<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
		>
<channel>
	<title>İslam Huzur Dinidir için yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://islamisite.wordpress.com/comments/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://islamisite.wordpress.com</link>
	<description>İslamı sonradan bulup mutluluğa eren bir yürekten; İslam</description>
	<lastBuildDate>Sun, 22 Nov 2009 17:07:48 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>Hangi Ayıplar Hayvanın Kurban Olmasına Mani Olur?‏ yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/22/hangi-ayiplar-hayvanin-kurban-olmasina-mani-olur%e2%80%8f/#comment-1340</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 17:07:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2398#comment-1340</guid>
		<description>Zebh (Boğazlama) İşlemi


Din kurallarına uygun olarak boğazlama, nefes borusu ile yemek borusunun ve 
bunların yanlarında bulunan iki damarı kesmekle yapılır. Bu dördünden üçünün 
kesilmesi, İmam Azam&#039;a göre yeterlidir. İmam Ebû Yusuf&#039;a göre, Nefes borusu 
ile yemek borusunu ve iki damardan da birini kesmek şarttır. İmam Muhammed&#039;e 
göre de, bu dört organdan çoğunu kesmiş olmalıdır.

Hayvanları boğazlamak hususunda damarlarını kesip kanlarını akıtacak kesici 
bir alet yeterlidir. Bıçak kâfi olduğu gibi, keskin kamış kabuğu ve cam 
parçası da yeterli olur. Ancak bu alet, hayvana eziyet vermeyecek şekilde 
keskin olmalıdır. Hayvanı yere yatırdıktan sonra bu aleti bileylemeye 
çalışmak mekruhtur. Hayvanı ayağından tutarak kesim yerine çekmek ve 
sürüklemek de mekruhtur. Hayvanı boynunun altından (boğazından), değil de 
üstünden kesmek ve daha hayvanı soymadan kafasını kesip atmak da mekruhtur.

Hayvanı boğazlarken Besmele çekmek şarttır. Boğazlamada Yüce Allah&#039;ın 
mübarek isimlerinden herhangi birini söylemek yeterlidir. Allahü Ekber, 
Allahü Azam, Allah denilmesi gibi...

Fakat Allah Tealâ&#039;nın ismini dua maksadı ile söylemek yeterli olmaz. 
&quot;Allahümmeğfir-lî&quot; denilmesi gibi...

Hayvanı keserken: &quot;Bismillâhi Allahü Ekber&quot; denilmesi müstahabdır.

Hayvanı kıble tarafına çevirerek kesmek sünnet olduğundan bunu yapmamak 
mekruhtur.

Besmele kasden terk edilirse, hayvanın eti yenmez, haram olur. Fakat 
unutarak terk edilirse, böyle kesilen hayvanın eti yenir. Çünkü unutarak 
yapılan kusurlar bağışlanmıştır.

(İmam Şâfiîye göre, hayvanı sadece boğazlamak yeterlidir. Besmele okunması 
bir müekked sünnettir. &quot;Bismillâh&quot; denmese de, kesilen hayvanın eti yenir, 
haram olmaz. Bu görüş, Ebû Hüreyre ile İbnî Abbas&#039;dan (radıyallahü anhüm) 
rivayet edilmiştir. Ancak bu görüş diğer müçtehidler tarafından kabul 
edilmemiştir. Bununla beraber Şafiîlerce de, besmeleyi terk etmek 
mekruhtur.)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Zebh (Boğazlama) İşlemi</p>
<p>Din kurallarına uygun olarak boğazlama, nefes borusu ile yemek borusunun ve<br />
bunların yanlarında bulunan iki damarı kesmekle yapılır. Bu dördünden üçünün<br />
kesilmesi, İmam Azam&#8217;a göre yeterlidir. İmam Ebû Yusuf&#8217;a göre, Nefes borusu<br />
ile yemek borusunu ve iki damardan da birini kesmek şarttır. İmam Muhammed&#8217;e<br />
göre de, bu dört organdan çoğunu kesmiş olmalıdır.</p>
<p>Hayvanları boğazlamak hususunda damarlarını kesip kanlarını akıtacak kesici<br />
bir alet yeterlidir. Bıçak kâfi olduğu gibi, keskin kamış kabuğu ve cam<br />
parçası da yeterli olur. Ancak bu alet, hayvana eziyet vermeyecek şekilde<br />
keskin olmalıdır. Hayvanı yere yatırdıktan sonra bu aleti bileylemeye<br />
çalışmak mekruhtur. Hayvanı ayağından tutarak kesim yerine çekmek ve<br />
sürüklemek de mekruhtur. Hayvanı boynunun altından (boğazından), değil de<br />
üstünden kesmek ve daha hayvanı soymadan kafasını kesip atmak da mekruhtur.</p>
<p>Hayvanı boğazlarken Besmele çekmek şarttır. Boğazlamada Yüce Allah&#8217;ın<br />
mübarek isimlerinden herhangi birini söylemek yeterlidir. Allahü Ekber,<br />
Allahü Azam, Allah denilmesi gibi&#8230;</p>
<p>Fakat Allah Tealâ&#8217;nın ismini dua maksadı ile söylemek yeterli olmaz.<br />
&#8220;Allahümmeğfir-lî&#8221; denilmesi gibi&#8230;</p>
<p>Hayvanı keserken: &#8220;Bismillâhi Allahü Ekber&#8221; denilmesi müstahabdır.</p>
<p>Hayvanı kıble tarafına çevirerek kesmek sünnet olduğundan bunu yapmamak<br />
mekruhtur.</p>
<p>Besmele kasden terk edilirse, hayvanın eti yenmez, haram olur. Fakat<br />
unutarak terk edilirse, böyle kesilen hayvanın eti yenir. Çünkü unutarak<br />
yapılan kusurlar bağışlanmıştır.</p>
<p>(İmam Şâfiîye göre, hayvanı sadece boğazlamak yeterlidir. Besmele okunması<br />
bir müekked sünnettir. &#8220;Bismillâh&#8221; denmese de, kesilen hayvanın eti yenir,<br />
haram olmaz. Bu görüş, Ebû Hüreyre ile İbnî Abbas&#8217;dan (radıyallahü anhüm)<br />
rivayet edilmiştir. Ancak bu görüş diğer müçtehidler tarafından kabul<br />
edilmemiştir. Bununla beraber Şafiîlerce de, besmeleyi terk etmek<br />
mekruhtur.)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hangi Ayıplar Hayvanın Kurban Olmasına Mani Olur?‏ yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/22/hangi-ayiplar-hayvanin-kurban-olmasina-mani-olur%e2%80%8f/#comment-1339</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 17:06:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2398#comment-1339</guid>
		<description>Akîka Kurbanı



Yeni doğan çocuğun başındaki tüyüne (Akîka) denir. Böyle bir çocuk için 
Cenab-ı Hak&#039;a şükür yerine geçmek üzere kesilen kurbana da &quot;Akîka&quot; adı 
verilmiştir. Bunun müslümanlarca asıl adı &quot;Nesîke&quot; dir.

Akîka, bizce mübah ve güzeldir. Üç İmama göre ise sünnettir. Zahiriyye 
mezhebinde vaciptir.

Akîka kurbanı, çocuğun doğduğu günden büluğ çağına erinceye kadar 
kesilebilir. Fakat yedinci günü kesilmesi daha faziletlidir. Çocuğun yedinci 
doğum günü adı konulur ve başının saçları kesilip ağırlığınca altın veya 
gümüş sadaka verilir. Aynı günde bu kurban kesilir; çünkü böyle yapılması üç 
İmama göre müstahabdır.

Kurbana elverişli olan hayvan akîkaya da yeterli olur. Erkek çocuk için bu 
kurban kesilebileceği gibi, kız çocuk için de kesilir. Bunlardan her biri 
için bir koyun kesilmesi yeterli olur. Erkek çocuk için iki kurban kesilmesi 
gereğini söyleyenler de vardır.

Akîka kurbanının kemikleri, çocuğun sağlık ve selâmetine bir hayır dileği 
olsun diye, kırılmayıp yalnız ek yerlerinden ayrılır ve öylece pişirilir. 
Bunu yapmak müstahabdır. Diğer bir bakımdan da, çocuğun mütevazi olmasına ve 
kötü huylardan korunmuş olmasına bir işaret olsun diye kemiklerin kırılması 
müstahab görülmüştür.

Akîka kurbanının etinden sahibi yiyebilir, başkalarına da yedirebilir, 
sadaka da verebilir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Akîka Kurbanı</p>
<p>Yeni doğan çocuğun başındaki tüyüne (Akîka) denir. Böyle bir çocuk için<br />
Cenab-ı Hak&#8217;a şükür yerine geçmek üzere kesilen kurbana da &#8220;Akîka&#8221; adı<br />
verilmiştir. Bunun müslümanlarca asıl adı &#8220;Nesîke&#8221; dir.</p>
<p>Akîka, bizce mübah ve güzeldir. Üç İmama göre ise sünnettir. Zahiriyye<br />
mezhebinde vaciptir.</p>
<p>Akîka kurbanı, çocuğun doğduğu günden büluğ çağına erinceye kadar<br />
kesilebilir. Fakat yedinci günü kesilmesi daha faziletlidir. Çocuğun yedinci<br />
doğum günü adı konulur ve başının saçları kesilip ağırlığınca altın veya<br />
gümüş sadaka verilir. Aynı günde bu kurban kesilir; çünkü böyle yapılması üç<br />
İmama göre müstahabdır.</p>
<p>Kurbana elverişli olan hayvan akîkaya da yeterli olur. Erkek çocuk için bu<br />
kurban kesilebileceği gibi, kız çocuk için de kesilir. Bunlardan her biri<br />
için bir koyun kesilmesi yeterli olur. Erkek çocuk için iki kurban kesilmesi<br />
gereğini söyleyenler de vardır.</p>
<p>Akîka kurbanının kemikleri, çocuğun sağlık ve selâmetine bir hayır dileği<br />
olsun diye, kırılmayıp yalnız ek yerlerinden ayrılır ve öylece pişirilir.<br />
Bunu yapmak müstahabdır. Diğer bir bakımdan da, çocuğun mütevazi olmasına ve<br />
kötü huylardan korunmuş olmasına bir işaret olsun diye kemiklerin kırılması<br />
müstahab görülmüştür.</p>
<p>Akîka kurbanının etinden sahibi yiyebilir, başkalarına da yedirebilir,<br />
sadaka da verebilir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hangi Ayıplar Hayvanın Kurban Olmasına Mani Olur?‏ yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/22/hangi-ayiplar-hayvanin-kurban-olmasina-mani-olur%e2%80%8f/#comment-1338</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 17:05:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2398#comment-1338</guid>
		<description>Kurbanın Eti ve Derisi Üzerine Yapılacak Şeyler



Adak olarak kesilmeyen kurbanın etinden sahibi zengin olsun olmasın, 
yiyebileceği gibi fakir olmayanlara da yedirip dağıtabilir. Fetva bu 
şekildedir. Bununla beraber üçte birini fakirlere sadaka olarak vermelidir. 
Eğer kurban sahibi orta halli olur da, geçimlerini karşılamak zorunda olduğu 
kimseler kalabalık ise, o halde kurbanın etini onların yemeleri için 
alıkoyabilir, bu mendubdur.

Diğer bir görüşe göre, kurban bayramında kesmek üzere bir fakirin satın 
aldığı kurbandan kendisi yiyemez. Çünkü kendisine kurban vacib olmadığı 
halde böyle kurbanlık alıp kesmesi, bir adak sayılır. Adak yapan kimse ise, 
kendi adağından yiyemez. Onun etini zevcesine, usul ve furüuna ve zengin 
kimselere yediremez. Bunlara yedirirse, yedirdiğinin kıymetini fakirlere 
vermesi gerekir.

Kurbanlık hayvanın sütünden yararlanmak, etini veya postunu satıp parasını 
almak veya demirbaş olmayacak bir şeyle değiştirmek mekruhtur. Böyle bir iş 
yapılırsa, kıymetini sadaka vermek gerekir. Kurbanlıktan kasab ücreti de 
verilmez.

Kurbanın postu sadaka diye verilir veya ondan seccade ve sofra gibi evde 
kullanılacak eşya yapılır. Kurban edilecek hayvanı kesilmeden önce kırkmak 
mekruhtur. Yünleri kırkılacak olursa, sadaka olarak verilmelidir. Fakat 
hayvan kesildikten sonra yünlerı kırkılabilir ve kullanılabilir.

Birkaç kişi yanlışlıkla birbirinin kurbanını kesecek olsalar, her kesilen 
hayvan, sahibinin kurbanı olmak üzere caiz olur. Birbirlerine bir şey borçlu 
olmazlar. Bu durumda herkes kendi hayvanını, eğer mevcutsa, alır. Kesilen 
hayvanlar yenmiş veya dağıtılmış ise, aradaki kıymet farkını birbirlerine 
helal ederler. Eğer cimrilik gösterirler de helal etmezlerse, her biri 
diğerine ait kurban etinin kıymetini öder. Bu durumda, bu kıymet farkını da 
sadaka olarak vermek gerekir. Çünkü bu, kurban etinin bedelidir.

Bir kimse, kendisine bırakılan bir kurbanı, sahibinin izni olmaksızın bayram 
günü sahibi adına kesecek olsa, bunu ödemesi gerekmez. Sahibinden kurban 
yükümlülüğü düşer. Çünkü buna delâlet yolu ile izin vardır.

Bir kimse zorla ele geçirmiş olduğu bir hayvanı kendi adına kesecek olsa, 
diri halindeki kıymetini ödemek şartı ile, sahih olur.

Fakat bir insan, kendisine emanet sureti ile bırakılan bir hayvanı böyle 
kurban kesecek olsa, sahih olmaz; çünkü hayvana kesimden önce tazmin etme 
hükmü ile sahib olmamıştır. Rehin olarak bırakılan hayvan da, rehini elinde 
bulunduran kimseye nazaran kurban hususunda bir görüşe göre gasbedilen 
(zorla alınan), diğer bir görüşe göre de emanet (vedia) hükmündedir.

Bir kimse kendi malından sevabını ölüye bağışlamak niyeti ile bayram günü 
kestiği kurbanın etinden yiyebilir, başkalarına da verebilir. Tercih edilen 
hüküm budur. Fakat bir kimse, murisin emri ile murisi adına keseceği 
kurbanın etinden yiyemez. Bunun tümünü sadaka vermesi gerekir.

Bir kimse, tek başına kesmek niyeti ile satın aldığı kurbanlık bir deve veya 
sığıra sonradan altı kişiyi ortak yapmaya razı olursa, bunu birlikte kurban 
olarak kesmeleri caiz olur. Ancak bunda kerahet vardır. O kimse verdiği 
sözden, caymış sayılır. Ortaklarından alacağı parayı sadaka olarak 
vermelidir.

Bir görüşe göre de, adam fakir olduğu takdirde başkalarının ortak olmasına 
razı olamaz. Çünkü onun keseceği bu kurban, bir adak yerindedir. O fakir bu 
kurbanı satın almakla onu vacib kılmıştır.

Udhuyye&#039;nin (Kurban kesmenin) rüknü kan akıtmaktır. Hayvan boğazlanmadıkça 
vacib olan kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz. Onun için kurbanlık 
hayvanın kesilmeden sadaka olarak verılmesi caiz olmaz. Fakat alınan kurban 
herhangi bir sebeple bayramın kurban kesme günlerinde kesilemezse, bunun 
diri olarak sadaka edilmesi gerekir. Çünkü bu halde, kan akıtma işi sadaka 
vermeye dönüşmüş olur. Artık bunun etinden sahibi yiyemez.

Bir kurbanı kitab ehlinden olan birinin (bir gayr-i müslimin) kesmesi 
mekruhtur. Mecûsîlerin, put perestlerin kesmesi ise caiz değildir. Fakat 
kurban etinden herhangi bir gayr-i müslime bağış yolu ile vermekte bir 
sakınca yoktur.

Kurban, Hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır. Bunun meşru olması, 
kitab, sünnet ve icma ile sabittir.

(Şafiîlere göre, kurban, tek bir şahıs için sünnet-i ayndır. Bir aile halkı 
için ise, sünnet-i kifayedir. Ailenin geçimini sağlayan kimse, kurban 
kesince, artık diğerlerinin üzerinden sünnete uyma borcu düşer.)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kurbanın Eti ve Derisi Üzerine Yapılacak Şeyler</p>
<p>Adak olarak kesilmeyen kurbanın etinden sahibi zengin olsun olmasın,<br />
yiyebileceği gibi fakir olmayanlara da yedirip dağıtabilir. Fetva bu<br />
şekildedir. Bununla beraber üçte birini fakirlere sadaka olarak vermelidir.<br />
Eğer kurban sahibi orta halli olur da, geçimlerini karşılamak zorunda olduğu<br />
kimseler kalabalık ise, o halde kurbanın etini onların yemeleri için<br />
alıkoyabilir, bu mendubdur.</p>
<p>Diğer bir görüşe göre, kurban bayramında kesmek üzere bir fakirin satın<br />
aldığı kurbandan kendisi yiyemez. Çünkü kendisine kurban vacib olmadığı<br />
halde böyle kurbanlık alıp kesmesi, bir adak sayılır. Adak yapan kimse ise,<br />
kendi adağından yiyemez. Onun etini zevcesine, usul ve furüuna ve zengin<br />
kimselere yediremez. Bunlara yedirirse, yedirdiğinin kıymetini fakirlere<br />
vermesi gerekir.</p>
<p>Kurbanlık hayvanın sütünden yararlanmak, etini veya postunu satıp parasını<br />
almak veya demirbaş olmayacak bir şeyle değiştirmek mekruhtur. Böyle bir iş<br />
yapılırsa, kıymetini sadaka vermek gerekir. Kurbanlıktan kasab ücreti de<br />
verilmez.</p>
<p>Kurbanın postu sadaka diye verilir veya ondan seccade ve sofra gibi evde<br />
kullanılacak eşya yapılır. Kurban edilecek hayvanı kesilmeden önce kırkmak<br />
mekruhtur. Yünleri kırkılacak olursa, sadaka olarak verilmelidir. Fakat<br />
hayvan kesildikten sonra yünlerı kırkılabilir ve kullanılabilir.</p>
<p>Birkaç kişi yanlışlıkla birbirinin kurbanını kesecek olsalar, her kesilen<br />
hayvan, sahibinin kurbanı olmak üzere caiz olur. Birbirlerine bir şey borçlu<br />
olmazlar. Bu durumda herkes kendi hayvanını, eğer mevcutsa, alır. Kesilen<br />
hayvanlar yenmiş veya dağıtılmış ise, aradaki kıymet farkını birbirlerine<br />
helal ederler. Eğer cimrilik gösterirler de helal etmezlerse, her biri<br />
diğerine ait kurban etinin kıymetini öder. Bu durumda, bu kıymet farkını da<br />
sadaka olarak vermek gerekir. Çünkü bu, kurban etinin bedelidir.</p>
<p>Bir kimse, kendisine bırakılan bir kurbanı, sahibinin izni olmaksızın bayram<br />
günü sahibi adına kesecek olsa, bunu ödemesi gerekmez. Sahibinden kurban<br />
yükümlülüğü düşer. Çünkü buna delâlet yolu ile izin vardır.</p>
<p>Bir kimse zorla ele geçirmiş olduğu bir hayvanı kendi adına kesecek olsa,<br />
diri halindeki kıymetini ödemek şartı ile, sahih olur.</p>
<p>Fakat bir insan, kendisine emanet sureti ile bırakılan bir hayvanı böyle<br />
kurban kesecek olsa, sahih olmaz; çünkü hayvana kesimden önce tazmin etme<br />
hükmü ile sahib olmamıştır. Rehin olarak bırakılan hayvan da, rehini elinde<br />
bulunduran kimseye nazaran kurban hususunda bir görüşe göre gasbedilen<br />
(zorla alınan), diğer bir görüşe göre de emanet (vedia) hükmündedir.</p>
<p>Bir kimse kendi malından sevabını ölüye bağışlamak niyeti ile bayram günü<br />
kestiği kurbanın etinden yiyebilir, başkalarına da verebilir. Tercih edilen<br />
hüküm budur. Fakat bir kimse, murisin emri ile murisi adına keseceği<br />
kurbanın etinden yiyemez. Bunun tümünü sadaka vermesi gerekir.</p>
<p>Bir kimse, tek başına kesmek niyeti ile satın aldığı kurbanlık bir deve veya<br />
sığıra sonradan altı kişiyi ortak yapmaya razı olursa, bunu birlikte kurban<br />
olarak kesmeleri caiz olur. Ancak bunda kerahet vardır. O kimse verdiği<br />
sözden, caymış sayılır. Ortaklarından alacağı parayı sadaka olarak<br />
vermelidir.</p>
<p>Bir görüşe göre de, adam fakir olduğu takdirde başkalarının ortak olmasına<br />
razı olamaz. Çünkü onun keseceği bu kurban, bir adak yerindedir. O fakir bu<br />
kurbanı satın almakla onu vacib kılmıştır.</p>
<p>Udhuyye&#8217;nin (Kurban kesmenin) rüknü kan akıtmaktır. Hayvan boğazlanmadıkça<br />
vacib olan kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz. Onun için kurbanlık<br />
hayvanın kesilmeden sadaka olarak verılmesi caiz olmaz. Fakat alınan kurban<br />
herhangi bir sebeple bayramın kurban kesme günlerinde kesilemezse, bunun<br />
diri olarak sadaka edilmesi gerekir. Çünkü bu halde, kan akıtma işi sadaka<br />
vermeye dönüşmüş olur. Artık bunun etinden sahibi yiyemez.</p>
<p>Bir kurbanı kitab ehlinden olan birinin (bir gayr-i müslimin) kesmesi<br />
mekruhtur. Mecûsîlerin, put perestlerin kesmesi ise caiz değildir. Fakat<br />
kurban etinden herhangi bir gayr-i müslime bağış yolu ile vermekte bir<br />
sakınca yoktur.</p>
<p>Kurban, Hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır. Bunun meşru olması,<br />
kitab, sünnet ve icma ile sabittir.</p>
<p>(Şafiîlere göre, kurban, tek bir şahıs için sünnet-i ayndır. Bir aile halkı<br />
için ise, sünnet-i kifayedir. Ailenin geçimini sağlayan kimse, kurban<br />
kesince, artık diğerlerinin üzerinden sünnete uyma borcu düşer.)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hangi Ayıplar Hayvanın Kurban Olmasına Mani Olur?‏ yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/22/hangi-ayiplar-hayvanin-kurban-olmasina-mani-olur%e2%80%8f/#comment-1337</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 17:04:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2398#comment-1337</guid>
		<description>Kurbanın Kesilme Vakti

Kurbanın kesilme zamanı nahr (Bayramın birinci, ikinci ve üçüncü) 
günleridir. Fakat birinci günde kesilmesi daha faziletlidir.

Kurbanlar, bayram namazı kılınan şehir gibi yerlerde, bayram namazı 
kılındıktan sonra bayram namazı kılınmayan yerlerde ise bayram gününün 
fecrinden sonra kesilir. İlk vakti budur. Kurbanı geceleyin kesmek tenzihen 
mekruhtur.

(İmam Şafiîye göre, kurbanlar bayramın dördüncü günü güneş batıncaya kadar 
kesilebilir.)

Kurbanlar kıbleye karşı yatırılarak &quot;Bismillâhi Allahü Ekber&quot; diye kesilir. 
Kurbanı, elinden geliyorsa sahibi kesmelidir, değilse uygun gördüğü bir 
müslümana emredip kestirmeli ve kendisi de başında bulunmalı. Şu âyet-i 
kerimeyi de okumalıdır:

&quot;Benim namazım, ibadetlerim, yaşayışım ve ölümüm âlemlerin Rabbı Allâh 
içindir ki, O&#039;nun ortağı yoktur.&quot; (En&#039;am: 162)

Yalnız kurban sahibinin Besmelesi yeterli olmaz; onu kesenin Besmele&#039;yi 
getirmesi şarttır. &quot;Bismillahi Allahü Ekber&quot; demelidir.

Kasden Besmele terkedilirse, kurbanın eti yenmez. Kurban sahibinin eli 
hayvanı kesenin eli üzerinde olarak hayvanı kesecek olsalar, her ikisinin de 
Besmele çekmesi gerekir. Bunlardan biri Besmele&#039;yi terk ederse, hayvanın eti 
yenmez.

Kurban Bayramında kesilmek üzere satın alınmış kurbanlık hayvan, nahr 
(kurban kesme) günlerinde kesilmemiş olsa, o hayvan mevcutsa aynını sadaka 
vermek gerekir. Helâk olmuşsa kıymetini sadaka olarak fakirlere vermek icab 
eder, ertesi seneye bırakılmaz.

Kurbanın vacib olmasına nahr günlerinin sonu esastır. Bunun için Kurban 
Bayramının üçüncü günü güneş batmadan önce zengin olan kimsenin kurban 
kesmesi gerekir. Daha önce fakir olması bunu etkilemez. Aksine olarak o 
günün güneş batışından önce fakir düşen veya ölen müslümanlardan bu kurban 
kesme yükümlülüğü düşer.

Zilhiccenin onuncu günü olduğuna şehadet edilip de Bayram namazları 
kılındıktan ve kurbanlar kesildikten sonra, günün henüz arefe günü olduğu 
anlaşılsa, müslümanların itaat ve ibadetlerini koruma bakımından, kılınan 
namaz ve kesilen kurbanlar geçerli sayılır. Çünkü böyle hatalardan kaçınmak 
her zaman için mümkün değildir.

Zilhicce&#039;nin onuncu günü olduğu zeval vaktinden önce gerçekleşse, Bayram 
namazı kılınır. Ondan sonra kurbanlar kesilir. Fakat Zeval vaktinden sonra 
gerçekleşmiş olsa, o gün Bayram namazı kılınmaz, kurbanlar kesilebilir. 
Ertesi gün de, Bayram namazı kılınır.

Hayvanı, kesim yerine yumuşak bir davranışla getirmeli ve keskin bıçak 
kullanılarak hayvana eziyet verilmemelidir. Fazla acı duymaması için, 
hareket hali sona erdikten sonra onu yüzmelidir. Kurban sahibi, kurban 
kesildiği gün, ilk yemeğini kurbanın ciğerinden seçmelidir, bu mendubdur.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kurbanın Kesilme Vakti</p>
<p>Kurbanın kesilme zamanı nahr (Bayramın birinci, ikinci ve üçüncü)<br />
günleridir. Fakat birinci günde kesilmesi daha faziletlidir.</p>
<p>Kurbanlar, bayram namazı kılınan şehir gibi yerlerde, bayram namazı<br />
kılındıktan sonra bayram namazı kılınmayan yerlerde ise bayram gününün<br />
fecrinden sonra kesilir. İlk vakti budur. Kurbanı geceleyin kesmek tenzihen<br />
mekruhtur.</p>
<p>(İmam Şafiîye göre, kurbanlar bayramın dördüncü günü güneş batıncaya kadar<br />
kesilebilir.)</p>
<p>Kurbanlar kıbleye karşı yatırılarak &#8220;Bismillâhi Allahü Ekber&#8221; diye kesilir.<br />
Kurbanı, elinden geliyorsa sahibi kesmelidir, değilse uygun gördüğü bir<br />
müslümana emredip kestirmeli ve kendisi de başında bulunmalı. Şu âyet-i<br />
kerimeyi de okumalıdır:</p>
<p>&#8220;Benim namazım, ibadetlerim, yaşayışım ve ölümüm âlemlerin Rabbı Allâh<br />
içindir ki, O&#8217;nun ortağı yoktur.&#8221; (En&#8217;am: 162)</p>
<p>Yalnız kurban sahibinin Besmelesi yeterli olmaz; onu kesenin Besmele&#8217;yi<br />
getirmesi şarttır. &#8220;Bismillahi Allahü Ekber&#8221; demelidir.</p>
<p>Kasden Besmele terkedilirse, kurbanın eti yenmez. Kurban sahibinin eli<br />
hayvanı kesenin eli üzerinde olarak hayvanı kesecek olsalar, her ikisinin de<br />
Besmele çekmesi gerekir. Bunlardan biri Besmele&#8217;yi terk ederse, hayvanın eti<br />
yenmez.</p>
<p>Kurban Bayramında kesilmek üzere satın alınmış kurbanlık hayvan, nahr<br />
(kurban kesme) günlerinde kesilmemiş olsa, o hayvan mevcutsa aynını sadaka<br />
vermek gerekir. Helâk olmuşsa kıymetini sadaka olarak fakirlere vermek icab<br />
eder, ertesi seneye bırakılmaz.</p>
<p>Kurbanın vacib olmasına nahr günlerinin sonu esastır. Bunun için Kurban<br />
Bayramının üçüncü günü güneş batmadan önce zengin olan kimsenin kurban<br />
kesmesi gerekir. Daha önce fakir olması bunu etkilemez. Aksine olarak o<br />
günün güneş batışından önce fakir düşen veya ölen müslümanlardan bu kurban<br />
kesme yükümlülüğü düşer.</p>
<p>Zilhiccenin onuncu günü olduğuna şehadet edilip de Bayram namazları<br />
kılındıktan ve kurbanlar kesildikten sonra, günün henüz arefe günü olduğu<br />
anlaşılsa, müslümanların itaat ve ibadetlerini koruma bakımından, kılınan<br />
namaz ve kesilen kurbanlar geçerli sayılır. Çünkü böyle hatalardan kaçınmak<br />
her zaman için mümkün değildir.</p>
<p>Zilhicce&#8217;nin onuncu günü olduğu zeval vaktinden önce gerçekleşse, Bayram<br />
namazı kılınır. Ondan sonra kurbanlar kesilir. Fakat Zeval vaktinden sonra<br />
gerçekleşmiş olsa, o gün Bayram namazı kılınmaz, kurbanlar kesilebilir.<br />
Ertesi gün de, Bayram namazı kılınır.</p>
<p>Hayvanı, kesim yerine yumuşak bir davranışla getirmeli ve keskin bıçak<br />
kullanılarak hayvana eziyet verilmemelidir. Fazla acı duymaması için,<br />
hareket hali sona erdikten sonra onu yüzmelidir. Kurban sahibi, kurban<br />
kesildiği gün, ilk yemeğini kurbanın ciğerinden seçmelidir, bu mendubdur.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hangi Ayıplar Hayvanın Kurban Olmasına Mani Olur?‏ yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/22/hangi-ayiplar-hayvanin-kurban-olmasina-mani-olur%e2%80%8f/#comment-1336</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 17:04:17 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2398#comment-1336</guid>
		<description>Kurbanın Cinsi ve Kusurlu Olup Olmaması



Kurbanlar yalnız koyun, keçi, deve ve sığır cinsi hayvanlardan kesilebilir. 
Mandalar da sığır cinsindendir. Bunların erkekleri ile dişileri eşittir. 
Ancak koyun cinsinin erkeğini kurban etmek daha faziletlidir. Keçinin erkeği 
ile dişisi kıymetçe eşit olsalar, dişisini kesmek daha faziletli olur. Aynı 
şekilde devenin veya sığırın erkeği ile dişisi et ve kıymet bakımından eşit 
olsalar, dişisinin kurban edilmesi daha faziletlidir.

Koyun ile keçi ya birer yaşını doldurmalı veya koyunlar yedi sekiz aylık 
olduğu halde birer yaşında imiş gibi gösterişli bulunmalıdır.

Deve, en az beş yaşını, sığır da en az iki yaşını bitirmiş bulunmalıdır.

Tavuk; horoz ve kaz gibi evcil hayvanlar kurban olamaz: Bunları kurban 
niyeti ile kesmek tahrimen mekruhtur. Çünkü bunda Mecûsîlere benzeyiş 
vardır. Etleri yenilen vahşî hayvanlar da kurban edilmez.

Koyun ve keçiden her biri yalnız bir kişi adına kurban edilir. Bir deve veya 
bir sığır, bir kişiden yedi kişiye kadar kimseler için kurban edilebilir. 
Ancak bu ortakların hepsi müslüman olup her biri kendi hissesine malik 
olmalı ve Allah nzası için bir ibadet niyeti taşımalıdırlar.

Ortaklar kesilen kurbandan hisselerini tartı ile ayırırlar, göz kararı ile 
ayıramazlar.

(İmam Malik&#039;e göre bir sığır, bir manda veya bir deve bir aile halkından 
yedi ve daha çok kimse için kurban olabilir, bu caizdir. Fakat başka başka 
aileler için, yediden az olsalar da caiz olmaz.)

Kurbanlık hayvanın şaşı, topal, uyuz ve deli olmasında, doğuştan boynuzlu 
veya boynuzsuz veya boynuzunun azı kırık bulunmasında, kulaklarının delinmiş 
veya enine yarılmış olmasında, kulaklarının uçlarından kesilip sarkık bir 
halde bulunmasında, dişlerinin azı düşmüş olmasında, cinsel organı 
bulunmamasında, burulmuş olarak bulunmasında bir sakınca yoktur; bu 
hayvanlar kurban edilebilirler.

İki gözü veya bir gözü kör, dişlerinin çoğu düşmüş veya kulakları kesilmiş, 
boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırılmış, kulağının veya kuyruğunun 
yarıdan fazlası veya memelerinin başları kopmuş, kulakları veya kuyruğu 
yaratılışında bulunmayan bir hayvan kurban olamaz.

Kurbanın semiz olması daha faziletlidir. Kemikleri içinde iliği kalmamış 
derecede zayıf veya aksak ayağını yere basıp kesileceği yere kadar topal 
veya aşikâr bir halde hasta bulunan bir hayvan da kurban olamaz.

Kurban kesmekle yükümlü olan bir kimsenin satın aldığı kurbanda yukarıdaki 
kusurlardan biri sonradan meydana gelse, yerine başkasını alıp kesmesi 
gerekir. Fakat fakir bir kimsenin aldığı kurban böyle kusurlanırsa, yine 
kurban olarak kesilmesi caiz olur, yerine başkasını alması gerekmez. Hatta 
böyle kusurlu bir hayvanı satın alıp kurban kesmesi de yeterli olur. Çünkü 
bu kurban o fakir için bir nafiledir. Nafilelerde ise, genişlik ve kolaylık 
vardır.

(Üç İmama göre, zengin için de yeterli olur. Başkasını almaya gerek yoktur.)

Zengin kimsenin aldığı kurban henüz kesilmeden ölse, yerine başkasını alması 
gerekir. Fakir kimsenin aldığı kurban ölse, başkasını alması gerekmez.

Zengin kimsenin aldığı kurban kaybolduktan veya çalındıktan sonra yerine 
başkası kurban edilmiş olsa ve ondan sonra da kaybolan kurban bulunsa bunu 
da kesmesi gerekmez. Çünkü üzerine düşen vacibi yerine getirmiştir. Fakat bu 
duruma düşen fakirin o bulunan kurbanı kesmesi gerekir; çünkü fakirin satın 
aldığı kurban, kurban olmak üzere belirlenmiştir; kendisine vacib olmadığı 
halde, bunun kurban olmasını kendisine gerekli kılmıştır.

Kurban için alınan hayvan çalındıktan veya kaybolduktan sonra onun yerine 
başkası, alınıp ondan sonra nahr (kurban kesme) günleri içinde bulunsa, 
bakılır: Sahibi zengin ise bu iki kurbandan dilediğini keser. Ancak sonradan 
almış olduğu hayvanın kıymeti ilk hayvandan daha az olur da bunu kesmiş 
olursa, aradaki kıymet farkını sadaka olarak vermesi gerekir. Fakat kurban 
sahibi fakir ise o iki hayvanı da kesmesi gerekir. Çünkü bu kurbanlar fakir 
hakkında birer adak yerindedir. Bir görüşe göre de, bunlardan yalnız birini 
kesebilir.

Kaybolan kurbanlık yerine alınan ikinci kurbanlık hayvan daha kesilmeden 
nahr günlerinden sonra önceki kayıp hayvan bulunsa, bunların sahibi hiç 
birini kesmez, bunların en kıymetlisini sadaka olarak verir.

Bir kimse aldığı kurbanlık hayvanı satıp onun yerine dengini almış olsa, 
İmam Ebû Yusuf&#039;a göre caiz olmaz. Çünkü bunun aynına Allah&#039;ın hakkı 
geçmiştir. Fakat İmam Azam ile İmam Muhammed&#039;e göre, bu kerahatle caiz olur.

Kurbanlık bir hayvan kesilmeden önce doğursa, yavrusu da kendisi ile beraber 
kesilir. Çünkü yavru anasına bağlıdır. Eğer yavru kesilmeyip satılırsa, 
parasını sadaka olarak vermek gerekir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kurbanın Cinsi ve Kusurlu Olup Olmaması</p>
<p>Kurbanlar yalnız koyun, keçi, deve ve sığır cinsi hayvanlardan kesilebilir.<br />
Mandalar da sığır cinsindendir. Bunların erkekleri ile dişileri eşittir.<br />
Ancak koyun cinsinin erkeğini kurban etmek daha faziletlidir. Keçinin erkeği<br />
ile dişisi kıymetçe eşit olsalar, dişisini kesmek daha faziletli olur. Aynı<br />
şekilde devenin veya sığırın erkeği ile dişisi et ve kıymet bakımından eşit<br />
olsalar, dişisinin kurban edilmesi daha faziletlidir.</p>
<p>Koyun ile keçi ya birer yaşını doldurmalı veya koyunlar yedi sekiz aylık<br />
olduğu halde birer yaşında imiş gibi gösterişli bulunmalıdır.</p>
<p>Deve, en az beş yaşını, sığır da en az iki yaşını bitirmiş bulunmalıdır.</p>
<p>Tavuk; horoz ve kaz gibi evcil hayvanlar kurban olamaz: Bunları kurban<br />
niyeti ile kesmek tahrimen mekruhtur. Çünkü bunda Mecûsîlere benzeyiş<br />
vardır. Etleri yenilen vahşî hayvanlar da kurban edilmez.</p>
<p>Koyun ve keçiden her biri yalnız bir kişi adına kurban edilir. Bir deve veya<br />
bir sığır, bir kişiden yedi kişiye kadar kimseler için kurban edilebilir.<br />
Ancak bu ortakların hepsi müslüman olup her biri kendi hissesine malik<br />
olmalı ve Allah nzası için bir ibadet niyeti taşımalıdırlar.</p>
<p>Ortaklar kesilen kurbandan hisselerini tartı ile ayırırlar, göz kararı ile<br />
ayıramazlar.</p>
<p>(İmam Malik&#8217;e göre bir sığır, bir manda veya bir deve bir aile halkından<br />
yedi ve daha çok kimse için kurban olabilir, bu caizdir. Fakat başka başka<br />
aileler için, yediden az olsalar da caiz olmaz.)</p>
<p>Kurbanlık hayvanın şaşı, topal, uyuz ve deli olmasında, doğuştan boynuzlu<br />
veya boynuzsuz veya boynuzunun azı kırık bulunmasında, kulaklarının delinmiş<br />
veya enine yarılmış olmasında, kulaklarının uçlarından kesilip sarkık bir<br />
halde bulunmasında, dişlerinin azı düşmüş olmasında, cinsel organı<br />
bulunmamasında, burulmuş olarak bulunmasında bir sakınca yoktur; bu<br />
hayvanlar kurban edilebilirler.</p>
<p>İki gözü veya bir gözü kör, dişlerinin çoğu düşmüş veya kulakları kesilmiş,<br />
boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırılmış, kulağının veya kuyruğunun<br />
yarıdan fazlası veya memelerinin başları kopmuş, kulakları veya kuyruğu<br />
yaratılışında bulunmayan bir hayvan kurban olamaz.</p>
<p>Kurbanın semiz olması daha faziletlidir. Kemikleri içinde iliği kalmamış<br />
derecede zayıf veya aksak ayağını yere basıp kesileceği yere kadar topal<br />
veya aşikâr bir halde hasta bulunan bir hayvan da kurban olamaz.</p>
<p>Kurban kesmekle yükümlü olan bir kimsenin satın aldığı kurbanda yukarıdaki<br />
kusurlardan biri sonradan meydana gelse, yerine başkasını alıp kesmesi<br />
gerekir. Fakat fakir bir kimsenin aldığı kurban böyle kusurlanırsa, yine<br />
kurban olarak kesilmesi caiz olur, yerine başkasını alması gerekmez. Hatta<br />
böyle kusurlu bir hayvanı satın alıp kurban kesmesi de yeterli olur. Çünkü<br />
bu kurban o fakir için bir nafiledir. Nafilelerde ise, genişlik ve kolaylık<br />
vardır.</p>
<p>(Üç İmama göre, zengin için de yeterli olur. Başkasını almaya gerek yoktur.)</p>
<p>Zengin kimsenin aldığı kurban henüz kesilmeden ölse, yerine başkasını alması<br />
gerekir. Fakir kimsenin aldığı kurban ölse, başkasını alması gerekmez.</p>
<p>Zengin kimsenin aldığı kurban kaybolduktan veya çalındıktan sonra yerine<br />
başkası kurban edilmiş olsa ve ondan sonra da kaybolan kurban bulunsa bunu<br />
da kesmesi gerekmez. Çünkü üzerine düşen vacibi yerine getirmiştir. Fakat bu<br />
duruma düşen fakirin o bulunan kurbanı kesmesi gerekir; çünkü fakirin satın<br />
aldığı kurban, kurban olmak üzere belirlenmiştir; kendisine vacib olmadığı<br />
halde, bunun kurban olmasını kendisine gerekli kılmıştır.</p>
<p>Kurban için alınan hayvan çalındıktan veya kaybolduktan sonra onun yerine<br />
başkası, alınıp ondan sonra nahr (kurban kesme) günleri içinde bulunsa,<br />
bakılır: Sahibi zengin ise bu iki kurbandan dilediğini keser. Ancak sonradan<br />
almış olduğu hayvanın kıymeti ilk hayvandan daha az olur da bunu kesmiş<br />
olursa, aradaki kıymet farkını sadaka olarak vermesi gerekir. Fakat kurban<br />
sahibi fakir ise o iki hayvanı da kesmesi gerekir. Çünkü bu kurbanlar fakir<br />
hakkında birer adak yerindedir. Bir görüşe göre de, bunlardan yalnız birini<br />
kesebilir.</p>
<p>Kaybolan kurbanlık yerine alınan ikinci kurbanlık hayvan daha kesilmeden<br />
nahr günlerinden sonra önceki kayıp hayvan bulunsa, bunların sahibi hiç<br />
birini kesmez, bunların en kıymetlisini sadaka olarak verir.</p>
<p>Bir kimse aldığı kurbanlık hayvanı satıp onun yerine dengini almış olsa,<br />
İmam Ebû Yusuf&#8217;a göre caiz olmaz. Çünkü bunun aynına Allah&#8217;ın hakkı<br />
geçmiştir. Fakat İmam Azam ile İmam Muhammed&#8217;e göre, bu kerahatle caiz olur.</p>
<p>Kurbanlık bir hayvan kesilmeden önce doğursa, yavrusu da kendisi ile beraber<br />
kesilir. Çünkü yavru anasına bağlıdır. Eğer yavru kesilmeyip satılırsa,<br />
parasını sadaka olarak vermek gerekir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hangi Ayıplar Hayvanın Kurban Olmasına Mani Olur?‏ yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/22/hangi-ayiplar-hayvanin-kurban-olmasina-mani-olur%e2%80%8f/#comment-1335</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 17:03:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2398#comment-1335</guid>
		<description>Kurbanın Mahiyeti, Vücubu ve Şer&#039;î Hikmeti

Kurban Yüce Allah&#039;ın rahmetine yaklaşmak için ibadet niyeti ile kesilen özel 
hayvandır. Kurban bayramı günlerinde (ilk üç günde) böyle Allah rızası için 
kesilen kurbana (Udhiyye), bunu kesmeğe de &quot;tazhiye&quot;denilir.

Kurban Bayramında ibadet niyeti ile kurban kesmek, hür, mukîm (yolcu 
olmayan), müslim ve zengin kimseye vacibdir. Zenginden maksad, temel 
ihtiyaçlarından başka, artıcı olsun olmasın, en az iki yüz dirhem gümüş 
değerinde bir mala sahib olan, fitre vermekle yükümlü olan kimselerdir. 
(Zekât bölümüne bakılsın!..)

Kurban kesme günlerinde (kurban bayramının ilk üç gününde) kurban kesmeğe 
gücü varken kurban kesmeyip de sonra fakir düşse, buradaki vücub üzerinden 
düşmüş olmaz.

Kurban kesme yükümlülüğü için, İmam Azam ile İmam Ebû Yusuf&#039;a göre, akıl ve 
büluğ şart değildir. Bundan dolayı zengin olan bir çocuğun veya bir delinin 
malından bunların velisi kurban keser. Bu çocuk veya bu mecnun o kurbanın 
etinden yer. Geri kalan kısmı da, elbise gibi aynından faydalanacakları bir 
şeyle değiştirilir.

Fakat İmam Muhammed&#039;e göre, kurban yükümlülüğü için akıl ve büluğ şarttır. 
Bundan dolayı çocukların ve mecnun olanların mallarından kurban kesilmesi 
gerekmez. Fetva da buna göredir. Velileri onlar adına mallarından kesecek 
olsalar, kurban bedelini onlara ödemeleri gerekir. Ancak bir kimsenin kendi 
malından çocuğu için kurban kesmesi mendubdur.

(İmam Malik ile İmam Şafiî&#039;ye göre; kurban vacib değil, müekked bir 
sünnettir.)

Vacib olan kurban görevi, Hak yolunda fedâkarlığın bir nişanıdır, Yüce 
Allah&#039;ın verdiği nimetlere karşı yapılan bir şükürdür. Bunun sonucu da 
sevaba ulaşmak ve birtakım belâlardan korunmaktır.

Şu gerçek de bilinmeli ki, insanların ihtiyaçlan için yeryüzünde yüz 
binlerce hayvan kesiliyor. Fakat bunlardan yalnız durumları yeterli olanlar 
yararlanıyor. Kurban Bayramında ise, Hak rızası için birçok hayvan 
kesiliyor. Bunların etlerinden ve derilerinden çok fakir kimseler de 
yararlanıyor. İktisadî olan mesele, dinî ve ahlâkî bir mahiyet kazanıyor. 
Şahıs menfaatı yerine toplumun menfaatı bulunmuş oluyor. Bunun için kurban 
kesilmesi, İslâma ait insanî ve sosyal büyük bir fedakârlık demektir.

Kurban kesilmekle, kesilen hayvanların sayısı çok artmış olmaz; çünkü kurban 
kesilen günlerde kasapların kestiği hayvan sayısı azalır ve böylece o 
günlerde aynı miktar hayvan kesilmiş olur.

Kendi zevkleri için hergün binlerce hayvanın kesilmesini çok görmeyenlerin, 
senede bir defa Allah rızası için bir miktar hayvanın muhtaçlar yararına 
olarak Kurban adı altında kesilmesini çok görmeleri, doğrusu büyük bir 
düşüncesizliktir.

Sonuç

Kurbanın meşru olması, din, ahlâk ve toplum yararı bakımından birtakım 
hikmet ve hacetlere dayanır. Bunu değerlendiremeyecek bir akıl sahibi 
olamaz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kurbanın Mahiyeti, Vücubu ve Şer&#8217;î Hikmeti</p>
<p>Kurban Yüce Allah&#8217;ın rahmetine yaklaşmak için ibadet niyeti ile kesilen özel<br />
hayvandır. Kurban bayramı günlerinde (ilk üç günde) böyle Allah rızası için<br />
kesilen kurbana (Udhiyye), bunu kesmeğe de &#8220;tazhiye&#8221;denilir.</p>
<p>Kurban Bayramında ibadet niyeti ile kurban kesmek, hür, mukîm (yolcu<br />
olmayan), müslim ve zengin kimseye vacibdir. Zenginden maksad, temel<br />
ihtiyaçlarından başka, artıcı olsun olmasın, en az iki yüz dirhem gümüş<br />
değerinde bir mala sahib olan, fitre vermekle yükümlü olan kimselerdir.<br />
(Zekât bölümüne bakılsın!..)</p>
<p>Kurban kesme günlerinde (kurban bayramının ilk üç gününde) kurban kesmeğe<br />
gücü varken kurban kesmeyip de sonra fakir düşse, buradaki vücub üzerinden<br />
düşmüş olmaz.</p>
<p>Kurban kesme yükümlülüğü için, İmam Azam ile İmam Ebû Yusuf&#8217;a göre, akıl ve<br />
büluğ şart değildir. Bundan dolayı zengin olan bir çocuğun veya bir delinin<br />
malından bunların velisi kurban keser. Bu çocuk veya bu mecnun o kurbanın<br />
etinden yer. Geri kalan kısmı da, elbise gibi aynından faydalanacakları bir<br />
şeyle değiştirilir.</p>
<p>Fakat İmam Muhammed&#8217;e göre, kurban yükümlülüğü için akıl ve büluğ şarttır.<br />
Bundan dolayı çocukların ve mecnun olanların mallarından kurban kesilmesi<br />
gerekmez. Fetva da buna göredir. Velileri onlar adına mallarından kesecek<br />
olsalar, kurban bedelini onlara ödemeleri gerekir. Ancak bir kimsenin kendi<br />
malından çocuğu için kurban kesmesi mendubdur.</p>
<p>(İmam Malik ile İmam Şafiî&#8217;ye göre; kurban vacib değil, müekked bir<br />
sünnettir.)</p>
<p>Vacib olan kurban görevi, Hak yolunda fedâkarlığın bir nişanıdır, Yüce<br />
Allah&#8217;ın verdiği nimetlere karşı yapılan bir şükürdür. Bunun sonucu da<br />
sevaba ulaşmak ve birtakım belâlardan korunmaktır.</p>
<p>Şu gerçek de bilinmeli ki, insanların ihtiyaçlan için yeryüzünde yüz<br />
binlerce hayvan kesiliyor. Fakat bunlardan yalnız durumları yeterli olanlar<br />
yararlanıyor. Kurban Bayramında ise, Hak rızası için birçok hayvan<br />
kesiliyor. Bunların etlerinden ve derilerinden çok fakir kimseler de<br />
yararlanıyor. İktisadî olan mesele, dinî ve ahlâkî bir mahiyet kazanıyor.<br />
Şahıs menfaatı yerine toplumun menfaatı bulunmuş oluyor. Bunun için kurban<br />
kesilmesi, İslâma ait insanî ve sosyal büyük bir fedakârlık demektir.</p>
<p>Kurban kesilmekle, kesilen hayvanların sayısı çok artmış olmaz; çünkü kurban<br />
kesilen günlerde kasapların kestiği hayvan sayısı azalır ve böylece o<br />
günlerde aynı miktar hayvan kesilmiş olur.</p>
<p>Kendi zevkleri için hergün binlerce hayvanın kesilmesini çok görmeyenlerin,<br />
senede bir defa Allah rızası için bir miktar hayvanın muhtaçlar yararına<br />
olarak Kurban adı altında kesilmesini çok görmeleri, doğrusu büyük bir<br />
düşüncesizliktir.</p>
<p>Sonuç</p>
<p>Kurbanın meşru olması, din, ahlâk ve toplum yararı bakımından birtakım<br />
hikmet ve hacetlere dayanır. Bunu değerlendiremeyecek bir akıl sahibi<br />
olamaz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hangi Ayıplar Hayvanın Kurban Olmasına Mani Olur?‏ yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/22/hangi-ayiplar-hayvanin-kurban-olmasina-mani-olur%e2%80%8f/#comment-1334</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 17:01:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2398#comment-1334</guid>
		<description>Kurban, kurban bayramı günlerinde ibadet niyetiyle belli hayvanlardan birini 
keserek yapılan bir ibadettir. Kurban, Allah Tealâ&#039;nın ihsan buyurduğu 
varlığa bir teşekkürdür.

Kurban ibadeti İslâmiyetten önce de vardı

Cenab-ı Hakk&#039;ın dostu olma şerefiyle şereflenmiş bir peygamber olan İbrahim 
(a.s.) bir adakta bulunmuş, bir oğlu olduğu takdirde onu Allah&#039;a kurban 
edeceğini adamıştı. Aradan geçen zaman içerisinde oğulları olmuş ama o, 
adağını nasılsa unutmuştu. Rüyada oğlunu kurban ediyor görmüş ve irkilmişti. 
Hz. İbrahim bu rüyayı üç ayrı gece görmüştür. Peygamberlerin rüyası vahiy 
olduğu gibi onlar tarafından yapılan tabirleri de vahiydir. İbrahim a.s. da 
rüyasını, oğlunu kurban etmesi gerektiği şeklinde tabir etmiş ve böylece bu 
tabir de vahiy olmuştur. Artık Hz. İbrahim&#039;in bu vahyi yerine getirmesi 
gerekiyordu.

Elbette bu çok zordu ama Allah&#039;tan aldığı vahye uymaması daha zordu. İbrahim 
a.s büyük bir imtihan karşısında olduğunu anladı. Hiç tereddüt etmeden 
Allah&#039;a teslim oldu ve durumu oğlu İsmail aleyhi&#039;s-selâm&#039;a açmaya karar 
verdi.

Şimdi konu ile ilgili olarak Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in açıklamalarını dinleyelim: 
Allah Teala buyuruyor:


&quot;İbrahim &#039;Ey Rabbim, bana iyilerden (bir oğul) ihsan et&#039; dedi. Biz de 
kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik. Oğlu yanında koşacak çağa 
gelince, &#039;Ey oğlum, ben seni rüyamda boğazladığımı gôrüyorum, bir düşün, ne 
dersin ?&#039; dedi. (İsmail) Babacığım, sana ne emrolunuyorsa yap. İnşaallah 
beni sabredenlerden bulacaksın.&#039; dedi. Her ikisi de Allah&#039;a teslim oldular 
(Allah&#039;ın emrine boyun eğdiler). İbrahim, oğlunu şakağı üzerine yatırdı. Biz 
de ona şöyle seslendik: &#039;Ey İbrahim, rüyana gerçekten sadakat gösterdin, 
şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı.&#039; Dedik ve ona (İsmail&#039;e karşılık ) 
büyük bir kurbanlık fidye verdik. Kendisine sonradan gelenler için de iyi 
bir nam bıraktık. Selam olsun İbrahim&#039;e. İşte biz iyilik yapanları böyle 
ödüllendiririz. Çünkü 0, bizim mümin kullarımızdandır.&quot; (1)
Görülüyor ki, Kur&#039;an da Hz. İbrahim&#039;in gördüğü rüyanın vahiy olduğunu teyit 
etmiştir. Çünkü Cenâb-ı Hak kendisine seslenirken: &quot;Ey İbrahim, gördüğün 
rüyaya gerçekten sadakat gösterdin.&quot; buyurmuştur.
İbrahim a.s, Allah&#039;ın emrine boyun eğerek oğlunu kurban etmek üzere şakağı 
üzerine yatırınca Cenab-ı Hak, İsmail&#039;in yerine bir koyun kurban etmesini 
emretmiştir. Bu, Allah&#039;ın insanlığa büyük bir lütfudur. Allah, insanları Hz. 
İbrahim&#039;in aracılığı ile insanı kurban etmekten korumuş olmasaydı muhtemelen 
insanlar, insan kurban etme, gibi korkunç bir geleneğe sahip olabilirdi ve 
insanları bu korkunç gelenekten kimse de kurtaramazdı.


İbrahim a.s oğlu yerine Cenâb-ı Hakk&#039;ın kendisine gönderdiği koçu kurban 
etmiştir. Böylece kurban Hz. İbrahim&#039;den sünnet olarak bize intikal 
etmiştir.

Kurban, insanın Allah&#039;a yaklaşmasına ve O&#039;nun rızasını kazanmasına vesile 
olan bir ibadettir. &quot;Kurban&quot;kelimesinde bu mana vardır. İnsan kurban 
kesmekle İbrahim (a.s.) gibi Allah&#039;a ve O&#039;nun emirlerine bağlılığını, 
gerekirse O&#039;nun rızasını kazanmak için her fedakârlığa katlanacağını 
göstermiş olur.

Allah&#039;ın hoşnutluğunu kazanmak için yapılan her şeyde esas olan iyi 
niyettir. Kurbanda da böyledir, iyi niyet ve ihlas esastır. Bakınız, bu 
konuda Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de şöyle buyuruluyor:
&quot;Onların (kurbanların ) ne etleri ne de kanları Allah&#039;a ulaşır. Fakat O&#039;na 
sadece sizin takvanız ulaşır.&#039;&#039; (2) Esasen Allah Teâla ancak takva 
sahiplerinin yapmış oldukları ibadetleri kabul eder. Maide suresindeki şu 
ayet-i kerimeler bu konuyu bir örnek vererek açıklıyor. Allah Tealâ 
buyuruyor.


&quot;(Ey Muhammed) Onlara Adem&#039;in iki oğlu ile ilgili haberi hakkıyle oku. Hani 
her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul 
edilmemişti (Kurbanı kabul edilmeyen ötekine).
-Seni öldüreceğim, demişti. Diğeri ise :
- Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder, dedi ve devam etti : 
&quot;Allah&#039;a yemin ederim ki sen beni öldürmek için bana el uzatsan da ben seni 
öldürmek için sana el uzatacak değilim. Ben, alemlerin Rabbi olan Allah&#039;tan 
korkarım.&#039;&#039; dedi. (3)


Görülüyor ki, kurban kesenlerden biri iyi niyeti ve Allah&#039;tan korkması 
sebebiyle sunduğu kurban kabul görmüş, diğeri ise kötü niyeti sebebiyle 
kurbanı kabul edilmemiştir.

Sevgili Peygamberimiz de bu konuda şöyle buyurmuştur :
&quot;Amellerin kıymeti ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ettiği ne ise 
eline geçecek olan ancak odur.&#039;&#039;(4)

Kurban, İslâm&#039;daki sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın bir başka örneğidir. 
Her gün dünyada sayısız hayvan kesilir ve bundan çoğunlukla varlıklı 
kimseler yararlanır. Halbuki kurban bayramında kesilen kurbanlardan daha çok 
yoksullar ve hayır kurumları istifade eder.

Kurban Bir İbadet midir Yoksa Gelenek midir?

Kurban bir gelenek değil, kitap ve sünnetle meşrûiyeti sabit olan bir 
ibadettir. Kurban da zekat gibi Hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır. 
Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de şöyle buyuruluyor:
&quot;Kurbanlık deve ve sığırlar, Allah&#039;ın size olan nişanelerinden kıldık. Sizin 
için onlarda hayır vardır. O halde onları ön ayaklarından biri bağlı olduğu 
halde keserken üzerlerine Allah&#039;ın adını anın. Yanları yere yaslandığı vakit 
onların etlerinden yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. 
Böylece onları sizin emrinize verdik ki, şükredesiniz.&quot;(5)

Peygamberimiz de bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
&quot;Ademoğlu kurban bayramı günü, Allah katında kurban kesmekten daha sevimli 
bir iş yapmamıştır. Şüphesiz ki o kesilen kurban kıyamet günü boynuzları ve 
kılları ile gelir. Hiç şüphe yok ki, kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah 
katında kabul görür. Öyle ise gönüllerinizi kurban ile hoş edin.&quot;(6)

Peygamberimiz kurbanı tavsiye ederlerken kendileri bizzat kurban keserek de 
örnek olmuşlardır. Müslim&#039;in rivayetine göre Enes (r.a.) şöyle demiştir :
&quot;Allah&#039;ın Resûlü, beyaz renkli iki koç kurban ederdi.&quot; (7)

Kurbanın Hükmü

İslâm alim ve müçtehitleri kurbanın hükmü hakkında farklı içtihatlarda 
bulunmuşlardır.

İmam Azam Ebû Hanife&#039;ye göre kurban vaciptir. Delili de:&quot;Rabbin için namaz 
kıl ve kurban kes&quot;(8) âyet-i kerimesinin delâletiyle peygamberimizin :
&quot;Kimin hali vakti yerinde olur da kurban kesmezse namazgahımıza 
yaklaşmasın.&quot;(9) Hadisindeki vaid (korkutma) dır. Böyle bir korkutma ancak 
vacip olan bir ibadetin terki için yapılır. Yani İmam Azam demek istiyor ki, 
kurban vacip olmasaydı peygamberimiz onu terkedene böyle bir tehditte 
bulunmazdı.

Şâfiî, Mâliki ve Hanbelîler ile Hanefîlerden İmam Ebû Yusuf&#039;a göre ise 
kurban vacip değil, sünnet-i müekkededir.(10)
Kurbanın sünnet olduğunu söyleyenlerin dayandıkları delillerin bir kısmı 
aşağıdaki hadis-i şeriflerdir:
Ümmü Seleme (r.a.)&#039; den rivayete göre Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
&quot;Bilinen on gün girdiği vakit elinde kurbanı olup kurban kesmek isteyen 
kimse (bedeninden) asla bir kıl almasın, tek bir tırnak kesmesin.&quot;(11)
Bu hadis-i şerifte Peygamberimiz kurbanı kişinin isteğine bırakmıştır. Bu 
ise onun vacip olmadığını gösterir.
Bir başka hadis-i şerif ise meâlen şöyledir:
&quot;Üç şey vardır, bunlar bana farz, size nafiledir. Onlar da vitir, kurban ve 
kuşluk namazıdır.&quot;(12)

Kurbanın hükmü (yani vacip mi sünnet mi olduğu) hakkındaki bu farklı görüş 
ve içtihatlar sebebiyle; bir kimsenin zekât, hac, sadaka-i fıtır, ve kurban 
borcu olduğu halde vefat edip bu borçlarının ödenmesi için malının üçte 
birini vasiyet etse (ki ancak malının üçte birini vasiyet etmeye mezundur) 
malının üçte biri yeterse borçlarının tamamı ödenir. Malının üçte biri 
borçlarını ödemeye yetmediği takdirde önce zekât borcu ödenir. Çünkü 
borçların içerisinden önemli olanı zekâttır. Bu borcu ödendikten sonra malı 
artarsa haccı yaptırılır. Bundan sonra sadaka-i fıtır borcu ödenir. Daha 
sonra da malı kalırsa kurban borcu ödenir.

Kurban Kimlere Borçtur?

Kurban, mukim olan ve sadaka-i fıtır nisabına malik olan her kadın ve erkek 
müslümana vaciptir.
Bu tariften şu anlaşılıyor: Müslüman olmayan, seferde bulunan müslümana ve 
fakir olana kurban vacip değildir.

Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer seferde bulunduklarında kurban kesmemişlerdir. 
Şayet seferde olan kimse kurban kesmek isterse, kurban kendisine vacip 
olduğu için değil, nafile olarak kesebilir, kesmediği takdirde sorumlu 
olmaz.

İmam Azam Ebû Hanife ile Ebû Yusuf&#039;a göre kurbanın vacip olmasında akıl ve 
erginlik çağına gelmiş olma şart değildir. Yani zengin olan çocuğun ve 
delinin mallarından babaları veya vasileri kurban keserler. Bu kurbanlardan 
sadece kendileri yiyebilir, başkaları yiyemez.

İmam Muhammed ile İmam Züfer&#039;e göre kurbanın vacip olması için akı1 ve 
erginlik çağına gelmiş olma şarttır. Bu itibarla zengin olan çocuklarla deli 
olanların mallarından kurban kesilmez. (13) Fetvâ da bu görüşe göredir, yani 
zengin de olsalar çocuklarla delilerin kurban kesmesi gerekmez. (14)

Zenginliğin Ölçüsü

Herhangi mali bir ibadetin borç olması için ön görülen zenginlik ölçüsü 
&#039;Nisap&#039; kelimesi ile ifade edilmektedir.
Kurban nisabı, kişinin temel ihtiyaçları olan oturacak evi, evinin yeter 
derecede eşyası, binek için olan hayvanı, üç kat elbisesi, kendisinin ve 
bakmakla yükümlü olduğu kimselerin bir yıllık nafakalarından ve borcundan 
fazla 80, 18 gr. altın veya bunun kıymeti para ve eşyaya malik olan kimse 
kurban kesecek kadar zengin demektir. Bu kimseye yılda bir defa kurban 
günlerinde kurban kesmek vacip olur.
Bu ölçü aynı zamanda zekat için de geçerlidir. Ancak zekat nisabında malının 
artıcı olması ve üzerinden bir yıl geçmiş bulunması şarttır.
Kurban nisabında bunlar aranmaz. Kurban kesme günlerinde zengin olan kimseye 
kurban kesmek vacip olur.

Hangi Hayvanlar Kurban Edilir?

Kurban edilecek hayvanlar; koyun, keçi, deve, sığır ve mandadır.

Bu hayvanlardan devenin 5, sığır ile mandanın 2 ve koyun ile keçinin 1 
yaşını doldurmuş olmaları gerekir. Ancak koyunlar altı ayı tamamladıkları 
halde bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olurlarsa bunlar da kurban 
edilebilir.

Bir koyun veya keçiyi ancak bir kişi kurban edebilir. Fakat sığır, manda ve 
deve yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban edilebilir. Ortakların tek veya çift 
olmalarında bir sakınca yoktur.

Ortakların hepsi ibadet niyetiyle katılmak durumundadır. Meselâ ortaklardan 
biri vacip olan kurbanı, diğeri adak kurbanı, bir diğeri de nafile kurbanı 
niyet edebilir. Çünkü hepsinin niyeti ibadettir. Fakat ortaklardan biri her 
hangi bir ibadet değil de et kasdiyle katılmış olsa bu sahih olmaz, 
diğerleri de niyet etmiş oldukları kurbanı kesmiş, sayılmazlar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kurban, kurban bayramı günlerinde ibadet niyetiyle belli hayvanlardan birini<br />
keserek yapılan bir ibadettir. Kurban, Allah Tealâ&#8217;nın ihsan buyurduğu<br />
varlığa bir teşekkürdür.</p>
<p>Kurban ibadeti İslâmiyetten önce de vardı</p>
<p>Cenab-ı Hakk&#8217;ın dostu olma şerefiyle şereflenmiş bir peygamber olan İbrahim<br />
(a.s.) bir adakta bulunmuş, bir oğlu olduğu takdirde onu Allah&#8217;a kurban<br />
edeceğini adamıştı. Aradan geçen zaman içerisinde oğulları olmuş ama o,<br />
adağını nasılsa unutmuştu. Rüyada oğlunu kurban ediyor görmüş ve irkilmişti.<br />
Hz. İbrahim bu rüyayı üç ayrı gece görmüştür. Peygamberlerin rüyası vahiy<br />
olduğu gibi onlar tarafından yapılan tabirleri de vahiydir. İbrahim a.s. da<br />
rüyasını, oğlunu kurban etmesi gerektiği şeklinde tabir etmiş ve böylece bu<br />
tabir de vahiy olmuştur. Artık Hz. İbrahim&#8217;in bu vahyi yerine getirmesi<br />
gerekiyordu.</p>
<p>Elbette bu çok zordu ama Allah&#8217;tan aldığı vahye uymaması daha zordu. İbrahim<br />
a.s büyük bir imtihan karşısında olduğunu anladı. Hiç tereddüt etmeden<br />
Allah&#8217;a teslim oldu ve durumu oğlu İsmail aleyhi&#8217;s-selâm&#8217;a açmaya karar<br />
verdi.</p>
<p>Şimdi konu ile ilgili olarak Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in açıklamalarını dinleyelim:<br />
Allah Teala buyuruyor:</p>
<p>&#8220;İbrahim &#8216;Ey Rabbim, bana iyilerden (bir oğul) ihsan et&#8217; dedi. Biz de<br />
kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik. Oğlu yanında koşacak çağa<br />
gelince, &#8216;Ey oğlum, ben seni rüyamda boğazladığımı gôrüyorum, bir düşün, ne<br />
dersin ?&#8217; dedi. (İsmail) Babacığım, sana ne emrolunuyorsa yap. İnşaallah<br />
beni sabredenlerden bulacaksın.&#8217; dedi. Her ikisi de Allah&#8217;a teslim oldular<br />
(Allah&#8217;ın emrine boyun eğdiler). İbrahim, oğlunu şakağı üzerine yatırdı. Biz<br />
de ona şöyle seslendik: &#8216;Ey İbrahim, rüyana gerçekten sadakat gösterdin,<br />
şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı.&#8217; Dedik ve ona (İsmail&#8217;e karşılık )<br />
büyük bir kurbanlık fidye verdik. Kendisine sonradan gelenler için de iyi<br />
bir nam bıraktık. Selam olsun İbrahim&#8217;e. İşte biz iyilik yapanları böyle<br />
ödüllendiririz. Çünkü 0, bizim mümin kullarımızdandır.&#8221; (1)<br />
Görülüyor ki, Kur&#8217;an da Hz. İbrahim&#8217;in gördüğü rüyanın vahiy olduğunu teyit<br />
etmiştir. Çünkü Cenâb-ı Hak kendisine seslenirken: &#8220;Ey İbrahim, gördüğün<br />
rüyaya gerçekten sadakat gösterdin.&#8221; buyurmuştur.<br />
İbrahim a.s, Allah&#8217;ın emrine boyun eğerek oğlunu kurban etmek üzere şakağı<br />
üzerine yatırınca Cenab-ı Hak, İsmail&#8217;in yerine bir koyun kurban etmesini<br />
emretmiştir. Bu, Allah&#8217;ın insanlığa büyük bir lütfudur. Allah, insanları Hz.<br />
İbrahim&#8217;in aracılığı ile insanı kurban etmekten korumuş olmasaydı muhtemelen<br />
insanlar, insan kurban etme, gibi korkunç bir geleneğe sahip olabilirdi ve<br />
insanları bu korkunç gelenekten kimse de kurtaramazdı.</p>
<p>İbrahim a.s oğlu yerine Cenâb-ı Hakk&#8217;ın kendisine gönderdiği koçu kurban<br />
etmiştir. Böylece kurban Hz. İbrahim&#8217;den sünnet olarak bize intikal<br />
etmiştir.</p>
<p>Kurban, insanın Allah&#8217;a yaklaşmasına ve O&#8217;nun rızasını kazanmasına vesile<br />
olan bir ibadettir. &#8220;Kurban&#8221;kelimesinde bu mana vardır. İnsan kurban<br />
kesmekle İbrahim (a.s.) gibi Allah&#8217;a ve O&#8217;nun emirlerine bağlılığını,<br />
gerekirse O&#8217;nun rızasını kazanmak için her fedakârlığa katlanacağını<br />
göstermiş olur.</p>
<p>Allah&#8217;ın hoşnutluğunu kazanmak için yapılan her şeyde esas olan iyi<br />
niyettir. Kurbanda da böyledir, iyi niyet ve ihlas esastır. Bakınız, bu<br />
konuda Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de şöyle buyuruluyor:<br />
&#8220;Onların (kurbanların ) ne etleri ne de kanları Allah&#8217;a ulaşır. Fakat O&#8217;na<br />
sadece sizin takvanız ulaşır.&#8221; (2) Esasen Allah Teâla ancak takva<br />
sahiplerinin yapmış oldukları ibadetleri kabul eder. Maide suresindeki şu<br />
ayet-i kerimeler bu konuyu bir örnek vererek açıklıyor. Allah Tealâ<br />
buyuruyor.</p>
<p>&#8220;(Ey Muhammed) Onlara Adem&#8217;in iki oğlu ile ilgili haberi hakkıyle oku. Hani<br />
her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul<br />
edilmemişti (Kurbanı kabul edilmeyen ötekine).<br />
-Seni öldüreceğim, demişti. Diğeri ise :<br />
- Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder, dedi ve devam etti :<br />
&#8220;Allah&#8217;a yemin ederim ki sen beni öldürmek için bana el uzatsan da ben seni<br />
öldürmek için sana el uzatacak değilim. Ben, alemlerin Rabbi olan Allah&#8217;tan<br />
korkarım.&#8221; dedi. (3)</p>
<p>Görülüyor ki, kurban kesenlerden biri iyi niyeti ve Allah&#8217;tan korkması<br />
sebebiyle sunduğu kurban kabul görmüş, diğeri ise kötü niyeti sebebiyle<br />
kurbanı kabul edilmemiştir.</p>
<p>Sevgili Peygamberimiz de bu konuda şöyle buyurmuştur :<br />
&#8220;Amellerin kıymeti ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ettiği ne ise<br />
eline geçecek olan ancak odur.&#8221;(4)</p>
<p>Kurban, İslâm&#8217;daki sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın bir başka örneğidir.<br />
Her gün dünyada sayısız hayvan kesilir ve bundan çoğunlukla varlıklı<br />
kimseler yararlanır. Halbuki kurban bayramında kesilen kurbanlardan daha çok<br />
yoksullar ve hayır kurumları istifade eder.</p>
<p>Kurban Bir İbadet midir Yoksa Gelenek midir?</p>
<p>Kurban bir gelenek değil, kitap ve sünnetle meşrûiyeti sabit olan bir<br />
ibadettir. Kurban da zekat gibi Hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır.<br />
Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de şöyle buyuruluyor:<br />
&#8220;Kurbanlık deve ve sığırlar, Allah&#8217;ın size olan nişanelerinden kıldık. Sizin<br />
için onlarda hayır vardır. O halde onları ön ayaklarından biri bağlı olduğu<br />
halde keserken üzerlerine Allah&#8217;ın adını anın. Yanları yere yaslandığı vakit<br />
onların etlerinden yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin.<br />
Böylece onları sizin emrinize verdik ki, şükredesiniz.&#8221;(5)</p>
<p>Peygamberimiz de bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:<br />
&#8220;Ademoğlu kurban bayramı günü, Allah katında kurban kesmekten daha sevimli<br />
bir iş yapmamıştır. Şüphesiz ki o kesilen kurban kıyamet günü boynuzları ve<br />
kılları ile gelir. Hiç şüphe yok ki, kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah<br />
katında kabul görür. Öyle ise gönüllerinizi kurban ile hoş edin.&#8221;(6)</p>
<p>Peygamberimiz kurbanı tavsiye ederlerken kendileri bizzat kurban keserek de<br />
örnek olmuşlardır. Müslim&#8217;in rivayetine göre Enes (r.a.) şöyle demiştir :<br />
&#8220;Allah&#8217;ın Resûlü, beyaz renkli iki koç kurban ederdi.&#8221; (7)</p>
<p>Kurbanın Hükmü</p>
<p>İslâm alim ve müçtehitleri kurbanın hükmü hakkında farklı içtihatlarda<br />
bulunmuşlardır.</p>
<p>İmam Azam Ebû Hanife&#8217;ye göre kurban vaciptir. Delili de:&#8221;Rabbin için namaz<br />
kıl ve kurban kes&#8221;(8) âyet-i kerimesinin delâletiyle peygamberimizin :<br />
&#8220;Kimin hali vakti yerinde olur da kurban kesmezse namazgahımıza<br />
yaklaşmasın.&#8221;(9) Hadisindeki vaid (korkutma) dır. Böyle bir korkutma ancak<br />
vacip olan bir ibadetin terki için yapılır. Yani İmam Azam demek istiyor ki,<br />
kurban vacip olmasaydı peygamberimiz onu terkedene böyle bir tehditte<br />
bulunmazdı.</p>
<p>Şâfiî, Mâliki ve Hanbelîler ile Hanefîlerden İmam Ebû Yusuf&#8217;a göre ise<br />
kurban vacip değil, sünnet-i müekkededir.(10)<br />
Kurbanın sünnet olduğunu söyleyenlerin dayandıkları delillerin bir kısmı<br />
aşağıdaki hadis-i şeriflerdir:<br />
Ümmü Seleme (r.a.)&#8217; den rivayete göre Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:<br />
&#8220;Bilinen on gün girdiği vakit elinde kurbanı olup kurban kesmek isteyen<br />
kimse (bedeninden) asla bir kıl almasın, tek bir tırnak kesmesin.&#8221;(11)<br />
Bu hadis-i şerifte Peygamberimiz kurbanı kişinin isteğine bırakmıştır. Bu<br />
ise onun vacip olmadığını gösterir.<br />
Bir başka hadis-i şerif ise meâlen şöyledir:<br />
&#8220;Üç şey vardır, bunlar bana farz, size nafiledir. Onlar da vitir, kurban ve<br />
kuşluk namazıdır.&#8221;(12)</p>
<p>Kurbanın hükmü (yani vacip mi sünnet mi olduğu) hakkındaki bu farklı görüş<br />
ve içtihatlar sebebiyle; bir kimsenin zekât, hac, sadaka-i fıtır, ve kurban<br />
borcu olduğu halde vefat edip bu borçlarının ödenmesi için malının üçte<br />
birini vasiyet etse (ki ancak malının üçte birini vasiyet etmeye mezundur)<br />
malının üçte biri yeterse borçlarının tamamı ödenir. Malının üçte biri<br />
borçlarını ödemeye yetmediği takdirde önce zekât borcu ödenir. Çünkü<br />
borçların içerisinden önemli olanı zekâttır. Bu borcu ödendikten sonra malı<br />
artarsa haccı yaptırılır. Bundan sonra sadaka-i fıtır borcu ödenir. Daha<br />
sonra da malı kalırsa kurban borcu ödenir.</p>
<p>Kurban Kimlere Borçtur?</p>
<p>Kurban, mukim olan ve sadaka-i fıtır nisabına malik olan her kadın ve erkek<br />
müslümana vaciptir.<br />
Bu tariften şu anlaşılıyor: Müslüman olmayan, seferde bulunan müslümana ve<br />
fakir olana kurban vacip değildir.</p>
<p>Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer seferde bulunduklarında kurban kesmemişlerdir.<br />
Şayet seferde olan kimse kurban kesmek isterse, kurban kendisine vacip<br />
olduğu için değil, nafile olarak kesebilir, kesmediği takdirde sorumlu<br />
olmaz.</p>
<p>İmam Azam Ebû Hanife ile Ebû Yusuf&#8217;a göre kurbanın vacip olmasında akıl ve<br />
erginlik çağına gelmiş olma şart değildir. Yani zengin olan çocuğun ve<br />
delinin mallarından babaları veya vasileri kurban keserler. Bu kurbanlardan<br />
sadece kendileri yiyebilir, başkaları yiyemez.</p>
<p>İmam Muhammed ile İmam Züfer&#8217;e göre kurbanın vacip olması için akı1 ve<br />
erginlik çağına gelmiş olma şarttır. Bu itibarla zengin olan çocuklarla deli<br />
olanların mallarından kurban kesilmez. (13) Fetvâ da bu görüşe göredir, yani<br />
zengin de olsalar çocuklarla delilerin kurban kesmesi gerekmez. (14)</p>
<p>Zenginliğin Ölçüsü</p>
<p>Herhangi mali bir ibadetin borç olması için ön görülen zenginlik ölçüsü<br />
&#8216;Nisap&#8217; kelimesi ile ifade edilmektedir.<br />
Kurban nisabı, kişinin temel ihtiyaçları olan oturacak evi, evinin yeter<br />
derecede eşyası, binek için olan hayvanı, üç kat elbisesi, kendisinin ve<br />
bakmakla yükümlü olduğu kimselerin bir yıllık nafakalarından ve borcundan<br />
fazla 80, 18 gr. altın veya bunun kıymeti para ve eşyaya malik olan kimse<br />
kurban kesecek kadar zengin demektir. Bu kimseye yılda bir defa kurban<br />
günlerinde kurban kesmek vacip olur.<br />
Bu ölçü aynı zamanda zekat için de geçerlidir. Ancak zekat nisabında malının<br />
artıcı olması ve üzerinden bir yıl geçmiş bulunması şarttır.<br />
Kurban nisabında bunlar aranmaz. Kurban kesme günlerinde zengin olan kimseye<br />
kurban kesmek vacip olur.</p>
<p>Hangi Hayvanlar Kurban Edilir?</p>
<p>Kurban edilecek hayvanlar; koyun, keçi, deve, sığır ve mandadır.</p>
<p>Bu hayvanlardan devenin 5, sığır ile mandanın 2 ve koyun ile keçinin 1<br />
yaşını doldurmuş olmaları gerekir. Ancak koyunlar altı ayı tamamladıkları<br />
halde bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olurlarsa bunlar da kurban<br />
edilebilir.</p>
<p>Bir koyun veya keçiyi ancak bir kişi kurban edebilir. Fakat sığır, manda ve<br />
deve yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban edilebilir. Ortakların tek veya çift<br />
olmalarında bir sakınca yoktur.</p>
<p>Ortakların hepsi ibadet niyetiyle katılmak durumundadır. Meselâ ortaklardan<br />
biri vacip olan kurbanı, diğeri adak kurbanı, bir diğeri de nafile kurbanı<br />
niyet edebilir. Çünkü hepsinin niyeti ibadettir. Fakat ortaklardan biri her<br />
hangi bir ibadet değil de et kasdiyle katılmış olsa bu sahih olmaz,<br />
diğerleri de niyet etmiş oldukları kurbanı kesmiş, sayılmazlar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>dindar olmak gerici olmak değildir. yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/22/dindar-olmak-gerici-olmak-degildir/#comment-1333</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 16:26:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2393#comment-1333</guid>
		<description>nüfüs kayıt müslümanlar bizi geri kafalı derler ama önemli olan Mevlamız ne diyecek.
insan istersa dünya kral olsun gidecek kara toprak en sonunda..Hesap gününde Mevlaya karşışında hesap verecek..
bundan kaçiş varmıdır?? yoktur..
önemli olan ,Rabbi karşışına çıkınca ,yüzü ak,salih niyet,temiz bir kalb ile çıkmak.
oda ,Gerçek islama yaşamakla olur..
İslam medeniyet dinidir..ilerlemek için her şeyi mevcud..
ama ne yazık bizim cahil müslümanlar,ilerlemek batı aleme taklıt yaparak kazanacaklar düşünüyorlar..
Batı kokuşmus dünyası ne verebilir ki ? onlar güzelik adına ne varsa şanlı ecdadimizden çaldılar..
bizde onlardan ahlaksızlıkları alıyoruz ..
eyyy gafil müslüman!!
uyan artık ve dinin islam öğren ve yaşa..Allahın kitabı Kuran kıyamete kadar bir güneş gibi aydınlatacak bizler..
ne mutlu ki,o nurlu ışıklardan nasıpını alana..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>nüfüs kayıt müslümanlar bizi geri kafalı derler ama önemli olan Mevlamız ne diyecek.<br />
insan istersa dünya kral olsun gidecek kara toprak en sonunda..Hesap gününde Mevlaya karşışında hesap verecek..<br />
bundan kaçiş varmıdır?? yoktur..<br />
önemli olan ,Rabbi karşışına çıkınca ,yüzü ak,salih niyet,temiz bir kalb ile çıkmak.<br />
oda ,Gerçek islama yaşamakla olur..<br />
İslam medeniyet dinidir..ilerlemek için her şeyi mevcud..<br />
ama ne yazık bizim cahil müslümanlar,ilerlemek batı aleme taklıt yaparak kazanacaklar düşünüyorlar..<br />
Batı kokuşmus dünyası ne verebilir ki ? onlar güzelik adına ne varsa şanlı ecdadimizden çaldılar..<br />
bizde onlardan ahlaksızlıkları alıyoruz ..<br />
eyyy gafil müslüman!!<br />
uyan artık ve dinin islam öğren ve yaşa..Allahın kitabı Kuran kıyamete kadar bir güneş gibi aydınlatacak bizler..<br />
ne mutlu ki,o nurlu ışıklardan nasıpını alana..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>dindar olmak gerici olmak değildir. yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/22/dindar-olmak-gerici-olmak-degildir/#comment-1332</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 15:10:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2393#comment-1332</guid>
		<description>bana da gerici diyen oldu sevgili İşmail hocam.
&quot;sen almanya gibi bir memleket geldin de burda tesettüre girdin de gerici ,yobaz oldun &quot;diyen çok oldu.
diyenler utansinlar.ben değil..Allah c.c. emirlerine yerine getirmek gericilik değildir.aldanan onlar olacak biz değil ..
islam din,daima ilerleme emrediyor.çıplaklıkta ve günahlara diye değil.
güzel ahlak,Allahın emirlerini yerinde getirerek ile ..
çünkü insan ,yeryüzünde halife olabilmesi için dini islamı gerekli gibi yaşamasi yeterli..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bana da gerici diyen oldu sevgili İşmail hocam.<br />
&#8220;sen almanya gibi bir memleket geldin de burda tesettüre girdin de gerici ,yobaz oldun &#8220;diyen çok oldu.<br />
diyenler utansinlar.ben değil..Allah c.c. emirlerine yerine getirmek gericilik değildir.aldanan onlar olacak biz değil ..<br />
islam din,daima ilerleme emrediyor.çıplaklıkta ve günahlara diye değil.<br />
güzel ahlak,Allahın emirlerini yerinde getirerek ile ..<br />
çünkü insan ,yeryüzünde halife olabilmesi için dini islamı gerekli gibi yaşamasi yeterli..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>dindar olmak gerici olmak değildir. yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/22/dindar-olmak-gerici-olmak-degildir/#comment-1331</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 15:02:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2393#comment-1331</guid>
		<description>Müslüman &#039;gerici&#039; olamaz!. 

--------------------------------------------------------------------------------

Muâsır Avrupa medeniyeti seviyesine çıkmak için başlatılan harekette, bu işi en iyi şekilde dindarlar başarmıştır. Böyle kimselere gerici demek akılla, mantıkla izah edilecek bir husus değildir.
Dikkat edilecek olursa, ağzı içki kokan adam, Müslüman&#039;a gerici diyor. Yani kendisi bin beş yüz sene evvelki cahiliyet devrini yaşıyor, bin dört yüz sene evvelki Asr-ı Saadet&#039;i yaşamaya çalışana gerici diyor. Bin dört yüz sene evvel gelen ayetleri okumak gericilikse, Arşimed ve Maryot kanunlarını okuyanlar da gericidir.

Müslüman nasıl gerici olabilir! Zaten din emretmese de hayat insanları zorluyor. Eğer bu dünyada insan gibi yaşamak istiyorsak ilmimizi artıracağız... Bu zamanda, başka çare yok!

Eğer gericilik maddi planda ele alınırsa, uçağı yapmakla da hiç kimse ilerici olamaz. On bin metre yükseklikte uçmak ilericilik değildir. Evindeki, şehrindeki dertlerin hırpaladığı insan, ne kadar ileride olabilir?

Bana çok &#039;gerici&#039; diyenler oldu. Amerika&#039;da füze çalışmaları yaparken, müfettişler beni sorguya çekti. Dediler ki, &quot;Biz, seni Amerika&#039;ya gönderdik ki, orada teknolojiyi öğrenesin, o teknolojiyi Türkiye&#039;ye getiresin diye! Sen, dinle meşgul oluyorsun! Yahu yobaz! Türkiye&#039;de İslam enstitüleri var, imam-hatipler var. Onlar hacı hoca yetiştiriyor. Senin burada dinî çalışmalar yapman yanlış!&quot;

Ben de dedim ki, &quot;Neden beni suçluyorsunuz? Notlarıma bakın.&quot; Gönderdikleri adam notlarımı aldı geldi. Yetmişten aşağı notum yok. İlgili şahıs dedi ki, &quot;Yahu bu nasıl oluyor? Sen hem gericisin, hem yobazsın, hem de notların çok iyi!&quot;

Müslüman böyle olmalı. İşini en iyi şekilde bilmeli, yapmalı!

İngilizcem var, elektrikçiyim, teknolojik bilgim var, Avrupa seviyesine çıkmak budur!.. Yabancı eğitimciler beni iyi bir Avrupalı olarak görürken, bizimkiler bana gerici diyor!..

Her zaman her devirde vahşetten medeniyete geçmek İslamiyet&#039;in eliyle olmuştur. Çünkü insanı yaratan (celle celalüh) İslamiyet&#039;i göndermiştir. Aklını yitirmemiş kötü alışkanlıkları olmayan her insan İslamiyet&#039;le bütünleşebilir. İslamiyet, gerici bir din olmadığı gibi, her devirde üstün insan yetiştiren bir dindir.

İsmail Dümbüllü sahnedeyken birisi hakaret olsun diye sahneye hıyar atmış. İsmail Dümbüllü de hıyarı eline almış, bakmış, şöyle demiş: &quot;Arkadaşlar, birisi hüviyetini düşürmüş; kiminse gelsin alsın!&quot;

Avrupa medeniyeti zahiren süslüdür; fakat içi zehirlidir. Orada temizlik, rahat, konfor hepsi var. Amma köpeğini gezdiren yaşlı bir hanıma &quot;Köpeğini çok mu seviyorsun?&quot; diye sorduğumda, &quot;Elbette seviyorum. Bana hiç ihanet etmedi.&quot; dedi. Belli ki çocukları, akrabaları ona hep ihanet etmişler...

Avrupa medeniyetinin gençlerine bakıyoruz; sokaklarda &quot;no home (ev yok), no family (aile yok), no life (hayata hayır)&quot; diye bağırıyorlar. Benim kanaatim şu ki, Avrupa&#039;da Amerika&#039;da içi rahat olan insan çok azdır. &quot;Bir sürü problemim var!&quot; diyor zengin adam. Evet, evleri bülbül yuvası gibi fakat huzurları yok. Avrupa medeniyeti böyle bir medeniyet...

Biz, bir şehirde açılan şeker fabrikasına, başka bir şehirde kurulan dokuma sanayiine, demir çelik fabrikasına itiraz etmedik ki! Biz, meyhanelerin açılmasına, Kur&#039;an kurslarının kapatılmasına üzüldük.

Sakin hayat denizinde yol alan İslam gemisi, zaman zaman fırtınaya tutulacaktır. Tâ ki gaflete dalanlar uyansın, uyanıklar ise hizmet için ayağa kalksın!..


Hekimoğlu İsmail</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Müslüman &#8216;gerici&#8217; olamaz!. </p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Muâsır Avrupa medeniyeti seviyesine çıkmak için başlatılan harekette, bu işi en iyi şekilde dindarlar başarmıştır. Böyle kimselere gerici demek akılla, mantıkla izah edilecek bir husus değildir.<br />
Dikkat edilecek olursa, ağzı içki kokan adam, Müslüman&#8217;a gerici diyor. Yani kendisi bin beş yüz sene evvelki cahiliyet devrini yaşıyor, bin dört yüz sene evvelki Asr-ı Saadet&#8217;i yaşamaya çalışana gerici diyor. Bin dört yüz sene evvel gelen ayetleri okumak gericilikse, Arşimed ve Maryot kanunlarını okuyanlar da gericidir.</p>
<p>Müslüman nasıl gerici olabilir! Zaten din emretmese de hayat insanları zorluyor. Eğer bu dünyada insan gibi yaşamak istiyorsak ilmimizi artıracağız&#8230; Bu zamanda, başka çare yok!</p>
<p>Eğer gericilik maddi planda ele alınırsa, uçağı yapmakla da hiç kimse ilerici olamaz. On bin metre yükseklikte uçmak ilericilik değildir. Evindeki, şehrindeki dertlerin hırpaladığı insan, ne kadar ileride olabilir?</p>
<p>Bana çok &#8216;gerici&#8217; diyenler oldu. Amerika&#8217;da füze çalışmaları yaparken, müfettişler beni sorguya çekti. Dediler ki, &#8220;Biz, seni Amerika&#8217;ya gönderdik ki, orada teknolojiyi öğrenesin, o teknolojiyi Türkiye&#8217;ye getiresin diye! Sen, dinle meşgul oluyorsun! Yahu yobaz! Türkiye&#8217;de İslam enstitüleri var, imam-hatipler var. Onlar hacı hoca yetiştiriyor. Senin burada dinî çalışmalar yapman yanlış!&#8221;</p>
<p>Ben de dedim ki, &#8220;Neden beni suçluyorsunuz? Notlarıma bakın.&#8221; Gönderdikleri adam notlarımı aldı geldi. Yetmişten aşağı notum yok. İlgili şahıs dedi ki, &#8220;Yahu bu nasıl oluyor? Sen hem gericisin, hem yobazsın, hem de notların çok iyi!&#8221;</p>
<p>Müslüman böyle olmalı. İşini en iyi şekilde bilmeli, yapmalı!</p>
<p>İngilizcem var, elektrikçiyim, teknolojik bilgim var, Avrupa seviyesine çıkmak budur!.. Yabancı eğitimciler beni iyi bir Avrupalı olarak görürken, bizimkiler bana gerici diyor!..</p>
<p>Her zaman her devirde vahşetten medeniyete geçmek İslamiyet&#8217;in eliyle olmuştur. Çünkü insanı yaratan (celle celalüh) İslamiyet&#8217;i göndermiştir. Aklını yitirmemiş kötü alışkanlıkları olmayan her insan İslamiyet&#8217;le bütünleşebilir. İslamiyet, gerici bir din olmadığı gibi, her devirde üstün insan yetiştiren bir dindir.</p>
<p>İsmail Dümbüllü sahnedeyken birisi hakaret olsun diye sahneye hıyar atmış. İsmail Dümbüllü de hıyarı eline almış, bakmış, şöyle demiş: &#8220;Arkadaşlar, birisi hüviyetini düşürmüş; kiminse gelsin alsın!&#8221;</p>
<p>Avrupa medeniyeti zahiren süslüdür; fakat içi zehirlidir. Orada temizlik, rahat, konfor hepsi var. Amma köpeğini gezdiren yaşlı bir hanıma &#8220;Köpeğini çok mu seviyorsun?&#8221; diye sorduğumda, &#8220;Elbette seviyorum. Bana hiç ihanet etmedi.&#8221; dedi. Belli ki çocukları, akrabaları ona hep ihanet etmişler&#8230;</p>
<p>Avrupa medeniyetinin gençlerine bakıyoruz; sokaklarda &#8220;no home (ev yok), no family (aile yok), no life (hayata hayır)&#8221; diye bağırıyorlar. Benim kanaatim şu ki, Avrupa&#8217;da Amerika&#8217;da içi rahat olan insan çok azdır. &#8220;Bir sürü problemim var!&#8221; diyor zengin adam. Evet, evleri bülbül yuvası gibi fakat huzurları yok. Avrupa medeniyeti böyle bir medeniyet&#8230;</p>
<p>Biz, bir şehirde açılan şeker fabrikasına, başka bir şehirde kurulan dokuma sanayiine, demir çelik fabrikasına itiraz etmedik ki! Biz, meyhanelerin açılmasına, Kur&#8217;an kurslarının kapatılmasına üzüldük.</p>
<p>Sakin hayat denizinde yol alan İslam gemisi, zaman zaman fırtınaya tutulacaktır. Tâ ki gaflete dalanlar uyansın, uyanıklar ise hizmet için ayağa kalksın!..</p>
<p>Hekimoğlu İsmail</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>dindar olmak gerici olmak değildir. yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/22/dindar-olmak-gerici-olmak-degildir/#comment-1330</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 14:35:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2393#comment-1330</guid>
		<description>Kendini beğenen, nefsinin esiri olmuş kimseler, başkalarını hakir, aşağı görür, onlara zulmeder, ızdırab verir, haksızlık yaparlar. Kendini beğenmeyip haramlardan sakınan, nefsinin esiri olmayan kimselerin kabına, rahmet dolar, ihlasları artar, İslam alimlerinden veya onların kitaplarından istifade etmeye başlarlar. Böyle olan kimseler, başkalarını hakir, aşağı görmezler, onlara yük olmazlar hatta onların yükünü çekmeye başlarlar.

Köpek olan eve, rahmet meleklerinin girmediği, hadis-i şerifte bildirilmiştir. Kalbe de, köpek mizaçlı kötü huyları sokmamalıdır. Özellikle kibir, kıskançlık, öfke ve şehvet gibi bu dört kötü huy daha tehlikelidir. Kendini beğenmek, başkasındaki bir nimeti kıskanmak, öfkelenmek ve şehvete kapılmak tehlikelidir. Kendini beğenen kimse, başkasını beğenmez, onu hakir, aşağı görür. Böyle olan kimseler, kıyamet günü hakir ve zelil olur. Nitekim hadis-i şerifte; (Kıyamet günü, dünyadaki kibir sahipleri küçük karınca gibi zelil ve hakir olarak kabirden çıkarılacaktır. Karınca gibi, fakat insan şeklinde olacaklardır. Herkes bunları hakir göreceklerdir) buyurulmuştur.

Müslüman, Allahü teâlâya iman eden, Onun emirlerini yapan ve yasak ettiklerinden sakınan yani cenâb-ı Hakkın sevdiği kimse demektir. Böyle olan bir kimseyi hakir, aşağı görmek, çok büyük felakettir. Abdülhalık-ı Goncdüvani hazretleri oğluna hitaben buyuruyor ki:
“Sana vasıyyet eylerim ey oğul ki, her halinde ilim, edeb ve takva üzere ol! İslam alimlerinin kitaplarını oku! Fıkıh ve hadis öğren! Cahil tarikatçılardan sakın! Şöhret yapma! Şöhrette afet vardır. Aslandan kaçar gibi, cahillerden kaç! Bid’at sahibi, sapıklar ile ve dünyaya düşkün olanlar ile arkadaşlık etme! Helalden ye! Herkese, şefkat ve merhamet et! Kimseyi hakir görme! Kimse ile münakaşa, mücadele etme! Kimseden bir şey isteme! Tasavvuf büyüklerine dil uzatma! Onları inkâr eden felakete düşer. Mayan fıkıh ve evin mescid olsun!”

Ebu Ali Sekafi hazretleri anlatır: 
“Bir gün üç erkek bir kadın tarafından omuzlar üzerinde taşınan bir cenaze gördüm. Ben de yardım ettim ve cenazeyi mezarlığa kadar götürdüm. Sonra cenaze namazını kılıp defnettik. Oradakilere; - Size yardımda bulunacak bir başka komşunuz yok muydu? deyince; 
- Vardı ama bunu hor ve hakir görüyorlardı dediler. Ben yine; 
- Peki ne yapmıştı? dedim. Onlar; 
- Bu çok günahkârdı dediler. Sonra oradan ayrıldık. Vefat eden kişiye acımıştım. O gece bir rüya gördüm. Rüyamda biri yanıma geldi. Yüzü ayın on dördü gibi parlıyordu. Ayrıca çok kıymetli elbiseler giymişti ve tebessüm ediyordu. Kendisine; 
- Sen kimsin? dedim. Bana; 
- Cenaze namazını kılıp defnettiğiniz, günahkâr kişiyim. Halk tarafından horlanmıştım. Lakin yüce Rabbim son anımda bana merhamet eyledi. Şimdi bu merhametin nimetleri içindeyim diye cevap verdi.”

Şakik-i Belhi hazretleri buyuruyor ki:
“Bir kusuru ve ayıbı var diye bir kimseyi kötüleyen, hakaret eden kimse, kendi kendini helak etmiştir. İnsanlar, bir kimse hakkında; ‘Bundan bize zarar gelmez bu emin bir kimsedir’ derlerse, o kimse bütün insanların zarar ve kötülüklerinden emindir. Kim Müslümanların aleyhinde konuşur, onları gıybet eder, onlara iftira ederse, aralarında söz taşıyıp koğuculuk yaparak Müslümanları birbirine düşürürse, Müslümanların hakkını gözetmez, onların kalblerini kırar, incitirse ve onları kendinden aşağı görürse, o kimse şeytanın hizmetçisi olmuş olur, dünyada fakir olur, ahirette iflas etmiş vaziyette hakir ve zelil olur.”

Netice olarak hiçbir Müslümanı, hatta hiç kimseyi hakir görmemelidir. Kendi hata ve kusurları ile meşgul olmalı, kimsenin ayıbını araştırmamalı, yüzüne vurmamalıdır. Ölümü ve kendisinin imanlı mı yoksa imansız olarak mı ruhunu teslim edeceğini düşünmelidir. Ebu Bekir el-Betaihi hazretlerinin buyurduğu gibi: 
“İnsanları, hor, hakir ve aşağı görmen, senin için tedavisi mümkün olmayan büyük bir hastalıktır.”</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kendini beğenen, nefsinin esiri olmuş kimseler, başkalarını hakir, aşağı görür, onlara zulmeder, ızdırab verir, haksızlık yaparlar. Kendini beğenmeyip haramlardan sakınan, nefsinin esiri olmayan kimselerin kabına, rahmet dolar, ihlasları artar, İslam alimlerinden veya onların kitaplarından istifade etmeye başlarlar. Böyle olan kimseler, başkalarını hakir, aşağı görmezler, onlara yük olmazlar hatta onların yükünü çekmeye başlarlar.</p>
<p>Köpek olan eve, rahmet meleklerinin girmediği, hadis-i şerifte bildirilmiştir. Kalbe de, köpek mizaçlı kötü huyları sokmamalıdır. Özellikle kibir, kıskançlık, öfke ve şehvet gibi bu dört kötü huy daha tehlikelidir. Kendini beğenmek, başkasındaki bir nimeti kıskanmak, öfkelenmek ve şehvete kapılmak tehlikelidir. Kendini beğenen kimse, başkasını beğenmez, onu hakir, aşağı görür. Böyle olan kimseler, kıyamet günü hakir ve zelil olur. Nitekim hadis-i şerifte; (Kıyamet günü, dünyadaki kibir sahipleri küçük karınca gibi zelil ve hakir olarak kabirden çıkarılacaktır. Karınca gibi, fakat insan şeklinde olacaklardır. Herkes bunları hakir göreceklerdir) buyurulmuştur.</p>
<p>Müslüman, Allahü teâlâya iman eden, Onun emirlerini yapan ve yasak ettiklerinden sakınan yani cenâb-ı Hakkın sevdiği kimse demektir. Böyle olan bir kimseyi hakir, aşağı görmek, çok büyük felakettir. Abdülhalık-ı Goncdüvani hazretleri oğluna hitaben buyuruyor ki:<br />
“Sana vasıyyet eylerim ey oğul ki, her halinde ilim, edeb ve takva üzere ol! İslam alimlerinin kitaplarını oku! Fıkıh ve hadis öğren! Cahil tarikatçılardan sakın! Şöhret yapma! Şöhrette afet vardır. Aslandan kaçar gibi, cahillerden kaç! Bid’at sahibi, sapıklar ile ve dünyaya düşkün olanlar ile arkadaşlık etme! Helalden ye! Herkese, şefkat ve merhamet et! Kimseyi hakir görme! Kimse ile münakaşa, mücadele etme! Kimseden bir şey isteme! Tasavvuf büyüklerine dil uzatma! Onları inkâr eden felakete düşer. Mayan fıkıh ve evin mescid olsun!”</p>
<p>Ebu Ali Sekafi hazretleri anlatır:<br />
“Bir gün üç erkek bir kadın tarafından omuzlar üzerinde taşınan bir cenaze gördüm. Ben de yardım ettim ve cenazeyi mezarlığa kadar götürdüm. Sonra cenaze namazını kılıp defnettik. Oradakilere; &#8211; Size yardımda bulunacak bir başka komşunuz yok muydu? deyince;<br />
- Vardı ama bunu hor ve hakir görüyorlardı dediler. Ben yine;<br />
- Peki ne yapmıştı? dedim. Onlar;<br />
- Bu çok günahkârdı dediler. Sonra oradan ayrıldık. Vefat eden kişiye acımıştım. O gece bir rüya gördüm. Rüyamda biri yanıma geldi. Yüzü ayın on dördü gibi parlıyordu. Ayrıca çok kıymetli elbiseler giymişti ve tebessüm ediyordu. Kendisine;<br />
- Sen kimsin? dedim. Bana;<br />
- Cenaze namazını kılıp defnettiğiniz, günahkâr kişiyim. Halk tarafından horlanmıştım. Lakin yüce Rabbim son anımda bana merhamet eyledi. Şimdi bu merhametin nimetleri içindeyim diye cevap verdi.”</p>
<p>Şakik-i Belhi hazretleri buyuruyor ki:<br />
“Bir kusuru ve ayıbı var diye bir kimseyi kötüleyen, hakaret eden kimse, kendi kendini helak etmiştir. İnsanlar, bir kimse hakkında; ‘Bundan bize zarar gelmez bu emin bir kimsedir’ derlerse, o kimse bütün insanların zarar ve kötülüklerinden emindir. Kim Müslümanların aleyhinde konuşur, onları gıybet eder, onlara iftira ederse, aralarında söz taşıyıp koğuculuk yaparak Müslümanları birbirine düşürürse, Müslümanların hakkını gözetmez, onların kalblerini kırar, incitirse ve onları kendinden aşağı görürse, o kimse şeytanın hizmetçisi olmuş olur, dünyada fakir olur, ahirette iflas etmiş vaziyette hakir ve zelil olur.”</p>
<p>Netice olarak hiçbir Müslümanı, hatta hiç kimseyi hakir görmemelidir. Kendi hata ve kusurları ile meşgul olmalı, kimsenin ayıbını araştırmamalı, yüzüne vurmamalıdır. Ölümü ve kendisinin imanlı mı yoksa imansız olarak mı ruhunu teslim edeceğini düşünmelidir. Ebu Bekir el-Betaihi hazretlerinin buyurduğu gibi:<br />
“İnsanları, hor, hakir ve aşağı görmen, senin için tedavisi mümkün olmayan büyük bir hastalıktır.”</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>dindar olmak gerici olmak değildir. yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/22/dindar-olmak-gerici-olmak-degildir/#comment-1329</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 14:33:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2393#comment-1329</guid>
		<description>Gerici olan İslam değil İslami kendi anladığı pencere dışında pencereleri kapatan kişilerdir. 
İslam’ı kesimlerin dıştan gelen fikir akımlarını kendi süzgecinden geçirirken İslam terazisini kullanmaları gayet doğaldır. İndirgeme nasıl ki karşı tarafta: gericilik din olarak anlaşılmış ve dine karşı bir reaksiyona dönüşmüşse, aynı şekilde dindar da: gelen fikirlerin din karşısında ki konumlandırmasına bakmıştır. Bunu iki taraflı tahlil etmek varken sürekli günah keçisinin İslam’ı taraf olması manidardır. Samimiyet testinin sürekli bir taraf için çalıştırılması karşı tarafı rahatlatsa da aslında yanıltıcı bir rahatlıktır.

Dini anlama ve yaşama gayreti dindarda samimiyet olarak tezahür ederken dinden yararlananlarda ise itici ve sırıtan bir libas gibi duruyor. Eşyanın tabiatı samimiyete her zaman ön koltukları boş bırakmak zorunda kalmıştır. Bu ister devlet, ister cemaat bazında olsun samimi olanla olmayanı mahşeri vicdan hemen tanımaktadır.

Ümmeti başkasının hakkını gaspa perde yapan dine en büyük yalanı söylüyordur. Sizi bir anadan ve bir babadan yaratan rabbiniz siz bir birinizi daha iyi tanıyasınız diye kavimlere ayırdı. İyi bilin ki en iyiniz en takvalı olanınızdır. 
selametle..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Gerici olan İslam değil İslami kendi anladığı pencere dışında pencereleri kapatan kişilerdir.<br />
İslam’ı kesimlerin dıştan gelen fikir akımlarını kendi süzgecinden geçirirken İslam terazisini kullanmaları gayet doğaldır. İndirgeme nasıl ki karşı tarafta: gericilik din olarak anlaşılmış ve dine karşı bir reaksiyona dönüşmüşse, aynı şekilde dindar da: gelen fikirlerin din karşısında ki konumlandırmasına bakmıştır. Bunu iki taraflı tahlil etmek varken sürekli günah keçisinin İslam’ı taraf olması manidardır. Samimiyet testinin sürekli bir taraf için çalıştırılması karşı tarafı rahatlatsa da aslında yanıltıcı bir rahatlıktır.</p>
<p>Dini anlama ve yaşama gayreti dindarda samimiyet olarak tezahür ederken dinden yararlananlarda ise itici ve sırıtan bir libas gibi duruyor. Eşyanın tabiatı samimiyete her zaman ön koltukları boş bırakmak zorunda kalmıştır. Bu ister devlet, ister cemaat bazında olsun samimi olanla olmayanı mahşeri vicdan hemen tanımaktadır.</p>
<p>Ümmeti başkasının hakkını gaspa perde yapan dine en büyük yalanı söylüyordur. Sizi bir anadan ve bir babadan yaratan rabbiniz siz bir birinizi daha iyi tanıyasınız diye kavimlere ayırdı. İyi bilin ki en iyiniz en takvalı olanınızdır.<br />
selametle..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hasan Nail Canat’ı rahmetle anıyoruz(seni unutmayacağiz ömrümüz oldukça) yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/22/hasan-nail-canat%e2%80%99i-rahmetle-aniyoruzseni-unutmayacagiz-omrumuz-oldukca/#comment-1328</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 14:19:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2390#comment-1328</guid>
		<description>Ünlü Tiyatro sanatçısı ve yazar merhum Hasan Nail Canat, vefatının 5. yılında rahmetle ve özlemle anılırken onun boşluğunun doldurulması gerektiğine vurgu yapıldı..

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Kültür Müdürlüğü tarafından düzenlenen &quot;Vefatının 5. Yılında Hasan Nail Canat&quot; toplantısı Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi&#039;nde gerçekleştirildi. Abdurrahman Şen&#039;in yönettiği toplantıda Mustafa Miyasoğlu, Muzaffer Doğan sanatçı Hasan Nail Canat&#039;ı anlatan isimler oldu. 

Hasan Nail Canat&#039;ın sanatçı yönüne vurgu yapan Kültür Müdürü Hüseyin Öztürk, &quot;bir devre damgasını vurmuş, kendi alanında çok güzel işler yapmış değerli bir ağabeyimizdi&quot; dedi. Büyükşehir Belediyesi olarak, onu anmanın önemine de işaret eden Öztürk, yeni Hasan Nail Canat&#039;lar yetişmeli temennisinde bulundu. Tiyatronun, sanatın sanki belli bir kesime hasmış gibi görüldüğünü oysa Hasan Nail Canat&#039;ın özel bir çıkış yaparak çok büyük hizmetler ortaya koyduğunu hatırlatan Öztürk, Canat&#039;ın gençlik yıllarından itibaren ülkemizde geleneksel tiyatronun ve gerçek tiyatronun en önemli eserlerini ortaya koyduğunu söyledi. Öztürk ayrıca bu tür çalışmaları her zaman yapmaya devam edecekleri bilgisini de verdi. ...
Canat&#039;la Kayseri&#039;de aynı havayı soluyan ve dostluğu İstanbul&#039;da da azalmadan süren Mustafa Miyasoğlu, önceki yıllarda Canat&#039;tan bahsederken ağlamaklı olduğunu artık biraz gülerek onu anmanın önemli olduğunu dile getirdi. Hasan Nail Canat&#039;ın kitaplarının Timaş Yayınları&#039;nca basıldığını, bu kitaplarla pek çok neslin yetiştiğini söyleyen Miyasoğlu, Hasan Nail Canat kitabıyla ilgili gelişmeden de izleyenleri haberdar etti: &quot;Hasan Nail Canat&#039;ın gençlik kitaplarındaki konulardan daha ilginç bir hayatı var. Bünyamin Yılmaz bu hayat hikayesini kitaplaştıracak. Gerçek bir halk tiyatrocusu olduğu gibi, halkın içinden gelen, halk için ama kendi temel esprisiyle, hiçbir günaha, küfre ve zararlı söze, harekete, eyleme yer vermeksizin bir dünya görüşünü, bir hikmetli yaşayışı, evrensel bir espri anlayışı içinde vermek Hasan Nail Canat&#039;ın temel ilkesi olmuştur.&quot; Kırk yıl evvel başlayan dostluğun vefatına kadar sürdüğünü dile getiren Muzaffer Doğan, Hasan Nail dostları çoktur dedi. Doğan ayrıca sanatçının isminin yaşatılması gerektiğini de savundu: &quot;&quot;Nevşehir&#039;de Canat&#039;ın Moskof Sehpası adlı oyununu izlemiştim. O gün tanıdım ve sevdim Hasan Nail&#039;i. Onun ismi sürekli gündemde tutulmalıdır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kayseri Büyükşehir Belediyesi acaba Hasan Nail Canat adına yakışır bir kültür merkezi yapsalar, tiyatro okulları kursalar çok mu zor? Biz bu kardeşlerimizden çok şey mi istiyoruz&quot;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ünlü Tiyatro sanatçısı ve yazar merhum Hasan Nail Canat, vefatının 5. yılında rahmetle ve özlemle anılırken onun boşluğunun doldurulması gerektiğine vurgu yapıldı..</p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Kültür Müdürlüğü tarafından düzenlenen &#8220;Vefatının 5. Yılında Hasan Nail Canat&#8221; toplantısı Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi&#8217;nde gerçekleştirildi. Abdurrahman Şen&#8217;in yönettiği toplantıda Mustafa Miyasoğlu, Muzaffer Doğan sanatçı Hasan Nail Canat&#8217;ı anlatan isimler oldu. </p>
<p>Hasan Nail Canat&#8217;ın sanatçı yönüne vurgu yapan Kültür Müdürü Hüseyin Öztürk, &#8220;bir devre damgasını vurmuş, kendi alanında çok güzel işler yapmış değerli bir ağabeyimizdi&#8221; dedi. Büyükşehir Belediyesi olarak, onu anmanın önemine de işaret eden Öztürk, yeni Hasan Nail Canat&#8217;lar yetişmeli temennisinde bulundu. Tiyatronun, sanatın sanki belli bir kesime hasmış gibi görüldüğünü oysa Hasan Nail Canat&#8217;ın özel bir çıkış yaparak çok büyük hizmetler ortaya koyduğunu hatırlatan Öztürk, Canat&#8217;ın gençlik yıllarından itibaren ülkemizde geleneksel tiyatronun ve gerçek tiyatronun en önemli eserlerini ortaya koyduğunu söyledi. Öztürk ayrıca bu tür çalışmaları her zaman yapmaya devam edecekleri bilgisini de verdi. &#8230;<br />
Canat&#8217;la Kayseri&#8217;de aynı havayı soluyan ve dostluğu İstanbul&#8217;da da azalmadan süren Mustafa Miyasoğlu, önceki yıllarda Canat&#8217;tan bahsederken ağlamaklı olduğunu artık biraz gülerek onu anmanın önemli olduğunu dile getirdi. Hasan Nail Canat&#8217;ın kitaplarının Timaş Yayınları&#8217;nca basıldığını, bu kitaplarla pek çok neslin yetiştiğini söyleyen Miyasoğlu, Hasan Nail Canat kitabıyla ilgili gelişmeden de izleyenleri haberdar etti: &#8220;Hasan Nail Canat&#8217;ın gençlik kitaplarındaki konulardan daha ilginç bir hayatı var. Bünyamin Yılmaz bu hayat hikayesini kitaplaştıracak. Gerçek bir halk tiyatrocusu olduğu gibi, halkın içinden gelen, halk için ama kendi temel esprisiyle, hiçbir günaha, küfre ve zararlı söze, harekete, eyleme yer vermeksizin bir dünya görüşünü, bir hikmetli yaşayışı, evrensel bir espri anlayışı içinde vermek Hasan Nail Canat&#8217;ın temel ilkesi olmuştur.&#8221; Kırk yıl evvel başlayan dostluğun vefatına kadar sürdüğünü dile getiren Muzaffer Doğan, Hasan Nail dostları çoktur dedi. Doğan ayrıca sanatçının isminin yaşatılması gerektiğini de savundu: &#8220;&#8221;Nevşehir&#8217;de Canat&#8217;ın Moskof Sehpası adlı oyununu izlemiştim. O gün tanıdım ve sevdim Hasan Nail&#8217;i. Onun ismi sürekli gündemde tutulmalıdır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kayseri Büyükşehir Belediyesi acaba Hasan Nail Canat adına yakışır bir kültür merkezi yapsalar, tiyatro okulları kursalar çok mu zor? Biz bu kardeşlerimizden çok şey mi istiyoruz&#8221;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hasan Nail Canat’ı rahmetle anıyoruz(seni unutmayacağiz ömrümüz oldukça) yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/22/hasan-nail-canat%e2%80%99i-rahmetle-aniyoruzseni-unutmayacagiz-omrumuz-oldukca/#comment-1327</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 14:14:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2390#comment-1327</guid>
		<description>sevgili,değerli,hocam Hasan Nail..
yokluğun bizi çok üzdü.sen gittikten sonra bize nasıhat verecek,elimize tuttacak pek olmadı..
o güzel,samimi gülüşüne hasretiz.
biliyorum,çok sevdiğin Rabbin yanındasin.ve inşallah,bizim için de dua ediyorsun .
iyiki ahiret var..iyiki sevdikler ile kavuşmak var..
her zaman dualarımdasin değerli hocam.
söz verdiğimiz gibi,Yasinler,Fatihalar her gün sana yoluyoruz..
rahat uyu ey Allah c.c. güzel kul..

(Ruhuna Fatiha inşallah kardeşler)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>sevgili,değerli,hocam Hasan Nail..<br />
yokluğun bizi çok üzdü.sen gittikten sonra bize nasıhat verecek,elimize tuttacak pek olmadı..<br />
o güzel,samimi gülüşüne hasretiz.<br />
biliyorum,çok sevdiğin Rabbin yanındasin.ve inşallah,bizim için de dua ediyorsun .<br />
iyiki ahiret var..iyiki sevdikler ile kavuşmak var..<br />
her zaman dualarımdasin değerli hocam.<br />
söz verdiğimiz gibi,Yasinler,Fatihalar her gün sana yoluyoruz..<br />
rahat uyu ey Allah c.c. güzel kul..</p>
<p>(Ruhuna Fatiha inşallah kardeşler)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>“Bana Kur’an öğretin” demeye utanmayın!‏&#8221; yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/21/%e2%80%9cbana-kur%e2%80%99an-ogretin%e2%80%9d-demeye-utanmayin%e2%80%8f/#comment-1326</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 20:42:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2387#comment-1326</guid>
		<description>Kur&#039;an-ı Kerim ve Hadis dışında inananların hayatına yön veren önemli öğütler dünyamızı aydınlatıyor...

Bütün öğütlerin özü olan Kur’an ve Efendimiz’in nurlu beyanları bizim için birer nasihat hazinesidir. Bu iki kaynaktan başka bir de onlardan beslenen Allah dostlarının öğütleri vardır ki bu öğütler, bize iki dünya saadetini kazanma yollarını gösterir... 

Öğüt (nasihat), kültürümüzde çok önemli bir yer tutar. Çünkü dinimiz adeta bir öğütler bütünüdür. Peygamber Efendimiz bir hadislerinde “Din, öğüttür” buyurarak din ile öğüdü bütünleştirmiştir. Bütün öğütlerin özü olan Kur’an ve Efendimiz’in nurlu beyanları bizim için birer nasihat hazinesidir. Bu iki kaynaktan başka bir de onlardan beslenen Allah dostlarının öğütleri vardır ki bu öğütler, bize iki dünya saadetini kazanma yollarını gösterir. Bu hafta sizinle bu öğütlerden bir demeti paylaşmak istiyoruz. En büyük bela ümidi yitirmektir. Ümitsizlik her türlü kemalin engeli, gelişmenin ayak bağıdır. 

BAŞARININ TEMELİ ÜMİTTİR 

Malını kaybeden bir şeyini, ümidini kaybeden ise her şeyini kaybeder. Tüm çaba ve başarının temelinde ümit, tüm yılgınlık ve hüsranların kökünde ise ümitsizlik yatar. Ümitsiz hayatın ne anlamı ne de tadı tuzu kalır. Hayatımız, ucu ışığa varan karanlık geçitlerle doludur. Önemli olan, sonundaki ışığı gözden uzak tutmamaktır. 

Aksi halde, dar bir geçidin içinde boğulup gitmek işten bile değildir. İnsan bataklığa bile düşse, çıkış yolu bulmak için gözleri yıldızlara dönük olmalıdır. “Hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olabilir.” âyetine inanan, rahmeti sonsuz bir sahibi olduğunu bilen mü’minin ümitsizliğe düşmesi mümkün mü? Hele, “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz!” buyruğunu da duyduktan sonra. 

YALANDAN VE YALANCIDAN UZAK DUR 

Allah katında en büyük günah, yalan söylemeyi alışkanlık edinmiş bir dile sahip olmaktır. Yalancılık en büyük ahlâksızlık olduğu için en büyük günahtır. Bir kez yalan söyleyen, onu yamamak için defalarca yalan söylemek zorunda kalır. Pisliği başka bir pislikle temizlemeye başlar. 

Yalancılık, tek başına bir kötülük değildir. Diğer birçok kötülüklerin de habercisidir. Yalancılık aynı zamanda korkaklıktır, hainliktir, ikiyüzlülüktür, güvensizliktir. İnsanı sahteleştirir, özgünlük ve kişiliğini yok eder. Toplumun biricik huzur ve ilerleme nedeni olan emniyet ve itimadı sarsar. 

SEV VE SEVİL Kİ, O DA SENİ SEVSİN 

Hayatta asıl ve kural, sevgidir. Düşmanlıklar, kin ve nefretler gelip geçicidir. Sevgi güneşi gönlümüze süzülmek için bir bahane arar. Ufak bir vesileyle gönül odamızın perdesini araladığımız an hemencecik loş ve karanlık ruhumuzu aydınlatıp ısıtmaya başlar. Sevgi bir iyilik, hatta bilcümle iyiliklerin başlatıcısı ve devam ettiricisi ise onu ilk başlatan da minnet duyulmaya en çok layık kimse olacaktır. 

Alçak gönüllülükle insanların gözünde yücelme birbiriyle doğru orantılıdır. İnsan tevazu gösterdiği ölçüde yücelir, sevilir, değer kazanır. Bunun tersi de geçerlidir. Sosyal hayatta herkesin insanları seyrettiği, insanların da kendisini gördükleri bir penceresi vardır. 

ALÇAK GÖNÜLLÜ OL, KİBİRLENME 

Boyu o pencereden alçak olanlar (işgal ettikleri makama layık olmayanlar), ayak parmaklarının üzerine çıkar, zoraki uzanır, öylece görünmeye çalışır. Alçak gönüllülük büyük bir erdemdir. Erdemin ödülü ise, her zaman onur olur. Hz. Peygamber de, “alçak gönüllülük göstereni Allah yüceltir” buyurmuyor mu? Sürekli mütevazı davranan kişi, o ölçüde yükselecek, sonunda gönüllerde en yüksek tahta oturacaktır. 

GÜNAHI KÜÇÜK GÖRME 

İnsan günahın kendisine değil, kime karşı işlediğine bakmalıdır. Değil mi ki, o işe “günah” diyen, onu yasaklayan zat bütün alemlerin Rabbidir. Böyle bir cihanlar Sultanının emir ve yasaklarını dinlememek, sıkılmadan O’nun sözünü çiğnemek, bunu önemsemezlik etmek, elbette ki büyük günah olur. Bu söz, öncekiyle çelişmez. Çünkü bir günahı küçük gören, sürekli yapmakta bir sakınca görmeyecektir. 

Dolayısıyla her ikisi de aynı kapıya çıkar. En büyük günah bile işlendiğinde pişman olunup, Allah’tan af dilense, artık büyüklüğünü yitirir ve küçük hale gelir. Özünde küçük olan bir günah üzerinde ısrar edilse, bu da artık büyük günaha dönüşür. Nedeni ise o günahın önemsenmediği, hatta günah olarak kabul edilmediği, günahı belirleyen Zât’ın uyarı ve yasağının kâle alınmadığı, dolayısıyla Kendisi’ne değer verilmediği izlenimini vermesidir. 

Namazda ta’dil-i erkan ne demektir? 

Soru: “Namaz kılmaya yeni başladım. İmkan bulduğum sürece namazlarımı camide kılmaya çalışıyorum. Geçen gün hoca, ta’dil-i erkandan bahsetti. Konuyu tam anlayamadım. Size sorayım dedim. Ta’dil-i erkan ne demektir, kısaca açıklayabilir misiniz?” İbrahim Topuz/İstanbulÖncelikle şunu bir kere daha ifade edelim ki namaz, insanın ruh ve kalbiyle yıkanması, Allah’ın huzuruna kabul edilmeye hazır hale gelmesi demektir. 

Bu yönüyle o, insanın manen inşiraha kavuşmasını temin eden müstesna ve hususi bir ibadettir. Onun sayesinde kul, hem kalbî huzura kavuşur hem de Yaratan’ının rızasını kazanmış olur. Namaz insan hayatında günde beş defa bu inşirahı temin eder. Onda huzur bulamayan bir insan, hiçbir yerde huzur bulamaz. Günde kılınan beş vakit namaz, kalbi hayatında yükselmek isteyen gönüller için, günde beş defa miraç yapma ve Allah’a ulaşmak için merdiven vazifesi görür. Bize düşen görev Rabbimize yaklaşma noktasında bir merdiven vazifesi gören namazı hakkıyla kılmayı öğrenmek ve onu eda etmektir. 

TA’DİL-İ ERKÂN NASIL OLUR? 

Ta’dil-i erkân, rükünleri, düzgün, yerli yerinde ve düzenli yapmak demektir. Ta’dîl-i erkâna riayetin sonucunda rükünler şekil olarak düzgün ve kıvamında yerine getirilmiş olur. Böylece kişi namazını üstün körü değil, eski ifadesiyle “dört başı mamur” kılmış olur. Namazda ta’dîl-i erkân, namazın kıyâm, rükû, secde gibi her bir rüknünün hakkını vererek yerine getirilmesi, acelecilik ve çabukluk gösterilmemesi demektir. 

Meselâ rükû’dan kalkıldığında vücut dimdik hâle gelmeli, en az bir kere “sübhâne rabbiye’l-azîm” diyecek kadar ayakta durulup ondan sonra secdeye varmalıdır. Her iki secde arasında da en az böyle bir tesbih miktarı durmalıdır. Yoksa rükû’dan tam doğrulmadan secdeye varmak, birinci secdeden sonra tam doğrulmadan ikinci secdeye gitmek ta’dil-i erkân’a zıttır. 

Namazın kalıplarına, şekillerine vakar ve ciddiyetle riayet etme şeklinde tarif edebileceğimiz tadil-i erkânın yanında bir de “huşu” ve “hudu” denilen “iç ta’dil-i erkan” vardır. Gerçi fıkıh kitaplarında namazla ilgili olarak “iç tâ’dil-i erkân” sözü çok kullanılmamıştır. Ama huşû ve hudû ile alakalı bir tabir olarak “iç tadil-i erkan” denebilir. Huşû ve hudû, meseleyi namazın ruhuna bağlı götürmektir. İnsanın, Rabb’iyle münasebetinde asıl olan mânâdır, özdür, ruhtur. Fakat onları taşıyan da lafızlardır, şekillerdir, kalıplardır. Bundan dolayı, mutlaka o lafızlara, kalıplara dikkat edilmelidir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kur&#8217;an-ı Kerim ve Hadis dışında inananların hayatına yön veren önemli öğütler dünyamızı aydınlatıyor&#8230;</p>
<p>Bütün öğütlerin özü olan Kur’an ve Efendimiz’in nurlu beyanları bizim için birer nasihat hazinesidir. Bu iki kaynaktan başka bir de onlardan beslenen Allah dostlarının öğütleri vardır ki bu öğütler, bize iki dünya saadetini kazanma yollarını gösterir&#8230; </p>
<p>Öğüt (nasihat), kültürümüzde çok önemli bir yer tutar. Çünkü dinimiz adeta bir öğütler bütünüdür. Peygamber Efendimiz bir hadislerinde “Din, öğüttür” buyurarak din ile öğüdü bütünleştirmiştir. Bütün öğütlerin özü olan Kur’an ve Efendimiz’in nurlu beyanları bizim için birer nasihat hazinesidir. Bu iki kaynaktan başka bir de onlardan beslenen Allah dostlarının öğütleri vardır ki bu öğütler, bize iki dünya saadetini kazanma yollarını gösterir. Bu hafta sizinle bu öğütlerden bir demeti paylaşmak istiyoruz. En büyük bela ümidi yitirmektir. Ümitsizlik her türlü kemalin engeli, gelişmenin ayak bağıdır. </p>
<p>BAŞARININ TEMELİ ÜMİTTİR </p>
<p>Malını kaybeden bir şeyini, ümidini kaybeden ise her şeyini kaybeder. Tüm çaba ve başarının temelinde ümit, tüm yılgınlık ve hüsranların kökünde ise ümitsizlik yatar. Ümitsiz hayatın ne anlamı ne de tadı tuzu kalır. Hayatımız, ucu ışığa varan karanlık geçitlerle doludur. Önemli olan, sonundaki ışığı gözden uzak tutmamaktır. </p>
<p>Aksi halde, dar bir geçidin içinde boğulup gitmek işten bile değildir. İnsan bataklığa bile düşse, çıkış yolu bulmak için gözleri yıldızlara dönük olmalıdır. “Hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olabilir.” âyetine inanan, rahmeti sonsuz bir sahibi olduğunu bilen mü’minin ümitsizliğe düşmesi mümkün mü? Hele, “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz!” buyruğunu da duyduktan sonra. </p>
<p>YALANDAN VE YALANCIDAN UZAK DUR </p>
<p>Allah katında en büyük günah, yalan söylemeyi alışkanlık edinmiş bir dile sahip olmaktır. Yalancılık en büyük ahlâksızlık olduğu için en büyük günahtır. Bir kez yalan söyleyen, onu yamamak için defalarca yalan söylemek zorunda kalır. Pisliği başka bir pislikle temizlemeye başlar. </p>
<p>Yalancılık, tek başına bir kötülük değildir. Diğer birçok kötülüklerin de habercisidir. Yalancılık aynı zamanda korkaklıktır, hainliktir, ikiyüzlülüktür, güvensizliktir. İnsanı sahteleştirir, özgünlük ve kişiliğini yok eder. Toplumun biricik huzur ve ilerleme nedeni olan emniyet ve itimadı sarsar. </p>
<p>SEV VE SEVİL Kİ, O DA SENİ SEVSİN </p>
<p>Hayatta asıl ve kural, sevgidir. Düşmanlıklar, kin ve nefretler gelip geçicidir. Sevgi güneşi gönlümüze süzülmek için bir bahane arar. Ufak bir vesileyle gönül odamızın perdesini araladığımız an hemencecik loş ve karanlık ruhumuzu aydınlatıp ısıtmaya başlar. Sevgi bir iyilik, hatta bilcümle iyiliklerin başlatıcısı ve devam ettiricisi ise onu ilk başlatan da minnet duyulmaya en çok layık kimse olacaktır. </p>
<p>Alçak gönüllülükle insanların gözünde yücelme birbiriyle doğru orantılıdır. İnsan tevazu gösterdiği ölçüde yücelir, sevilir, değer kazanır. Bunun tersi de geçerlidir. Sosyal hayatta herkesin insanları seyrettiği, insanların da kendisini gördükleri bir penceresi vardır. </p>
<p>ALÇAK GÖNÜLLÜ OL, KİBİRLENME </p>
<p>Boyu o pencereden alçak olanlar (işgal ettikleri makama layık olmayanlar), ayak parmaklarının üzerine çıkar, zoraki uzanır, öylece görünmeye çalışır. Alçak gönüllülük büyük bir erdemdir. Erdemin ödülü ise, her zaman onur olur. Hz. Peygamber de, “alçak gönüllülük göstereni Allah yüceltir” buyurmuyor mu? Sürekli mütevazı davranan kişi, o ölçüde yükselecek, sonunda gönüllerde en yüksek tahta oturacaktır. </p>
<p>GÜNAHI KÜÇÜK GÖRME </p>
<p>İnsan günahın kendisine değil, kime karşı işlediğine bakmalıdır. Değil mi ki, o işe “günah” diyen, onu yasaklayan zat bütün alemlerin Rabbidir. Böyle bir cihanlar Sultanının emir ve yasaklarını dinlememek, sıkılmadan O’nun sözünü çiğnemek, bunu önemsemezlik etmek, elbette ki büyük günah olur. Bu söz, öncekiyle çelişmez. Çünkü bir günahı küçük gören, sürekli yapmakta bir sakınca görmeyecektir. </p>
<p>Dolayısıyla her ikisi de aynı kapıya çıkar. En büyük günah bile işlendiğinde pişman olunup, Allah’tan af dilense, artık büyüklüğünü yitirir ve küçük hale gelir. Özünde küçük olan bir günah üzerinde ısrar edilse, bu da artık büyük günaha dönüşür. Nedeni ise o günahın önemsenmediği, hatta günah olarak kabul edilmediği, günahı belirleyen Zât’ın uyarı ve yasağının kâle alınmadığı, dolayısıyla Kendisi’ne değer verilmediği izlenimini vermesidir. </p>
<p>Namazda ta’dil-i erkan ne demektir? </p>
<p>Soru: “Namaz kılmaya yeni başladım. İmkan bulduğum sürece namazlarımı camide kılmaya çalışıyorum. Geçen gün hoca, ta’dil-i erkandan bahsetti. Konuyu tam anlayamadım. Size sorayım dedim. Ta’dil-i erkan ne demektir, kısaca açıklayabilir misiniz?” İbrahim Topuz/İstanbulÖncelikle şunu bir kere daha ifade edelim ki namaz, insanın ruh ve kalbiyle yıkanması, Allah’ın huzuruna kabul edilmeye hazır hale gelmesi demektir. </p>
<p>Bu yönüyle o, insanın manen inşiraha kavuşmasını temin eden müstesna ve hususi bir ibadettir. Onun sayesinde kul, hem kalbî huzura kavuşur hem de Yaratan’ının rızasını kazanmış olur. Namaz insan hayatında günde beş defa bu inşirahı temin eder. Onda huzur bulamayan bir insan, hiçbir yerde huzur bulamaz. Günde kılınan beş vakit namaz, kalbi hayatında yükselmek isteyen gönüller için, günde beş defa miraç yapma ve Allah’a ulaşmak için merdiven vazifesi görür. Bize düşen görev Rabbimize yaklaşma noktasında bir merdiven vazifesi gören namazı hakkıyla kılmayı öğrenmek ve onu eda etmektir. </p>
<p>TA’DİL-İ ERKÂN NASIL OLUR? </p>
<p>Ta’dil-i erkân, rükünleri, düzgün, yerli yerinde ve düzenli yapmak demektir. Ta’dîl-i erkâna riayetin sonucunda rükünler şekil olarak düzgün ve kıvamında yerine getirilmiş olur. Böylece kişi namazını üstün körü değil, eski ifadesiyle “dört başı mamur” kılmış olur. Namazda ta’dîl-i erkân, namazın kıyâm, rükû, secde gibi her bir rüknünün hakkını vererek yerine getirilmesi, acelecilik ve çabukluk gösterilmemesi demektir. </p>
<p>Meselâ rükû’dan kalkıldığında vücut dimdik hâle gelmeli, en az bir kere “sübhâne rabbiye’l-azîm” diyecek kadar ayakta durulup ondan sonra secdeye varmalıdır. Her iki secde arasında da en az böyle bir tesbih miktarı durmalıdır. Yoksa rükû’dan tam doğrulmadan secdeye varmak, birinci secdeden sonra tam doğrulmadan ikinci secdeye gitmek ta’dil-i erkân’a zıttır. </p>
<p>Namazın kalıplarına, şekillerine vakar ve ciddiyetle riayet etme şeklinde tarif edebileceğimiz tadil-i erkânın yanında bir de “huşu” ve “hudu” denilen “iç ta’dil-i erkan” vardır. Gerçi fıkıh kitaplarında namazla ilgili olarak “iç tâ’dil-i erkân” sözü çok kullanılmamıştır. Ama huşû ve hudû ile alakalı bir tabir olarak “iç tadil-i erkan” denebilir. Huşû ve hudû, meseleyi namazın ruhuna bağlı götürmektir. İnsanın, Rabb’iyle münasebetinde asıl olan mânâdır, özdür, ruhtur. Fakat onları taşıyan da lafızlardır, şekillerdir, kalıplardır. Bundan dolayı, mutlaka o lafızlara, kalıplara dikkat edilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>“Bana Kur’an öğretin” demeye utanmayın!‏&#8221; yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/21/%e2%80%9cbana-kur%e2%80%99an-ogretin%e2%80%9d-demeye-utanmayin%e2%80%8f/#comment-1325</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 20:41:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2387#comment-1325</guid>
		<description>Allah kelâmı Kur’ân-ı Kerim, bütün müminler için bir hidayet kaynağıdır. Herkes ondan hissesini alır. Ama âriflerin Kur’ân’dan aldıkları hisse şüphesiz daha bir başkadır. Kelâm Allah’ın olunca, onun anlam derinlikleri tükenmez, her zamanda, her makamda, her derecede, Kur’ân sanki yeni nâzil oluyormuş gibi yepyeni bir veçhesini ortaya çıkarır.
Büyük âriflerden Hz. Mevlânâ’nın Kur’ân’a yaklaşımı çok derinlikli, çok katmanlıdır. O Kur’ân’ı tek boyutlu, tek anlamlı, dille söylenen ve kalemle yazılan bir sözden ibaret olarak görmez: “Eğer Kur’an yalnız bu harflerden ibaret olsaydı, denizlerin mürekkep ve ağaçların kalem olmasına gerek olmazdı. Kur’an’ın harfleri yarım okka mürekkeple yazılabilir. Kur’an harflerinin başlangıcı ve sonu vardır; halbuki Allah’ın kelâmının nihayeti yoktur.” 1

Meşhur bir hadis-i şerifin yorumu sayılabilecek olan şu sözleriyle, Kur’ân’ın dört katmanlı anlam tabakasına işaret eder: “Kur’an’ın görünen kelimelerinin ve zâhirî mânâsının altında, pek derin bir de bâtınî iç mânâ vardır. O bâtınî mânânın da altında bir iç mânâ vardır. Ondan sonra üçüncü bir iç mânâ daha vardır ki, onu anlamakta akıllar kendilerini kaybeder. Kur’an’ın dördüncü bâtınî mânâsını ise, eşi benzeri olmayan Allah’tan başka kimse anlayamadı.” 2

Mevlânâ için Kur’ân’ın asıl değeri, özünden, derûnundaki anlamdan kaynaklanır. Bir gün Hz. Pîr-i Destgîr’in huzurunda, Kur’an’ı yedi kıraat üzere okuyabilen bir zattan bahseder, onu “Her gece Kur’an’ı hatmetmeden yatmaz” diye överler. Bunun üzerine Mevlânâ: “Evet, sadece cevizleri iyi sayıyor, onun özünden bir haz almıyor. Allah’ın kitabı dört esas üzerine kurulmuştur: İbare, işaret, latifeler ve hakikatlar. İbare avam içindir, işaret havas için, latifeler veliler, hakikatlar da peygamberler içindir. O bahsettiğiniz aziz daima ibareyi tamirle meşgul, onun sırlarından mahrumdur.3

Bir sohbetinde şöyle anlatıyor: “Rivayet olundu ki, Resûl-i Ekrem (s.a.v.) zamanında, sahâbilerden bir sure ezberleyen kimseleri ‘ezberinde bir sure vardır’ diye parmakla gösterirlerdi. Çünkü onlar Kur’ân’ı yutarlar, ‘yerlerdi’”. 4 


Mevlânâ’ya göre Kur’ân’ı okuyup, tilavet edip de mânâsına vakıf olamayanların misali, ağzına alıp çıkarmak suretiyle yüzlerce ekmek yemeye benzemektedir. Suretle, kabukla uğraşmak daha kolaydır, asıl öze ulaşmak zahmet ister. Ama sonucu çok daha lezzetlidir: “Kur’ân’ın mânâsına yönelmek ilk zamanlarda çok tatlı görünmez, fakat insana gitgide daha tatlı gelir. Suret ise bunun aksinedir; önce latif görünür, sonra o suretle ne kadar ülfet edilirse kişi ondan o kadar soğur.” 5


Fakat Kur’ân’ın zâhir anlamı da, bâtın anlamı da Mevlânâ’ya göre haktır, doğrudur. Çünkü “Kur’an iki yüzlü bir kumaştır. Bazısı bu yüzden hisselenir, bazıları diğer yüzden. Her ikisi de doğrudur, çünkü Hak Teâlâ iki grup insanın da faydalanmasını murad eylemiştir.” 6


Kur’ân-ı Kerim böyle anlam zenginlikleriyle yüklü bir kitap olunca, herkesin onu hakkıyla anlayabildiğini söylemek haliyle mümkün değildir. Nitekim yüzlerce tefsir yazılmıştır, ama bu derinliklere işaret edebilen çok az sayıda tefsir vardır. Mevlânâ’nın sözleriyle: “Kur’an’ı çok tefsir etmişlerdir; ancak az kimse Kur’an’ın maksadını tefsir edebilmiştir.” 7


Her devirde her kesimden müslüman, Kur’ân’dan kendi anlayışına bir tasdik aramış, adeta kendi kabullerini Kur’ân’a dayatmaya çalışmıştır. Mevlânâ bu yolla Kur’ân’ı anlamanın mümkün olmadığı düşüncesindedir. İnsanın Kur’ân’ı anlayabilmesi için Kur’ân’ı –tabiri caizse- yağmalaması, onun harim-i ismetine tecavüz etmesi, kendi idrak ve anlayışına göre eğip bükmesi geçer yol değildir; aksine Kur’ân’a kendini teslim etmesi, her türlü peşin hükümden boşalmış, duru bir zihin ve kalple, O’ndan geleni idrake hazır bir ruh hâletiyle Kur’ân’ın huzurunda beklemesi gerekir. Bunun sonucunda Kur’ân kendi hazinelerini açar, o kişiye Kur’ân’ın derinliklerini anlayabilecek bir meleke ihsan edilir.

Sözü yine, Hz. Pîr’e bırakalım: “Kur’an-ı Kerim süslü bir gelin gibidir; örtüsünü açan kimseye yüzünü göstermez.” 8

“Hz. Kur’an, ne suretle isterse görünmeye kâdirdir; fakat örtüsünü çekmeyip, rızasını talep eder ve onun rızasına sebep olan şeyin peşinde gayret edersen, sen onun örtüsünü çekmeksizin, o sana yüzünü gösterir.” 9

“Kur’an’ın dış yüzü bir insana benzer; insanın şekli, yüzü, boyu görünür ama, ruhu gizlidir, görünmez.” 10

Kur’ân’ı anlamak, herhangi bir kitabı okuyup anlamaya benzemez, Kur’ân’la hemhal olmak, hatta Kur’ân kesilmek, Kur’ânlaşmak gerekir: “Kur’an’ın mânasını, Kur’an önünde kurban olmuş, benliğinden geçmiş, alçalmış, adetâ ruhu Kur’an kesilmiş kişiden sor.”11

Hz. Mevlânâ, sohbetlerinde çeşitli vesilelerle bazı ayetleri tefsir etmiştir. Günümüze kadar gelen bu tefsir örneklerini zikretmek suretiyle onun Kur’ân anlayışına daha bir yaklaşmayı deneyelim.

Bir sohbetinde “O’nun zatından başka herşey helâk olacaktır.” (28/88) ayetini şöyle açıklıyordu: “Bu ayette Allah Teâlâ kendisini övmüyor ve kullarına karşı da kıdem ve bekasından ötürü kendini medhedip ‘Ben daima kalırım, siz ise yok olup gideceksiniz’ demek istemiyor. Bu ayette Hak bizi kendi merhametine davet ediyor ve ‘(baki ve ebedi olmanız için) damlanın denizde kaybolması gibi, siz de yok olması mümkün olmayan Zatımda tamamıyla yok olun’ diyor.” 12 

Bir gün Mevlânâ, “Onlar kıyameti uzak görürler, Biz onu yakın görürüz” (70/6-7) ayetini tefsir ediyordu. Buyurdu ki: “Allah’ın bir sürme kutusu vardır. İstediğinin iç ve dış gözüne bu kutudaki sürmeden çeker. O da bununla bütün kainatın sırlarını anlar, gaybü’l-gayb’ın gayıpları ona keşfolunur ve aynü’l-yakîn ile Allah’ın hazineleri ve gizli şeylerini olduğu gibi görür. Eğer o sürmeden o kimsenin gözüne çekmezse, bütün sırlar onun dış gözünün önüne gelse de, o hiçbirini görmez ve bilmez.” 13

Bakara suresi 125. ayette Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: “Vaktiyle Biz beyt-i şerifi insanlar için dönüp varılacak bir sevap mahalli ve emniyet makamı kıldık. Ey mü’minler, siz de makam-ı İbrahim’i namazgâh edinin.” Hz. Mevlânâ bu ayeti zikrettikten sonra, tasavvuf ehli olmayan ulemânın bu ayeti şöyle tefsir ettiklerini hatırlatır: “Beyt’ten maksat Kabe’dir, ona ilticâ eden eman bulur. Orada avlanmak haramdır ve kimseye eziyet etmek helal değildir. Hak Teâlâ orayı mümtaz kılmıştır.” Mevlânâ’ya göre bu söz doğrudur ve güzeldir, ancak bu Kur’ân-ı Kerim’in yalnızca zâhiri, dış yüzüdür. 


Muhakkıklar ise bu ayeti şöyle tefsir ederler: Beyt insanın bâtınıdır, iç yüzüdür. Böylece, ayetin bu iç anlamından hareketle kul şöyle dua ediyor demektir: Yâ Rab! Bâtınımı vesveselerden, fasit ve bâtıl fikirlerden hiç endişe kalmayıncaya kadar tertemiz eyle! Orada emniyet açığa çıksın, vahyinin mahalli olsun. Şeytan ve vesveseler oraya yol bulamasın.” 14


“Biz insanı şiddetli zahmet ve meşakkatte yarattık” (90/4) ayetini Mevlânâ şöyle tefsir ediyor: “Bu ayetteki şiddetli zahmet ve meşakkatten (kebed) maksat zulmet ve cehalettir. Sonra Allah onların üzerine nurundan serpti, bunun üzerine insanın beşerî sıfatları kalmadı, zahmet ve meşakkatten rahata çıktı. “O, sarp yokuşa göğüs veremedi” (90/11) ayetindeki sarp yokuşu geçip esirlikten kurtuldu. Sarp yokuştan maksat, nefistir. Esirlikten kurtulması da halkın ve nefsinin esirliğinden kurtulduğunu görmesi demektir.”15

Bir gün din âlimlerinden bir topluluk, Hudâvendigâr’a: “O sizinle beraberdir” (72/4) ayet-i kerimesinin yorumunu sordular. Allah’ın mahlukatıyla nasıl beraber olabildiğini öğrenmek istediler. Mevlânâ misal olarak dedi ki: “Bahar, dünyanın her parçasına karışmıştır. Herşey onunla diri ve handandır. Öyle ki her gül, her toprak, her taş, her renk onunla nurlanmış ve onunla süslenmiştir. Ama baharın dikenler ve taşlar karşısındaki durumu ile kırmızı gül ve parlak yakut karşısındaki durumu bir değildir. İşte Allah’ın da, peygamberlerin ve velilerin ruhları ile beraberliği ayaktakımı ile olan beraberliği gibi değildir. Tıpkı bir müderrisin, yeni başlamış bir talebe ile ilerlemiş bir talebe hakkındaki beraberliğinin aynı olmadığı gibi.” 16


Bir gün Mevlânâ Hazretleri, “O beni yarattı ve beni hidayete mazhar etti” (26/78) ayetinin mânâsı üzerinde sohbet ediyordu. Şöyle diyordu: “Bu ayetin mânâsı, yani o beni kendi hizmeti için yarattı ve hizmet âdâbını öğrenmek için bana yol gösterdi demektir.” 17

Sözün kısası Mevlânâ için Kur’ân, tükenmez bir hazinedir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Allah kelâmı Kur’ân-ı Kerim, bütün müminler için bir hidayet kaynağıdır. Herkes ondan hissesini alır. Ama âriflerin Kur’ân’dan aldıkları hisse şüphesiz daha bir başkadır. Kelâm Allah’ın olunca, onun anlam derinlikleri tükenmez, her zamanda, her makamda, her derecede, Kur’ân sanki yeni nâzil oluyormuş gibi yepyeni bir veçhesini ortaya çıkarır.<br />
Büyük âriflerden Hz. Mevlânâ’nın Kur’ân’a yaklaşımı çok derinlikli, çok katmanlıdır. O Kur’ân’ı tek boyutlu, tek anlamlı, dille söylenen ve kalemle yazılan bir sözden ibaret olarak görmez: “Eğer Kur’an yalnız bu harflerden ibaret olsaydı, denizlerin mürekkep ve ağaçların kalem olmasına gerek olmazdı. Kur’an’ın harfleri yarım okka mürekkeple yazılabilir. Kur’an harflerinin başlangıcı ve sonu vardır; halbuki Allah’ın kelâmının nihayeti yoktur.” 1</p>
<p>Meşhur bir hadis-i şerifin yorumu sayılabilecek olan şu sözleriyle, Kur’ân’ın dört katmanlı anlam tabakasına işaret eder: “Kur’an’ın görünen kelimelerinin ve zâhirî mânâsının altında, pek derin bir de bâtınî iç mânâ vardır. O bâtınî mânânın da altında bir iç mânâ vardır. Ondan sonra üçüncü bir iç mânâ daha vardır ki, onu anlamakta akıllar kendilerini kaybeder. Kur’an’ın dördüncü bâtınî mânâsını ise, eşi benzeri olmayan Allah’tan başka kimse anlayamadı.” 2</p>
<p>Mevlânâ için Kur’ân’ın asıl değeri, özünden, derûnundaki anlamdan kaynaklanır. Bir gün Hz. Pîr-i Destgîr’in huzurunda, Kur’an’ı yedi kıraat üzere okuyabilen bir zattan bahseder, onu “Her gece Kur’an’ı hatmetmeden yatmaz” diye överler. Bunun üzerine Mevlânâ: “Evet, sadece cevizleri iyi sayıyor, onun özünden bir haz almıyor. Allah’ın kitabı dört esas üzerine kurulmuştur: İbare, işaret, latifeler ve hakikatlar. İbare avam içindir, işaret havas için, latifeler veliler, hakikatlar da peygamberler içindir. O bahsettiğiniz aziz daima ibareyi tamirle meşgul, onun sırlarından mahrumdur.3</p>
<p>Bir sohbetinde şöyle anlatıyor: “Rivayet olundu ki, Resûl-i Ekrem (s.a.v.) zamanında, sahâbilerden bir sure ezberleyen kimseleri ‘ezberinde bir sure vardır’ diye parmakla gösterirlerdi. Çünkü onlar Kur’ân’ı yutarlar, ‘yerlerdi’”. 4 </p>
<p>Mevlânâ’ya göre Kur’ân’ı okuyup, tilavet edip de mânâsına vakıf olamayanların misali, ağzına alıp çıkarmak suretiyle yüzlerce ekmek yemeye benzemektedir. Suretle, kabukla uğraşmak daha kolaydır, asıl öze ulaşmak zahmet ister. Ama sonucu çok daha lezzetlidir: “Kur’ân’ın mânâsına yönelmek ilk zamanlarda çok tatlı görünmez, fakat insana gitgide daha tatlı gelir. Suret ise bunun aksinedir; önce latif görünür, sonra o suretle ne kadar ülfet edilirse kişi ondan o kadar soğur.” 5</p>
<p>Fakat Kur’ân’ın zâhir anlamı da, bâtın anlamı da Mevlânâ’ya göre haktır, doğrudur. Çünkü “Kur’an iki yüzlü bir kumaştır. Bazısı bu yüzden hisselenir, bazıları diğer yüzden. Her ikisi de doğrudur, çünkü Hak Teâlâ iki grup insanın da faydalanmasını murad eylemiştir.” 6</p>
<p>Kur’ân-ı Kerim böyle anlam zenginlikleriyle yüklü bir kitap olunca, herkesin onu hakkıyla anlayabildiğini söylemek haliyle mümkün değildir. Nitekim yüzlerce tefsir yazılmıştır, ama bu derinliklere işaret edebilen çok az sayıda tefsir vardır. Mevlânâ’nın sözleriyle: “Kur’an’ı çok tefsir etmişlerdir; ancak az kimse Kur’an’ın maksadını tefsir edebilmiştir.” 7</p>
<p>Her devirde her kesimden müslüman, Kur’ân’dan kendi anlayışına bir tasdik aramış, adeta kendi kabullerini Kur’ân’a dayatmaya çalışmıştır. Mevlânâ bu yolla Kur’ân’ı anlamanın mümkün olmadığı düşüncesindedir. İnsanın Kur’ân’ı anlayabilmesi için Kur’ân’ı –tabiri caizse- yağmalaması, onun harim-i ismetine tecavüz etmesi, kendi idrak ve anlayışına göre eğip bükmesi geçer yol değildir; aksine Kur’ân’a kendini teslim etmesi, her türlü peşin hükümden boşalmış, duru bir zihin ve kalple, O’ndan geleni idrake hazır bir ruh hâletiyle Kur’ân’ın huzurunda beklemesi gerekir. Bunun sonucunda Kur’ân kendi hazinelerini açar, o kişiye Kur’ân’ın derinliklerini anlayabilecek bir meleke ihsan edilir.</p>
<p>Sözü yine, Hz. Pîr’e bırakalım: “Kur’an-ı Kerim süslü bir gelin gibidir; örtüsünü açan kimseye yüzünü göstermez.” 8</p>
<p>“Hz. Kur’an, ne suretle isterse görünmeye kâdirdir; fakat örtüsünü çekmeyip, rızasını talep eder ve onun rızasına sebep olan şeyin peşinde gayret edersen, sen onun örtüsünü çekmeksizin, o sana yüzünü gösterir.” 9</p>
<p>“Kur’an’ın dış yüzü bir insana benzer; insanın şekli, yüzü, boyu görünür ama, ruhu gizlidir, görünmez.” 10</p>
<p>Kur’ân’ı anlamak, herhangi bir kitabı okuyup anlamaya benzemez, Kur’ân’la hemhal olmak, hatta Kur’ân kesilmek, Kur’ânlaşmak gerekir: “Kur’an’ın mânasını, Kur’an önünde kurban olmuş, benliğinden geçmiş, alçalmış, adetâ ruhu Kur’an kesilmiş kişiden sor.”11</p>
<p>Hz. Mevlânâ, sohbetlerinde çeşitli vesilelerle bazı ayetleri tefsir etmiştir. Günümüze kadar gelen bu tefsir örneklerini zikretmek suretiyle onun Kur’ân anlayışına daha bir yaklaşmayı deneyelim.</p>
<p>Bir sohbetinde “O’nun zatından başka herşey helâk olacaktır.” (28/88) ayetini şöyle açıklıyordu: “Bu ayette Allah Teâlâ kendisini övmüyor ve kullarına karşı da kıdem ve bekasından ötürü kendini medhedip ‘Ben daima kalırım, siz ise yok olup gideceksiniz’ demek istemiyor. Bu ayette Hak bizi kendi merhametine davet ediyor ve ‘(baki ve ebedi olmanız için) damlanın denizde kaybolması gibi, siz de yok olması mümkün olmayan Zatımda tamamıyla yok olun’ diyor.” 12 </p>
<p>Bir gün Mevlânâ, “Onlar kıyameti uzak görürler, Biz onu yakın görürüz” (70/6-7) ayetini tefsir ediyordu. Buyurdu ki: “Allah’ın bir sürme kutusu vardır. İstediğinin iç ve dış gözüne bu kutudaki sürmeden çeker. O da bununla bütün kainatın sırlarını anlar, gaybü’l-gayb’ın gayıpları ona keşfolunur ve aynü’l-yakîn ile Allah’ın hazineleri ve gizli şeylerini olduğu gibi görür. Eğer o sürmeden o kimsenin gözüne çekmezse, bütün sırlar onun dış gözünün önüne gelse de, o hiçbirini görmez ve bilmez.” 13</p>
<p>Bakara suresi 125. ayette Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: “Vaktiyle Biz beyt-i şerifi insanlar için dönüp varılacak bir sevap mahalli ve emniyet makamı kıldık. Ey mü’minler, siz de makam-ı İbrahim’i namazgâh edinin.” Hz. Mevlânâ bu ayeti zikrettikten sonra, tasavvuf ehli olmayan ulemânın bu ayeti şöyle tefsir ettiklerini hatırlatır: “Beyt’ten maksat Kabe’dir, ona ilticâ eden eman bulur. Orada avlanmak haramdır ve kimseye eziyet etmek helal değildir. Hak Teâlâ orayı mümtaz kılmıştır.” Mevlânâ’ya göre bu söz doğrudur ve güzeldir, ancak bu Kur’ân-ı Kerim’in yalnızca zâhiri, dış yüzüdür. </p>
<p>Muhakkıklar ise bu ayeti şöyle tefsir ederler: Beyt insanın bâtınıdır, iç yüzüdür. Böylece, ayetin bu iç anlamından hareketle kul şöyle dua ediyor demektir: Yâ Rab! Bâtınımı vesveselerden, fasit ve bâtıl fikirlerden hiç endişe kalmayıncaya kadar tertemiz eyle! Orada emniyet açığa çıksın, vahyinin mahalli olsun. Şeytan ve vesveseler oraya yol bulamasın.” 14</p>
<p>“Biz insanı şiddetli zahmet ve meşakkatte yarattık” (90/4) ayetini Mevlânâ şöyle tefsir ediyor: “Bu ayetteki şiddetli zahmet ve meşakkatten (kebed) maksat zulmet ve cehalettir. Sonra Allah onların üzerine nurundan serpti, bunun üzerine insanın beşerî sıfatları kalmadı, zahmet ve meşakkatten rahata çıktı. “O, sarp yokuşa göğüs veremedi” (90/11) ayetindeki sarp yokuşu geçip esirlikten kurtuldu. Sarp yokuştan maksat, nefistir. Esirlikten kurtulması da halkın ve nefsinin esirliğinden kurtulduğunu görmesi demektir.”15</p>
<p>Bir gün din âlimlerinden bir topluluk, Hudâvendigâr’a: “O sizinle beraberdir” (72/4) ayet-i kerimesinin yorumunu sordular. Allah’ın mahlukatıyla nasıl beraber olabildiğini öğrenmek istediler. Mevlânâ misal olarak dedi ki: “Bahar, dünyanın her parçasına karışmıştır. Herşey onunla diri ve handandır. Öyle ki her gül, her toprak, her taş, her renk onunla nurlanmış ve onunla süslenmiştir. Ama baharın dikenler ve taşlar karşısındaki durumu ile kırmızı gül ve parlak yakut karşısındaki durumu bir değildir. İşte Allah’ın da, peygamberlerin ve velilerin ruhları ile beraberliği ayaktakımı ile olan beraberliği gibi değildir. Tıpkı bir müderrisin, yeni başlamış bir talebe ile ilerlemiş bir talebe hakkındaki beraberliğinin aynı olmadığı gibi.” 16</p>
<p>Bir gün Mevlânâ Hazretleri, “O beni yarattı ve beni hidayete mazhar etti” (26/78) ayetinin mânâsı üzerinde sohbet ediyordu. Şöyle diyordu: “Bu ayetin mânâsı, yani o beni kendi hizmeti için yarattı ve hizmet âdâbını öğrenmek için bana yol gösterdi demektir.” 17</p>
<p>Sözün kısası Mevlânâ için Kur’ân, tükenmez bir hazinedir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>“Bana Kur’an öğretin” demeye utanmayın!‏&#8221; yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/21/%e2%80%9cbana-kur%e2%80%99an-ogretin%e2%80%9d-demeye-utanmayin%e2%80%8f/#comment-1324</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 20:41:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2387#comment-1324</guid>
		<description>Tefekkür edin ve Kur&#039;an&#039;daki ilmî gerçekleri düşünün

Kur&#039;ân birçok ilmî ve teknik bahse ana maksatlar çerçevesinde özlü ve i&#039;cazlı bir biçimde yer vermiştir. Bu cümleden olarak Kur&#039;ân&#039;ın, yüce Yaratıcı&#039;nın kudret, azamet ve hikmetlerinin bilinmesi namına varlıkta cereyan eden birçok olaya bazen açıkça bazen de işaretler ve ipuçları halinde teması söz konusudur ki, bunların birkaçını şöyle sıralayabiliriz: 

&quot;Allah kimin hidayetini murad ederse, onun göğsünü İslâm&#039;a açar. Kimi de saptırmak isterse onun göğsünü göğe çıkıyormuş gibi dar ve tıkanık yapar..&quot; (En&#039;am, 6/125)
Bu ayetle Kur&#039;ân şu gerçeği dile getirmektedir: İnsan yükseğe çıktıkça basınç düşer ve nefes alması zorlaşır. Şöyle ki, her yüz metre yükseldikçe hava basıncı bir derece düşmektedir. Bu yüksekliğin yirmi bin metreyi geçmesi durumunda ise, özel cihazlar olmadıkça insan nefes alamaz ve ölür.

&quot;Rüzgârları aşılayıcı olarak gönderip gökten su indirdik, böylece sizi suladık. (Yoksa) siz suyu depo edemezdiniz.&quot; (Hıcr, 15/22)

Bu ayet de, henüz yirminci yüzyılda anlaşılan ilmi bir gerçeğin Kur&#039;ân tarafından asırlar önce ifade edildiğinin bir göstergesidir. Rüzgârlar su buharından meydana gelen bulutları birbirine çarpıştırır. Bu çarpışmada bulutlarda pozitif-negatif elektron geçişmesi olur, şimşek meydana gelir. Rüzgârlar bulutları sıkıştırarak yere yağmuru aşılar. Aynı zamanda rüzgârlar, bitkiler üzerinden eserken, erkek tohumları dişi tohumlar üzerine kondurmak suretiyle onları aşılar. Böylece bitkilerde döllenmeye yardım eder. Yine bu ayet gökten inen yağmur sularının yerin dibinde depo edildiğini ve böylece oradan çeşmeler ve kuyular açmak suretiyle canlıların sulanabileceğini anlatmaktadır.

&quot;Her şeyi çift yarattık&quot; (Zariyat, 51/49); &quot;Her tür eksiklikten uzak olan Allah, yerin bitirdiklerinden, nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratmıştır.&quot; (Yasin, 36/36)

İlim adamlarının kısa bir zaman önce keşfettiği bir hususu Kur&#039;ân asırlar öncesinden haber vermiştir. Bugün çok iyi bilinmektedir ki, insanlar nasıl çiftse, diğer canlılar da öyle çifttir. Hatta her şeyin asıl maddesi olan atomlar da çifttir. Onların bir kısmı artı, bir kısmı eksi yüklüdür. Ayrıca her şeyde cazibe (çekme) ve dafia (itme) olmak yönüyle de bu ikilik değişik bir şekilde kendini göstermektedir. İkinci ayette ise, o günün insanının müşahedesine arz edilen tablonun dışında, o devre göre bilinmeyen bir kısım şeylerden de bahsedilerek &#039;daha sizin bilmediğiniz şeyleri de çift yarattı&#039; deniyor.

&quot;Göğü biz çok sağlam bir şekilde bina ettik, onu genişleten biziz.&quot; (Zariyat, 51/47)

Bu ayette, ilim mahfillerinde ağırlığını devam ettiren &#039;mekân genişlemesi&#039; bin dört yüz küsur sene evvel Kur&#039;ân&#039;da söz konusu edilmektedir.

&quot;Güneş de kendi ekseni etrafında bir vakte kadar hareket eder.&quot; (Yasin, 36/38)

Kur&#039;ân asırlar önce, eski kozmolojiye rağmen, Güneş&#039;in sabit olmadığını ve kendi ekseninde hareket ettiğini bildirmiştir.

&quot;Sen dağları görür de onları hareketsiz sanırsın, oysaki onlar bulutlar gibi yüzer geçer.&quot; (Neml, 27/88)
Yine Kur&#039;ân-ı Kerim, dünyaya ait parçalar olan dağlara dikkat çekmek suretiyle arzın hareket ettiğine işaret etmiştir. Görüldüğü gibi, kâinat kitabının bir tercümesi olan Kur&#039;ân&#039;da -en mükerrem bir varlık olarak kâinata gerçek değerini kazandıran- insanla alâkalı ilmî meseleler ve gerçekler de ihmal edilmeyip, önem ve mahiyetlerine göre yerini almıştır. (Bu konuda daha geniş bilgi isteyenler, Maurice Bucaille&#039;nin &#039;Müspet İlim Yönünden Tevrat, İncil ve Kur&#039;an&#039; isimli eserine bakabilirler.

Ramazan Özel
Samanyoluhaber</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tefekkür edin ve Kur&#8217;an&#8217;daki ilmî gerçekleri düşünün</p>
<p>Kur&#8217;ân birçok ilmî ve teknik bahse ana maksatlar çerçevesinde özlü ve i&#8217;cazlı bir biçimde yer vermiştir. Bu cümleden olarak Kur&#8217;ân&#8217;ın, yüce Yaratıcı&#8217;nın kudret, azamet ve hikmetlerinin bilinmesi namına varlıkta cereyan eden birçok olaya bazen açıkça bazen de işaretler ve ipuçları halinde teması söz konusudur ki, bunların birkaçını şöyle sıralayabiliriz: </p>
<p>&#8220;Allah kimin hidayetini murad ederse, onun göğsünü İslâm&#8217;a açar. Kimi de saptırmak isterse onun göğsünü göğe çıkıyormuş gibi dar ve tıkanık yapar..&#8221; (En&#8217;am, 6/125)<br />
Bu ayetle Kur&#8217;ân şu gerçeği dile getirmektedir: İnsan yükseğe çıktıkça basınç düşer ve nefes alması zorlaşır. Şöyle ki, her yüz metre yükseldikçe hava basıncı bir derece düşmektedir. Bu yüksekliğin yirmi bin metreyi geçmesi durumunda ise, özel cihazlar olmadıkça insan nefes alamaz ve ölür.</p>
<p>&#8220;Rüzgârları aşılayıcı olarak gönderip gökten su indirdik, böylece sizi suladık. (Yoksa) siz suyu depo edemezdiniz.&#8221; (Hıcr, 15/22)</p>
<p>Bu ayet de, henüz yirminci yüzyılda anlaşılan ilmi bir gerçeğin Kur&#8217;ân tarafından asırlar önce ifade edildiğinin bir göstergesidir. Rüzgârlar su buharından meydana gelen bulutları birbirine çarpıştırır. Bu çarpışmada bulutlarda pozitif-negatif elektron geçişmesi olur, şimşek meydana gelir. Rüzgârlar bulutları sıkıştırarak yere yağmuru aşılar. Aynı zamanda rüzgârlar, bitkiler üzerinden eserken, erkek tohumları dişi tohumlar üzerine kondurmak suretiyle onları aşılar. Böylece bitkilerde döllenmeye yardım eder. Yine bu ayet gökten inen yağmur sularının yerin dibinde depo edildiğini ve böylece oradan çeşmeler ve kuyular açmak suretiyle canlıların sulanabileceğini anlatmaktadır.</p>
<p>&#8220;Her şeyi çift yarattık&#8221; (Zariyat, 51/49); &#8220;Her tür eksiklikten uzak olan Allah, yerin bitirdiklerinden, nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratmıştır.&#8221; (Yasin, 36/36)</p>
<p>İlim adamlarının kısa bir zaman önce keşfettiği bir hususu Kur&#8217;ân asırlar öncesinden haber vermiştir. Bugün çok iyi bilinmektedir ki, insanlar nasıl çiftse, diğer canlılar da öyle çifttir. Hatta her şeyin asıl maddesi olan atomlar da çifttir. Onların bir kısmı artı, bir kısmı eksi yüklüdür. Ayrıca her şeyde cazibe (çekme) ve dafia (itme) olmak yönüyle de bu ikilik değişik bir şekilde kendini göstermektedir. İkinci ayette ise, o günün insanının müşahedesine arz edilen tablonun dışında, o devre göre bilinmeyen bir kısım şeylerden de bahsedilerek &#8216;daha sizin bilmediğiniz şeyleri de çift yarattı&#8217; deniyor.</p>
<p>&#8220;Göğü biz çok sağlam bir şekilde bina ettik, onu genişleten biziz.&#8221; (Zariyat, 51/47)</p>
<p>Bu ayette, ilim mahfillerinde ağırlığını devam ettiren &#8216;mekân genişlemesi&#8217; bin dört yüz küsur sene evvel Kur&#8217;ân&#8217;da söz konusu edilmektedir.</p>
<p>&#8220;Güneş de kendi ekseni etrafında bir vakte kadar hareket eder.&#8221; (Yasin, 36/38)</p>
<p>Kur&#8217;ân asırlar önce, eski kozmolojiye rağmen, Güneş&#8217;in sabit olmadığını ve kendi ekseninde hareket ettiğini bildirmiştir.</p>
<p>&#8220;Sen dağları görür de onları hareketsiz sanırsın, oysaki onlar bulutlar gibi yüzer geçer.&#8221; (Neml, 27/88)<br />
Yine Kur&#8217;ân-ı Kerim, dünyaya ait parçalar olan dağlara dikkat çekmek suretiyle arzın hareket ettiğine işaret etmiştir. Görüldüğü gibi, kâinat kitabının bir tercümesi olan Kur&#8217;ân&#8217;da -en mükerrem bir varlık olarak kâinata gerçek değerini kazandıran- insanla alâkalı ilmî meseleler ve gerçekler de ihmal edilmeyip, önem ve mahiyetlerine göre yerini almıştır. (Bu konuda daha geniş bilgi isteyenler, Maurice Bucaille&#8217;nin &#8216;Müspet İlim Yönünden Tevrat, İncil ve Kur&#8217;an&#8217; isimli eserine bakabilirler.</p>
<p>Ramazan Özel<br />
Samanyoluhaber</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>“Bana Kur’an öğretin” demeye utanmayın!‏&#8221; yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/21/%e2%80%9cbana-kur%e2%80%99an-ogretin%e2%80%9d-demeye-utanmayin%e2%80%8f/#comment-1323</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 20:40:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2387#comment-1323</guid>
		<description>Evet Kur&#039;an Kerimdir, o kendisine emek tohumlarını ekenlere karşı çok cömerttir...Ne varki yazıda belirtildiği gibi niyet ve onunla uzun hayat yolunda yapacağınız arkadaşlıkdaki sabır ve samimiyet onu anlamada ve derinliklerine inmede önmeli etkenlerdendir....Onun hikmet denizine ulaşmak için Musa(as) gibi uzun bir yolculuk ,varmak içinde Hızır&#039;ın(as) Musa&#039;dan(as)istediği teslimiyeti senden peşinen ister...

Yok ben onun anlayam der ve ona doğru yolculuğa çıkmazsanız diyecek bişey yok baştan kaybetmişsiniz...
Eğer yolculuğa karar veripte hemencicik Hakim isminin tecelli ettiği ayetlere talip olur birde Musa(as) gibi sabırsız olursanız aklınız kavli,kevli ve fiili yetlerin yüzeyinde kalır..Sonrada şaşar kalırsınız...

Aslında Hızır! çok uzaklarda değil ne varki biz ondan uzaklardayız veya yanlış yerlerde arıyoruz onu!...
Ne yani Hızır(as) hikmet sahibiydide Kur&#039;anı Hakim ondan azmı hikmet sahibiydi...&quot;Sana okuduğumuz bunlar, ayetlerden ve hikmet dolu Kuran&#039;dandır.Al-i imram- 58&quot; 
El cavap....Hayır.
Keza gerek Hızır&#039;ın(as) gerek Kur&#039;anın sözleri Alimül Hakim olan Allah&#039;ın hikmetleriydi...

Mübin sıfatı(nın tecelli ettiği ayetler)mi? Onlar her zaman ve her kişiye karşı cömerttir,Kitabın aslıda onlardır...Yarın ben bilmiyordum , anlayamıyordum dolayısıylada ondan habersizdim mazaretinide ortadan kaldırmıştır.....</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Evet Kur&#8217;an Kerimdir, o kendisine emek tohumlarını ekenlere karşı çok cömerttir&#8230;Ne varki yazıda belirtildiği gibi niyet ve onunla uzun hayat yolunda yapacağınız arkadaşlıkdaki sabır ve samimiyet onu anlamada ve derinliklerine inmede önmeli etkenlerdendir&#8230;.Onun hikmet denizine ulaşmak için Musa(as) gibi uzun bir yolculuk ,varmak içinde Hızır&#8217;ın(as) Musa&#8217;dan(as)istediği teslimiyeti senden peşinen ister&#8230;</p>
<p>Yok ben onun anlayam der ve ona doğru yolculuğa çıkmazsanız diyecek bişey yok baştan kaybetmişsiniz&#8230;<br />
Eğer yolculuğa karar veripte hemencicik Hakim isminin tecelli ettiği ayetlere talip olur birde Musa(as) gibi sabırsız olursanız aklınız kavli,kevli ve fiili yetlerin yüzeyinde kalır..Sonrada şaşar kalırsınız&#8230;</p>
<p>Aslında Hızır! çok uzaklarda değil ne varki biz ondan uzaklardayız veya yanlış yerlerde arıyoruz onu!&#8230;<br />
Ne yani Hızır(as) hikmet sahibiydide Kur&#8217;anı Hakim ondan azmı hikmet sahibiydi&#8230;&#8221;Sana okuduğumuz bunlar, ayetlerden ve hikmet dolu Kuran&#8217;dandır.Al-i imram- 58&#8243;<br />
El cavap&#8230;.Hayır.<br />
Keza gerek Hızır&#8217;ın(as) gerek Kur&#8217;anın sözleri Alimül Hakim olan Allah&#8217;ın hikmetleriydi&#8230;</p>
<p>Mübin sıfatı(nın tecelli ettiği ayetler)mi? Onlar her zaman ve her kişiye karşı cömerttir,Kitabın aslıda onlardır&#8230;Yarın ben bilmiyordum , anlayamıyordum dolayısıylada ondan habersizdim mazaretinide ortadan kaldırmıştır&#8230;..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>“Bana Kur’an öğretin” demeye utanmayın!‏&#8221; yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/21/%e2%80%9cbana-kur%e2%80%99an-ogretin%e2%80%9d-demeye-utanmayin%e2%80%8f/#comment-1322</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 20:39:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2387#comment-1322</guid>
		<description>Kur&#039;an-ı Öğrendikten Sonra Unutmaktan Men Eden Hadis-i Şerifler ve Kur&#039;an&#039;dan Ezberinde Hiçbir Şey Olmayanların Durumu :
İbn Abbas (Radıyallahu Anh) der ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurdu: “Hafızasında Kur&#039;an&#039;dan hiçbir bölüm olmayan kimse harap olmuş ev gibidir.” (Tirmizi, Hakim)


Enes (Radıyallahu Anh)&#039;den rivayetle Resulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Kişinin mescidden çıkarttığı çör çöpe kadar, bana ümmetimin sevapları gösterildi. Ümmetimin günahları da bana gösterildi. Bir kimsenin Kur&#039;an-ı Kerim&#039;den bir sure veya bir ayet öğrenip de sonra unutmasından daha büyük hiçbir günah görmedim.” (Ebu Davud, Tirmizi, İbn Mace, İbn Huzeyme)

Sa’d b. Ubade (Radıyallahu Anh)’nin rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Bir kişi Kur’an’ı öğrenipte sonra unutursa kıyamet günü Allah’ın huzuruna eli kesilmiş olarak çıkar.” (Ebu Davud) 
Öğrenilen Kur&#039;an-ı Tekrar Etmeyi Teşvik Eden Hadis-i Şerifler :
İbn Ömer (Radıyallahu Anh) demiştir ki; Resulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurdu: “Kur&#039;an-ı ezberleyen kimse, bağlanmış devenin sahibi gibidir. Onu gözetirse elinde tutar, serbest bırakırsa gider.” (Buhari, Müslim)
(Kur&#039;an da böyledir. İnsan öğrendiği yerleri tekrar ederse hafızasında tutar. Tekrar etmezse unutur.)

Seyda Muhammed Konyevi Hz. (K.S.)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kur&#8217;an-ı Öğrendikten Sonra Unutmaktan Men Eden Hadis-i Şerifler ve Kur&#8217;an&#8217;dan Ezberinde Hiçbir Şey Olmayanların Durumu :<br />
İbn Abbas (Radıyallahu Anh) der ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurdu: “Hafızasında Kur&#8217;an&#8217;dan hiçbir bölüm olmayan kimse harap olmuş ev gibidir.” (Tirmizi, Hakim)</p>
<p>Enes (Radıyallahu Anh)&#8217;den rivayetle Resulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Kişinin mescidden çıkarttığı çör çöpe kadar, bana ümmetimin sevapları gösterildi. Ümmetimin günahları da bana gösterildi. Bir kimsenin Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;den bir sure veya bir ayet öğrenip de sonra unutmasından daha büyük hiçbir günah görmedim.” (Ebu Davud, Tirmizi, İbn Mace, İbn Huzeyme)</p>
<p>Sa’d b. Ubade (Radıyallahu Anh)’nin rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Bir kişi Kur’an’ı öğrenipte sonra unutursa kıyamet günü Allah’ın huzuruna eli kesilmiş olarak çıkar.” (Ebu Davud)<br />
Öğrenilen Kur&#8217;an-ı Tekrar Etmeyi Teşvik Eden Hadis-i Şerifler :<br />
İbn Ömer (Radıyallahu Anh) demiştir ki; Resulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurdu: “Kur&#8217;an-ı ezberleyen kimse, bağlanmış devenin sahibi gibidir. Onu gözetirse elinde tutar, serbest bırakırsa gider.” (Buhari, Müslim)<br />
(Kur&#8217;an da böyledir. İnsan öğrendiği yerleri tekrar ederse hafızasında tutar. Tekrar etmezse unutur.)</p>
<p>Seyda Muhammed Konyevi Hz. (K.S.)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>her sabah www.cinarradyo.com buluşalım yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/07/14/her-sabah-wwwcinarradyocom-bulusalim/#comment-1316</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 21:30:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=250#comment-1316</guid>
		<description>eyvallah Cevahir Faruki hocam Allah c.c. razi olsun.
inşallah Mevlam izniyle bu din kardeşliğimiz daha uzun yıllar devam eder.
sonrada hep beraber cennetinde buluşturur Rabbim bizlere inşallah..amin..
selamlar saygılar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>eyvallah Cevahir Faruki hocam Allah c.c. razi olsun.<br />
inşallah Mevlam izniyle bu din kardeşliğimiz daha uzun yıllar devam eder.<br />
sonrada hep beraber cennetinde buluşturur Rabbim bizlere inşallah..amin..<br />
selamlar saygılar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>iffetini muhafaza ederek, sabredenin günahlarını, Allahü teâlâ affeder.. yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/29/iffetini-muhafaza-ederek-sabredenin-gunahlarini-allahu-teala-affeder/#comment-1315</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 21:25:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2335#comment-1315</guid>
		<description>hayır efendim böyle bir Hadiş-i şerif rastlamadim de duymadim</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>hayır efendim böyle bir Hadiş-i şerif rastlamadim de duymadim</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>iffetini muhafaza ederek, sabredenin günahlarını, Allahü teâlâ affeder.. yazısına mahfuz tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/29/iffetini-muhafaza-ederek-sabredenin-gunahlarini-allahu-teala-affeder/#comment-1314</link>
		<dc:creator>mahfuz</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 12:29:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2335#comment-1314</guid>
		<description>anlatamadım herhalde siz benim bir önceki yazımı birdaha okuyun lütfen. kul haklarının helalleşmedikçe affedilmiyeceğini biliyorum zaten. ben diyorumki. evililik tüm günahları affedermi bununla ilgili bir hadis merak ediyorum varmı yokmu diye... biliyorsanız yardımcı olun...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>anlatamadım herhalde siz benim bir önceki yazımı birdaha okuyun lütfen. kul haklarının helalleşmedikçe affedilmiyeceğini biliyorum zaten. ben diyorumki. evililik tüm günahları affedermi bununla ilgili bir hadis merak ediyorum varmı yokmu diye&#8230; biliyorsanız yardımcı olun&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>her sabah www.cinarradyo.com buluşalım yazısına cevahir faruki tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/07/14/her-sabah-wwwcinarradyocom-bulusalim/#comment-1313</link>
		<dc:creator>cevahir faruki</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 11:00:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=250#comment-1313</guid>
		<description>eyyy işine gelmeyipte şikayet eden şikayetçi kişiler neden böle yapıyorsunuz yapmayın etmeyin ayıptır bırakın hep birlikte sevgi ve saygıile yaşıyalım şu kısa dünya ömrümüzde sayın çınarradyo işleteni sayın yusuf bey nevarki iyi bir insansınız gülay ablam sizden bahsediyor biliyor enazından sizi lütfen o tür kişilere pirim vermeyin bir ummanda bir kum tanesi için bir okyanusu yok etmeyin şikayetçi kişiler olacaktır bizler onları dikkate almayalım onları ALLAH havele edelim biz birbirimize bakalım ALLAH yolunda biz kullar olarak var oldukça o kendini bilmez kişiler yok olacaktır yeterki biz birbirimiz destekliyelim çınarradyo iyi bir radyo biz dinliyoruz gülay ablamında yayında olmasını ve yayın yapması bizlere huzur ve neşe veriyor düşünsenize negüzel gayri müslümanken müslüman olmuş bir ablamız anlatımı ve güler yüzü hangi kişlerde var negüzel anlatıyor insanları kırmadan üzmeden neyse bir gülay ablamızı seviyoruz onsuz bir çınarradyo düşünmüyoruz selam ile dua ile AMİN</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>eyyy işine gelmeyipte şikayet eden şikayetçi kişiler neden böle yapıyorsunuz yapmayın etmeyin ayıptır bırakın hep birlikte sevgi ve saygıile yaşıyalım şu kısa dünya ömrümüzde sayın çınarradyo işleteni sayın yusuf bey nevarki iyi bir insansınız gülay ablam sizden bahsediyor biliyor enazından sizi lütfen o tür kişilere pirim vermeyin bir ummanda bir kum tanesi için bir okyanusu yok etmeyin şikayetçi kişiler olacaktır bizler onları dikkate almayalım onları ALLAH havele edelim biz birbirimize bakalım ALLAH yolunda biz kullar olarak var oldukça o kendini bilmez kişiler yok olacaktır yeterki biz birbirimiz destekliyelim çınarradyo iyi bir radyo biz dinliyoruz gülay ablamında yayında olmasını ve yayın yapması bizlere huzur ve neşe veriyor düşünsenize negüzel gayri müslümanken müslüman olmuş bir ablamız anlatımı ve güler yüzü hangi kişlerde var negüzel anlatıyor insanları kırmadan üzmeden neyse bir gülay ablamızı seviyoruz onsuz bir çınarradyo düşünmüyoruz selam ile dua ile AMİN</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Güzele bakmak sevap! yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/18/guzele-bakmak-sevap/#comment-1312</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 22:43:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2380#comment-1312</guid>
		<description>Güzele bakmak sevap mı, yoksa gözlerin ihaneti mi?


Güzel nedir, güzel kimdir, güzel kime göredir, güzel kimin içindir?

Güzel, nefsin hoşlandığı nesne midir? Yoksa güzel, kalbin akl-ı selimle marifet ve ilim devşirdiği şey midir? Başlıkta sorduğumuz soruyu bu sorular çerçevesinde ele almamız gerekir

Bunlardan birincisi kötülüğü emreden nefsin güzeli, ikincisi kalbin ve gönlün güzelidir Birincisinde nefis, gördüğü güzele kendi hesabına bakar ve çirkinleştirir İkincisinde kalp ve gönül, gördüğü güzele Allah hesabına bakar ve daha da güzelleştirir

Birincisinde nefsin çıkış noktası kendi açısıdır, niyeti ve nazarı kendi zevkidir ve sınırsız arzularıdır Burada göz bir tahrik âleti derecesine inmiştir Bu bakışta hayır yoktur Bu bakış şükürsüzdür, nankörcedir; bundan dolayı haramdır Namahrem açık da olsa, örtülü de olsa, güzel de olsa, çirkin de olsa, ona nefis hesabına bakmak haramdır

İkincisinde kalbin ve gönlün çıkış noktası, niyeti ve nazarı Allah’ın sonsuz güzelliğine ulaşmaktır; yaptığı iş ilim, marifet ve şükürdür Gayesi Allah’ın rızasını tahsildir Üstad Bediüzzaman’a göre, burada göz, her şeye gözün yaratıcısı hesabına bakar, her şeyi güzel görür, büyük kâinat kitabının okuyucusudur, Allah’ın sanat mucizelerinin bir seyircisidir ve yeryüzü bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir arısıdır (Sözler, 6 Söz, s 55)

Bu ikinci yaklaşımda her şey güzeldir Bu bakışta lütuf da güzeldir, kahır da güzeldir Huzur da güzeldir, bela da güzeldir Göz, Kur’an gibi, “Allah her şeyi güzel yaratmıştır” (Secde, 32/7) der, her tecellide güzellik arar, güzellik bulur Allah’ın isimlerinin ve sıfatlarının eserlerini büyük bir saadet ve huzur içinde izler, görür

Bu bakışta kalp Bediüzzaman gibi, “Melekutiyet (eşya ve hadiselerin iç yüzü) ve hakikat itibariyle her şey şeffaftır, güzeldir” (Sözler, 22 Söz, s 393) der, Allah’ın isimlerinin tecellilerinden ilim, marifet ve şükür balı toplar Gönül, bu bakışta İbrahim Hakkı gibi her tecelli için, “Görelim Mevlâ’m neyler, neylerse güzel eyler!” der, Cenab-ı Hakk’ın tasarruflarına teslim olur

Nefis hesabına namahreme bakmak sevap değil, günahtır Nikâhımız altında olan güzele ya da bakışı haram olmayan yaratılış, fıtrat ve tabiat güzelliklerine Yaratıcı hesabına bakmak ise sevaptır

Kur’an, haram bakışı “hâinete’l-a’yün/gözlerin ihaneti” sözüyle ifade eder Cenab-ı Allah şöyle buyurur: “Allah gözlerin ihanetini de bilir, gönüllerin sakladığını da” (Mü’min, 40/19)

Gözlerin ihaneti ifadesi, Kur’an’ın eşsiz dilinde, gözlerin gizlice harama kayması demektir Burada nefs-i emmare, birer kudret harikası olan gözleri kendi hesabına kullanıyor O iki inci tanesini harama yönlendiriyor

Oysa bu esnada gözlerin haram noktaya kayıp gidişini Allah görmektedir Nefs-i emmare ise, Allah’ın, gözlerin bakışını görüyor olduğunu ya nazara almıyor ya da unutuyor Kur’an buna “gözlerin ihaneti” diyor</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Güzele bakmak sevap mı, yoksa gözlerin ihaneti mi?</p>
<p>Güzel nedir, güzel kimdir, güzel kime göredir, güzel kimin içindir?</p>
<p>Güzel, nefsin hoşlandığı nesne midir? Yoksa güzel, kalbin akl-ı selimle marifet ve ilim devşirdiği şey midir? Başlıkta sorduğumuz soruyu bu sorular çerçevesinde ele almamız gerekir</p>
<p>Bunlardan birincisi kötülüğü emreden nefsin güzeli, ikincisi kalbin ve gönlün güzelidir Birincisinde nefis, gördüğü güzele kendi hesabına bakar ve çirkinleştirir İkincisinde kalp ve gönül, gördüğü güzele Allah hesabına bakar ve daha da güzelleştirir</p>
<p>Birincisinde nefsin çıkış noktası kendi açısıdır, niyeti ve nazarı kendi zevkidir ve sınırsız arzularıdır Burada göz bir tahrik âleti derecesine inmiştir Bu bakışta hayır yoktur Bu bakış şükürsüzdür, nankörcedir; bundan dolayı haramdır Namahrem açık da olsa, örtülü de olsa, güzel de olsa, çirkin de olsa, ona nefis hesabına bakmak haramdır</p>
<p>İkincisinde kalbin ve gönlün çıkış noktası, niyeti ve nazarı Allah’ın sonsuz güzelliğine ulaşmaktır; yaptığı iş ilim, marifet ve şükürdür Gayesi Allah’ın rızasını tahsildir Üstad Bediüzzaman’a göre, burada göz, her şeye gözün yaratıcısı hesabına bakar, her şeyi güzel görür, büyük kâinat kitabının okuyucusudur, Allah’ın sanat mucizelerinin bir seyircisidir ve yeryüzü bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir arısıdır (Sözler, 6 Söz, s 55)</p>
<p>Bu ikinci yaklaşımda her şey güzeldir Bu bakışta lütuf da güzeldir, kahır da güzeldir Huzur da güzeldir, bela da güzeldir Göz, Kur’an gibi, “Allah her şeyi güzel yaratmıştır” (Secde, 32/7) der, her tecellide güzellik arar, güzellik bulur Allah’ın isimlerinin ve sıfatlarının eserlerini büyük bir saadet ve huzur içinde izler, görür</p>
<p>Bu bakışta kalp Bediüzzaman gibi, “Melekutiyet (eşya ve hadiselerin iç yüzü) ve hakikat itibariyle her şey şeffaftır, güzeldir” (Sözler, 22 Söz, s 393) der, Allah’ın isimlerinin tecellilerinden ilim, marifet ve şükür balı toplar Gönül, bu bakışta İbrahim Hakkı gibi her tecelli için, “Görelim Mevlâ’m neyler, neylerse güzel eyler!” der, Cenab-ı Hakk’ın tasarruflarına teslim olur</p>
<p>Nefis hesabına namahreme bakmak sevap değil, günahtır Nikâhımız altında olan güzele ya da bakışı haram olmayan yaratılış, fıtrat ve tabiat güzelliklerine Yaratıcı hesabına bakmak ise sevaptır</p>
<p>Kur’an, haram bakışı “hâinete’l-a’yün/gözlerin ihaneti” sözüyle ifade eder Cenab-ı Allah şöyle buyurur: “Allah gözlerin ihanetini de bilir, gönüllerin sakladığını da” (Mü’min, 40/19)</p>
<p>Gözlerin ihaneti ifadesi, Kur’an’ın eşsiz dilinde, gözlerin gizlice harama kayması demektir Burada nefs-i emmare, birer kudret harikası olan gözleri kendi hesabına kullanıyor O iki inci tanesini harama yönlendiriyor</p>
<p>Oysa bu esnada gözlerin haram noktaya kayıp gidişini Allah görmektedir Nefs-i emmare ise, Allah’ın, gözlerin bakışını görüyor olduğunu ya nazara almıyor ya da unutuyor Kur’an buna “gözlerin ihaneti” diyor</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Güzele bakmak sevap! yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/18/guzele-bakmak-sevap/#comment-1311</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 22:42:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2380#comment-1311</guid>
		<description>SORU: Bu güzelliklere bakıp, Esmâ’ül Hüsna tecellilerini nasıl tefekkür edebiliriz? 


Bir papatya çiçeğine, tefekkürle baktığımız zaman: 


1.-Çiçeğin renkli kısımlarındaki güzellik, renk uyumu, simetri, “süsleme sanatını” gösterir ve “Müzeyyin” (en güzel süsleyen.) isminin tecellisidir ve O Zatı c.c. haber verir. 

2.- Kara topraktaki değişik atom ve elementleri sentez ederek, uygun biçimde dizerek, bitki hücresi haline getiren, pigmentler atarak süslendiren, kokulandıran, o hücreleri de en uygun yerlere oturtup, böyle bir güzelliği yapabilen, bu güzelliği de her mevsim, her kıtada trilyonlarca nüsha olarak sergileyen “Kadir” ismini haykırır...

3.- Sadece bu çiçeği bile yapabilmek için, her şeyi kuşatmış, mutlak gerekli, sınırsız bir “ilmi” bildirir ve “Alîm” ism-i celilini, tefekkür edenlere tanıtır...

4.- Bu çiçeğin yapılabilmesi için, önceden tasarımının yapılması şarttır. (..yapay çiçekçileri bir düşününüz..) Madem öyle, bu çiçek bizlere “Musavvir” (en güzel tasvir eden, tasarım yapan) esmasını haber verir...

5.- Sadece bir çiçek cinsi üzerinde bile inceleme yapsak, hiçbir kusur bulamayız... Malezya’daki gül ile Kore’deki gül aynı sarmalda ve aynı model. Türkiye’deki papatya ile Çin’deki aynı geometrik yapıda... Hiçbir kusur yok... Yani bir “Bâri’i ” (kusursuz yapanı) c.c. haykırır...

6.- Her bir çiçek, (insan eli ve medeniyet atıkları karışmamak şartı ile) pırıl pırıldır, temizdir. Bir “Kuddûs”’ü c.c. (Tertemizi ve temizleteni) anlatır... 

7.- Bazı çiçekler, birtakım böceklerin, kuşların ve birçok hayvanın rızkı olarak yaratılmıştır. Bu hayvanların rızıklandırılması ve tüm çiçeklerin beslenmesi bir “Rezzâk’ı” c.c. (rızıkları vereni) “Rabb-i Rahîm’i” ( terbiye edeni, besleyip büyüteni ve en merhametli yaratıcıyı) bildirir... 

8.- Birçok çiçeğin, özellikle papatyanın, birçok önemli hastalıklara şifa olduğunu biliyoruz. Bu da bize merhameti sonsuz bir “ŞÂFÎ-İ hakîki”yi söylüyor...

9.- Her bir çiçeğin, kendi cinsinin ve neslinin devam etmesi için, tohumlarla muhafazası ise “Hafîz-ı hakîki”yi c.c. (gerçekten muhafaza eden zâtı) anlatır...

Bu dar çerçevede, birkaçını saymaya çalıştığımız tecellileri sizler devam ettirebilirsiniz.


• İşte ‘güzele bakmak sevap’ atasözümüzdeki ‘güzel’de, ‘bakış da’ böyle olursa, elbette ki sevaptır. Buna itiraz yok. Üstelik de öyle çok sevap kazandırır ki, bu güzelliklere, bu tefekkür ile bir saat bakmak, mütalâa etmek ve bunları düşünmek, bir yıllık sürekli nafile ibadet sevabı kazandırıyor.

İşte sizlere orijinal kaynak: Hz.Muhammed s.a.v. müjdesidir. “Tefekkürüm-min sâati, hayrun ibadetüm-minseneh.” “Bir saat tefekkür, bir yıllık (nafile) ibadetten hayırlıdır.” (Bakınız İ.Gazâlî, İhyâu Ul.Dîn. 4/409. El-Heysemî, M.Zevâid. 1/78.)

Meşrû zevkler ve lezzetler keyfe kâfidir, HARAMA GİRMEYE GEREK YOK. 

A.Raif Öztürk</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>SORU: Bu güzelliklere bakıp, Esmâ’ül Hüsna tecellilerini nasıl tefekkür edebiliriz? </p>
<p>Bir papatya çiçeğine, tefekkürle baktığımız zaman: </p>
<p>1.-Çiçeğin renkli kısımlarındaki güzellik, renk uyumu, simetri, “süsleme sanatını” gösterir ve “Müzeyyin” (en güzel süsleyen.) isminin tecellisidir ve O Zatı c.c. haber verir. </p>
<p>2.- Kara topraktaki değişik atom ve elementleri sentez ederek, uygun biçimde dizerek, bitki hücresi haline getiren, pigmentler atarak süslendiren, kokulandıran, o hücreleri de en uygun yerlere oturtup, böyle bir güzelliği yapabilen, bu güzelliği de her mevsim, her kıtada trilyonlarca nüsha olarak sergileyen “Kadir” ismini haykırır&#8230;</p>
<p>3.- Sadece bu çiçeği bile yapabilmek için, her şeyi kuşatmış, mutlak gerekli, sınırsız bir “ilmi” bildirir ve “Alîm” ism-i celilini, tefekkür edenlere tanıtır&#8230;</p>
<p>4.- Bu çiçeğin yapılabilmesi için, önceden tasarımının yapılması şarttır. (..yapay çiçekçileri bir düşününüz..) Madem öyle, bu çiçek bizlere “Musavvir” (en güzel tasvir eden, tasarım yapan) esmasını haber verir&#8230;</p>
<p>5.- Sadece bir çiçek cinsi üzerinde bile inceleme yapsak, hiçbir kusur bulamayız&#8230; Malezya’daki gül ile Kore’deki gül aynı sarmalda ve aynı model. Türkiye’deki papatya ile Çin’deki aynı geometrik yapıda&#8230; Hiçbir kusur yok&#8230; Yani bir “Bâri’i ” (kusursuz yapanı) c.c. haykırır&#8230;</p>
<p>6.- Her bir çiçek, (insan eli ve medeniyet atıkları karışmamak şartı ile) pırıl pırıldır, temizdir. Bir “Kuddûs”’ü c.c. (Tertemizi ve temizleteni) anlatır&#8230; </p>
<p>7.- Bazı çiçekler, birtakım böceklerin, kuşların ve birçok hayvanın rızkı olarak yaratılmıştır. Bu hayvanların rızıklandırılması ve tüm çiçeklerin beslenmesi bir “Rezzâk’ı” c.c. (rızıkları vereni) “Rabb-i Rahîm’i” ( terbiye edeni, besleyip büyüteni ve en merhametli yaratıcıyı) bildirir&#8230; </p>
<p>8.- Birçok çiçeğin, özellikle papatyanın, birçok önemli hastalıklara şifa olduğunu biliyoruz. Bu da bize merhameti sonsuz bir “ŞÂFÎ-İ hakîki”yi söylüyor&#8230;</p>
<p>9.- Her bir çiçeğin, kendi cinsinin ve neslinin devam etmesi için, tohumlarla muhafazası ise “Hafîz-ı hakîki”yi c.c. (gerçekten muhafaza eden zâtı) anlatır&#8230;</p>
<p>Bu dar çerçevede, birkaçını saymaya çalıştığımız tecellileri sizler devam ettirebilirsiniz.</p>
<p>• İşte ‘güzele bakmak sevap’ atasözümüzdeki ‘güzel’de, ‘bakış da’ böyle olursa, elbette ki sevaptır. Buna itiraz yok. Üstelik de öyle çok sevap kazandırır ki, bu güzelliklere, bu tefekkür ile bir saat bakmak, mütalâa etmek ve bunları düşünmek, bir yıllık sürekli nafile ibadet sevabı kazandırıyor.</p>
<p>İşte sizlere orijinal kaynak: Hz.Muhammed s.a.v. müjdesidir. “Tefekkürüm-min sâati, hayrun ibadetüm-minseneh.” “Bir saat tefekkür, bir yıllık (nafile) ibadetten hayırlıdır.” (Bakınız İ.Gazâlî, İhyâu Ul.Dîn. 4/409. El-Heysemî, M.Zevâid. 1/78.)</p>
<p>Meşrû zevkler ve lezzetler keyfe kâfidir, HARAMA GİRMEYE GEREK YOK. </p>
<p>A.Raif Öztürk</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Anne-baba hakkı yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/16/anne-baba-hakki/#comment-1310</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 15:57:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2377#comment-1310</guid>
		<description>Ana baba hakkıyla ilgili sorular


Sual: İhtiyar ve salih anam babam yanımdadır. Ancak sıkıntıları çok fazla. Ayrı bir ev tutsam uygun olur mu?


CEVAP
İster yanınızda kalsın ister ayrı ev tutun ama onların rızalarını almaya çalışın. Onlara bakmak ihtiyaçlarını karşılamak iyidir ancak hazine bu değildir. Hazine onların rızasını duasını kazanmaktır. Aynı niyetle kayınvalide ve kayınpederinize de öyle davranın. Yani karı koca anne ve babalarınıza iyilik edin dualarını rızalarını alın bu fırsatı kaçırmayın. Çünkü salih ana babanın rızasını almak önemlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
Orjinal Link: TEVBE EDENLERİN SİTESİ http://www.tevbe.org/forum/ana-baba-hakki/39934-ana-baba-hakkiyla-ilgili-sorular.html


(Yanında adım anıldığı halde bana salevat getirmeyen kişinin burnu yere sürtülsün. Ramazana erişip de günahları bağışlanmayan kişinin burnu yere sürtülsün. Ana ve babası yanında ihtiyarladığı halde onları razı ederek Cennete giremeyen kimsenin burnu yere sürtülsün.) [Tirmizi İ.Ahmed]

Sual: Yaşlanmasına rağmen babam namaz kılmıyor annem açık geziyor. Bunları zorlayabilir miyim?



CEVAP
Ana baba zorlanmaz. Ana babası günah işleyen çocuk bunlara bir kere nasihat eder. Kabul etmezlerse susar. Onlara dua eder.

Sual: Babam ölünce annem biriyle evlendi. Bana yardım et diyor. Anneme yardıma mecbur muyum?



CEVAP
Kocası zengin olan kadın oğlundan nafaka isteyemez. Oğlu ona yardım etmeye mecbur değildir. Ancak ana baba zengin de olsalar onlara hizmet ve yardım etmeli rızalarını almaya çalışmalı.

Sual: Babam evlenmeme yardımcı olmuyor. Halbuki bir hadis-i şerifte baba oğlunu evlendirmeye mecburmuş. Babamın benim evlenmeme yardımcı olması gerekmez mi?


CEVAP
Baba zengin oğlunu evlendirmeye mecbur değildir. Ama fakir olan oğlunu evlendirmesi vaciptir. 
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: 
(Babanın evladına güzel isim vermesi dinini öğretmesi ve vakti gelince de evlendirmesi evladın babası üzerindeki haklarındandır.) [Hâkim]

Sual: Ana baba oğlunu namaz kılmadığı ve oruç tutmadığı için zorlayabilir mi? 



CEVAP
Evet baliğ olmayan oğlunu namaz kılmadığı ve oruç tutmadığı için zorlayabilir tazir edebilir. Ama büyük oğlunu yani baliğ olmuş oğlunu zorlayamaz tazir edemez. Ona nasihat eder.

Sual: Baba ehl-i sünnet değilse yahut namaz kılmıyor ve içki içiyorsa da bedduası kabul olur mu? 



CEVAP
Ehl-i sünnet olsa da namaz kılsa içki içmese de haksız olarak beddua ediyorsa bedduası geçmez. Kâfir bile olsa zulmedilmişse onun duası kabul olur. Yaşlı baba (Oğlum bir bardak su ver) dese oğlu da (kalk kendin iç) dese sonra babasına vursa babası da belanı versin dese bu duanın kabul olma ihtimali çok kuvvetlidir. Hadis-i şerifte bildirilen kabul olan dualardan biri de budur.
Sual: Anam babam ateisttir. İslamiyet’e gericilik diyorlar namazımı bıraktırmaya çalışıyorlar. Bayramda ziyaretlerine gitmesem günah olur mu? 


CEVAP 
Ana baba kâfir olsa da ziyaretlerine gitmek hizmet ve iyilik etmek gerekir. Ama küfre teşvik ederlerse ziyaretlerine gidilmez. 

Sual: Babam vasiyet etmeden öldü. İskatını yapmam caiz midir?



CEVAP
Çok iyi olur.

Sual: Babam (Sigara içersen hakkımı helal etmem) demişti. Şimdi öldü. Sigara içebilir miyim?

CEVAP
Evet.

Sual: Kötü iş yapan ana-babamı sevmemem günah mı?
CEVAP
Dinin yasakladığı iş ise sevmemek günah olmaz. 

Sual: Yatalak hasta olan annesinin altını oğlu temizleyebilir mi?
CEVAP
Bu hizmeti yapan kadın bulunmazsa oğlu da yapar.

Sual: Memlekette babamın dostları var. Onları ziyaret etmem gerekir mi?
CEVAP
Salih olan babanın salih olan dostlarını ziyaret etmek onlarla dost olmak gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(En iyi iyilik babasının vefatından sonra onun dostlarını yoklamaktır.) [Müslim]

(Babanın dostluğunu koru dostlarıyla dost ol. Şayet babanın dostluğunu korumazsan ü teâlâ da senin nurunu söndürür.) [Buhari]

(Baba dostuna iyilik babaya iyilik demektir.) [Taberani]
İmam-ı Rabbani hazretleri (Evlada yapılan iyilik de babaya yapılmış demektir) buyuruyor. O halde çocuklarına iyilik etmek ölmüş veya yaşayan babaya iyilik etmek demektir.
Orjinal Link: TEVBE EDENLERİN SİTESİ http://www.tevbe.org/forum/showthread.php?t=39934

Sual: Fakir olan ana ve babaya zengin olan kız çocuğunun da nafaka vermesi bakması gerekir mi?
CEVAP
Evet nafaka vermesi ve bakması gerekir. Kız ve oğlan çocuklar eşit miktarda nafaka verir.

Oğlunun oğlu ile kızı bulunan ana ve babaya yalnız kızları bakar. Halbuki mirası kız ile torun yarı yarıya alır. 

Ana babaya nafaka
Sual: (Sen de malın da babanındır) hadisine göre evladın malı babanın mıdır? Baba evladının malını istediği gibi harcayabilir mi?
CEVAP
Hayır. Evlat zengin babaya bakmaya mecbur değildir. Zengin evladın fakir olan Müslüman ana babaya nafaka vermesi farzdır. Baba kendi nafakası için oğlunun malını satabilir; fakat binayı toprağını satamaz. Anne ise nafaka yapmak için oğlunun malını satamaz. (Nikaye)

Fakir evladın fakir babasına nafaka vermesi farz değildir. Fakir olan ana babasını kendi evine alıp birlikte geçinirler. (Fetava-i Hayriyye)

Fakir baba kaybolan büyük oğlunun yalnız menkul mallarını kendi nafakası için satabilir. Binasını toprağını satamaz. (Dürer-ül-hükkam)

Baba bedduası
Sual: Babam ve ağabeyim Avrupa’da çalışıyor. Babam Türkiye’deki yengemin yanında kalmamı söylüyor. (Eğer yengenle kalmazsan hakkımı helal etmem) diyor. Yengemle aynı evde kalmam doğru mudur?
CEVAP
Yenge ve baldız yabancı kadındır. Beraber kalınmaz haram olur. Babanın dine aykırı olan bedduası geçerli olmaz. Babayla münakaşa etmemeli günaha önem vermiyorsa başka bahane bulmalı.

Fasık ana baba
Sual: Fasık ana babanın her emrine itaat etmek gerekir mi?
CEVAP
Her emrine itaat gerekmez. Dine aykırı emirlerine asla itaat edilmez. Namaz kılma tesettüre riayet etme şu günahı işle gibi emirlerine asla itaat edilmez. Ana ve babanın böyle itaat lazım olmayan emirleri yapılmadığı zaman özür ve bahane bulmalı ve yumuşak söylemeli. Yani itirazı isyan ve hakaret şeklinde olmayıp bir bahaneyle olmalıdır. Mesela niye içki içmedin denince midem ağrıyordu gibi bir bahane bulmalıdır. Yahut fasık baba (Beni arabanla meyhaneye götür) dese bir bahaneyle götürmemeli (Önemli bir işim var) gibi bir şeyler demelidir. Ama meyhanede sızıp kalmışsa arabasına alıp evine getirmesi gerekir. Mubah olan emirlerini yapmaya çalışmalıdır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ana baba hakkıyla ilgili sorular</p>
<p>Sual: İhtiyar ve salih anam babam yanımdadır. Ancak sıkıntıları çok fazla. Ayrı bir ev tutsam uygun olur mu?</p>
<p>CEVAP<br />
İster yanınızda kalsın ister ayrı ev tutun ama onların rızalarını almaya çalışın. Onlara bakmak ihtiyaçlarını karşılamak iyidir ancak hazine bu değildir. Hazine onların rızasını duasını kazanmaktır. Aynı niyetle kayınvalide ve kayınpederinize de öyle davranın. Yani karı koca anne ve babalarınıza iyilik edin dualarını rızalarını alın bu fırsatı kaçırmayın. Çünkü salih ana babanın rızasını almak önemlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
Orjinal Link: TEVBE EDENLERİN SİTESİ <a href="http://www.tevbe.org/forum/ana-baba-hakki/39934-ana-baba-hakkiyla-ilgili-sorular.html" rel="nofollow">http://www.tevbe.org/forum/ana-baba-hakki/39934-ana-baba-hakkiyla-ilgili-sorular.html</a></p>
<p>(Yanında adım anıldığı halde bana salevat getirmeyen kişinin burnu yere sürtülsün. Ramazana erişip de günahları bağışlanmayan kişinin burnu yere sürtülsün. Ana ve babası yanında ihtiyarladığı halde onları razı ederek Cennete giremeyen kimsenin burnu yere sürtülsün.) [Tirmizi İ.Ahmed]</p>
<p>Sual: Yaşlanmasına rağmen babam namaz kılmıyor annem açık geziyor. Bunları zorlayabilir miyim?</p>
<p>CEVAP<br />
Ana baba zorlanmaz. Ana babası günah işleyen çocuk bunlara bir kere nasihat eder. Kabul etmezlerse susar. Onlara dua eder.</p>
<p>Sual: Babam ölünce annem biriyle evlendi. Bana yardım et diyor. Anneme yardıma mecbur muyum?</p>
<p>CEVAP<br />
Kocası zengin olan kadın oğlundan nafaka isteyemez. Oğlu ona yardım etmeye mecbur değildir. Ancak ana baba zengin de olsalar onlara hizmet ve yardım etmeli rızalarını almaya çalışmalı.</p>
<p>Sual: Babam evlenmeme yardımcı olmuyor. Halbuki bir hadis-i şerifte baba oğlunu evlendirmeye mecburmuş. Babamın benim evlenmeme yardımcı olması gerekmez mi?</p>
<p>CEVAP<br />
Baba zengin oğlunu evlendirmeye mecbur değildir. Ama fakir olan oğlunu evlendirmesi vaciptir.<br />
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
(Babanın evladına güzel isim vermesi dinini öğretmesi ve vakti gelince de evlendirmesi evladın babası üzerindeki haklarındandır.) [Hâkim]</p>
<p>Sual: Ana baba oğlunu namaz kılmadığı ve oruç tutmadığı için zorlayabilir mi? </p>
<p>CEVAP<br />
Evet baliğ olmayan oğlunu namaz kılmadığı ve oruç tutmadığı için zorlayabilir tazir edebilir. Ama büyük oğlunu yani baliğ olmuş oğlunu zorlayamaz tazir edemez. Ona nasihat eder.</p>
<p>Sual: Baba ehl-i sünnet değilse yahut namaz kılmıyor ve içki içiyorsa da bedduası kabul olur mu? </p>
<p>CEVAP<br />
Ehl-i sünnet olsa da namaz kılsa içki içmese de haksız olarak beddua ediyorsa bedduası geçmez. Kâfir bile olsa zulmedilmişse onun duası kabul olur. Yaşlı baba (Oğlum bir bardak su ver) dese oğlu da (kalk kendin iç) dese sonra babasına vursa babası da belanı versin dese bu duanın kabul olma ihtimali çok kuvvetlidir. Hadis-i şerifte bildirilen kabul olan dualardan biri de budur.<br />
Sual: Anam babam ateisttir. İslamiyet’e gericilik diyorlar namazımı bıraktırmaya çalışıyorlar. Bayramda ziyaretlerine gitmesem günah olur mu? </p>
<p>CEVAP<br />
Ana baba kâfir olsa da ziyaretlerine gitmek hizmet ve iyilik etmek gerekir. Ama küfre teşvik ederlerse ziyaretlerine gidilmez. </p>
<p>Sual: Babam vasiyet etmeden öldü. İskatını yapmam caiz midir?</p>
<p>CEVAP<br />
Çok iyi olur.</p>
<p>Sual: Babam (Sigara içersen hakkımı helal etmem) demişti. Şimdi öldü. Sigara içebilir miyim?</p>
<p>CEVAP<br />
Evet.</p>
<p>Sual: Kötü iş yapan ana-babamı sevmemem günah mı?<br />
CEVAP<br />
Dinin yasakladığı iş ise sevmemek günah olmaz. </p>
<p>Sual: Yatalak hasta olan annesinin altını oğlu temizleyebilir mi?<br />
CEVAP<br />
Bu hizmeti yapan kadın bulunmazsa oğlu da yapar.</p>
<p>Sual: Memlekette babamın dostları var. Onları ziyaret etmem gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
Salih olan babanın salih olan dostlarını ziyaret etmek onlarla dost olmak gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(En iyi iyilik babasının vefatından sonra onun dostlarını yoklamaktır.) [Müslim]</p>
<p>(Babanın dostluğunu koru dostlarıyla dost ol. Şayet babanın dostluğunu korumazsan ü teâlâ da senin nurunu söndürür.) [Buhari]</p>
<p>(Baba dostuna iyilik babaya iyilik demektir.) [Taberani]<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri (Evlada yapılan iyilik de babaya yapılmış demektir) buyuruyor. O halde çocuklarına iyilik etmek ölmüş veya yaşayan babaya iyilik etmek demektir.<br />
Orjinal Link: TEVBE EDENLERİN SİTESİ <a href="http://www.tevbe.org/forum/showthread.php?t=39934" rel="nofollow">http://www.tevbe.org/forum/showthread.php?t=39934</a></p>
<p>Sual: Fakir olan ana ve babaya zengin olan kız çocuğunun da nafaka vermesi bakması gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
Evet nafaka vermesi ve bakması gerekir. Kız ve oğlan çocuklar eşit miktarda nafaka verir.</p>
<p>Oğlunun oğlu ile kızı bulunan ana ve babaya yalnız kızları bakar. Halbuki mirası kız ile torun yarı yarıya alır. </p>
<p>Ana babaya nafaka<br />
Sual: (Sen de malın da babanındır) hadisine göre evladın malı babanın mıdır? Baba evladının malını istediği gibi harcayabilir mi?<br />
CEVAP<br />
Hayır. Evlat zengin babaya bakmaya mecbur değildir. Zengin evladın fakir olan Müslüman ana babaya nafaka vermesi farzdır. Baba kendi nafakası için oğlunun malını satabilir; fakat binayı toprağını satamaz. Anne ise nafaka yapmak için oğlunun malını satamaz. (Nikaye)</p>
<p>Fakir evladın fakir babasına nafaka vermesi farz değildir. Fakir olan ana babasını kendi evine alıp birlikte geçinirler. (Fetava-i Hayriyye)</p>
<p>Fakir baba kaybolan büyük oğlunun yalnız menkul mallarını kendi nafakası için satabilir. Binasını toprağını satamaz. (Dürer-ül-hükkam)</p>
<p>Baba bedduası<br />
Sual: Babam ve ağabeyim Avrupa’da çalışıyor. Babam Türkiye’deki yengemin yanında kalmamı söylüyor. (Eğer yengenle kalmazsan hakkımı helal etmem) diyor. Yengemle aynı evde kalmam doğru mudur?<br />
CEVAP<br />
Yenge ve baldız yabancı kadındır. Beraber kalınmaz haram olur. Babanın dine aykırı olan bedduası geçerli olmaz. Babayla münakaşa etmemeli günaha önem vermiyorsa başka bahane bulmalı.</p>
<p>Fasık ana baba<br />
Sual: Fasık ana babanın her emrine itaat etmek gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
Her emrine itaat gerekmez. Dine aykırı emirlerine asla itaat edilmez. Namaz kılma tesettüre riayet etme şu günahı işle gibi emirlerine asla itaat edilmez. Ana ve babanın böyle itaat lazım olmayan emirleri yapılmadığı zaman özür ve bahane bulmalı ve yumuşak söylemeli. Yani itirazı isyan ve hakaret şeklinde olmayıp bir bahaneyle olmalıdır. Mesela niye içki içmedin denince midem ağrıyordu gibi bir bahane bulmalıdır. Yahut fasık baba (Beni arabanla meyhaneye götür) dese bir bahaneyle götürmemeli (Önemli bir işim var) gibi bir şeyler demelidir. Ama meyhanede sızıp kalmışsa arabasına alıp evine getirmesi gerekir. Mubah olan emirlerini yapmaya çalışmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Anne-baba hakkı yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/16/anne-baba-hakki/#comment-1309</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 15:56:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2377#comment-1309</guid>
		<description>Ana-babaya iyilik ve ihsan evlât üzerine farzdır, onlara isyan etmek haramdır. Hadîs-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Cennet kokusu beşyüz yıllık mesafeden duyulur Ana-babasını Üzenler ve sılâ-l rahmi terk edenler.bunu duyamaz.) [Taberânî]
(Ömrünün uzun, rızkının bereketli olmasını istiyen, ana-babasına iyilik etsin, sıla-ı rahmde bulunsun!) [İ. Ahmed]
[Sılâ-i rahm, ana-baba ve yakın akrabayı ziyaret etmek demektir.}
(Hanımını anasından Üstün tutana Allah la&#039;net etsin!) [M. Cinan]
(Allah indinde en faziletli amel, vaktinde kılınan namazdır, sonra ana-babaya iyiliktir.) [Müslim]
(Ana-babasından biri hayatta olup da, onun rızâsını almıyan, onu küstüren, Cehenneme girmeye müstehak olur.) 

Eshâb-ı kiramdan biri Ya Resûlallah, ana-baba, evlâtlarına zulmetseler de rızâlarını alamıyan yine Cehenneme gider mi?) diye sorunca, Peygamber aleyhisselâm, üç defa (Evet zulmetseler de...) buyurdu (Beyhekî)
Şu hâlde ana-baba zâlim olup, evlâda zulmetseler de, günah işlemeyi emretseler de, yine onları üzmemeye, küstürmemeye çalışmalıdır! Günah olan emirleri yapılmaz ama, yine de onları üzücü söz söylemek caiz olmaz. Ana-baba kötü bile olsa, yine onlarla iyi geçinmelidir! Ziyaretlerini terk etmek büyük günahtır. Hiç olmazsa, selâm göndererek, tatlı mektup yazarak, telefon ederek, bu günahtan kurtulmalıdır!

Çocuğun da ana-baba üzerinde hakları 
1- Evlâdın annesini iyi yerden almalıdır! Ya&#039;nî çocuğun annesi olacak kız,sâliha ve iyi bir aileden olmalıdır! ileride, çocuk, annesiyle kötülenmemelidir!
2- Çocuğa iyi isim koymalıdır! Hadîs-i şerifte buyuruldu kiÜç oğlu olup da, birine benim adımı vermlyen, cahillik etmiş olur.) [Taberânî]
Ahmed, Mehmed, Mahmûd gibi Peygamber efendimizin isimlerini koymalıdır! Çünkü Allahü teâlâ, (Hatibimin-isminde olan müslümana azâb etmeye haya ederim.) buyurdu.
3- Çocuğuna Kur&#039;ân-ı kerîmi öğretmelidir!
4- Çocukları helâl lokma ile beslemelidir! Böyle yapmazsa, haram gıdaların,yemeklerin te&#039;sîri, çocuğun özüne işler çocukta uygunsuz işlerin meydana
gelmesine sebep olur. Hadîs-i şerifte,(Yiyip içtikleriniz helâl, temiz olsun!Çocuklarınız, bunlardan hâsıl olmaktadır.) buyuruldu.
5- Çocuğu yedi yaşından itibâren namaz kılmaya alıştırmalıdır!
6- Çocuğuna ilim öğretmelidir!Dünya ve âhırette kurtuluş ilimledir
7- Çocuklara iyilik etmelidir! Hadîs-i Şeriflerde buyuruldu kiEvlâdınıza ikram edin, ana-babanın sizde hakkı olduğu gibi, evlâdınızın da sizde hakkı vardır.) [Taberânî](Hediye verirken çocuklarınızın arasında eşitliğe riâyet edin!) [Taberânî]
8- Çocuğu güzel terbiye etmelidir!Hadîs-i şeriflerde buyuruldu kiÇocuğu güzel terbiye etmek, evlâdın baba üzerindeki haklanndandır.) [Beyhekî]
(Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız! Onlara müslümanlığı öğretmelisiniz! öğretmezseniz, mes&#039;ûl olursunuz.) [Müslim]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ana-babaya iyilik ve ihsan evlât üzerine farzdır, onlara isyan etmek haramdır. Hadîs-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Cennet kokusu beşyüz yıllık mesafeden duyulur Ana-babasını Üzenler ve sılâ-l rahmi terk edenler.bunu duyamaz.) [Taberânî]<br />
(Ömrünün uzun, rızkının bereketli olmasını istiyen, ana-babasına iyilik etsin, sıla-ı rahmde bulunsun!) [İ. Ahmed]<br />
[Sılâ-i rahm, ana-baba ve yakın akrabayı ziyaret etmek demektir.}<br />
(Hanımını anasından Üstün tutana Allah la'net etsin!) [M. Cinan]<br />
(Allah indinde en faziletli amel, vaktinde kılınan namazdır, sonra ana-babaya iyiliktir.) [Müslim]<br />
(Ana-babasından biri hayatta olup da, onun rızâsını almıyan, onu küstüren, Cehenneme girmeye müstehak olur.) </p>
<p>Eshâb-ı kiramdan biri Ya Resûlallah, ana-baba, evlâtlarına zulmetseler de rızâlarını alamıyan yine Cehenneme gider mi?) diye sorunca, Peygamber aleyhisselâm, üç defa (Evet zulmetseler de&#8230;) buyurdu (Beyhekî)<br />
Şu hâlde ana-baba zâlim olup, evlâda zulmetseler de, günah işlemeyi emretseler de, yine onları üzmemeye, küstürmemeye çalışmalıdır! Günah olan emirleri yapılmaz ama, yine de onları üzücü söz söylemek caiz olmaz. Ana-baba kötü bile olsa, yine onlarla iyi geçinmelidir! Ziyaretlerini terk etmek büyük günahtır. Hiç olmazsa, selâm göndererek, tatlı mektup yazarak, telefon ederek, bu günahtan kurtulmalıdır!</p>
<p>Çocuğun da ana-baba üzerinde hakları<br />
1- Evlâdın annesini iyi yerden almalıdır! Ya&#8217;nî çocuğun annesi olacak kız,sâliha ve iyi bir aileden olmalıdır! ileride, çocuk, annesiyle kötülenmemelidir!<br />
2- Çocuğa iyi isim koymalıdır! Hadîs-i şerifte buyuruldu kiÜç oğlu olup da, birine benim adımı vermlyen, cahillik etmiş olur.) [Taberânî]<br />
Ahmed, Mehmed, Mahmûd gibi Peygamber efendimizin isimlerini koymalıdır! Çünkü Allahü teâlâ, (Hatibimin-isminde olan müslümana azâb etmeye haya ederim.) buyurdu.<br />
3- Çocuğuna Kur&#8217;ân-ı kerîmi öğretmelidir!<br />
4- Çocukları helâl lokma ile beslemelidir! Böyle yapmazsa, haram gıdaların,yemeklerin te&#8217;sîri, çocuğun özüne işler çocukta uygunsuz işlerin meydana<br />
gelmesine sebep olur. Hadîs-i şerifte,(Yiyip içtikleriniz helâl, temiz olsun!Çocuklarınız, bunlardan hâsıl olmaktadır.) buyuruldu.<br />
5- Çocuğu yedi yaşından itibâren namaz kılmaya alıştırmalıdır!<br />
6- Çocuğuna ilim öğretmelidir!Dünya ve âhırette kurtuluş ilimledir<br />
7- Çocuklara iyilik etmelidir! Hadîs-i Şeriflerde buyuruldu kiEvlâdınıza ikram edin, ana-babanın sizde hakkı olduğu gibi, evlâdınızın da sizde hakkı vardır.) [Taberânî](Hediye verirken çocuklarınızın arasında eşitliğe riâyet edin!) [Taberânî]<br />
8- Çocuğu güzel terbiye etmelidir!Hadîs-i şeriflerde buyuruldu kiÇocuğu güzel terbiye etmek, evlâdın baba üzerindeki haklanndandır.) [Beyhekî]<br />
(Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız! Onlara müslümanlığı öğretmelisiniz! öğretmezseniz, mes&#8217;ûl olursunuz.) [Müslim]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Anne-baba hakkı yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/16/anne-baba-hakki/#comment-1308</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 15:55:54 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2377#comment-1308</guid>
		<description>Rabbin, Ondan başkasına kulluk etmememizi ve anne-babaya iyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: “Öf” bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.”(İsra Suresi,23) 

İnsan, anne ve babasına karşı “öf” bile demeyecek kadar saygılı ve hürmetkar bir üslup içerisinde olmalıdır. Alabildiğine alçakgönüllü, anlayışlı ve onlara daima güzel söz söylemelidir. Onlar kendisini yetiştirip büyütürken nasıl emek verdilerse, yaşlılığa eriştiklerinde de, kendisi onlara karşı aynı sabırlı ve şefkati gösterebilmelidir. Sevgi, Allah’ın insanlara verdiği en büyük nimetlerden biridir. Her insan hayatı boyunca çok sevdiği, güvendiği, yakın hissettiği kişilerle birlikte olmak ister. Çünkü Allah insan fıtratını, sevmekten ve sevilmekten zevk alacak, dostluktan ve yakınlıktan hoşlanacak şekilde yaratmıştır.

Allah, dünyadaki sevgilerin en yücesi olan evlat sevgisini, anne-babaya vermiştir. Bu sevginin hiçbir menfaati ve kuralı yoktur. Bu koşulsuz saf sevgi zaman, zaman bazı evlatlar tarafından fark edilmeyebiliyor. Bu sevgi zengin - fakir ayrımı olmaksızın, her anne - baba için geçerlidir.
Rekabetin çok olduğu günümüzde, bir takım kuralların dejenere olduğu gibi, aile kavramları da yavaş, yavaş menfaatler ilişkisine dönüşmeye başlamaktadır. Önceleri evlatlarımızın kendilerine öz güvenleri olması düşüncesiyle, onlara her konuda söz hakkı tanındı. Bu söz hakkı zaman, zaman saygı sınırlarının aşılması durumunda, aile içinde huzursuzluğa sebebiyet vermektedir. Daha sonra bazı gençlerin, özgürlük sandıkları yalnız yaşama istekleri doğdu. Sonuç olarak aile üyeleri arasında bazen istenmeyen kopuklukların oluşmasına neden olmuştur.
Kuran ahlakı tam olarak benimsendiği taktirde, gençler her nerede yaşarlarsa yaşasınlar, böyle durumların oluşması mümkün değildir. Allah bir Kuran ayetiyle bizleri, anne babaya saygı konusunda uyarmaktadır.



“Biz insana, ‘anne ve babasına’ iyilikle davranmasını tavsiye ettik…” (Ahkaf Suresi,15)



Unutulmamalıdır ki, akli dengesi bozuk veya çok zor durumda olmadığı sürece, bir anne - baba asla evladını yarı yolda bırakmaz, terk etmez, canı pahasına da olsa onları her türlü kötülüklerden korur. Ayrıca evlatları ne kadar isyankar olursa olsun, anne ve babası ona her zaman şefkat kollarını uzatacaktır.



“Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır…” (Nahl Suresi,66)



Ayette de belirttiği gibi, hayvanlara daha dikkatle baktığımızda, ibret alacak çok şey olduğunu görebiliriz. Örneğin yukarıda anlattığım evlat sevgisi, doğada yaşayan en vahşi hayvan için bile aynıdır.
Çünkü Allah yeryüzündeki tüm canlıları bu içgüdüyle yaratmış ve bilinçaltımıza bu koşulsuz sevgiyi kodlamıştır.
Bilindiği gibi, yaradılışların en zor ve uzun geçen hamilelik dönemi, insanı dünyaya getirmektir. Ayrıca en uzun süre hayata tam olarak adapta olan, yine insan yavrusudur. Bunlar, “yürümek, konuşmak, temizlik alışkanlığı.” Bu uzun beraberlikteki görevi hep anne üstlenmiştir. Neredeyse doğumundan ölümüne kadar anne, kanatlarını evlatlarının üstüne germiştir. Bu fedakarlığın karşısında anne ve babanın evlatlarından istedikleri sadece saygı ve hoşgörüdür.
Ancak unutulmamalıdır ki, dünyaya gelen her canlı, yaşarsa er yada geç mutlaka yaşlılığı tadacaktır. İleride kendimize yapılmasını istemediğimiz tavır ve davranışları, bizde anne ve babamıza yapmayalım. Onlara şefkat, hoşgörü, saygı ve sevgiyle yaklaşalım. Onların hayır dualarını alalım.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Rabbin, Ondan başkasına kulluk etmememizi ve anne-babaya iyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: “Öf” bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.”(İsra Suresi,23) </p>
<p>İnsan, anne ve babasına karşı “öf” bile demeyecek kadar saygılı ve hürmetkar bir üslup içerisinde olmalıdır. Alabildiğine alçakgönüllü, anlayışlı ve onlara daima güzel söz söylemelidir. Onlar kendisini yetiştirip büyütürken nasıl emek verdilerse, yaşlılığa eriştiklerinde de, kendisi onlara karşı aynı sabırlı ve şefkati gösterebilmelidir. Sevgi, Allah’ın insanlara verdiği en büyük nimetlerden biridir. Her insan hayatı boyunca çok sevdiği, güvendiği, yakın hissettiği kişilerle birlikte olmak ister. Çünkü Allah insan fıtratını, sevmekten ve sevilmekten zevk alacak, dostluktan ve yakınlıktan hoşlanacak şekilde yaratmıştır.</p>
<p>Allah, dünyadaki sevgilerin en yücesi olan evlat sevgisini, anne-babaya vermiştir. Bu sevginin hiçbir menfaati ve kuralı yoktur. Bu koşulsuz saf sevgi zaman, zaman bazı evlatlar tarafından fark edilmeyebiliyor. Bu sevgi zengin &#8211; fakir ayrımı olmaksızın, her anne &#8211; baba için geçerlidir.<br />
Rekabetin çok olduğu günümüzde, bir takım kuralların dejenere olduğu gibi, aile kavramları da yavaş, yavaş menfaatler ilişkisine dönüşmeye başlamaktadır. Önceleri evlatlarımızın kendilerine öz güvenleri olması düşüncesiyle, onlara her konuda söz hakkı tanındı. Bu söz hakkı zaman, zaman saygı sınırlarının aşılması durumunda, aile içinde huzursuzluğa sebebiyet vermektedir. Daha sonra bazı gençlerin, özgürlük sandıkları yalnız yaşama istekleri doğdu. Sonuç olarak aile üyeleri arasında bazen istenmeyen kopuklukların oluşmasına neden olmuştur.<br />
Kuran ahlakı tam olarak benimsendiği taktirde, gençler her nerede yaşarlarsa yaşasınlar, böyle durumların oluşması mümkün değildir. Allah bir Kuran ayetiyle bizleri, anne babaya saygı konusunda uyarmaktadır.</p>
<p>“Biz insana, ‘anne ve babasına’ iyilikle davranmasını tavsiye ettik…” (Ahkaf Suresi,15)</p>
<p>Unutulmamalıdır ki, akli dengesi bozuk veya çok zor durumda olmadığı sürece, bir anne &#8211; baba asla evladını yarı yolda bırakmaz, terk etmez, canı pahasına da olsa onları her türlü kötülüklerden korur. Ayrıca evlatları ne kadar isyankar olursa olsun, anne ve babası ona her zaman şefkat kollarını uzatacaktır.</p>
<p>“Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır…” (Nahl Suresi,66)</p>
<p>Ayette de belirttiği gibi, hayvanlara daha dikkatle baktığımızda, ibret alacak çok şey olduğunu görebiliriz. Örneğin yukarıda anlattığım evlat sevgisi, doğada yaşayan en vahşi hayvan için bile aynıdır.<br />
Çünkü Allah yeryüzündeki tüm canlıları bu içgüdüyle yaratmış ve bilinçaltımıza bu koşulsuz sevgiyi kodlamıştır.<br />
Bilindiği gibi, yaradılışların en zor ve uzun geçen hamilelik dönemi, insanı dünyaya getirmektir. Ayrıca en uzun süre hayata tam olarak adapta olan, yine insan yavrusudur. Bunlar, “yürümek, konuşmak, temizlik alışkanlığı.” Bu uzun beraberlikteki görevi hep anne üstlenmiştir. Neredeyse doğumundan ölümüne kadar anne, kanatlarını evlatlarının üstüne germiştir. Bu fedakarlığın karşısında anne ve babanın evlatlarından istedikleri sadece saygı ve hoşgörüdür.<br />
Ancak unutulmamalıdır ki, dünyaya gelen her canlı, yaşarsa er yada geç mutlaka yaşlılığı tadacaktır. İleride kendimize yapılmasını istemediğimiz tavır ve davranışları, bizde anne ve babamıza yapmayalım. Onlara şefkat, hoşgörü, saygı ve sevgiyle yaklaşalım. Onların hayır dualarını alalım.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>iffetini muhafaza ederek, sabredenin günahlarını, Allahü teâlâ affeder.. yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/29/iffetini-muhafaza-ederek-sabredenin-gunahlarini-allahu-teala-affeder/#comment-1307</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 15:55:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2335#comment-1307</guid>
		<description>aleykum selam kardeş.böyle bir soru nasıl sorarsınız bilmem.
özelliklede kul hakları ilgili artık uçan kuşlar da biliyor Mevlam c.c. affetmediğini ,helalasmadikça.
anadan doğma tertemiz ,günahlardan arınmış olmak istersaniz,Allahın rızasını kazanmak istersaniz,Nasuh bir tövbe edin.bir daha günahlara yaklaşmayin.
islamı doğru öğrenin ve yaşayin.o zaman Mevlamın c.c. affına umulur.
kul haklar varsa o kişi ile helalasin.
hayırlı akşamlar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aleykum selam kardeş.böyle bir soru nasıl sorarsınız bilmem.<br />
özelliklede kul hakları ilgili artık uçan kuşlar da biliyor Mevlam c.c. affetmediğini ,helalasmadikça.<br />
anadan doğma tertemiz ,günahlardan arınmış olmak istersaniz,Allahın rızasını kazanmak istersaniz,Nasuh bir tövbe edin.bir daha günahlara yaklaşmayin.<br />
islamı doğru öğrenin ve yaşayin.o zaman Mevlamın c.c. affına umulur.<br />
kul haklar varsa o kişi ile helalasin.<br />
hayırlı akşamlar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>iffetini muhafaza ederek, sabredenin günahlarını, Allahü teâlâ affeder.. yazısına mahfuz tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/29/iffetini-muhafaza-ederek-sabredenin-gunahlarini-allahu-teala-affeder/#comment-1306</link>
		<dc:creator>mahfuz</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 12:42:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2335#comment-1306</guid>
		<description>selamün aleyküm kardeşlerim abilerim ablalarım hepinize selamun aleyküm. ben bir hadisin sahih olup olmadığını çok merak ediyorum. İnsan evlendikten sonra kul hakları, namaz borçları, oruç borçları vs bunların dışında tüm işlediği günahlardan dolayı anadan doğma gibi tertemiz olacağı tarzında bir hadis var diye biliyorum. bana bu hadisi söylermisiniz kaynağınıda belirterek okmi allah rızası için bu iyiliği bana yapın...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>selamün aleyküm kardeşlerim abilerim ablalarım hepinize selamun aleyküm. ben bir hadisin sahih olup olmadığını çok merak ediyorum. İnsan evlendikten sonra kul hakları, namaz borçları, oruç borçları vs bunların dışında tüm işlediği günahlardan dolayı anadan doğma gibi tertemiz olacağı tarzında bir hadis var diye biliyorum. bana bu hadisi söylermisiniz kaynağınıda belirterek okmi allah rızası için bu iyiliği bana yapın&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>(Mü’min kardeşinin yüzüne tebessüm etmek sadakadır) buyururdu. yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/08/19/mu%e2%80%99min-kardesinin-yuzune-tebessum-etmek-sadakadir-buyururdu/#comment-1305</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 23:08:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2061#comment-1305</guid>
		<description>cümlemize Mevlam razi olsun sofi kardeşim sağolasın</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>cümlemize Mevlam razi olsun sofi kardeşim sağolasın</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>(Mü’min kardeşinin yüzüne tebessüm etmek sadakadır) buyururdu. yazısına seydam_050_nevsehir@hotmail.com tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/08/19/mu%e2%80%99min-kardesinin-yuzune-tebessum-etmek-sadakadir-buyururdu/#comment-1304</link>
		<dc:creator>seydam_050_nevsehir@hotmail.com</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 21:03:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2061#comment-1304</guid>
		<description>allah razı olsun,selametle inşaallah.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>allah razı olsun,selametle inşaallah.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Nefs Terbiyesinin önemi yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/06/03/nefs-terbiyesinin-onemi/#comment-1303</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 22:45:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=1648#comment-1303</guid>
		<description>amin amin amin inşallah kardeşim</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>amin amin amin inşallah kardeşim</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Nefs Terbiyesinin önemi yazısına canfedayi tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/06/03/nefs-terbiyesinin-onemi/#comment-1302</link>
		<dc:creator>canfedayi</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 22:02:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=1648#comment-1302</guid>
		<description>allah senden ragzi olsun kardesim. 
rabbim bizi nefsimizden uzak tutsun insallah.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>allah senden ragzi olsun kardesim.<br />
rabbim bizi nefsimizden uzak tutsun insallah.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>YİĞİTLERDEN BİR YİĞİT yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/09/23/yigitlerden-bir-yigit/#comment-1301</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 15:59:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=477#comment-1301</guid>
		<description>evet haklısınız efendim.hakkiki imanla ,şüphesiz bir imanla Rabbine c.c. inanan kul,kainata meydan okuyabilir..
demek herşeyi imandan kaynaklaniyor.bu buyük iman sayesinde bir avuç insanlarımız onca savaşlar kazandi..
ya şimdi?? yaşadiğimiz asırda varmıdır böyle iman eden ??
vardır elbette.parmaklar ile sayacak kadar az dahi olsa da vardır.
ve inaniyoruz ki aydınlık yarınlara..inşallah Rabbim Ümmedi Muhammedi yar ve yardımcısı olsun amin</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>evet haklısınız efendim.hakkiki imanla ,şüphesiz bir imanla Rabbine c.c. inanan kul,kainata meydan okuyabilir..<br />
demek herşeyi imandan kaynaklaniyor.bu buyük iman sayesinde bir avuç insanlarımız onca savaşlar kazandi..<br />
ya şimdi?? yaşadiğimiz asırda varmıdır böyle iman eden ??<br />
vardır elbette.parmaklar ile sayacak kadar az dahi olsa da vardır.<br />
ve inaniyoruz ki aydınlık yarınlara..inşallah Rabbim Ümmedi Muhammedi yar ve yardımcısı olsun amin</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>YİĞİTLERDEN BİR YİĞİT yazısına saidi nursi tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/09/23/yigitlerden-bir-yigit/#comment-1300</link>
		<dc:creator>saidi nursi</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 06:43:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=477#comment-1300</guid>
		<description>iman insanı insan belki sultan eder ama hakikiimanı elde eden kainata bile meydan okur</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>iman insanı insan belki sultan eder ama hakikiimanı elde eden kainata bile meydan okur</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>her sabah www.cinarradyo.com buluşalım yazısına NURAYIN tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/07/14/her-sabah-wwwcinarradyocom-bulusalim/#comment-1299</link>
		<dc:creator>NURAYIN</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 00:00:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=250#comment-1299</guid>
		<description>SELAM GÜLAY ABLACIĞIM, GEÇMİŞOLSUN,ÇOK ÜZÜLDÜM,MEVLAM İNŞALLAH ACİL ŞİFALAR VERSİN, RABBİM AF VE AFİYET İHSAN ETSİN İNŞALLAH, AEO..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>SELAM GÜLAY ABLACIĞIM, GEÇMİŞOLSUN,ÇOK ÜZÜLDÜM,MEVLAM İNŞALLAH ACİL ŞİFALAR VERSİN, RABBİM AF VE AFİYET İHSAN ETSİN İNŞALLAH, AEO..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>her sabah www.cinarradyo.com buluşalım yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/07/14/her-sabah-wwwcinarradyocom-bulusalim/#comment-1298</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 22:09:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=250#comment-1298</guid>
		<description>aleykum selam can kardşim Nurayım..hoşgeldin.bu günlerde biraz rahatsizdim bu yüzden sitelerde fazla duramadim cevab yazamadim kusura bakma emi..
umarim iyisin güzel kardeşim Mevlam c.c. güzelikler versin..
seni seviyorum Allah c.c. için
Sarıkamişa selamlar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aleykum selam can kardşim Nurayım..hoşgeldin.bu günlerde biraz rahatsizdim bu yüzden sitelerde fazla duramadim cevab yazamadim kusura bakma emi..<br />
umarim iyisin güzel kardeşim Mevlam c.c. güzelikler versin..<br />
seni seviyorum Allah c.c. için<br />
Sarıkamişa selamlar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>her sabah www.cinarradyo.com buluşalım yazısına NURAYIN tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/07/14/her-sabah-wwwcinarradyocom-bulusalim/#comment-1297</link>
		<dc:creator>NURAYIN</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 08:43:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=250#comment-1297</guid>
		<description>SELAM GÜLAY ABLACIĞIM, SENİ DİNLEDİKÇE BU DÜNYADA İÇİ DIŞI BİR, GERÇEKTEN ALLAH İÇİN SEVEBİLECEĞİM KİŞİLERDEN BİRİSİN, ANLATMAK KELİMERE SIĞMAYACAK KADAR İNSANLARIN AHLAKI ŞEYTANLAŞMIŞ, RABBİM KÖTÜ SIFATLARDAN KORUSUN VE ÖYLELERİNE UYDURMASIN, İNANIN GÜLAY ABLA SİZLER İÇİNDE OLUPTA ALMAK İSTEYENLERE ALMAK NASİP OLUYOR, BEN ÇOK MUTLU OLUYORUM, SENİ VE RADYO ÇINAR DİNLEYİCİLERİNİ RABBİMİN TASTAMAM KELİMERİNE EMANET EDİYORUM.....</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>SELAM GÜLAY ABLACIĞIM, SENİ DİNLEDİKÇE BU DÜNYADA İÇİ DIŞI BİR, GERÇEKTEN ALLAH İÇİN SEVEBİLECEĞİM KİŞİLERDEN BİRİSİN, ANLATMAK KELİMERE SIĞMAYACAK KADAR İNSANLARIN AHLAKI ŞEYTANLAŞMIŞ, RABBİM KÖTÜ SIFATLARDAN KORUSUN VE ÖYLELERİNE UYDURMASIN, İNANIN GÜLAY ABLA SİZLER İÇİNDE OLUPTA ALMAK İSTEYENLERE ALMAK NASİP OLUYOR, BEN ÇOK MUTLU OLUYORUM, SENİ VE RADYO ÇINAR DİNLEYİCİLERİNİ RABBİMİN TASTAMAM KELİMERİNE EMANET EDİYORUM&#8230;..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Peygamberin s.a.v.ümmetini sevmesi yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/07/peygamberin-s-a-v-ummetini-sevmesi/#comment-1296</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 21:58:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2361#comment-1296</guid>
		<description>Alemler nura gark oldu, Seninle övündü,
Kisralar çılgına döndü,tabiat alevleri söndü
Nübüvvet mabedinde,hakikat sabahı göründü.
Kokusu güzel,nuru ışık,canım peygamberim.

Ötelerin ötesinde,nurlu yaratılışın temsilcisi.
Bitmeyen merhametin, parlayan güneşi.
Allah’ın habibi Resûllerin efendisi,
Yol göstericimiz,canım peygamberim.

Sevgisiyle,Resûle ağlayıp inleyen kütükler.
Selam verip,dağlar taşlar nasıl feryat ettiler.
Bulut ağlamadıkça,yeşillikler nasıl güler.
Gönüller sultanı canım peygamberim.

Etrafını kuşatan ikram,Medine semalarına yayılır.
Yüce elçi,ifadeye sığmayan bir sevinç bir hal alır.
Onun cömertliğini anlatmaya diller aciz kalır.
Cihana ışık saçan,Hatemül enbiyasın.

Resûlü Ekrem oturdular,Kubadaki kuyu başına
Müyesser oldu Cennetül âla birkaç arkadaşına.
Çağrıldılar huzuru Resûle isim isim tek başına.
Nübüvvet mabedinin,Havzu kevserin sahibisin.

Severlerdi Resûlü sıkaleyni,bitmez tükenmez hazla
Taat itaat timsali,meleklerin gaslettiği Hanzala.
Verdikleri andaki sevinç,nail oldukları sevinçten fazla
Allah’ın davasını yükseltin, düşmanlarını susturdun.

Söyliyeyimde gönlümde ki,gam dağılsın gitsin.
Bütün övgülerin sevgilerin üstündesin.
Kıyamete kadar övsem, Sen bitmezsin
İki cihan serveri, hatemül enbiyasın. 
alıntı</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Alemler nura gark oldu, Seninle övündü,<br />
Kisralar çılgına döndü,tabiat alevleri söndü<br />
Nübüvvet mabedinde,hakikat sabahı göründü.<br />
Kokusu güzel,nuru ışık,canım peygamberim.</p>
<p>Ötelerin ötesinde,nurlu yaratılışın temsilcisi.<br />
Bitmeyen merhametin, parlayan güneşi.<br />
Allah’ın habibi Resûllerin efendisi,<br />
Yol göstericimiz,canım peygamberim.</p>
<p>Sevgisiyle,Resûle ağlayıp inleyen kütükler.<br />
Selam verip,dağlar taşlar nasıl feryat ettiler.<br />
Bulut ağlamadıkça,yeşillikler nasıl güler.<br />
Gönüller sultanı canım peygamberim.</p>
<p>Etrafını kuşatan ikram,Medine semalarına yayılır.<br />
Yüce elçi,ifadeye sığmayan bir sevinç bir hal alır.<br />
Onun cömertliğini anlatmaya diller aciz kalır.<br />
Cihana ışık saçan,Hatemül enbiyasın.</p>
<p>Resûlü Ekrem oturdular,Kubadaki kuyu başına<br />
Müyesser oldu Cennetül âla birkaç arkadaşına.<br />
Çağrıldılar huzuru Resûle isim isim tek başına.<br />
Nübüvvet mabedinin,Havzu kevserin sahibisin.</p>
<p>Severlerdi Resûlü sıkaleyni,bitmez tükenmez hazla<br />
Taat itaat timsali,meleklerin gaslettiği Hanzala.<br />
Verdikleri andaki sevinç,nail oldukları sevinçten fazla<br />
Allah’ın davasını yükseltin, düşmanlarını susturdun.</p>
<p>Söyliyeyimde gönlümde ki,gam dağılsın gitsin.<br />
Bütün övgülerin sevgilerin üstündesin.<br />
Kıyamete kadar övsem, Sen bitmezsin<br />
İki cihan serveri, hatemül enbiyasın.<br />
alıntı</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Peygamberin s.a.v.ümmetini sevmesi yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/07/peygamberin-s-a-v-ummetini-sevmesi/#comment-1295</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 21:56:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2361#comment-1295</guid>
		<description>Şemâil 
(Allah Rasulü&#039;nün manzum resmi; salât O&#039;na,selâm O&#039;na)



Ne uzun ne kısa kararında boy 
Soyu İbrahim&#039;den, ne asil bir soy 
Saçları hoş, siyah, dalgalı bir koy 
Kemâlini giydir beni benden soy 
Varlığın ma&#039;şuku cemâlin göster 
Bu kul varlığından soyunmak ister 


Güneş pervanesi o güzel yüzün 
Nûrundan ışığı vardır gündüzün 
Solmaz bir gül rengin ne kış, ne güzün 
Tecellî ediyor yüzünde özün 
Hasretim, yanarım yüzünü göster 
Kölen bu devletle avunmak ister 


Simsiyah gözlerin âhu misalin 
Daim Hakk&#039;a bakar, her an visalin 
Beyazı ölçüsü gözde kemâlin 
Kaşların sûreti gökte hilâlin 
Râzıyım rüyada yüzünü göster 
Âşık ma&#039;şukuna can sunmak ister 


Omuzlar yapılı düzgün el ayak 
Boynu güzel, düzgün, gümüşten berrak 
Göğsünden inen kıl zarif bir yaprak 
Benden mutlu sana sarılan toprak 
Azatlık istemem cemâlin göster 
Elim ellerine dokunmak ister 


Bir tutam sakalın birkaçı beyaz 
Göbeksiz vücûdun serin kış ve yaz 
Canımı yoluna kurban etsem az 
Dostlar defterine köleni de yaz 
Açıver kapını yüzünü göster 
Gönül hasretinden yakınmak ister 


Duyular mükemmel, dişleri inci 
Kokusuna tutkun yaşlısı genci 
Yürürken koşmadan olur birinci 
Kapına gelmiş bir garip dilenci 
Açıver ne olur yüzünü göster 
Garip ayağına kapanmak ister 


Yukardan aşağı heybetle iniş 
Yürüyüşünde var hep bu görünüş 
Adetin baktığın tarafa dönüş 
Bize nasip olsun hayırlı bir düş 
Kerem et ne olur yüzünü göster 
Kim böyle bir düşten uyanmak ister 


Nübüvvet mührünün sırtında yeri 
Mühürlemiş Rabbim eşsiz değeri 
Görmesinde eşit ön ile geri 
İpek mi, hayat mı, bu nasıl deri 
Bir dokunabilsem, yüzünü göster 
Kölen seyre dalıp bir kanmak ister 


Seni ilk görenler korku çekermiş 
Sonradan alışır hemen severmiş 
Benzerini asla görmedim dermiş 
Erenler yolundan giderek ermiş 
Benzeri bulunmaz yüzünü göster 
Gönüller nûrunla yıkanmak ister 


Peygamber mümine kendinden yakın 
Bu büyük bir lutfu Cenâb-ı Hakk&#039;ın 
Eşleri annemiz, unutma sakın 
Ehl-i Beyt&#039;e karşı edebi takın 
Sevgilim, Efendim yüzünü göster 
Rûh onun rengiyle boyanmak ister 


Zâtının nûrundan vermiş sana can 
Hılkate rûhunla başlamış Rahman 
Yusuf&#039;ta yok sende olan hüsnüân 
Ahlâkındır senin mûcize Kur&#039;an 
Alemlere rahmet cemâlin göster 
Kölen rahmetine sığınmak ister 


Ümmetin üstüne titreyen sensin 
Müjdeci, uyaran, gel diyen sensin 
Kulunu Allah&#039;a sevdiren sensin 
Geceyi gündüze çeviren sensin 
Ey Hakk&#039;ın şahidi yüzünü göster 
Kul şehâdetinle tanınmak ister 


Allah&#039;ı, cenneti umanlar için 
En güzel örneksin uyanlar için 
Kalbini zikirle yuyanlar için 
Hakk&#039;ın yeminini duyanlar için 
Ey en güzel örnek yüzünü göster 
Fakir bu zîneti takınmak ister 


Hakk&#039;ın halîlisin, habîbi sensin 
Gönüllerin eşsiz tabîbi sensin 
En güzel hutbenin hatîbi sensin 
Ümmetin en büyük nasîbi sensin 
Aşkımın Leylâsı yüzünü göster 
Mecnun seni gözden sakınmak ister 


En güzel, en üstün ahlâk senindir 
Cömertlikte kemâl elhak senindir 
Şefâatte en son durak senindir 
Mi&#039;rac senin, Refref, Burak senindir 
Sen gördün, bize de cemâlin göster 
Pervane şem&#039;ine hep yanmak ister 


24-1-1992 de 
Mekke&#039;de tamamlandı. 
Hayrettin Karaman</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Şemâil<br />
(Allah Rasulü&#8217;nün manzum resmi; salât O&#8217;na,selâm O&#8217;na)</p>
<p>Ne uzun ne kısa kararında boy<br />
Soyu İbrahim&#8217;den, ne asil bir soy<br />
Saçları hoş, siyah, dalgalı bir koy<br />
Kemâlini giydir beni benden soy<br />
Varlığın ma&#8217;şuku cemâlin göster<br />
Bu kul varlığından soyunmak ister </p>
<p>Güneş pervanesi o güzel yüzün<br />
Nûrundan ışığı vardır gündüzün<br />
Solmaz bir gül rengin ne kış, ne güzün<br />
Tecellî ediyor yüzünde özün<br />
Hasretim, yanarım yüzünü göster<br />
Kölen bu devletle avunmak ister </p>
<p>Simsiyah gözlerin âhu misalin<br />
Daim Hakk&#8217;a bakar, her an visalin<br />
Beyazı ölçüsü gözde kemâlin<br />
Kaşların sûreti gökte hilâlin<br />
Râzıyım rüyada yüzünü göster<br />
Âşık ma&#8217;şukuna can sunmak ister </p>
<p>Omuzlar yapılı düzgün el ayak<br />
Boynu güzel, düzgün, gümüşten berrak<br />
Göğsünden inen kıl zarif bir yaprak<br />
Benden mutlu sana sarılan toprak<br />
Azatlık istemem cemâlin göster<br />
Elim ellerine dokunmak ister </p>
<p>Bir tutam sakalın birkaçı beyaz<br />
Göbeksiz vücûdun serin kış ve yaz<br />
Canımı yoluna kurban etsem az<br />
Dostlar defterine köleni de yaz<br />
Açıver kapını yüzünü göster<br />
Gönül hasretinden yakınmak ister </p>
<p>Duyular mükemmel, dişleri inci<br />
Kokusuna tutkun yaşlısı genci<br />
Yürürken koşmadan olur birinci<br />
Kapına gelmiş bir garip dilenci<br />
Açıver ne olur yüzünü göster<br />
Garip ayağına kapanmak ister </p>
<p>Yukardan aşağı heybetle iniş<br />
Yürüyüşünde var hep bu görünüş<br />
Adetin baktığın tarafa dönüş<br />
Bize nasip olsun hayırlı bir düş<br />
Kerem et ne olur yüzünü göster<br />
Kim böyle bir düşten uyanmak ister </p>
<p>Nübüvvet mührünün sırtında yeri<br />
Mühürlemiş Rabbim eşsiz değeri<br />
Görmesinde eşit ön ile geri<br />
İpek mi, hayat mı, bu nasıl deri<br />
Bir dokunabilsem, yüzünü göster<br />
Kölen seyre dalıp bir kanmak ister </p>
<p>Seni ilk görenler korku çekermiş<br />
Sonradan alışır hemen severmiş<br />
Benzerini asla görmedim dermiş<br />
Erenler yolundan giderek ermiş<br />
Benzeri bulunmaz yüzünü göster<br />
Gönüller nûrunla yıkanmak ister </p>
<p>Peygamber mümine kendinden yakın<br />
Bu büyük bir lutfu Cenâb-ı Hakk&#8217;ın<br />
Eşleri annemiz, unutma sakın<br />
Ehl-i Beyt&#8217;e karşı edebi takın<br />
Sevgilim, Efendim yüzünü göster<br />
Rûh onun rengiyle boyanmak ister </p>
<p>Zâtının nûrundan vermiş sana can<br />
Hılkate rûhunla başlamış Rahman<br />
Yusuf&#8217;ta yok sende olan hüsnüân<br />
Ahlâkındır senin mûcize Kur&#8217;an<br />
Alemlere rahmet cemâlin göster<br />
Kölen rahmetine sığınmak ister </p>
<p>Ümmetin üstüne titreyen sensin<br />
Müjdeci, uyaran, gel diyen sensin<br />
Kulunu Allah&#8217;a sevdiren sensin<br />
Geceyi gündüze çeviren sensin<br />
Ey Hakk&#8217;ın şahidi yüzünü göster<br />
Kul şehâdetinle tanınmak ister </p>
<p>Allah&#8217;ı, cenneti umanlar için<br />
En güzel örneksin uyanlar için<br />
Kalbini zikirle yuyanlar için<br />
Hakk&#8217;ın yeminini duyanlar için<br />
Ey en güzel örnek yüzünü göster<br />
Fakir bu zîneti takınmak ister </p>
<p>Hakk&#8217;ın halîlisin, habîbi sensin<br />
Gönüllerin eşsiz tabîbi sensin<br />
En güzel hutbenin hatîbi sensin<br />
Ümmetin en büyük nasîbi sensin<br />
Aşkımın Leylâsı yüzünü göster<br />
Mecnun seni gözden sakınmak ister </p>
<p>En güzel, en üstün ahlâk senindir<br />
Cömertlikte kemâl elhak senindir<br />
Şefâatte en son durak senindir<br />
Mi&#8217;rac senin, Refref, Burak senindir<br />
Sen gördün, bize de cemâlin göster<br />
Pervane şem&#8217;ine hep yanmak ister </p>
<p>24-1-1992 de<br />
Mekke&#8217;de tamamlandı.<br />
Hayrettin Karaman</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Peygamberin s.a.v.ümmetini sevmesi yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/07/peygamberin-s-a-v-ummetini-sevmesi/#comment-1294</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 21:55:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2361#comment-1294</guid>
		<description>Kâinatın yaratılışını varlığına borçlu olduğumuz..
Çöle inen nur..
Sevgili…
En sevgili…
Allah&#039;ın sevgilisi..
O…
Hira dağında tek başına titreyen ve tek başına davetin destanını yazan…Taşlanan, yuhalanan, hakarete ve küfre maruz kalan, yalanlanan…Ama hiç yılmayan, hiç yıkılmayan…
O…
Uğruna candan vazgeçilen, anadan, babadan, yardan geçilen… Uğruna çile çekilen, hicret edilen, göz yaşı dökülen..Adil, cömert, merhametli, barışçı, cesaretli ve &quot;el emin&quot;..
O..
Sevilen, karanlıklara ışık getiren.. Paslı yüreklerin pasını silen, taşlaşmış ruhları hoşgörüyle yoğurup imanla eriten, başlı başına bir destan, örnek bir yaşam ve müjde…
O…
Davasını sevdamız olarak kabul ettiğimiz için zorbalarla karşılaşmışlığımız, sevdamızı yaşatmak üzere karşılaştığımız, karşılaştığımız zorbaları alt etmek için Ebabil kuşlarını beklemişliğimiz, sevilmemişliğimiz, itilmişliğimiz, yok sayılmışlığımız, varlığımız, bütün varlığımızla sevdiğimiz..
O..
Kâinatın yaratılışını varlığına borçlu olduğumuz…
Çöle inen nur..
Sevgili..
En sevgili..
Allah&#039;ın sevgilisi…
***
Zeynep Özcan</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kâinatın yaratılışını varlığına borçlu olduğumuz..<br />
Çöle inen nur..<br />
Sevgili…<br />
En sevgili…<br />
Allah&#8217;ın sevgilisi..<br />
O…<br />
Hira dağında tek başına titreyen ve tek başına davetin destanını yazan…Taşlanan, yuhalanan, hakarete ve küfre maruz kalan, yalanlanan…Ama hiç yılmayan, hiç yıkılmayan…<br />
O…<br />
Uğruna candan vazgeçilen, anadan, babadan, yardan geçilen… Uğruna çile çekilen, hicret edilen, göz yaşı dökülen..Adil, cömert, merhametli, barışçı, cesaretli ve &#8220;el emin&#8221;..<br />
O..<br />
Sevilen, karanlıklara ışık getiren.. Paslı yüreklerin pasını silen, taşlaşmış ruhları hoşgörüyle yoğurup imanla eriten, başlı başına bir destan, örnek bir yaşam ve müjde…<br />
O…<br />
Davasını sevdamız olarak kabul ettiğimiz için zorbalarla karşılaşmışlığımız, sevdamızı yaşatmak üzere karşılaştığımız, karşılaştığımız zorbaları alt etmek için Ebabil kuşlarını beklemişliğimiz, sevilmemişliğimiz, itilmişliğimiz, yok sayılmışlığımız, varlığımız, bütün varlığımızla sevdiğimiz..<br />
O..<br />
Kâinatın yaratılışını varlığına borçlu olduğumuz…<br />
Çöle inen nur..<br />
Sevgili..<br />
En sevgili..<br />
Allah&#8217;ın sevgilisi…<br />
***<br />
Zeynep Özcan</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Peygamberin s.a.v.ümmetini sevmesi yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/07/peygamberin-s-a-v-ummetini-sevmesi/#comment-1293</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 21:55:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2361#comment-1293</guid>
		<description>Peygamber efendimizin şefaati nasıl olacak?
Kabirden önce Resulullah efendimiz, üzerinde Cennet elbisesi ile kalkacak. Burak üzerinde, elinde liva-ül-hamd isimli bayrakla mahşer yerine gidecek, peygamberler ve bütün insanlar bu bayrağın altında duracak, hepsi, beklemekten çok sıkılacak, önce peygamberlerden Hazret-i Âdem, sonra Hazret-i Nuh, sonra Hazret-i İbrahim, Hazret-i Musa ve Hazret-i İsa’ya gidip, hesaba başlanması için şefaat etmelerini dileyeceklerdir. Her biri, birer özür bildirerek, Allahü teâlâdan utandıklarını söyleyecekler, şefaat edemeyecekler, sonra Resulullah efendimize gelip yalvaracaklardır. 

Önce, Onun ümmeti, Sırattan geçip Cennete girecektir. Sonra bütün peygamberler şefaat edecektir. (Buhari) 

Peygamber efendimizin şefaati şöyle olacak: 
1- Makam-ı Mahmud şefaati ile, mahşerde beklemek azabından kurtaracaktır.
2- Çok kimseyi, sorgusuz, sualsiz Cennete sokacaktır.
3- Azap çekmesi gereken müminleri azaptan kurtaracaktır.
4- Günahı çok olan müminleri Cehennemden çıkaracaktır.
5- Sevapla günahı eşit olup, Araf’ta bekleyen kimselerin Cennete gitmelerine şefaat edecektir.
6- Cennete girmiş olanların derecelerinin yükselmesine şefaat edecektir. 

Şefaat ile hesaptan kurtardığı yetmiş bin kimsenin her birinin şefaatleri ile de, yetmişer bin kişi sorgusuz, sualsiz Cennete girecektir.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki: 
(Peygamberlerin sonuncusu gibi bir şefaatçi olmasaydı, bu ümmetin günahları kendilerini helak ederdi. Bu ümmetin günahları çok ise de, Allahü teâlânın af ve mağfireti de sonsuzdur. Allahü teâlâ, bu ümmete af ve mağfiretini o kadar saçacak ki, geçmiş ümmetlere böyle merhamet ettiği bilinmiyor. Doksandokuz rahmetini, sanki bu günahkâr ümmet için ayırmıştır. 

Allahü teâlâ, af ve mağfiret etmeyi sever. Günahı çok olan bu ümmet kadar af ve mağfirete uğrayacak hiçbir şey yoktur. Bunun için, bu ümmet, ümmetlerin en hayırlısı oldu. Bunların şefaatçileri olan Peygamberleri, peygamberlerin en üstünü oldu. 

İmanlı ölen herkese şefaat
İmanını muhafaza ederek ölen herkes şefaate kavuşacaktır. Duha suresinin (Elbette Rabbin sana [şefaat hakkı ve pek çok nimet] verecek, sen de razı olacaksın) mealindeki beşinci âyet-i kerimenin tefsirinde Resulullah efendimiz (Ümmetimden bir kişi Cehennemde kalsa razı olmam) buyurdu. Şefaate kavuşabilmek için de imanlı ölmek şarttır. İmanlı ölenler de ebedi kurtuluşa kavuşmuş demektir. 

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kıyamette şefaat edeceğim. Ya Rabbi, kalbinde hardal zerresi kadar iman olanları Cennete koy diyeceğim. Bunlar Cennete girecekler. Sonra, kalbinde az bir şey olanlara, Cennete girin diyeceğim.) [Buhari]

(Ahirette ilk şefaat eden ve şefaati kabul olan ben olacağım.) [İbni Mace]

(Ümmetimden, şirk üzere ölmeyen herkese Allah’ın izni ile şefaat edeceğim.) [Buhari, Müslim] 

(Kıyamet günü en önce ben şefaat edeceğim.) [Müslim] 

(Her peygamberin, müstecab [kabul olan] bir duası vardır. Ben duamı, ümmetime şefaat etmek için ahirete sakladım.) [Buhari] 

(Benden önce hiçbir peygambere verilmeyen beş şeyden biri şefaattir. Şirk üzere ölmeyen [imanla ölen] herkese şefaat edeceğim.) [Bezzar] 

(Ümmetimden büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim.) [İmam-ı Ahmed, Nesai]

Peygamber efendimiz, günahkârlara şefaat edeceğini bildirince, Hazret-i Ebüdderda, (İmanı olan hırsız ve zâniler de şefaate kavuşacak mı) diye sual etti, (Evet, onlara da şefaat edeceğim) buyurdu. (Hatib)

(Günahı çok olanlara şefaat edeceğim.) [Hatib]

(Nefslerine aldananlara şefaat edeceğim.) [Deylemi]

(Kıyamette, kum sayısından daha çok kimseye şefaat ederim.) [Taberani]

(Kıyamette “Ya Rabbi, zerre kadar imanı olanı Cennete koy!” diyeceğim. Hepsi şefaatimle Cennete girecek.) [Buhari]

(Şefaatime inanmayan kimse, ona kavuşamaz.) [Şir’a]

(Şefaatime en layık olan, bana en çok salevat okuyandır.) [Tirmizi]

(Ümmetimden geri kalan olur korkusu ile Cennete girdiğim halde tahtıma oturmam. Allahü teâlâya, &quot;Ya Rabbi ümmetim ümmetim&quot; derim. Rabbim &quot;Ümmetine ne yapmamı istiyorsun?&quot; buyurur. Ben de &quot;Ya Rabbi onların hesaplarını çabuk gör, sıkıntıdan kurtulsunlar&quot; derim. Cehennemliklerin listesi bana verilir. Onlara şefaat ederim. Hatta Cehennem hazini Malik &quot;Ümmetinden cezalanacak kimse bırakmadın&quot; der.) [Beyheki, Taberani]

(Rabbin sana [ahirette çeşitli nimetler, şefaat izni] verecek, sen de hoşnut, razı olacaksın) mealindeki Duha suresi beşinci âyet-i kerimesi inince, Resulullah efendimizin, (Ümmetimden bir kişi Cehennemde kalsa razı oldum demem) diye söylediği tefsirlerde bildirilmiştir. (Tibyan)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Peygamber efendimizin şefaati nasıl olacak?<br />
Kabirden önce Resulullah efendimiz, üzerinde Cennet elbisesi ile kalkacak. Burak üzerinde, elinde liva-ül-hamd isimli bayrakla mahşer yerine gidecek, peygamberler ve bütün insanlar bu bayrağın altında duracak, hepsi, beklemekten çok sıkılacak, önce peygamberlerden Hazret-i Âdem, sonra Hazret-i Nuh, sonra Hazret-i İbrahim, Hazret-i Musa ve Hazret-i İsa’ya gidip, hesaba başlanması için şefaat etmelerini dileyeceklerdir. Her biri, birer özür bildirerek, Allahü teâlâdan utandıklarını söyleyecekler, şefaat edemeyecekler, sonra Resulullah efendimize gelip yalvaracaklardır. </p>
<p>Önce, Onun ümmeti, Sırattan geçip Cennete girecektir. Sonra bütün peygamberler şefaat edecektir. (Buhari) </p>
<p>Peygamber efendimizin şefaati şöyle olacak:<br />
1- Makam-ı Mahmud şefaati ile, mahşerde beklemek azabından kurtaracaktır.<br />
2- Çok kimseyi, sorgusuz, sualsiz Cennete sokacaktır.<br />
3- Azap çekmesi gereken müminleri azaptan kurtaracaktır.<br />
4- Günahı çok olan müminleri Cehennemden çıkaracaktır.<br />
5- Sevapla günahı eşit olup, Araf’ta bekleyen kimselerin Cennete gitmelerine şefaat edecektir.<br />
6- Cennete girmiş olanların derecelerinin yükselmesine şefaat edecektir. </p>
<p>Şefaat ile hesaptan kurtardığı yetmiş bin kimsenin her birinin şefaatleri ile de, yetmişer bin kişi sorgusuz, sualsiz Cennete girecektir.</p>
<p>İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:<br />
(Peygamberlerin sonuncusu gibi bir şefaatçi olmasaydı, bu ümmetin günahları kendilerini helak ederdi. Bu ümmetin günahları çok ise de, Allahü teâlânın af ve mağfireti de sonsuzdur. Allahü teâlâ, bu ümmete af ve mağfiretini o kadar saçacak ki, geçmiş ümmetlere böyle merhamet ettiği bilinmiyor. Doksandokuz rahmetini, sanki bu günahkâr ümmet için ayırmıştır. </p>
<p>Allahü teâlâ, af ve mağfiret etmeyi sever. Günahı çok olan bu ümmet kadar af ve mağfirete uğrayacak hiçbir şey yoktur. Bunun için, bu ümmet, ümmetlerin en hayırlısı oldu. Bunların şefaatçileri olan Peygamberleri, peygamberlerin en üstünü oldu. </p>
<p>İmanlı ölen herkese şefaat<br />
İmanını muhafaza ederek ölen herkes şefaate kavuşacaktır. Duha suresinin (Elbette Rabbin sana [şefaat hakkı ve pek çok nimet] verecek, sen de razı olacaksın) mealindeki beşinci âyet-i kerimenin tefsirinde Resulullah efendimiz (Ümmetimden bir kişi Cehennemde kalsa razı olmam) buyurdu. Şefaate kavuşabilmek için de imanlı ölmek şarttır. İmanlı ölenler de ebedi kurtuluşa kavuşmuş demektir. </p>
<p>Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Kıyamette şefaat edeceğim. Ya Rabbi, kalbinde hardal zerresi kadar iman olanları Cennete koy diyeceğim. Bunlar Cennete girecekler. Sonra, kalbinde az bir şey olanlara, Cennete girin diyeceğim.) [Buhari]</p>
<p>(Ahirette ilk şefaat eden ve şefaati kabul olan ben olacağım.) [İbni Mace]</p>
<p>(Ümmetimden, şirk üzere ölmeyen herkese Allah’ın izni ile şefaat edeceğim.) [Buhari, Müslim] </p>
<p>(Kıyamet günü en önce ben şefaat edeceğim.) [Müslim] </p>
<p>(Her peygamberin, müstecab [kabul olan] bir duası vardır. Ben duamı, ümmetime şefaat etmek için ahirete sakladım.) [Buhari] </p>
<p>(Benden önce hiçbir peygambere verilmeyen beş şeyden biri şefaattir. Şirk üzere ölmeyen [imanla ölen] herkese şefaat edeceğim.) [Bezzar] </p>
<p>(Ümmetimden büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim.) [İmam-ı Ahmed, Nesai]</p>
<p>Peygamber efendimiz, günahkârlara şefaat edeceğini bildirince, Hazret-i Ebüdderda, (İmanı olan hırsız ve zâniler de şefaate kavuşacak mı) diye sual etti, (Evet, onlara da şefaat edeceğim) buyurdu. (Hatib)</p>
<p>(Günahı çok olanlara şefaat edeceğim.) [Hatib]</p>
<p>(Nefslerine aldananlara şefaat edeceğim.) [Deylemi]</p>
<p>(Kıyamette, kum sayısından daha çok kimseye şefaat ederim.) [Taberani]</p>
<p>(Kıyamette “Ya Rabbi, zerre kadar imanı olanı Cennete koy!” diyeceğim. Hepsi şefaatimle Cennete girecek.) [Buhari]</p>
<p>(Şefaatime inanmayan kimse, ona kavuşamaz.) [Şir’a]</p>
<p>(Şefaatime en layık olan, bana en çok salevat okuyandır.) [Tirmizi]</p>
<p>(Ümmetimden geri kalan olur korkusu ile Cennete girdiğim halde tahtıma oturmam. Allahü teâlâya, &#8220;Ya Rabbi ümmetim ümmetim&#8221; derim. Rabbim &#8220;Ümmetine ne yapmamı istiyorsun?&#8221; buyurur. Ben de &#8220;Ya Rabbi onların hesaplarını çabuk gör, sıkıntıdan kurtulsunlar&#8221; derim. Cehennemliklerin listesi bana verilir. Onlara şefaat ederim. Hatta Cehennem hazini Malik &#8220;Ümmetinden cezalanacak kimse bırakmadın&#8221; der.) [Beyheki, Taberani]</p>
<p>(Rabbin sana [ahirette çeşitli nimetler, şefaat izni] verecek, sen de hoşnut, razı olacaksın) mealindeki Duha suresi beşinci âyet-i kerimesi inince, Resulullah efendimizin, (Ümmetimden bir kişi Cehennemde kalsa razı oldum demem) diye söylediği tefsirlerde bildirilmiştir. (Tibyan)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Peygamberin s.a.v.ümmetini sevmesi yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/07/peygamberin-s-a-v-ummetini-sevmesi/#comment-1292</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 21:54:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2361#comment-1292</guid>
		<description>Güllerin Efendisi gidiyor.. gitme!! 
Hz.Ebubekir (s.a.v) hızla odaya girdi. 
Peygamberimiz (s.a.v) yatıyordu. 
&#039;Dostum, kalksana...&#039; diyordu. 
Peygamber, gözleri açık hafifçe gülümsüyordu. 
Hz.Ebubekir (s.a.v) sedirin önünde diz çöktü, 
&#039;Kardeşim, kalkar mısın? &#039; diyordu... 
&#039;Peygamberim, kalkar mısın? &#039; 
Ses yoktu. 
Peygamberimiz gözleri açık, 
Nurlu yüzüyle hafifçe gülümsüyordu.. 
Medine oraya yığılmıştı! 
Bütün müslümanlar kapıda bekliyordu. 

Kapı önünde Hz.Ömer (s.a.v) , 
Bütün sahabiler bekliyordu. 
Herkes Hz.Ebubekir&#039;in (s.a.v) dışarı çıkıp, 
Ne olduğunu açıklamasını bekliyordu. 
Sevenlerin yüreğine ateş düşmüştü. 
Sevenler yanıyordu, 
Sanki Medine sessizdi , 
Ama yanıyordu... 

Bir ara, 
Hz.Ebubekir (s.a.v) kendine gelir gibi oldu. 
Resulullah&#039;ın (s.a.v) açık gözlerini, 
Eliyle incitmeden kapattı... 
Üzerini örttü. 
Bütün gücünü toplayıp, 
Sendeleyerek kapıya yöneldi. 
Kapıda herkes iyi bir haber, 
İyi bir şeyler bekliyordu. 

Sonra içeride iken, 
Hz.Ömer&#039;in (s.a.v) gür sesini duymuştu: 
&#039;Hz.Peygamber (s.a.v) yaşıyor, o ölmedi...&#039; 
&#039;Her kim ki öldü derse, şu kılıcımla&#039; 
&#039;Boynunu vuracağım! &#039; diyordu. 
Hz.Ebubekir (s.a.v) kalabalığı sıyırıp, 
Minbere doğru yöneldi. 
&#039; Hattaboğlu Ömer (s.a.v) bilesin ki:&#039; 
&#039; Her kim ki, Hz. Muhammed&#039;e (s.a.v) tapıyor...&#039; 
&#039; O peygamber ölmüştür! &#039; 
&#039; Her kim ki, Yüce Allah&#039;a (c.c) tapıyor...&#039; 
&#039; O Yüce Allah (c.c) bakidir, ölümsüzdür! ...&#039; 
Diyerek, yanan yüreklere, 
Bir serinlik getirdi... 

İşte o an, 
Hz.Ömer (s.a.v) kılıcını elinden düşürdü.. 
Yıkılmıştı... 
Birden, içeri odaya daldı. 
Resulullahı (s.a.v) sedirin üzerinde, 
Yatıyor görünce... 
Bütün gücüyle, bütün sevgisiyle 
Kucakladı... 
Sonra o da, üzerine kapandı. 
Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu... 
Hz.Ömer (s.a.v) hayatında ilk defa, 
İki büklüm olmuş hüngür hüngür ağlıyordu... 
Dışarı çıktığında, 
Ağladığını gizlemek için kenara kaydı. 

Daha sonra Hz.Ali (s.a.v) içeri girdi. 
Yanında Hz.Abbas (s.a.v) ve oğlu vardı. 
İçeri kimseyi sokmadılar! 
Peygamber (s.a.v) ölmüştü... 
Vasiyeti üzerine onu Hz.Ali (s.a.v) yıkayacaktı. 
Üzerindeki elbiseyi çıkarmakta tereddüt etti. 
Etrafta çıt yoktu... 
Birden gaipten bir ses, 
&#039;Elbiselerini çıkarmadan yıka! ...&#039; 
Diye duyuluverdi. 
Belli ki Hz.Cebrail (s.a.v) bildiriyordu. 

Sahabiler, 
Medine&#039;deki bütün kuyulardan, 
Çekilen suyu elden ele, 
Yürekten yüreğe içeriye gönderdiler... 
Müslümanlar ağlıyordu. 
Medine ağlıyordu... 

Hz.Ali (s.a.v) yıkayıp kefenlerken 
Yanında Hz.Abbas (s.a.v) ve oğlu vardı. 
İçeriye girmek için can atan müslümanları, 
Odaya almıyorlardı. 

Cenaze namazına gelmişti sıra, 
Kim imam olacaktı... 
Namazı kim kıldıracaktı? 
Hz.Ali (s.a.v) , 
&#039;Hayır! O en büyük imamdı...&#039; 
&#039;Ona kimse imam olamaz! &#039; 
&#039;Herkes kendi kılacak...&#039; 
&#039;Resululah&#039;a (s.a.v) kimse imamlık yapamaz! &#039; 
Diyordu. 

Bir ara, odadan herkes dışarı çıktı. 
Sadece yıkanmış ve kefenlenmiş, 
Tertemiz Resullah&#039;ın (s.a.v) kendisi kaldı... 
İşte, o esnada Hz.Cebrail (s.a.v) yardımcı melekleriyle, 
Cenaze namazını kıldırıyordu... 

Yüce Peygamber (s.a.v) her canlı gibi, 
Ölmüştü... 
Ama kendisinden sonra İslam dini, 
Çığ gibi büyüyerek... 
İnanç dolu yürek yürek, 
Bu günlere ulaştı. 
O büyük insan, 
Ölümsüzdü...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Güllerin Efendisi gidiyor.. gitme!!<br />
Hz.Ebubekir (s.a.v) hızla odaya girdi.<br />
Peygamberimiz (s.a.v) yatıyordu.<br />
&#8216;Dostum, kalksana&#8230;&#8217; diyordu.<br />
Peygamber, gözleri açık hafifçe gülümsüyordu.<br />
Hz.Ebubekir (s.a.v) sedirin önünde diz çöktü,<br />
&#8216;Kardeşim, kalkar mısın? &#8216; diyordu&#8230;<br />
&#8216;Peygamberim, kalkar mısın? &#8216;<br />
Ses yoktu.<br />
Peygamberimiz gözleri açık,<br />
Nurlu yüzüyle hafifçe gülümsüyordu..<br />
Medine oraya yığılmıştı!<br />
Bütün müslümanlar kapıda bekliyordu. </p>
<p>Kapı önünde Hz.Ömer (s.a.v) ,<br />
Bütün sahabiler bekliyordu.<br />
Herkes Hz.Ebubekir&#8217;in (s.a.v) dışarı çıkıp,<br />
Ne olduğunu açıklamasını bekliyordu.<br />
Sevenlerin yüreğine ateş düşmüştü.<br />
Sevenler yanıyordu,<br />
Sanki Medine sessizdi ,<br />
Ama yanıyordu&#8230; </p>
<p>Bir ara,<br />
Hz.Ebubekir (s.a.v) kendine gelir gibi oldu.<br />
Resulullah&#8217;ın (s.a.v) açık gözlerini,<br />
Eliyle incitmeden kapattı&#8230;<br />
Üzerini örttü.<br />
Bütün gücünü toplayıp,<br />
Sendeleyerek kapıya yöneldi.<br />
Kapıda herkes iyi bir haber,<br />
İyi bir şeyler bekliyordu. </p>
<p>Sonra içeride iken,<br />
Hz.Ömer&#8217;in (s.a.v) gür sesini duymuştu:<br />
&#8216;Hz.Peygamber (s.a.v) yaşıyor, o ölmedi&#8230;&#8217;<br />
&#8216;Her kim ki öldü derse, şu kılıcımla&#8217;<br />
&#8216;Boynunu vuracağım! &#8216; diyordu.<br />
Hz.Ebubekir (s.a.v) kalabalığı sıyırıp,<br />
Minbere doğru yöneldi.<br />
&#8216; Hattaboğlu Ömer (s.a.v) bilesin ki:&#8217;<br />
&#8216; Her kim ki, Hz. Muhammed&#8217;e (s.a.v) tapıyor&#8230;&#8217;<br />
&#8216; O peygamber ölmüştür! &#8216;<br />
&#8216; Her kim ki, Yüce Allah&#8217;a (c.c) tapıyor&#8230;&#8217;<br />
&#8216; O Yüce Allah (c.c) bakidir, ölümsüzdür! &#8230;&#8217;<br />
Diyerek, yanan yüreklere,<br />
Bir serinlik getirdi&#8230; </p>
<p>İşte o an,<br />
Hz.Ömer (s.a.v) kılıcını elinden düşürdü..<br />
Yıkılmıştı&#8230;<br />
Birden, içeri odaya daldı.<br />
Resulullahı (s.a.v) sedirin üzerinde,<br />
Yatıyor görünce&#8230;<br />
Bütün gücüyle, bütün sevgisiyle<br />
Kucakladı&#8230;<br />
Sonra o da, üzerine kapandı.<br />
Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu&#8230;<br />
Hz.Ömer (s.a.v) hayatında ilk defa,<br />
İki büklüm olmuş hüngür hüngür ağlıyordu&#8230;<br />
Dışarı çıktığında,<br />
Ağladığını gizlemek için kenara kaydı. </p>
<p>Daha sonra Hz.Ali (s.a.v) içeri girdi.<br />
Yanında Hz.Abbas (s.a.v) ve oğlu vardı.<br />
İçeri kimseyi sokmadılar!<br />
Peygamber (s.a.v) ölmüştü&#8230;<br />
Vasiyeti üzerine onu Hz.Ali (s.a.v) yıkayacaktı.<br />
Üzerindeki elbiseyi çıkarmakta tereddüt etti.<br />
Etrafta çıt yoktu&#8230;<br />
Birden gaipten bir ses,<br />
&#8216;Elbiselerini çıkarmadan yıka! &#8230;&#8217;<br />
Diye duyuluverdi.<br />
Belli ki Hz.Cebrail (s.a.v) bildiriyordu. </p>
<p>Sahabiler,<br />
Medine&#8217;deki bütün kuyulardan,<br />
Çekilen suyu elden ele,<br />
Yürekten yüreğe içeriye gönderdiler&#8230;<br />
Müslümanlar ağlıyordu.<br />
Medine ağlıyordu&#8230; </p>
<p>Hz.Ali (s.a.v) yıkayıp kefenlerken<br />
Yanında Hz.Abbas (s.a.v) ve oğlu vardı.<br />
İçeriye girmek için can atan müslümanları,<br />
Odaya almıyorlardı. </p>
<p>Cenaze namazına gelmişti sıra,<br />
Kim imam olacaktı&#8230;<br />
Namazı kim kıldıracaktı?<br />
Hz.Ali (s.a.v) ,<br />
&#8216;Hayır! O en büyük imamdı&#8230;&#8217;<br />
&#8216;Ona kimse imam olamaz! &#8216;<br />
&#8216;Herkes kendi kılacak&#8230;&#8217;<br />
&#8216;Resululah&#8217;a (s.a.v) kimse imamlık yapamaz! &#8216;<br />
Diyordu. </p>
<p>Bir ara, odadan herkes dışarı çıktı.<br />
Sadece yıkanmış ve kefenlenmiş,<br />
Tertemiz Resullah&#8217;ın (s.a.v) kendisi kaldı&#8230;<br />
İşte, o esnada Hz.Cebrail (s.a.v) yardımcı melekleriyle,<br />
Cenaze namazını kıldırıyordu&#8230; </p>
<p>Yüce Peygamber (s.a.v) her canlı gibi,<br />
Ölmüştü&#8230;<br />
Ama kendisinden sonra İslam dini,<br />
Çığ gibi büyüyerek&#8230;<br />
İnanç dolu yürek yürek,<br />
Bu günlere ulaştı.<br />
O büyük insan,<br />
Ölümsüzdü&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Peygamberin s.a.v.ümmetini sevmesi yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/07/peygamberin-s-a-v-ummetini-sevmesi/#comment-1291</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 21:53:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2361#comment-1291</guid>
		<description>Benim Muhammedim
Cebrail’im selam eyle dostuma
Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im
Söyle gelsin çıksın arşım üstüne
Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im

Arşımı donattım gelsün göreyim
Kullarım halinden haber sorayım
O gelsin ben ona haber vereyim
Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im

Arşımın üstünde seyran eyleyen
Kürsüm üzerinde cevlan eyleyen
Mirac’da ümmetin Hakk’tan dileyen
Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im

Derviş Yunus severiz Muhammed’i
Her andıkça verelim salavatı
Kadir Mevlam ana mahbübum dedi
Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im

Yunus Emre</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Benim Muhammedim<br />
Cebrail’im selam eyle dostuma<br />
Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im<br />
Söyle gelsin çıksın arşım üstüne<br />
Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im</p>
<p>Arşımı donattım gelsün göreyim<br />
Kullarım halinden haber sorayım<br />
O gelsin ben ona haber vereyim<br />
Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im</p>
<p>Arşımın üstünde seyran eyleyen<br />
Kürsüm üzerinde cevlan eyleyen<br />
Mirac’da ümmetin Hakk’tan dileyen<br />
Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im</p>
<p>Derviş Yunus severiz Muhammed’i<br />
Her andıkça verelim salavatı<br />
Kadir Mevlam ana mahbübum dedi<br />
Benim Muhammed’im nurdan Ahmed’im</p>
<p>Yunus Emre</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Peygamberin s.a.v.ümmetini sevmesi yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/07/peygamberin-s-a-v-ummetini-sevmesi/#comment-1290</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 21:53:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2361#comment-1290</guid>
		<description>Tufan günü düşen yağmur gibi düştün gönlüme


Hani Rabbin yeryüzünü günahkarlardan temizlemek için 
gönderdiği suyun kabaran inişi vardı ya..
İşte öyle günahlarıma karşı bir temizlik başlatır içimde adını anmak!
Her sâlat-u selâm ile biraz daha arınır,

biraz daha senin tevhid geminde bulurum kendinimi.

Ey Sultan-ı Rûsul, Ey ashabının bağlılığını;
-&quot;Anam babam sana fedâ olsun&quot; diyerek ifade ettiği Server-i Enbiya!
Davan uğruna ölen şehitler adedince selam olsun sana!
Her yağmurda semadan inen melekler adedince selam olsun sana!

Aşkın ile yanan aşıklar adedince selam olsun sana..!

ve Hazret-i Yunus aşkıyla yanar söz;

Aşkın ile aşıklar
Yansın Ya Resulallah
İçib aşkın şerabın 
Kansın Ya Resulallah…</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tufan günü düşen yağmur gibi düştün gönlüme</p>
<p>Hani Rabbin yeryüzünü günahkarlardan temizlemek için<br />
gönderdiği suyun kabaran inişi vardı ya..<br />
İşte öyle günahlarıma karşı bir temizlik başlatır içimde adını anmak!<br />
Her sâlat-u selâm ile biraz daha arınır,</p>
<p>biraz daha senin tevhid geminde bulurum kendinimi.</p>
<p>Ey Sultan-ı Rûsul, Ey ashabının bağlılığını;<br />
-&#8221;Anam babam sana fedâ olsun&#8221; diyerek ifade ettiği Server-i Enbiya!<br />
Davan uğruna ölen şehitler adedince selam olsun sana!<br />
Her yağmurda semadan inen melekler adedince selam olsun sana!</p>
<p>Aşkın ile yanan aşıklar adedince selam olsun sana..!</p>
<p>ve Hazret-i Yunus aşkıyla yanar söz;</p>
<p>Aşkın ile aşıklar<br />
Yansın Ya Resulallah<br />
İçib aşkın şerabın<br />
Kansın Ya Resulallah…</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>her sabah www.cinarradyo.com buluşalım yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/07/14/her-sabah-wwwcinarradyocom-bulusalim/#comment-1289</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 22:52:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=250#comment-1289</guid>
		<description>aleykum selam can Nurayım..Allah c.c. razi olsun..o güzel yüreğinde çıkan duaları aminnnnnn derim inşallah..eminim Mevlam izniyle sende başaracaksin inşallah.
Rabbim bize seversaa artık korku endise yok..
Allaha emanet ol güzel kardeşim</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aleykum selam can Nurayım..Allah c.c. razi olsun..o güzel yüreğinde çıkan duaları aminnnnnn derim inşallah..eminim Mevlam izniyle sende başaracaksin inşallah.<br />
Rabbim bize seversaa artık korku endise yok..<br />
Allaha emanet ol güzel kardeşim</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>her sabah www.cinarradyo.com buluşalım yazısına NURAYIN tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/07/14/her-sabah-wwwcinarradyocom-bulusalim/#comment-1288</link>
		<dc:creator>NURAYIN</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 11:58:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=250#comment-1288</guid>
		<description>SELAM GÜLAY ABLACIĞIM, YİNE GÜL KOKULU BAHÇENİZE DALDIM, YAZILARINIZI OKUDUM, SADECE İŞ YERİNDE DEĞİL EVDEDE ALLAHTAN, DİNDEN V.S KONULARLA İLGİLENMEMDE SIKINTI, İNCE DETAYA GİRMEK İSTEMİYORUM, GÜCÜM YETTİĞİNCE ÖNCE SEN, SONRA ÇINARRADYO DİNLEYİCİLERİ GÖNLÜMDE VE DUALARIMDA, NİYETİM ALLAH İÇİN BİRŞEYLER YAPABİLMEK, ALLAH YOLUNDA HİZMET VEREN TÜM KARDEŞLERİME DUALARIMLA DESTEK OLABİLMEK, RABBÜLALEMİN İNŞALLAH MUVAFFAK ETSİN, GÜLAY ABLA SEN BİLİYORMUSUN, SADATIN SESİ SENSİN........ AEO............</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>SELAM GÜLAY ABLACIĞIM, YİNE GÜL KOKULU BAHÇENİZE DALDIM, YAZILARINIZI OKUDUM, SADECE İŞ YERİNDE DEĞİL EVDEDE ALLAHTAN, DİNDEN V.S KONULARLA İLGİLENMEMDE SIKINTI, İNCE DETAYA GİRMEK İSTEMİYORUM, GÜCÜM YETTİĞİNCE ÖNCE SEN, SONRA ÇINARRADYO DİNLEYİCİLERİ GÖNLÜMDE VE DUALARIMDA, NİYETİM ALLAH İÇİN BİRŞEYLER YAPABİLMEK, ALLAH YOLUNDA HİZMET VEREN TÜM KARDEŞLERİME DUALARIMLA DESTEK OLABİLMEK, RABBÜLALEMİN İNŞALLAH MUVAFFAK ETSİN, GÜLAY ABLA SEN BİLİYORMUSUN, SADATIN SESİ SENSİN&#8230;&#8230;.. AEO&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hakiki dost şifadır.. yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/09/21/hakiki-dost-sifadir/#comment-1287</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 16:15:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=457#comment-1287</guid>
		<description>cümlemize Mevlam razi olsun kardeşim</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>cümlemize Mevlam razi olsun kardeşim</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hakiki dost şifadır.. yazısına Halil SENiZ tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/09/21/hakiki-dost-sifadir/#comment-1286</link>
		<dc:creator>Halil SENiZ</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 00:36:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=457#comment-1286</guid>
		<description>ALLAh razı olsun çok güzel konulara deyinmişsiniz büyüklerim...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ALLAh razı olsun çok güzel konulara deyinmişsiniz büyüklerim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Cumanız mübarek olsun.. yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/05/cumaniz-mubarek-olsun-3/#comment-1285</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 19:35:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2357#comment-1285</guid>
		<description>Bugün Cuma..
varlığın bayramı bugün.
Seni varedenin ,seni severek var kıldığını haykırıyor ezanlar. 
Alışverişi kes.&quot;canını ve malını güzel bir alışverişle satın almak&quot;istediğini söyleyen Rabbinin kutsiler pazarına koş. 
Gürültüyü kes.secdenin sükunetine at özlemlerini. 
Bugün Cuma... 
İki dua vardır ki, reddedilmez; o dua edenlerle Allah arasında bir perde yoktur; 
Biri, zulüm gören kişinin duası 
öbürü de müminin kardeşine gıyabında ettiği dua. 
Dualarda unutulmamak dileğiyle...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün Cuma..<br />
varlığın bayramı bugün.<br />
Seni varedenin ,seni severek var kıldığını haykırıyor ezanlar.<br />
Alışverişi kes.&#8221;canını ve malını güzel bir alışverişle satın almak&#8221;istediğini söyleyen Rabbinin kutsiler pazarına koş.<br />
Gürültüyü kes.secdenin sükunetine at özlemlerini.<br />
Bugün Cuma&#8230;<br />
İki dua vardır ki, reddedilmez; o dua edenlerle Allah arasında bir perde yoktur;<br />
Biri, zulüm gören kişinin duası<br />
öbürü de müminin kardeşine gıyabında ettiği dua.<br />
Dualarda unutulmamak dileğiyle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Cumanız mübarek olsun.. yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/05/cumaniz-mubarek-olsun-3/#comment-1284</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 19:34:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2357#comment-1284</guid>
		<description>Islamin günesi kadar aydin, 
Bir müminin tebessümü kadar tatli, 
Muhammedül emini hatirlatan gül kadar güzel, Cocuklar kadar neseli, 
ve Rabbul aleminin yaratmis oldugu kainatin tüm güzellikleri ile beraber olsun ve gecsin.. Cumaniz mübarek Olsun. Olsun ki, yürekler atsın Allah Allah diye Olsun ki, aşk-ı Muhammed gönüllere azık olsun 
Olsun ki, paramparça bu ümmet; kardeşlik bilinciyle kaynatılmış, tevhid temeli 
üzerine kurulmuş, çatısı Kuran, zineti sünnet olan bir kaleye dönüşsün! 
Cumanız mübarek olsun.!!!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Islamin günesi kadar aydin,<br />
Bir müminin tebessümü kadar tatli,<br />
Muhammedül emini hatirlatan gül kadar güzel, Cocuklar kadar neseli,<br />
ve Rabbul aleminin yaratmis oldugu kainatin tüm güzellikleri ile beraber olsun ve gecsin.. Cumaniz mübarek Olsun. Olsun ki, yürekler atsın Allah Allah diye Olsun ki, aşk-ı Muhammed gönüllere azık olsun<br />
Olsun ki, paramparça bu ümmet; kardeşlik bilinciyle kaynatılmış, tevhid temeli<br />
üzerine kurulmuş, çatısı Kuran, zineti sünnet olan bir kaleye dönüşsün!<br />
Cumanız mübarek olsun.!!!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Cumanız mübarek olsun.. yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/05/cumaniz-mubarek-olsun-3/#comment-1283</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 19:34:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2357#comment-1283</guid>
		<description>Sükürler olsun Rabbime her günüme, her anima..
Imtihan Dünyasi, sıkınti cekeriz ama Rabbim bunaltmaz..
Dertlere bürünürüz, ama Rabbimin sifasi gecikmez..
Sükrediyorum, Hamd ediyorum ilk basta Imanim olduguna,
Imanim olmasaydi yasanirmiydi, cekilirmiydi bu Hayat??
Bunaltma Rabbim hic bir an..Bizi yolundan ayirma..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sükürler olsun Rabbime her günüme, her anima..<br />
Imtihan Dünyasi, sıkınti cekeriz ama Rabbim bunaltmaz..<br />
Dertlere bürünürüz, ama Rabbimin sifasi gecikmez..<br />
Sükrediyorum, Hamd ediyorum ilk basta Imanim olduguna,<br />
Imanim olmasaydi yasanirmiydi, cekilirmiydi bu Hayat??<br />
Bunaltma Rabbim hic bir an..Bizi yolundan ayirma..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Cumanız mübarek olsun.. yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/05/cumaniz-mubarek-olsun-3/#comment-1282</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 19:33:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2357#comment-1282</guid>
		<description>CUMAMIZ Mübarek OLSUN..
Elhamdülillahi Rabbil Alemin...
Esselatu Vesselamu Aleyke Ya Resulullah...
Esselatu Vesselamu Aleyke Ya Habiballah...
Esselatu Vesselamu Aleyke Ya Seyyide Evveline Vel Ahirin...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>CUMAMIZ Mübarek OLSUN..<br />
Elhamdülillahi Rabbil Alemin&#8230;<br />
Esselatu Vesselamu Aleyke Ya Resulullah&#8230;<br />
Esselatu Vesselamu Aleyke Ya Habiballah&#8230;<br />
Esselatu Vesselamu Aleyke Ya Seyyide Evveline Vel Ahirin&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Cumanız mübarek olsun.. yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/05/cumaniz-mubarek-olsun-3/#comment-1281</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 19:33:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2357#comment-1281</guid>
		<description>Rabbimiz! Güçsüzlüğümüzü ve Senin isteklerini yerine getirmedeki yeteneksizliğimizi Sana şikayet ediyoruz. Üzüntümüzü ve tasamızı da yalnız Sana arz ediyoruz.
Özünün hakikati ve yüzünün nuru üzerine yemin ederiz ki, Sana duyduğumuz ihtiyaç, Senin zenginliğine denk! Sana olan ihtiyacımız Senin büyüklüğün kadar...
Bildirdiğin ve gizlediğin tüm isimlerini ve Kur&#039;an-ı Kerim&#039;i, kalbimizin baharı, gönlümüzün nuru, sıkıntımızın ilacı yap.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Rabbimiz! Güçsüzlüğümüzü ve Senin isteklerini yerine getirmedeki yeteneksizliğimizi Sana şikayet ediyoruz. Üzüntümüzü ve tasamızı da yalnız Sana arz ediyoruz.<br />
Özünün hakikati ve yüzünün nuru üzerine yemin ederiz ki, Sana duyduğumuz ihtiyaç, Senin zenginliğine denk! Sana olan ihtiyacımız Senin büyüklüğün kadar&#8230;<br />
Bildirdiğin ve gizlediğin tüm isimlerini ve Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i, kalbimizin baharı, gönlümüzün nuru, sıkıntımızın ilacı yap.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Cumanız mübarek olsun.. yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/05/cumaniz-mubarek-olsun-3/#comment-1280</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 19:33:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2357#comment-1280</guid>
		<description>Ey Kapıları açan Allah&#039;ım....
Bize Kapıların En hayırlısını aç...
Ey Halden hale çeviren Allah&#039;ım...
Halimizi en güzel hale çevir...
Ya Rabbi.....!
Bizleri Senden...
Dilimizi duadan...
Kalbimizi Kuran&#039;dan..
Amelerimizi Hayırdan Ayırma...!

Amin......!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ey Kapıları açan Allah&#8217;ım&#8230;.<br />
Bize Kapıların En hayırlısını aç&#8230;<br />
Ey Halden hale çeviren Allah&#8217;ım&#8230;<br />
Halimizi en güzel hale çevir&#8230;<br />
Ya Rabbi&#8230;..!<br />
Bizleri Senden&#8230;<br />
Dilimizi duadan&#8230;<br />
Kalbimizi Kuran&#8217;dan..<br />
Amelerimizi Hayırdan Ayırma&#8230;!</p>
<p>Amin&#8230;&#8230;!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hakiki dost şifadır.. yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/09/21/hakiki-dost-sifadir/#comment-1279</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 20:46:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=457#comment-1279</guid>
		<description>Allah razi olsun inşallah</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Allah razi olsun inşallah</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kız Çocukları ve Babalar yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/01/kiz-cocuklari-ve-babalar/#comment-1278</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 20:45:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2349#comment-1278</guid>
		<description>cümlemizden Mevlam razi olsun inşallah</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>cümlemizden Mevlam razi olsun inşallah</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kız Çocukları ve Babalar yazısına Kanuni tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/11/01/kiz-cocuklari-ve-babalar/#comment-1277</link>
		<dc:creator>Kanuni</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 19:43:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2349#comment-1277</guid>
		<description>Allah Razı Olsun</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Allah Razı Olsun</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hakiki dost şifadır.. yazısına asya tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/09/21/hakiki-dost-sifadir/#comment-1276</link>
		<dc:creator>asya</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 06:42:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=457#comment-1276</guid>
		<description>yüreginize saglik güzel olmus</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>yüreginize saglik güzel olmus</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>KALICI MUTLULUK&#8230; yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/29/kalici-mutluluk/#comment-1275</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 23:01:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2332#comment-1275</guid>
		<description>elbette.bizi sevgiyle yaratti Mevlam.ruhundan üfledi.bize değer verdi insan olarak can verdi bize..mutlu olabilmemiz için sayısız nimetler verdi.onca günahlar,hatalar rağmen bizi affediyor .&quot;tövbe et kulum seni affederim ve cennetime koyarim diyor&quot;
biz bu fani dünya peşinde koşarken kendimizi mutsuz ediyoruz.
akılı insan Rabbini bilir..sever,itaat eder..
böylece her iki cihanda mutlu olur</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>elbette.bizi sevgiyle yaratti Mevlam.ruhundan üfledi.bize değer verdi insan olarak can verdi bize..mutlu olabilmemiz için sayısız nimetler verdi.onca günahlar,hatalar rağmen bizi affediyor .&#8221;tövbe et kulum seni affederim ve cennetime koyarim diyor&#8221;<br />
biz bu fani dünya peşinde koşarken kendimizi mutsuz ediyoruz.<br />
akılı insan Rabbini bilir..sever,itaat eder..<br />
böylece her iki cihanda mutlu olur</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>KALICI MUTLULUK&#8230; yazısına kader tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/29/kalici-mutluluk/#comment-1274</link>
		<dc:creator>kader</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 18:28:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2332#comment-1274</guid>
		<description>Allah, bizi gerçekten mutlu olmak için mi yarattı?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Allah, bizi gerçekten mutlu olmak için mi yarattı?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>her sabah www.cinarradyo.com buluşalım yazısına cevahir faruki tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/07/14/her-sabah-wwwcinarradyocom-bulusalim/#comment-1271</link>
		<dc:creator>cevahir faruki</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 17:43:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=250#comment-1271</guid>
		<description>RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH SELAMI SİZİN VE ORDA YANINIZDA OLAN DİN KARDEŞLKERİMİN ÜZERİNE OLSUN İYİ OLDUĞUNUZU DUYUNCA ÇOK SEVİNDİM ABLAM SİZİN DE BAHSETTİYİNİZ GİBİ ORDAKİLER SİZİ SEVİYORMUŞ SİZİ SEVMEMEK ELDEMİ BENİM ABLAM ALLAH YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN SELAM VE DUAİLE KALIN HERKESE SAYGILAR.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH SELAMI SİZİN VE ORDA YANINIZDA OLAN DİN KARDEŞLKERİMİN ÜZERİNE OLSUN İYİ OLDUĞUNUZU DUYUNCA ÇOK SEVİNDİM ABLAM SİZİN DE BAHSETTİYİNİZ GİBİ ORDAKİLER SİZİ SEVİYORMUŞ SİZİ SEVMEMEK ELDEMİ BENİM ABLAM ALLAH YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN SELAM VE DUAİLE KALIN HERKESE SAYGILAR.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>her sabah www.cinarradyo.com buluşalım yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/07/14/her-sabah-wwwcinarradyocom-bulusalim/#comment-1270</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 16:31:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=250#comment-1270</guid>
		<description>aleykum selam değerli Cevahir hocam..
iyiyim şükür Mevlama..güzel istanbula çok özledim bir kaç gün için sevdiklerim beraberim inşallah..
çarşamba Allah izniyle döneceğim evime ve perşembe günü yine beraberiz inşallah.
bende sizi özledim hocam..
burda insanlar pervane gibi etrafıma dönüyorlar .çok seviyorlar..ama yinede gönlüm sizinle.
hepinize çok özledim..kavuştursun Rabbim inşallah.
selamlar sevgiler hocam</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aleykum selam değerli Cevahir hocam..<br />
iyiyim şükür Mevlama..güzel istanbula çok özledim bir kaç gün için sevdiklerim beraberim inşallah..<br />
çarşamba Allah izniyle döneceğim evime ve perşembe günü yine beraberiz inşallah.<br />
bende sizi özledim hocam..<br />
burda insanlar pervane gibi etrafıma dönüyorlar .çok seviyorlar..ama yinede gönlüm sizinle.<br />
hepinize çok özledim..kavuştursun Rabbim inşallah.<br />
selamlar sevgiler hocam</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>her sabah www.cinarradyo.com buluşalım yazısına cevahir faruki tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/07/14/her-sabah-wwwcinarradyocom-bulusalim/#comment-1269</link>
		<dc:creator>cevahir faruki</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 12:12:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=250#comment-1269</guid>
		<description>RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH SELAMI SİZİNLE OLSUN ABLAM BİRKAÇ GÜNDÜR YOKSUNUZ HAYIRDIR İYİSİNİZDİR İNŞALLAH RABBİM SİZE YARDIM EYLESİN ÖZLETTİNİZ KENDİNİZİ ABLAM RABBİM HAYRINA İNŞALLAH SELAM VE DUAİLE KALIN.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH SELAMI SİZİNLE OLSUN ABLAM BİRKAÇ GÜNDÜR YOKSUNUZ HAYIRDIR İYİSİNİZDİR İNŞALLAH RABBİM SİZE YARDIM EYLESİN ÖZLETTİNİZ KENDİNİZİ ABLAM RABBİM HAYRINA İNŞALLAH SELAM VE DUAİLE KALIN.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>HAKKIMDA yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/about/#comment-1268</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Oct 2009 06:19:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">#comment-1268</guid>
		<description>aleykum selam Zehra kardeşim sağol .ben bir kaç gün için sizden uzak olacağim ama sonra Allahım izniyle yine beraberiz..Mevlama emanet ediyorum size</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aleykum selam Zehra kardeşim sağol .ben bir kaç gün için sizden uzak olacağim ama sonra Allahım izniyle yine beraberiz..Mevlama emanet ediyorum size</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Gel Ey Muhammed Bahadır! yazısına tuana tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/20/gel-ey-muhammed-bahadir/#comment-1267</link>
		<dc:creator>tuana</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 20:40:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2301#comment-1267</guid>
		<description>hiç şüpesiz</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>hiç şüpesiz</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>HAKKIMDA yazısına Zehra tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/about/#comment-1266</link>
		<dc:creator>Zehra</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 18:31:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">#comment-1266</guid>
		<description>Esselamun aleykum kardeşlerim. Allah cümlenizden razı olsun, Cennet-i bekada salihlerin sohbetinde buluşmayı nasip eylesin. ilk kez gördüm siteyi çok beğendim. Allah cümlemizin yardımcısı olsun selametle kalın.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Esselamun aleykum kardeşlerim. Allah cümlenizden razı olsun, Cennet-i bekada salihlerin sohbetinde buluşmayı nasip eylesin. ilk kez gördüm siteyi çok beğendim. Allah cümlemizin yardımcısı olsun selametle kalın.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>geriye bakın ,yaşadınız yılların hesapını yapın yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/06/11/geriye-bakin-yasadiniz-yillarin-hesapini-yapin/#comment-1265</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 19:54:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=123#comment-1265</guid>
		<description>aleykum selam Birnur kardeşim tesekkürler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aleykum selam Birnur kardeşim tesekkürler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>geriye bakın ,yaşadınız yılların hesapını yapın yazısına birnur tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/06/11/geriye-bakin-yasadiniz-yillarin-hesapini-yapin/#comment-1264</link>
		<dc:creator>birnur</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 19:42:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=123#comment-1264</guid>
		<description>selam, cok guzel bi yazi yazmissiniz ve guzel bilgiler ettiniz cok tebrikler ve sagolun. thanks</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>selam, cok guzel bi yazi yazmissiniz ve guzel bilgiler ettiniz cok tebrikler ve sagolun. thanks</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kalbin İlacı Zikrin Nurudur yazısına Kalbin lac Zikrin Nurudur - Islamiyet.gen.tr tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/18/kalbin-ilaci-zikrin-nurudur-2/#comment-1263</link>
		<dc:creator>Kalbin lac Zikrin Nurudur - Islamiyet.gen.tr</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 08:24:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2295#comment-1263</guid>
		<description>[...]  [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...]  [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>her sabah www.cinarradyo.com buluşalım yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/07/14/her-sabah-wwwcinarradyocom-bulusalim/#comment-1262</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 18:14:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=250#comment-1262</guid>
		<description>amin amin amin değerli Cevahir Faruki hocam Allah razi olsunn.
çok güzel bir dua Mevlam kabul eylesin.
her zaman derim canlı yayında özellikle,müslüman oldum diye beni terkeden ailem yerindeRabbim c.c. sizin gibi güzel kardeşler verdi bana..
ne kadar şükretsem azdır.
dünyanın en zengin insan olarak biliyorum kendimi.maneviat zenginlik ,her iki cihan için paha biçilmez hazinedir..
Rabbim cümlemize razi olsun.
sesinize kuvvet versin .amin.
hayırla kalın hocam</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>amin amin amin değerli Cevahir Faruki hocam Allah razi olsunn.<br />
çok güzel bir dua Mevlam kabul eylesin.<br />
her zaman derim canlı yayında özellikle,müslüman oldum diye beni terkeden ailem yerindeRabbim c.c. sizin gibi güzel kardeşler verdi bana..<br />
ne kadar şükretsem azdır.<br />
dünyanın en zengin insan olarak biliyorum kendimi.maneviat zenginlik ,her iki cihan için paha biçilmez hazinedir..<br />
Rabbim cümlemize razi olsun.<br />
sesinize kuvvet versin .amin.<br />
hayırla kalın hocam</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>her sabah www.cinarradyo.com buluşalım yazısına cevahir faruki tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/07/14/her-sabah-wwwcinarradyocom-bulusalim/#comment-1261</link>
		<dc:creator>cevahir faruki</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 12:52:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=250#comment-1261</guid>
		<description>EY RABBİMİZ OLAN ALLAH IM YERİ GÜYÜ YOKTAN VARDEDEN ALLAH IM SEN NELERE KADİRSİN ADEM ALEYSELAMDAN BUGÜNÜMÜZE KADAR YARATTIĞIN BİZ KULLARINA NEGÜZEL İMKANLAR NEGİZELLİKLER VERMİŞSİN RABBİM SEN İSTEDİKTEN SONRA OL DEDİYİN ŞEYLERİN ÖNÜNDE KİM DURABİLİR ÇÜNKÜ HERŞEYİ YARATAN RABBİMSİN ALLAHM SANA HAMDOLSUN ÇÜNKÜ HAKKIMIZA HAYIRLI OLANI VERENSİN RABBİM ŞÜKRÜİHSAN EYLEDİN BİZ KULLARINA RABBİM GÜLAY ABLAM GİBİ İYİ KULUNU BİZLERLE KARŞILAŞTIRIP KONUŞTURAN RABBİM GÜLAY KULUNU SENİN YOLUNDA DAİM KIL ÇÜNKÜ RABBİM GÜLAY KULUN SENİN YOLUNDA YÜRÜYOR ONU HAYATININ SONUNADEK KORU ÇÜNKÜ GÜLAY ABLAM BİZ KURAN OKUYAN KULLARININ SESİNİ DİN KARDEŞLERİNE ULAŞTIRIYOR RABBİM İNŞALLAH DİN İMAN VE MÜSLÜMANLIĞI BİZ KULLARINA KIYAMETE KADAR ÜZERİMİZDE DAİM LIK SELAM VE DUAİLE KALIN GÜLAY ABLAM VE TÜM DİN KARDEŞLERİM.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>EY RABBİMİZ OLAN ALLAH IM YERİ GÜYÜ YOKTAN VARDEDEN ALLAH IM SEN NELERE KADİRSİN ADEM ALEYSELAMDAN BUGÜNÜMÜZE KADAR YARATTIĞIN BİZ KULLARINA NEGÜZEL İMKANLAR NEGİZELLİKLER VERMİŞSİN RABBİM SEN İSTEDİKTEN SONRA OL DEDİYİN ŞEYLERİN ÖNÜNDE KİM DURABİLİR ÇÜNKÜ HERŞEYİ YARATAN RABBİMSİN ALLAHM SANA HAMDOLSUN ÇÜNKÜ HAKKIMIZA HAYIRLI OLANI VERENSİN RABBİM ŞÜKRÜİHSAN EYLEDİN BİZ KULLARINA RABBİM GÜLAY ABLAM GİBİ İYİ KULUNU BİZLERLE KARŞILAŞTIRIP KONUŞTURAN RABBİM GÜLAY KULUNU SENİN YOLUNDA DAİM KIL ÇÜNKÜ RABBİM GÜLAY KULUN SENİN YOLUNDA YÜRÜYOR ONU HAYATININ SONUNADEK KORU ÇÜNKÜ GÜLAY ABLAM BİZ KURAN OKUYAN KULLARININ SESİNİ DİN KARDEŞLERİNE ULAŞTIRIYOR RABBİM İNŞALLAH DİN İMAN VE MÜSLÜMANLIĞI BİZ KULLARINA KIYAMETE KADAR ÜZERİMİZDE DAİM LIK SELAM VE DUAİLE KALIN GÜLAY ABLAM VE TÜM DİN KARDEŞLERİM.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>her sabah www.cinarradyo.com buluşalım yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/07/14/her-sabah-wwwcinarradyocom-bulusalim/#comment-1260</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2009 13:30:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=250#comment-1260</guid>
		<description>aleykum selam Aziz Alili hocam Allah razi olsun..
o güzel sesinizle her sabah Kuran dinlemekle bizi çok mutlu ediyor.
Mevlam sizi gibi mübarek insanların sayısını çoğaltsin inşallah..amin.
Zagreb deki ailenize ve tüm arkadaşlarınıza selamlar sevgiler saygılar.
Allaha emanet olun değerli hocam</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aleykum selam Aziz Alili hocam Allah razi olsun..<br />
o güzel sesinizle her sabah Kuran dinlemekle bizi çok mutlu ediyor.<br />
Mevlam sizi gibi mübarek insanların sayısını çoğaltsin inşallah..amin.<br />
Zagreb deki ailenize ve tüm arkadaşlarınıza selamlar sevgiler saygılar.<br />
Allaha emanet olun değerli hocam</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>her sabah www.cinarradyo.com buluşalım yazısına aziz.alili tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/07/14/her-sabah-wwwcinarradyocom-bulusalim/#comment-1259</link>
		<dc:creator>aziz.alili</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2009 07:26:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=250#comment-1259</guid>
		<description>s.a hanım abla yüce rabbim sizden ve cevahir arkadaşımdan razı olsun beni bu güzel aileye kabul ettiyiniz için teşekkürler hanım abla çınarradyo programınızı severek dinliyorum ve bizim burda arkadaşlarımda sizi dinliyor rabbim yayınlarınızı hayırlı ve uğurlu eylesin allah sizi korusun.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>s.a hanım abla yüce rabbim sizden ve cevahir arkadaşımdan razı olsun beni bu güzel aileye kabul ettiyiniz için teşekkürler hanım abla çınarradyo programınızı severek dinliyorum ve bizim burda arkadaşlarımda sizi dinliyor rabbim yayınlarınızı hayırlı ve uğurlu eylesin allah sizi korusun.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>her sabah www.cinarradyo.com buluşalım yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/07/14/her-sabah-wwwcinarradyocom-bulusalim/#comment-1258</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 18:13:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=250#comment-1258</guid>
		<description>aleykum selam değerli hocam..Allah c.c. razi olsun..
bende size tesekkür ediyorum.
her sabah o güzel sesinizle Kuran ziyafet veriyorsunuz .
Mevlam sesinize kuvvet versin..amin.
Aziz Alili hocamıza selamlar inşallah..
hayırlı geceler efendim</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aleykum selam değerli hocam..Allah c.c. razi olsun..<br />
bende size tesekkür ediyorum.<br />
her sabah o güzel sesinizle Kuran ziyafet veriyorsunuz .<br />
Mevlam sesinize kuvvet versin..amin.<br />
Aziz Alili hocamıza selamlar inşallah..<br />
hayırlı geceler efendim</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>her sabah www.cinarradyo.com buluşalım yazısına cevahir faruki tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/07/14/her-sabah-wwwcinarradyocom-bulusalim/#comment-1257</link>
		<dc:creator>cevahir faruki</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 17:34:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=250#comment-1257</guid>
		<description>RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH SELAMI ÜZERİNE OLSUN HANIM ABLA RADYO YAYININIZI SEVEREK VE BEYENEREK TAKİP EDİYORUM ALLAH SİZİ BU YOLDA DAİM KILSIN SELAM VE DUAİLE KALIN.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH SELAMI ÜZERİNE OLSUN HANIM ABLA RADYO YAYININIZI SEVEREK VE BEYENEREK TAKİP EDİYORUM ALLAH SİZİ BU YOLDA DAİM KILSIN SELAM VE DUAİLE KALIN.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>her sabah www.cinarradyo.com buluşalım yazısına NURAYIN tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/07/14/her-sabah-wwwcinarradyocom-bulusalim/#comment-1256</link>
		<dc:creator>NURAYIN</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 10:03:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=250#comment-1256</guid>
		<description>SELAM GÜLAY ABLACIĞIM, SİZE TÜM GÖNLÜM VE İÇTENLİĞİMLE KATILIYORUM, YAZILAN YAZILARIN TÜMÜNÜ SEVEREK, OKUYORUM, ALLAHIN RIZASININ OLDUĞU YERDE GÜCÜMÜN YETTİĞİCE ORDAYIM, İNŞALLAH RABBİM İYİLER HÜRMETİNE BİZLERİDE KABUL ETSİN, SİZİ VE SİZİ DİNLEYEN TÜM KARDEŞLERİM İÇİN ALLAHTAN RAHMETİNİ, YARDIMINI VE BOL FEYİZLER DİLİYORUM,, AEO</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>SELAM GÜLAY ABLACIĞIM, SİZE TÜM GÖNLÜM VE İÇTENLİĞİMLE KATILIYORUM, YAZILAN YAZILARIN TÜMÜNÜ SEVEREK, OKUYORUM, ALLAHIN RIZASININ OLDUĞU YERDE GÜCÜMÜN YETTİĞİCE ORDAYIM, İNŞALLAH RABBİM İYİLER HÜRMETİNE BİZLERİDE KABUL ETSİN, SİZİ VE SİZİ DİNLEYEN TÜM KARDEŞLERİM İÇİN ALLAHTAN RAHMETİNİ, YARDIMINI VE BOL FEYİZLER DİLİYORUM,, AEO</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>her sabah www.cinarradyo.com buluşalım yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/07/14/her-sabah-wwwcinarradyocom-bulusalim/#comment-1255</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 2009 14:26:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=250#comment-1255</guid>
		<description>aleykum selam Nurayim sağol tesekkürler..orda bir yerde olduğunu biliyorum..iyiki varsin can..sarikamiş selam sevgiler</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aleykum selam Nurayim sağol tesekkürler..orda bir yerde olduğunu biliyorum..iyiki varsin can..sarikamiş selam sevgiler</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>her sabah www.cinarradyo.com buluşalım yazısına NURAYIN tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/07/14/her-sabah-wwwcinarradyocom-bulusalim/#comment-1254</link>
		<dc:creator>NURAYIN</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 2009 13:58:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=250#comment-1254</guid>
		<description>SELAM GÜLAY ABLACIĞIM, UZUN BİR ZAMANDAN SONRA SİZE YAZMA FIRSATIM OLDU,AZILARIN HEPSİNİ YAZIP OKUYORUM ÇOK ŞÜKÜR, AEO</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>SELAM GÜLAY ABLACIĞIM, UZUN BİR ZAMANDAN SONRA SİZE YAZMA FIRSATIM OLDU,AZILARIN HEPSİNİ YAZIP OKUYORUM ÇOK ŞÜKÜR, AEO</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Muhammed&#8217;in Ordusu Geliyor yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/14/muhammedin-ordusu-geliyor/#comment-1253</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 20:17:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2282#comment-1253</guid>
		<description>değerli Enes Muhammed kardeşim yazi ve şiirleriniz  için tesekkür etmek istedim..
isterdim ki,tüm müminlere sizin gibi dinine ve insanına bağlı olmalarina..
tesekkürler</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>değerli Enes Muhammed kardeşim yazi ve şiirleriniz  için tesekkür etmek istedim..<br />
isterdim ki,tüm müminlere sizin gibi dinine ve insanına bağlı olmalarina..<br />
tesekkürler</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Muhammed&#8217;in Ordusu Geliyor yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/14/muhammedin-ordusu-geliyor/#comment-1252</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 20:16:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2282#comment-1252</guid>
		<description>Gülay Sultan 

Bir elinde Kuran! 
Bir elinde seccadesi! 
Hayat değil umurunda! 
Ufkun ötesinde güzel gözleri! 

Umutlarını gömmüş kara toprağa! 
Tevekkül etmiş şanı yüce Allah’a! 
Ne verdiyse razı olmuş yürekten! 
Hayalleri kurulu bir başka bahara! 

Ağlama sil nemli gözlerini! 
Bağrına basmış seni Gül kardeşliği! 
Varmı daha büyük saadet? 
Rab son peygambere ümmet eylemiş seni! 

Yolun açık olsun sonsuza dek! 
İstediğimiz budur Hakk’tan! 
Yüzün gülücükler saçsın daima! 
Bunu dileriz yüce Allah’tan! 

Sen kanatları olmayan meleksin! 
Nura hevesli nadide bir çiçeksin! 
Kardeşim hem Gül’dür hemde Ay! 
İşte o gönüllerimizdeki nazlı sultan! 
Gülay Sultan! Gülay Sultan! 


Enes Muhammed</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Gülay Sultan </p>
<p>Bir elinde Kuran!<br />
Bir elinde seccadesi!<br />
Hayat değil umurunda!<br />
Ufkun ötesinde güzel gözleri! </p>
<p>Umutlarını gömmüş kara toprağa!<br />
Tevekkül etmiş şanı yüce Allah’a!<br />
Ne verdiyse razı olmuş yürekten!<br />
Hayalleri kurulu bir başka bahara! </p>
<p>Ağlama sil nemli gözlerini!<br />
Bağrına basmış seni Gül kardeşliği!<br />
Varmı daha büyük saadet?<br />
Rab son peygambere ümmet eylemiş seni! </p>
<p>Yolun açık olsun sonsuza dek!<br />
İstediğimiz budur Hakk’tan!<br />
Yüzün gülücükler saçsın daima!<br />
Bunu dileriz yüce Allah’tan! </p>
<p>Sen kanatları olmayan meleksin!<br />
Nura hevesli nadide bir çiçeksin!<br />
Kardeşim hem Gül’dür hemde Ay!<br />
İşte o gönüllerimizdeki nazlı sultan!<br />
Gülay Sultan! Gülay Sultan! </p>
<p>Enes Muhammed</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Muhammed&#8217;in Ordusu Geliyor yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/14/muhammedin-ordusu-geliyor/#comment-1251</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 20:16:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2282#comment-1251</guid>
		<description>Yürektendir Güzelim 

Cümle âlemi aciz, fakir bilirsin! 
Büyüklenip yıldızları küçümsersin! 
Elinin tersi ile gönülleri itersin! 
Bizde sevmek yürektendir güzelim! 

Bir kuru ekmeği ikiye bölelim! 
Acılara, kahırlara birlikte gülelim! 
Kervanımızı sonsuzluğa sürelim! 
Bizde sevmek yürektendir güzelim! 

Ötelere sevdalanmışız bir kere! 
Son peygamberin yolundayız ölesiye! 
Yüzümüz daima dönük mavi göklere! 
Bizde sevmek yürektendir güzelim! 

Rızayı Bari’ye, Cemalullah’a talibiz! 
Cennettedir tüm şanımız servetimiz! 
İki cihan güneşinin hanesidir evimiz! 
Bizde sevmek yürektendir güzelim! 

Kadınlarımız; Ayşe, Hatice tül Kübra! 
Hem Zeynep, Sevde hemde Hafsa! 
Anne oldular ümmete bir baksana! 
Bizde sevmek yürektendir güzelim! 

Cennetin efendileri Ehlibeyt’tendir! 
Güzelleri cennet sultanı, prensestir! 
Azıkları bitmeyen sonsuz saadettir! 
Bizde sevmek yürektendir güzelim! 

Kırmızı yakuttan köşkler al senin olsun! 
Boşver dünyayı, onu isteyen isteye dursun! 
Hakiki saltanat, şan, şöhret seni bulsun! 
Bizde sevmek yürektendir güzelim! 

Enes Muhammed</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yürektendir Güzelim </p>
<p>Cümle âlemi aciz, fakir bilirsin!<br />
Büyüklenip yıldızları küçümsersin!<br />
Elinin tersi ile gönülleri itersin!<br />
Bizde sevmek yürektendir güzelim! </p>
<p>Bir kuru ekmeği ikiye bölelim!<br />
Acılara, kahırlara birlikte gülelim!<br />
Kervanımızı sonsuzluğa sürelim!<br />
Bizde sevmek yürektendir güzelim! </p>
<p>Ötelere sevdalanmışız bir kere!<br />
Son peygamberin yolundayız ölesiye!<br />
Yüzümüz daima dönük mavi göklere!<br />
Bizde sevmek yürektendir güzelim! </p>
<p>Rızayı Bari’ye, Cemalullah’a talibiz!<br />
Cennettedir tüm şanımız servetimiz!<br />
İki cihan güneşinin hanesidir evimiz!<br />
Bizde sevmek yürektendir güzelim! </p>
<p>Kadınlarımız; Ayşe, Hatice tül Kübra!<br />
Hem Zeynep, Sevde hemde Hafsa!<br />
Anne oldular ümmete bir baksana!<br />
Bizde sevmek yürektendir güzelim! </p>
<p>Cennetin efendileri Ehlibeyt’tendir!<br />
Güzelleri cennet sultanı, prensestir!<br />
Azıkları bitmeyen sonsuz saadettir!<br />
Bizde sevmek yürektendir güzelim! </p>
<p>Kırmızı yakuttan köşkler al senin olsun!<br />
Boşver dünyayı, onu isteyen isteye dursun!<br />
Hakiki saltanat, şan, şöhret seni bulsun!<br />
Bizde sevmek yürektendir güzelim! </p>
<p>Enes Muhammed</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Muhammed&#8217;in Ordusu Geliyor yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/14/muhammedin-ordusu-geliyor/#comment-1250</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 20:15:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2282#comment-1250</guid>
		<description>Kıyamet Yaklaştı 

Ey Ehlibeyt! 
Ey Ehlibeyt’in sevdalıları! 
Vakit daraldı ve kıyamet yaklaştı! 

Hal böyle iken! 
Mazlumların ahı arşa yükselmekte! 
Firavunlar sarmış her yanımızı! 
İnananlar acı çekmekte! 

Kutlu erdemler kuşatılmış! 
Sonsuzluğa cehalet, aydınlık! 
Hemde medeniyet sayılmış! 

Ve küfrün ordusu tüm kinini akıtıyor! 
Amcam Hamza’nın ciğerini söküyor! 
Annem Fatıma’nın tesettürüne saldırıyor! 

Yıldızlar dökülüyor artık tek tek! 
Galaksiler birbirine giriyor! 
Evrenin dengesi bozulmuş! 
Kıyamet geliyorum diye haykırıyor! 

Ey Ehlibeyt! 
Ey Ehlibeyt’in sevdalıları! 
Vakit daraldı ve kıyamet yaklaştı! 

Hal böyle iken nedir bu gaflet! 
Gün artık birlik olma zamanı! 
Çağırıyor evladı Muhammed! 

Ey Ehlibeyt! 
Ey Ehlibeyt’in sevdalıları! 
Vakit daraldı ve kıyamet yaklaştı! 

Enes Muhammed</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kıyamet Yaklaştı </p>
<p>Ey Ehlibeyt!<br />
Ey Ehlibeyt’in sevdalıları!<br />
Vakit daraldı ve kıyamet yaklaştı! </p>
<p>Hal böyle iken!<br />
Mazlumların ahı arşa yükselmekte!<br />
Firavunlar sarmış her yanımızı!<br />
İnananlar acı çekmekte! </p>
<p>Kutlu erdemler kuşatılmış!<br />
Sonsuzluğa cehalet, aydınlık!<br />
Hemde medeniyet sayılmış! </p>
<p>Ve küfrün ordusu tüm kinini akıtıyor!<br />
Amcam Hamza’nın ciğerini söküyor!<br />
Annem Fatıma’nın tesettürüne saldırıyor! </p>
<p>Yıldızlar dökülüyor artık tek tek!<br />
Galaksiler birbirine giriyor!<br />
Evrenin dengesi bozulmuş!<br />
Kıyamet geliyorum diye haykırıyor! </p>
<p>Ey Ehlibeyt!<br />
Ey Ehlibeyt’in sevdalıları!<br />
Vakit daraldı ve kıyamet yaklaştı! </p>
<p>Hal böyle iken nedir bu gaflet!<br />
Gün artık birlik olma zamanı!<br />
Çağırıyor evladı Muhammed! </p>
<p>Ey Ehlibeyt!<br />
Ey Ehlibeyt’in sevdalıları!<br />
Vakit daraldı ve kıyamet yaklaştı! </p>
<p>Enes Muhammed</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Muhammed&#8217;in Ordusu Geliyor yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/14/muhammedin-ordusu-geliyor/#comment-1249</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 20:15:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2282#comment-1249</guid>
		<description>İnanmak Yada İnanmamak 

*******İnsanların iman etmemeye; yani inanmamaya niyeti olunca, bin dereden su getirerek; anlamsız pek çok bahaneler bularak gerçekleri inkâr edip, yalanlarla, iftiralarla, çarpıtmalarla ve bazı kuruntularla dolu açıklamalarda bulunmaya çalışarak kendilerini yalanlarına inanmaya zorlarlar! 

*******Ve bu anlamda başarıya ulaşıp kendi yalanlarına kendileri de inanmaya başlarlar! 

*******İnanmakla inanmamak bakış açısına ve niyete göre değişir! Kâinat sizin aynanız gibidir orada kendinizi görürsünüz! İnananlar, inanmaya niyeti olanlar kâinatı faklı görecek! İnanmayanlar, inanmaya niyeti olmayanlar daha farklı göreceklerdir! 


*******Ki bazı insanların; efendimizin dokuz yaşındaki, en yakın arkadaşının kızı ile Ashabdan bayanların aracılık etmesi sonucu eşi Hatice annemizin ölümü sebebi ile yalnız kalan efendimize hizmet etmesi amacı ile evlendirilmesini; iftiralarla, çarpıtmalarla, yalanlarla amaçlarına hizmet edecek şekilde yorumladıklarını ve İslam’a saldırdıklarını görüyoruz! 

*******Ayrıca aynı insanlar efendimize rabbimizin sunduğu bir ayrıcalık sonucu; kavimlerin arasındaki düşmanlıklara ve savaşlara bir son verilmesi amacı ile çok evlilik yapmasına müsaade edilmesini de aynı duygular ve niyetle eleştirerek, iştahlarını kabartarak, bayram ederek, ağızlarından sular akıtarak değerlendirmeye çalıştıkları görülüyor! 

*******Ebu Cehil efendimizin karşısına geçip “Ya Muhammed! Dünyada senden daha çirkin birini görmedim” diyor! Efendimiz “doğru söyledin” diye cevap veriyor! Az sonra ise Ebubekir efendimiz geliyor ve “Ya Muhammed dünyada senden daha güzel birini görmedim” diyor! Efendimiz Ona da “Doğru söyledin” buyuruyor! Bu durumu açıklamasını isteyen ashabına “onlar aynada kendilerini gördüler” diyerek çağlar ötesine hitap edip kendisine atılan iftiralara, hakkında uydurulan yalanlara ve çarpıtmalara cevap veriyor! 

*******Allah gibi en büyük hakikati, gerçeği inkâr eden insanların bu anlamda kendilerine sunulan İslam âlimlerinin yorumlarını ve ilmi pek çok açıklamayı da inkâr edecekleri apaçık ortadadır! 

*******Oysa kâinat sanatçısını anlatan büyük bir sanat eseri; mühür ve imzadır! Bunu görmemeye niyet ederek bakanlar tabiî ki pek çok gerçekten habersiz olarak kendilerini bekleyen zelil edici azap ile dolu sonsuz karanlıklara doğru ilerliyorlar! 

*******Güzel bakan güzel görür! Gönül işidir bu; inanmak yada inanmamak, işte bütün mesele bu! 

Enes Muhammed</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İnanmak Yada İnanmamak </p>
<p>*******İnsanların iman etmemeye; yani inanmamaya niyeti olunca, bin dereden su getirerek; anlamsız pek çok bahaneler bularak gerçekleri inkâr edip, yalanlarla, iftiralarla, çarpıtmalarla ve bazı kuruntularla dolu açıklamalarda bulunmaya çalışarak kendilerini yalanlarına inanmaya zorlarlar! </p>
<p>*******Ve bu anlamda başarıya ulaşıp kendi yalanlarına kendileri de inanmaya başlarlar! </p>
<p>*******İnanmakla inanmamak bakış açısına ve niyete göre değişir! Kâinat sizin aynanız gibidir orada kendinizi görürsünüz! İnananlar, inanmaya niyeti olanlar kâinatı faklı görecek! İnanmayanlar, inanmaya niyeti olmayanlar daha farklı göreceklerdir! </p>
<p>*******Ki bazı insanların; efendimizin dokuz yaşındaki, en yakın arkadaşının kızı ile Ashabdan bayanların aracılık etmesi sonucu eşi Hatice annemizin ölümü sebebi ile yalnız kalan efendimize hizmet etmesi amacı ile evlendirilmesini; iftiralarla, çarpıtmalarla, yalanlarla amaçlarına hizmet edecek şekilde yorumladıklarını ve İslam’a saldırdıklarını görüyoruz! </p>
<p>*******Ayrıca aynı insanlar efendimize rabbimizin sunduğu bir ayrıcalık sonucu; kavimlerin arasındaki düşmanlıklara ve savaşlara bir son verilmesi amacı ile çok evlilik yapmasına müsaade edilmesini de aynı duygular ve niyetle eleştirerek, iştahlarını kabartarak, bayram ederek, ağızlarından sular akıtarak değerlendirmeye çalıştıkları görülüyor! </p>
<p>*******Ebu Cehil efendimizin karşısına geçip “Ya Muhammed! Dünyada senden daha çirkin birini görmedim” diyor! Efendimiz “doğru söyledin” diye cevap veriyor! Az sonra ise Ebubekir efendimiz geliyor ve “Ya Muhammed dünyada senden daha güzel birini görmedim” diyor! Efendimiz Ona da “Doğru söyledin” buyuruyor! Bu durumu açıklamasını isteyen ashabına “onlar aynada kendilerini gördüler” diyerek çağlar ötesine hitap edip kendisine atılan iftiralara, hakkında uydurulan yalanlara ve çarpıtmalara cevap veriyor! </p>
<p>*******Allah gibi en büyük hakikati, gerçeği inkâr eden insanların bu anlamda kendilerine sunulan İslam âlimlerinin yorumlarını ve ilmi pek çok açıklamayı da inkâr edecekleri apaçık ortadadır! </p>
<p>*******Oysa kâinat sanatçısını anlatan büyük bir sanat eseri; mühür ve imzadır! Bunu görmemeye niyet ederek bakanlar tabiî ki pek çok gerçekten habersiz olarak kendilerini bekleyen zelil edici azap ile dolu sonsuz karanlıklara doğru ilerliyorlar! </p>
<p>*******Güzel bakan güzel görür! Gönül işidir bu; inanmak yada inanmamak, işte bütün mesele bu! </p>
<p>Enes Muhammed</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>&#8220;mutluluk dediğin uçurum bağlarında açan kardelenlere benzer.. yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/14/mutluluk-dedigin-ucurum-baglarinda-acan-kardelenlere-benzer/#comment-1248</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 17:19:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2279#comment-1248</guid>
		<description>Mutluluk

Geçenlerde düşündüm, mutluluk nedir diye 
Acaba bizler nasıl, mutlu oluruz diye 
Şöyle bir araştırdım, belki bulurum diye 
Gördüğümü yazdım ben, herkes okusun diye 

Kimisi mutluluğu, arar dünya malında 
Kimisi mutluluğa, koşar yanlış mekanda 
Kimisi onu arar, birkaç kadeh içkide 
Kimisi onu bulur, bir güzel sevgilide 

Kimisi tokgözlüdür, olan bana yeter der 
Kimisi tam tersidir, biraz daha gelsin der 
Kimisi çok güzeldir, güzelliğim yeter der 
Kimisi de gücümle, yakalarım zanneder 

Bazısı mutluluğu, parayla satın alır 
Ama böyle mutluluk, daima yarım kalır 
Bazısı da mantığı, hep ön planda tutar 
Bazısıysa aklıyla, mutluluğu yakalar 

Şimdi beni dinleyin, bütün mutsuz insanlar 
Mutlu olayım diye, içip sarhoş olanlar 
Belki bulurum diye, yanlış yola sapanlar 
Tam bulmak üzereyken, elinden kaçıranlar 

Mutluluk sadece, parayla pulla değil 
Mutluluk sadece, güçle kuvvetle değil 
Mutluluk sadece, güzel bir yüzle değil 
Mutluluk sadece, mantık gözüyle değil 

Bazen mutluluk , bir çift güzel gözdedir 
Bazense bir bakışta bir tek güzel sözdedir 
Bazense kabul olan , bir güzel dilektedir 
Bazense bir tek dilim , katıksız ekmektedir 

Mutluluk bazen, bir kağıt parçasındadır 
Mutluluk bazen, bir yıldız kaymasındadır 
Mutluluk bazen, bir su damlasındadır 
Mutluluk bazen, bir gül goncasındadır 

Biliniz ki insanın, içindedir mutluluk 
Herkesin tam kalbinde, gönlündedir mutluluk 
Tanrının insanlara , bir lütfudur mutluluk 
Arayıp bulmasını, bilenindir mutluluk 

Bundan sonra arayın, içinizde siz onu 
Mutlaka görürüsünüz, gönlünüzde siz onu 
Haydi artık durmayın, başlayın aramaya 
Aklınızı kullanın, kalmayın yolda yaya 

Batmanlı Selçuk Gönenç</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mutluluk</p>
<p>Geçenlerde düşündüm, mutluluk nedir diye<br />
Acaba bizler nasıl, mutlu oluruz diye<br />
Şöyle bir araştırdım, belki bulurum diye<br />
Gördüğümü yazdım ben, herkes okusun diye </p>
<p>Kimisi mutluluğu, arar dünya malında<br />
Kimisi mutluluğa, koşar yanlış mekanda<br />
Kimisi onu arar, birkaç kadeh içkide<br />
Kimisi onu bulur, bir güzel sevgilide </p>
<p>Kimisi tokgözlüdür, olan bana yeter der<br />
Kimisi tam tersidir, biraz daha gelsin der<br />
Kimisi çok güzeldir, güzelliğim yeter der<br />
Kimisi de gücümle, yakalarım zanneder </p>
<p>Bazısı mutluluğu, parayla satın alır<br />
Ama böyle mutluluk, daima yarım kalır<br />
Bazısı da mantığı, hep ön planda tutar<br />
Bazısıysa aklıyla, mutluluğu yakalar </p>
<p>Şimdi beni dinleyin, bütün mutsuz insanlar<br />
Mutlu olayım diye, içip sarhoş olanlar<br />
Belki bulurum diye, yanlış yola sapanlar<br />
Tam bulmak üzereyken, elinden kaçıranlar </p>
<p>Mutluluk sadece, parayla pulla değil<br />
Mutluluk sadece, güçle kuvvetle değil<br />
Mutluluk sadece, güzel bir yüzle değil<br />
Mutluluk sadece, mantık gözüyle değil </p>
<p>Bazen mutluluk , bir çift güzel gözdedir<br />
Bazense bir bakışta bir tek güzel sözdedir<br />
Bazense kabul olan , bir güzel dilektedir<br />
Bazense bir tek dilim , katıksız ekmektedir </p>
<p>Mutluluk bazen, bir kağıt parçasındadır<br />
Mutluluk bazen, bir yıldız kaymasındadır<br />
Mutluluk bazen, bir su damlasındadır<br />
Mutluluk bazen, bir gül goncasındadır </p>
<p>Biliniz ki insanın, içindedir mutluluk<br />
Herkesin tam kalbinde, gönlündedir mutluluk<br />
Tanrının insanlara , bir lütfudur mutluluk<br />
Arayıp bulmasını, bilenindir mutluluk </p>
<p>Bundan sonra arayın, içinizde siz onu<br />
Mutlaka görürüsünüz, gönlünüzde siz onu<br />
Haydi artık durmayın, başlayın aramaya<br />
Aklınızı kullanın, kalmayın yolda yaya </p>
<p>Batmanlı Selçuk Gönenç</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>&#8220;mutluluk dediğin uçurum bağlarında açan kardelenlere benzer.. yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/14/mutluluk-dedigin-ucurum-baglarinda-acan-kardelenlere-benzer/#comment-1247</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 16:58:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2279#comment-1247</guid>
		<description>aleykum selam can beydam.
evet,tüm bunlar görebilmek için kalb göz lazim .
oda Allaha çok sevmekle ve o YÜCE SANATINI görmekle ,anlamakla olur.
inşallah benim görebildiğim mutluluk tüm gönüller görebilsin ki mutlu,huzurlu olsunlar..
amin..
seni seviyorum dostum</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aleykum selam can beydam.<br />
evet,tüm bunlar görebilmek için kalb göz lazim .<br />
oda Allaha çok sevmekle ve o YÜCE SANATINI görmekle ,anlamakla olur.<br />
inşallah benim görebildiğim mutluluk tüm gönüller görebilsin ki mutlu,huzurlu olsunlar..<br />
amin..<br />
seni seviyorum dostum</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>&#8220;mutluluk dediğin uçurum bağlarında açan kardelenlere benzer.. yazısına beyda tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/14/mutluluk-dedigin-ucurum-baglarinda-acan-kardelenlere-benzer/#comment-1246</link>
		<dc:creator>beyda</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 16:50:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2279#comment-1246</guid>
		<description>Selamualeyküm gülayım  çok güzel ve harika bir yazı 
yazan ellerine söyleyen yüreğine sağlık .İnsan kalp gözüyle bakıp 
bu güzel mısraları gönülden ince ince döker kağıda ve sen bunu 
başarmış bir insansın .

Mutluluğun tarifini biraz düşünülürse tarifi imkansız 
gibi gözüksede aslında insan doğayı ,kuşları,insanları çevresine baktığında Alemlerin Rabbini görürse böyle güzel yazılarda dökülür kağıda ve ulaşır milyonlara.

bu güzel içten samimi mısralar cümle ümmeti Muhabbete
ulaşsın temennisiyle. seni seviyorum canımın içiii aeo</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selamualeyküm gülayım  çok güzel ve harika bir yazı<br />
yazan ellerine söyleyen yüreğine sağlık .İnsan kalp gözüyle bakıp<br />
bu güzel mısraları gönülden ince ince döker kağıda ve sen bunu<br />
başarmış bir insansın .</p>
<p>Mutluluğun tarifini biraz düşünülürse tarifi imkansız<br />
gibi gözüksede aslında insan doğayı ,kuşları,insanları çevresine baktığında Alemlerin Rabbini görürse böyle güzel yazılarda dökülür kağıda ve ulaşır milyonlara.</p>
<p>bu güzel içten samimi mısralar cümle ümmeti Muhabbete<br />
ulaşsın temennisiyle. seni seviyorum canımın içiii aeo</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Seni seven, Senin gibi olmalı can Rasülüm.. yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/04/seni-seven-senin-gibi-olmali-can-rasulum/#comment-1245</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 12:34:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2243#comment-1245</guid>
		<description>aminnnn cümlemizden razi olsun Mevlam..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aminnnn cümlemizden razi olsun Mevlam..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Seni seven, Senin gibi olmalı can Rasülüm.. yazısına maliciydem tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/04/seni-seven-senin-gibi-olmali-can-rasulum/#comment-1244</link>
		<dc:creator>maliciydem</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 07:59:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2243#comment-1244</guid>
		<description>allah razı olsun ellerinize saglık</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>allah razı olsun ellerinize saglık</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Utanmak, insanın kalitesini gösteren bir güzelliktir yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/05/16/utanmak-insanin-kalitesini-gosteren-bir-guzelliktir/#comment-1243</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2009 22:18:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=90#comment-1243</guid>
		<description>tesekkürler kardeşler hoşgeldiniz .
Allah cc. razi olsun cümlemizden</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>tesekkürler kardeşler hoşgeldiniz .<br />
Allah cc. razi olsun cümlemizden</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Utanmak, insanın kalitesini gösteren bir güzelliktir yazısına nebahat tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/05/16/utanmak-insanin-kalitesini-gosteren-bir-guzelliktir/#comment-1242</link>
		<dc:creator>nebahat</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2009 15:15:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=90#comment-1242</guid>
		<description>yazdığınız yazıar çok güzel ve içerikli allah razı olsun</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>yazdığınız yazıar çok güzel ve içerikli allah razı olsun</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>islamda Dostluk ve Düşmanlık yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/10/22/islamda-dostluk-ve-dusmanlik/#comment-1241</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2009 11:17:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=569#comment-1241</guid>
		<description>aleykum selam kardeşim.
Allah c.c. razi olsun.haklısınız..Mevlam bu güzel dünyaya faydalanalım diye ihsan etti bize ama biz insan gibi yaşamaya beceremedik.
özümüz unuttuk.samimiyeti,sevgiyi dostluk unuttuk.birbirimizi yapanci olduk.
oysa can Efendim s.a.v buyurduğu gibi &quot;müminler kardeştir.&quot;
dua edelim inşallah.

Allaha emanet olun</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aleykum selam kardeşim.<br />
Allah c.c. razi olsun.haklısınız..Mevlam bu güzel dünyaya faydalanalım diye ihsan etti bize ama biz insan gibi yaşamaya beceremedik.<br />
özümüz unuttuk.samimiyeti,sevgiyi dostluk unuttuk.birbirimizi yapanci olduk.<br />
oysa can Efendim s.a.v buyurduğu gibi &#8220;müminler kardeştir.&#8221;<br />
dua edelim inşallah.</p>
<p>Allaha emanet olun</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>islamda Dostluk ve Düşmanlık yazısına Mine Gümüs tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2008/10/22/islamda-dostluk-ve-dusmanlik/#comment-1239</link>
		<dc:creator>Mine Gümüs</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 15:32:54 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=569#comment-1239</guid>
		<description>S.a  ALLAHin Rahmeti ve Bereketi üzerinize oLsun

Allah (c.c) bize okadar cok nimetler vermiski okadar güzel imkanlarda bulunmuski
YARRABI cok Sükür dememek mümkün degil....
Malesef cok genc kizlarimiz,erkeklerimiz, ablalarimiz, bacilarimiz varki yolunu kaybetmisle

en önemliside müslümanin Müslüman kardesine dualarini eksik etmemesi!
hep beraber kardeslerimiz icin Dua edelim......

Allaha emanet olun INSALLAH...
hersey gönlünüzle ve hayrilisiyla olsun....</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>S.a  ALLAHin Rahmeti ve Bereketi üzerinize oLsun</p>
<p>Allah (c.c) bize okadar cok nimetler vermiski okadar güzel imkanlarda bulunmuski<br />
YARRABI cok Sükür dememek mümkün degil&#8230;.<br />
Malesef cok genc kizlarimiz,erkeklerimiz, ablalarimiz, bacilarimiz varki yolunu kaybetmisle</p>
<p>en önemliside müslümanin Müslüman kardesine dualarini eksik etmemesi!<br />
hep beraber kardeslerimiz icin Dua edelim&#8230;&#8230;</p>
<p>Allaha emanet olun INSALLAH&#8230;<br />
hersey gönlünüzle ve hayrilisiyla olsun&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Adın Nur Muhammed (sav), yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/07/adin-nur-muhammed-sav/#comment-1238</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 13:55:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2256#comment-1238</guid>
		<description>Bilali Habesi Hazretleri..
 
Habeşiztan&#039;lı siyah irktandı,
 Zalim birisine hizmetkardı,
 İslamiyet yeni başlamıştı,
 Bilal-i Habesi (r.a.) inanmiştı..
 
Görmüştü Yaratanın Nurunu,
 Bağlamıştı ,tertemiz ruhunu,
 Bulmuştu Resulün yolunu,
 Anladılar islam olduğunu...
 
Efendisi Umeyye çıldırdı,
 Müşrüklere emirler yağdırdı,
 Bilal-i sıcak çöle yolladı,
 üzerine kayalara koydurdu..
 
İslamdan geçeceğini sandı,
 Bilal&#039;de sarsılmaz iman vardı,
 EHAD-EHAD diyerek haykırdı,
 Kızgın kayalarda aldırmadı...
 
Boynunda zinciler taktılar,
 Çöl sıcağına dolaştırdılar,
 Hak&#039;tan döndürmeye çalıştılar,
 Davasından caydıramadılar..
 
Ebu Bekir (r.a.)işkenceyi duydu,
 Onu Umeyye&#039;den satın aldı,
 İslam adına ,serbest bıraktı,
 Bilal (r.a.)Resulullah&#039;a koştu..
 
Mekke&#039;den,Medine&#039;ye gidildi,
 Cenab-i Hak ezan bildirdi,
 Bilal&#039;ın okumasını istendi,
 Müninlerin ilk Müezziniydi..
 
Bedir&#039;de müşrüklerle savaştı,
 EHAD,Ashabın parolasıydı,
 Bu,bizzat Resulün rızasıydı,
 Bilal (r.a.)böylece mükafatlandı..
 
Savaşırken ümeyye gördü,
 müsrikin üzerine yürüdü,
 işkenceli günlerine döndü,
 canını,cehenneme gönderdi..
 
Mekke şehri kansız fethedildi,
 Resul,Bilal&#039;e Kabeye girdi,
 putları kırmasını söyledi,
 Kabeyi,putlardan temizledi...
 
Resulullah,Bilal&#039;ı çağırdı,
 Kabe&#039;nın üzerine çıkardı,
 Mekke&#039;de ilk ezan okundu,
 Müşrükler evlerinde şaşırdı..
 
Selalar Sahabeyi coşturdu,
 İmanlı gönüllere haykırdı,
 Sesiyle nur Mekke&#039;yı çınlattı,
 Müminlere namaza çağırdı..
 
Bilal (r.a.)Resulullah&#039;la yaşadı,
 Hep,Efendimizin yanındaydı,
 İslam dinine sonsuz hayrandı,
 EHAD sözü,hiç unutulmadı..
 
Efendimiz dünyadan ayrıldı,
 Bu,ayrılığa dayanamadı,
 üzülüp,ezan okuyamadı,
 Medine&#039;de artık duramadı...
 
Suriye taraflarına gitti,
 İslamiyet ,halka sevdirdi,
 Allah kıtabını öğretti,
 Şam memleketinde vefat etti...
 
ALLAH Ondan razi olsun.. 
acizane</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bilali Habesi Hazretleri..</p>
<p>Habeşiztan&#8217;lı siyah irktandı,<br />
 Zalim birisine hizmetkardı,<br />
 İslamiyet yeni başlamıştı,<br />
 Bilal-i Habesi (r.a.) inanmiştı..</p>
<p>Görmüştü Yaratanın Nurunu,<br />
 Bağlamıştı ,tertemiz ruhunu,<br />
 Bulmuştu Resulün yolunu,<br />
 Anladılar islam olduğunu&#8230;</p>
<p>Efendisi Umeyye çıldırdı,<br />
 Müşrüklere emirler yağdırdı,<br />
 Bilal-i sıcak çöle yolladı,<br />
 üzerine kayalara koydurdu..</p>
<p>İslamdan geçeceğini sandı,<br />
 Bilal&#8217;de sarsılmaz iman vardı,<br />
 EHAD-EHAD diyerek haykırdı,<br />
 Kızgın kayalarda aldırmadı&#8230;</p>
<p>Boynunda zinciler taktılar,<br />
 Çöl sıcağına dolaştırdılar,<br />
 Hak&#8217;tan döndürmeye çalıştılar,<br />
 Davasından caydıramadılar..</p>
<p>Ebu Bekir (r.a.)işkenceyi duydu,<br />
 Onu Umeyye&#8217;den satın aldı,<br />
 İslam adına ,serbest bıraktı,<br />
 Bilal (r.a.)Resulullah&#8217;a koştu..</p>
<p>Mekke&#8217;den,Medine&#8217;ye gidildi,<br />
 Cenab-i Hak ezan bildirdi,<br />
 Bilal&#8217;ın okumasını istendi,<br />
 Müninlerin ilk Müezziniydi..</p>
<p>Bedir&#8217;de müşrüklerle savaştı,<br />
 EHAD,Ashabın parolasıydı,<br />
 Bu,bizzat Resulün rızasıydı,<br />
 Bilal (r.a.)böylece mükafatlandı..</p>
<p>Savaşırken ümeyye gördü,<br />
 müsrikin üzerine yürüdü,<br />
 işkenceli günlerine döndü,<br />
 canını,cehenneme gönderdi..</p>
<p>Mekke şehri kansız fethedildi,<br />
 Resul,Bilal&#8217;e Kabeye girdi,<br />
 putları kırmasını söyledi,<br />
 Kabeyi,putlardan temizledi&#8230;</p>
<p>Resulullah,Bilal&#8217;ı çağırdı,<br />
 Kabe&#8217;nın üzerine çıkardı,<br />
 Mekke&#8217;de ilk ezan okundu,<br />
 Müşrükler evlerinde şaşırdı..</p>
<p>Selalar Sahabeyi coşturdu,<br />
 İmanlı gönüllere haykırdı,<br />
 Sesiyle nur Mekke&#8217;yı çınlattı,<br />
 Müminlere namaza çağırdı..</p>
<p>Bilal (r.a.)Resulullah&#8217;la yaşadı,<br />
 Hep,Efendimizin yanındaydı,<br />
 İslam dinine sonsuz hayrandı,<br />
 EHAD sözü,hiç unutulmadı..</p>
<p>Efendimiz dünyadan ayrıldı,<br />
 Bu,ayrılığa dayanamadı,<br />
 üzülüp,ezan okuyamadı,<br />
 Medine&#8217;de artık duramadı&#8230;</p>
<p>Suriye taraflarına gitti,<br />
 İslamiyet ,halka sevdirdi,<br />
 Allah kıtabını öğretti,<br />
 Şam memleketinde vefat etti&#8230;</p>
<p>ALLAH Ondan razi olsun..<br />
acizane</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Adın Nur Muhammed (sav), yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/07/adin-nur-muhammed-sav/#comment-1237</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 13:54:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2256#comment-1237</guid>
		<description>Tefekkür, insana mahsus bir özelliktir.
 İnsan, tefekkür sayesinde diğer varlıklardan ayrılır ve üstün olur.
 Tefekkür ancak kalpte tasavvuru mümkün olan şeyler hakkında yapılabilir.
 Onun için, Allah’ın yarattığı varlıklar hakkında tefekkür mümkün;
 fakat Allah’ın zatı hakkındaki tefekkür mümkün değildir.
 Çünkü Allah hiçbir şekilde suret olarak vasıflandırılamaz ve şekil olarak hayal edilemez.
 Efendimiz (sas)’e en çok tesir eden ayetlerden biri, tefekkürle ilgilidir.
 İki kişi Hz. Âîşe (r.anhâ)’yı ziyaret etmişler.
 Onlardan biri, “Hz. Muhammed (sas)’de gördüğünüz etkileyici bir şeyi bize anlatır mısınız?” deyince,
 Hz. Âîşe (r.anhâ) şöyle demiştir:
 “Allah Rasûlü (sas) bir gece kalktı, abdest alıp namaz kıldı.
 Namazda çok ağladı.
 Gözlerinden akan yaşlar sakallarını ve secde esnasında yerleri ıslattı.
 Sabah ezanı için gelen Hz. Bilâl (ra), “Ya Rasulullah (sas)!
 Geçmiş ve gelecek bütün günahlarınız affedildiği halde, sizi ağlatan nedir?” deyince, O,
 “Bu gece Yüce Allah bir ayet indirdi. Beni bu ayet ağlatmaktadır” dedi ve ayeti okudu: 
“Muhakkak göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri
 ardınca gelişinde düşünen insanlar için elbette birçok dersler vardır.” (Âl-i İmrân, 3/190)
 Ondan sonra Rasulullah (sas), “Bu ayeti okuyup da üzerinde tefekkürde bulunmayan,
 düşünmeyen kişilere yazıklar olsun.” dedi. 
Bu ayette, tefekküre davet edilen akıl sahiplerinin durumunu açıklayan bir sonraki ayetin meâli de şöyledir: “
 Onlar ki Allah’ı gâh ayakta divan durarak,
 gâh oturarak, gâh yanları üzere zikreder, göklerin ve yerin yaratılışı
 hakkında düşünürler ve derler ki:
 “Ey büyük Rabbimiz! Sen bunları gayesiz, boşuna yaratmadın.
 Seni bu gibi noksanlardan tenzih ederiz.
 Sen bizi o ateş azabından koru!” (Âl-i İmrân, 3/191)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tefekkür, insana mahsus bir özelliktir.<br />
 İnsan, tefekkür sayesinde diğer varlıklardan ayrılır ve üstün olur.<br />
 Tefekkür ancak kalpte tasavvuru mümkün olan şeyler hakkında yapılabilir.<br />
 Onun için, Allah’ın yarattığı varlıklar hakkında tefekkür mümkün;<br />
 fakat Allah’ın zatı hakkındaki tefekkür mümkün değildir.<br />
 Çünkü Allah hiçbir şekilde suret olarak vasıflandırılamaz ve şekil olarak hayal edilemez.<br />
 Efendimiz (sas)’e en çok tesir eden ayetlerden biri, tefekkürle ilgilidir.<br />
 İki kişi Hz. Âîşe (r.anhâ)’yı ziyaret etmişler.<br />
 Onlardan biri, “Hz. Muhammed (sas)’de gördüğünüz etkileyici bir şeyi bize anlatır mısınız?” deyince,<br />
 Hz. Âîşe (r.anhâ) şöyle demiştir:<br />
 “Allah Rasûlü (sas) bir gece kalktı, abdest alıp namaz kıldı.<br />
 Namazda çok ağladı.<br />
 Gözlerinden akan yaşlar sakallarını ve secde esnasında yerleri ıslattı.<br />
 Sabah ezanı için gelen Hz. Bilâl (ra), “Ya Rasulullah (sas)!<br />
 Geçmiş ve gelecek bütün günahlarınız affedildiği halde, sizi ağlatan nedir?” deyince, O,<br />
 “Bu gece Yüce Allah bir ayet indirdi. Beni bu ayet ağlatmaktadır” dedi ve ayeti okudu:<br />
“Muhakkak göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri<br />
 ardınca gelişinde düşünen insanlar için elbette birçok dersler vardır.” (Âl-i İmrân, 3/190)<br />
 Ondan sonra Rasulullah (sas), “Bu ayeti okuyup da üzerinde tefekkürde bulunmayan,<br />
 düşünmeyen kişilere yazıklar olsun.” dedi.<br />
Bu ayette, tefekküre davet edilen akıl sahiplerinin durumunu açıklayan bir sonraki ayetin meâli de şöyledir: “<br />
 Onlar ki Allah’ı gâh ayakta divan durarak,<br />
 gâh oturarak, gâh yanları üzere zikreder, göklerin ve yerin yaratılışı<br />
 hakkında düşünürler ve derler ki:<br />
 “Ey büyük Rabbimiz! Sen bunları gayesiz, boşuna yaratmadın.<br />
 Seni bu gibi noksanlardan tenzih ederiz.<br />
 Sen bizi o ateş azabından koru!” (Âl-i İmrân, 3/191)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Adın Nur Muhammed (sav), yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/07/adin-nur-muhammed-sav/#comment-1236</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 13:53:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2256#comment-1236</guid>
		<description>Canların cananı nebi, aleme rahmet geldin, 
Derman olup derdime bakar mısın EFENDİM, 
Övülmüşsün ezelden, kalplere şefkat geldin, 
Hasretinle bu gönlü yakar mısın EFENDİM.. 

Gönüller mahzun sensiz, sensiz yüzler gülmüyor, 
Rüyada bile olsa bayrama gel EFENDİM, 
Ümmetin ağlar sensiz, sensiz figan durmuyor, 
Biçare gönlümüze seyrana gel EFENDİM.. 

Hicran ile yakma Yâr, bize vuslat ile gel, 
Cemalin seyredelim, müjdeyle gel EFENDİM, 
Sana güller derelim, güller koklamaya gel, 
Arzuhal günü olsun, görmeye gel EFENDİM.. 

Aşkınla gönüllere çağlayıver Sultanım, 
Sensizlikten harabe güllere gül EFENDİM, 
Ravzadan selamını yollayıver Sultanım, 
Sana gelen yollardan muştuyla gel EFENDİM.. 

Güllerin Sultanına kainat kurban olur, 
Sana kurban olur mu bu can, sana EFENDİM, 
Rahman’ın melekleri, gülünce, hayran olur, 
Bir tebessümünü bu can görür mü EFENDİM.. 

Kainat üzerinde rahmet olmaya geldin, 
Yağmur olup gönlüme yağar mısın EFENDİM, 
Rabb’in Habibi sen ki AHMED olmaya geldin, 
Nehir olup gönlüme akar mısın EFENDİM.. 

Aciz kaldım övmeye, gülyüzlü efendimi, 
Bu nameyi selamla yolluyorum EFENDİM, 
Efendim, bendideyim, çözmeye gel bendimi, 
İzin ver ravzana koşup geleyim EFENDİM.. 

MUHAMMED MUSTAFA’sın, böyle buyurmuş HANNAN, 
Gözyaşımı silmeye gelir misin EFENDİM, 
Resulü Kibriyasın, nurunu övmüş MENNAN, 
Kıtmirin olamam Yâr, eyler misin EFENDİM.. 

Enbiyalar Sultanı! Makam-ı Mahmud senin, 
İntizar edenlere vuslat var mı EFENDİM, 
Evliyalar hakanı! Kevser ummanı senin, 
Ummanından bir damla murad var mı EFENDİM.. 

Aşıkların gözyaşı, güllerin rüyası Yâr, 
Yetimlerin babası, meded eyle EFENDİM, 
Gecelerin güneşi, duha’nın süruru Yâr, 
Ümmetinin amanı, buyur da gel EFENDİM…. 



Şair: muhammed menzilyar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Canların cananı nebi, aleme rahmet geldin,<br />
Derman olup derdime bakar mısın EFENDİM,<br />
Övülmüşsün ezelden, kalplere şefkat geldin,<br />
Hasretinle bu gönlü yakar mısın EFENDİM.. </p>
<p>Gönüller mahzun sensiz, sensiz yüzler gülmüyor,<br />
Rüyada bile olsa bayrama gel EFENDİM,<br />
Ümmetin ağlar sensiz, sensiz figan durmuyor,<br />
Biçare gönlümüze seyrana gel EFENDİM.. </p>
<p>Hicran ile yakma Yâr, bize vuslat ile gel,<br />
Cemalin seyredelim, müjdeyle gel EFENDİM,<br />
Sana güller derelim, güller koklamaya gel,<br />
Arzuhal günü olsun, görmeye gel EFENDİM.. </p>
<p>Aşkınla gönüllere çağlayıver Sultanım,<br />
Sensizlikten harabe güllere gül EFENDİM,<br />
Ravzadan selamını yollayıver Sultanım,<br />
Sana gelen yollardan muştuyla gel EFENDİM.. </p>
<p>Güllerin Sultanına kainat kurban olur,<br />
Sana kurban olur mu bu can, sana EFENDİM,<br />
Rahman’ın melekleri, gülünce, hayran olur,<br />
Bir tebessümünü bu can görür mü EFENDİM.. </p>
<p>Kainat üzerinde rahmet olmaya geldin,<br />
Yağmur olup gönlüme yağar mısın EFENDİM,<br />
Rabb’in Habibi sen ki AHMED olmaya geldin,<br />
Nehir olup gönlüme akar mısın EFENDİM.. </p>
<p>Aciz kaldım övmeye, gülyüzlü efendimi,<br />
Bu nameyi selamla yolluyorum EFENDİM,<br />
Efendim, bendideyim, çözmeye gel bendimi,<br />
İzin ver ravzana koşup geleyim EFENDİM.. </p>
<p>MUHAMMED MUSTAFA’sın, böyle buyurmuş HANNAN,<br />
Gözyaşımı silmeye gelir misin EFENDİM,<br />
Resulü Kibriyasın, nurunu övmüş MENNAN,<br />
Kıtmirin olamam Yâr, eyler misin EFENDİM.. </p>
<p>Enbiyalar Sultanı! Makam-ı Mahmud senin,<br />
İntizar edenlere vuslat var mı EFENDİM,<br />
Evliyalar hakanı! Kevser ummanı senin,<br />
Ummanından bir damla murad var mı EFENDİM.. </p>
<p>Aşıkların gözyaşı, güllerin rüyası Yâr,<br />
Yetimlerin babası, meded eyle EFENDİM,<br />
Gecelerin güneşi, duha’nın süruru Yâr,<br />
Ümmetinin amanı, buyur da gel EFENDİM…. </p>
<p>Şair: muhammed menzilyar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Adın Nur Muhammed (sav), yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/07/adin-nur-muhammed-sav/#comment-1235</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 13:49:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2256#comment-1235</guid>
		<description>Ummanında Kaybolduğum Nursun


Umanında kaybolduğum nûrsun.
Mecnûn’un Leyla’da aradığı,
Yandığı, çöllerde kana kana yudumladığı senin sevgindi.
Annesiz bir çocuğun anne diye uzandığı,
Babasız gecelerde baba diye andığı sensin
Soğuk ve insaf bilmez yalnızlıklarda
Hangi hasta vardır ki gözyaşı döksün de
O yaşlar senin avucuna damlamasın.
Hangi masum,hangi mazlum vardır ki,
O merhamet deryası yüreğini sığınak yapmasın.
Ey Sultan-ı Levlak
Kardan adamıyla güneşe çalım satan
Bir çocuğa bakar gibi baktın bize.
Sağanak yağmur altında
Ateş yakan bir yolcuyu izler gibi izledin.
“Bilmiyorlar Allahım” dedin
“Bilseler yapmazlardı”
Her şeyin önü O’ndan,sonu O’na,
Varlıklar adedince selam sana,salât sana.
Umanında kaybolduğum nûrsun.
Her akşam gurupla ayrılan heyecanın kucağında görünensin
Bırak kırk ikindi yağmurları saçlarında gezinsin.
Sensizlikten yorgun düşmüş bakışları avuçlayıp semaya serp
Ve öylece kal sığındığın Rahmanın sırdaşı olarak
Ben geçici hazların sardığı bedenimde
O beden tabutunun en derininde nefsimin esiriyim.
Ama sen umanında kaybolduğum nûrsun.
Azaba ramak kalmış şu dakikalarda beni hayalinle korursun.
Aranan yine sensin saikalarda,
Kutsi perdelerin kalktığı anlarda özlemimsin sen
Umanında kaybolduğum nûrsun.
Gölgen vurur düşlerimin yazgısına
Ben o nûrla damla damla kutsiliği tadarım
Yüzümde meltemlerden arda kalan serinlik
Muhabbet sabahlayan hislerimin en ücra köşesinde
Düşmanım benlik,yalnızca bir benlik
Yoluma set çeken ve seninle kaybolan basitlik
Düşündüğünü zincire vuran benim
Şafakla kaybolan benim ve ellerim sana uzanır
Ey Sultan-ı Levlak!
Düşmanını elleriyle besleyen bir insana bakar gibi baktın bize
İlacını ateşe atan bir hastayı izler gibi izledin
“Bilmiyorlar Allahım” dedin
“Bilseler yapmazlardı”
Her şeyin önü O’ndan, sonu O’na
Varlıklar adedince selam sana,salât sana
Sen içimde yanan tatlı bir korsun
Ve sen umanında kaybolduğum nûrsun.
alıntı</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ummanında Kaybolduğum Nursun</p>
<p>Umanında kaybolduğum nûrsun.<br />
Mecnûn’un Leyla’da aradığı,<br />
Yandığı, çöllerde kana kana yudumladığı senin sevgindi.<br />
Annesiz bir çocuğun anne diye uzandığı,<br />
Babasız gecelerde baba diye andığı sensin<br />
Soğuk ve insaf bilmez yalnızlıklarda<br />
Hangi hasta vardır ki gözyaşı döksün de<br />
O yaşlar senin avucuna damlamasın.<br />
Hangi masum,hangi mazlum vardır ki,<br />
O merhamet deryası yüreğini sığınak yapmasın.<br />
Ey Sultan-ı Levlak<br />
Kardan adamıyla güneşe çalım satan<br />
Bir çocuğa bakar gibi baktın bize.<br />
Sağanak yağmur altında<br />
Ateş yakan bir yolcuyu izler gibi izledin.<br />
“Bilmiyorlar Allahım” dedin<br />
“Bilseler yapmazlardı”<br />
Her şeyin önü O’ndan,sonu O’na,<br />
Varlıklar adedince selam sana,salât sana.<br />
Umanında kaybolduğum nûrsun.<br />
Her akşam gurupla ayrılan heyecanın kucağında görünensin<br />
Bırak kırk ikindi yağmurları saçlarında gezinsin.<br />
Sensizlikten yorgun düşmüş bakışları avuçlayıp semaya serp<br />
Ve öylece kal sığındığın Rahmanın sırdaşı olarak<br />
Ben geçici hazların sardığı bedenimde<br />
O beden tabutunun en derininde nefsimin esiriyim.<br />
Ama sen umanında kaybolduğum nûrsun.<br />
Azaba ramak kalmış şu dakikalarda beni hayalinle korursun.<br />
Aranan yine sensin saikalarda,<br />
Kutsi perdelerin kalktığı anlarda özlemimsin sen<br />
Umanında kaybolduğum nûrsun.<br />
Gölgen vurur düşlerimin yazgısına<br />
Ben o nûrla damla damla kutsiliği tadarım<br />
Yüzümde meltemlerden arda kalan serinlik<br />
Muhabbet sabahlayan hislerimin en ücra köşesinde<br />
Düşmanım benlik,yalnızca bir benlik<br />
Yoluma set çeken ve seninle kaybolan basitlik<br />
Düşündüğünü zincire vuran benim<br />
Şafakla kaybolan benim ve ellerim sana uzanır<br />
Ey Sultan-ı Levlak!<br />
Düşmanını elleriyle besleyen bir insana bakar gibi baktın bize<br />
İlacını ateşe atan bir hastayı izler gibi izledin<br />
“Bilmiyorlar Allahım” dedin<br />
“Bilseler yapmazlardı”<br />
Her şeyin önü O’ndan, sonu O’na<br />
Varlıklar adedince selam sana,salât sana<br />
Sen içimde yanan tatlı bir korsun<br />
Ve sen umanında kaybolduğum nûrsun.<br />
alıntı</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Gülay Sultan(sizden gelenler ) yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/04/2247/#comment-1233</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 20:20:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2247#comment-1233</guid>
		<description>hepinizden Mevlam razi olsun güzel insanlar..inşallah size layık olmaya çalışırım Mevlam izniyle</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>hepinizden Mevlam razi olsun güzel insanlar..inşallah size layık olmaya çalışırım Mevlam izniyle</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Gülay Sultan(sizden gelenler ) yazısına gulayozturk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://islamisite.wordpress.com/2009/10/04/2247/#comment-1232</link>
		<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 20:19:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamisite.wordpress.com/?p=2247#comment-1232</guid>
		<description>ABLAMA



Nasıl anlatayım sana ablamı 
uzak diyarları görür iri gözleri 
dünyayı kucaklar sıcacık yüreği 
sanırsın dünyanın iyilik meleği 
== = == == == 
Bu zamanda kaldımıki evliya 
sus be günahkar ALLAH aşkına 
senki tabii ol muhammed yoluna 
elbet ibrettir gülayın hikayesi sana 
== = == == == == 
O ki zamanı bırak kendini aşmış 
şu evrende ALLAH aşkı ile yanmış 
Bilgisayarıda bu amaç için açmış 
Tövbesini ta adıyamandan almış 
=== === == == == 
Bakışı tatlıdır gülüşü sıcak 
O muhammed (s.a.s) yolunda uşak 
sanmaki gönlü şu dünyadan uzak 
sevenler onu Msn den bulacak 
==== = = === === == 
Bakarsın hep meşgul msn de 
Sanırsın yazışmak istemez bizimle 
o Kİ ibretli yazılar yazar edeble 
Niyetin halisse radyo çınarda bekle 
=== ==== ====== 
ALLAH dediği yıllarda çekmiş cefa 
dostları ile dertleşmiş radyo çınarda 
çağırmış sevenlerini hergün namaza 
Ablamki baş koymuş Muhammed&#039;in yoluna 
===== ========= ====== 
Boş durmamış gitmiş köydeki toplantılara 
yarım yamalak türkçesiyle anlattıklarına 
Şaşırıp kalmış bizim şaşkın ulema 
biraz daha konuşsamı FATİH &#039;İ torunlarına 
==== =========== 
O ki almanyadan gelmiş istanbula 
orada yakın bulmuş kendini ALLAH &#039;a 
canınıda adayınca muhammed&#039;in yoluna 
ters düşmüş haçlı ana ve babaya 
======= ==== ======= 
ANLAYIN ALLAH &#039;ın gazabı çetin 
açmış ellerini biçare ABLAN 
HER GECE VUSLATA ERMEK İÇİN 
kılavuzunu seçmiş MUHAMMEDÜL emin 

(Yazan singepsu3.Ramazan...)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ABLAMA</p>
<p>Nasıl anlatayım sana ablamı<br />
uzak diyarları görür iri gözleri<br />
dünyayı kucaklar sıcacık yüreği<br />
sanırsın dünyanın iyilik meleği<br />
== = == == ==<br />
Bu zamanda kaldımıki evliya<br />
sus be günahkar ALLAH aşkına<br />
senki tabii ol muhammed yoluna<br />
elbet ibrettir gülayın hikayesi sana<br />
== = == == == ==<br />
O ki zamanı bırak kendini aşmış<br />
şu evrende ALLAH aşkı ile yanmış<br />
Bilgisayarıda bu amaç için açmış<br />
Tövbesini ta adıyamandan almış<br />
=== === == == ==<br />
Bakışı tatlıdır gülüşü sıcak<br />
O muhammed (s.a.s) yolunda uşak<br />
sanmaki gönlü şu dünyadan uzak<br />
sevenler onu Msn den bulacak<br />
==== = = === === ==<br />
Bakarsın hep meşgul msn de<br />
Sanırsın yazışmak istemez bizimle<br />
o Kİ ibretli yazılar yazar edeble<br />
Niyetin halisse radyo çınarda bekle<br />
=== ==== ======<br />
ALLAH dediği yıllarda çekmiş cefa<br />
dostları ile dertleşmiş radyo çınarda<br />
çağırmış sevenlerini hergün namaza<br />
Ablamki baş koymuş Muhammed&#8217;in yoluna<br />
===== ========= ======<br />
Boş durmamış gitmiş köydeki toplantılara<br />
yarım yamalak türkçesiyle anlattıklarına<br />
Şaşırıp kalmış bizim şaşkın ulema<br />
biraz daha konuşsamı FATİH &#8216;İ torunlarına<br />
==== ===========<br />
O ki almanyadan gelmiş istanbula<br />
orada yakın bulmuş kendini ALLAH &#8216;a<br />
canınıda adayınca muhammed&#8217;in yoluna<br />
ters düşmüş haçlı ana ve babaya<br />
======= ==== =======<br />
ANLAYIN ALLAH &#8216;ın gazabı çetin<br />
açmış ellerini biçare ABLAN<br />
HER GECE VUSLATA ERMEK İÇİN<br />
kılavuzunu seçmiş MUHAMMEDÜL emin </p>
<p>(Yazan singepsu3.Ramazan&#8230;)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
