İslam Huzur Dinidir

İslamı sonradan bulup mutluluğa eren bir yürekten; İslam

Mesajlar Etiketlendi ‘gaflet’

Çok kıymetli nasihatler‏

Yazan: gulayozturk Eylül 3, 2008

                

Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki:

Fırsat ganimettir. Ömrün tamamını faydasız işlerle telef etmemeli, Hak teâlânın rızasına uygun şeylere harcamalı! Beş vakit namazı, tadil-i erkan ile ve cemaat ile kılmalı, teheccüd namazını elden kaçırmamalı, seher vakitlerini istiğfarsız geçirmemeli, gaflet uykusuna dalmamalı, ölümü düşünmeli, ahiret hallerini gözetmeli, fani dünyanın haram olan işlerinden yüz çevirip, baki olan ahiret işlerine dönmeli. Dünya işleri ile zaruret miktarı uğraşmalı, diğer vakitlerde, ahireti imar etmekle meşgul olmalıdır. Sözün kısası, Allah’tan gayrı şeylerin sevgisinden korunmalı ve bedeni dinin hükümlerine uymakla süslemeli, onunla meşgul olmalıdır. İş budur, bundan gayrısı hiçtir.

Abdül Kuddüs hazretleri de buyuruyor ki:

Vaktin kıymetini bil! Gece gündüz ilim öğrenmeye çalış! Her zaman abdestli bulun! Beş vakit namazı, sünnetleri ile ve tadil-i erkan ile, huzur ve huşu ile kılmaya çalış! Bunları yapınca, dünyada ve ahirette, sayısız nimetlere kavuşursun. İlim öğrenmek, ibadet içindir. Kıyamette, işten sorulacak, çok ilim öğrendin mi diye sorulmayacaktır. İş ve ibadet de, ihlas elde etmek içindir. İhlas da, hakiki mabud ve kayıtsız, şartsız var olan sevgiliyi [Allahü teâlâyı] sevmek içindir.

İbrahim-i Edhem hazretleri buyuruyor ki:

1- Günah işleyeceksen, Allah’ın verdiği rızkı yeme! Rızkını yiyip de, Ona isyan edilir mi?
2- Günah işleyeceğin zaman, mülkünden çık! Onun mülkünde Ona isyan edilir mi?
3- Günah işlerken Onun görmediği bir yerde işle! Onun mülkünde, rızkını yiyip, gördüğü yerde günah işlenir mi?
4- Can alıcı melek, ruhunu almaya gelince, bir müddet izin isteyebilir veya o meleği kovabilir misin? O zaman hemen tevbe et! Çünkü o melek ani gelir.
5- Mezarda, melekler, sual sorunca, (beni imtihan etmeyin) diyerek onları kovabilir misin? Öyle ise, şimdiden onlara cevap hazırla!
6- Kıyamette (Günahkârlar Cehenneme…) dendiği zaman, ben gitmem diyebilir misin?

Allahü teâlâ, (Ey kullarım! Benden isteyin! Kabul eder, veririm) buyuruyor. Ama verilmeyenler de oluyor. Çünkü Ona dua eder, ama itaat etmezler. Peygamberini tanır, Ona uymazlar. Kur’anı okur, gösterdiği yolda gitmezler. Nimetlerinden faydalanır ama şükretmezler. Cennetin, ibadet edenler için olduğunu bilir, hazırlıkta bulunmazlar. Cehennemi, asiler için yarattığını bilir, ondan sakınmazlar. Ecdadının ne olduklarını görür, ibret almazlar. Kendi ayıplarına bakmayıp, başkalarının ayıplarını araştırırlar. Böyle kimseler, üzerlerine taş yağmadığına, yere batmadıklarına şükretsin! Dualarının neticesi, yalnız bu olursa, yetmez mi?

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: İslami Yazılar | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum »

Haydi kaybetmeden sarıl sevdana!

Yazan: gulayozturk Haziran 24, 2008

         

Haydi kaybetmeden sarıl sevdana!

Bazen sevdiklerini ihmal eder,
Gaflete dalar insan.

Oysa O’nsuz anlamsız olduğunu düşündüğün,
Sahip olduğun en büyük armağanım dediğin,
Başının tacını ihmal eder mi hiç insan?

Kişi sevdiğiyle beraberdir..
Öyle ya.. Sen neden değilsin?
Yoksa yeteri kadar sevmiyormusun?
Hayır… diye haykırıyorsun,
*********, ********
Başımın tacını, hayatıma anlam veren, en büyük armağanımı nasıl sevmem!
Peki neden her an sevdiğinle değilsin?

Sevgi sözde olmaz bunu çok iyi bilirsin!
Sevgi ihmal edildi mi, o çok güçlü dediğin bağları zedeler..
Oysa nasıl da korkarsın sevdiğinden ayrı kalmaktan,
O’nsuz kalınca neleri yitireceğini düşünmek korkutur seni.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Diğer Konular | Etiketler: , , , , , , , , | 3 Yorum »

Hepimiz birer Cennet yolcusuyuz.

Yazan: gulayozturk Haziran 23, 2008

             

Cennete yolculukta ,Allah’a, Ahirete ve Cennetin Varlığına inanmak,insana büyük bir güç ve Enerji veriyor..

Ama, acaba günümüz dünyasında kaç kişi Cennetin Varlığına bütün benliğiyle inanmaktadır..?
N e yazık ki,günümüzde pek çok müslümanın gönlünde Ahiret gününe samimi bir iman ve inanç yoktur..
İnanç,gönülleriniz derinliklerine gereği gibi Yerleşmemiştir.

Kendilerine Ahiret sorulduğu vakit,”Evet inanıyorum,doğrudur “Diyen dilleri ile ondan bahsederken ,kalpleri ciddiyetsizlikVe gaflet içindedir.

Evet zor zamanda bulunuyoruz..

Sanki Peygamberimizin,”zaman gelecek,kişinin İslamiyet’i Yaşaması elinde kor ateş tutar gibi zor olacak “mealindekiİhbarı tahakkuk etmiş gibi görünüyor..

Bunu bir imtihan kabul edip,bundan başarıyla Çıkmaya çalışmalıyız.

Böyle zor dönemlerde,yüreğimizle,sevgi ve nefretimizle nerede,Ne tarafta,kimin ve kimleri yanında olduğumuza bakmalıyız.

Kalp diriliği bakımından kıyamda olup olmadığımızı,ayakta Durup-duramadığımızı kontrol etmeliyiz.

Bilmeliyiz ki,Müslümanlar böyle çileli yıllar yaşayarak,Maddi ve manevi ızdıraplar çekerek,olgunlaşacak,Yanacak,pişecek,arınacak..Saf laşacak,ve tortularını atacaktır..

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: , , , , , , , | » yorum bırak;

Namazda Huşu ve Gaflet‏

Yazan: gulayozturk Haziran 15, 2008

          

Niyazi Beki

Namazın Ruhu Huşudur

KUR’ÂN’DA kurtuluşun anahtarı, içinde huşuu barındıran namaz
gösteriliyor.

“Muhakkak ki, iman edenler kurtulmuştur. Onlar öyle kimselerdir ki,
namazlarını huşu ile kılarlar” (Müminun, 23/1-2) mealindeki ayette bu
ruhu görebiliriz.

Fakat şu da bir gerçektir ki, bir çok Müslüman sürekli olarak, samimi
bir şekilde namaz kıldığı ve kılmak istediği halde, insanî bir gaflet
hali yaşayabiliyor ve her an huşu içinde olamıyor. O halde bu
dermansız derdin teşhisini doğru koymak gerekir.

Namazda Huşu Ne demektir?

HUŞU: Sözlük anlamı itibariyle; korkmak, itaat etmek, tevazu
göstermek, boyun eğmek demektir. “O gün insanlar, hiçbir tarafa
sapmadan Hakkın davetçisine uyarlar. Gözler Rahman’ın
heybetinden `huşu’ içerisine girmiş(kısılmıştır). Artık bir
fısıltıdan başka bir ses işitemezsin” (Ta Ha, 20/108) mealindeki
ayette, kıyamet gününde, insanların Allah’ın heybet ve azameti
karşısındaki korkuları, bükülüşleri, alçalışları, sessiz-sedasız
duruşları `huşu’ kavramıyla ifade edilmiştir.

“İman edenlerin kalpleri, Allah’ı ve O’ndan gelen hakikatleri
hatırlayarak huşu ile dolma zamanı gelmedi mi?” (Hadid, 57/16)
mealindeki ayette huşu kavramı doğrudan kalbin bir fonksiyonu olarak
ortaya konmuştur.

Terim olarak Huşu; bir yandan çekinmek, korkmak, boyun eğmek gibi
kalbin bir eylemi, diğer yandan sükûnet içinde olmak, hareketsiz
duruş sergilemek gibi organların bir eylemi olarak kendini gösterir.
Buna göre, Huşu; aslı kalpte, tezahürü (yansıması) bedende olmak
üzere iki yönlü bir etkileşimin adıdır.

Huşuu yansıtan bir hadis: Hz. Ali anlatıyor:

Hz. Peygamber (a.s.m), rükûda şu duayı okuyordu:

“Allah’ım! Senin için rükûa vardım, Sana iman ettim, Sana teslim
oldum. Kulağım, gözüm, beynim (iliğim), kemiğim ve damarım (sinirim),
sana karşı huşu içerisine girmiştir.” (Müslim, Müsafirin, 201).

Namazdaki Huşuun

İki Unsuru:

Tahliye (boşaltma) ve

Tahliye (doldurma)

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: İslami Yazılar | Etiketler: , , , , , , , , , , | » yorum bırak;

ALLAH’A YAKINLIKTA TEFEKKÜRÜN ÖNEMİ‏

Yazan: gulayozturk Mayıs 19, 2008

Evreni saran yaratılış delillerini görmek, araştırmak ve üzerlerinde
tefekkür etmek, -bazı insanların gerçekleri görmesini engelleyen- gafleti
kaldıran en önemli etkenlerden biridir. Yüce Allah’ın üstün ilmi ve kudreti,
ancak samimi bir tefekkürle hakkıyla takdir edilebilir. Bu sayede insan,
Rabbimizin açık delilleri karşısında kesin bir bilgiyle iman ederken, O’nun
üstün sıfatlarını tanır, Allah’a daha çok yakınlaşır ve her işinde O’nun
rızasını gözetmeyi amaç edinir.
Yüce Rabbimiz, Kuran’daki pek çok ayette insanları düşünmeye davet
etmektedir. Düşünmek, özellikle “derin düşünmek” insanın, alemleri yoktan
var eden, sonsuz güç sahibi Yüce Allah’ı takdir edebilme gücünü, kavrayışını
dolayısıyla Allah korkusunu ve Allah’a olan yakınlığını artıran en önemli
vesilelerden birisidir.
Allah Kuran’ın birçok ayetinde “…düşünmez misiniz?” (Nahl Suresi, 17),
“…düşünen bir topluluk için deliller vardır” (Bakara Suresi, 164)
ifadeleriyle düşünmenin önemini haber vermiş ve üzerinde düşünmemiz için
sayısız delil yaratmıştır. Gördüğümüz, farkına vardığımız herşey Allah’ın
bir tecellisi ve delilidir. Bu nedenle göklerde, yerde ve bunların arasında
bulunan herşey insanın düşünmesi için birer vesiledir. Bir ayette şöyle
buyrulur:
Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her
türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için ayetler
vardır. (Nahl Suresi, 11)

Allahın Yaratma Sanatını Görebilmenin Yolu: Tefekkür

* Tefekkür etmek evrendeki herşeye Allahın üstün yaratma sanatının birer
delili olarak bakmaktır. Sözgelimi pencereye bakmakla pencereden bakmak bir
değildir. Pencereye bakanlar belki pencerenin üzerindeki lekeleri görür ya
da pencerenin çerçevesi, camı gibi bir takım yapısal özellikleri hakkında
görsel bilgi sahibi olurlar. Pencerenin muhteşem bir dünyaya açıldığını
düşünüp buradan dışarı bakanlarsa, bu pencerenin ardındaki güzellikleri
seyrederler ve bundan sonsuz keyif alırlar. Bu anlamda tefekkür etmek,
çevremizdeki güzellikleri görebilmemize yarayan bir nimettir. Tefekkür
sayesinde karşılaştığımız görüntülerin her biri bize Yüce Rabbimizin
azametini, sonsuz rahmetini ve üstün yaratma sanatını gösterir.
* İnsanlar gün içinde birçok konu hakkında düşünürler. Ancak bu düşüncelerin
büyük bir kısmı ahireti için fayda vermeyecek, “boş ve gereksiz”, insanı
hiçbir sonuca vardırmayan, insana hiçbir şey kazandırmayan, yararsız
düşüncelerdir. Oysa önemli olan insanın yaşamının her anında olayların
sebeplerini, hikmetlerini araştırarak gerçek anlamda derin bir şekilde
düşünmesidir.
* Derin bir şekilde düşünmeyi başaran bir insan, bir meyve, örneğin bir
portakal yerken bile, bu meyve hakkında tefekkür eder; portakalın kuru bir
topraktan bu kadar lezzetli ve sulu bir meyve olarak hem de dilimlenmiş bir
şekilde çıktığını, insanın ihtiyaç duyduğu vitaminleri içerdiğini ve tam da
insanların bu vitaminlere ihtiyaç duyduğu kış mevsiminde yetiştiğini
düşünür. Bu şekilde derin düşünen bir mümin, çevresindeki her incelikte
Allah’ın kudretini ve sanatını görür, O’nu tesbih eder ve Allah’a
yakınlaşmaya bir yol bulur. Müminlerin bu vasıfları Kuran’da şöyle haber
verilmektedir:
Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin
ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki “Rabbimiz, Sen bunu
boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru.” (Al-i İmran
Suresi, 191)

Tefekkürün Kazandırdıkları

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: İslami Yazılar | Etiketler: , , , , , , , , , , | » yorum bırak;