İslam Huzur Dinidir

İslamı sonradan bulup mutluluğa eren bir yürekten; İslam

Mesajlar Etiketlendi ‘makale’

Ruhumuz, Unutulmuş Eski Bir Dost Gibi

Yazan: gulayozturk Haziran 11, 2009

“Ve’l asr” sûresini hatırlayalım. Herhâlde asrımızda “hüsran içinde bir insanlık” tablosuyla karsı karsıyayız. Bedenimiz, yani çamurumuz, mûteber. Ruhumuz, unutulmus eski bir dost gibi. Sigara ve alkolden baglayıp, uyusturuculara kadar uzanan uzun ya da kısa süreli bir intiharlar zinciri var. TV, uyusturucuların en mâsumu gibi duruyor ama bence, en yaygını oldugu için en tehlikelisi. Eglence programları, diziler, spor yarısmaları derken, bir de bakıyorsunuz, salâ vaktiniz gelmis, arkasında günes batmayan o büyük kapıdan girmek üzeresiniz.

Beden realitesini kim inkâr edebilir? O bir sâheser ama geçici olarak emrimizde. Onun sayesinde bu dünyada varız, onun sayesinde dünya ile irtibat kuruyoruz. Allah’ın lûtfettigi maddî nimetlere sükrümüz için bir vâsıta o. Ama o kadar. Yaratıcı, onu nasıl kullanacagımızı bize ögretmis. Tabiî ögrenene.

 

 

Umûmi manzara bu. Kadıköy’de, Paris’te, ya da Merlbourne’de diskotekleri, meydanları, çarsıları dolduran insanların yakın ya da uzak bir zaman sonra mutlaka karsılasacakları, ölüm ve sonrası ile ilgili duyarsızlıkları ancak bu “afyonlanma süreçleri” ile izah edilebilir.

Biz Hristiyan degiliz, sadece “ruh’umuzun kurtulusu” için yasamıyoruz. islâmiyet dünya ile âhiret dengesini tam ayarında tutuyor. Rodos heykeli gibi bir ayağımız dünyada bizim, öbürü dünyaya dayanan bir âhirette. Ama bazen inananlar bile dünyevîlesmis bir âhiret beklentisi içinde yasıyorlar. Yani dünyevîlesme süreci, bazı dindarları bile içine çekiyor. Allah’la  -estagfirullah- pazarlık yapılmaz.  Emirlerini kul olarak yerine getirmeye, ihlaslı bir gönülle gayret edersiniz ve sonra… O kadar. Sonrası teslimiyet, sonrası boyun kesme, sonrası eyvallah.

Kul olmanın bilinci ve kurbiyeti içinde yasamak… Bunun kendisi bile tek basına insana ne büyük bir seref kazandırıyor. Hayatın kendisi zaten bir mükâfat degil mi? Yaratıcı’ya bütün yarattıkları için, en çok da bizi ve idrâkimizi yarattıgı için sonsuz sükranlar…

  KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ”

Hz.MUHAMMED
(S.A.V.)
Yazar Fâtıma Zehra Merinos  

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: | 1 Yorum »

Dertsiz insan mı olur?Olamayacağına göre.Öyleyse ne yapmalıyız

Yazan: gulayozturk Haziran 10, 2009

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: | 1 Yorum »

Söyleyecek hiçbir şeyin yoksa, susmaya ne dersin?

Yazan: gulayozturk Haziran 3, 2009

Söyleyecek hiçbir şeyin yoksa, susmaya ne dersin?
Söyleyecek sözü olanları dinlemeye, anlamaya ne dersin?
Kitap sayfalarının arasında dolaşmaya…
Kâinatı okumaya…
Suratını okşayan rüzgârı, saçlarını ıslatan yağmur damlasını, ayaklarındaki kum tanelerini hissetmeye… 
 
Güneşin batışını, hayata dair anlatacakları olan bir filmi, yıldızları, uzaklaşan bir gemiyi izlemeye… 
 
Hastanedeki hastaları, cezaevlerindeki mahkûmları, kabristandaki mezar taşlarını görmeye…
Yollardaki bir taşı, bir düşeni, bir kendini kaybedeni kaldırmaya ne dersin? 
 
Biraz düşünmeye, geçmişe, geleceğe gitmeye…
Sorular sormaya, hayata, kendine, dünyaya dair…
Kafa yormaya, hep ertelediğin konularda…
Bir cevap bulmaya, bir cevap veren bulmaya; içinden çıkamadığın problemlere dair…
Söyleyecek hiçbir şeyin yoksa, söyleyecek bir şeyi olanlardan bir şeyler öğrenmeye ne dersin?
Bugüne kadar söylenmiş sözlerin üzerinde durmaya; kiminin altını kırmızı, kiminin mavi, kiminin siyah kalemle çizmeye; kiminin üstünü çizmeye, kimine bir harf, bir kelime, bir ünlem eklemeye ne dersin?
Yeni bir şey söylemeyeceksen, daha önce söylenmiş sözleri bu kadar yüksek sesle, bu kadar kendi keşfinmiş gibi bağıra bağıra söylememeye ne dersin?
Kendini biraz hesaba çekmeye, cevaplarının doğruluğunu kontrol etmeye, hatalarını kabul etmeye…
Biraz bozmaya ezberlerini…
Biraz değiştirmeye kurduğun cümleleri…
Teslim bayrağını çekmeye…
Yeni şeyler öğrenmeye…
Yeni şeyler söylemek için susmaya…
Ama susarken de içine hiçbir ima katmadan, sadece susmaya…
Bir şey biliyormuş gibi değil. Kâle almıyormuş gibi değil.
 
Kendini ağırdan satıyormuş gibi de değil. Gümüş olan söze tercih edilesi bir altın değerinde olduğundan hiç değil…
Daha yolun başındaymış, daha öğrenecek çok şeyi varmış, söyleyecek hiç ama hiçbir şeyi yokmuş gibi susmaya…
Bir “Konuşursam yer yerinde oynar havasında” değil. “Fırtına öncesi sessizlik” gibi de değil. Sesini akort ediyormuş gibi hiç değil.
Söyleyecek sözü olmayan herhangi bir insan gibi…
Susmaya ne dersin?
                             
alıntı

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: | 4 Yorum »

İyilik ehli olmalısın. Kötülükten ne çıkarki

Yazan: gulayozturk Mayıs 13, 2009

Sıyrıl hazan duygularından ve bir yeşillik ol, uçuşsun kuşlar,

kuşçuklar çevrende.
• Bir su kaynağı ol, koşsun bütün bağrı yanıklar semtine.
• Mumlar gibi eri ve etrafına ışıklar saç; hem öyle bir saç ki,

 mehtabı temâşâya dalmış olanlar, onu bırakıp ta senin ikliminin pervanesi olsunlar.

• İnsanları tıpkı bir anne gibi öyle sıcak ve içten kucakla ki,

hışmından korkanlar bile, tereddüt etmeden kendilerini senin kucağına atsınlar.
• Allah’ın sana ihsan ettiklerini sen de saç cömertçe etrafına;

saç ki , insanı insanlara, cennete ve Allah’a yaklaştıran en sırlı formül civanmertliktır 

   

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: | » yorum bırak;

ölümüne bir kara sevda

Yazan: gulayozturk Mayıs 9, 2009

“Analık nedir Annem?” derdim de anacığıma; “Ben ol da bil” derdi Mevlânaca..
 
Ben ol da bil!
 
“Sen” oldum annem bak!..
 
“Sen” oldum ve bildim neymiş bu işin yürekcesi..
 
Hani “Köpekler bile “ana” olmasın” derdin ya hep, o ızdıraplı yüreğinle, o engin şefkatinle..
 
Anlamazdık o zaman biz zamâneler..
 
“Zor kızım, çok zor analık” derdin ardından derin bir iç çekişle..
 
Zormuş anam..
 
Ana olmak “Hiç” ken “Hep” olmakmış meğer..Çoğalmakmış durmadan..
 
Dünyaya meydan okumak, mazi ve istikbâli sırtlamak, pervâsız bir gözü karalıkmış..
 
Zormuş Annem..Olduk, gördük, bildik bak..
 
Ana olmak meğer; Kor ateşlerde üşümesi, kara kışlarda buz kesmesiymiş yüreğin..
 
Hep; “Ben!” derken,
Artık; “O”, “İllâ O!” demesiymiş..
 
Hiç varmayacağı kapıları çalması, hiç ederek ömrünü, adanmasıymış..
 
Hiç kızmaması yüreğin, almayı hiç düşünmeden hep vermesiymiş..
 
Hep sarıp-sarmalaması, hiç hesap sormadan, hep dost hep yâr olmasıymış..
 
Zormuş Anam..
 
Meğer ölümüne bir kara sevdaymış analık..
 
Olduk, gördük, bildik bak..
 
———–
 
Gözlemleyin kadınları; Değişirler hep “Anne” olunca..
Bir metamorfoz belki analık; Tırtılken kelebek olmak
 
Artık  gözleri, elleri-ayakları, akıl ve yüreği tüm âzâları ve dahî hayalleri, tüm vakitleri ve hayata dâir hesapları O’na ait değildir..Karşılıksız-hesapsız  ve de gönüllü olarak bağışlar yavrusuna tüm varlığını Anne..
 
Ve dikkat edin, her kadın bir başka güzelleşir “Anne” olunca..
 
Ezelden biçilen bir kostüm gibi, “Analık” yakışır her kadına..
 
O, artık “Anne gibi” güler, “Anne gibi” bakar, “Anne gibi”kokar..
Ve hayatta hiç kimse ne “Anne gibi” kokar ne “Anne gibi” bakar ne de onun gibi yanar..
 
Ve böylelikle tüm anneler, Yaratan’dan kokular, esintiler taşırlar dünyamıza..
 
Her Anne Yaratıcı’ya âyinedir..
En çok Hâlıq ve Vedud ismi yansır onlarda..
 
Ve hayat boyu, binbir esmâyı seyrederiz o kocaman yüreklerde..
 
İşte bu yüzden, kaç yaşında olursak olalım, bizler için hep,
Hiç eskimeyen bir ihtiram, çoşkun bir muhabbet, hep meylettiren bir çekim alanıdırlar..
 
İşte bu tutkunluk, hesapsız adanışlarının karşılığıdır onlara, Yaradan’dan..
 
Ve bir gün bizden gittiklerinde..İçimizin bir yanı, ömür boyu hep titreşir onlar için..
Hiç sönmeyen bir yangın, zaman zaman yakar alevlenir, asla dolmaz boşlukları..
 
Alıp gitmişlerdir çünkü canlarımızın bir parçasını..
 
Öyledir, her Anne giderken, yüreğini emanet bırakır yavrusuna ve bir parça yavrusundan alır da öyle gider çünkü..
 
Ve bu yürek aktarımı, annenin sesi, nefesi, gözleri, sözleri ve o kocaman yüreği, ezelî bir miras gibi devredilir nesilden nesile..
 
İşte dünyayı îmar eden, ayakta tutan bu Ana Yürekleridir!
 
Nasıl emânetse yavrular annelerine bir vakit,
Öylece emânettir her anne de yavrusuna..
“Of!” bile demeden, sakın ha incitmeden,
Sahip çıksın herkes emânetlerine aman!
 
Yavrularına iki dünya bağışlayan ANAlara
 
ve cennetlerini  kazanan canlara müjdeler olsun..
 
muhabbetle efendim..
 
Ayşe Reşad
 
Ak saçlı, ak yürekli Anacığım’a dua olsun bu yazı..
 
Ruhuna Fatiha

 
“”KİŞİ SEVDİĞİYLE

BERABERDİR

Hz.MUHAMMED
(S.A.V.)

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: | » yorum bırak;