İslam Huzur Dinidir

İslamı sonradan bulup mutluluğa eren bir yürekten; İslam

Mesajlar Etiketlendi ‘İslam’

Hangi Ayıplar Hayvanın Kurban Olmasına Mani Olur?‏

Yazan: gulayozturk Kasım 22, 2009

hangi Ayıplar Hayvanın Kurban Olmasına Mani Olur?

Bilindiği üzere kurban bir ibadettir. Bunun için kurbanlık hayvanların
kusursuz olmaları esastır. Her kusur olmasa da bazı kusurlar kurbana
manidir. Bu kusurlar kısaca şunlardır:
-İki veya bir gözü kör olan,
-Aşırı derecede zayıf olan,
-Kesim yerine yürüyerek gidemeyecek derecede aksak olan,
-Kulağının, kuyruğunun veya tenasül organının üçte birinden fazlası gitmiş
olan,
-Dişlerinin yarıdan fazlası düşmüş olan,
-Doğuştan kulağı ve tenasül organı olmayan,
-Koyun ve keçide bir, sığırda iki memesi kurumuş olan,
-Burnu kesilmiş olan,
-Dilinin çoğu kesilmiş olan,
-Ölüm derecesinde hasta olan.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: | 7 Yorum »

dindar olmak gerici olmak değildir.

Yazan: gulayozturk Kasım 22, 2009

HAFTANIN SOHBETİ
M.SAİD ARVAS
msarvas@ihlas.net.tr

İnsanoğlu, her geçen gün biraz daha ilerleme kaydetmekte, yeni buluşlar ve keşifler elde etmekte ve daha ileri seviyelere ulaşabilmektedir. Bu ise ona ihsan edilen akıl sayesindedir.
Aklı olmayan hayvanların yaşayışlarında hiçbir değişiklik söz konusu olamaz.
İlk yaratılan karınca, toprak altında yuva yapardı, topladığı gıdaları oraya biriktirirdi, kendisinden büyük yükler taşırdı. Bugünkü karınca da aynı şeyi yapıyor…
İlk yaratılan arı, nasıl ki önce peteğini yapıyor ve altıgen şeklinde meydana getiriyordu ve daha sonra içini çiçeklerden topladığı gıdaları bala çevirip peteğini dolduruyordu ise, bugünkü arı da aynısını yapmaktadır… Hiçbir gelişme ve değişiklik yoktur onların hayatında.

ESKİYE DÖNÜŞ MÜMKÜN DEĞİL!
Fakat bizim hayatımız çok farklı. Yüz sene önce ölen bir insan, bugün dirilse, dünyamızda olup bitenlere bir baksa, ne kadar şaşıracak, âdeta gözlerine inanamayacak.
Yaptığı bir aletle, bulutların üstünde seyretme imkânı, dünyanın öbür ucundaki ile görüşüp konuşabilme nimeti, daha neler neler…
Gün yoktur ki, insanlar ilim ve teknik bakımından yeniliklerle tanışmasın. Artık eskiye dönüş mümkün değildir.
Meselâ, asrımızda yaşayan bir hanımefendiye desen ki: “Eskiden çamaşırlar elde yıkanırdı, sen gene eskiden olduğu gibi çamaşırları elinle yıka, onlar gibi ol!” İkna edebilir misin?
Bir başkasına “Eskiden yaya veya atla seyahat edilirdi. Sen de ecdadın gibi yap!” desen, kaç kişiyi buna razı edebilirsin?
Elektrikle değil, gaz lambası ile aydınlanmayı kime kabul ettirebilirsin?
Dünyanın en yüksek iknâ kabiliyetine sahip olsanız bile, kimseyi yanınıza alamazsınız.

BAZI ŞEYLER DEĞİŞTİRİLEMEZ!
Netice olarak; kimse gerici olmaz, olamaz ve olmak da istemez. Bazıları bundan niçin endişe ediyorlar?
Bazı şeyler değiştirilemez, yerlerine bir başkası konamaz. Meselâ “Güneş milyonlarca sene önceden yaratılmıştır. Bu artık eskidi, bununla aydınlanmak, ise gericiliktir. Biz yeni bir güneş bulalım, o bizi aydınlatsın. Değilse ilerici olamayız” denebilir mi? İstense bile başka güneş bulunabilir mi?
Bize ışık ve hayat veren bu güneşi beğenmezsek aptallık etmiş oluruz; hayatımızı da sona erdirmiş oluruz.
Mukaddes dinimiz de manevi güneşimizdir. Güneş gibi, eskimez ve alternatifi yoktur.
Tarih şahittir ki, Müslümanlar, dinlerine ne kadar değer vermişlerse, dünya işlerinde o kadar başarılı olmuş, ilerleme kaydetmişlerdir.
Bir aşiretten cihan imparatorluğu çıkaran, altı asır üç kıt’aya hakim olan Osmanlı devletinin kurucusu Sultan Osman’ın oğluna yazdığı vasiyeti meşhurdur. Bir bölümü şöyledir:
“Ey oğlum! Allah için cihad et. Padişahlığın aslı ve esası İslamiyet’tir. Bizim mesleğimiz Allah yoludur. Maksadımız onun dinini yaymaktır. Yoksa kuru bir cihangirlik davası değildir…”

HERKES ÇOK İYİ ANLAYACAK!..
Fatih Sultan Mehmed Han, diğer Osmanlı padişahları gibi çok dindardı, gerici değildi. Çağ kapatıp yeni çağ açmıştı. Beşer tarihinde benzeri olmayan karadan gemileri yürütmeyi planlamış ve başarıyla tatbik ettirmişti.
Zamanının en güçlü toplarını imâl ettirip, Bizans surlarını delik deşik etmiş ve İstanbul’un fatihi olmuştu.
Bir gün gelecek ve herkes çok iyi anlayacak ki, dindar olmak gerici olmak değildir.

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: | 5 Yorum »

“Bana Kur’an öğretin” demeye utanmayın!‏”

Yazan: gulayozturk Kasım 21, 2009

Öğrenmenin yaşı yoktur. Bir insan her yaşta öğrenci olabilir.
 Bir işi en kolay ve rahat öğrenmenin yolu da o işi bilen bir kişiden yardım almaktır. Bu sebeple yavaş yavaş Kur’an-ı Kerim öğrenme yolunda mutlaka size yardımcı olacak bir kişinin olması fikrini kendinize telkin edin.
 Zamanla bu telkinler sizde bir kabul meydana getirecektir.
 Hoca olarak, kendinize yakın bir ismi seçmeniz sizi daha da rahatlacaktır. Bu kişi en yakın dostunuz olabileceği gibi varsa eşiniz, çocuklarınız veya sizin yaşınıza yakın başka bir insan da olabilir. Onlara da düşen sizi sıkıntıya sokmadan bu süreci devam ettirmeleridir.
 Dostlarınız sizin Kur’an öğrenmenizi ister. Şeytan ve nefsiniz ise bunu geciktirmek için en makulünden en anlamsızına kadar bir sürü gerekçe uydurmaya devam eder.

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: | 5 Yorum »

Başkasının ayıbıyla uğraşmak‏

Yazan: gulayozturk Kasım 21, 2009

İnsanların gizli hallerini, ayıp ve kusurlarını araştırmaya, öğrenmeye, tecessüs denir. Tecessüs ise,haramdır, günahtır. Hucurat suresinin 12. âyet-i kerimesinde mealen; (Ey iman edenler! Zannın birçoğundan kaçının. Çünkü bazı zan vardır ki günahtır. Tecessüs etmeyiniz. Biriniz diğerinizi gıybet etmesin) buyurulmuştur.

Hiç kimsenin ayıbını, kusurunu meydana çıkarmaya çalışmamalı, kimsenin gizli hallerini araştırmamalıdır. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Mi’rac gecesi birtakım insanlar gördüm ki, çok feci ve elim bir şekilde kendi kendilerine azab ederler. Cebrail aleyhisselama sordum ki, ya Cebrail, bunların günahı nedir? Niçin böyle kendi kendilerine azab ederler? Cebrail aleyhisselam dedi ki, bunlar başkalarının ayıblarını meydana çıkaranlardır.)

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: | » yorum bırak;

Seven, sevdiğinin yolunda olur

Yazan: gulayozturk Kasım 12, 2009

İnsanın, inanmak, sevmek, korkmak, kalbindedir. İtikad eden, yani iman eden ve kafir olan, kalbdir. Kalbi temiz olan, İslamiyet’e uyar, kötü olan ise İslamiyet’ten uzaklaşır. Güzel, iyi ahlakın ve kötü huyların yeri kalbdir. Kalb, yürekte bulunan bir kuvvettir ki, buna gönül denir. Bedendeki bütün organlar, kalbin emrindedir.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: | » yorum bırak;