Tüm kardeşlerimizin hicri yeni yılını tebrik ediyoruz‏

Tüm kardeşlerimizin hicri yeni yılını tebrik ediyoruz. Bu vesile ile Hicri takvim nedir? Ne zamandan beri uygulanmaktadır? Hicri yeni yılın ilk ayı olan Muharrem ayına özel bir ibadet var mıdır? Peygamberimiz yeni yılı nasıl karşılamıştır? Aşure günü nedir? Aşure gününe özel bir ibadet şekli var mıdır? soruları ile ilgili kısaca bilgi vermek istiyoruz…

Hicri tarih, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Mekke’den Medine’ye hicretiyle başlar. Ancak takvim başlangıcı olarak bu tarih, Hz. Ömer devrinde kabul olunmuştur. Ondan önce arapların belli bir tarihi yoktu. Bazı önemli hadiseleri (Hz. İbrahim’in ateşe atılışı, Fil vakası vb.) tarihe başlangıç olarak gösteriyorlardı.

Hicretten on altı yıl sonra (638), dönemin halifesi Hz. Ömer’in emriyle Medine’de bir meclis toplanarak, tarih meselesine bir çözüm bulunması istendi. Hz. Ali’nin teklifi ve mecliste bulunanların kabulü ile Hz. Muhammed (a.s)’in hicreti, İslâm tarihine başlangıcı ve Muharremin de bu yılın ilk ayı olması kararlaştırıldı. Böyle bir uygulamanın konulmasına sebep olarak şu iki husus gösterilmektedir. Hz. Ömer devrinde ibraz edilen bir borç senedinde ödeme için vâde tarihi olarak gösterilen Şaban ayının, geçen yılın mı yoksa gelecek yılın mı olduğu kestirilememişti. Ayrıca aynı dönemde Basra valisi olan Ebu Musa el-Eş’arî’den gelen bir yazıda; Hilâfet makamından gönderilen kâğıtların hangisi önce hangisi sonra olduğu ve hangisinin hükmüyle hareket edilmesi gerektiğinin bilinmediği cihetle, bu sorunun acilen halledilmesi isteniyordu. Bu nedenlerle Hicret İslam tarihine başlangıç teşkil etmişti.

Hicrî-Kamerî yıl, on iki aydır. İlk ayı olan Muharrem ile birlikte Receb, Zilkade ve Zilhicceye Araplar "eşhur’i hurum" adı verir ve bu aylarda savaştan ve her türlü şiddetten uzak dururlardı.

Hz. Muhammed (s.a.s), bu ayın dokuz, on ve on birinci günleri oruç tutmayı ashabına tavsiye etmişti. Peygamber Efendimiz buyurur ki: "Ramazan orucundan sonra, tutulan oruçların en faziletlisi Allah’a izafet ile şereflendirilen Muharrem ayındaki oruçtur" (Riyazü’s-Sâlihin, II, 504). Diğer hadislerde, Muharrem ayının onuncu gününe rastlayan ve pek çok önemli olayın cereyan ettiği "Aşûra günü’nde tutulan orucun, bir yıl önce işlenen hata ve günahların bağışlanmasına vesile olacağı müjdelenmiştir" (Riyâzü’s-Salihin, II, 509).

Emevilerin ikinci hükümdarı Yezid zamanında ve hicri 61/milâdi 680 yılı Muharrem ayının onuncu cuma gününde vuku bulan Hz. Hüseyin’in şehadeti meselesinden dolayı Şiilerce o gün matem günü sayılmış ve bu matem daha sonraları geniş çapta ve resmi bir hüviyete bürünmüştür.

Aşura günü denilen Muharrem ayının onuncu gününde, tarihte pek çok önemli olayın meydana geldiği rivayet edilmektedir. Bunlar arasında şu olayları saymak mümkündür:
– Nuh (a.s)’un gemisinin tufandan kurtulup Cudi dağının tepesine oturması bu güne rastlar. Bilindiği gibi bu olay, Hz. Nuh’a inananların bir gemi vasıtasıyla kurtulduğu ve inkarcıların da bütünüyle yok olup gittiği bir olay olmuştu.
– Bunun yanında, Hz. Adem’in tevbesi,
– Hz. İbrahim’in ateşten kurtulması ve
– Hz. Yakub’un oğlu Hz. Yusuf’a kavuşması bu güne rastlar.
– Öte yandan Muharrem ayının onaltıncı günü Kudüs’ün kıble tayin edildiği ve
– on yedinci günde Fil ashabının geldiği gün olduğu nakledilenler arasındadır.

Muharrem ayının Osmanlılar devrinde de ayrı bir yeri vardı. Bu ay dolayısıyla şairlerin yazdığı ve "Muharremiye" adı verilen manzum şiirlerin sayısı oldukça kabarıktır. Ayrıca yeni sene başı olması hasebiyle bu ayda, devlet erkanı, padişahın huzuruna çıkarak yeni yılı tebrik eder ve padişahın "Muharremiye" denilen hediyelerini alırlardı.

Reklamlar

10 responses to this post.

  1. Posted by gülay on Aralık 16, 2009 at 8:15 pm

    Kültürümüz”den, “kimliğimiz”den, “benliğimiz”den o kadar uzaklaştırıldık, o kadar koparıldık ki; “bize ait gün ve geceler”in heyecanını, coşkusunu bile duyamaz, yaşayamaz olduk…Bugün, “Hicrî Yılbaşı”… Ancak, ne gazetelerde “Hicret”in anlamını anlatan bir haber var, ne de “kutlama hazırlıkları” yapıldığına dair bir ilân/reklâm!..Otellerde “rezervasyon” yapıldığına, “Hicrî Yılbaşı”nı meselâ Mekke veya Medine’de karşılamak isteyenlere “THY’den indirim” yapılacağına dair de bir haber yok!.bangır bangır bağıran gazeteler,dergiler,televizyon programları nerede?Oysa, “Miladî Yılbaşı”nda öyle miydi?.. “Noel Baba”lar, “çam”lar, “çan”lar derken ,”Miladî Yıl”ın geleceği günler öncesinden duyurulmuştu…Demek oluyor ki; “kendi rotalarından sapan” milletler, “başkalarının potaları”nda erimeye mahkûm oluyor!..Sadece “Hicrî Yılbaşı” mı; daha nice “‘bize ait değerleri” unuttuk biz!.. Batı’ya ait ne varsa “kutladık” da, bize ait olanları hep “atladık!”Hatta atlamakla da kalmadık, şutladık!..Bu defa da unutmamak için söylüyorum: Bugün Hicrî Yılbaşı… “Yeni yıl”ımız, inşallah hayırlara vesile olur!..

    Cevapla

  2. Posted by ahmed on Aralık 16, 2009 at 8:21 pm

    Allah\’ım,bize değiştiremeyeceğimiz şeylere katlanmak için sabır,değiştirebileceğimiz şeyleri değiştirmek için cesaret,bu ikisini birbirinden ayırt etmek içinde akıl ve feraset ver"B.NİEBUHRİşte belkide hepimizin hayatını kurtaracak,hepimizin hemen yanıbaşında,avucunu açtığında tam ortasında olması gerekecek o muhteşem dualardan birisi….Rabbim sana sonsuz şükürler olsun,dua kapısı denilen bir kapıyı sonsuza kadar açık bıraktığın için…Ya olmasaydı!!!!Ya çaresizliğimin en ağulu yerinde,tükenmiş umutların tamda bitim noktasında,dizlerimin üzerine çöküpte başımı iki elimin arasına aldığım bedenin tükendiğinde, YA RABB!!!!YA RABB!!!!!!Diyerek ellerimle beraber sana ruhumu açamasaydım….Böyle bir günün akşamında kime şükredeceğini bilmek, feraset sahibi insanlardan olabilmeyi istemek,zerre kadar kötülüğün mutlaka karşılığının olacağı,zerre kadar iyiliğinde mutlaka karşılığı olduğuna inarak yaşamak;işte gerçek mutluluk gerçek huzur bu olsa gerek.YA RABB!!!Aç semaları bize,dua kapılarını kapatma.Aç gönüllerimizi sana, merhametinle kuşat şu zavallı bedenlerimizi ve sel olup akan şu göz yaşlarımızla temizle ruhlarımızı…Temizleki sana tertemiz ağızlarla,tertemiz beldelerde ,Duyufur-Rahman(Allah\’ın misafiri) olup,yakaralım.birbirimizin derdiyle dertlenip dualar edelim,kimbilir biryerlerde dua eden birileride bizleri hatırlar çaresizliğimizde!!!Dualarda buluşmak dileğiyle!! selam ve dua ile ablacan Rabbim bu 1431 Hicri seneyi ümmetine selametine vesile kılsın inşallah

    Cevapla

  3. Posted by gülay on Aralık 16, 2009 at 10:54 pm

    Allah c.c. razi olsun ahmed kardeşim..amin inşallah.yeni Hicri yılımız hayırlar getirsin inşallah.amin

    Cevapla

  4. Posted by gülay on Aralık 16, 2009 at 10:54 pm

    Eğer HİCRET!!Eğer HİCRET ayrılmaksa küfür ortamlarından ve küfürden, biz bu küfür ve zulüm kokan beldelerde sırf rızık endişesi, kariyeri kaybetme korkusu bu ana kadar kazandıklarımızı kaybetme korkusuyla, zalimin zulmüne taviz vererek İslam kimliğimizi yitirerek katlanıp bana dokunmuyorsa yılan ben yoluma devam edeyim zihniyetiyle yaşıyorsak nasıl bir imana sahip olduğumuzu sorgulayalım! Allah yolunda hicret eden, yeryüzünde barınacak çok yer de bulur, genişlik (ve bolluk) da. Allah\’a ve Resûlü\’ne hicret etmek üzere evinden çıkan, sonra kendisine ölüm gelen kişinin ecri şüphesiz Allah\’a düşmüştür. Allah, bağışlayıcıdır, esirgeyicidir. (NİSA SURESİ / 100) İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah katında büyük dereceleri vardır. İşte \’kurtuluşa ve mutluluğa\’ erenler bunlardır. (TEVBE SURESİ / 20) …….Eğer HİCRET Allahın Resulünün “Allahın emri olmasaydı asla senden ayrılmazdım Mekke” deyip elli yıllık anılarını evini ocağını ve içinde Kabenin olduğu Mekke’yi böylesine sevmesine rağmen ağlayarak terk etmesi ise; sevdiği eski bir kıyafeti bile Allah rızası için sadaka veremeyip eski bir gömlekten bile ayrılamayan bizler, hangi sevdiklerimizi sırf Allah rızası için, Allahın dini yücelsin mücadelesi için terk ettik? Rahat yaşantımızı mı? Güzel mekânlarımızı mı? Önünde eğilin en koltuklarımızı mı? Şehvetlerimizi mi? Kalplerimizi ve beyinlerimizi istila eden tutkularımızı aşklarımızı mı? Hangi sevdiklerimizden hicret ettik? De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah\’tan, O\’nun Resûlü\’nden ve O\’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah\’ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez. (TEVBE SURESİ / 24) ………Eğer HİCRET sadece ve sadece Allah’a güvenerek kendisini nelerin beklediğini bilmediği halde Allah rızası için Allah’ın dininin yeryüzüne hakim kılınması için bütün geçmişine bir sünger çekip yeni ufuklara yelken açmak ise; bizler yeni bir başlangıcı risk olarak görüp, mülkün Allah’ın olduğunu unutuyorsak; Ve onu hesaba katmadığı bir yönden rızıklandırır. Kim de Allah\’a tevekkül ederse, O, ona yeter. (TALAK SURESİ / 3) ayetinin geregini kavrayamamış isek, komşu şehre bile giderken kalacak yerimizi ayarlayıp rezervasyon yaptırmadan gidemiyor isek, yolcu olan bir Müslüman kardeşimizi tanımadığımız için evimize alamıyorsak soframıza bir muhaciri oturtamıyorsak bizler imanın neresindeyiz?Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin -hayasızlığı emrediyor. Allah ise, size kendisinden bağışlama ve bol ihsan (fazl) vadediyor. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir. (BAKARA SURESİ / 268) ……..Eğer HİCRET bizi sıkıp daraltan dan hayatımızı karartan dan(şeytandan) ayrılmaksa ve koşmaksa güven veren, huzur veren, dünya ve ahret nimetlerini ayağımıza seren Medine’nin ve alemlerin Rabbi’ne sığınmaksa; bizler hala hicret edememişsek kötü amellerimizden, Allah’ın hoşuna gitmeyen bizden, bizi esir alan duygu ve düşüncelerimizden, hicret edememişsek dünya ve içindekilerin sevgisinden ve korkusundan, o zaman şaşırmamalıyız neden İslam alemi olarak bu kadar zulüm, sıkıntı ve sefalet içinde oluşumuza ve düşünmeliyiz, bizler HİCRETİN, İMANIN, KULLUĞUN neresindeyiz? Siz O\’na (peygambere) yardım etmezseniz, Allah O\’na yardım etmiştir. Hani kâfirler ikiden biri olarak O\’nu (Mekke\’den) çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: "Hüzne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir." Böylece Allah O\’na \’huzur ve güvenlik duygusunu\’ indirmişti, O\’nu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, inkâr edenlerin de kelimesini (inkâr çağrılarını) alçaltmıştı. Oysa Allah\’ın kelimesi, yüce olandır. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (TEVBE SURESİ / 40) Bizler hicreti anlatan bu ayette işaret edilen Hz. Ebu Bekir’ ler olur isek mutlaka bu ayetin kapsama alanına girenlerden olacağız.

    Cevapla

  5. Posted by gülay on Aralık 17, 2009 at 12:12 am

    Muharrem ayı (hicri yeni yıl) duası Peygamber efendimiz, “ Her kim Muharremin ilk günü bu duâyı üç kere okursa, Cenab-ı Hak o kimseyi, gelecek Muharreme kadar bütün belalardan emin kılar.” buyurdu. Şihabeddini Sühreverdi hazretleri, Muharrem ayının birinde okunan şu duâyı bir kimse aşure günü okursa, ölümden emin kılar. Ölümü mukadder olan bu duâyı okuyamaz, demiştir. “Bismillâhirrahmânirrahîm.Elhamdülillahi Rabbilâlemîn.Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihi ecmaîn. Allâhümme entel ebediyyül kadîm. Elhayyülkerîm. El hannânül mennân vehâzihî senetün cedîdetün es elüke fîhel ısmete mineşşeytânirracîm vel avne alâ hâzihin nefsel emmârati bissû’i veliştigâle bimâ yugarribunî ileyke yâ zel celâli vel ikrâm. Birahmetike yâ erhamerrâhımîn. Ve sallallâhü ve selleme alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve ehli beytihî ecmaîn.” Bir zamanda veya bir yerde veya birşeyi okumakda, yapmakda, çok sevâb verileceğini işitince, o sevâba kavuşmağı niyyet ederek, düşünerek yapana, Allahü teâlâ, o sevâbları ihsân eder. Sevgili Peygamber efendimiz Hz.Muhammed aleyhisselam, 622’de Mekke’den Medine’ye hicret etti. 20 Eylül Pazartesi günü, Medine’nin Kuba köyüne geldi. Bu tarih Müslümanların Şemsi yılbaşı oldu. O yılın Muharrem ayının birinci günü de, hicri [kameri] yılbaşı oldu. Muharrem ayının birinci gecesi [bu yıl Çarşambayı Perşembeye bağlayan gece, yani bu gece] Müslümanların yılbaşı gecesidir. Yılbaşı gecemiz mübarek olsun!Bu geceyi ihya etmeli ve saygı göstermeli. Saygı göstermek, günah işlememekle olur. Zilhiccenin son günü ve Muharremin birinci günü oruç tutan, o yılın tamamında oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. Bir hadis-i şerifte, (Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur) buyuruldu.17 Aralık 2009 tarihi, 1 Muharrem 1431 Hicri Yılbaşıdır..

    Cevapla

  6. Posted by ASLI NUR on Aralık 17, 2009 at 8:48 am

    Hicri yılbaşı gecesi Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselam, miladi 571’de 20 Nisana rastlayan, Rebiul-evvel ayının on ikinci Pazartesi sabahı, Mekke’de doğdu. 622’de Mekke’den Medine’ye hicret etti. 20 Eylül Pazartesi günü, Medine’nin Kuba köyüne geldi. Bu tarih Müslümanların Şemsi yılbaşı oldu. O yılın Muharrem ayının birinci günü de, Kameri yılbaşı oldu. Muharrem ayının birinci gecesi Müslümanların kameri yılbaşı gecesidir. Bu geceyi ihya etmeli ve saygı göstermeli. Saygı göstermek, günah işlememekle olur. Zilhiccenin son günü ve Muharremin birinci günü oruç tutan, o yılın tamamını oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. Bir hadis-i şerifte, (Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur) buyuruldu.İslamiyet’ten önce Araplar, Muharrem ayında savaşmak isteyince, o yıl Muharrem ayının ismini, sonraki aya koyarlar, sonraki aya da, Muharrem derlerdi. Böylece haram ay, Muharremden bir sonraki ay olurdu.(Bir ayın haramlığını başka aya geciktirmek, ancak kâfirliği arttırır. Kâfirler, böylece sapıtıyorlar. Onlar, Allah’ın haram kıldığı ayların sayılarını denk getirmek için, haram ayı bir yıl helal edip, başka yıl onu yine haram ederler. Böylece, Allah’ın haram kıldığını helal kılmaya çalışırlar) mealindeki, Tevbe suresinin 37. âyet-i kerimesi, ayların yerlerini değiştirmeyi yasak etti.Kıymet verilen dört aydan biriMuharrem ayı, Zilkade, Zilhicce ve Receb’le beraber Kur’an-ı kerimde kıymet verilen 4 aydan biridir. (Tevbe 36)Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:(Ayların efendisi Muharrem, günlerin efendisi Cuma’dır.) [Deylemi](Ramazandan sonra en faziletli oruç, Allahü teâlânın ayı Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farzlardan sonra en faziletli namaz, gece namazıdır.) [Müslim, İbni Mace, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai](Nafile oruç tutacaksan, Muharrem ayında tut! Çünkü o, Allahü teâlânın ayıdır. O ayda bir gün vardır ki, O günde Allahü teâlâ geçmiş kavimlerden birinin tevbesini kabul etti. Yine o gün, tevbe edenlerin günahlarını da affeder.) [Tirmizi]Nafile ibadetlerin sevabına kavuşabilmek için, Ehl-i sünnet itikadında olmak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek, farzları kusursuz yapmaya çalışmak, o ameli ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır.Yılbaşı duasıSual: Hicri yılbaşında hangi duayı okumalıdır?CEVAPMuharrem ayının ilk günü aşağıdaki duayı 3 defa okuyanın, gelecek Muharrem ayına kadar bütün belalardan emin olacağı, Aşûre Günü [Muharremin onuncu günü] 3 defa okuyanın ise, ölümden de emin olacağı; çünkü o sene öleceği takdir edilmiş olana, bu duayı okumak nasip olmayacağı bildirilmiştir.Duanın Latin harfleriyle yazılışı şöyledir:(Elhamdülillâhi Rabbil-âlemîn. Vassalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn. Allahümme entel-ebediyyü’l-kadîm, el-hayyül-kerîm, el-hannân, el-mennân. Ve hâzihî senetün cedîdetün. Es’elüke fîhe’l-ısmete mineşşeytânirracîm, vel avne alâ hâzihinnefsil-emmâreti bissûi vel-iştiğâle bimâ yukarribünî ileyke, yâ zel-celâli vel-ikrâm, birahmetike yâ erhamerrâhimîn. Ve sallallâhu ve selleme alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve ehl-i beytihî ecmaîn.)

    Cevapla

  7. Posted by Assy on Aralık 17, 2009 at 9:20 am

    Benimdir,bizimdir hicri geceleeer…Alkollü salya kokmaz ağzımız, DUA dır dilimizde heceler…Hicri yılımız kutlu olsun ey gönlü yüceler…

    Cevapla

  8. Posted by Ceren on Aralık 17, 2009 at 10:09 am

    Yeni yıl tüm insanlara barış getirir umarım! Ülkemizdeki, Filistin\’deki ve tüm dünyadaki şehitlerimiz için 1 Fatiha 3 İhlas inşaallah.Allah (CC), şefaatlerini nasip etsin..

    Cevapla

  9. Posted by ๑۩۞۩๑ GÜLİ RANA ๑۩۞۩๑ on Aralık 17, 2009 at 5:59 pm

    Hicret nedir bilmez ki onu, hicret etmeyen,O bir gurûbdur, ümidi inkîsarı bitmeyen.Kan damlar gibi damlar sinelere her zaman,Bir başka hasret, başka tasa ve başka hicran. Günlerin aylar, ayların yıllar uzunluğu Ve ruhların ahbab, sıla, vuslat susuzluğu,Duyulur gönlün derinliklerinde sessizce.. Ve melâl türküleri dinler insan her gece.Kederi gibi sevinci de boldur hicretin;Hakk’a götüren yollar arasında en metin..Büyüklüğe yürüyenler için o bir köprü, Herkes ona uğramalıydı bundan ötürü.! Asırlar önceydi; âdet-i ilâhi bu ya, Tıpkı kabir gecesi gibiydi bütün dünya..Işığa kapalı sinelerde bir homurtu, Yarasalar şehrâyiniydi ki her kuytu. Güneş doğacak diye zulmet çıldırıyordu, İblis gönlünce renkli bir hayat sürüyordu. Yağmura gebe atmosfer sıkışması gibi, Üst üste bulutlar ki, görünmüyordu dibi. Kâbe bir kuluçka gibi inim inim haliyle, Yutkunup duruyordu suskun heyecaniyle.İnanan dudaklarda sımsıkı bir fermuar, Ezilen ruhlar ümitsizlik içinde zâr zâr…Bin bir gürültü içinde müthiş hissizlik,Mekân şirke emanet, zamanın dibi delik.Nebî muzdarip, çevre eza ile hep sarsak,Canlar dudakta fecir bekleniyordu artık..Tam bu esnada hâdiselerin en garibi;Bir sepette Musa’nın Nil yolculuğu gibi,Işıktan adama “git” deniyordu şimdilik,Bir kutlu beldeye ki yollar hep selvilik…Arkada O, az önde kudsiler dörder-beşerVe dirilişe yürüyordu bütünüyle beşer.Bir sırlı seyahat ki semavî; fakat yerde; İçinde dönüş muştusuyla biraz ilerde… Yürüdüler Allah’a güvenerek kol kola, Ve bir gün ulaştılar devlete giden yola.Mekke’de gurûb tasası Medine’de şafak, Dünya yeni bir çağın kapısında ki apak! Zamanda hareket, gönüllerde kıpırdanış,Duyanlar duydu, duymayanınki bir aldanış..Eridi kardan adamlar onun nefesiyle Ve dirildi ölü gönüller altın sesiyle.Artık çark O’na râm ve önünde iki büklüm, Gündüzler alnının ziyasından bir teb’essüm..Gönüller “taht-ı revân” O ise bir Süleyman Her ululuk bir damla, O ise tam bir umman… Yürüdü iki cihan atının terkisinde, Yürüdü, son noktanın bir adım berisinde….Şimdi sırada tekmil çağın garipleri var,“Hicret” deyip dökülmüş yollara O’nu arar.Dolaşıp durur ve her koyda ayrı bir bahar.Onların bağına dikenler eken gül toplar.Onların hamurunu kudret eli yoğurur,Onların bağında saksağan tavus doğurur!Onlar, varlığın gaye ölçüsünde nüktesi,Dillerinde ötelerin güftesiz bestesi…Felek onların ikbaline boyun eğmekte,Kader geçecekleri yollara su serpmekte.Allah tutkusuyla her zaman başları mahmur,İklimleri cennet kokusuyla buhur buhur…(alıntı)

    Cevapla

  10. Posted by DELİFİŞEK on Aralık 26, 2009 at 2:11 pm

    ŞUAN GÖRDÜKLERİMİ VE YAŞADIKLARIM İÇİN SİZE ALLAH KATINDA MİNNATTARIM SAĞOLUN Kİ GÜZEL BİR YOLA DÖNMÜŞSÜNÜZ ALLAHSİZDEN RAZI OLSUN ÇOK GÜZEL AMA BU PİS SANAL ALEMDE İŞİNİZ NE ÇÜNKÜ BURALAR PİSLİK YUVASIDIR LÜTVEN GİRDİĞİNİZ YOLUN BURALARDA İŞİ YOK ALLAHA EMANET OLUN SAYGILAR ANKARADAN DELİ FİŞEK RABBİME ŞÜKÜRLER OLSUN SİZNGİBİ NURLU İNSANLARDA VARMI BURDAS

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: