“Yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevmesini” bilmek…‏

Sevgi, dilimizde sıkça terennüm ettiğimiz halde davranışlarımıza tam manasıyla aksettiremediğimiz müstesna bir duygu. Sevgi diye adlandırdığımız birçok konuda maalesef sevgisizlik kol geziyor. Taşıdığı derin mana, yüreklerde daralıp, sunileşiyor ve çoğu zaman yüzeysel kalıyor.

Oysa bir zamanın sevgileri vardı, hayatın acımasız zorluklarını çekilir kılan. Her işin üstesinden gelen duru sevgiler. Teknolojinin dostluğuna bel bağlayanlar yavaş yavaş sevgilerini çıkardı kalplerinden. Hatta çok önemli olmadığına inanmaya başladılar. Sevgiler azaldıkça güven kaybolmaya, hırs ve tamah onun yerini almaya başladı. Sorunlar, stresler, bunalımlar, intiharlar geldi peşinden. Sevgi açlığı itimatsızlığı, o da “sadece ben” düşüncesini benimsetti. Bu durum kapkaçı, cinayeti tetikledi bunalmış insanlığa…

“Yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevmesini” öğrenmişlerdi

Bir zamanlar insan olmanın, kardeşliğin sevgisi her şeyden önce gelirdi. Ta ki yerini, teknolojinin kendini beğenmiş havası alana kadar… Öfkenin, nefretin sıkça yaşanmadığı zamanın insanları, bu duyguların sevgiye kibrit suyu döktüğünü çok iyi bilirler, yaklaşmazlardı yanına. Kusur aramak, yüze vurmak gibi bir dertleri yoktu; çünkü onlar, “yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevmesini” öğrenmişlerdi.

Sevgi her şeyden önce bir kulluktu nazarlarında. “Onlar Allah’ı, Allah da onları sever” ilahi kelamına ermek için can atarlardı. Küçük büyüğünü baş tacı etmesini, tecrübelerinden yararlanmasını bilir; evde, işte, ulaşım araçlarında hürmetle kalkar yer gösterirdi. Günümüzün toplu taşıtlarında olduğu gibi, görmezden gelmezlerdi. Onların, tabiata duydukları sevgileri de vardı. Yeşilliği, çiçeği hayatlarının bir parçası gibi görürler; ruhlarını çiçek gibi güzelleştirirlerdi. Çok kazanma hırsı çiçeklere bile el uzattı, sanayiye çevirip yapma çiçekler ürettiler. Solmayan, kokmayan, değişmeyen, kendileri gibi ruhsuz çiçekler… Para kazanmaktan öte bir anlam taşımadı nazarlarında.

Sevgi gönlümüzün paha biçilmez giysisi

Oysa sevgi insanın fıtri ihtiyacı… Çok kere itiraf edemesek de sevmek, sevilmek istiyoruz. Uzağımızdakilere vermeye çalıştığımız sevgiyi; yakınlarımızdan, ailemizden, dostlarımızdan farkında olmadan esirgiyoruz. Belki yanı başımızda olduğundan ihmal ediyoruz. Bir gün elimizin altından kaydıklarında anlıyoruz kaybettiğimiz şeylerin değerlerini.

İnsan olarak sevginin her çeşidine ihtiyacımız var… Bir annenin şefkatine, babanın içten ilgisine, bir kardeşin gönül desteğine, bir dostun sıcacık gülüşüne… Sevgi gönlümüzün paha biçilmez giysisi. Onlarla ısınır ruhumuz ve olumluya yol alır düşüncelerimiz…

Sevgiden uzak kalırsa, üşür genç yüreklerimiz…

Reklamlar

6 responses to this post.

  1. Posted by ahmed on Mart 14, 2010 at 7:01 pm

    Ey gönlüme değen gözyaşım!Zamanın tenhalığında eğrilen gönlünü sakla gerçek aşklar için!Yangın bitmese de gözlerinde, damlaların hiç durmadan aksın o yar’in özüne…Kalp süvarisi değildin sen unutma!Sevmek, sevilmek ömründe tek sermayendi senin ey gönlüm!Damlalar içinde biriksin boş ver!Yalın hayatların ıssızlığı çelimsizdir…Hazin olur sonsuzlukları…Sen gözlerinden düşürdüğün yaşları biriktir avucunda…Al yanaklı bebeklerin temizliğinde orucun olsun susuşun…Dökülsün dehlizime, akıntıma kapılsın günahlar…Geçmişime mübarek sayılsın gözlerimden dökülen bu yaşlar…Omuzlarında devleşen yükün ağırlığından feryad etmeye meylettiğinde yüreğin, sadece tut dilini…Kara zindanı andıran gözlerinde bir ışık haresi oluşsun…Bir kıvılcım, bir ateş, bir sus, bir can oluşsun…Ağlamaktan sakın korkma ey gönlüm!Matem tutmak değildir bu ve gidenin ardından yas tutmak hiç değil…Gelene sevinmek, acıyan yaralara tuz basmak değil…Çölde susuz kalmış bir ceylanın çaresizliğine su bulmaktır…Kanadı kırk yerden kırılmış bir serçenin diline bir damla can dokundurmaktır…selam ve dua ile ablacan

    Cevapla

  2. Posted by ASLI NUR on Mart 15, 2010 at 8:50 am

    Güller diyarına kırmızı bir gül de benden ulaşsın kuşların kanadıyla,Gözyaşları nehrine bir damla da benden ulaşsın yagmurların damlasıyla,Aşıklar yurduna bir sevda da benden ulaşsın bülbüllerin hoş sadasıyla,Vuslat kapısına bir bâd-ı saba da benden ulaşsın “Selam Ey Yâr” nidasıyla…SIKINTILI SÜREÇLER duaları sıklıkla sürdürmemiz gereken zamanlardır. Daraldıkça dualar genişler, musibet kalınlaştıkça ruh incelir. Harici olduğu kadar dâhili sarsıntılarda sarsılmamak “sabır sadır” taşımakla mümkündür.Eleklerden elenmeme garantisi kimsede yok, her birimizin içinde nefis olduğu gibi, şeytan hepimize musallat oluyor. İnsi ve cinni parmaklar da dolaşmaya devam ediyor. Hele bir de ahir zamanın deccalist ve süfyanist fırtınaları kavuruyorsa, kalbi istikameti bulmak ve onda kalmak kolay mı?Dua mahsulüdür nurlar… Nurları dua diye okumayı nefsimiz âmin diyebiliyorsa kalbimiz kolay yolun yolcusu demektir. Tesbihle başlayıp kusurunu itirafla biten bahislerin bize söylediği, söyleyeceği çok şeyler var…Sükût zamanlardayız… Kelimelerin kifayet etmediği hatta kor gibi yaktığı demlerde en iyisi sükût elbisesini giymek… Sahabelerin yaptığını yapmak, ya hayır söylemek ya susmak… Pazarda karşılaşan ashabın Asr suresini okuyarak ayrılması gibi birbirinden ayrılmak ve yenileriyle bu şekilde buluşmak…Dolduruluşa gelmemek ve dolmuşa binmemek gıybet girdabına girmemekle mümkün. Vehmin üflediği zanlardan kaçınmak bizi kor kelam etmekten koruyacaktır.Yılanların, akreplerin hücumunda sinek bahanelerle sadırları yaralamak kime ne fayda? Uyuyan fitne duyguları uyandırmanın maslahatı ne?Hizmet şiarımız tenkidi terk, şevke teşvik olmalı değil mi? Tenkit etmemek faziletse, tenkidi göğüslemek ayrı bir fazilet sayılmaz mı? Tenkit edeni tenkit ediyor demek de bir tenkit değil mi?Niyetlerin ruhu yoksa ameller ne işe yarar? Ney nefessizse neyleyeyim neyi…İhlâsı tarif eden ariflerden birisi der ki; “Övüldüğünde ve yerildiğinde değişmeyen, ihlâs sahibidir.” Rüzgârlarda sakin bir duruş sergilemek köklü bir iman göstergesi olsa gerek.Arif inceliği ile herkes kendini ölçebilir.Kâinattan kopuk, ölümden ayrı hayatlar sığlıkta boğulmaya yakındır. Hayatı ölümle soluyan hikmet bahçesinin gülleriyle güler. Dikenler batsa da bilir ki, asıl olan gül güzelliğidir. Kardeşine gülerken dikenine dikkat etmez. Batsa da, goncanın Yusuf güzelliğiyle kendinden geçmiştir çünkü…Birbirimize Yusuf yüzler hasretiyle bakamıyorsak bıçakların kestiği parmak acısından çok ağlayacağız demektir.Her on beş günde bir okunması tavsiye edilen bahsin sonu ne güzel bir dua ile son bulur: “Allah(celle celalüh)ım, İhlâs suresinin hürmetine kendi iradesiyle ihlâslı olan ve Senin ihlâslı kıldığın kullarından eyle”İncelmiş bir ruh haliyle bu duayı on beş günü beklemeden her gün, her saat okuyabilirsek sıkıntılardan sıyrıklarla kurtulabiliriz.Fırtınalı zamanda sükûn elbisesini giyen Yusuf bahçesinde bir gül kalabilir. Değilse de, sonu nefessiz neyin sonundan farklı olmaz

    Cevapla

  3. Posted by gülay.. on Mart 18, 2010 at 7:16 pm

    Gönül evi dostundur. Dostun evi gönüllerdir.Gel dost ile kalalım. Gönül evi sonsuzdur. Dost aşkına sevelim. Dost aşkına yanalım. Aşk gönül işidir. Gönüller bu yüzden aşkı iş edinir. Gel aşkı iş edinelim. Aşksızlık gönüllerin ecelidir.Aşkla yanalım ikimiz. Aşıklar yanar bilirsin. Aşkta dirilelim ikimiz.Aşıklar ölmez bilirsin. Gel gönülden kavuşalım! Gel gönülden konuşalım! “Gel, gel aramıza katıl; biz Hakk’a gönül vermiş aşk insanlarıyız! Gel bize katıl da sevgi kapısından içeriye giriver, Giriver ve evimizde bizimle beraber otur… Gel birbirimizle içten konuşalım, Kulaklardan, gözlerden gizli konuşalım… Güller gibi dudaksız ve sessiz görüşelim, Tıpkı düşünce gibi dudaksız, dilsiz görüşelim… Mademki hepimiz biriz, Birbirimize dilsiz, dudaksız gönülden seslenelim… Madem ki ellerimiz kenetli, Gel bu halden bahisler açalım. El ayak gönül hareketlerini daha iyi anlar, Öyle ise gel dilimizi tutalım, Titreyen gönüllerimizle buluşalım” (Hz. Mevlana) Gel gönülden konuşalım! Dostun nazargahı olan gönülden. O gönül ki; dost onu sevdi, onu beğendi, onu yer bildi. Ona aşkı, ona sevgiyi öğretti. Aşkı bir gök gibi yaydı gönüllere. İşte, oradan sesleniyorum sana… Gel gönülden konuşalım! Sözlerin iflas ettiği yerden buluşalım. Sükuta boyansın her yer. Sükut boyasın her yeri. Yürekten selamlaşalım. Kapat gözlerini. Gözlerin kendiliğinden kapansın. Kalbinden kalbime, kalbimden kalbine yollar açalım. Göz göze gelsin gönüllerimiz. Bütün azalarımız dil olsun. Sonra vedalaşsın birbirleriyle azalarımızla vedalaşalım. Gel gönülden konuşalım! Sarmaş dolaş olsun ruhlarımız. Kulaklardan, dudaklardan gizlice buluşalım. Mesafeler kalksın, ayrılıklar bitsin, acılar dinsin kucaklaşalım. Kanatlansın ruhlarımız, ruhlarımız şaha kalksın. İçimizdeki aydınlığa koşalım. Gel gönülden konuşalım! Bağdaş kursun yüreklerimiz gökyüzünde. Lal olsun dilimiz, sessizce çığlıklar atalım. Ateşin kelimeler sarsın her yanı. Ateşten cümleler kuralım. Gel gönülden konuşalım! Sen sema ol, ben heva. Her nefes dol içime, her nefes birlikte yol alalım. Sessizce yağalım bulutlardan. Bulutlar sessizce ağlasın bize. Gökkuşağından alalım rengimizi. Gök kuşağına tutunalım. Gök kuşağı tutsun bizi, karışalım. Gel gönülden konuşalım! Gözyaşı kadar sıcak olsun sözlerimiz. Gözyaşı kadar içten. Gözyaşı kadar berrak. Usulca süzülsün ruhlarımızdan; teker teker, tane tane, coşkun ırmaklar kadar pak. Yetmezse bildiklerimiz, bilemediklerimiz için ağlaşalım. Gözyaşı rahmettir, gözyaşı berekettir, gözyaşı rahmettir;gözyaşıyla tanışalım, gözyaşı ile tutuşalım. Gel gönülden konuşalım! En mahrem yerinde gecenin, en mahrem sözlerle anlaşalım. Sırları paylaşalım. Sınırları aşalım. Sırların katibine bahisler açalım. O yazsın biz susalım. O sussun biz konuşalım. Gel gönülden konuşalım! “gel, aramıza gir. Biz, Hak aşıklarıyız. Gel aramıza katıl da sana aşk bahçesinin kapısını açalım. Gölge gibi evimizde otur, biz Hak güneşinin komşularıyız. Biz, can gibi göze görünmüyoruz, aşıkların aşkı gibi izimiz, nişanımız da yok. Fakat eserlerimiz sende, senin önünde, çünkü biz can gibi hem gizliyiz, hem de apaçık ortadayız. Sen, her neden bahsediyorsan, onlardan da yücelere, daha ötelere bak, biz ötelerin de ötesindeyiz. Sen, su gibisin, kafat çukurda kalmışssın mahpussun. Kendine bir yol aç da bize katıl, çünkü biz Hakka’a doğru akan bir seliz.” (Divanı-ı Kebir) Gel gönülden konuşalım!Gönül evi dostundur. Dostun evi gönüllerdir. Gel dost ile kalkalım. Gönül evi sonsuzdur. Dost aşkla sevelim.Dost aşkına yanalım. Aşk gönül işidir. Gönüller bu yüzden aşkı iş edinir. Gel aşkı iş edinelim. Aşksızlık gönüllerin ecelidir. Aşkla yanalım ikimiz. Aşıklar yanar bilirsin. Aşkta dirilelim ikimiz. Aşıklar ölmez bilirsin. Gel gönülden kavuşalım! Gel gönülden konuşalım! Mustafa DEMİRCİ- Aşkın Hükümranlığı

    Cevapla

  4. Posted by gülsen on Nisan 10, 2010 at 10:20 am

    Ey Allah\’ım Sana aşkımı ilan ediyorum.. Seni Seviyorum! Seni Seviyorum Allah’ım! Ne olur, ne olur sen de beni sev! Ne olur sen de beni sev!… Beni sevginle yaşat ve Sevginle canımı al! Sevginle dağıt bedenimi, Tekrar sevginle bir araya getir! Sevginle çıkayım kabirden, Sana koşayım yüreğimdeki sevginle! Mahşerde sevginin gölgesinde bekleyeyim Seni! Sevginle hesaba çek beni! Sevgi terazinde ölç sevgimi! Sahteyse sevgim, yak beni! Küçücük de olsa eğer, sevgim gerçekse; Sen de sev beni!.. Geçeyim sırat köprüsünden sevginle! Sevginle, dilimde isminle cennetine koy beni! Yüreğimdeki aşkınla yüreğine al beni, Nurunla yak, Cezbenle erit, Ruhuna kat beni! Ne olur sev beni Allah’ım, Ne olur sev beni!… Nasıl ki kuş kanatsız uçamazsa, ruhum da sevgin olmadan uçamaz, Sevgin kanadımdır benim! Nasıl ki beden cansız yaşayamazsa, ruhum da aşkın olmadan yaşayamaz, Aşkın canımdır benim! Nasıl ki insan sevmeden, sevilmeden yapamaz, bir canan ister, Ben de sensiz yaşayamam, Cananımsın benim! Nasıl ki bir ülke sultansız olmazsa, ruhum da sensiz olmaz, Sultanımsın benim!.. Kanadımsın, Canımsın, Cananımsın, Sultanımsın yarab! Nasıl ki kelebekler sevdalıysa ateşe, ve yanacaklarını bile bile nasıl dönerlerse ateşin etrafında, Nasıl kanat çırparlarsa Sevgili’ye doğru, Ben de senin nurunun etrafında öylece, tıpkı kelebekler gibi dönmek, Kanatlarımı senin aşkınla çırpmak Ve nurunun beni yakacağını bile bile sana kavuşmak istiyorum…Ya Vedud!Sen sevdigin ve sevdirdigin için bakar yüzler yüzlereSen sevdigin ve sevdirdigin için günes dogar günlereSen sevdigin ve sevdirdigin için baharin gelir her yereSen sevdigin ve sevdirdigin için kelamin deger dillere——————————————————————— Ya Vedud!Sen sevdigin ve sevdirdigin için bakar yüzler yüzlereSen sevdigin ve sevdirdigin için günes dogar günlereSen sevdigin ve sevdirdigin için baharin gelir her yereSen sevdigin ve sevdirdigin için kelamin deger dilleresenaidemirci.

    Cevapla

  5. Posted by fahriye on Nisan 11, 2010 at 1:44 am

    ALLAH SEVGİSİ:Kim çıkarır sabahleyin erkenden,Dünyamıza ışık veren güneşi?Gece vakti denizlere serpilen,Ay doğuyor; kim yapıyor bu işi?Kışın kuru sandığımız fidana,Baharda kim yeşillikler giydirir?Bülbül öter, yuva yapmış ormana,Bu sedayı ona acep kim verir?Vatan, millet ne demektir bilmeden,O sevgiyi kalbinize kim verdi?Babanızdan güzel bir şey isterken,Gönlünüze kim koyuyor ümidi?Akşamüstü karanlıklar içinden,Milyonlarca yıldızı kim parlatır?İşte bütün bu şeyleri düşünenYapan, eden, yaratan hep Allah\’tır.

    Cevapla

  6. Posted by fahriye on Nisan 11, 2010 at 1:54 am

    Allah\’ı çok seven, Allah\’tan korkan, O\’nun kendisinden hoşnut olması için samimi bir gayret gösteren her mümin, dünyaya güzellik kazandıran hayırlı insanlardandır. Allah\’ı seven insan, Allah\’ın yarattıklarını da sever, onlara karşı şefkat ve merhamet duyar, onları korumak, onlara hayır ve güzellik getirmek ister. Dünyanın en hayırlı, en üstün ahlaklı insanlarından olan Allah\’ın elçileri de, çevrelerindeki insanları sevgiye ve yakınlığa davet etmişlerdir:İşte Allah, iman edip salih amellerde bulunan kullarına şu şekilde müjde vermektedir. De ki: "Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik kazanırsa, Biz ondaki iyiliği artırırız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir. (Şura Suresi, 23)İnsanların bir kısmı Kuran ahlakını bilmedikleri, Allah\’ı gerektiği gibi tanıyıp takdir edemedikleri için sevgiden ve dostluktan mahrum kalarak, can yakan, yarı azap içinde bir hayat sürmektedirler. Bu insanlar arasında en görkemli görünen hayatı yaşayanlar bile, aslında gerçek mutluluğu ve huzuru bulamamaktadırlar. İmanı yaşamayan bu insanlar için sevgisiz, dostsuz ve yalnız yaşanan bir hayatın hiçbir anı zevkli ve güzel değildir. Allah, sevgisizliği iman etmeyenlere dünyada ve ahirette nankörlüklerinin ve iman etmemelerinin bir karşılığı olarak vermektedir. Bu insanlar ne gerçek anlamda severler ne de sevilirler. Allah\’a ortak koşarak yaşadıkları sevgi ise gerçek sevgi değildir ve onlara daima karamsarlık, mutsuzluk ve acı getirir. Allah\’ın Kuran\’da bildirdiği gibi yalnızlık ve dostsuzluk cehenneme ait bir özelliktir:Çünkü, o, büyük olan Allah\’a iman etmiyordu. Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı. Bundan dolayı bugün, kendisine hiçbir sıcak dost yoktur. (Hakka Suresi, 33-35)Bu kitabın amacı inananlara, sonsuz rahmet sahibi olan Rabbimiz\’e, Allah\’ın yarattıklarına ve müminlere olan sevginin önemini hatırlatmak, Allah\’ı inkar edenlere ait bir özellik olan sevgisizliğin bir insan için ne kadar büyük bir bela ve azap olduğunu göstermektir. Her mümin bu duruma düşmekten kaçınmalı, cennet sevgisini dünyadayken yaşamaya başlamalı, tek dost ve Veli olan Rabbimiz\’e ve müminlere sevgi ve vefa ile bağlanmalıdır..

    Cevapla

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: