Yaşlılar evimizin bereketidir‏

Yaşlılar evimizin bereketidir

Yaşlılara hürmet ve ikramın, Rabbimiz’e saygıdan olduğuna vurgu yapan Rasulullah Efendimiz (s.a.v), “Eğer süt emen çocuklar, beli bükük yaşlılar, otlayan hayvanlar olmasaydı, üzerinize azap sel gibi gelirdi” buyurur. Cemiyetler dayanışma ile, yani yaşlısı ve gencinin birbirine gösterdiği sevgi ve saygıyla ayakta kalırlar. Eğer yaşlı “Artık benim işim bitti; bir işe yaramıyorum” diye düşünmeye başlarsa o toplumda huzur kalmaz.

Herkes bilir ki, yaşlı insanlar çocuklar kadar kırılgan ve hassastırlar. Onlara bir çocuktan daha fazla itina göstermeli, duygularını rencide etmeden yaşından kaynaklanan bazı durumları hoş karşılamalıyız. Yaşlı insanların üzerlerini örten yaşlılık perdesini kaldırmalı; onlara değer verdiğimizi gönül alıcı sözlerle göstermeliyiz.
Yaşlılarımızın evlerimizde bulunması rızkımızın genişlemesine vesile olduğu gibi musibetlerde birer kalkan vazifesi gördüğünü de güzeller güzeli Efendimiz (s.a.v) şöyle haber veriyor: “Zayıf ve düşkünlerinize dikkat ediniz! Çünkü siz onlar sayesinde yardım görür ve rızıklanırsınız.”

Düşkün kimselerin varlıklarına tahammül edememek, onlardan rahatsız olduğunu dile getirmese bile kalben bir an önce ölmelerini beklemek gerçek mümine yakışmaz. İnsan doğumdan ölüme kadar farklı süreçlerden geçer ve farklı deneyimler kazanır.  “Gençler bilebilseydi, yaşlılar yapabilseydi” şeklindeki ifadeden yola çıkarak her iki neslin birbirinden alabileceği çok şeylerin olduğu unutulmamalı. Genç insanın kendisinden daha önce hayatın basamaklarını adımlayan yaşlıların tecrübe birikimlerinden yararlanması en akıllıca davranıştır.
Onlara her baktıklarında kendi geleceklerini görüp hizmetlerini aksatmayanları Efendimiz (s.a.v) bizzat müjdeliyor: “Allah Teala yaşından ötürü bir ihtiyara saygı gösteren gence, yaşlılığında hizmet edecek kimseler lütfeder”
Yaşlılarımıza nasıl davranmamız gerektiği İsra suresinin 23. ayetinde açıkça beyan buyruluyor: “Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, ana-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti.

Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın olara ‘öf’ bile deme; onları azarlama; tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve deki: ‘Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.”
“Yaşlı insanlar için dünyayı yaşanılmaz hale getiren yalnızlık duygusudur. Akranları dünyadan ayrıldıkça bu duygu daha da artar.

 Bizlere düşen onlara bu duyguyu yaşatmamak. Onlara gösterdiğimiz saygı nispetinde, yaşadıkları yılları boşa geçirmemiş oldukları kanaatine varırlar.
 Saygının arkasından bazı şeyleri kendilerine danışarak hala onlara ihtiyacımız olduğunu hissettirmemiz gerekir.”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: