İslam Huzur Dinidir

İslamı sonradan bulup mutluluğa eren bir yürekten; İslam

Mesajlar Etiketlendi ‘düşünmek’

Üstünlük ve şeref düşünüp ibret almada ve ebedi hayat için hazırlanmakta.

Yazan: gulayozturk Kasım 5, 2008

             

Tefekkür kelime manasıyla fikretmek, düşünmektir. mümin için ise; Allah’u Tela’nın sanatında ki, yarattıklarında ki eşi benzeri olmayan, hayret verici güzellikleri, nizamı, ihtişamı düşünüp ve kalbe getirerek Allah’u Tela’yı tanımaya ve rızasına götürecek düşüncelerdir.
Mümin Allah’u Tela’yı; tefekkür ederek, kendi acizliğini anlayarak bulur. Tefekkür olmayan bir şeyi hayal etmek değil varlıklarda ki manayı görmektir. Tefekkür kalp gözü ile varlıklara bakmak ve onlarda yazılı olan ilahi ibretleri okumaktır.
Tefekkürün sonuçta vereceği meyve ilim, hal ve amellerdir. Çünkü tefekkür kalp de ilim doğurur. Kalp de ilim meydana gelince kalbin hali değişir, kalbin hali değişince de azaların amelleri değişir. Yani, amel hale, hal ilime, ilim de tefekküre bağlıdır. Bu demektir ki, bütün iyiliklerin başı ve başlangıcı tefekkürdür. İyiliklerin başı da insanın kendine yaptığı iyilik olan imandır. Bişr-i hafi (ks) “Eğer insanlar Allah’ın azametini yeterince düşünüp tefekkür etselerdi, O’na asla isyan etmezler di.” Diyor. Nitekim Peygamber Efendimiz(sav)”bir saat tefekkür etmek bin yıl ibadet etmek den hayırlıdır.” (Ebu Derda R.A) buyuruyor.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: makale | Etiketler: , , , , , | 5 Yorum »

icimizi ihmal ediyor, disimizi suslemekle mi mesgul oluyoruz?

Yazan: gulayozturk Ekim 4, 2008

                    

Asiri derecede pahali ve gosterisli bir giyimle sokakta calim atarak yuruyen yoksul kadini goren Hazreti Ali (radiyallahu anh) Efendimiz demis ki:

-Hanimefendi, ic dunyasini ihmal ederek saglanan dis guzellik guzellik degildir. Asil guzellik ailesi icinde verdigi uyumlu hizmetleriyle evinde kazandigi ic guzelliktir!

 

Bu sozden hareketle diyorum ki, sanki biz de bugun icimizi unutmus, disimizi suslemekle mesguluz. Ic boslugumuzu gizlemek icin disimizi susleme ihtiyaci duymaktayiz.

 Bundan dolayi imkanimizla uygunluk arz etmeyen pahali markalari, israfli giyim kusami, gosterisli hayati hedef aliyor, borc harc icinde de olsa gosterisli bir dis guzellik goruntusuyle kendimizi ispatlamaya calisiyoruz.

 Halbuki, ic dunyasini ozentiden kurtaracak ilim, irfana ulasmis kimseler dis gorunusu bu kadar one cikarma geregi duymazlar, onlar salahat ve mahareti one alirlar, ilim ve ahlak guzelligini gaye edinirler, dis gorunusle gereginden fazla mesgul olmazlar.

 Bilirler ki esas olan ic olgunluk, fikir ve ruhta derinlik, komplekslerden kurtaran inanclariyla ayakta durustur.

Cevreyi tahrik etmeden ornek olustur.

Isterseniz kimligimizle ilgili bu muhim konuyu Irsad Ekseni’nden alacagimiz ornekler uzerinde dusunelim.

Bakalim gercek kimligini kazanmis kimselerde ne turlu bir dis gorunus sadeligi ve ic olus derinligi goze carpmaktadir?

Esas olan, asiri bir dis gorunus mudur, yoksa ilim, irfan yuklu mutevazi bir ic olus mudur?

Kazandigi saglam inanclariyla komplekslerden arinmis sekilde kendi degerleriyle ayakta durus mudur?

 Irsad Ekseni’nin muhterem muellifini dinliyoruz bu konuda.

Kimligini kazanmis kimseleri nasil tarif ediyor bir gorelim.

 Diyor ki:

- Samimi ve halis bir mu’minin en carpici vasfi, onun tevazuu ve alcak gonullulugudur

. Cevreye guzel ornek olusudur.

 Tahrike sebep olacak israfli goruntulerden uzak durusudur. Onun hayati gayet sadedir.

 Gonlu gozu hep sadelikle doludur.

 Evi barki ve muhiti yine bu manzara ile cevrilidir.

 Bu guzel vasfi o, Kur’an’dan ve Resulullah’in (sallallahu aleyhi ve sellem) essiz hayatindan almistir. Zira; Efendiler Efendisi (sallallahu aleyhi ve sellem) hep boyle davranmis ve hep boyle sade ve kendinden emin sekilde yasamistir.

O, Mekke’de ilk teblige basladigi gun nasil tevazu icindedir;

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Diğer Konular | Etiketler: , , , , | 1 Yorum »

Ölümü Hatırlamak

Yazan: gulayozturk Ağustos 26, 2008

            

Kürşat Salih YAMAN • Ocak 2008

Hatırlamaktan çekindiğimiz için semtimize hiç ölüm uğramaz sanırız. Her ölümü de erken biliriz. Oysa ölümü düşünmek insanoğluna hem gayesini anımsatan, hem de onu gündelik dertlerinde kaybolmaktan koruyan bir zırh gibidir.
Bazı şeyleri düşünmekten kaçınırız, çünkü o şeyle yüzleşmekten korkuyoruzdur. Mesela kendimizi âmâ olarak düşünmekten çekinmemizin ardında, görme yetimizi kaybetmekten duyduğumuz endişe vardır.
İnsanın ölümü düşünmekten kaçınması da bu karşılaşma, yüzleşme korkusundan ileri gelir. Oysa hep dediğimiz gibi, “korkunun ecele faydası yok.” Korkulan bazı şeyleri düşünmekten kaçınmak, onunla mutlaka yüzleşeceğimiz gerçeğini ortadan kaldırmıyor. İşte ölüm de böyle. Kur’an-ı Kerim’de ifade buyrulduğu üzere, “Her canlı ölümü tadacaktır.” (Ankebut, 57), “Sarp ve sağlam kalelere sığınsa bile!” (Nisa, 78)
Ölümü Düşünmekten Korkanlar
Ölümü düşünmekten çekinen, ölümden korkan kimseler iki kısımdır:
İlki, dünyanın geçici zevklerine gönül bağlayan, keyfi ne isterse onu yapmayı hayat felsefesi edinen kimselerdir. Nefsine teslim olanlar yani. Ölüm onlar için yaşama keyfinin son bulması anlamına geldiğinden, düşüncesi dahi yüreklerine korku ve gerginlik düşürür. Ölümü akla getirecek her şeyden vahşi hayvandan kaçar gibi uzak dururlar. Yanlarında ölümden bahsedilecek olsa sinirlenip bunalırlar. Kur’an-ı Kerim’de bu kimseler için; “De ki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacak. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah’a döndürüleceksiniz de, O size bütün yaptıklarınızı haber verecek.” (Cuma, 8 buyurulur.
Ölüm gerçeğini hatıra getirmekten çekinen diğer kısım ise, ölümden sonrası için yeterli hazırlık yapamadığı endişesi taşıyan, Allah’a karşı çokça isyan ettiklerini düşünen kimselerdir. Bu kişiler her ne kadar ölümden çok rahatsız olmasalar da yine de kaygılanır, korkarlar. Bu tür insanların hali, evde hesap vereceğini bildiği halde annesinin sözünden çıkıp yaramazlık etmiş çocuklara benzer.

Yazı kategorisi: İslami Yazılar | Etiketler: , , , , , | 1 Yorum »

pişmanlık duydunuzmu hiç…?‏

Yazan: gulayozturk Ağustos 13, 2008

         

Bilmem hiç düşündünüzmü geçen hayatınızı,geçen seneler,ve günler yaptığınız
hayırlı ve hayırsız her şey gözünüzden ,aklınızdan geçtiğini oluyor mu..?
Gafletten yaşadığınız yıllar için pişmanlık duydunuzmu hiç…?Yoksa gaflete
dalıp,varacağınız yer hiç düşünmüyor,hayırlıksız yol mu alıyoruz..?
Eğer öyleyse dostlar ,bizlere eninde sonunda büyük bir pişmanlık bekliyor..
Bizlere düşen vazife,pişmanlık getiren gaflete düşmemek,Azrail görmeden
yaptıklarımız için pişman olmaktır..
Büyüklerimiz biri her fırsatta Azrail’le görüsüp sohbet ederdi..
O zat bir gün Azrail’e dedi ki…
-Sakın bana anzızın gelme..önceden haber gönder, “geliyorum hazırlıklı ol
“diye işaretler ver,ondan sonra gel….
Azrail (a.s.)bu teklifi kabul etti…
-Gelmeden önce haber gönderecem sana ,seninle dostluğumuz var,dedi…
Aradan zaman geçti..
birde baktı ki,Azrail anzızın karşısında geldi…
-Olur mu öyle ,dedi..Gelmeden önce haberciler gönderecektin,ben
hazırlanacaktım,sonra gelip ruhuma alacaktın…Verdiği sözünden neden
durmadın da anzızın geldin..?
Azrail (a.s.) tebessüm ederek cevap verdi..
-Ben ,dedi,sözümden durdum..dediğin habercileri de gönderdim..istersen bak
şu beyazlayan saçlarına,
feri azalmış gözlerine,kuvvet gitmiş bedenine,bunlar benim gelmemin
yakınlaştığını bildiren habercilerimdi..
Ama sen gaflete daldığından böyle açık seçik habercilerini dahi
anlayamadın..!
Kaldı ki ben hep önceden böyle haber göndererek de gelmem..
Bazen de anzızın da gelebilirim..insanlar buna da hesaba katmalı ona göre
gaflete dalmadan hep hazırlıklı bulunmalılar..

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: , , , , , , , | 2 Yorum »

KARANLIK MIDIR GECELERİNİZ?

Yazan: gulayozturk Haziran 30, 2008

            

Neden geceleri korkar insan? Neden ürperir? Gece, neden sadece karanlık demektir kimilerine göre: Uyku demektir ya da kötülük.

Neden harcanır geceler? Zamanın yararsız bir kısmı gibi çöpe atılır. Rabbimizin belirttiği gibi bir dinlenme vaktidir elbette. Ama keyifle geçirilecek, başından sonuna kadar yatılacak kadar da değersiz değildir.

Gece, Rahman’ın dünya göğüne tecelli ettiği saatleri taşır içinde. Her duanın kabul edildiği, tevbe edenlerin affedildiği anlardır o saatler.

Yüreği geceden daha kara olanlar, fırsat bilirler karanlığı, kötü emelleri için. Oysa gece masumdur. Yakarışları taşır bağrında, sessiz akan gözyaşlarına şahit olur. İçten yapılan dualara, istiğfarlara.

Karanlık sanmayın sakın geceleri. Aydınlıktır geceler. Aydan, yıldızlardan daha parlak, müminin yüreğinde ki nur aydınlatır onu.

Gece mümini sever, mümin geceyi. İbadeti neşedir gecenin. Ağlayarak secdelere kapanmanın hazzı yaşanır, karanlığın o kuytu yerlerinde. Birilerinin kötülüklerini karanlıklarda saklamasına inat, en halis, en temiz ibadetler saklanır insanlardan. Riyasız, gösterişsiz, mutmain ameller yapılır gecenin derinliklerinde.
 

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Diğer Konular | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , | 3 Yorum »