Gençlerimizi dinleyerek kurtaralım

Hanzade YÜCEL

Anlaşılma, kale alınma, halleşme ihtiyacı kendi kimliğini kazanma çağlarındaki gençler için pek çok özlemlerinden daha hayati önem taşır. Büyükleri tarafından “kabul görme” ve “anlaşılma” ihtiyacını yoğun hissederler. Nasihatten ziyade, dinlenilmek isterler. Sorunlarını, heyecanlarını ve her türlü düşüncelerini ebeveynleriyle paylaşırken, onaylanma beklentileri yüksek olur. Kendisiyle konuşmaya çalışan gence, ebeveynler çoğu kez bilmeden ya da alışkanlıklarından kaynaklanan bazı yanlış davranışlar gösterirler. Oysa ki çocuklarımızı dinlerken “etkili dinleme”ye ait kulağımıza küpe edeceğimiz birkaç ip ucu, onlarla konuşma sorunlarımızdan kurtulmamıza yardımcı olacaktır.

Çocuğunuzu dinlerken öncelikle dikkat etmeniz gereken hayati noktalar sizin ne kadar “anlayışlı” ya da “anlayışsız” bir anne baba olmanızı sağlar. Eğer çocuklarınızın sizden hiçbir şey gizlemesini istemiyor ve buna rağmen size içini dökmelerini başaramıyorsanız, onlarla konuşurken meselelere nasıl yaklaştığınızı gözden geçirmelisiniz.
Çocuğunuzun sorun yaptığı konu size göre çok basit geliyor ve biraz da abarttığını düşünüyorsunuz. Bu durumda tavrınızın ne olduğunu hiç düşündünüz mü? “Ya evladım kafana taktığın şeye bak. Boş ver, geçer geçer…”  diyor ve tekrardan başka şeylerle ilgilenmeye mi başlıyorsunuz? Yoksa; ilk cümlesinden sonra onun ne demek istediğini tahmin edip olgun ve bilge bir ebeveyn edasıyla nasihat etmeye mi başlıyorsunuz? Ya da sadece dinler gibi yapıp bir yandan da o an meşguliyetinize devam ederken içinizden “gençlik işte, daha çok cahil ama büyüyünce anlar” diyerek hiçbir şey söylemeden olayı geçiştiriyor musunuz?

Çekinip vazgeçebilir

Çocuğunuzu kısaca dinledikten sonra anlattıklarının “basit şeyler” olduğunu  söyleyip geçiştirdiğinizde çocuğunuz kendi düşüncelerini hafife aldığınızı düşünür ve bundan sonra sizinle bir şey paylaşmaya yeltendiğinde, yine abarttığını söyleyeceğinizden çekinip vazgeçer. Ne zaman size bir şey sormaya ya da kendisini etkileyen bir durumdan bahsetmeye kalkışsa yine önemsiz bir şey mi söylediğini düşüneceğinizden endişesi eder. Etkili iletişimde “etkin dinleme” teknikleri kapsamında öğretilen ve hayati önem taşıyan ipuçlarını yaşantınızda uygulamanız, sadece çocuklarınızla konuşmalarınızda değil eşinizle ve herkesle diyaloğunuzda size daima yardımcı olur. Dinlemek söylenenleri sadece işitmekten ibaret değildir. İşe yarayan ve karşınızdakini rahatlatan etkin bir dinleme, konuşana “dikkatimizi tam vermemiz” ve anlatılanı “anlamamız” anlamına gelir.

Önce sonuna kadar dinleyin, gerekirse nasihat edin

Hep tekrarlanan ebeveyn hatalarından biridir çocuk konuşurken hemen nasihat vermeye kalkışmak. Siz yorum yapmaya başladığınızda çocuğunuz konuyu değişik yöne kaydırabilir ya da size her şeyi anlatmaktan vazgeçebilir. Onun sıkıntısını tamamıyla ifade etmesini istiyorsanız, ona soru sorun ve susun. Bu yol, dinlemenin çok kolay bir şeklidir. Kendinizi röportaj yapan biri gibi düşünün. Sadece dinleyin ve konuyu daha rahat ifade etmesini sağlayacak sorular sorun ama sorularınız “Neden?”le başlayan ve onları savunmaya geçmeye zorlayan bir soru cümlesi içermesin. Savunma hissi çocuğunuza hiç istemese de yalan dahi söyletebilir. “Nasıl?” diye sorun. “Neden böyle oldu?” derseniz karşınızdakini korkutup bastırabilirsiniz. “Neden?” sorusu korku ve yargı içerir. “Nasıl oldu?” diye sorarsanız, bu cümleniz olayı merak ettiğinizi ve anlayış gösterme amacında olduğunuzu düşündürür. Böylece bilinçli bir şekilde fırsat verildiğinde, karşınızdaki kişi, bilmeniz gereken ya da anlatmak istediği her şeyi size rahatça söyleyecektir.

Dinleme hatalarımız gençleri anlamamızı engelliyor

En önemli iletişim hatalarımız, karşımızdakini dinlerken önemli detayları atlama, savsaklama, çarpıtma veya söylenenlere aşırı anlam yüklemeyle ortaya çıkıyor. Birbirimizle konuşurken çok değişik türlerde dinleme biçimleri geliştiririz. “Görünüşte dinleme” en yaygın dinleme yanlışları arasında gelir. Bir kişinin dinliyor görünmesine karşın aslında dinlemediği, duygu ve düşünceleriyle başka bir yerde olduğu dinleme şeklidir. Bazen de kişi kendi konuşmaları dışında başka bir şeyle ilgilenmez. Karşısındaki söylerken kendi kafasındakilerle ilgilenir, konuşması bitse de ben konuşsam diye sabırsızlanır.

Anlaşmazlıkların temel sebeplerinden biri de “seçici dinleme” denilen bir algılama şeklimizdir. Kişi karşısındakinin söylediklerinden yalnızca kendi ilgilendiği şeyleri dinler. Bir diğer yanlışımız ise “saplantılı” dinlemedir. Bu tür dinleyiciler ne söylenirse söylensin kendi saplandıkları konuların dışındakileri işitmezler. “Savunucu” dinleyici de her söyleneni bir tür saldırı olarak algılar. Karşısındakini zor duruma düşürme ve tuzak kurma amaçlı dinleyenler de çoktur. Bazı kişiler de ya kapasitelerinden ya da önem vermeyişlerinden “yüzeysel” dinlerler ve sadece sözcüklere takılıp asıl anlamı çıkaramazlar.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: