Dünya bir imtihan ve eğitim mekanı. Milyarlarca insan gelir dünyaya ancak o milyarlarca insandan hep az sayıdaki insan gerçekleri görebilir. Çoğunluk, dünyanın geçici süslerini, geçici yararını ister ve iş, kariyer, evlilik, çocuk, yemek içmek, güzel giyinmek, gezmek, toplumda iyi bir şekilde tanınmak gibi hedefler belirler. Örneğin en büyük zevki gezip dolaşmak olan insan sürekli farklı yerler arar, değişik yerler görmekten zevk alır. Her yılın oldukça fazla bir bölümünü buna ayırır. Ertesi yıl yine, sonraki yıl yine derken ömrü geçer. Gezdiği, gördüğü, yediği, içtiği dünyada kalır ve kendisi toprağın altına girer.
Aylık Arşiv: Ağustos 2011
Ramazan, Afrika ve İçimizdeki Ses
Deniz kıyısında kumdan kale yapan çocuklar, sıkılınca hoplaya zıplaya suya giriyor, ilginç taşlar toplama yarışına girişiyorlar. Su acıktırır derdi annem, denizden, havuzdan, banyodan çıktığımızda. İştahı açarmış suyla oynamak, suda oynamak. Çocuklarını kıyıda seyreden anneler de aynı fikri paylaşıyor olsa gerek. Bir biri ardınca yiyecek bir şeyler tutuşturuyorlar yavrularının ellerine. Havlu ile şöyle bir almak kafi, küçük bedenlerden süzülen suyu. Sonra reddedilmeyen krakerler, ekmek arası domatesler, tostlar. Hatta az ilerde çocukların suyun ardından kaçınılmaz iştihasını gözetleyen simitçinin sesi ile irkilenler, “Simitçi, biraz bakar mısın?” diye sesleniyorlar. Mısırcının önü de kalabalık; kendisine gösterilen rağbetin verdiği rahatlık içinde “Tamam veriyorum. Bu nasıl? Siz de tuz ister misiniz?” Herkes halinden pek memnun: Anneler , çocuklar, simitçi, mısırcı. Su acıktırır!
Her ay mübarek; ama Ramazan ayı başka
Her ay mübarek; ama Ramazan ayı başkaHer ayda iyiliklere sevap vardır. Ancak Ramazan ayı başka… Her ayda zekât verilirse kabul edilir. Ancak Ramazan ayı başka…Her ayda sadaka verilirse kabule geçer. Ancak Ramazan ayı başka…Evet, Ramazan ayı başkadır. Çünkü diğer aylardaki iyiliklere bire on, belki bire yüz sevap söz konusu olabilir. Ancak Ramazan ayı öyle değildir. Onda, bire yedi yüz ve daha fazlası bahis mevzuu.
Ey Rabbimiz bizi fitne vesilesi yapma
Peygamberler atası olarak tavsif edilen, büyük Peygamber Hz. İbrahim, Allah’a (c.c) şöyle dua etmişti: “Ey Rabbimiz bizleri kâfirler için fitne yapma!…” Fitne kelimesi daha çok insanın kendisiyle imtihan olunduğu, insanı doğru yoldan saptıran kötü şeyler anlamında kullanılmıştır. Yukarıda zikredilen duada da Hz. İbrahim fitne kelimesini bu anlamda kullanmıştır.




