RSS

Aylık Arşiv: Kasım 2011

Dünyanın en talihsiz insanı, Allahü teâlâya güvenmeyen veya güveni az olandır.

Dünyanın en talihsiz insanı, Allahü teâlâya güvenmeyen veya güveni az olandır. Çocuk daha anne karnındayken, Cebrail aleyhisselam, ona der ki:

(Sakın rızkından endişe etme! Allah senin rızkına kefildir. Dünyaya geldiğinde senin olacak rızıkların hepsinin üstüne senin ismini yazmıştır. Sen rızkını aradığın gibi, o da seni arar.)

Cenab-ı Hak daha anne karnında kefil oluyor. Onun için, dünyanın en ahmak insanı, rızkı için endişe duyandır. Bizi yoktan var eden, her an varlıkta durduran ve rızkımıza kefil olan, niye vermesin?

İnsanın şerefi, itibarı, ilim ve edepledir. Çok mal mülk ve yüksek etiket sahibi olmak, itibar kaynağı değildir. Cenab-ı Hak itibarı dine koymuş, itibarsızlığı dünyaya vermiştir.

Read the rest of this entry »

 
Leave a comment

Posted by Kasım 6, 2011 in İslam

 

Yağmur Damlası…

Yağmur Damlası…
Ben gökyüzünde, bulutlar arasında, ilâhî emri bekleyen bir yağmur damlasıyım.
Denizlerde bir damlaydım bir zamanlar, küçümsediniz beni. “Koca denizde bir damla” dediniz, bir şeyin değerini az göstermek için.

Musluklarda bir damlayken, görmezden geldiniz. “Aman canım, bir damladan ne çıkar” diye söylendiniz.

Bir gün buharlaşıp buraya geldim. Sayısız başka damlalarla beraberim. Her birimiz o ilâhî emri bekliyoruz. “Yağ” emriyle beraber her birimiz birer melek eşliğinde ineceğiz. Evet, bir melek eşlik edecek ki, hiçbir insan bizden zarar görmesin, hiçbir çiçek ezilmesin, hiçbir dal kırılmasın. Usul usul inelim, saçlarınıza, çiçeklere, yapraklara, bir kedinin tüylerine, bir aslanın yelesine, çatlamış toprağa…

Ben nereye düşeceğim kim bilir… Bakmayın “kimbilir” dediğime, aslında yazılı, benim nereye düşeceğim. Milimi milimine belli hem de. Ben bilmiyorum diye, siz bilmiyorsunuz diye, kimse bilmiyor değil.

Belki bir gencin yeni taranmış saç tellerine, belki göğe açılmış bir avuca, belki bulutları izleyen bir göze düşeceğim.

Tek başıma dağılmayacak o saç, tek başına sırılsıklam etmeyeceğim o eli, tek başına suyla doldurmayacağım o gözü. Ama dağıtmış gibi, sırılsıklam etmiş gibi, suyla doldurmuş gibi hissettireceğim.

Belki biraz ürperteceğim, biraz serinleteceğim, biraz şaşırtacağım. Ama her halde sevindireceğim. “Yağmur yağıyor” dedirteceğim. “Yağmur yağıyor” diye tekrarlatacağım. “Çok şükür” diyecek mi, üzerine düştüğüm insan, bilmiyorum. Ama emir bekleyen o damlalardan pek çoğunun bunu duyacağından eminim. İnsanların içini inanmanın güzelliğine dair bir huzurla dolduracağımızdan da eminim. “Bu kadar yağmur yeterli değil” diyen resmî ağızlara aldırmadan sevinileceğinden de eminim.

Yağmur duası ile alay eden, burun kıvıran, aşağılayan insanlara da yağacağız. Onların da yüzünü, gözünü ıslatacağız, elbiselerine bulaşacağız.
İnanan, inanmayan ayırt etmeyeceğiz.
Bütün insanlığın üzerine bir rahmet olarak ineceğiz.
Yağmayacağız, yağdırılacağız.
Ben ve arkadaşlarım, o ilahî emri bekleyen yağmur damlalarıyız.
Yakında inşaallah görüşeceğiz..

Murat Çetin

 
Leave a comment

Posted by Kasım 6, 2011 in makale

 

“Yemin olsun, sizi ilk yarattığımızdaki gibi yapayalnız/teker teker bize geldiniz.”

 

 

İnsan hayatında önemli anlar vardır, insanı uyandıran anlar…Aklımızın bir köşesinde hapsetmeye çalıştığımız bir fikrin hatırlanmasıylaaman Allah’ım dediğimiz, adeta silkinip kendimize geldiğimiz anlar… Geçenlerde okuduğum bir ayet sayesinde tam da böyle hissettim. 6 Enam Suresinin 94. ayeti bende tam da bu etkiyi yarattı.                                                     

“Yemin olsun, sizi ilk yarattığımızdaki gibi yapayalnız/teker teker bize geldiniz. Size verip hayaline daldırdığımız şeyleri de sırtlarınızın arkasında bıraktınız. Sizinle ilgili hususlarda ortaklar olduklarını sandığınız şefaatçılarınızı da yanınızda görmüyorsunuz. Yemin olsun, koptu aranızdaki tüm bağlar ve uzaklaşıp kayboldu yanınızdan o bir şey sandıklarınız.”"

 

Tabi ki insanların yalnız öldüklerini, dünyadan iyi amelleri dışında hiçbir şeyi ahirete götüremediklerini biliyordum. Ancak ayet bunu ortaya öylesine müthiş bir şekilde koyuyor ki etkilenmemek mümkün değil…                Ayetteki ilk ifade insanın aynen doğduğu zamanki gibi ölürken de yalnız olacağını hatırlatıyor inananlara. Yani bu dünyada güvenilen ve belki de insanlara kapılar açan tanıdıklar, akrabalar, hemşeriler ahirette yok. Onlar ne dünyaya gelirken yardım edebilirler insana ne de öldükten sonra ahirette başına gelebilecekler konusunda. Yani insan Allah’ın kendisini yarattığı gibi tek başına döner Rabbine. Yardım, destek, torpil olmadan. Yardımlar, torpiller geçicidir, son derece kısa olan dünya içindir sadece.               

Ayetteki 2. ifade ise halk arasında “kefenin cebi yok” diye anlatılan gerçeği ifade eder. Bu dünyada uğruna çabalanan malın, mülkün, paranın nasıl da geçici olduğu, ölüm geldiği anda insanın nasıl da hepsini geride bırakıp gideceği hatırlatılıyor burada da Müslümanlara. Bu ifade, bir tane daha ayakkabı, bir tane daha araba, bir tane daha ev için uğraşıp durmanın, hayatı bu uğurda tüketmenin ne derece anlamsız olduğunu da açıkça ortaya koyuyor tabi. Bu geçici zevkler, oyalanmalar için harcanan vakit ve para ancak Allah yolunda üretmek ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmek için harcanırsa insan için kazançlı olacaktır çünkü insanın ahirete götürebildiği tek şey bu dünyadaki hayırlı işleridir.

 

Read the rest of this entry »

 
Leave a comment

Posted by Kasım 6, 2011 in İslam

 

Daha nice bayramlara ulaşabilmek dileğiyle;Bayramınızı tebrik ediyorum.‏

Nice bayramlara…
Bayrama erişmek, Cennete erişmek kadar güzeldir. Çünkü Allah’ın ikrâmıdır. Yeter ki biz, bayramın kadr ü kıymetini bilelim. Ve benlikten kurtulup, biz oluşun farkına varalım, biz oluşu sevelim.

Bugün ulaşabildiğimiz kadar çok dostumuza ve yakınımıza ulaşalım, akrabalarımızla gönül bağımızı tazeleyelim, mü’minlerle tebrikleşelim, musafaha yapalım;Birbirimize “Ğaferallahu lenâ ve leküm= Allah sizi de bizi de bağışlasın!” veya “Tekabbelallahu minnâ ve minküm= Allah Teâlâ bizden ve sizden kabul buyursun!” diye duâ edelim, komşularımızla kaynaşalım, toplumumuzla bütünleşelim.

Büyüklerimize gidelim, yaşlılarımızı ziyaret edelim, annemizin, babamızın ve büyüklerimizin ellerini öpelim, gönüllerini alalım. Küçüklerimize gönlümüzün en nadide şefkatiyle gülücükler dağıtalım. Onları sevelim, sevindirelim.

Dostlarımıza gidelim, hal ve hatırlarını soralım; dostlarımızı kabul edelim, onlara ikrâmlarda bulunalım.

Ne kadar uzak olurlarsa olsunlar; ne de olsa modern iletişim çağındayız; sevenlerimizi, sevdiklerimizi, annemizi, babamızı, yakınlarımızı telefonla arıyarak Bayramlarını tebrik edelim. Mutluluklarını paylaşalım.Komşularımıza gidelim. Bayramlarını tebrik edelim. Misâfirlerimize ikrâm edelim.

Allah Resûlü’nün (asm): “Allah’a ve Âhiret Gününe îman eden komşusuna iyilik etsin. Allah’a ve Âhiret Gününe îman eden misâfirine ikrâm etsin! Allah’a ve Âhiret Gününe îmân eden hısımlarına, akrabalarına, yakınlarına, dostlarına, komşularına ve arkadaşlarına muhakkak ulaşsın, kendisine ulaşanlara müşfik davransın. Allah’a ve Âhiret Gününe îmân eden ya hayır söylesin, veyahut sussun!” hadisini bugün doya doya yaşayalım.

Bugün dargınlıklar, kırgınlıklar, küskünlükler sırf Allah rızası için, sırf Resûlullah sevgisi için son bulsun.

Haklı haksız aramadan, barışmanın ve barış içinde yaşamanın, hayatımızda sürekli uygulamamız gereken bir Sünnet-i Seniyye olduğunu ne bu gün, ne yarın, ne de hiçbir zaman unutmayalım.Bugün öfkemizi yutalım; onurumuzu, gururumuzu düşünmeyelim; Haklılığımızı aramayalım. Allah rızası için!.. Kucaklaşalım bugün. Hastalarımıza gidelim, kalbimizin en sıcak ilgisini götürelim onlara.Fakirleri, yoksulları, kimsesizleri, öksüzleri, yetimleri unutmayalım bugün. Onların da sevilmeye, sevindirilmeye, şefkate lâyık bir kalbi, bir gönlü bulunduğunu; bu imtihan dünyasında onlara kucak açtığımız derecede, en muhtaç olduğumuz bir gün, Allah’ın şefkat ve merhametinin de bizimle beraber olacağını unutmayalım.

Teşrik tekbirlerini bayram süresince her farz namazın ardında getireceğiz. Teşrik tekbirlerini getirirken, büyük Allah’ın nezdinde hepimizin eşit olduğunu; aramızdaki izâfî farklılıkların geçici ve imtihana dönük bulunduğunu; bugün bizden aşağıda bulunanların yerinde pekâlâ bizim de bulunabileceğimizi; binaenaleyh Allah katında üstünlük vasfının ancak “takvâ” ile sağlanabileceğini; başka türlü bir üstünlüğün söz konusu olmadığını; takvânın da insanlara tevazû ile yaklaşmaktan başladığını aklımızın köşesinden çıkarmayalım.

Bu mübârek günlerde, müslümanların üzerinde yoğunlaşan fitnelerin, fesatların ve oyunların bozulması ve bertaraf edilmesi için Allah’a duâ edelim.

Allah, müslüman katliâmından zenginlik, servet, ikbal, makam, mevkî, şöhret, mülk ve itibar umanların tuzaklarını, hîlelerini, güçlerini ve kuvvetlerini başlarına geçirsin.

Mübarek bayramın âlem-i İslâm’ın huzuru, sükûnu, her türlü fitnelerden uzak kalması ve insanlığın barışı için hayırlara vesîle olmasını niyaz ediyorum.

Daha nice bayramlara ulaşabilmek dileğiyle;Bayramınızı tebrik ediyorum.

 
Leave a comment

Posted by Kasım 6, 2011 in makale

 
 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.