Ey oğul! Herşeyi ALLAH’tan iste..
Yerin ve göklerin içinde bulunan her şeyi elinde tutan Zat, sana kendisinden istemek ve dua etme nimeti verdi. Duana icabet edeceğine de söz verdi. Sana bir şey vermesi için kendisine dua etmeni emretti. Ondan rahmet dile ki sana rahmet etsin. O, seninle Kendisinin arasına bir perde koymadı ve seni korumak için başkasına teslim etmedi.
Ey oğul! Tevbeyi Geciktirme..
Bir kötülük işlediğin zaman Ona dön ve tevbe et. O, kendine döndüğün için seni ayıplamaz. İşlediğin günahın cezasını vermekte acele etmez. Yaptığın suçu başkalarına bildirmez. Tevbe etmeni de zorlamaz. Günahları niçin işlediğin hakkında seninle münakaşa etmez.
Ey oğul! Allah’ın rahmetinden ümidini kesme
Allah’ın rahmetinden ümidini kesme. Ancak O, günahtan dönmeyi sevapla mükâfatlandırır. Kötülüğün karşılığım bir, iyiliğin karşılığın da on misli kabul eder.
Sana dönme ve tevbe kapısını açık bıraktı. Ona hitap edersen hitabını duyar, içinden bir şey istersen, ne istediğini bilir. O, gizliyi açık olan şey gibi bilir. İstediğini arz etmeden, içini Ona dökmeden dertlerini ve sıkıntılarını bildirmeden O bilir. İşlerinde muvaffak olmak için Ona sığın.
Aylık Arşiv: Mayıs 2011
Hazret-i Ali’nin en kalıcı ve zamanımıza kadar gelen en güzel öğüt ve nasihatları oğlu Hazret-i Hasan’a verdiği öğütlerdir
Yuvada huzurun sağlanabilmesi eşlerin, karşılıklı olarak hak ve görevlerini yerine getirmesiyle mümkün olur.
Aile, sadece karşı cinse duyulan fiziki bir ilgi sonucu ortaya çıkan bir kurum değildir. İnsan soyunun davamını sağlamakla birlikte gerek erkek, gerek kadın ve gerekse çocukların karşılıklı olarak, ruhen ve bedenen yardımlaştıkları bir birlikteliktir. Erkek, kadın ve çocukların sevgi/saygı içinde yaşadıkları kutsal bir kurumdur.
Toplum, ailelerden ve aileyi meydana getiren bireylerden oluşur. Bu nedenle ailenin toplumu, toplumun da aileyi etkilemesi söz konusudur. Çünkü aile, toplumun sosyal yaşantısından ve değerlerinden etkilenir. Aile, insanlığın en eski olduğu kadar, en temel ve vazgeçilmez kurumudur. Çünkü insan yaratılış icabı yalnız başına değil, birileri ile birlikte yaşamaya, himaye etme ve edilmeye, yaşadıklarını birileriyle paylaşmaya muhtaçtır. İşte insan bu paylaşımı aile ortamında en iyi şekilde gerçekleştirebilir. Bundan dolayı aile insan için hayati bir öneme sahiptir.
Hangi ırktan, hangi milletten olursa olsun, Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir.
Mümin evinde tek başına oturup, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla hareket etmez. Dünyada zulüm gören insanlara karşı seyirci kalmaz ve özellikle Müslüman ülkelerdeki kardeşlerimizin yaşadıkları olaylara karşı duyarsız olmaz. Günümüzde Müslüman ülkelerdeki olaylar ve terör karşısında, müminlerin birbirlerine kenetlenmek zorunluluğu vardır. Bundan dolayı tüm İslam ülkeleri kendi örf, adet, gelenek ve mezhep çatışmalarını bir kenara bırakıp, ayetteki ifadeyle “Kenetlenmiş bir bina gibi” olup, Allah’ın emrini yerine getirmek, birlikte olmak ve en doğru kaynak olan Kuran doğrultusunda hareket etmek mecburiyetleri vardır. Aksi taktirde, dünya Müslümanlarının yaşadığı, haksız iftiralara ve zulme seyirci kalmış olurlar. Peygamberimiz (sav) bir hadisinde şöyle buyurur:
işter yaşlı,işter bir civan olsan,dünyada hükmeden SÜLEYMAN olsan,akibetin,iki taştan ibaret…
ölümü ve ahirete yönelik çalışmayı düşündüğü anda,hemen nefsi kendisine söyle seslenir..
-daha tövbe etmek için önümde çok zamanın var..daha ihtiyarlık ve yaşlılık var,o zaman yaparsın “der…
-şu evin inşaatını bitir,şu eksiğini g…ider veya şu sıkıntıyı atlat..”gibi önerirlerle engel olur…
“yarın”öpür gün”demeler ertelemeler devam eder gider..bir de bakarsın ölüm meleği kapısını çalmiştır..
emaneti vermesi için kendisine misafir olmuştu…işte bu nedenlerden dolayı ,cehennemliklerin çoğunu feryadı,bu gün yapması gereken işi,”sonra yaparım “diye ertelemektedir..
şair Abdulvahap kocaman dünya hayatına söyle anlatiyor…
“ister çuha giysen,istersen şalı,
işter kaymak yesen iştersen balı,
hepsi senin olsa dünyanın malı,
gelip geçicidir,düşten ibaret..
Abdulvahap,ister ulu han olsan,
işter yaşlı,işter bir civan olsan,
dünyada hükmeden SÜLEYMAN olsan,
akibetin,iki taştan ibaret…
Kıl Namazını Kardeşim..
Niyet etim Allah rızası için namaza,
Böylece başlamış oluyoruz niyaza,
Severek sa’y edip Yüce Mevlamıza,
Bütün varlığımla kılınan namazı özledim.
Öyle bir tekbir ki Hakka kavuşturan,
Sırat köprüsünden kolay savuşturan,
Cennet bahçelerinde Dost ile buluşturan,
Kaliteli,değerli namazı özledim.
Fatihayı güzelce okuyan,
Mana aleminde sırlar dokuyan,
Rabbin hitabının taaa özünde duyan,
Kabule sayan namazı özledim..
Elhamdulillahi Rabbil Alemin ile başlayan,
Önceden kovulmuş şeytanı taşlayan,
Göz yaşı ile ciğerini haşlayan,
AŞK ile kılınan namazı özledim…
Din gününde Malikin huzurunda ,
Ondan başka sığınacak yok o anda,
Mahser günü Hak dıvanında,
Kurtaracak namazı özledim…
Ayetleri tane-tane okuyan,
Manaları özümüzde dokunan,
Bütün yaşaklardan sakınan,
Taaa özden kılınan namazı özledim..





