İslam Huzur Dinidir

İslamı sonradan bulup mutluluğa eren bir yürekten; İslam

Mesajlar Etiketlendi ‘nimet’

Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlara gelince…

Yazan: gulayozturk Kasım 21, 2008

           

İnsanın ruhu estetikten, simetriden, güzellikten, temizlikten, düzenden, renk uyumundan kısacası mükemmellikten zevk alacak şekilde yaratılmıştır. Nitekim doğadaki tüm renkler, görüntüler de insanın ruhundaki bu zevke hitap eden en yakın uyum ve güzelliği yansıtırlar.

İnsanların dinlenmek, rahat etmek için tercih ettikleri mekanlar da hep doğal güzelliklerle iç içedirler. Yeşillik, ormanlık, deniz kenarı ya da nehir kıyısı gibi yerlerde temiz hava, toprak ve su ile yakın olmak insanlara huzur ve mutluluk verir.

Güneş ışınlarının, temiz havanın doğrudan girmediği, doğal güzelliklerden uzak ortamlar ise genellikle insanların hoşuna gitmez.

İnsanın doğal güzellik arayışı içinde olmasının sebeplerinden biri, Allah’ın insanı cennet güzelliklerinden zevk alacak şekilde yaratmış olmasıdır. İnsan farkında olsa da olmasa da aslında cennet nimetlerinin beklentisi içindedir. Ayetlerde cennetin doğal güzelliklerle iç içe olacağı şöyle haber verilmektedir:

Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; onlar için altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük ‘kurtuluş ve mutluluk’ budur. (Büruc Suresi, 11)

Çeşit çeşit ‘inceliklere ve güzelliklere’ (veya her türden sık ağaçlara) sahiptirler. (Rahman Suresi, 48)

cenneti kazanmamız dua’siyla..

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: , , , , , , | » yorum bırak;

gözümüzün nuru çocuklarımız

Yazan: gulayozturk Ekim 19, 2008

             

Yüce Allah’ın bizlere büyük bir nimeti ve ihsanı olan çocuklarımızı, hayatımızın süsü [1], gözümüzün nuru [2] olarak görürüz.

 Ancak bu, son derece değerli olan yavrularımız için yeterli değildir.

 Onları iyi eğitip güzel terbiye etmek gibi yerine getirmemiz gereken önemli sorumluluklar bulunmaktadır. Allah, bizi bunlardan sorguya çekecektir.

Bu sorumlulukları yerine getirmek, bizim için ebedî mükafat sebebidir. Cenab-ı Hak, bu konuda şöyle buyurmaktadır:

 “Çocuklarınızın ve mallarınızın, sizin için bir imtihan olduğunu ve büyük mükafatın, kesinlikle Allah katında bulunduğunu bilin.”[3]

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de, çocuklarımıza karşı görevlerimizi şöyle vurgulamaktadır:

 “Hepiniz yöneticisiniz ve yönetiminiz altında bulunanlardan sorumlusunuz.” [4] “Çocuklarınıza güzel davranıp iyilikte ve ikramda bulununuz. Onları en güzel şekilde terbiye ediniz.”[5]

Özellikle çocuklarımıza karşı birinci derecede sorumluluğumuz, onları Allah’ın rızasına uygun bir edep içerisinde eğitip yetiştirmektir.

Çocuk, güzel terbiyeyi ilk önce aile ocağından alır. Ailede sergilenen bütün tavırları, bir fotoğraf makinesi gibi kaydeder ve büyüyünce de bunları hayatına yansıtır.

 Eğer aile içerisinde sevgi ve hoşgörüye dayanan tavırlar sergilenir ise, çocuklar da, bu terbiyesi ile toplumla uyum sağlarlar.

Suç işleyen çocukların, genellikle sağlıklı bir aile ve çevre ortamında yetişmedikleri yapılan araştırmalar sonucu, ortaya çıkan bir gerçektir.[6]

Bu sebeple aile içi eğitimin yanı sıra, çocuklarımızın çevre ile ilgili ilişkilerini de takip etmeliyiz. Alkol, uyuşturucu, müstehcen yayınlar gibi milli, dini ve ahlâkî değerlerimize ters düşen zararlı alışkanlık ve akımlardan onları korumalıyız.

Aksi takdirde çocuklarımız, göz göre göre suç batağına itilmiş olur. Yüce Rabbimiz, çocuklarımızla ilgilenmemiz hususunda şöyle buyurmaktadır:

 “Ey Müminler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında acımasız, güçlü, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır. ” [7]

Bu ayetle ilgili olarak Hz. Ömer (r.a.), Sevgili Peygamberimize: “ Yâ Rasulallah! Kendimizi ateşten koruruz. Ancak çocuklarımızı nasıl koruyabiliriz?” Diye sordu. Allah Rasûlu (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Allah‘ın sizi nehyettiği şeylerden onları sakındırır ve Allah’ın size emretiği şeyleri onlara emrederseniz ve bu şekilde onları korumuş olursunuz” [8]

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Diğer Konular | Etiketler: , , , , , , , | » yorum bırak;

Düşün ve Şükret !

Yazan: gulayozturk Haziran 23, 2008

                   

Düşün ve Şükret !

Allah’ın sana bahşettiği nimetleri düşün !

Sağlıklı bir beden,

Güvenli bir vatan,

Yeterince gıda ve giysiler,

İhtiyacın olan hava, su …

Ve daha neler, neler !?..

Düşün ve Şükret !

Dünya senin !. Fark edebiliyor musun ?

Hayat senin !. Kavrayabiliyor musun ?

Her türlü nimet senin !. şükredebiliyor musun ?

Düşün ve Şükret !

Eksik olan ne ?..

Gören gözlerin,

Konuşan dilin, dudakların,

İşiten kulakların,

Ellerin, ayakların var !..

Düşün ve Şükret !

Ayaklarının üzerinde yürümek kolay iş midir ?

Bacakların üzerinde durmak kolay iş midir ?

Çalışmayan nice ayaklar, kesilen nice bacakları düşün !..

Doyasıya uyumak kolay iş midir ?

Acıyla kıvranan, kapanmayan nice gözleri düşün !

Mideyi yiyeceklerle doldurmak,

yada kana kana su içmek kolay iş midir ?

Yemek yiyemeyen, su içemeyen nice hastaları düşün !..

Düşün ve Şükret !..

Sesleri işitmeni düşün; sağırlıktan korunmuşsun.

Görme özelliğini düşün ; Körlükten korunmuşsun.

Akıl nimetini düşün ; delilikten korunmuşsun.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Diğer Konular | Etiketler: , , , , , , , , | 1 Yorum »

ALLAH(c.c.) Ümitli Olanları Sever

Yazan: gulayozturk Haziran 19, 2008

                       

İnsan maddeten, manen ve sosyal olarak geniş imkanlara sahip bulunurken, birden yapayalnız kalınca, işleri rayında giderken birden bozulunca bir anda sarsılıverir. Bazen öyle olur ki, kime el uzatsa eli boş kalır, kimden yardım istese herkes sırtını döner. İşte o noktada kişinin mayası ve altyapısı kendisini göstermeye başlar. Hayata baktığı pencere ve o pencerenin genişliği, o kişinin o sıkıntılardan kurtulmasına yol açacak fırsatların da büyüklüğüyle doğru orantılıdır. Mümin o an Hz. Eyyûb (as) gibi olmalı, verenin de alanın da O (cc) olduğunu bilip, tevekkülle boyun eğmelidir. Mümin, musibetle karşılaşınca, nna lillahi ve innâ ileyhi râciûn der.

Toplum hayatında çevremize baktığımızda aynı musibetlerin ya da nimetlerin farklı insanlarda farklı tepkilere sebep olduğunu görürüz. Yağmurun her yere yağıp da her yerin yeşermediği gibi, musibetler ya da nimetlere olan insani tepkiler de aynı olmaz. Nimetin de musibetin de Sahibini ALLAH (cc) bilemeyenler başını taştan taşa vuran, karamsarlık vadilerinde çaresizce koşturan insanlardır.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Diğer Konular | Etiketler: , , , , , , , , | » yorum bırak;

Allah’a olan sevgi kadar, O’ndan korkmak da son derece tatli ve zevkli bir haldir…

Yazan: gulayozturk Haziran 6, 2008

Islâm’in insanlara ögrettigi ilâhî esaslardan biri de, Allah’i sevmek ve
O’ndan korkmaktir.
Mü’min; nimeti, lütfu ve keremi sonsuz olan Rabbine karsi büyük bir sevgi ve
hürmetle baglanacak, O’nun rahmet ve merhametinin her sey’i kusattigini
düsünecek, ne kadar günahkâr olursa olsun, O’nun afvindan ümidini
kesmiyecektir. Yüce Allah’in rahmet, sevgi ve sefkati sonsuz ise de, bunun
yaninda kahr ve azâbinin siddetli oldugunu da unutmayarak O’ndan korkacak,
gazabindan emin olmayacaktir.


Korkunun ifratindan yeis, yani, ümidsizlik dogar. Pek fazla ümidlenmek ise,
insani gaflete atar ve âkibeti umursamamaya götürür. Bu bakimdan Allah’in
azâbindan emîn olmak da, rahmetinden ümîd kesmek de dînimizde
yasaklanmistir.
Su halde mü’minin kalbi, Rabbinin huzurunda, korku ile ümid arasinda O’na
lâyik bir kul olma heyecaniyle çarpmalidir.
Kur’ân-i Kerîm’de mü’minlerin bu vasfina su sekilde dikkat çekilmektedir:
“Mü’minler, Allah’in rahmetini umarlar ve azâbindan da korkarlar…”
(el-Isrâ, 57).
“Allah’a korku ve ümid içinde dua ediniz” (el-A’râf, 56) buyurulmaktadir.
Imanin kemâline delâlet eden bu hâle beyne’l-havf ve’r-recâ, yani, korku ile
ümid arasinda olma hâli adi verilir.
Gerçekten de Allah’a olan îmanin kemâli, sadece Allah’i sevmek veya sadece
O’ndan korkmakla gerçeklesemez. Ikisinin bir arada bulunmasi gerekir. Insan,
sevginin verecegi nazlanma ve simarikliktan ve rahmetine güven duygusunun
sevkedecegi taskinlik ve itâatsizlikten, ancak Allah korkusu ile
kurtulabilir…
Sadece korkunun verecegi ye’s ve ümidsizlik halinden insani kurtaracak da,
Allah sevgisi, rahmetinin genisligine ve afvinin sonsuzluguna olan inançtir.
Bu sebeble “Hayrin basi Allah sevgisi; hikmetin basi da Allah korkusudur”
denilmistir.

 

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Yazılarım | Etiketler: , , , , , , , , | 2 Yorum »