Çanakkale Savaşında Dünya’yı Yendik

Çanakkale Savaşında Dünya’yı Yendik
 
Biz Çanakkale Savaşında, bütün Dünya’yı yendik,
Biz Çanakkale Savaşında kaçyüzbin şehit verdik,
Biz Çanakkale Savaşında, Haçlıları, dize getirdik,
Biz Çanakkale Savaşında, bütün Dünya’yı yendik.

Eğer bilmiyorlarsa bilsinler, duysunlar bu gafiller,
Bunlar, Vatan, Millet, Devlet sevgisinden gafiller,
Bunların, aklı kıttır, akılsızdır, bahiller ve de afiller,
Biz Çanakkale Savaşında bütün Dünya’yı yendik.

Ey Milletim üç, beş çapulcuya pabuç bırakmayın,
Yüce Atatürk’ün kurtardığı Vatan aziz bırakmayın,
Asil Türk Askerine saldıranları bir kıyıda saklayın,
Biz Çanakkale Savaşında bütün Dünya’yı yendik.

Çanakkale Savaşı Türkiye Cumhuriyetini kurtardı,
Ben sizlere ölmeyi emrediyorum diyerek kurtardı,
Bu Mehmetler, Ehli Salibe karşı Dünya’yı kurtardı,
Biz Çanakkale Savaşında bütün Dünya’yı yendik.

 
Yusuf Önder Bahçeci
Reklamlar

5 responses to this post.

  1. Posted by gulayozturk on Mart 18, 2010 at 12:15 am

    Çanakkale geçilmez!

    Gazi olmuş her taşı kan ile toprakları
    Arındığı mekândır Çanakkale geçilmez!
    En kanlı ve en şanlı tarihin yaprakları
    Barındığı mekândır Çanakkale geçilmez!

    Kınalı kuzu gibi başa kına yakarak
    Mermisi bile yokken süngüsünü takarak
    Şehadet aşkı ile öne doğru çıkarak
    Yüründüğü mekândır Çanakkale geçilmez!

    Topa silaha karşı etten duvar örülüp
    Mağrur düşman askeri bir bir yere serilip
    İmanın karşısında bel kemiği kırılıp
    Süründüğü mekândır Çanakkale geçilmez!

    Şehadede koştular komutuyla atanın
    Gönlümüze taht kurdu ruhları şühedanın
    Kanları pahasına şan, şerefi vatanın
    Korunduğu mekândır Çanakkale geçilmez!

    Topları sindirmişti Ya Allah naraları
    Gazi beziyle sardık alınan yaraları
    Türkün destan yazdığı dünyanın karaları
    Büründüğü mekândır Çanakkale geçilmez!

    Türk askeri kürüdü binlerce kadavrayı
    Ellerinin tersiyle teptiler palavrayı
    Türke kefen biçenin sonunda paçavrayı
    Sarındığı mekândır Çanakkale geçilmez!

    Kurtarıldı bu vatan cesaretle imanla
    Bu gün dünümüz gibi değişmeyiz zamanla
    Şahane abidenin harcı irfanla, kanla
    Karındığı mekândır Çanakkale geçilmez!

    Mikdat Bal

    Cevapla

  2. Posted by gulayozturk on Mart 18, 2010 at 12:18 am

    Kahraman Asker’e

    Sen ne kutlu mekansın ey Çanakkale
    Şehidin bu yurdu koruyor bugün bie

    Sen ne ulu insansın ey Çanakkale şehidi
    Hala kalbinde yaşıyorsun büyük tevhidi

    Ey Çanakkale ey şehidimin mekanı
    Kelimeler anlatmaya yetmez bu yüce destanı

    Düşman güçlüydü toplar kurşunlar Çanakkaleye yağıyordu
    Benim Mehmedim kalbinde iman taşıyordu

    Yer maşer olmuş gökyüzü buna ağlıyordu
    Şehadetler bütün yürekleri dağlıyordu

    Belki bir dua bir rekat namaz yıkmıştı bu ateşten kafesi
    Şehidim gülümseyerek vermişti son nefesi

    Vatan vatan diyordu son sözünde
    Belki düşmana bile bir mana vardı yüzünde

    Zaferi vardı artık onun gençlik çağında
    Şehidim bir yerlerde şimdicennet ocağında

    Allah(c.c) sizler gibi bizlere de şehadeti nasib eylesin.

    Yusuf Ziya Karataş(serdengeçti)

    Cevapla

  3. Posted by beyda on Mart 19, 2010 at 2:15 pm

    Bir destanın adıdır Çanakkale
    Ateşle imtihandır Çanakkale
    Tarihte destandır Çanakkale
    Düşmana mezardır Çanakkale

    Türkün şerefidir bu Çanakkale
    Kurşunların sevdası Çanakkale
    Ateşe karşı imandır Çanakkale
    Haçlıya ölümdür bu Çanakkale

    Şehitlere mezardır Çanakkale
    Yamyamlara derstir Çanakkale
    Canavarlara derstir Çanakkale
    En büyük destandır Çanakkale

    Kınalı kuzuların yattığı yer Çanakkale
    Seyit onbaşıların güçüdür Çanakkale
    Yahya çavuşların savaşıdır Çanakkale
    Türkün kaderini yazıldığı yer Çanakkale

    Düşmana yol vermeyen sudur Çanakkale
    Çelikten kaleyi yutan yerdir Çanakkale
    Haçlıya tarihi büyük derstir Çanakkale
    Türkün geçit vermez kalesidir Çanakkale

    Cevapla

  4. Posted by beyda on Mart 19, 2010 at 2:16 pm

    Çanakkale Askeri

    Adına binlerce destan yazılan
    Yıllar sonra bir bir anılan
    Toprağına taşına yazılan
    Çanakkale mi şehit,şehit mi Çanakkale

    Adım adım koşan asker
    Düşmanını yenen asker
    Vatanını seven asker
    Çanakkale mi şehit,şehit mi Çanakkale

    Tüm dünya’ya örnek asker
    Komutanıyla yürek asker
    Vatan millet diyen asker
    Çanakkale mi şehit,şehit mi Çanakkale

    Çanakkale geçilir mi sandın
    Topuna tüfeğine mi kandın
    Türk’ü yenilir mi sandın
    Çanakkale mi şehit,şehit mi Çanakkale

    Al bayrakla koşan asker
    Ölüm emrini alan asker
    Yaralı düşmanı saran asker
    Çanakkale mi şehit,şehit mi Çanakkale

    Bu destan anlatılmaz yaşanır
    Bu şehitler unutulmaz anılır
    Koca Seyit Bismillah der kaldırır
    Çanakkale mi şehit,şehit mi Çanakkale

    Cevapla

  5. Posted by beyda on Mart 19, 2010 at 2:20 pm

    ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

    Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?

    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,

    -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya

    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,

    Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!

    Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı”

    Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi

    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!

    Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer

    Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer.

    Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,

    Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada!

    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.

    Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.

    Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela…

    Hani tauna da zuldür bu rezil istila…

    Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,

    Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,

    Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;

    Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,

    Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz …

    Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.

    Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab,

    Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.

    Öteden saikalar parçalıyor afakı;

    Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;

    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;

    Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.

    Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,

    Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.

    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer

    O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer…

    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,

    Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.

    Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,

    Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.

    Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,

    Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.

    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler…

    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!

    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

    Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?

    Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram?

    Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam.

    Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,

    Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;

    Bir göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi;

    “O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi.

    Asım’ın nesli… diyordum ya… nesilmiş gerçek:

    İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.

    Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…

    O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,

    Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

    Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!

    Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

    Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i…

    Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

    Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?

    “Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın.

    Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab…

    Seni ancak ebediyetler eder istiab.

    “Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına;

    Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;

    Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;

    Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;

    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;

    Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan;

    Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;

    Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,

    Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;

    Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;

    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…

    Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.

    Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,

    Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i,

    Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran…

    Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

    O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;

    Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;

    Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın… Heyhat,

    Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat…

    Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,

    Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.

    MEHMET AKİF ERSOY (SAFAHAT KİTABINDAN)

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: