İslam Huzur Dinidir

İslamı sonradan bulup mutluluğa eren bir yürekten; İslam

Onlarin Namazlari…

Yazan: gulayozturk Haziran 24, 2008

                    

Rasulullah (s.a.v)’in Namazı..:
Hz. Ali (r.a) şöyle anlatır: “ Bedir harbinde Rasulullah’ın bir ağaç altında ağlayarak namaz kıldığını gördüm. Hatta öylece sabahladı.. “ (Fezail-i A’mal, 299 ) Bu ağlayış halinin yanında Alemlerin Efendisi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ‘in göğsünden namaz esnasında zaman zaman da tencere kaynarken çıkan ses gibi birtakım sesler işitilirdi. Hz. Aişe validemiz buyururlar : “ Rasulullah (s.a.v) namaza durduğunda zaman zaman yüreğinden kazan kaynaması gibi ses gelirdi.” (Ebu Dabud, Salat, 157, Nesai, Sehv, 18 )

Hz. Aişe validemiz, Rasulullah (s.a.v)’in namaz kılışıyla alakalı olarak ayrıca şunları söyler : “ Rasulullah bizimle konuşur, biz de onunla konuşurduk. Ama namaz vakti gelince sanki bizi tanımıyor gibi bir hale gelir, bütün varlığıyla Allah’a yönelirdi..” ( Fezail-i A’mal, 303 ) ***

Hz. Ömer (r.a) ‘ i Mecusi mızrakla yaralamıştı. Devamlı bir suretle kan kaybediyordu. Bir müddet sonra kendinden geçti ve bayıldı. Bu bir ölüm baygınlığı idi. Fakat namaz vakitleri girdiğinde kulağına eğilip : “ Namaz Ya Ömer, namaz..!” dediklerinde Hz. Ömer hayret verici bir irade ile ayılıyor ve o haliyle namazını eda ediyordu. “Namazı olmayanın İslam’da yeri yoktu..!!” ifadesini tekrarlıyor ve sonra tekrardan kendinden geçiyordu. ***

Hz. Ali (r.a ), namaza durduğunda beti benzi sararır, kendi vücudu dahil her şeyden sıyrılırdı. Bir muharebede mübarek ayağına batan oku, kendi arzusu üzerine namaz esnasında çıkardıklarında bunun farkında dahi olmamıştı. O’na : “Ey mü’minlerin emiri! Namaz vakti gelince niçin yüzünüzün rengi değişiyor ve titremeye başlıyorsunuz?” diye sordular. Buyurdu ki: “Yerin ve göğün kaldıramadığı, dağların taşımaktan aciz kaldığı bir emaneti eda etme zamanı gelmiştir. Onu kusursuz olarak yapabilecek miyim, yapamayacak mıyım , bilemiyorum.” ***

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: İslami Yazılar | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum Yok »

Namazda Huşu ve Gaflet‏

Yazan: gulayozturk Haziran 15, 2008

          

Niyazi Beki

Namazın Ruhu Huşudur

KUR’ÂN’DA kurtuluşun anahtarı, içinde huşuu barındıran namaz
gösteriliyor.

“Muhakkak ki, iman edenler kurtulmuştur. Onlar öyle kimselerdir ki,
namazlarını huşu ile kılarlar” (Müminun, 23/1-2) mealindeki ayette bu
ruhu görebiliriz.

Fakat şu da bir gerçektir ki, bir çok Müslüman sürekli olarak, samimi
bir şekilde namaz kıldığı ve kılmak istediği halde, insanî bir gaflet
hali yaşayabiliyor ve her an huşu içinde olamıyor. O halde bu
dermansız derdin teşhisini doğru koymak gerekir.

Namazda Huşu Ne demektir?

HUŞU: Sözlük anlamı itibariyle; korkmak, itaat etmek, tevazu
göstermek, boyun eğmek demektir. “O gün insanlar, hiçbir tarafa
sapmadan Hakkın davetçisine uyarlar. Gözler Rahman’ın
heybetinden `huşu’ içerisine girmiş(kısılmıştır). Artık bir
fısıltıdan başka bir ses işitemezsin” (Ta Ha, 20/10 8) mealindeki
ayette, kıyamet gününde, insanların Allah’ın heybet ve azameti
karşısındaki korkuları, bükülüşleri, alçalışları, sessiz-sedasız
duruşları `huşu’ kavramıyla ifade edilmiştir.

“İman edenlerin kalpleri, Allah’ı ve O’ndan gelen hakikatleri
hatırlayarak huşu ile dolma zamanı gelmedi mi?” (Hadid, 57/16)
mealindeki ayette huşu kavramı doğrudan kalbin bir fonksiyonu olarak
ortaya konmuştur.

Terim olarak Huşu; bir yandan çekinmek, korkmak, boyun eğmek gibi
kalbin bir eylemi, diğer yandan sükûnet içinde olmak, hareketsiz
duruş sergilemek gibi organların bir eylemi olarak kendini gösterir.
Buna göre, Huşu; aslı kalpte, tezahürü (yansıması) bedende olmak
üzere iki yönlü bir etkileşimin adıdır.

Huşuu yansıtan bir hadis: Hz. Ali anlatıyor:

Hz. Peygamber (a.s.m), rükûda şu duayı okuyordu:

“Allah’ım! Senin için rükûa vardım, Sana iman ettim, Sana teslim
oldum. Kulağım, gözüm, beynim (iliğim), kemiğim ve damarım (sinirim),
sana karşı huşu içerisine girmiştir.” (Müslim, Müsafirin, 201).

Namazdaki Huşuun

İki Unsuru:

Tahliye (boşaltma) ve

Tahliye (doldurma)

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: İslami Yazılar | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorum Yok »

Namaz, herşeyi güzelleştirir‏

Yazan: gulayozturk Haziran 9, 2008

Ben de mü’minim, ben de Allah’ımı seviyorum” deyip de Kur’an’dan ve namazdan
kopuk yaşamak ne kadar mantıklı. Namaz, öncelikle duyarsızlığımızı, ruhi
sıkıntılarımızı giderir ve ahlakımızı güzelleştirir.
Namaz, ahlakı güzelleştiren, keşfedilmeyi bekleyen bir hazinedir. Namaz
hazinesini keşfetmeye başladıkça, onun ahlakı nasıl güzelleştirdiğini
anlamaya başlarız. “Sabır ve namazla Allah’tan yardım dilemeye” namazla
alışan bir kişi, her namazında “Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden
yardım dileriz.” diyerek sabır ahlakını gönlüne hapseder. Sabırla hayatın
zorluklarına karşı metanet, azim ve dirayetle yaklaşır.

Her namazında “O, hesap gününün sahibidir.” ayetini hisseden bir kul,
yapacağı her iyiliğin ve kötülüğün hesabını vereceği bilinci içerisinde
Allah’a ve insanlara karşı vicdanlı olmaya çalışır. Hatalarını tekrar etmeme
yeteneğini kazanan insan, Allah’a ve insanlara karşı sorumluluğunun da
bilincindedir. Hatalarına ve isyanlarına rağmen kendisini huzuruna namazla
davet eden Rabb’inin hoşgörüsünü gören bir kul, namaz sayesinde hoşgörüyü
öğrenir.

Her namazda “Rabb’im beni, annemi-babamı ve bütün inananları hesap gününde
bağışla.” duasıyla Rabb’inin kendisini bağışladığını hisseden bir insan,
engin bir hoşgörüyle insanları bağışlamayı tecrübe edebilir. Rabb’imiz
“namaz kılan kimselerin emanetlerine riayet edeceklerini, şahitlikte dürüst
olacaklarını” vurgular.

Namaz hazinesini keşfeden bir insan, “Rabb’imiz bizi doğru yola hidayet et.”
diyerek emanete riayette, şahitlikte ve hayatın her aşamasında dürüst olmaya
çalışır. ‘Rükû’da “Yüce olan Rabb’imi kullara ait bütün eksik sıfatlardan
uzak tutarım.” diyerek Rabb’ine karşı saygı içerisinde eğilen kul,
insanlarla ilişkilerinde de mütevazı davranmaya çalışabilecektir. Secdede
Rabb’ine olan tevazunun zirvesini hisseden bir kul, insanlara tevazuda da
zirveyi yakalayabilir. Rabb’imiz “namaz kılan bireylerin iffetlerini
koruduklarını” ifade eder.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: İslami Yazılar | Etiketler: , , , , , , , | Yorum Yok »

Sen misin Müslüman olan?‏Mustafa İslamoğlu

Yazan: gulayozturk Nisan 29, 2008

Yine Şafak muhabiri sayesinde öğrendik. Bulgar Kilisesi’nin eski yönetim
kurulu üyesi Bojidar Cipof’un eşi Juliana ben idrakine kavuşarak kendine
dönmüş. Yani, Allah’a kayıtsız şartsız teslim olduğunu beyan ederek
“Müslüman” adını almayı hak etmiş.

Önce İslam’ını gizlemiş. Namazlarını gizli gizli kılmış. Durumdan şüphelenen
kocası, arama sırasında Fatıma hanımın müftülükten aldığı ihtida belgesini
buluyor. Hakaretler ve yıldırma operasyonu başlıyor. Yetmiyor, gece yarısı
kapı önüne konuluyor.

İlk gece bir otelde kalıyor Fatıma Cipof. Bu tepkinin geçici olduğunu
düşünerek evine dönüyor. Fakat tepki artıyor. Hakaret artıyor. “Kara Fatma”
ilan ediliyor. Namaz kılarken itilip kakılıyor. Tesettürüyle dalga
geçiliyor. İş akıl hastası ilan etmeye kadar vardırılıyor. Fatıma kardeşimiz
9 aydır sığındığı Müslüman bir ailenin yanında yaşıyor. Kocasına boşanma
davası açmış, neticesini bekliyor.

İhtidalar oldum olası beni heyecanlandırır. Bir Müslüman olarak beni
ilgilendiren yanı, büyük ailemize bir kardeşin daha katılmış olmasıdır. “Bir
adem bir alem” demişiz bir kez. Ve bir alemimiz daha olmuştur.

Mühtedi açısından olay azimdir. Zira bir mühtedi için ihtida, hayatının en
büyük devrimidir. Bunun ne büyük bir iman hamlesi olduğunu, imanı ata mirası
sananlar nasıl anlasın? Mühtedi, “dönüş” kararı verdiğinde hayatını
sıfırlamayı da kabul etmiştir. Hz. Ömer’in “kesip atmak” dediği türden büyük
bir karar. Ona İslam’ın kapısını tıklattıran şey yüreğine düşen hakikat
ışığıysa, evinden, eşinden, işinden, aşından, arkadaşından, çevresinden ve
daha birçok şeyden kopacak olmasına aldırmaz. O ışığın cazibesi benliğini
öylesine sarar ki, “ayrılmanın” acısı “bulmanın” sevincini bastıramaz.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Diğer Konular | Etiketler: , , , , , , , | 2 Yorum »

Küçük çaplı meydan okumalar insanın damağında güzel tatlar bırakabilir

Yazan: gulayozturk Nisan 25, 2008

Küçük çaplı meydan okumalar insanın damağında güzel tatlar bırakabilir. Meydan okuma deyince bir şeyleri kırıp dökmeyi veya kırıcı sözler sarfetmeyi kastetmedik.
Küçük çaplı meydan okumalar deyince bizim aklımıza sevdiğimiz birine durup dururken gülümsemek, ona değer verdiğimiz için şöyle ya da böyle yapacağımızı söylemek, bir bakıma kötü duyguları bertaraf etmek sayılabilir. Sonra sık sık kendi ölümümüzü hatırlayarak yaşama ihtirasımıza bir tür gem vurmayı sayabiliriz.

Oruç tutmak da nefse meydan okumaktır. Hele bu sıcak günlerde insana garip bir haz verir. Nefsimize şöyle deriz: ”Evet sen gerçekten soğuk su içmek istiyorsun ama beni terbiye eden Rabbimin rızası senin bu isteğinden daha önemli.”

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: , , , , , | Yorum Yok »