Peygamberler atası olarak tavsif edilen, büyük Peygamber Hz. İbrahim, Allah’a (c.c) şöyle dua etmişti: “Ey Rabbimiz bizleri kâfirler için fitne yapma!…” Fitne kelimesi daha çok insanın kendisiyle imtihan olunduğu, insanı doğru yoldan saptıran kötü şeyler anlamında kullanılmıştır. Yukarıda zikredilen duada da Hz. İbrahim fitne kelimesini bu anlamda kullanmıştır.
Fitne kelimesiyle ilgili yukarıda verdiğimiz genel izahattan sonra, Hz. İbrahim’in “Ey Rabbimiz bizleri kâfirler için fitne yapma!” duasından anlaşılan şudur: Örnek ve kuşatıcı yaşamıyla kâfirlerin hidayetine vesile olması gereken bir muvahhit dikkat etmediği, yapması gerekeni yapmadığında kâfirler için fitne olabileceği, onların inkar ve yanlışlarında devam etmelerine, hatta daha da kötü bir hal almalarına sebep bile olabileceği tehlikesidir.
Yüce Rabbimiz (c.c) konunun ne derece ciddi ve tehlikeli olduğunu Hz. İbrahim vasıtasıyla çağlar boyu muvahhitlere bildirmiş ve bu zorlu yolda başarılı olmak için peygamberler atasının dilinden bizlere dualar öğretmiştir.
Bu ayet-i kerimeyi tefsir eden kadim ve cedid müfessirler şöyle demişler: Muvahhitler/Müslümanlar her hangi bir alanda kâfirler karşısında zayıf kaldığında, kâfirler kendilerinin hak, Müslümanların ise batıl üzerinde olduğuna kanaat getirir ve iyice küfre saplanırlar. Dolaylıda olsa Müslümanlar onlara karşı örnek davranış, güç ve kuvvet sergileyemedikleri için kâfirler için bir fitne, onların daha çok sapmalarına sebep olurlar.
Ey Rabbimiz bizleri başkaları için fitne yapma!..
İnsanlık için gönderilen ‘en hayırlı ümmetin’ bir fitne aracına dönüşmesinden daha vahim bir şey olabilir mi?
İbrahim peygamberin bu duasını okuyunca, geçen yıl Umre dönüşünde Cidde havaalanında karşılaştığım bir manzara hemen gözümün önüne geliverdi. Umreden dönüyoruz, havaalanına girdik önümüzde beş evrak kontrol noktası bulunmasına rağmen sadece ikisi çalışıyor. İnsanlar tıklım-tıklım. İtişmeler kakışmalar! Adeta insanlara kasıtlı eziyet ediliyor…
Müslüman Dünyadan olmayanlarında mevcut olduğu karmaşada bir ara bir Japonla bir Suutlunun tartışmasına şahit olduk. Tartışma bitecek diye beklerken Suutlu Japonun yüzüne tükürmezmi! Hem de hanımının ve çocuklarının gözü önünde! Hemen Japonu yanımıza çekip teselli etmeye çalıştık, kendi sıramızı ona verdik, ama bilemiyorum ne derece başarılı olabildik. Şimdi düşünüyorum da böylesi bir olayı yaşayan ve o ortamı gören o Japon hiç Müslüman olurmu? Mukaddes beldelerde yaşayan ve kendini en iyi Müslüman zanneden o Sutlu onun için ebediyen bir fitne olmadımı?
Kutsal beldeleri içinde barındıran ve İslam medeniyetini temsil etmesi gereken bir devletin havaalanı ve hizmeti öylemi olmalıydı? İslam ülkelerinde benzer durumlar yaşayan ve İslam’ın hakikatını kitabi olarak bilmeyenler acaba İslam hakkında ne düşünürler?
‘Bir fikrin acemi savunucusunun o fikre zararı, o fikre ustaca saldırandan daha fazladır.’ demişler. Bu gün gerek fert, gerekse toplum ve devlet bazında İslam’ı temsil etmekten çok uzağız.
Asıl etkili olan söylem değil temsil ve eylemdir. Duruşumuz ve eylemlerimizle örneklik teşkil edemez isek söylemlerimiz adeta yapmadıklarımız için bir mazeret beyanına ve kuru iddiaya dönüşecektir.
Rabbim bizleri başkalarına fitne olmaktan korusun. Amin.
ALİRIZA AKGÜN


