
Bazı insanlar; “Bir kızı çok seviyorum. Ama o beni sevmiyor, yahut maniler var, zor durumdayım! Ne tavsiye edersiniz?” gibi mektuplar geliyor…
Acıkma duygusunu içimize yerleştiren Allah, sevmeyi de yerleştirmiştir. İnsan, mutlaka bir şeyleri sever. “Ben sevemiyorum” diyen insan olamaz…
Şarkı ve türkülere bakarsanız, hepsi aşktan, sevgiden, sevdadan bahseder. Gidip soliste sorsak “Kimi seviyorsun?” Gördüğü ihanetlerden sonra kimseyi sevmediğini söyler. Bununla beraber, güfteler aşk dolu. Çünkü ruhla Allah’ın hayat sıfatı arasında perde yok; lakin ceset ruhu esir etmiş. Beşeri aşkın peşinde koşanlar, ruhuna pay verememiş. Bu sebepten özellikle gençler, Mevla diyeceği yerde Leyla diye haykırıyor.
İnsanların ekserisi, putu dış dünyada aramıştır. Halbuki putların çekirdeği iç dünyamızda filizlenir. Buda’nın heykeline tapanlar, tabiata tapanlar, öküze tapanlar, Mecusiler, Şamanistler, Olimpos dağındaki tanrılar, içteki putçuluğun dışa vurmuş tezahürleridir. Para denilen alet, gönüllerde sevgili, kafalarda gaye, kalplerde kıble zannedilebilir. Bazen de bir kadın…
Read the rest of this entry »