez. Tarlanı
    ek, mahsülünü al, komşuna ver, ağaç dik. Sadaka-i cariye, iyi evlat
    yetiştirmek, ilmi eser bırakmak ve ağaç dikmektir ki, ağaç dikmek en
    efdalidir.

    Bir dut ağacı 400 sene, ceviz ağacı 700 sene, kestane ağacı 900 sene, çınar
    ağacı 1500 sene yaşar. Ihlamur ağacı dik, çiçeği şifalıdır.

    Bursa’da Osman Gazi’nin ve Orhan Gazi’nin diktiği bin senelik çınarlar var.
    Ben bekarken, her sene bir ağaç dikerdim. Şimdi evliyim ve yengen için de
    her sene bir ağaç dikiyorum.

    Aziz öğret, temiz ol ve temizliğinle örnek ol. Münevver kişi, münevvir kişi
    demektir. Öyleleri var ki, üç fakülte bitirir de, hasedinden,
    kıskançlığından (dolayı) hiçbirşey öğretmez. Gerçek münevver, bildiğini
    yapan ve öğreten kişidir.

    Temizlik, ibadettir ve imanın yarısıdır. Eğer sokakta birisi hata yapmışsa
    (yola pislik yapmışsa) sen, onu ayağının ucu ile örtüver.

    Günde en az iki kişiye iyilik et, gönlünü al. Çünkü cennetin yolu, gönül
    almaktan geçer. Gönül almak, Cennetin Firdevs kapısını açmaktır. Bu beş
    maddenin en kolayı, fakat en “içten geleni” de budur. Bir gönül kazanmak, 40
    vakit namaza bedeldir. Bir gönül kırmak ise, 40 vakit namazın sevabını
    kaybettirir. Ben sabahları kalkarken, “Ey Allah’ım, bana, bugün bir kişiye
    iyilik yapmak nasip eyle” diye dua ederim.

    Evden çıktığında veya eve dönerken karşından gelen ilk kişiye selam ver.
    Onun vermesini beklersen olmaz, evvela sen ver. İşte o zaman, o da sana
    karşılığını verecektir. Veren el, alan elden, sunan gönül, alan gönülden
    azizdir. “

     

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.