Risale-i Nur´da Kadın ve şefkat
Yazan: gulayozturk Haziran 23, 2008

Şefkatin gerekliliğ
İnsan şefkate muhtaçtır. Ücret beklemeden ihtiyaçlarının karşılanmasına, zayıflığına bedel korunmaya, yaramazlıklarında bağışlanmaya… İnsanın şefkatli ellere ihtiyacı vardır ve farkında olmadan büyür Rahmanür-Rahim’in rahmet kucağında. Evet, “İnsanlarda, zaaf ve acz itibarıyla, daima bir nevi çocukluk var; her vakitte şefkate muhtaçtır.” (Mesnevi-i Nuriye, s. 136).
İnsanın özüne doğru yolculuk yaptığımızda fıtratın kaynağından çıkan membadan öylesine hayattar bir rayiha yayılır ki, her yeri temizler, güzelleştirir. Bu yayılan tatlı rayihaya; ivazsız sevgi, samimiyet, merhamet, acımak, menfaat ummamak kısaca, ”insanın en lâtif ve şirin seciyesi olan şefkat…” (Şualar, s. 20.) diyebiliriz. İnsan, şefkat görmekten lezzet duyduğu gibi, gösterebilmekten de lezzet alır. Şefkat göstermek, ahlâklı insanın bir vazifesidir. Bu lâtif vazife, aynı zamanda lezzetlidir de. Bu lezzetin neşesiyle şefkatli insanın kalbindeki samimî muhabbet büyür. Muhabbet ise iyiliklerin davetçisidir ve onları daimileştirir. Ferdî ve umumî güzellikler ortaya çıkar. Ailede şefkat
Aile kurumu, şefkatin varlığı ile hayattardır. Karşılıksız, fedakârca, samimî muhabbet, şefkatten gelen ahlâkın yüksek hakikati ile oluşur. Fedakârlıklar insanda tükenişe değil, aksine yenilenmeye, tazelenmeye ve daha güçlü bir yapılanmaya vesile olur. Nasıl ki çözümler, sorunların ortaya çıktığı ortamlarda üretilir. Fedakârlıklar da bir nevi insanı durağanlıktan kurtaran üretim faaliyetleridir diyebiliriz. “İşte bir zat bu ihlâslı muhabbeti böyle tarif etmiş: “Ben muhabbet üzerine bir rüşvet, bir ücret, bir mukabele, bir mükâfat istemiyorum.” Çünkü, mukabilinde bir mükâfat, bir sevap istenilen muhabbet zayıftır, devamsızdır…”(Mesnevi-i Nuriye, s. 145.)
Aile hayatı, rüşvetsiz ve ücretsiz muhabbet ile varlığını sürdürür. Bediüzzaman Hazretleri ailenin, insanlığın dünya hayatında en kapsamlı merkez, en esaslı zemberek ve dünya saadeti için bir cennet, bir sığınak olduğunu vurgular. Herkesin hanesinin, kendisi için küçük bir dünya olduğunu ve o hanede aile hayatının ayakta kalabilmesi için; samimî, ciddî, fedakârca hürmet ve merhametin gerekli olduğunu izah eder.
Şefkatin suiistimali
İnkâr edilemez ki, yaşadığımız âlem her daim zeval ve firaka maruzdur. Ebediyeti isteyen insan ruhu ise bu ayrılıklardan müteessirdir. Dolayısıyla insan, bir tek olan Rabb-i Rahim’inin kendinden daha çok şefkatli ve rikkatli olduğunun bilincinden uzak yaşayamaz. Bediüzzaman Hazretleri bu hakikati yorumlarken insanın en güzel ve şirin üstün ahlâkı olan şefkate tevhit sırrı ile bakılmazsa, müthiş bir hırkat, firkat, rikkat, musibet olacağını ve şefkatin zahmete, muhabbetin musibete ve lezzetin eleme dönüşeceğini açıklar. Ve insanın şefkatini Rabbinin şefkatinden ileri sürmemesi gerektiğini ifade eder. Bu durum şefkatin ölçüsünü kaçırmaktır ve bir nevi haddi aşmadır. İnsanı yanılgıya düşürüp, Rahmanürrahim’in rahmetini yalanlamaya ve ithama kadar götürür. Bu ise zulümdür ve merhametsizliğin tâ kendisidir. Halbuki “O” yaratıcılık vasfı ile Hakim-i Rahimdir, her yaptığı işin arkasına yüksek gaye ve güzel hikmetler yerleştirmiştir. Zaman, kaderi tabir eden en güzel tefsirdir. Bu tefsiri okuyabilmek “O”nun şefkatine itimatla olur.
Yazı kategorisi: Diğer Konular | Etiketler: fedakarlık, kadın, karşılıksız, lezzet, merhamet, muhabbet, muhtaç, Risalenur, Sevgi, şefkat | Yorum Yok »