küçük bir kelebek..‏

Kelebeği bilirsiniz, baharın taze çiçek kokularına eşlik eder..
Bugün de köyümde küçük bir kelebekle tanıştım..
 küçük ve mavi bir kelebek.. küçük bir otun üzerinde ilk gördüğümde onu mavi bir çiçek sandım.
 Ama çiçek uçtu… ardı sıra ben de koştum..
 nazlı nazlı kanat çırpıp başka çiçeksiz bir otun üzerine konu verdi..
birden o ot da kelebeğin konuşuyla çiçek açmış gibi oldu.
Anladım ki, kelebek sadece çiçekleri dolaşıyor değil, gittiği yeri çiçekleştiriyor.
Anladım ki çiçek sadece baharda geliyor değil, vardığı zamanı bahar eyliyor..
Belki, dedim, dua da böyledir, hangi hal üzerinde olursak olalım, dilimize dua değiyorsa, kalbimizden dua sızıyorsa, o hal birden çiçek açıyor, birden bahar oluyor.
En zor zamanlarda, en büyük acılarımızda, korku ve ürperti anlarında yaptığımız o güzel yakarışlar, sonucu ne olursa olsun, ebedî baharımızın çiçeği olacak değil mi?
 Bir kelebek gibi uçurun ellerinizden duayı.. hafifçe ve fısıltıyla…

Senai Demirci

4 responses to this post.

  1. Posted by gulayozturk on Nisan 16, 2010 at 12:41 am

    Allahım! Cehennem fitnesinden, cehennem azabından, zenginliğin ve fakirliğin şerrinden sana sığınırım.

    Allahım! Kötü ahlâklı olmaktan, fena işler yapmaktan ve yanlış inançlara sapmaktan sana sığınırım.

    Ey kalpleri halden hale çeviren Allah! Benim kalbimi dininden ayırma!”

    Allahım! Senin rahmetini kazandıracak, bağışlamanı sağlayacak işler yapmayı, her türlü günahtan uzak durmayı, bütün iyilikleri işlemeyi, cennete kavuşup cehennemden kurtulmayı nasip etmeni niyâz ediyorum.

    Allahım! Peygamber’in Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin senden dilediği hayırları ben de dilerim. Peygamber’in Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin sana sığındığı şerlerden biz de sana sığınırız. Yardım ancak senden beklenir. İnsanı dünya ve âhirette muradına ulaştıracak sensin. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.AMİN..
    İlâhî!
    Gaflete düştüğüm zamanlarda Seni anmak için beni uyandır.
    Beni, ömrünü sana ibâdet ederek geçirenlerden eyle.
    Senin sevgine varan yolu aydın bir biçimde görme yeteneğini bana ihsân eyle.
    Bana dünyada ve âhirette hayr ihsân eyle.
    Ya Rabbi
    peygamber efendimiz (s.a.v) yüzüsuyu hürmetine,
    senden dua ile istekte bulunan müslüman kardeşlerimin hakkını hayırlı kıl. dinden çıkaracak düşünceleri bizden alıkoy. ve nefsimizle bizi baş başa bırakma yarabbi

    Üzerimizdeki lütuflarını saymakla tüketemeyeceğimiz, ihsanı, keremi bol, rahmeti, şefkati ve merhameti sonsuz Rabbimiz! Bize dünya adına verdiğin bütün nimetleri din-i mübin-i İslam’a hizmet etme istikametinde kullanmayı nasip eyle! Bizi, kardeşlerimizi, hepimizi bütün mevcudatı kuşatan ve her şeye şamil olan engin rahmetinden mahrum etme!

    Ey kullarına her zaman rahmetinle muamele edip, onların günahlarını görmezden gelen ve yeniden dönüp sırat-ı müstakimi bulmaları için fırsat üstüne fırsat veren yüce Mevlamız!
    Bizler çok hatalar irtikap ettik, çok günahlar işledik. Şimdi “Tevbeler tevbesi!” diyor, yüce huzurunda boyun büküyor, huşu ile iki büklüm oluyoruz.
    Şayet bizi cezalandıracak olursan adaletinle muamele etmiş olursun; yok eğer onca günahlarımıza, kusurlarımıza ve isyanlarımıza rağmen o hududu olmayan rahmet ve merhametinle muamelede bulunur ve affedersen, o da Sen’in fazlın olur; Sen’in fazlın bizim hayal sınırlarımızı bile aşacak kadar büyüktür.

    Ey rahmeti gazabının önünde bulunan, kullarının tevbelerini kabul buyuran ve dua dua yalvaranların nidalarına icabet eden Yüce Rabbimiz!
    Amellerimizdeki ek***liklere ve sözlerimizdeki kırık-döküklüğe değil, hakkındaki hüsn-ü zannımıza ve rahmetine bağladığımız recamıza göre muamele et ve bizim dualarımıza da icabet buyur; bizi haybet ve hüsrana uğratma!
    Ey Rabbim…Bu günahkar eller yalnız sana açılır, sen samimiyetle yaptığımız dualarımızı kabul eyle…
    Senden başka kapımız yok Rabbim..
    Çünkü senden merhametlisi yok, sığınacağımız kurtuluşa ereceğimiz başka kapımız yok.
    Sen Rahmansın, sen Rahimsin, sen merhametlilerin en merhametlisisin nolur bizi doğru yoldan ayırma! Eğer sen bize merhamet etmezsen biz yolumuzu şaşırırız ateşlere düşeriz Ey Alemlerin Rabbi.
    Sen iki cihandada yar ve yardımcımız ol…
    Senden başka dileğimiz yok, olmasın da…
    Sen, bizi sana imanla uçanlardan eyle, son nefeste iman ver.

    Bizleri yaşayanların ve ölülerin fitnesinden, kabir azabından, cehennem ateşinden muhafaza et.
    Öyle bir imanla doldurki şu seni anmaktan aciz yüreğimizi, içinde senden başka hiçbirşey kalmasın.
    Bizi iki cihandada senden ayırma bizi nur kaynağı cemalini görenlerden, Efendimizin sav şefaatine erenlerden, sıratı geçenlerden, Firdevse ulaşanlardan, dünyada ihlasla amel edenlerden, ihsan sahibi olanlardan, ana-baba-kul hakkı gözetenlerden, güzel ahlak sahiplerinden eyle…
    Gözyaşları sana akanlardan eyle…
    Sen sonumuzu hayreyle Ya Rabbi…
    Muhakkak ki hesap günü gelecektir ve hesabımız yalnız sanadır.
    Çünkü gerçek olan yalnız sensin, gerisi yalan Allahım!!!!

    Efendiler Efendisi’ne, O’nun nezih ehl-i beytine, seçkinlerden seçkin ashabına salat ü selam ederek bunları Senden dileniyoruz, Rabbimiz! Amin…

    Cevapla

  2. Paylaşmaların için teşekkürler

    Hakikatten senin yazılarının en önemli tarafı sağlam kaynaklardan alıntı yapmandır.
    Tekrar teşekkürler
    sevgiyle kalın..

    Cevapla

  3. Posted by beyda on Nisan 17, 2010 at 1:59 pm

    Bir sehayat esnasında hemen yanı başımdan yolcunun aşkla ve şevkle saatlerce kitap okuduğunu görünce okuduğu kitabı merak edip incelemek istedim…Kitabın çok kaliteli bir kitap olduğunu görünce sevindim….Kitabını kendisine iade ederken ona olan ilgi ve alakamı kendisine şu şekilde ilettim:”Tebrikler kardeşim Maşallah aklınızın tadını biliyorsunuz”
    Bir kitap evinde dakikalarca son çıkan kitabları inceledim… Sonrada bir kitap bile almadan çıkıp gittim…Bunu gören arkadaşım “kitapları o kadar inceledin bir kitap bile almayıp elini kolunu sallaya salla çıkıp gittin bunun sebebi nedir” diye sorunca ona şöyle yanıtladım:”Yayın evleri her halde ilgisi çok olanlara değilde parası çok olanlara hitap ediyor…Baksana kitaplar oku beni diyecekleri yerde adeta al beni diyorlar….

    Gelelim konumuza gül yüzlüm tefekkürden biraz söz edelim….

    Tefekkür, insanın, varlıkların, kainatın ve olayların hakikatini anlama çabasının adı… Allahu Tealâ’nın, birçok ayet-i kerimede “düşünmez misiniz?”, “görmez misiniz?”, “düşünüp ibret almaz mısınız?” hitabıyla insanı sorumlu tuttuğu büyük ibadet… İnsanı insan yapan, diğer varlıklardan ayıran temel özellik ve en büyük fark…

    Tefekkür, olmayan bir şeyi hayal etmek değil, varlıklardaki manayı görmektir. Tefekkür, kalp gözüyle varlıklara bakmak ve onlarda yazılı ilâhî ibretleri okumaktır.

    Tefekkür, adeta varlıklar ile konuşmak ve her gördüğünden Yüce Mevlâ’dan haber sormaktır.

    Tefekkür, Allahu Tealâ’nın eşyadaki tecellilerini okumak ve onlardaki hikmeti anlamaktır.

    Tefekkürün gayesi manevî yükseliştir. Manevî yükseliş, körükörüne bağlılıktan kurtulmak, her an Allah’a yaklaşmak, devamlı O’na hayran olmak, sürekli zikir halinde bulunmak ve nihayet “ihsan” mertebesine ulaşmaktır.

    İhsan, kalbin uyanması ve basiretin açılmasıdır. İhsan, eşya ile perdelenmemektir. İhsan, gaflete düşmemektir. İhsan, sanki Allahu Tealâ’yı görüyormuş gibi bir hale ermektir.

    Tefekkürün sonu, tevhittir. Alanı kainat kadar geniştir. Allahu Tealâ’dan başka bütün varlıklar tefekkür edilebilir. Şu dünyada acı-tatlı her ne varsa, hepsi ayrı bir ilim ve tecelli taşır. Var olan her şey, bir şeyi öğretmek içindir. O da kula kulluğunu bildirmek, Yüce Yaratıcı’nın ululuğunu isbat etmektir.

    Etrafımızda ibret alınacak o kadar şey var ki, belki de bu çokluk ve devamlı yüz yüze bulunuyor olmak bizi gaflete düşürüyor. Bu halimize Yüce Rabbimiz şöyle dikkat çekiyor: “Göklerde ve yerde (birliğimizi ve kudretimizi gösteren) nice deliller vardır ki, hergün onların yanından geçiyorlar, fakat hiç ibret almadan yüz çevirip gidiyorlar.” (Yusuf/105)
    Kaynak: ForumPaylas.net [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN…]

    Evet; görülen ve duyulan şeylerden ibet almak, ancak tefekkürle mümkün. Eğer tefekkür edip ibret alsaydık, bir an bile aynı halde kalmazdık. İbret alsaydık, boş işlerle bir daha yaşanmayacak yılları boşuna tüketmezdik. İbret alsaydık bir delikten iki kere ısırılmazdık. İbret alsaydık, dünyayı baş tacı yapıp, ebedi yurdu unutmazdık. İbret alsaydık, bozuk halimiz düzelir, kötü zamanlarımız tekrar etmezdi.

    Ve… eğer ibret almazsak Mevlâmız da dünyamız da bize gazap edecek. Çünkü ibret almadan yaşayan insan, Mevlâ’sına asi, dünyasına yüktür.

    selam ve dua..

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: