RSS

Allahü teâlâya yaklaşmak, Onu tanımak için …

30 Nis

Allahü teâlâya yaklaşmak, Onu tanımak için önce doğru bir şekilde îmân etmek lâzımdır. Doğru bir îmâna kavuştuktan sonra, emredilen farzları, vâcibleri yapmalı, yasak edilen harâmlardan, şüphelilerden sakınmalıdır. Bunlarda sonra da, Allahü teâlâyı çok hatırlamalı, hep Onu zikretmelidir. Hadîs-i şerîfte; (Cennettekiler, en çok, dünyâda Allahü teâlâyı zikretmeden geçirdikleri zamânlar için üzülürler) buyuruldu.


Nefis ve kalb, kötülüklerinden temizlenmedikçe, bütün nâfile ibâdetler yapılsa ve Kur’ân-ı kerîm okumaya devam edilse bile, Allahü teâlâya yaklaşılamaz. Kalb, nefsin kötülüklerinden arınmadıkça, nâfile ibâdet yaparak ilerleme olmaz. Kalbi temizlemek, Allahü teâlâyı çok hatırlamakla, zikretmekle olur. Hadîs-i şerîfte; (Zikrin en iyisi, Lâ ilâhe illallahtır) buyuruldu.

Bunun için, Kelime-i tevhîdi çok okumalıdır. Bundan sonra kalan zamânlarda, âhiret adamları ile, sâlihlerle görüşmeli, onlarla sohbet etmeli ve onların sohbetinde bulunmalıdır. Sâlih kimse bulunamazsa, onların kitâplarını okumalıdır. Bid’at sâhipleri ve fâsıklarla arkadaşlık etmemeli, bunlarla oturmamalı, görüşmemelidir. Bunlarla görüşmek, insanın kalbini, rûhunu harâb eder. Evliyânın, sâlih kimselerin sohbetinde bulunmak, zikirden ve diğer nâfile ibâdetlerden dahâ faydalıdır. Celâlüddîn-i Rûmî hazretleri; “Evliyâ yanında geçen az bir zamân, yüzyıllık takvâdan daha faydalıdır” buyurmuştur.

Peygamber efendimizin mübârek kalbinden akıp gelen feyzin, nûrun kaynağında kesiklik olmaz. Eğer feyizde kesiklik var ise, onun sebebi, feyzi alandadır, feyzi verende değildir. Sohbetin tesîrli olması ve rehberlerden feyiz alınabilmesi için, arada tâm münâsebet yani tanımak ve sevmek bağının bulunması lâzımdır. İmâm-ı Rabbânî hazretleri bir talebesine hitaben buyuruyor ki:
“Yavrum! İslâmiyyete uygun hâllerden hangisi üzerinde olursanız olunuz, hiç sıkılmayınız. Ancak, bu sevgi bağının da kopmaması lâzımdır. Hattâ muhabbet, her gün artmalıdır. Bu ateş sönmemeli, soğumamalı, her ân alevlenmelidir. Çünkü bizleri bağlayan bağ, Muhabbettir. Bu yolun feyzi, nûru, İn’ikâs yani aksederek, yansıyarak, kalbden kalbe akarak ulaşır. Bu akışta, yakınlık uzaklık farkı yoktur. Ancak, feyzin, nûrun, hızlı veyâ yavaş olmasına ve bu yolun inceliklerini öğrenmeye tesîr eder.“

Evliyânın büyüklerinden olan Hâce Ubeydullah-i Ahrâr hazretleri, bir sevdiğine hitaben; “Nâfile namâz, her zamân kılınabilir. Fakat bizim sohbetimiz bir dahâ bulunamaz!” buyurmuştur.

İnsanın Allahü teâlâya yaklaşmasına en büyük mâni, nefsinin şehvetleri ile bedenin ihtiyâç ve kötülükleridir. İnsanı Allahü teâlâya yaklaştıran ibâdetleri, riyâzetleri de, bir rehberin göstermesi lâzımdır. Riyâzet ve ibâdet yapmakla, nefis ve beden tezkiye bulur yani kötülüklerden temizlenir, gafletten kurtulur.
Câhillerin kendiliklerinden yaptıkları ibâdetlerle, ilerleme, çok az olur veyâ hiç olmaz. Çünkü bunların ibâdetlerinin sevâbı pek azdır. Elli sene ibâdet ile evliyâlığın en aşağı derecesine ancak yetişebilirler. Bu sebeple kendi başına evliyâlık elde edilemez. İbâdetlerin ancak sünnete uygun olanları faydalıdır. Bunun için, bid’atlerden sakınmak şarttır. Hadîs-i şerîfte; (Amelsiz söz ve niyyetsiz amel kabûl olmaz. Sünnete uygun olmazsa, hiçbiri kabûl olmaz) buyuruldu. Yani hiçbirine sevâb verilmez. İbâdetlerin, riyâzetlerin güç, sıkıntılı olması değil, sünnete uygun olmaları lâzımdır.

Netice olarak evliyâlık yani Allahü teâlâya yaklaşmak, kemâle ermiş, olgunlaşmış bir zâtın sohbeti ile elde edilebilir. Nâkısların, câhillerin sohbeti, hiç kimseyi evliyâlık derecesine kavuşturamaz. Çünkü bunların Allahü teâlâ ile münâsebetleri yoktur. Kâmil, olgun olan rehberin zâhiri halk ile, bâtını ise Hak ile olduğu için, Allahü teâlâdan aldığı feyzi, nûru insanlara vererek, onları evliyâlık derecesine kavuşturur. Evliyâlık derecesine kavuşan da, Allahü teâlâyı tanımış, Ona yaklaşmış olur

 
5 Comments

Posted by Nisan 30, 2010 in Yazılarım

 

Etiketler:

5 Responses to Allahü teâlâya yaklaşmak, Onu tanımak için …

  1. fuad yusufoğlu

    Mayıs 1, 2010 at 6:53 am

    Sevgili Cennet hanım…
    Paylaşmaların için teşekkürler Allah seni aziz eylesin… Amin…
    Duaların her zaman gelsin…
    Sevgiyle kalın… Duayla kalın…

     
    • gulayozturk

      Mayıs 1, 2010 at 11:03 pm

      Mevlam c.c. cümlemize razi olsun Fuad abim..dualarımdasiniz inşallah..selamlar saygılar

       
  2. HAKYOL İSLAM

    Mayıs 3, 2010 at 1:00 am

    Rabbim razi ve muyesser olsun inş

     
    • gulayozturk

      Mayıs 3, 2010 at 1:23 am

      aminnnnnn cümlemizden inşallah Mevlam razi olsuın

       
  3. beyda

    Mayıs 3, 2010 at 11:34 am

    Hep can bilip, tüm vakitlerini sarfettiklerin, ömrünü yoluna adadıkların, başüstüne koyup, üstüne titrediklerin, bir bir terkettiler seni işte..

    Gördün mü bak, insanları memnun etmek ne kadar zor..

    Ne yapsan beğendiremezsin, ne söylesen dudak büker, eleştirilirsin, illa bir kusur bulurlar..

    Uğraşsan tüm gücünle, kendini y…eyip bitirsen, kendi öz rahatından tavizler versen..Hatalarına bile göz yumsan, aldırmasan..Hep affetsen hoşgörüyle..Yine de boşuna! Asla memnun edemezsin..

    Tüm varlığınla ölesiye yoruluyor ama ücretini alamıyorsun hep, değil mi?

    Ama O, öyle mi ya?

    Kim mi?

    O işte..

    Hani pek o kadar önemsemediğin..

    Emrine “evet” ama “nasıl olsa olur” diyerek, itaat ederken hiç özenmediğin O..

    Hani O, sen yürüyerek gitsen, sana koşarak gelenin..

    Adını yürekten bir ansan, bin dünya bedel cennetler bağışlayanın..

    Kötülüğe niyet edip, yapmayınca bile seni Onurlandıranın..

    Ücretlerini, hem peşin hem de kat kat Ödeyenin..

    O işte O..

    Sana en Yakının..

    Farketmesen de, hep kucağında uyuduğun..

    En kritik anlarında, düşecekken seni Tutanın..

    Daim yüreklere nazar eden, kapısı hiç kapanmayanın..

    Seni hep iştiyakla Bekleyenin..

    Hiç ama hiç Darılmayanın..

    O işte, Rabbin..

    Sana hep Dost hep YÂR olanın, hep YÂR Kalanın..

    O zaman neden kendini paralıyorsun ki boşuna?

    Kıymet bilmeyene kölelik edeceğine, gel O Aziz’e bende ol! Ki Aziz olasın..

    Ol ki, dünya dolu belalardan kurtula, SULTAN olasın..

    Ve bil ki;

    O’nu memnun ettiğinde, yarattığı herşeyi musahhar edecek sana..

    Memnun olduğunu, memnun edecek..

    Sevdiğini, dünyaya sevdirecek..

    İşte bu sırrı anladınsa ÖLdün demek,

    Yani OLdun demek..

    Mubarek ola SULTANLIĞIN.

     

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.