RSS

İnsana verilen maddi ve manevi bütün nimetler şükür ister.

28 Haz

Allah için bir başkasına yardım etmek, gücü yettiği kadar iyilik ve ihsanda bulunmak, muhtaçların derdiyle dertlenmek, kalpteki iman ve irfanın sonucudur.

Bu ahlâk aynı zamanda insanın içini yansıtan bir ayna, iman ve ihlâs seviyesini ölçen bir mizandır.

Allah için sevemeyenler, malından veremeyenler, Allah yolunda canını hiç veremezler.

Malından ve canından cimrilik edip Hakk’ın ve halkın hukukunu çiğneyenler, dünya ve ahiret mutluluğuna eremezler.

Nitekim ruhun saadeti, Allah için sevgi ve hizmette gizlenmiştir.

Mümin yani inanan insan, yüce Allah’ın “el-Mümin” ismi şerifini taşımaktadır. Kâmil mümin bu ism-i şeriften payını almış, onunla sıfatlanmış kimsedir.

Mümin; emin, emniyetli, güvenilir; yani aldatmayan, zarar ve zahmet vermeyen kimse demektir. Nitekim hadis-i şerifte de müslüman, elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği kişi olarak tanıtılmıştır.

İşte bu isim ve sıfatlarla aleme tanıtılan son ümmetin temel görevi bütün insanlara rahmet olmaktır. Çünkü bu ümmetin peygamberi Hz. Muhammed s.a.v. Efendimiz, bütün alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Şimdi o rahmet ahlâkını almak ve yaymak, günümüzdeki müslümanların görevidir. Her müslüman önce bu ahlâk ile donanmalı ve gücü ölçüsünde bu görevi yerine getirmelidir.

Cenab-ı Hak bizleri şöyle tanıtıyor:

“Siz, insanlar için ortaya çıkarılan, doğruluğu emreden, fenalıktan alıkoyan, Allah’a inanan hayırlı bir ümmetsiniz.” (Âl-i İmrân, 110)

Şu halde ümmet olarak en önemli işimiz hayırlı insan olmaktır. Hayırlı olmanın yolu hayır yapmaktır. Hayır ise Allah için yapılan bütün güzel işlerdir. Rasulullah s.a.v. Efendimiz, en hayırlı insan olma yolunu şöyle tarif etmiştir:

“İnsanların en hayırlısı, Allah için diğer insanlara en faydalı olandır.” (Taberânî, İbn Ebi’d-Dünya, Süyûtî).

Yine buyurmuşlardır:

“Mümin, cennete girene kadar hayra doymaz.” (Tirmizî)

Meşhur hadis alimi Hakîm et-Tirmizî rh.a.’in belirttiği gibi, “Gerçek İslâm, Allah Tealâ’nın haklarını korumak için malını ve canını onun yolunda vermekten ibarettir.”

Allah için bir başkasına yardım etmek, gücü yettiği kadar iyilik ve ihsanda bulunmak, muhtaçların derdiyle dertlenmek, kalpteki iman ve irfanın sonucudur. Bu ahlâk aynı zamanda insanın içini yansıtan bir ayna, iman ve ihlâs seviyesini ölçen bir mizandır. Allah için sevemeyenler, malından veremeyenler, Allah için canını hiç veremezler. Malından ve canından cimrilik edip Hakk’ın ve halkın hukukunu çiğneyenler, dünya ve ahiret mutluluğuna eremezler. Nitekim ruhun saadeti, Allah için sevgi ve hizmette gizlenmiştir. “İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah’ın rızasına ulaşmak için nefsini feda eder.” (Bakara, 207) ayeti, aşıkların Allah için neler yapılabileceğini göstermektedir.

İyilik deyince

İyilik, Allah için yapılan bütün hayır çeşitlerinin ortak adıdır. İyilik iki türlü yapılır; sözle ve fiille… Sözle olan iyilik, güzel söz, güler yüz, hoş muamele ve benzeri amellerdir. Fiil ve davranış ile olan iyilik ise; birinin yardımına koşmak, bizzat işini görmek, ihtiyaç anında yardımcı olmak gibi işlerdir. İnsanı buna ulaştıracak temel şey Allah aşkı, insan sevgisi ve iyilik yapma duygusudur.

İyilik ve infak Cenab-ı Hakk’ın bize emanet olarak verdiği mal, mülk ve imkanları onun gösterdiği şekilde nefsimize, ailemize, akraba çevremize, din kardeşlerimize ve bütün cemiyete harcamamızdır.

Allah Tealâ zengin fakir her insana başkasına ikram edebileceği bir nimet çeşidi vermiştir. Bu nimetler maddi ve manevi olarak iki kısımdır. Günümüzde yardım ve hizmet deyince akla hemen para ve mal gelir. Halbuki hayır ve hizmet alanı bunlarla sınırlı değildir. İnsan bir tebessümüyle bile gönül alabilir, hayır yapabilir. Elinde hiç maddi imkanı olmayan bir kimse gönlünde coşan iyilik niyeti ile de cömert olabilir.

İyilik yapmanın şartları

Bir iyiliğin iyilik olabilmesi ve noksansız yerine getirilmesi için bazı şartlar vardır.

Bunların en önemlisi iyiliği Allah rızası için yapmaktır. Bunun için mümkünse yaptığı iyiliği gizli yapmak, halkın görmesini istememek, onu yaymaktan, açığa vurmaktan sakınmaktır.

Hikmet ehli bir zat şöyle demiştir: “Bir iyilik yaptığında onu gizle, fakat sana iyilik yapıldığında onu yay. Çünkü nefs saklananı ortaya çıkarmayı, gizlenmiş olanı da yaymayı ister.”

Bir diğer şart, yaptığı iyiliği küçük görüp gözünde büyütmemek, az bulup çok görmemektir. Böyle yapmalı ki iyilik şımarıklığa, yaptığı ile övünmeye, kibirlenmeye, başkalarını küçük görmeye sebep olmasın.

Hz. Abbas r.a. demiştir ki: “İyilik ancak üç özellikle tamam olur: İyilik yapmada acele etmek, yaptığını gözünde küçük görmek ve halktan gizlemek.”

Bir diğer şart, iyiliği başa kakmamak ve onu yapmakla övünmemektir. Çünkü bunları yapan kimse nimete şükretmiş olmayacağı gibi sevaptan da mahrum kalır.

Yine bir diğeri de, hiçbir hayırlı işi küçük ve basit görmemektir.

Mal ile yapılan iyiklikte malın helal yoldan kazanılmış olması gerekir. Nitekim hadis-i şerifte buyrulduğu üzere haram ile hayır olmaz.

İyiliği kime yaptığına değil, kim için yaptığına bakmalıdır. Allah için yapılan hiçbir amel, ibadet ve iyilik zayi olmaz. Atalarımız, “Sen bir iyilik yap denize at, balık bilmezse hâlık (yaratıcı) bilir” demişlerdir.

İman, cimriliği reddeder

Rahmet Peygamberi Efendimiz s.a.v. buyurmuştur: “İman ile cimrilik bir kulun kalbinde asla bir arada bulunmaz.” (Ahmed, Nesâî, Hakim).

Demek ki, imanla cimrilik birbirine zıttır. Müminin imanı ve irfanı onu ihsan ve iyiliğe sevk etmelidir. Allah Tealâ’yı seven, onun yarattıklarını da sever. Hele bu kimse Allah’ın kendisine kardeş yaptığı mümin olunca, onu kendisi gibi sever ve korur.

Allah Rasulü s.a.v. Efendimiz, Yezid b. Esed r.a.’a,

– Cennet’e girmek istiyor musun, diye sordu. Yezid;

– Evet, dedi. Efendimiz s.a.v. şöyle buyurdu:

– Öyleyse, kendin için sevdiğin ve istediğin hayırları, müslüman kardeşin için de sev ve iste!” (Buhârî, Nesâî)

İnsana verilen maddi ve manevi bütün nimetler şükür ister. Şükrün bir şekli de eldeki nimeti etrafındakilerle paylaşmak ve onları da Allah’ın ihsanı ile buluşturup sevindirmektir. Nitekim cimrilik sadece malda olmaz. İhtiyaç sahibine elindeki maldan vermemek kınandığı gibi, sahip olduğu ilmi öğretmemek, hayrı anlatmamak, feyzi yansıtmamak, edebi yaymamak, sevgiyi paylaşmamak da kınanmıştır. Bu da cimriliktir. Allah da cimrileri sevmez.

 
2 Comments

Posted by Haziran 28, 2010 in Yazılarım

 

Etiketler:

2 Responses to İnsana verilen maddi ve manevi bütün nimetler şükür ister.

  1. islamisohbet

    Temmuz 2, 2010 at 11:52 am

    güzel maşallah

     
    • gulayozturk

      Temmuz 3, 2010 at 1:03 am

      Allah c.c. razi olsun

       

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.