Yazan: gulayozturk Ağustos 26, 2008

Kürşat Salih YAMAN • Ocak 2008
Hatırlamaktan çekindiğimiz için semtimize hiç ölüm uğramaz sanırız. Her ölümü de erken biliriz. Oysa ölümü düşünmek insanoğluna hem gayesini anımsatan, hem de onu gündelik dertlerinde kaybolmaktan koruyan bir zırh gibidir.
Bazı şeyleri düşünmekten kaçınırız, çünkü o şeyle yüzleşmekten korkuyoruzdur. Mesela kendimizi âmâ olarak düşünmekten çekinmemizin ardında, görme yetimizi kaybetmekten duyduğumuz endişe vardır.
İnsanın ölümü düşünmekten kaçınması da bu karşılaşma, yüzleşme korkusundan ileri gelir. Oysa hep dediğimiz gibi, “korkunun ecele faydası yok.” Korkulan bazı şeyleri düşünmekten kaçınmak, onunla mutlaka yüzleşeceğimiz gerçeğini ortadan kaldırmıyor. İşte ölüm de böyle. Kur’an-ı Kerim’de ifade buyrulduğu üzere, “Her canlı ölümü tadacaktır.” (Ankebut, 57), “Sarp ve sağlam kalelere sığınsa bile!” (Nisa, 78)
Ölümü Düşünmekten Korkanlar
Ölümü düşünmekten çekinen, ölümden korkan kimseler iki kısımdır:
İlki, dünyanın geçici zevklerine gönül bağlayan, keyfi ne isterse onu yapmayı hayat felsefesi edinen kimselerdir. Nefsine teslim olanlar yani. Ölüm onlar için yaşama keyfinin son bulması anlamına geldiğinden, düşüncesi dahi yüreklerine korku ve gerginlik düşürür. Ölümü akla getirecek her şeyden vahşi hayvandan kaçar gibi uzak dururlar. Yanlarında ölümden bahsedilecek olsa sinirlenip bunalırlar. Kur’an-ı Kerim’de bu kimseler için; “De ki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacak. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah’a döndürüleceksiniz de, O size bütün yaptıklarınızı haber verecek.” (Cuma, 8 buyurulur.
Ölüm gerçeğini hatıra getirmekten çekinen diğer kısım ise, ölümden sonrası için yeterli hazırlık yapamadığı endişesi taşıyan, Allah’a karşı çokça isyan ettiklerini düşünen kimselerdir. Bu kişiler her ne kadar ölümden çok rahatsız olmasalar da yine de kaygılanır, korkarlar. Bu tür insanların hali, evde hesap vereceğini bildiği halde annesinin sözünden çıkıp yaramazlık etmiş çocuklara benzer.
Yazı kategorisi: İslami Yazılar | Etiketler: çekinmek, ölüm, düşünmek, faydaları, hatırlamak, korku | 1 Yorum »
Yazan: gulayozturk Haziran 30, 2008

Neden geceleri korkar insan? Neden ürperir? Gece, neden sadece karanlık demektir kimilerine göre: Uyku demektir ya da kötülük.
Neden harcanır geceler? Zamanın yararsız bir kısmı gibi çöpe atılır. Rabbimizin belirttiği gibi bir dinlenme vaktidir elbette. Ama keyifle geçirilecek, başından sonuna kadar yatılacak kadar da değersiz değildir.
Gece, Rahman’ın dünya göğüne tecelli ettiği saatleri taşır içinde. Her duanın kabul edildiği, tevbe edenlerin affedildiği anlardır o saatler.
Yüreği geceden daha kara olanlar, fırsat bilirler karanlığı, kötü emelleri için. Oysa gece masumdur. Yakarışları taşır bağrında, sessiz akan gözyaşlarına şahit olur. İçten yapılan dualara, istiğfarlara.
Karanlık sanmayın sakın geceleri. Aydınlıktır geceler. Aydan, yıldızlardan daha parlak, müminin yüreğinde ki nur aydınlatır onu.
Gece mümini sever, mümin geceyi. İbadeti neşedir gecenin. Ağlayarak secdelere kapanmanın hazzı yaşanır, karanlığın o kuytu yerlerinde. Birilerinin kötülüklerini karanlıklarda saklamasına inat, en halis, en temiz ibadetler saklanır insanlardan. Riyasız, gösterişsiz, mutmain ameller yapılır gecenin derinliklerinde.
Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Diğer Konular | Etiketler: aydınlık, düşünmek, gözyaş, gece, harcanir, ibadet, karanlık, korku, mümin, parlak, Rahman, secde, tecceli, Yürek, yıldız, şahit | 3 Yorum »
Yazan: gulayozturk Haziran 6, 2008
Islâm’in insanlara ögrettigi ilâhî esaslardan biri de, Allah’i sevmek ve
O’ndan korkmaktir.
Mü’min; nimeti, lütfu ve keremi sonsuz olan Rabbine karsi büyük bir sevgi ve
hürmetle baglanacak, O’nun rahmet ve merhametinin her sey’i kusattigini
düsünecek, ne kadar günahkâr olursa olsun, O’nun afvindan ümidini
kesmiyecektir. Yüce Allah’in rahmet, sevgi ve sefkati sonsuz ise de, bunun
yaninda kahr ve azâbinin siddetli oldugunu da unutmayarak O’ndan korkacak,
gazabindan emin olmayacaktir.
Korkunun ifratindan yeis, yani, ümidsizlik dogar. Pek fazla ümidlenmek ise,
insani gaflete atar ve âkibeti umursamamaya götürür. Bu bakimdan Allah’in
azâbindan emîn olmak da, rahmetinden ümîd kesmek de dînimizde
yasaklanmistir.
Su halde mü’minin kalbi, Rabbinin huzurunda, korku ile ümid arasinda O’na
lâyik bir kul olma heyecaniyle çarpmalidir.
Kur’ân-i Kerîm’de mü’minlerin bu vasfina su sekilde dikkat çekilmektedir:
“Mü’minler, Allah’in rahmetini umarlar ve azâbindan da korkarlar…”
(el-Isrâ, 57).
“Allah’a korku ve ümid içinde dua ediniz” (el-A’râf, 56) buyurulmaktadir.
Imanin kemâline delâlet eden bu hâle beyne’l-havf ve’r-recâ, yani, korku ile
ümid arasinda olma hâli adi verilir.
Gerçekten de Allah’a olan îmanin kemâli, sadece Allah’i sevmek veya sadece
O’ndan korkmakla gerçeklesemez. Ikisinin bir arada bulunmasi gerekir. Insan,
sevginin verecegi nazlanma ve simarikliktan ve rahmetine güven duygusunun
sevkedecegi taskinlik ve itâatsizlikten, ancak Allah korkusu ile
kurtulabilir…
Sadece korkunun verecegi ye’s ve ümidsizlik halinden insani kurtaracak da,
Allah sevgisi, rahmetinin genisligine ve afvinin sonsuzluguna olan inançtir.
Bu sebeble “Hayrin basi Allah sevgisi; hikmetin basi da Allah korkusudur”
denilmistir.
Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: aff, ümid, hürmet, kahir, korku, nimet, rahmet, Sevgi, yeis | 2 Yorum »
Yazan: gulayozturk Mayıs 4, 2008
insanoglu ,yüreğinde binlerce korku ve endişe ile yaşar..
yümrük kadar kalbinde bin çesit hisler ve fırtınalar dalgalanır..
onun gönül dünyasında istekler yanar söner gökteki yıldızlar gibi,endiseler doğar,batar,
sevgiler büyür,sevgiler ölür..
binbir ümitler yeşenir..ve solar..
bir bakarsınız ,yüreğe dolan bir endise diğerlerini alıp götürür,bir bakarsiniz güneş gibi doğan
ilahi sevgi,diğerlerini hepsi alıp söndürür..
evet, o bir yümrük kadar küçücük parça,insanın göksünde bir volkan gibi yanar ..söner..
ve bu endiseler,korkular,sevgi ve ümitler Hakiki korkulara,sevdalara dönüsünceye
kadar sürer durur..
insanoglu bu rahat ,sükünet kalmamış dünyaya,zaman -zaman kaybolma korkusuna kapılır..
bilinmeyenlere sürüklenmek,boşluklara düşmek,serseri rüzgarlara savrulmak tehlikesiyle
ürperir..
annadan,sıladan,yurdan,alıştığı her sseyden ayrılmak korkusuna yaşar..
fakat Rabbine bulan ,O’nu c.c. seven,teslim olan,kaybolmuşluktan kurtulmuşluğun
sevinci ve huzuru yaşar..
Mevlasına bulan,onun için korkular bitmiş,sonsuz bir mutluluk ve ferahlık hisseder..
Yaratıcısı’ndan habersiz gafil insan ise,su uçsuz bucaksiz evrende manada yitik
bir varlık olarak yaşar..
o,kim zaman şeytani rüzgarların önüne kalılmış,kimi zaman da fani heveslerin
rüzgarına..
Allah’ı yaklaşmayı aklına dahi gelmez..
Yaratanından baska herseye sığınır..
bu dünyayı ebedi mesken tutmak ister,yalnız ondan ayrılmaktan aci duyar..
manen bitmiş kişiler için Rabbimiz söyle buyuruyor :
“sağırdırlar,dilsizdiler,ve kördüler,Allah’a dönemezler..yönlerini kaybetmişler ,kayıp olmuşlardır.”"
Bakara /18
kaybolmak,gaflette düşmek,mü’minlerin en büyük korkusudur..
Allah’tan uzak olmak,O’na karşı gelmek,O’nun rızasını kaybetmek,mü’minleri
çok korkutuyor..
Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: ürperir, boşluk, endise, ilahi, kör, korku, Yürek, yitik, yıldız | » yorum bırak;
Yazan: gulayozturk Nisan 23, 2008
Aciz olan insanoglu hayatı boyunca korkularıyla yaşar..
İhtiyarliktan,fakir düşmekten,hastalanmaktan ,yalnız kalmak korkuları..
Allah’tan korkmak ise ,çok daha baskadir..
Nasıl ki insan sevdiğine karşı sayglı davranırsa,Müslüman da Yaratanına saygısızlık yapip günah işlemekten korkar..
Çünkü,günah işlemek,Allah’a karşı saygısızlıktır..
Tevbe kapısı son nefese kadar açıktır,ama devamlı işlenen günahlar hayatımız
maddi ve manevi yaralar açar..
Her günahı ruhumuzu kırletir,işlenen günah kalbe sıyah lekeler oluşur..
İnsanı Allah yarattı,ve onu başıboş bırakmadı…
Yaşadığı hayatın hesabını verecektir..
Bu yüzden insan,insanca yaşamayı çarelerini aramalıdır..
Bazi insanlar yeryüzünü büyük bir kabristan olarak görür ve korkar..
Çünkü tüm canlılar zamanda ölür…
Halbuki,ölen bitkiler sevdiği toprağa başını koyup uyur…
Ölen hayvan ağır hizmetlerden azat edilmiştir..
Ölen insan ise ebedi hayatı,özünü ve Rabbine kavusmuştu..
Kendimizi ciddi olarak muhasebe yaparsak,anlarız ki,bizi korkutan olaylar değil,
hayallerimizdir..
İş bulmak,araba,ev almak,mevkimizi yükseltmek,gibi hedeflere koşan insanoglu,bu yolun sonundaki ölümün çok kere görmez…
Anında ölüm gelir,elemlerin,kederlerin ,korkuları hepsi biter..
ölen kişi arkasında çoğu zaman gözyaşı sel gibi akar..
Fakat çoğunlukla ölüler de yaşayanların haline ağlar……..
Çünkü vefat edenler korku dolu rüya dan uyanmışlar,özüne dönmüşler..
Biz yaşayanlar ,yapmamız gereken öncelikle Allah’tan korkmamız gerektiğini idrak etmek,
çünkü Rabbimiz merhametli olduğu kadar da azabı de korkunçtur…….
Günaha israr edene,aff dilenmeyene,acizliğini bilmeyip gurur kibir yapana,
Allah sevmez ve affetmez..
Bu yüzden O’ndan c.c. dan korkmalıyız..
Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: aciz, affetmek, ölüm, günah, korku, saygı, tevbe | » yorum bırak;