RSS

Aylık Arşiv: Ekim 2010

“İnsanlar helak oldu, içlerinden ancak alimler kurtulabildi.

Her Müslüman’ın Allah’a karşı olan vazifelerinde, hangi ibadeti nasıl yapabileceğine yönelik ilmi öğrenmeye çalışması farzdır. Bu ilmin insanı Allah’a yaklaştırıcı olması gerekmektedir. Bu itibarla insanı Allah’tan uzaklaştıran ilim fayda değil zarar getirir.

“Allah’ım fayda getirmeyen ilimden… Sana sığınırım.” hadisinden anlaşılması gereken de budur. Bir hadiste konu çok daha net bir şekilde açılıyor: “Ya âlim ol ya da ilim öğrenmenin yolunda bulun veya ilmi dinlemeye râm ol, yâhut

Read the rest of this entry »
 
Leave a comment

Posted by Ekim 26, 2010 in Yazılarım

 

Etiketler: ,

“Kıyamet gününde bana en yakın ve katımda en sevgili olanınız, ahlâkı en güzel olanınızdır.

Her insan saadete ulaşmayı ister. Kişinin saadete ulaşabilmesi için bazı şeylere sahip olması gerekir. İman, ibadet, ilim ve ahlak sahibi olmak, saadetin temel esaslarıdır. Bunlara sahip olan kimse için saadet kapıları açılmış demektir.

İman, ibadet ve ilim insanı olgunlaştırır ve güzel ahlak sahibi yapar. Güzel ahlâk, İslam için bir gayedir. Zira Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadislerinde: “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.”[1] buyurmuşlardır.

Müslümanı bir ağaca benzetirsek; onun kökü iman, kolları amel, yaprakları ilim, meyvesi de güzel ahlak ve fazilettir. Kur’an-ı Kerim ve Efendimizin sünneti, bütün canlılara ve cansızlara hayat veren toprak, su, hava ve güneş gibidir. Bahçe sahibi fidanı diker ve yıllarca ona hizmet eder, neticede ondan meyve bekler değil mi? Müslümandan beklenen şey de güzel ahlaktır. Ağacın en tatlı ve en faydalı yerinin meyvesi olduğu gibi, müslümanın en güzel yönü de ahlak sahibi olmasıdır. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) “Mü’minlerin iman yönünden en üstün olanları ahlâkça en güzel olanlarıdır.”[2] buyurmuşlardır.

Read the rest of this entry »

 
Leave a comment

Posted by Ekim 26, 2010 in Yazılarım

 

Etiketler: ,

Sen bütün cihanı eline geçirsen, bir gün mutlaka bırakıp gideceksin. O halde bu kadar hırs neye?

İnsan, rüzgârın önüne katılmış, er meydanında havlu atmışlar gibi. Ortada köy yok. O köylünün kapısını çalıyor. Mülkü yok, Süleyman tahtından dem vuruyor. Gürültü, patırtı çok. Ortada güzel adına parıltı yok.

Nefsin şeytanı insanı kendine çeker. Nefis denen iblisin önünde el bağlamak, makam sevdasıyla, kılıç kuşanmak davasına kalkışmak akılsızlıktır. Her kim ki kelebekler gibi halinden memnun yaşarsa, tek başına ateş ordusuna saldırabilir. Hırkayı alan cihanı elde etmiştir. Hayırlara riya karışmışsa, o Allah yolunda sarf edilmiş sayılmaz ve ondan fayda umulmaz.

Read the rest of this entry »

 
Leave a comment

Posted by Ekim 26, 2010 in Yazılarım

 

Etiketler: ,

Kabirde hoş geldin denilmesi çok mühimdir. Bu söze muhatap olabilecek şekilde yaşamak lazım.

Namazda Peygamber efendimize selam veriyoruz. Evliyanın isimlerinin anıldığı yere ruhları geldiği gibi, Peygamberlerin ruhları ise elbette gelir.
Biz Ona selam verdiğimiz zaman, Peygamber efendimiz, o namaz kılanın önünde tecessüm edip, kim bana selam veren diye, o selam vereni hafızasına alır. Vefat ederken de tanır. Kabirde de tanır ve kabre girince bize (Hoş geldin) der. Zaten bu da yeter.
Kabirde hoş geldin denilmesi çok mühimdir. Bu söze muhatap olabilecek şekilde yaşamak lazım. Bunun için de, her saniyenin kıymetini bilmek, niyetimizi düzeltmek gerekir. Kimler sevilir, kimler sevilmez, bunları iyi bilmeliyiz. Ne ektiğimizi ve bunun karşılığında ne biçeceğimizi iyi hesap etmeliyiz.

Read the rest of this entry »

 
4 Comments

Posted by Ekim 21, 2010 in Yazılarım

 

Etiketler:

“Ey iman edenler,Allah’dan nasıl korkmak lazımsa,öylece korkun.‏

Adaleti ve merhameti her iki cihanı kuşatan yüce Rabbimiz,
İlahi bir çağlayan halinde bizlere lütfettiği Kur’an-ı Kerim’de
Şöyle buyuruyor..
“Ey iman edenler,Allah’dan nasıl korkmak lazımsa,
öylece korkun.sakın siz Müslümanlar(olmak) dan başka
bir sıfatla can vermeyin.”(Al-i imran,102)
“Ey insanlar,Rabbiniz’den korkunuz.çünkü o saatin (kıyametin)
sarsıntısı) müthiş bir şeydir.” (Hacc sür,1)
Görülüyor ki,Rabbimiz bizlere Kendisinden korkmayı emretmektedir.
Zira,iman hayatı Allah korkusuyla başlar..
Din yolu,Allah’dan korkanların yoludur..
Ahiret hayatının sırlarını ancak Allah korkusu verir..
Kalpler Allah korkusu dolmadıkça,hayat daimi bir dert,ve
izdıraplar çukuru halinde derinleşir..
Allah’dan korkmak,hayatımızın her dakika ve saniyesinde
O’nun murakebesi altında olduğumuzu bilmek ne büyük
Bir duygudur..
Bu duygudan mahrum olan bir gönülde, merhametin yerini
Zülüm,doğruluğun yerini hile,şefkatin yerini öç,
Sevginin yerini işkence doldurur..
Allah’dan korkmayan insan kimden korkacaktır.?

Read the rest of this entry »

 
Leave a comment

Posted by Ekim 21, 2010 in Yazılarım

 

Etiketler:

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.