İslam Huzur Dinidir

İslamı sonradan bulup mutluluğa eren bir yürekten; İslam

Mesajlar Etiketlendi ‘İslam’

Seven, sevdiğinin yolunda olur

Yazan: gulayozturk Kasım 12, 2009

İnsanın, inanmak, sevmek, korkmak, kalbindedir. İtikad eden, yani iman eden ve kafir olan, kalbdir. Kalbi temiz olan, İslamiyet’e uyar, kötü olan ise İslamiyet’ten uzaklaşır. Güzel, iyi ahlakın ve kötü huyların yeri kalbdir. Kalb, yürekte bulunan bir kuvvettir ki, buna gönül denir. Bedendeki bütün organlar, kalbin emrindedir.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: | » yorum bırak;

Peygamberin s.a.v.ümmetini sevmesi

Yazan: gulayozturk Kasım 7, 2009

Bir baba oğlunu sevdiği gibi, bir Peygamber de ümmetini, babanın evladını sevmesinden daha çok sever, kayırır ve korur.
Babanın oğluna olan sevgisi, görünür, tutulur bir şey değildir. Ancak babanın bu sevgisi, oğluna karşı olan muamelesinden, hallerinden, sözlerinden anlaşılır. Aklı başında olan insaflı bir kimse de, Resulullah efendimizin sözlerine dikkat ederse, insanları irşad için uğraşmalarını, herkesin hakkını korumaktaki titizliğini, güzel ahlakı yerleştirmek için merhamet ve şefkatle çalışmalarını bildiren haberleri incelerse, Onun ümmetine olan merhametinin, sevgisinin, babanın oğluna olandan kat kat daha fazla olduğunu açıkça görür ve iyi anlar.

Peygamber efendimiz, ümmetine o kadar şefkatli, o kadar merhametlidir ki, ana-babanın evlattan, evladın ana-babadan kaçacağı mahşer gününde, ümmetine sahip çıkacak ve şefaatleri ile onları ateşten kurtaracaktır. Nitekim Resulullah efendimiz; (Ümmetimin büyük günahı olanlarına şefaat edeceğim) buyurmuştur.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
“Rabbimizin gazabını, intikamını söndürmek için La ilahe illallah güzel kelimesinden daha faydalı bir şey yoktur. Bu güzel kelime, Cehenneme götüren gazabı söndürünce, daha küçük olan başka gazablarını elbette söndürür.

Bu güzel kelimeye inanarak, kalbinde zerre kadar iman hasıl eden kimse, kafirlerin adetlerini ve şirk pisliklerini yaparsa, bu güzel kelimenin şefaati sayesinde Cehennemden çıkarılır. Bunun gibi, bu ümmetin büyük günahlarına şefaat edip azabdan kurtaracak en kuvvetli yardımcı, Muhammed aleyhisselamdır.

Bu güzel kelime ve Peygamberlerin sonuncusu gibi bir şefaatci olmasaydı, bu ümmetin günahları, kendilerini helak ederdi. Bu ümmetin günahları çoktur, Allahü teâlânın da mağfireti sonsuzdur. Allahü teâlâ, bu ümmete af ve mağfiretini o kadar saçacak ki, geçmiş ümmetlerden hiçbirine böyle merhamet ettiği bilinmiyor. Doksandokuz rahmetini, sanki bu günahkar ümmet için ayırmıştır. İkram, ihsan, kabahatliler, günahlılar içindir. Kusur ve kabahati çok olan bu ümmet kadar af ve mağfirete uğrayacak hiçbir şey yoktur. Bunun için, bu ümmet, ümmetlerin en hayırlısı oldu. Bunların şefaat edicisi olan bu güzel kelime, kelimelerin en kıymetlisi oldu. Bunların şefaatcileri olan Peygamberleri, Peygamberlerin en üstünü oldu.

Bütün insanlığın seyyidi, en üstünü olan, böyle bir Peygambere inanan, Onun yolunda giden kimse, elbette ümmetlerin en iyisi olur. Al-i İmran suresinin, (Siz ümmetlerin, din sahiplerinin en hayırlısı, en iyisisiniz!) mealindeki 110. âyeti bunlara müjdedir. Ona inanmayan, insanların en kötüsüdür. Onun dinine inanan, Ona ümmet olanın, az bir iyiliğine kat kat sevab verilir.

Kıyamet günü, kurtulanlardan olmak istiyorsanız, Allahü teâlânın razı olduğu, beğendiği iyi işleri yapınız! Resulullah efendimizin yoluna sarılınız! Siz, Muhammed aleyhisselamın ümmetisiniz. Ümmetlerin en iyisi olan ümmettensiniz. Ömrünüzü oyun ve eğlence ile ziyan etmeyiniz!..”

Kur’an-ı kerimde, Peygamber efendimize hitaben, Duha suresinin 5. âyet-i kerimesinde mealen; (Sana, razı oluncaya kadar, her dilediğini vereceğim) buyurulmaktadır.

Bu âyet-i kerimede Allahü teâlâ, Peygamber efendimize bütün ilimleri, bütün üstünlükleri, düşmanlarına karşı zaferler ve kıyamet gününde her türlü şefaati ihsan edeceğini vaad etmektedir. Bu âyet-i kerime nazil olduğu zaman, Peygamber efendimiz, Cebrail aleyhisselama bakarak; (Ümmetimden birinin Cehennemde kalmasına razı olmam) buyurmuştur.

Netice olarak Peygamber efendimiz, ümmetine, bir babanın evladına olan merhametinden daha çok şefkatli, merhametli olduğu için, onların bütün sıkıntılarına katlanmış, dünyada ve ahirette rahat etmeleri için lazım olan emir ve yasakları tebliğ etmiştir. Ahirette de şefaat ederek imdatlarına yetişecektir. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:
(Allahü teâlânın rahmeti, benim ümmetim içindir. Bunlara ahirette azab yoktur.)


Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: | 7 Yorum »

Günah günahı çeker‏

Yazan: gulayozturk Kasım 4, 2009

Sual: Anneme, (Saçlarımı açmam günahtır. Ben bu günahı işliyorum, kollarımı ve bacaklarımı da açsam ne olur ki) diyorum. Annem razı olmuyor. Hatta namazını kıl diyor. Ben de hiç günah işlemesem kılarım diyorum. Ha bir günah işlemişim ha üç günah, ne fark eder diyorum. Ben haklı değil miyim?
CEVAP

Günah işleyene sen haklısın denmez. Maalesef günümüzde ibadetlerde ya hep ya hiç mantığı var. Ya hep ya hiç imanda olur, günahlarda ve ibadetlerde olmaz. İmanın azı çoğu olmaz. İman ya vardır, ya yoktur. Bazı ibadetleri yapamayana veya bazı günahlardan kaçamayana sen günahkârsın artık ibadete lüzum yok denmez. Günah küçük olsa da kaçmaya çalışmalıdır. Bir günaha alışan, ötekilerini de işlemek isteyebilir. Bir günah öteki günahları davet eder. Günah demek, isyan demektir. Akıllı olan, Rabbine isyan sayısını hiç artırır mı? Aksine azaltmaya çalışır.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Bütün günahlara tevbe edip hepsinden kaçmak büyük nimettir. Bu yapılamazsa, bazı günahlara tevbe etmek de nimettir. Bunların bereketiyle belki bütün günahlara tevbe etmek nasip olur. “Bir şeyin bütünü ele geçmezse, hepsini de kaçırmamalı” buyuruldu. (2/66)

Birkaç günaha müptela olan kimse, birinden vazgeçmek isterse, ona, (Diğerlerini bırakmadığına göre bu günaha da devam et) denmez. Günah miktarı ne kadar azaltılırsa o kadar iyi olur. Çünkü Allah’tan korkarak bir günahtan vazgeçmek iman alametidir. Hadis-i şerifte, (Ömründe bir defa Allah’ı anan veya Ondan korkan Müslüman, Cehennemden çıkar) buyuruldu. (Tirmizi)

Günahkâr birisi bir ibadeti yapıyorsa, (Aman bunu bari bırakma) demeli! Bu ibadeti de yapmazsa, dinden tamamen uzaklaşabilir. Korkutmaktan çok, müjdeleyici olmak gerekir.

Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

(Allah’ın rahmetinden ümit kestirip dinden nefret ettirene lanet olsun!) [Nesai]

(Kolaylaştırın, güçleştirmeyin, müjdeleyin, sevdirin, nefret ettirmeyin!) [Buhari]

Bir genç, Peygamber efendimize, (Şu üç günahı bırakamıyorum) dedi. O üç günah, yalan, zina ve içki idi. Resulullah efendimiz, (Bu üç günahtan birini benim için bırak) buyurdu. O genç de üç günahtan biri olan yalanı bırakmayı, kabul edip gitti. Daha sonra, diğer iki günahı işlemek isteyince, (Bu günahları işleyip Resulullahın karşısına çıkınca, “Ben işlemedim” desem yalan söylemiş olurum. Eğer işlediğimi söylersem, cezaya maruz kalırım) diye düşündü. Diğer iki günahtan da vazgeçti. (Şir’a)

İnsanlardan utanarak günahı gizlemek de hayadandır. Haya da imandandır. Günah gizlenmezse, fasıklar bundan cesaret alır. (Falanca günah işliyor. Ben de işlesem ne çıkar?) diyebilirler. Falancalar şunu bunu yapıyor, onlara günah değil de bize mi günah diyebilirler. Buna sebep olmamalı.

Her ne kadar bazı sapıklar, (günah işleyen, mesela namaz kılmayan kâfir olur) diyorlarsa da, günah işleyen, Müslümanlıktan çıkmaz.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Cebrail aleyhisselam, “Ümmetine müjde ver ki, müşrik olarak ölmeyen Cennete girer” dedi. Ben, “Zina ve hırsızlık eden de mi Cennete girer” diye üç defa sordum. Evet, zina ve hırsızlık eden de Cennete girer” dedi. Daha sonra, “İçki içse de, yine sonunda Cennete girer” dedi.) [Buhari]

Bu Ehl-i sünnet itikadıdır. Günahları hafif görmek değildir. Bu inanış, insanı günaha sevk etmemeli! Her günah, kalbi karartır ve insanı küfre sürükleyip ebedi Cehennemde kalmaya sebep olabilir. Her günahtan kaçınmalı, çünkü Allah’ın gazabı günahlar içinde saklıdır. Belam-ı Baura, çok ibadet eden büyük bir âlim iken, bir günah yüzünden kâfir oldu. Günah işleyen hemen tevbe etmelidir! (K.Saadet)

dinimizislam

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: | » yorum bırak;

::..Birbirinizle Çekişmeyin..::‏

Yazan: gulayozturk Kasım 4, 2009

Mahmut Sami Ramazanoğlu (k.s)

Allahu Teâlâ Hazretleri Enfâl Sûresinde “Allah’tan korkun ve birbirinizin arasını düzeltin” buyuruyor. Yani Allah’tan korkun ve Allah’ın gazabına sebep olacak tartışmalardan, anlaşmazlıklardan sakınarak aranızdaki hoşnutsuzlukları giderin. Müminler birbirlerine muhalefet ettikleri takdirde elbette ki, aralarında anlaşmazlık ve mücadele ortaya çıkacak ve birlikteliklik amacı yok olacaktır.

Hak Teâlâ Hazretleri yine Enfâl Sûresinde “Birbirinizle çekişmeyin! Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Sabredin.” buyurmaktadır.

Allahu Teâlâ mü’minlerin kendi aralarında çekişmelerini ve birbirleriyle ihtilafa düşmelerini yasaklamakta, böyle bir tehlike baş gösterdiğinde ortaya çıkacak iki sonucu da bizlere bildirmektedir:

1- Bu halin başarısızlık, zaaf, soğukluk ve korku meydana getirmesi,

2- Bu yüzden kuvvet ve azametin, kudret ve sebatın elden gitmesi.

Şu halde, ancak kalpler ve gayeler birleştiği zaman başarı ve selamete ulaşılır, dilekler tam anlamıyla gerçekleşir.

İşte bunun içindir ki, Hak Teâlâ Hazretleri insanların günde beş defa mescitlerde bir araya gelmelerini ve haftada bir defa camide toplanmalarını, senede iki defa bayram münasebeti ile bir yerde toplanmalarını ve ömürlerinde bir defa da hac vesilesiyle bütün beldelerden gelip Beytullah’ın etrafında birleşip Arafat’ta hep birlikte vakfeye durmalarını emretmiştir.

Hak Teâlâ Hazretleri yarattıklarını, nezih şeriata tabi olmak, onun kanunlarını ve din kardeşliğinin içerdiği hakikatleri korumak, söz ve kalp birliği ile Muhammed ümmetinin bütün fertlerinin haklarını güven altına almak suretiyle Kendisinin bilinmesi, ubudiyyetin gerçekleşmesi ve rububiyyet haklarının yerine getirilmesi için yaratmıştır.

Birbiriyle yardımlaşmak ve anlaşıp birleşmekteki asıl gaye de budur. Bunun içindir ki Hak Teâlâ Hazretleri mü’minlere “İyilik ve takvada yardımlaşın, fenalık ve düşmanlıkta yardımlaşmayın.” buyurmuştur.

Peygamberimiz (s.a.v) Efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde “Birbirinize haset etmeyin, birbirinize helâke sürüklemeyin, birbirinize buğzetmeyin, kardeşçe Allah’a kul olun!” buyurmuştur.

Hak Teâlâ Hazretleri bir âyet-i kerîmesinde “Onlar Rablerinin davetini kabul ederler ve namazı da dosdoğru kılarlar. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan onlar Allah yolunda harcarlar. Onlar, bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman birbirleriyle yardımlaşırlar.” buyuruyor.

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: , | » yorum bırak;

ALLAHIN EN ÇOK SEVDİĞİ AMELLERDEN “SEHERLERDE NİYAZ”

Yazan: gulayozturk Haziran 6, 2009

ALLAHIN EN ÇOK SEVDİĞİ AMELLERDEN
“SEHERLERDE NİYAZ”

 

Nice kutlu beyanlar, gece ibâdetine teşvik etmiş ve onun faziletlerini füsunkâr ifadelerle dile getirmiştir.
“Allah’ın has kulları, gecelerini Rablerine secde ve ibâdet ederek geçirirler.”
“Geceleyin teheccüd namazı kıl ki Allah seni Mahmudlar makamına yükseltsin.”
“Rahmet kapıları gecelerde açılır.”
“Ey Cebrâil, ümmetimin Rabbime arz edilen amelleri içinde, Allah Taâlâ’nın en çok sevdiği ameller hangileridir?” diye sordum.
Cebrâil Aleyhisselâm ağlıyordu.
“Ey Muhammed! Ümmetinin amellerinden Allah’ın en çok sevdiği, seherlerde ağlama ve inlemeleridir.” dedi.
Mutluluk, huzur ve itminan sermayesidir zikir ile aydınlanan geceler. Halktan ayrı, Hak ile–dost ile hemdem olma gecelerdedir. Gece âşıkların dertbaşı, âriflerin sırdaşı, hüşyâr gönüllerin sertâcıdır. Çok uyku gaflet ve gafletle geçen ömür hederdir. Âşıklara, hüşyar gönüllere ve yanık dil’lere seherlerde uyku haramdır. Geceler, âşıkların sönmez güneşidir.
Rabbânî tecellîler, feyizler, rahmetler, lütuflar, rızıklar ve bereketler seherlerde saçılır. Canân aşkıyla yananların, “dertli ciğerin dağlayanların” günahlarına ağlayanların, cehennemi söndüren göz yaşları seherlerde ceyhun olur. Ağlamayan, ağlamayı bilmeyen, ağlanacak hallere gülenlerin bir yanında noksanlık, “duygularında bir eksiklik var demektir.” Allah Resûlü Aleyhisselâm:
Yaşarmayan gözden, ağlamayan özden, duymayan ve duygulanmayan kalbden, doymayan nefisten Allah’a sığınmıştır. Günahlarına ağlayan, karalar bağlayıp yaş dökenlerin gözyaşları cehennemin kükreyen alevlerini söndürür. Kevserlere değişilmeyen o yaşlar.
O gözyaşıdır ki “ondan daha içten, daha berrak, daha inandırıcı bir lisan olamaz.” Göz yaşları kalbin sonsuz dillerinden fasih ve beliğ bir dildir. “Allah’a vâsıl eden adımlar kalbin adımlarıdır. Bunlardan birincisi zikir ise, ikinci adım gözyaşıdır.” O kalbi arındıran, günahları yuyan ve gönül kirlerini temizleyen gözyaşları.
Dört bir yana göz kırpan, tebessümler dağıtan ve Muhammedî kokular saçan güller ve çiçekler o ruhanî seherlerde açılır.
Hak erenler, Hakka erenler, kerem ve ihsan goncaları derenler seherlerde erdiler. Az yemek, az uyumak ve az konuşmakla kemâle erip velâyete girdiler. Nice eleklerden elenip, nice deryalar geçtiler.
Uykuyu mezara sakla ve kalbinin nurlanmasını seherlerin nurlu dakikalarında yapacağın tazarrûda, âh u efganda, ve sana âşık olan seccadene döktüğün gözyaşlarında ara.
Ey Âdemoğlu, kalbinin cilâlanmasını, temizlenip arınmasını ve ilâhî tecellilerle nurlanmasnı istiyor… Bunca gaflet ve bunca uykuyla nasıl olacak ki ?…

SEHERLERDE ESER BÂDÎ

Seherlerde eser bâd–i tecellî /Uyan ey gözlerim vakt–i seherde,
Açılır gonce–i ihsân–ı küllî / Uyan ey gözlerim vakt–i seherde
İ.Hakkı (k.s.)
Tecelli bağına girmek dilersen /Hakikat güllerin dermek dilersen
Cemâl–i Hazreti görmek istersen/Uyan ey gözlerim vakt–i seherde
İ.Hakkı Bursevî

Zamanların elmas parçasıdır seherler. Âşıkların göz yaşlarıyla ibadette, duâda ve niyazlarda oldukları, şevkle doldukları lâhûtî anlardır seherler. İlâhî füyuzâtın sağanak sağanak yağdığı, hüşyâr gönüllere ağdığı, duâların perdesiz, engelsiz Mevlâ’ya ulaştığı demlerdir seherler.

Salihlerin, âşıkların, “bağrı başı yanıkların”, cihad–ı ekber kahramanlarının vuslat ânıdır seherler. “Zâkir ve zâkirelerin, şâkir ve şâkirelerin, yetim ve öksüz yavruların”, gözyaşlarıyla gecelerine renk katanların; “ellerini İlâhî dergâha, gönüllerini Mevlâ’ya açtıkları” andır seherler. Mazlumların, mağdurların, makhurların çaresizliklerini Aziz, Hakîm ve Cebbâr olan Allah’a arz ettikleri demdir seherler.

Zerreden küreye bütün bir kâinatın, derman diye feyad eden hastaların, hayvanatın, nebatatın, ah u efgân eden bülbüllerin Cenab–ı Hakkı, mâ’bûdu bi’l–Hakk’ı zikirle, tevhid ile coştuğu kutlu zamandır seherler.
Günahlarına ağlayan, Allah korkusuyla ürperip titreyenlerin döktüğü göz yaşlarına müştak, secdeli başlara âşık seccadesi başında, haşyet içinde inleyip duran bir gönülle:
“Kaçak kulun günahlarını itiraf ederek Sana geldi. Eğer lütfeder rahmet ve mağfiret kapını açarsan bu Senin keremindir, şanındandır. Şayet kapından kovarsan, başka kapı yok ki, kime ve nereye gideyim Sultanım!”
“Sultana sultanlık, nitekim gedaya da gedalık yaraşır. Cihanlar Sultanı, canların cânı Sensin Allah’ım!” Niyazları ile, gözyaşları ceyhun olanların ümit kapısıdır seherler!..

Haydâr–ı Kerrâr’ın ifadesiyle Rahmetulahı Aleyh:
“Ey Rabbim! Nimetlerini değiştiren, ümitsizliğe sebep olan, ismet perdesini yırtan, duâların kabûlünü engelleyen, belâları getiren işlediğim bütün günahları ve hataları bağışla!”
“Allah’ım! Beni azaba atman Sana bir şey kazandırmaz. Beni affetmenle rahmetinden bir şey eksilmez.”
Allah’ım! Silâhı ağlamak ve sermayesi ümit olan şu kulun senin kapına geldi. Eğer af ve merhamet edersen bu senin şanındır. Eğer bağışlamazsan hangi kapıya gideyim?”

“Yok mu günahlarının affını isteyen, yok mu Allah’tan bir dileği olan.” Yok mu kalbî ve ruhî yaralarına deva isteyen…İlâhî dâvetleri ile, âsilere, mücrimlere, şefkat ve lütûf elinin uzandığı, İlâhi ziyafette ruhların doyurulduğu, gönül yaralarının tedavi bulduğu anlardır seherler.
“Ehli dünyanın, makam mevki ve şöhret düşkünlerinin derin uykuya daldığı, Allah dostlarının sıcak yataklarını terk edip zikirle hemhal olduğu nurlu demlerdir seherler.
“Ey meleklerim şu kuluma bakın sıcak yatağını terkedip bana duâ ve niyazda bulunuyor. Sizi şahit tutarım ki ben o kulumu bağışladım” kutsî müjdesinin verildiği andır seherler.
“Sinesinde aşk taşıyan, seven ve sevilenlerin, “yaratandan ötürü yaratılmışa sevgi” duyanların, bu sayede Arşın gölgesinde gölgelenme şerefi kazananların muhabbetle dolup taştığı andır seherler.

Kâinâtın Serveri Aleyhisselâm:
“Cennette öyle köşkler vardır ki, içi dışından, dışı içinden görünür.
Yüce Allah, onları sözü yumuşak söyleyen, yemek yediren ve gece kıyama kalkıp namaz kılanlara hazırlanmıştır.” buyurur.
“Kişi için gecelerde– seherlerde– kıldığı iki rek’at namaz, dünya ve dünyadakilerden daha hayırlıdır.” Velîlerden Bağdat’lı Cüneyd’i vefatından sonra keşif ehli görmüş ve ne haber var diye sormuş:
Hazret şöylee cevap vermiş:
“Gecelerin karanlığında, seherlerde kıldığım (2 rek’at) namazdan başka şey fayda vermedi.” (mâ nefeanâ illerrekeât) buyurmuş.
***
İbadet hayatının zirvesinde önemli bir yer tutan zikrin seherlerde tadı doyumsuzdur.
“Haberiniz olssun ki kalbler ancak Allah’ı zikretmekle rahat ve huzura erişir, olgunlaşır.” (Ra’d: 28)
“Beni zikrediniz ki, ben de sizi zikredeyim.” (Bakara: 152)

“Her şeyin bir cilâsı vardır, kalblerin cilâsı da Allahı zikirdir.”
“Allah’ın azabından zikrullah kadar uzaklaştırıcı bir şey yoktur.”
“Zikir ehlinin ganimeti cennettir.”
“Hiçbir sadaka Allah’ı zikir etmekten daha faziletli değildir.”

“Ey merhamet edicilerin en merhametlisi! Herkes gecenin şu saatinde sevgilisi ile başbaşa kaldılar. Benim Senden öte bir sevgilim yoktur. Düğünüm Seni zikir, nikâhım emirlerine teslimiyyettir. Beni başka kapılara muhtac eyleme!” Niyazlarının gözaşlarıyla arş–ı âlâyı titrettiği andır seherler.

Kalp fakirliği, aşk mahrumiyeti ve muhabbet yoksulluğu içinde, “müstekbir ve müstevliler ile başa çıkılamaz,” fetihler yapılmaz. Seherlerimizi ihya ederek, gönül dünyamızı aydınlatmaya çalışalım. “Gönüllerin kâl ile değil hâl ile, hâlin ise ancak, ihlâsla, salih amelle kazanılabileceğini bilelim. Kafamıza ayırdığımız zamanın bir miktarını da kalbimize ayırmayı ihmal etmeyelim.”
Değeri sonsuz seherleri uykulara kaptırıp “gönül nimetlerine hasret kalmayalım.” Zikirsiz geçen günler, sehersiz geceler hederdir, kıymayalım.

“Seherlerde kalkmaz mısın,
Uykulara kanmaz mısın
Sen Allah’tan korkmaz mısın
Uyan seher vakti uyan.”

İbrahim Koç

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: | » yorum bırak;