İslam Huzur Dinidir

İslamı sonradan bulup mutluluğa eren bir yürekten; İslam

Mesajlar Etiketlendi ‘haram’

Biz Türkler…..

Yazan: gulayozturk Kasım 2, 2008

       

Faziletliydik: Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyide küçümsemezdik.Dürüsttük: Bir zamanlar Londra Ticaret Odası’nın en görünür yerinde şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı: “Türklerle alışveriş et, yanılmazsın.”
İtibarlıydık: Bir zamanlar Hollanda Ticaret Odası’nın toplantılarında oylar eşit çıkınca Osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki sayılır,onun dediği olurdu.

Temizdik: Yere bile tükürmezdik. Hatta, Osmanlı askeri teşkilatını Avrupa’ya tanıtmasıyla meşhur Comte de Marsigil, yere tükürmedikleri için atalarımızı şöyle eleştiriyor:”Türkler hiçbir zaman yere tükürmezler.
Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları,sakalları dökülür.”
Çevreciydik: Kurak günlerde ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için saçak altlarına kuş sarayları yapardık. Bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Diğer Konular | Etiketler: , , , , , , , , | 5 Yorum »

Allah neden “zina yapmayın” değil de ….

Yazan: gulayozturk Ağustos 10, 2008

            

İşte size 18 yaşındaki bir delikanlının acı feryadı: “Muhterem ağabey. Bu maili göz yaşları içinde yazıyorum. Bana bir hocam hep Hz. Yusuf’u örnek almam gerektiğini söylerdi. Ancak ben onun gibi Rabbime karşı vefalı olamadım. Gözlerime ihanet ettim. Onları kirlettim. Çok pişmanım. Şimdi o kirleri gözyaşlarıyla temizlemeye çalışıyorum. Sizden ricam bana dua etmeniz. Cenab-ı Hak, Hz. Yusuf hürmetine asrımızın Yusuflarını korusun…”

Kur’an, bütün olarak kâinatı yaratanın, kâinat içinde insanı yaratanın ve insana “görecek gözler” verenin Allah olduğunu hatırlatır ve bize şöyle seslenir: “Gözlerini haramdan korusunlar.” (Nur, 24/30) Bu emri veren, insanı bu fıtratla yaratandır. İnsan için en fıtri ve en uygun hali, Cenab-ı Hak’tan başka kim bilebilir? Kim o fıtratı verenin üstünde söz söyleyebilir?

Yüce Yaratıcı, bu emriyle, bizi yaratılışımızın gereği olan bir duruma davet eder. Gözünü haramdan sakınmama, her önüne gelene bakma, İlahi takdirin uygun gördüğü fıtratla çelişen bir durumdur. Çünkü insana verilmiş sınırsız duyguları tek bir duygunun emrine verir. İradesini hükümsüz bırakır. Bütün hayatını, bütün dünyasını ve bütün düşüncesini sadece bir yere odaklayan kişilikler ortaya çıkarır.

Gözlerin harama kaymasının, imani bir zaafın eseri olup bu zaafı giderek beslemesinin yanı sıra, insanı insanlıktan aşağıya düşüren bir boyutu da vardır. Zira bütün kâinatı saracak duygu ve kabiliyetlerle donanmış olan insanı, şehevi arzu ve hislerinin esiri kılmakta; karşı cinsten olanları da yalnız cinsel bir objeden ibaret göstermektedir. İnsan tarifini bu denli bayağılaştırmaktadır.

“Gözünü haramdan koruma” emrinin manidar bir yönü de, öncelikle içe dönük bir çabayı emrediyor olmasıdır. Gerek mü’min erkeklere, gerek mü’mine kadınlara söylenen ilk söz “Gözünüz önüne gelen haramları ortadan kaldırın” değildir; “Sen gözünü koru”dur.

Bu, Kur’an’ın önceliği insana veren, düğümü fertlerde çözen genel üslubunun manidar bir yansımasıdır. Çünkü problemin kökü, dış dünyada değil, içimizdedir. İç dünyası, iman kalesi sağlam olan biri, tüm dünya haram tablolarla dolu olsa bile, sarsılıp sapmayacaktır.

Nitekim, Yusuf (a.s.) kıssası, bunun bir örneğidir. Önünde kendini tüm ziynetleriyle sunan dünyalar güzeli biri karşısında, Hz. Yusuf’un tavrı, gözünü ve sırtını dönmek olmuştur. Hz. Yusuf (a.s.), tüm insanlığa şu dersi vermektedir: İnsan, eğer gözünün sahibini tanır ve O’nun emrini hakkıyla bilirse, en baştan çıkartıcı manzara bile onu baştan çıkartamaz.

Göz, göre göre…

Tüm şehvani şeylerde en kritik nokta, yaklaşmaktır. Eşik noktası geçildi mi, gerisi çorap söküğü gibi gelir. Mesela, açık bacaklara bakan bir göz, onunla yetinmez, daha fazlasının izini sürer. Çünkü gözü haramdan korumama gibi eşiklerde, artık iradeyi devre dışı bırakan, insanı kalben ve vicdanen istemese bile günahın son kertesine sürükleyen şeytani bir çekim vardır.

Hususi bir hayâsızlığın genelleşmesi görme yoluyla gerçekleşir. Göz göre göre, kural dışı olan kural haline gelir; anormal olan normalleşir. Gerek mü’min erkeklere, gerek mü’mine kadınlara yönelik gözlerin haramdan korunması emri, işte bu umumi yozlaşmayı ta başından kesmektedir. (Metin Karabaşoğlu)

Nur Suresi’nin 30 ve 31. ayetleri, nice mü’minin kalp hanesini yandıran açık saçıklık fitnesi karşısında, bize imani bir şuurlanmaya dayalı aydınlık bir çıkış yolu sunuyor. Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“(Ey Resulüm), mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar! Bu, onlar için en uygun olan davranıştır. Allah yaptıkları her şeyden hakkıyla haberdardır. Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar! Yine söyle ki mecburen görünen kısımları müstesna olmak üzere ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerini kapatacak şekilde örtsünler.” (Nur, 24/30-31)

Yazı kategorisi: İslami Yazılar | Etiketler: , , , , , , , , | 10 Yorum »

İçim yaniyor….

Yazan: gulayozturk Haziran 24, 2008

              

Niye söylemiyoruz biz doğru sözü ?
Harama bakalım diye mi verdi Mevlam gözü ?
Hatırlayınca Hakk’a verdiğimiz sözü,
Kendi-kendimden utanır gibiyim…

Düşünürüm,acaba ne oluyor bu insanlara,
İsyan çıktı taaaa dağların başına,
Sanki hep bir ağzından söz vermişler şeytana,
Bu vaziyet görüp,için-için yanar gibiyim…

Yaratılmış mahluklar içerisinde en büyük bir nimet olan aklın sahibi insanlar niye böyle ?

birçoğu benliğini bir maddiyatçi lik,medeniyet adı altında binbir türlü rezalet sarmış gidiyor.

o bicare yaratık ,o insanım diyen varlık,niçin bir gün de elini şakayına dayayıp,ciddi bie şekilde nefis muhasebesinde bulunmuyor ?
niçin içine dönüp ,ben neyim,beni yaratan kim,yaratılışımın gayesi nedir ? diye sormuyor ?

EY insanım diyen kardesim !
bunu simdiye kadar yapmamışsan,geç kalmış sayılmazsın.
şimdi eline şakağına koy,içine dön,düşün ve bu soruları cavabımnı vermeye çalış..

mevlam cümlemize yar ve yardımcimiz olsun

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: , , , , , , , , , , , | » yorum bırak;

Yüce Allah’a giden yol iman ve ümitle başlar..

Yazan: gulayozturk Haziran 24, 2008

                    

Yüce Allah’a giden yol iman ve ümitle başlar..Mü’min şüphesiz Yüce Allah’a inanan ve güvenen kimsedir..

Mü’min,Mevlasına imanla,ümitle ve amel ile yaklaşır..
Amel olmadan kimse imanın hakikatini anlayamaz,ve onun ilahi tadını tadamaz..

Dinimizde Yüce Rabbimiz Rahmetine güvenmek farzdır..O’nun c.c.,Rahmetinden ümit kesmek haramdır..
İnsan günahlarını ,kusurlarını bakarak ,”benden artık hayır gelmez,ben kesin adam olamam,benim yerim cehennemdir” demek yanlıştır..
Bize düşen ,daima ümitle yaşamak,Allah’ın Rahmetine güvenmek ve kalbi uyanık tutmaktır..
Kul Rabbini nasıl düşünür ve O’ndan ne beklerse,Allah kendisine öyle muamele eder…

Allah kusurları ,günahları affetmez diye düşünen affolmaz..Allah herkesi cezalandırır düşünen,sıkıntıdan kahrolur..O’nu c.c. çok merhametli bilip merhamet isteyen merhamet edilir..
Rabbim Kerim dir ,kusurları açmaz,diye düşünen ve inanan ,kusurları gizlenir…O c.c. ,tevbeleri kabul eder deyip,tevbe edenin tevbesini kabul edilir..
Allah çok cömerttir,Kendisine açılan eli boş çevirmez diye inanan ve yalvarankimseye,düşündüğünden fazlası verilir..

“”De ki: Ey günah işlemede haddi aşan kullarım!!Allah’ın Rahmetinden ümit kesmeyin.Çünkü Allah bütün günahlar bağışlar.”"(ZÜMER,53) Ayeti ,bütün günahkarlara tevbe için büyük bir cesaret ve müjde veriyor…

Allah Rasulü s.a.v.,bu Ayeti okunduğunda: “O c.c.,günahın çokluğuna aldırış etmez,dilediğini affeder”buyurmuştu..

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: , , , , , , , , , , , | 1 Yorum »

GENCLİK VE AŞK‏

Yazan: gulayozturk Mayıs 14, 2008

Genç olarak dünya ve ahiretle ilgili birçok arzularınız, hedefleriniz vardır. Bunları gerçekleştirme yolunda hızla çabalarken türlü türlü engellerle karşılaşırsınız.

Gençlik döneminde yoğunlaşan problemler içerisinde “cinsel duygular”la ilgili imtihan kadar zor, tehlikeli, büyük ve hayatı etkileyen bir mesele yoktur. Aslında bu imtihan hayatın büyük bir safhasını içine alır. Ancak 15-30 yaş arası kadar yoğun bir biçimde hiçbir zaman yaşanmaz.

Özellikle bu zamanda cinselliğin, hemen her aşağı arzular için istismar edilmesi, karşı konulması zor bir baskı altında bırakır gençleri. Ne yazık ki, toplumsal hayatımızın her safhası, gençlerimizin bu imtihandan başarısız çıkmaları için dizayn edilmiş gibidir.

Hayatımızın her evresinde mahremiyet kaldırılmış. Daha ilkokul çağlarında iken başlayan karma eğitim, üniversitenin sonuna kadar devam ediyor. Çarşı pazar, seyahat, eğlence, toplantı gibi insanların yoğunlukta olduğu her yerde gençler imtihan unsurlarıyla birlikte bulunuyorlar. Yetmiyor, gazete, dergi, sinema, TV gibi yazılı ve görüntülü medya organlarının şimdiye kadar görülmemiş bir taarruzu ve tahriki var.

Böyle bir ortamda bu imtihanı yok farzetmek veya kolaylıkla aşılabileceğini ummak safdillik olur. Gençlerin bu imtihanın ne derece hayatî öneme sahip olduğunu görüp çok yönlü bir donanımla mücadeleye girişmeleri gerekirken, bu çağı geride bırakan büyüklerin de gençlerin bunu başarmaları için ciddi bir yardımda bulunmaları vazgeçilmez bir zarurettir.

Kitaplarımda gençlerin sorunlarına yoğun bir şekilde eğildiğim için sayısız mektup alıyorum. Özellikle “Ömür Boyu Aşk” isimli kitabımızın yayınlanmasından sonra okuyucuyla daha sıkı diyaloglarımız oldu. Yaşadıkları sorunları anlatan ve çözüm isteyen gençlerin mektuplarını gözyaşları içinde okuyorum. Bu mektuplar, gençliğin cinsellik imtihanına eğilmekle ne kadar isabet ettiğimizi gösteriyor. Maalesef, ülkeyi ve dünyayı kurtarmaktan, “ferd”i ihmal edebiliyoruz. Afakî çabalar, enfüsî çalışmaları aksatıyor. Dışla meşguliyet, içeride tedavisi zor yaralar açabiliyor. Oysa gençlik içten içe yanıyor, sorunlar girdabında çırpınıyor.

Özellikle cinsellik konusunda, hep genel geçer kurallardan söz edip, detaya ve örneklere girmiyoruz. Sanki ayıpmış ve üslûp kaldırmıyor gibi düşünüyoruz. Oysa örnekleme ve detaylandırma olmayınca, maksat hasıl olmuyor.

Sizlere ibretli bir mektup sunacağım. Neredeyse yoruma hiç gerek yok; gerçekler tüm açıklığıyla ortada. Evet, “Dilruba” rumuzuyla yazan kardeşimizin mektubunu aktarıyorum:

“Çok değerli Cemil Ağabey! Son zamanlarda evlilik, cinsellik ve gençlik üzerine kaliteli çalışmalar yapıyorsunuz. Ben de bir genç olarak yarama parmak bastığınız için bu yazıyı yazmak ihtiyacı duydum.

“Ben erkeklerle hiçbir zaman muhatap olmadım. Lisede hocalarımla bile konuşurken başımı öne eğer, edep ve saygıyla onlarla konuşurdum. Hayatımda erkek olarak sadece babam ve ağabeyim vardı. Üniversiteye geldiğimde dindar, müsbet ve İslâmî bir bölümde okuyan bir beyle tanıştım. Ciddi olarak görüşüyorduk. Bu görüşmeler sırasında ben, kendi hayamla oturmaya, kalkmaya ve konuşmaya dikkat ederdim. Bildiğim dinî ve imanî hakikatları açıklamaya çalışırdım. Sonuçta muhatabım, sadece iman hakikatlarından haberdardı, ama içli dışlı değildi. Evliliğimizi, ileride nasıl bir hayat kuracağımızı, dünya ve ahiret saadetini, kısacası her şeyi meşru daire içinde konuşmuştuk. Bu görüşmeler sıklaşınca işin içine ister istemez nefis ve şeytan karışmıştı. Ben ise ona, bazı tutum ve davranışlarının yanlış olduğunu, yapmaması gerektiğini, meşru olmayan lezzetlerin haram olduğunu, branşı gereği bunları asıl kendisinin anlatması gerektiğini ifade etmeye çalıştımsa da, nafile… Sonunda bir nefis taşıdığım için ben de bu havaya kapılmıştım. İş ciddiye dönüşünce ailesinden sorun çıktı. Böylece bütün söylemler suya düştü. Yaptığım hatalar, günahlar, haram lezzetler bana kaldı.

“Olayın üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen ben sürekli vicdan azabı duyuyorum, her zaman, her namazda tevbe ediyorum. Ağlamadığım gün ve gece yoktur. Ben kendimi affedemediğim halde Rabbim beni nasıl affedecek, onu düşünüyorum; düşündükçe kahroluyorum. Üzüldüğüm şey, dinî ve imanî hakikatlardan haberdar olan birisi olmama rağmen nasıl oluyor da, bu tür şeyleri yapmışım? Benim gibi olan yüzlerce kız var. Size anlatamayacağım hüzün ve pişmanlıklar içerisindeyim. Bunu Cenab-ı Haktan başka kimse bilemez herhalde.

“Benim suçum, ciddi olarak evliliği düşünmemdi. Benim suçum dindar, dinî hakikatlardan haberdar bir insana güvenmekti. Suçum, Doğu kökenli olup, ailesinin beni kabul etmemesiydi. Suçum, dünya ve ahiret saadetini sağlamayı düşünmem, lüks ve şatafatlı bir hayatı istemememdi. Suç üstüne suç sayabilirsiniz…

“Bu olaydan sonra dindar bile olsa erkeklerden nefret etmeye başladım. İçimde onlara karşı kin ve düşmanlık vardı. Evliliğe kapalı kalmıştım.

“Ben artık şefkat tokatlarını yemiştim, aklım başıma gelmişti. Bu mektubu gençlere örnek olsun diye yazıyorum. Hiç kimse, ‘Benim konuştuğum, görüştüğüm kişi temizdir, dürüsttür, dindardır, güvenilirdir, muhafazakârdır’ deyip, kendini kaptırmasın. Çünkü olaylar başka mecralara kayıyor. İnsan geçmişine dönüp baktığında ahlar, hüzünler, senelerce unutulmayacak izler, gözyaşları ve günahların kara lekesi belleğinde kalacaktır.

“Bu musibet bana ne kadar aciz, zayıf ve çaresiz olduğumu, dünyanın gayri meşru lezzetlerinin bir yedirip bin tokat vurdurduğunu, bir an bile nefis ve şeytanla baş başa kalmanın ne büyük yaralar açtığını öğretti. Belâ ve musibetlere karşı sürekli istiğfar etmek gerektiğini, tevbe kapısının açık olduğunu, her şeyde bir hayır ve hikmet bulunduğunu, esma-i hüsnadan birinin de Tevvab olduğunu, hata işleyip nefis muhasebesi yapmakla Hz Yunus’un (a.s.), sabrederek Hz. Eyyub’un (a.s.) meyvelerine ulaştığımı gösterdi.

“Bunları hiç kimseye anlatmış değilim. Siz gençlik sorunlarıyla ilgilendiğiniz için, gençlerin ibret alması niyetiyle yazıyorum.”

Evet, acı bir tecrübe yaşamış bir kardeşimizin bu içler acısı feryadına, umarım genç kardeşlerimiz kulak verir.

Bu mektup gösteriyor ki, kız erkek arkadaşlığında, tarafları mutsuz edecek sayısız sorun ve tuzak var. Meşru ölçülerin dışına taşıldığında telâfisi zor, belki imkânsız kayıplar söz konusu olabiliyor.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: İslami Yazılar | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | » yorum bırak;