İslam Huzur Dinidir

İslamı sonradan bulup mutluluğa eren bir yürekten; İslam

Mesajlar Etiketlendi ‘kalb’

Ayet ve Hadis

Yazan: gulayozturk Ekim 29, 2008

                                         HADİS

Ebû Hüreyre radıyallahu anh, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi şöyle buyururken işittiğini söylemiştir:
Vallahi ben günde yetmiş defadan fazla Allahdan beni bağışlamasını diler, tövbe ederim.

Buhârî, Daavât 3. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru sûre (47) İbni Mâce, Edeb 57

 
Hz. Muhammed (s.a.v.)

Rabbiniz sizin kalplerinizdekini çok iyi bilir. Eğer siz iyi olursanız, şunu bilin ki Allah, kötülükten yüz çevirerek tevbeye yönelenleri son derece bağışlayıcıdır.

İsra Suresi: 25

Yazı kategorisi: İslami Yazılar | Etiketler: , , , , | » yorum bırak;

VESVESEDEN KURTULMANIN ON ÇARESİ…

Yazan: gulayozturk Ağustos 13, 2008

             

1. Vesvese, imanın kuvvetindendir.

Önce hemen şunu belirtelim ki, vesvese çok korkulacak bir şey değildir, çünkü iman var ki, vesvese geliyor.
Sahabe-i Kiram’dan Efendimiz’e gelip, “Ya Rasulallah, vesveseye mübtelayım” diyen birine, Efendimiz (sav)’in cevabı, “Endişe edilecek bir şey yok; o mahz-ı imandır, imanın kuvvetindendir” şeklinde olurdu.
Şeytan, sizde de iman cevheri, ibâdet hazinesi, namaz ve dine hizmet cevheri olduğunu bildiği içindir ki,
korsanlık yapmakta ve size karşı taarruza geçmektedir. Korsanlık, belki denizlerde yapılan şekliyle tarihte
gömülmüştür ama, şeytana bakan yönüyle Adem (as) ile başlamış olup, kıyamete kadar da devam edecektir.

Nasıl deniz korsanları, hazine taşıyan zengin gemilerine tecavüz eder ve define bulunan adalara saldırırlar,
öyle de şeytan dahi, mü’minin iman cevheri taşıyan kalbine hücum eder. Zaten o, tamtakır,
kupkuru ve bomboş kalblerle uğraşmaz; böylelerine vesvese okları göndermez.
Hırsızlar bile zengin evleri kollarlar; Doğu’nun ve Batı’nın kâfir ve zâlimleri de öyle değil mi?..

Vesveseye düşen mü’min, “Şeytan bütün cephelerde mağlup oldu; bu yüzden, şimdi de iman ve İslam’a ait
vesveselerle, şüphelerle beni meşgûl etmek, hazineme el atmak istiyor; ama, benden bir şey koparamayacak.
Bu, onun son çırpınışlarıdır; bir gün gelecek, benden bir şey koparamayacağını anlayınca çekip gidecektir..
kapıma haydut kılıklı birinin gelip, birkaç gün el açtıktan sonra çekip gitmesi gibi. Hoş, gitmese de kapılar ona
sürmeli ve beni koruyan kale de çok sağlam; bana Allah’ın izniyle hiç bir şey yapamaz” diye düşünmelidir.

2. Vesvese, kalbin malı değildir:

Kalb rahatsız olduğuna göre, vesvese kalbe mal edilemez; çünkü eğer o, kalbin malı olsaydı,
kalb ondan rahatsız ve tedirgin olmayacaktı ve böyle bir kalble şeytan da uğraşmayacaktı…

Kalbin rahatsız ve tedirgin olması şundandır: Kalb, vesveseye razı değil, sahip de değil; vesvese ile
arasında manâ ve mahiyet bakımından bir münasebet olmadığı içindir ki, kalb vesveseden rahatsız olmaktadır.
Kişinin gösterdiği reaksiyondan, ateşinin yükselmesi, kaşlarının çatılması, başının ağrıması, iştiha ve ağız tadının kaçmasından anlıyoruz bunu; tıpkı vücuda giren yabancı mikroplara ve bu mikropların fizyolojik yapıda açtığı
rahnelere, meydana getirdiği arızalara karşı vücudun muharipler üretmesi, antikorları devreye sokması ve bu ciddi
muharebenin meydana gelmesi neticesinde hararetin yükselmesi gibi. İşte, şeytanın da kalbimize gönderdiği bizim
malımız olmayan yabancı hayâl, düşünce ve vesveselere karşı manevi yapımız, iman potansiyelimiz, adeta antikor
üreterek, bu şer ve şerareler ordusuna karşı kavga vermekte, bunun neticesinde de ateşimiz yükselip, kalbimiz
sıkılmaktadır. Eğer, vücudumuz herhangi bir mukavemette bulunmuyor ve boğa yılanı görmüş bir keçi
gibi hemen teslim oluyorsa, o zaman, AİDS virüsüne karşı antikorların teslim-i silah ettikleri gibi,
bizde de iş bitmiş demektir. Gelen vesvese karşısında kalbimiz, imanımız mukavemet etmezse, o zaman vesvese
de olmaz, hararet de yükselmez! Bu, “Gel, ne istersen yap!” demektir ki, şeytanın da istediği budur.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: İslami Yazılar | Etiketler: , , , , , , , , , , | 2 Yorum »

Kalb,bedeni ve Rühani alemimizin merkezidir..

Yazan: gulayozturk Temmuz 6, 2008

                

Kalb,bedeni ve Rühani alemimizin merkezidir..
Onun bedeni hayatın devamında merkezi bir rolü vardır..
Gerçekten insanı vucündaki milyarlarca hücreten herhangi birine taze kan ulaştırması ,dört saniyeden daha uzun bir müddetle kesintiye uğrarsa,o hücre hayatiyatini kaybeder..
Bedeni hayat için böyle ehemmiyetli olan kalb,aynı zamanda insan için manevi bir cevherdir…
Kalb,manevi yönü itibariyle bir hakikat pusuladır.
Bu vazife ona,Cenab-ı Hakk’ın emrinle yüklenmiştir..
Fakat,o,yaratılış maksadının aksine bir şartlandırma olursa,sahibini dünya ve ahirette mesud etmek yerine,berbat olmasına vesile olur…
Hazret Mevlana,insanın asli gayesinden sapmaması için nefsani arzularını dizginlemesi gerektiğini söyle ifade eder…
“Tenini aşırı besleyıp geliştirmeye bakma.!Çünkü o,sonunda toprağa verilecek bir kurbandır..
Sen,asıl gönlünü beşlemeye bak ! Yücelere gidecek ve şereflenecek olan odur..”
Evet dostlar,iman Nuruyla dolmuş kalbler için,Yüce Yaratıcımız (en-NUR sür.Ayet 37 )buyuruyor ki..
“Öyle salih kimseler vardır ki,onlar,Allah’ın zikrinden ,namazı hakkıyla kılmaktan,ve zekatı vermekten ,ne ticaret alıkor,ne de bir alışveriş..onlar,kalblerin ve gözlerin dehşetten halden-hale döneceği bir günden korkarlar…”

Kalb küçük ,ama her şeyin mihenk noktasıdır..

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: , , , , , , , , | » yorum bırak;

Kendini biliş….

Yazan: gulayozturk Temmuz 1, 2008

                      

Kalbiniz gecelerin ve gündüzlerin sırrını sessizce bilir.
Ancak kulaklarınız, kalbinizin bilgisini işitmek için deli olur.

Düşüncelerinizde daima bildiğinizi, kelimelerde de bileceksiniz.
Rüyalarınızın çıplak bedenine parmaklarınızla dokunabileceksiniz.

Ve böyle de olması gerekir.

Ruhunuzun saklı kaynağı yükselmeli ve çağıldayarak denize dogru koşmalı;
Ve o zaman, sonsuz derinliğinizin hazineleri gözlerinizin önüne serilecektir.

Ancak bilinmeyen hazinenizi tartmak için tartı aramayın
Ve bilginizin derinliğini değnekle veya iskandil ipiyle ölçmeye kalkmayın.

Çünkü kişi, ölçüsüz ve sınırsız bir deniz gibidir.
Tek doğruyu buldum değil, Bir doğruyu buldum deyin.

Ruha giden yolu buldum değil,
Kendi yolumda yürürken ruhu buldum deyin.

Çünkü ruh, her yolda yürür.
Ruh ne bir çizgi üzerinde yürür,
ne de bir kamış gibi dümdüz büyür.
Ruh, sayısız taç yaprakları olan
bir lotus çiçeği gibi açılır.

Halil Cibran

Yazı kategorisi: Diğer Konular | Etiketler: , , , , , , , | » yorum bırak;

benim kalbim temiz demek…

Yazan: gulayozturk Haziran 23, 2008

               

Şuara Suresi’nin 89. ayetinde cennete girecek olanların “Ancak Allah’a selim
(temiz) bir kalp ile gelenler…” olduğu bildirilir.

Ancak Kuran’da bildirilen kalp temizliği, günümüz toplumlarından bazılarının
anladığı gibi bir temizlik değildir. “Kalp temizliği”nin öneminden yola
çıkarak, “ben insanlara hiç kötülük yapmıyorum, fakirlere arada sırada
yardım ediyorum, demek ki Allah’ın istediği ahlaktayım” demek, kendi kendini
aldatmaktan başka bir şey değildir. Çünkü Kuran’a göre kalbin temiz olması
demek, Allah’a yönelmiş ve O’na itaat etmiş olmak demektir. Belki bazı
insanlar, arada sırada fakirlere yardım ederek, hayvanlara yiyecek vererek,
komşularına gülümseyerek, “iyi insan” olarak tanınabilirler. Ancak
cehennemden kurtulmanın, Allah’ın rızasını ve rahmetini kazanmanın yolu “iyi
insan” olarak tanınmak değil, Allah’ın Kuran’da tarif ettiği şekilde bir
mümin olmaktır.

Bu ahlakı kazanmadan yapılan ve cahiliyenin kendi değer yargılarına göre
“iyilik” olarak kabul edilen bir davranışın, Allah Katında herhangi bir
değeri olmayabilir. İsterse dini bir kisve altında olsun, yapılan işin Allah
nazarında “iyi” ve geçerli olmasının temel şartı, bunun Kuran’da bildirilen
ölçülere uygun olmasıdır. Kuran’daki bu ölçülere örnek olarak aşağıdaki
ayetleri verebiliriz:

Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ı onarmayı, Allah’a ve ahiret gününe
iman eden ve Allah yolunda cehd edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız?
(Bunlar) Allah Katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet
vermez. (Tevbe Suresi, 19)

Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik,
Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala
olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa,
isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru
kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile
zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve
davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da
bunlardır. (Bakara Suresi, 177)

Kuran’a göre kalbi temiz olan insan, Allah’a iman eden, Allah’ın emir ve
yasaklarına harfiyen uyan, O’na teslim olmuş insandır. İslam’a göre, bundan
farklı bir “kalp temizliği” söz konusu değildir. Kuran’da, “kalp
temizliği”nin ne anlama geldiği detaylı olarak anlatılmaktadır. Buna göre,
kalbi temiz olan insan, sürekli Allah’ı anan ve kalbi Allah’ın zikriyle
“mutmain” olmuş (tatmin bulmuş) kişidir. Öyle ki Kuran’da müminler şöyle
tarif edilir:

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: İslami Yazılar | Etiketler: , , , , , | 4 Yorum »